İçeriğe geç

Bölüm GT-001.08 · Seviye 0 — KapıSeviye 0

Tarih neden her kuşakta yeniden yazılır?

GT-001 Tarih Nedir?

2.642 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
1865–2000
Bölge
Dünya
Tema
Tarih yöntemi · Tarihyazımı
Kişiler
Benedetto Croce · Carl Becker · W. E. B. Du Bois · William A. Dunning · Eric Foner · Richard J. Evans · David Irving · Deborah Lipstadt
Yerler
Amerika Birleşik Devletleri · Moskova · Londra · Napoli
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Tarihin her kuşakta yeniden yazılmasının üç temel nedenini, yani yeni kaynakları, yeni soruları ve yeni yöntemleri örneklerle anlatabileceksin.
  • Amerikan İç Savaşı sonrasındaki Yeniden Yapılanma döneminin tarih yazımındaki değişimini, bir anlatının nasıl ve neden yeniden kurulduğunun örneği olarak açıklayabileceksin.
  • Kanıta dayalı yeniden yorum olan revizyonizm ile kanıtı çarpıtan inkârcılık arasındaki farkı değerlendirip bir tarih iddiasını sınamak için hangi soruları sorman gerektiğini bileceksin.

Okuma metni

Kanca — bir bölümün adı: «Tarihin Propagandası»

1935'te Amerikalı sosyolog ve tarihçi W. E. B. Du Bois, yedi yüz sayfayı aşan bir kitap yayımladı: Amerika'da Siyah Yeniden Yapılanma. Kitap, Amerika Birleşik Devletleri'nde 1865'te sona eren İç Savaş'ın ardından Güney eyaletlerinde, köleliğin kaldırılmasıyla özgürleşen siyahların oy kullandığı, meclislere girdiği, okullar kurduğu yılları anlatıyordu. Kitabın son bölümünün adı çarpıcıydı: «Tarihin Propagandası».

Du Bois, bu bölümde kendi döneminin üniversitelerinde okutulan tarih kitaplarını eleştiriyordu. O kitaplara göre Yeniden Yapılanma, cahil ve yozlaşmış bir yönetimin Güney'i yıkıma sürüklediği bir felaketti. Du Bois, bu anlatının kanıtlara değil, yazarlarının önyargılarına dayandığını, siyahların sesini ve belgelerini görmezden geldiğini savundu. Onun kitabı yıllarca kenarda kaldı; ama birkaç kuşak sonra, tarihçilerin büyük çoğunluğu onun yorumuna yaklaştı. Bu bölüm, bu değişimin arkasındaki soruyu soruyor: tarih neden her kuşakta yeniden yazılır?

Bağlam — «her gerçek tarih çağdaş tarihtir»

Hayatının büyük kısmını Napoli'de geçiren İtalyan filozof ve tarihçi Benedetto Croce, 1917'de yayımlanan tarih kuramı kitabında, sonradan çok tartışılacak bir cümle kurdu: her gerçek tarih, çağdaş tarihtir. Croce'nin demek istediği, tarihçilerin geçmişi keyfine göre uydurduğu değildi. Onun vurgusu, geçmişe bakmayı her zaman bugünün bir ilgisinin, bir sorusunun başlattığıydı. Bir tarihçi Peloponnesos Savaşı'nı ya da bir Arap filozofunu, ancak bugünün hayatıyla bir bağ kurduğunda gerçekten «tarih» olarak düşünebilirdi.

On beş yıl sonra, 1931'de Amerikalı tarihçi Carl Becker, Amerikan Tarih Derneği'nin başkanı olarak yaptığı konuşmada benzer bir fikri daha gündelik bir dille anlattı: herkes, kendi hayatını anlamak için geçmişini hatırlar ve yeniden düzenler; tarihçiler de bunu, daha disiplinli bir biçimde, toplumları için yaparlar. Konuşmanın başlığı, «Herkes Kendi Tarihçisi»ydi.

Bu fikir, tarihin «bilinemez» olduğu anlamına gelmez. Kanıtlar vardır ve bağlayıcıdır. Ama hangi kanıtın aranacağı, hangi sorunun sorulacağı ve neyin önemli sayılacağı, her kuşakta değişir. Tarih yazımı, bu yüzden, geçmiş ile her yeni bugün arasında süren bir konuşmadır.

Gelişme — bir anlatının çöküşü

Du Bois'nın eleştirdiği anlatının en etkili temsilcisi, yirminci yüzyılın başında Columbia Üniversitesi'nde ders veren tarihçi William A. Dunning ve onun öğrencileriydi. Onların yazdığı tarihler, Yeniden Yapılanma'yı Güney'deki beyazların gözünden anlattı; siyah seçmenleri ve siyasetçileri kandırılmış ya da yetersiz insanlar olarak gösterdi. Bu anlatı, onlarca yıl boyunca ders kitaplarında, romanlarda ve popüler kültürde tekrarlandı ve Güney'deki ırk ayrımcılığı yasalarını meşrulaştırmaya katkıda bulundu.

Bu anlatıyı değiştiren şey, üç yeni gelişmeydi. Birincisi, yeni kaynaklar: tarihçiler, siyahların kendi gazetelerine, kilise kayıtlarına, dilekçelerine ve Yeniden Yapılanma döneminin eyalet meclislerinin tutanaklarına yöneldi. İkincisi, yeni sorular: yirminci yüzyılın ortasındaki sivil haklar hareketi, tarihçileri eşitlik, oy hakkı ve yurttaşlık üzerine yeni sorular sormaya yöneltti. Üçüncüsü, yeni tarihçiler: siyah tarihçilerin ve farklı arka planlardan gelen araştırmacıların akademiye girmesi, aynı arşive farklı gözlerle bakılmasını sağladı.

Sonuçta ortaya çıkan anlatı, eskisinin tam tersiydi. Yeniden Yapılanma artık bir felaket değil, eşit yurttaşlık için yapılmış cesur ama yarıda bırakılmış bir deney olarak görülüyordu. Bu değişim, bir moda değil, kanıtların daha geniş ve daha dikkatli okunmasının sonucuydu.

Değişimin hızı da öğreticidir. Du Bois'nın kitabı 1935'te yayımlandığında, dönemin akademik tarihçilerinin çoğu onu ciddiye almadı ya da sert biçimde eleştirdi. Onun yorumunun ana çizgilerinin alanın geneline yerleşmesi, yarım yüzyıldan fazla sürdü. Bu gecikme, yeni bir yorumun yalnızca kanıtlarla değil, onu okuyan ve değerlendiren insanların beklentileri ve önyargılarıyla da karşılaştığını gösteriyor. Tarih yazımı, bir bilim olduğu kadar, bir toplumun kendisiyle yüzleşme sürecidir.

Bu örnek, yalnızca Amerika'ya özgü değildir. Pek çok ülkede, bir savaşın, bir devrimin ya da bir imparatorluğun çöküşünün tarihi, olayları yaşayan kuşak ile onların torunları tarafından çok farklı biçimlerde yazılmıştır. Olaylara tanık olan kuşak, çoğu zaman kendi rolünü savunan anılar ve resmî anlatılar üretir; sonraki kuşaklar ise arşivlerin açılmasıyla ve zaman mesafesiyle, daha karmaşık ve daha az kahramanlık yüklü anlatılar kurar.

Dönüş noktası — revizyon ve inkâr

Tarihin yeniden yazılması her zaman bir ilerleme değildir. «Revizyonizm» sözcüğü, iki çok farklı şey için kullanılabilir. Birincisi, yeni kanıtlar ya da yeni sorular ışığında eski bir yorumun düzeltilmesidir; bu, tarih biliminin olağan ve sağlıklı işleyişidir. İkincisi ise, siyasi bir amaç için kanıtların çarpıtılması, görmezden gelinmesi ya da uydurulmasıdır; buna daha doğru bir adla «inkârcılık» denir.

Bu fark, 2000 yılında Londra'da bir mahkemede sınandı. İngiliz yazar David Irving, Amerikalı tarihçi Deborah Lipstadt'ı ve yayınevini, kendisini Holokost inkârcısı olarak nitelendirdikleri için dava etti. Mahkemeye bilirkişi olarak çağrılan İngiliz tarihçi Richard J. Evans, Irving'in yazılarını kaynaklarıyla tek tek karşılaştırdı ve belgelerin sistematik olarak çarpıtıldığını gösterdi. Mahkeme Irving'in davasını reddetti. Dava, tarihçinin işinin yalnızca yorum yapmak değil, bir iddiayı kaynaklarına kadar izleyip sınamak olduğunu kamuoyu önünde gösterdi.

Yaygın yanlış«Tarih her kuşakta yeniden yazıldığına göre, hangi yorumu seçtiğimizin bir önemi yoktur» diye düşünülür.
Doğrusu

Yorumlar değişir, ama hepsi kanıtlar karşısında sınanır. Kanıtın bütününe dayanan bir yorum ile kanıtları seçerek ya da çarpıtarak kurulmuş bir anlatı aynı değerde değildir.

Cevap — değişen soru, bağlayıcı kanıt

Öyleyse tarih neden her kuşakta yeniden yazılır? Birincisi, yeni kaynaklar bulunur: arşivler açılır, kazılar yapılır, yeni bilimsel yöntemler eski buluntulardan yeni bilgiler çıkarır. İkincisi, yeni sorular sorulur: her kuşak, kendi deneyimlerinden gelen sorularla geçmişe bakar. Üçüncüsü, yeni tarihçiler gelir: daha önce tarih yazımının dışında kalan grupların üyeleri, aynı kaynaklara farklı gözlerle bakar.

Ama bu yeniden yazma, keyfî değildir. Her yeni yorum, kanıtların bütünüyle sınanır; eski yorumları çürütmek için, onlardan daha iyi kanıt ve daha tutarlı bir açıklama sunmak gerekir. Tarih, bu yüzden, hem değişen hem de birikim yapan bir bilgidir. Bir kuşağın yeniden yazdığı tarih, bir öncekinin emeğini silmez; onun topladığı belgeleri, kurduğu kronolojiyi ve sorduğu soruları devralır, bazılarını düzeltir, bazılarını genişletir. Du Bois'nın eleştirdiği Dunning okulunun tarihçileri bile, yanlış yorumlarına rağmen, eyalet düzeyinde ayrıntılı arşiv çalışmaları yapmış, sonraki tarihçilerin de yararlandığı belgeleri derlemişti.

Bu birikimli yapı, tarihin bir tartışma olarak işlediğini gösterir. Bir tarihçi yeni bir yorum önerdiğinde, dipnotlarıyla kanıtlarını gösterir; öbür tarihçiler bu kanıtları sınar, eksiklerini bulur, yeni belgeler ekler. Bu süreç yavaş ve çoğu zaman çatışmalıdır; ama tarih bilgisinin güvenilirliği tam da bu açık sınamadan gelir.

Bugünle bağ — kendi kuşağının soruları

Bugün de tarih yeniden yazılıyor ve bu süreç, gözümüzün önünde, yaşadığımız yıllarda sürüyor. İklim değişikliği, tarihçileri geçmişteki kuraklıklara, salgınlara ve çevre değişimlerine yeni sorular sormaya yöneltiyor. Genetik araştırmalar, göçlerin ve salgınların tarihini yeniden kuruyor. Sayısallaştırılmış arşivler, milyonlarca belgeyi ilk kez aranabilir kılıyor; bir tarihçi, eskiden yıllarca sürecek bir taramayı artık birkaç günde yapabiliyor. Bu kolaylık, yeni soruların sorulmasını hızlandırıyor, ama aynı zamanda sayısallaştırılmamış belgelerin daha da görünmez hâle gelmesi tehlikesini taşıyor.

Bu kursun boyunca sorduğun sorular, yani tarihin geçmişten farkı, kimin yazdığı, kaynakların türleri, takvimler, çağlar, haritalar ve kronoloji, bu yeniden yazmanın araçlarıdır. Bir tarih kitabını okurken, onun hangi kuşağın, hangi sorularla ve hangi kaynaklarla yazdığı bir tarih olduğunu sormak, onu hem daha iyi anlamanı hem de daha iyi sorgulamanı sağlar.

Birincil kaynak

İtalyan filozof ve tarihçi Benedetto Croce, 1917'de yayımlanan tarih kuramı kitabında, geçmişe neden baktığımızı şöyle açıklar:

Thus if contemporary history springs straight from life, so too does that history which is called non-contemporary, for it is evident that only an interest in the life of the present can move one to investigate past fact. Therefore this past fact does not answer to a past interest, but to a present interest, in so far as it is unified with an interest of the present life. […] I have recalled these forms of historical technique in order to remove the aspect of paradox from the proposition that 'every true history is contemporary history.'

Türkçesi: Demek ki çağdaş tarih doğrudan hayattan doğuyorsa, çağdaş olmayan denen tarih de hayattan doğar; çünkü açıktır ki geçmişteki bir olguyu araştırmaya bizi ancak bugünkü hayata duyduğumuz bir ilgi yöneltebilir. Bu yüzden geçmişteki olgu, geçmişteki bir ilgiye değil, bugünkü hayatın bir ilgisiyle birleştiği ölçüde bugünkü bir ilgiye cevap verir. […] Tarih tekniğinin bu biçimlerini, «her gerçek tarih çağdaş tarihtir» önermesindeki çelişki görüntüsünü ortadan kaldırmak için hatırlattım.

Kaynak: Benedetto Croce, Teoria e storia della storiografia (1917); Douglas Ainslie'nin İngilizce çevirisi, History: Its Theory and Practice (New York: Harcourt, Brace, 1921), s. 12, archive.org. Türkçesi bizim.

  1. Croce'ye göre bir tarihçiyi geçmişi araştırmaya yönelten nedir?
  2. «Her gerçek tarih çağdaş tarihtir» önermesi, tarihçilerin geçmişi keyfine göre yazabileceği anlamına mı gelir?
  3. Du Bois'nın Yeniden Yapılanma kitabı, Croce'nin fikrine nasıl bir örnek oluşturabilir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Benedetto Croce (1917) — Teoria e storia della storiografia'da geçmişe duyulan her ilginin bugünün hayatından doğduğunu, bu yüzden her gerçek tarihin çağdaş tarih olduğunu savundu; tarihi, kronikten, yani ölü bir olaylar listesinden ayırdı.
  • Carl Becker (1931) — Amerikan Tarih Derneği başkanlık konuşması «Herkes Kendi Tarihçisi»nde tarihin, her insanın kendi hayatını anlamak için yaptığı hatırlamanın disiplinli bir biçimi olduğunu ve her kuşağın geçmişi kendi ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlediğini vurguladı.
  • W. E. B. Du Bois (1935) — Black Reconstruction in America'da Yeniden Yapılanma dönemine dair yerleşik anlatının önyargılara dayandığını gösterdi ve tarih yazımının kendisini, «tarihin propagandası» başlığıyla, bir eleştiri konusu yaptı.
  • Richard J. Evans (1997) — In Defence of History'de tarihin her kuşakta yeniden yorumlanmasını kabul etmekle birlikte, kanıtların tarihçiyi bağladığını ve her yorumun eşit derecede geçerli olmadığını savundu; göreceliğe karşı tarih biliminin ölçütlerini savundu.

Dört yazar farklı dönemlerden ve farklı konumlardan konuşuyor: bir İtalyan filozof, bir Amerikan tarih derneği başkanı, bir siyah Amerikalı akademisyen ve bir mahkemede bilirkişilik yapmış bir İngiliz tarihçi. Croce ve Becker yeniden yazmanın kaçınılmazlığını, Du Bois onun gerekliliğini, Evans ise sınırlarını öne çıkarıyor. Dördü birlikte, tarihin hem değişen hem de kanıta bağlı bir bilgi olduğunu gösteriyor; yeniden yazmanın ölçütü, bir yorumun yeni ya da eski olması değil, kanıtla ne kadar uyumlu olmasıdır.

Derine İn

Tarihin yeniden yazılmasında yeni kaynakların rolü, çoğu zaman siyasi değişimlere bağlıdır. 1991'de Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra, Moskova'daki arşivlerin önemli bir kısmı araştırmacılara açıldı. Bu belgeler, Soğuk Savaş'ın, Stalin döneminin ve Sovyet dış politikasının pek çok yönünü yeniden değerlendirmeyi mümkün kıldı. Bazı eski tahminler doğrulandı, bazıları düzeltildi; Batılı tarihçilerin onyıllar boyunca yalnızca dolaylı kanıtlardan çıkarmak zorunda kaldığı kararlar, artık toplantı tutanaklarından ve yazışmalardan okunabiliyordu. Arşivlerin açılması her zaman tam ve kalıcı da değildir; bazı belgeler yeniden kapatılabilir, bazıları hiç açılmaz. Bu yüzden tarihçi, bir arşivin hangi kısmının neden erişilebilir olduğunu da sormak zorundadır. Aynı şekilde, bir savaşın ya da bir rejimin sona ermesinden sonra açılan her arşiv, o döneme dair tarih yazımını değiştirebilir.

Yeni soruların rolü de en az yeni kaynaklarınki kadar önemlidir; çoğu zaman, yeni bir kaynağı aramaya başlatan şey zaten yeni bir sorudur. Kadın tarihi, çevre tarihi, duygular tarihi ya da gündelik hayat tarihi gibi alanlar, çoğu zaman yeni belgelerle değil, eski belgelere yeni sorular sorulmasıyla doğdu. Bir vasiyetname, bir kadın tarihçisi için mülkiyet ve miras ilişkilerini; bir çevre tarihçisi için ormanların ve tarlaların durumunu; bir gündelik hayat tarihçisi için ev eşyalarını ve alışkanlıkları gösterebilir. Aynı belge, sorulan soruya göre farklı bir tarih anlatır. Bu yüzden bir arşiv hiçbir zaman «tükenmez»: aynı belgeler, her yeni kuşağın sorularıyla yeniden okunduğunda, önceki kuşakların görmediği bilgileri verebilir.

Yeniden yazmanın bir de tehlikesi var. Bugünün sorularıyla geçmişe bakmak, geçmişi bugünün ölçütleriyle yargılama, yani anakronizm tehlikesini taşır. Croce'nin fikri, bu yüzden, dikkatli okunmalıdır: bugünün ilgisi geçmişe bakmamızı başlatır, ama geçmişi bugüne benzetmemizi haklı çıkarmaz. Özenli bir tarihçi, bugünün sorusuyla yola çıkar, ama geçmişteki insanları kendi dünyalarının içinde anlamaya çalışır. Örneğin bugünün eşitlik anlayışıyla Yeniden Yapılanma'ya bakmak, o dönemin siyah seçmenlerinin ve siyasetçilerinin kendi hedeflerini, kendi dillerini ve kendi sınırlarını anlamayı gerektirir; onları bugünün birer kahramanına dönüştürmek, eski önyargıların yerine yeni bir çarpıtma koymak olur.

Son olarak ve belki de en önemlisi, bir yorumun neden değiştiğini sormak, bir tarihçinin en önemli alışkanlıklarından biridir. Bir tarih yorumu değiştiğinde üç soru sorulabilir: Yeni bir kaynak mı bulundu? Yeni bir soru mu soruldu? Yoksa yalnızca bir siyasi ya da ideolojik ihtiyaç mı değişti? İlk iki soruya «evet» cevabı, genellikle sağlıklı bir revizyona işaret eder. Üçüncüsü ise, kanıtların nasıl kullanıldığına daha dikkatli bakmayı gerektirir. Bu soruları sorarken okurun kendi beklentilerini de sorgulaması gerekir: bir yorumu yalnızca bizim görüşlerimize uyduğu için «doğru», uymadığı için «çarpıtılmış» saymak, tam da tarihçinin kaçınması gereken tuzaktır. Ölçüt, yorumun bize ne hissettirdiği değil, kanıtlarla ne kadar uyumlu olduğudur.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Benedetto Croce, History: Its Theory and Practice, çev. Douglas Ainslie (New York: Harcourt, Brace, 1921).
  • Carl L. Becker, «Everyman His Own Historian», American Historical Review 37, no. 2 (1932), s. 221–236.
  • W. E. B. Du Bois, Black Reconstruction in America, 1860–1880 (New York: Harcourt, Brace, 1935).
  • Eric Foner, Reconstruction: America's Unfinished Revolution, 1863–1877 (New York: Harper & Row, 1988).
  • Richard J. Evans, In Defence of History (Londra: Granta, 1997).
  • Richard J. Evans, Lying About Hitler: History, Holocaust, and the David Irving Trial (New York: Basic Books, 2001).

Arşiv ve kaynak

Croce'nin kitabının Ainslie çevirisi ve Becker'ın konuşması, çeşitli dijital arşivlerde erişilebilir durumdadır. Yeniden Yapılanma dönemine ait siyah gazeteleri ve eyalet meclis tutanakları, Amerikan kütüphanelerinin sayısallaştırma projelerinde incelenebilir. Irving davasının mahkeme kayıtları ve bilirkişi raporları, dava sonrasında yayımlanmıştır.

Açık sorular

  • Bir tarih yorumunun değişmesinde yeni kaynakların, yeni soruların ve siyasi ortamın payları nasıl ayırt edilebilir?
  • Tarihçinin kendi döneminin sorularıyla geçmişe bakması, hangi noktada anakronizme dönüşür?
  • Dijital arşivler ve yapay zekâ destekli araçlar, gelecek kuşakların tarih yazımını nasıl değiştirecek?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Aşağıdakilerden hangisi tarihin yeniden yazılmasının nedenlerinden biri değildir? A) Yeni kaynakların bulunması B) Yeni soruların sorulması C) Geçmişin kendisinin değişmesi D) Yeni yöntemlerin geliştirilmesi
  2. (Hedef 1) Benedetto Croce'nin «her gerçek tarih çağdaş tarihtir» önermesi neyi vurgular? A) Geçmişe duyulan ilginin bugünün hayatından doğduğunu B) Geçmişin bilinemeyeceğini C) Yalnızca yakın tarihin önemli olduğunu D) Tarihin uydurulabileceğini
  3. (Hedef 2) W. E. B. Du Bois'nın 1935'teki kitabı neyi eleştirdi? A) İç Savaş'ın askerî tarihini B) Yeniden Yapılanma dönemini önyargıyla anlatan yerleşik tarih yazımını C) Köleliğin kaldırılmasını D) Amerikan Anayasası'nı
  4. (Hedef 3) Revizyonizm ile inkârcılık arasındaki temel fark nedir? A) Revizyonizm eski, inkârcılık yenidir B) İkisi arasında fark yoktur C) İnkârcılık yalnızca kitaplarda görülür D) Revizyonizm kanıtın bütününe bağlı kalır, inkârcılık kanıtları çarpıtır ya da yok sayar
  5. (Hedef 3) Irving–Lipstadt davasında tarihçi Richard J. Evans'ın rolü neydi? A) Irving'i savunmak B) Irving'in yazılarını kaynaklarıyla karşılaştırarak belgelerin çarpıtıldığını göstermek C) Davayı yönetmek D) Yeni bir kitap yazmak

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Yeniden Yapılanma döneminin tarih yazımındaki değişimi, Croce'nin «her gerçek tarih çağdaş tarihtir» fikriyle ve Evans'ın kanıtın bağlayıcılığı üzerine görüşüyle birlikte değerlendir. Bir tarih yorumunun değişmesinin ne zaman sağlıklı bir revizyon, ne zaman bir çarpıtma olduğunu nasıl ayırt edebileceğini açıkla.

Cevaplar

  1. C — Geçmişin kendisi değişmez; değişen, ona dair kaynaklar, sorular ve yöntemlerdir.
  2. A — Croce, geçmişe duyulan her ilginin bugünün hayatından doğduğunu vurgular.
  3. B — Du Bois, Yeniden Yapılanma'yı önyargıyla anlatan yerleşik tarih yazımını eleştirdi.
  4. D — Revizyonizm kanıtın bütününe bağlı kalır, inkârcılık kanıtları çarpıtır ya da yok sayar.
  5. B — Evans, Irving'in yazılarını kaynaklarıyla karşılaştırarak belgelerin çarpıtıldığını gösterdi.

Güçlü bir cevap, Yeniden Yapılanma yorumunun yeni kaynaklar, yeni sorular ve yeni tarihçilerle değiştiğini, bu değişimin kanıtların daha geniş okunmasına dayandığını belirtir. Sağlıklı bir revizyonu, kanıtın bütününe bağlılığı ve açık gerekçeleriyle; bir çarpıtmayı ise kanıtların seçici ya da yanlış kullanılmasıyla ayırt eder.

Serinin sonu

Bu bölümle «Tarih Nedir?» kursu sona eriyor. Kurs, geçmiş ile tarih arasındaki farkla başladı; tarihi kimin yazdığını, tarihçinin hangi kaynaklara dayandığını, zamanın takvimlerle nasıl sayıldığını ve çağlarla nasıl bölündüğünü, haritaların nasıl okunacağını ve kronolojinin nasıl kurulduğunu sordu; burada da tarihin neden hiç bitmeyen bir yeniden yazma olduğuyla kapanıyor. Programda sırada «300.000 Yılda İnsanlık: Büyük Resim» kursu var; onun ilk bölümü, kendi türümüzün Afrika'dan çıkıp bütün kıtalara nasıl yayıldığını soruyor: insan dünyayı nasıl fethetti?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: 1935 tarihli kalın bir kitap; son bölüm başlığı «Tarihin Propagandası» ekranda.
  • 1:10–3:00 Bağlam: Croce'nin çalışma masası silüeti; «her gerçek tarih çağdaş tarihtir» cümlesi; geçmişe açılan bir pencere, pencerenin önünde bugünün ışığı.
  • 3:00–5:30 Gelişme: aynı dönemi anlatan iki raf: eski kitaplar ve yeni kitaplar; üç ok: yeni kaynaklar, yeni sorular, yeni tarihçiler.
  • 5:30–7:40 Dönüş noktası: bir terazi: bir kefede kanıtların bütünü, öbüründe seçilmiş ve çarpıtılmış birkaç belge; mahkeme salonu silüeti.
  • 7:40–9:40 Kapanış: kursun sekiz sorusu sırayla belirir; sonunda açık bir kitap ve yazılmakta olan yeni bir sayfa.

Kişiler yüzsüz silüet; mahkeme sahnesi canlandırılmaz, yalnızca belge ve terazi imgeleriyle anlatılır.