İçeriğe geç

Bölüm DT-133.07 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Bağlantısızlar Hareketi ve Bandung

DT-133 Dekolonizasyon ve Üçüncü Dünya

2.659 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
1954–1964
Bölge
Güneydoğu Asya · Güney Asya · Balkanlar · Anadolu
Kişiler
Jawaharlal Nehru · Cemal Abdünnasır · Sukarno · Josip Broz Tito · Zhou Enlai · Kwame Nkrumah · Fatin Rüştü Zorlu · U Nu · Vijay Prashad · Christopher J. Lee · Robert Vitalis · Jürgen Dinkel
Yerler
Bandung · Bogor · Belgrad · Kahire · Yeni Delhi · Ankara
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • 1955 Bandung Konferansı'nın nasıl toplandığını, orada neyin tartışıldığını ve 1961'de kurulan Bağlantısızlar Hareketi'nin Soğuk Savaş içinde nasıl bir yer aradığını açıklayabileceksin.
  • Amerikan istihbaratının konferans öncesi brifingini, bir görgü tanığının anlatımını ve konferansın sonuç bildirisindeki on ilkeyi karşılaştırarak Bandung'un farklı gözlerden nasıl görüldüğünü değerlendirebileceksin.
  • Bandung'un ve bağlantısızlığın tarihteki yeri üzerine tarihçilerin görüşlerini karşılaştırabileceksin.

Okuma metni

Kanca — dağların arasındaki bir kentte

18 Nisan 1955 sabahı, Endonezya'nın Cava adasındaki serin yayla kenti Bandung'da, eski bir Hollanda kulübünden dönüştürülmüş bir salonda, iki kıtanın yirmi dokuz hükümetinden gelen temsilciler toplandı. Salona giren delegeler arasında Hindistan Başbakanı Jawaharlal Nehru, Mısır'ın genç önderi Cemal Abdünnasır ve Çin Başbakanı Zhou Enlai vardı. Ev sahibi Endonezya Cumhurbaşkanı Sukarno, açılış konuşmasında bu toplantıyı insanlık tarihinde «renkli halkların» ilk kıtalararası konferansı olarak tanımladı. Toplantıya katılan ülkeler, dünya nüfusunun yarısından fazlasını temsil ediyordu; ama çoğunun bağımsızlığı birkaç yıllıktı. Bu ders, yeni bağımsız ülkelerin Soğuk Savaş'ın iki blokuna karşı kendi seslerini nasıl bulmaya çalıştığını ve Türkiye'nin bu arayışta neden farklı bir yerde durduğunu soruyor.

Bağlam — iki blok arasında

1950'lerin başında yeni bağımsız Asya ülkeleri, Soğuk Savaş'ın kutuplaşmasından kaygı duyuyordu. Amerika, Asya'da komünizme karşı askerî ittifaklar kuruyor; Sovyetler Birliği ve Çin de kendi etki alanlarını genişletmeye çalışıyordu. Kore'deki savaş ve Çinhindi'ndeki çatışma, büyük güçlerin rekabetinin yeni bağımsız ülkeleri nasıl bir savaş alanına çevirebileceğini göstermişti.

1954'te Hindistan ile Çin, ilişkilerini toprak bütünlüğüne karşılıklı saygı, saldırmazlık, iç işlere karışmama, eşitlik ve barış içinde bir arada yaşama ilkelerine dayandıran bir anlaşma imzaladı. Aynı yıl Birmanya Başbakanı U Nu, Nehru ve Hindistan, Pakistan, Seylan ve Endonezya'nın öbür başbakanları, Seylan'ın başkenti Kolombo'da ve ardından Endonezya'nın Bogor kentinde toplanarak, Asya ve Afrika ülkelerinin bir konferansta bir araya gelmesine karar verdi.

Gelişme — Bandung'da bir hafta

Konferans, beklendiği gibi tartışmalı geçti. Bir yanda Hindistan, Birmanya ve Endonezya gibi tarafsızlığı savunan ülkeler, öbür yanda Pakistan, Irak, Türkiye ve Filipinler gibi Batı ile askerî ittifaklar kurmuş ülkeler vardı. Batı yanlısı ülkelerin temsilcileri, sömürgeciliğin yalnızca Batılı değil, Sovyet biçiminin de olduğunu savundu; tarafsızlar ise askerî paktların büyük güçlerin çıkarlarına hizmet ettiğini ileri sürdü.

Uzun tartışmaların ardından konferans, bütün katılımcıların kabul ettiği bir sonuç bildirisi yayımladı. Bildiri, sömürgeciliği «her biçimiyle» kınadı; bu ifade, Batı yanlılarının Sovyet egemenliğini, tarafsızların ise Batı sömürgeciliğini anlayabileceği bir uzlaşmaydı. Bildirinin sonunda, uluslararası ilişkilerin dayanması gereken on ilke sıralandı.

Dönüş noktası — Belgrad 1961

Bandung, kalıcı bir örgüt kurmadı. Ama sonraki yıllarda Hindistan'dan Nehru, Mısır'dan Nasır, Endonezya'dan Sukarno ve Yugoslavya'dan Josip Broz Tito, iki bloka da katılmayan ülkelerin ortak bir hareket kurması fikrini geliştirdi. Tito'nun Yugoslavya'sı, 1948'de Stalin'le yollarını ayırmış bir komünist ülkeydi ve iki blok arasında bağımsız bir yer arıyordu. Eylül 1961'de Belgrad'da yirmi beş ülkenin katıldığı ilk zirveyle Bağlantısızlar Hareketi kuruldu.

Cevap — üçüncü bir ses

Bandung ve Bağlantısızlar Hareketi, yeni bağımsız ülkelerin Washington'un da Moskova'nın da güdümüne girmeden konuşma çabasıydı. Bu ülkeler, sömürgeciliğin sona ermesini, ırk eşitliğini, barışı ve kalkınmayı uluslararası gündemin merkezine taşımak istedi; Birleşmiş Milletler'de ve öbür uluslararası kurumlarda ortak hareket ederek büyük güçler karşısında ağırlık kazanmaya çalıştı. Ama hareket, üyeleri arasındaki derin farklılıklar yüzünden hiçbir zaman sıkı bir blok olamadı. Bazı üyeler Sovyetler Birliği'ne, bazıları Batı'ya yakın durdu; bazıları birbirleriyle savaştı.

Yaygın yanlış«Bağlantısız ülkeler, Soğuk Savaş'ta tamamen tarafsız ve iki büyük güçten eşit uzaklıktaydı.»
Doğrusu

Bağlantısızlık, tam bir tarafsızlık anlamına gelmiyordu. Hareketin önderleri, iki büyük güçle de ilişkiler kurdu ve onların rekabetinden yararlanarak her ikisinden de yardım aldı. Mısır, Sovyet silahları ve kredileriyle; Hindistan, hem Amerikan hem Sovyet yardımıyla kalkındı. Küba gibi bazı üyeler açıkça Sovyet blokuna yakındı. 1962'de Çin ile savaşan Hindistan, Batı'dan askerî yardım istedi. Bağlantısızlık, sabit bir tarafsızlıktan çok, bağımsız hareket etme alanını genişletmeye yönelik esnek bir stratejiydi.

Bugünle bağ — Bandung'da Batı'nın sesi

Bandung'a katılan Türk delegasyonuna Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakan Vekili Fatin Rüştü Zorlu başkanlık ediyordu. Zorlu, konferansta Türkiye'nin NATO üyeliğini ve bölgesel savunma ittifaklarını savundu; komünizmin de bir tür sömürgecilik olduğunu ileri sürenler arasındaydı. Sonuç bildirisindeki «her ülkenin kendini tek başına ya da toplu olarak savunma hakkı» ilkesi, Türkiye ve öbür Batı yanlısı ülkelerin bu tutumunun bir sonucuydu. Türkiye, Bağlantısızlar Hareketi'ne hiçbir zaman katılmadı; Ankara'nın dış politikası, Soğuk Savaş boyunca Batı ittifakına bağlı kaldı. Ama Bandung'daki tutumu, sömürge statüsünden yeni çıkmış devletlerle ilişkilerinde uzun süre bir mesafe yarattı. Türkiye'nin 1960'tan sonra Birleşmiş Milletler'deki sömürgecilik oylamalarında tutumunu yumuşatması, bu mesafeyi kapatma çabasının bir parçası olarak görülebilir.

Birincil kaynak

Bandung Konferansı'nın 24 Nisan 1955 tarihli sonuç bildirisinden, on ilkenin beşinci ve altıncısı:

5. Respect for the right of each nation to defend itself singly or collectively, in conformity with the Charter of the United Nations. 6. (a) Abstention from the use of arrangements of collective defence to serve the particular interests of any of the big powers. (b) Abstention by any country from exerting pressures on other countries.

Türkçesi: 5. Her ulusun, Birleşmiş Milletler Şartı'na uygun olarak kendini tek başına ya da toplu olarak savunma hakkına saygı. 6. (a) Toplu savunma düzenlemelerinin büyük güçlerden herhangi birinin özel çıkarlarına hizmet edecek biçimde kullanılmasından kaçınılması. (b) Hiçbir ülkenin başka ülkeler üzerinde baskı kurmaması.

Kaynak: Asya-Afrika Konferansı sonuç bildirisi, Bandung, 24 Nisan 1955, on ilke; Homer A. Jack, Bandung: An On-the-Spot Description of the Asian-African Conference (Chicago: Toward Freedom, 1955) içindeki metin; Internet Archive. Türkçesi, İngilizcesinden bizim.

  1. Beşinci ilke, Türkiye gibi askerî ittifaklara katılmış ülkelerin tutumunu nasıl yansıtıyor?
  2. Altıncı ilkenin (a) bendi, beşinci ilkeyi nasıl sınırlıyor? Bu iki ilke birlikte nasıl bir uzlaşmayı gösteriyor?
  3. Bu ilkeler bütün katılımcılar tarafından kabul edildi. Birbirine bu kadar zıt görüşlerdeki ülkelerin ortak bir metin üzerinde anlaşabilmesi, bildirinin dili hakkında ne söyler?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Vijay Prashad (2007) — The Darker Nations adlı kitabında, Bandung'u ve Bağlantısızlar Hareketi'ni yeni bağımsız ülkelerin daha adil bir dünya düzeni kurma projesinin başlangıcı olarak gördü; bu projenin 1970'lerden sonra borç krizleri ve yerel seçkinlerin tercihleri yüzünden çöktüğünü savundu.
  • Christopher J. Lee (2010) — Derlediği Making a World after Empire adlı kitapta, Bandung'un yalnızca bir diplomatik toplantı değil, sonraki on yıllarda sömürge karşıtı hareketler, aydınlar ve sanatçılar için güçlü bir simge ve ilham kaynağı olduğunu, «Bandung ruhunun» konferansın kendisinden daha uzun yaşadığını gösterdi.
  • Robert Vitalis (2013) — Bir makalesinde, Bandung'un Bağlantısızlar Hareketi'nin doğrudan başlangıcı olduğu yönündeki yaygın anlatıyı sorguladı; konferansta Batı yanlısı ülkelerin ağırlığını ve gerçek sonuçların sınırlılığını hatırlatarak, Bandung'un sonradan bir efsaneye dönüştürüldüğünü savundu.
  • Jürgen Dinkel (2019) — The Non-Aligned Movement adlı kitabında, hareketi yarım yüzyılı aşkın bir süre boyunca örgütsel yapısı, zirveleri ve iç çatışmalarıyla inceledi; hareketin Soğuk Savaş'ın değişen koşullarına nasıl uyum sağladığını ve iç farklılıklarına rağmen nasıl ayakta kaldığını gösterdi.

Bu tarihçiler, Bandung'u ve bağlantısızlığı farklı biçimlerde değerlendirir. Prashad, onu büyük ve sonunda yarım kalmış bir dünya projesi olarak görür. Lee, onun simgesel gücünü vurgular. Vitalis, efsaneyi tarihsel gerçeklerle sınar. Dinkel ise hareketin uzun ömürlü kurumsal tarihini yazar. Bu tartışma, bir olayın tarihsel önemi ile sonradan kazandığı simgesel anlam arasındaki farkı da gündeme getirir.

Derine İn

Bandung'un en dikkat çekici katılımcılarından biri, Çin Başbakanı Zhou Enlai'ydi. Çin, Birleşmiş Milletler'de temsil edilmiyordu ve Batı'da komünist yayılmacılığın bir aracı olarak görülüyordu. Zhou, konferansta uzlaşmacı bir tutum izledi; Çin'in komşularına karşı hiçbir saldırı niyeti olmadığını söyledi ve Tayvan konusunda Amerika ile müzakereye hazır olduğunu açıkladı. Bu tutum, Çin'in Asya ve Afrika'daki saygınlığını artırdı. Ama yedi yıl sonra Çin ile Hindistan arasında çıkan sınır savaşı, Bandung'da dile getirilen dostluğun ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi.

Bandung, Asya ve Afrika'nın ötesinde de büyük bir yankı uyandırdı. Afrika kökenli Amerikalı yazarlar ve sivil haklar savunucuları, konferansı dünyanın «renkli halklarının» ilk büyük buluşması olarak selamladı. Amerikan Kongresi'nin siyahi bir üyesi, konferansa kendi imkânlarıyla katıldı. Afrika'da bağımsızlık mücadelesi veren hareketler, Bandung'a gözlemci gönderdi; Cezayir'in bağımsızlık cephesi, konferansa sömürgeciliği anlatan bir muhtıra sundu ve sonuç bildirisi Kuzey Afrika halklarının kendi kaderini belirleme hakkını destekledi.

Bağlantısızlar Hareketi'nin önderleri, birbirinden çok farklı kişiliklere ve siyasi görüşlere sahipti. Nehru, demokratik bir siyasi düzen içinde planlı kalkınmayı savunuyordu. Nasır, Arap milliyetçiliğinin önderi olarak 1956'da Süveyş Kanalı'nı millîleştirmiş ve Britanya ile Fransa'nın askerî harekâtına direnmişti. Sukarno, kendi ülkesinde giderek otoriterleşen bir yönetim kuruyordu. Tito ise Sovyet modelinden ayrılmış bir sosyalizmi savunuyordu. Bu farklılıklar, hareketin ortak bir program geliştirmesini zorlaştırdı.

Bağlantısızların en önemli başarısı, Birleşmiş Milletler'de sayısal bir çoğunluk oluşturarak sömürgecilik, ırk ayrımcılığı ve kalkınma konularını gündeme taşımalarıydı. 1960'tan sonra Genel Kurul, giderek daha çok bu ülkelerin sesini yansıtır hâle geldi. 1970'lerde bu ülkeler, zengin ve yoksul ülkeler arasındaki ticaret ve kalkınma ilişkilerinin yeniden düzenlenmesini isteyen «yeni bir uluslararası ekonomik düzen» talebini Genel Kurul'a kabul ettirdi; ama bu talep büyük ölçüde kâğıt üzerinde kaldı.

Bandung'un etkisi, konferans salonlarıyla sınırlı kalmadı. Konferansın ardından Asya ve Afrika ülkeleri arasında öğrenci değişimleri, yazar ve sanatçı buluşmaları, kadın ve gençlik konferansları düzenlendi. 1957'de Kahire'de Asya ve Afrika halklarının dayanışma örgütü kuruldu. Bu buluşmalar, hükümetlerin ötesinde, sömürge karşıtı aydınların ve hareketlerin birbirini tanıdığı ve birbirinden öğrendiği bir ağ yarattı; «Bandung ruhu» denilen şey büyük ölçüde bu ağın ürünüydü.

Kıbrıs Cumhuriyeti, 1961'de Belgrad'daki ilk zirveye katılan ülkeler arasındaydı; Cumhurbaşkanı Makarios, bağlantısız bir dış politika izlemeyi seçmişti. Bu tercih, Türkiye'nin NATO içindeki konumuyla Kıbrıs'ın uluslararası ilişkileri arasında yeni bir ayrılık çizgisi yarattı ve sonraki yıllarda Kıbrıs sorununun Birleşmiş Milletler'deki tartışmalarını etkiledi.

Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle Bağlantısızlar Hareketi'nin varlık nedeni sorgulandı; iki blok ortadan kalkmışken neyle «bağlantısız» kalınacaktı? Ama hareket dağılmadı; bugün yüzü aşkın üyesiyle Birleşmiş Milletler'den sonra dünyanın en büyük devletler topluluklarından biri olmayı sürdürüyor. Gündemi, kalkınma, borç, iklim değişikliği ve küresel eşitsizlik gibi konulara kaydı.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Vijay Prashad, The Darker Nations: A People's History of the Third World (New York: The New Press, 2007).
  • Christopher J. Lee (ed.), Making a World after Empire: The Bandung Moment and Its Political Afterlives (Athens: Ohio University Press, 2010).
  • Robert Vitalis, «The Midnight Ride of Kwame Nkrumah and Other Fables of Bandung (Ban-doong)», Humanity 4/2 (2013).
  • Nataša Mišković, Harald Fischer-Tiné, Nada Boškovska (eds.), The Non-Aligned Movement and the Cold War: Delhi–Bandung–Belgrade (Londra: Routledge, 2014).
  • Jeffrey James Byrne, Mecca of Revolution: Algeria, Decolonization, and the Third World Order (New York: Oxford University Press, 2016).
  • Jürgen Dinkel, The Non-Aligned Movement: Genesis, Organization and Politics (1927–1992) (Leiden: Brill, 2019).

Arşiv ve kaynak

Bandung Konferansı'nın ve Bağlantısızlar Hareketi'nin kaynakları arasında konferansın sonuç bildirisi ve tutanakları, katılan ülkelerin dışişleri arşivleri, Amerikan ve İngiliz istihbarat ve diplomatik raporları, Belgrad ve sonraki zirvelerin bildirileri, gazeteciler ve gözlemcilerin anlatımları ve katılan önderlerin anıları vardır. Amerikan istihbaratının Bandung brifingi ve Homer A. Jack'in sonuç bildirisini de içeren broşürü Internet Archive'da okunabilir; Türk delegasyonunun konferanstaki tutumu Türkiye'nin diplomatik arşivlerinde izlenebilir.

Açık sorular

  • Bandung, Bağlantısızlar Hareketi'nin gerçek başlangıcı mıydı, yoksa sonradan kurulan bir efsane mi?
  • Türkiye Bandung'da Batı ittifakını bu kadar açık savunmasaydı, Asya ve Afrika ülkeleriyle ilişkileri farklı mı gelişirdi?
  • Bağlantısızlık, yeni bağımsız ülkelere gerçek bir hareket alanı mı sağladı, yoksa büyük güçlerin rekabetinden yararlanmanın bir yolu muydu?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Bandung Konferansı hangi ülkede toplandı? A) Hindistan B) Mısır C) Yugoslavya D) Endonezya
  2. (Hedef 1) Bağlantısızlar Hareketi'nin ilk zirvesi 1961'de nerede yapıldı? A) Belgrad B) Kahire C) Yeni Delhi D) Bandung
  3. (Hedef 2) Homer A. Jack'in anlatımına göre Türk delegeleri Bandung'da ne anlattı? A) Türkiye'nin tarafsızlığını B) Sömürgeciliğin Batı'ya özgü olduğunu C) Komünist tehdidin Türkiye'yi neden NATO'ya ve bölgesel paktlara yönelttiğini D) Çin ile ittifak isteğini
  4. (Hedef 2) Bandung'un on ilkesinden beşincisi neyi tanır? A) Bütün askerî ittifakların kaldırılmasını B) Her ulusun kendini tek başına ya da toplu olarak savunma hakkını C) Nükleer silahların yasaklanmasını D) Ortak bir Asya-Afrika ordusunu
  5. (Hedef 3) Bandung'un Bağlantısızlar Hareketi'nin doğrudan başlangıcı olduğu anlatısını sorgulayan tarihçi kimdir? A) Vijay Prashad B) Christopher J. Lee C) Robert Vitalis D) Jürgen Dinkel

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Yeni bağımsız ülkeler, Washington ile Moskova arasında kendi yollarını çizmeyi ne ölçüde başardı? Cevabında Amerikan istihbaratının brifingini, Homer A. Jack'in anlatımını ve on ilkeyi kullan; Prashad ile Vitalis'in yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. D — Endonezya.
  2. A — Belgrad.
  3. C — Komünist tehdidin Türkiye'yi neden NATO'ya ve bölgesel paktlara yönelttiğini.
  4. B — Her ulusun kendini tek başına ya da toplu olarak savunma hakkını.
  5. C — Robert Vitalis.

Kapsamlı bir cevap, yeni bağımsız ülkelerin Bandung'da ve sonra Bağlantısızlar Hareketi'nde sömürgeciliğin sona ermesini, ırk eşitliğini ve kalkınmayı uluslararası gündeme taşıdığını ve Birleşmiş Milletler'de ağırlık kazandığını; ama üyeler arasındaki derin farklılıklar ve büyük güçlerle kurulan ilişkiler yüzünden sıkı bir blok olamadığını açıklar. Amerikan istihbaratının brifingini, Washington'un konferansı Soğuk Savaş'ın bir cephesi olarak görmesinin belgesi olarak; Jack'in anlatımını, salonun içinde Batı yanlıları ile tarafsızlar arasındaki ayrılığın ve Türkiye'nin tutumunun tanıklığı olarak; on ilkeyi ise bu zıt görüşlerin bir uzlaşma dilinde bir araya getirilmesinin örneği olarak kullanır. Güçlü bir yanıt, Prashad'ın Bandung'u büyük bir dünya projesinin başlangıcı olarak gören yaklaşımını Vitalis'in bu anlatıyı sorgulayan yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Cava'da ve Tuna kıyısında eski sömürgelerin sesi yükselirken, Amerika'nın hemen güneyindeki kıtada Soğuk Savaş çok daha doğrudan bir biçim alıyordu. Latin Amerika'nın çoğu ülkesi bir yüzyıldan uzun süredir bağımsızdı; ama derin toplumsal eşitsizlikler, yabancı şirketlerin gücü ve Amerika'nın bölgedeki etkisi, devrimleri ve darbeleri birbirine bağladı. Bir sonraki derste, 1954 Guatemala darbesinden Küba Devrimi'ne ve 1973 Şili darbesine kadar, Latin Amerika'da reform ve devrim arayışlarının neden bu kadar sık askerî müdahalelerle karşılaştığını inceleyeceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: yeşil tepelerle çevrili bir yayla kentinde sütunlu bir binanın önünde dalgalanan yirmi dokuz bayrak; içeride uzun bir masanın çevresinde oturan yüzsüz silüetler.
  • 1:10–2:50 Bağlam: bir dünya haritasında iki renkle boyanmış bloklar ve aralarında boyanmamış geniş bir alan; ardından bir masada imzalanan kısa bir anlaşma metni.
  • 2:50–4:40 Gelişme: bir konferans salonunda kürsüye çıkan farklı delegasyonların uzak silüetleri; masalarda farklı dillerde tutulan notlar.
  • 4:40–6:50 Dönüş noktası: bir nehir kıyısındaki başkentte toplanan delegasyonların araçları; yuvarlak bir masanın çevresinde dizilmiş isim tabelaları.
  • 6:50–9:00 Kapanış: bir genel kurul salonunda yanan oylama ışıkları; ardından bir başkentteki dışişleri binasının önünde dalgalanan bir bayrak.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.