Öğrenme hedefleri
- 1960'ta on yedi Afrika ülkesinin aynı yıl bağımsız olmasının nedenlerini, Fransa'nın, Britanya'nın ve Belçika'nın farklı çekilme yollarını ve Kongo'nun egemenliğinin ilk haftalarında nasıl çözülmeye başladığını açıklayabileceksin.
- Dünya örgütünün en dar kurulunun 1960 ve 1961'de Kongo için aldığı kararları ve 1963 Afrika Birliği Örgütü Şartı'nı karşılaştırarak yeni bağımsız Afrika'nın sorunlarının nasıl tanımlandığını değerlendirebileceksin.
- Afrika'da bağımsızlığın ilk yılları üzerine tarihçilerin görüşlerini karşılaştırabileceksin.
Okuma metni
Kanca — iki konuşma, bir tören
30 Haziran 1960'ta Belçika Kongosu'nun başkenti Leopoldville'deki bağımsızlık töreninde, Brüksel'den gelen Kral Baudouin kürsüye çıktı ve Kongo'nun bağımsızlığını, sömürgeyi kuran Kral II. Leopold'ün «dehasının» bir sonucu olarak sundu. Konuşmasında seksen yıllık Belçika yönetimini bir uygarlaştırma görevi olarak övdü. Ardından, programda yeri olmadığı hâlde, yeni başbakan Patrice Lumumba söz aldı ve sömürge yönetimi altında Kongoluların yaşadığı aşağılanmayı, zorla çalıştırmayı ve ayrımcılığı anlattı. Salonda bulunan Belçikalılar şaşkına döndü; Kongolu dinleyiciler ise konuşmayı alkışlarla kesti. Aynı gün, aynı salonda, sömürgeciliğin iki ayrı hikâyesi anlatılmıştı. Birkaç gün sonra Kongo, ordusunun isyanıyla bir krize sürüklenecekti. Bu ders, 1960'ta Afrika'da neden bu kadar çok ülkenin aynı anda bağımsız olduğunu ve bu bağımsızlığın neden bazı yerlerde hızla krize dönüştüğünü soruyor.
Bağlam — çekilmenin üç yolu
1957'de Gana'nın bağımsızlığı, Sahra Altı Afrika'da bir kapı açmıştı. Sonraki birkaç yılda Avrupa'nın sömürgeci devletleri, birbirinden farklı yollarla kıtadan çekilmeye başladı. Britanya, sömürgelerini seçimler, anayasal görüşmeler ve kademeli yetki devriyle bağımsızlığa taşımaya çalıştı; ama yerleşimcilerin yoğun olduğu Kenya'da ve Rodezya'da süreç çok daha sert geçti.
Fransa, 1958'de Afrika sömürgelerine bir seçenek sundu: Fransa'nın önderliğindeki bir «topluluk» içinde iç işlerinde özerk devletler olmak ya da hemen bağımsızlığı seçmek. Halk oylamasında yalnızca Gine, Ahmed Sékou Touré'nin önderliğinde, topluluğu reddetti ve bağımsızlığını ilan etti. Fransa, Gine'den hızla ve sert biçimde çekildi; yöneticilerini, uzmanlarını ve araç gerecini götürdü. Ama iki yıl içinde topluluğa katılan devletler de tam bağımsızlık istedi ve Fransa bunu kabul etti.
Belçika ise Kongo'yu uzun süre bağımsızlığa hazırlamayı düşünmemişti. Ocak 1959'da Leopoldville'de çıkan ayaklanmalar, Brüksel'i panikletti. Ocak 1960'ta Brüksel'de toplanan bir konferansta Belçika, Kongo'ya altı ay sonra bağımsızlık vermeyi kabul etti. Kongo, Batı Avrupa'nın neredeyse yarısı büyüklüğünde bir ülkeydi; ama bağımsızlık gününde ülkede üniversite mezunu Kongoluların sayısı yalnızca bir avuçtu ve ordunun bütün subayları Belçikalıydı.
Gelişme — on yedi bayrak
1960'ta on yedi Afrika ülkesi bağımsızlığını kazandı. Bunların on dördü, eski Fransız sömürgeleriydi: Kamerun, Togo, Madagaskar, Senegal, Mali ve Batı ile Orta Afrika'daki öbür ülkeler. Dakar'dan ülkesini yöneten Senegal'in ilk cumhurbaşkanı, şair ve düşünür Léopold Sédar Senghor, Fransa ile yakın kültürel ve ekonomik bağları sürdürmeyi savunanların önde gelenlerindendi. Britanya'nın en kalabalık Afrika sömürgesi Nijerya, Ekim'de bağımsız oldu. Somali ve Kongo da aynı yıl bağımsızlığa kavuştu. Yeni devletlerin Birleşmiş Milletler'e katılmasıyla 1960, Afrika'nın Yılı olarak anıldı.
Yeni devletlerin çoğu, sömürge yönetiminin çizdiği sınırları devraldı. Bu çizgiler, birbirine yabancı halkları aynı başkente bağlıyor, akraba köyleri ise iki ayrı bayrağın altına yerleştiriyordu. Yeni liderler, bu farklılıkları tek bir ulusal kimlik altında birleştirmeye çalıştı.
Dönüş noktası — Kongo krizi
Kongo'da bağımsızlıktan yalnızca birkaç gün sonra, Kongolu askerler Belçikalı subaylarına karşı ayaklandı. Belçika, yurttaşlarını korumak gerekçesiyle Kongo'ya asker gönderdi. 11 Temmuz'da maden zengini Katanga eyaletinin başkenti Elisabethville'de eyaletin lideri Moïse Tshombe, Belçikalı maden şirketlerinin ve subayların desteğiyle eyaletin bağımsızlığını ilan etti. Başbakan Lumumba ve Cumhurbaşkanı Joseph Kasavubu, Birleşmiş Milletler'den yardım istedi.
Eylül 1960'ta Cumhurbaşkanı Kasavubu, Lumumba'yı görevden aldı; kısa süre sonra genç albay Joseph-Désiré Mobutu yönetime el koydu. Lumumba tutuklandı ve Ocak 1961'de, Belçikalı subayların da bulunduğu bir ortamda, Katanga'da öldürüldü. Ölümü, dünyanın dört bir yanında büyük protestolara yol açtı.
Cevap — bağımsızlık ve sınırları
1960'ta Afrika'da bu kadar çok ülke aynı anda bağımsız oldu; çünkü Fransa ve Britanya, sömürgeleri ellerinde tutmanın bedelinin getirisini aştığına karar vermiş, Cezayir'deki savaş Fransa'ya bu bedeli açıkça göstermişti. Afrikalı siyasi hareketler güçlenmiş, uluslararası ortam sömürgeciliğe karşı dönmüştü. Ama bağımsızlığın hazırlığı ülkeden ülkeye çok farklıydı. Kongo'da Belçika'nın aceleyle çekilmesi, yetişmiş yönetici eksikliği, zengin madenler üzerindeki dış çıkarlar ve Soğuk Savaş rekabeti birleşerek yeni devleti hemen bir krize sürükledi. 1963'te Afrika'nın bağımsız devletleri, Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da Afrika Birliği Örgütü'nü kurdu.
Yaygın yanlış«Afrika ülkelerinin bağımsızlıktan sonra yaşadığı sorunlar, Afrikalıların kendini yönetememesinden kaynaklandı.»
Bağımsızlıktan sonraki sorunların kökleri büyük ölçüde sömürge döneminde atılmıştı: keyfî sınırlar, tek bir ürünün ihracatına dayanan ekonomiler, yerel halkın eğitime ve yönetime pek az erişimi ve Afrikalıların yönetimden uzun süre dışlanması. Kongo örneğinde, eski sömürgeci devletin ve büyük güçlerin müdahaleleri krizi derinleştirdi. Afrika'da bağımsızlıktan sonra demokratik kurumların zayıflaması ve askerî darbeler gerçek sorunlardı; ama bu sorunlar, sömürge mirası ve Soğuk Savaş'ın dış müdahaleleri hesaba katılmadan anlaşılamaz.
Bugünle bağ — bir başka «Afrika Yılı»
1960'ta Afrika'da bağımsızlık bayramları kutlanırken, Türkiye'nin kıtadaki varlığı oldukça sınırlıydı; Sahra Altı Afrika'daki büyükelçiliklerinin sayısı birkaç taneyi geçmiyordu. Bu durum ancak çok sonra değişti. Türkiye, 1998'de bir Afrika eylem planı hazırladı ve 2005 yılını kendi dış politikasında «Afrika Yılı» olarak ilan etti; aynı yıl Afrika Birliği'nde gözlemci statüsü kazandı. Sonraki on beş yılda Türkiye'nin Afrika'daki büyükelçiliklerinin sayısı kırkı aştı. 1960'ın Afrika'sında doğan devletler, yarım yüzyıl sonra Türk dış politikasının yeni bir yönelim alanı hâline geldi.
Birincil kaynak
Afrika Birliği Örgütü'nün 25 Mayıs 1963'te Addis Ababa'da imzalanan kuruluş şartının amaçlar ve ilkeler maddelerinden:
d. To eradicate all forms of colonialism from Africa […] 2. Non-interference in the internal affairs of States. 3. Respect for the sovereignty and territorial integrity of each State and for its inalienable right to independent existence. […] 5. Unreserved condemnation, in all its forms, of political assassination as well as of subversive activities on the part of neighbouring States or any other States.
Türkçesi: d. Afrika'dan sömürgeciliğin her biçimini kökünden kazımak […] 2. Devletlerin iç işlerine karışmamak. 3. Her devletin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne ve bağımsız varlık hakkına saygı göstermek. […] 5. Siyasi suikastın ve komşu devletlerin ya da başka devletlerin yıkıcı faaliyetlerinin her biçimini koşulsuz olarak kınamak.
Kaynak: Afrika Birliği Örgütü Şartı, Addis Ababa, 25 Mayıs 1963, amaçlar ve ilkeler; Vikikaynak. Türkçesi, İngilizcesinden bizim.
- Şart, hem «sömürgeciliğin kökünden kazınmasını» hem de «toprak bütünlüğüne saygıyı» ilke olarak koyuyor. Bu iki ilke, sömürge döneminde çizilen sınırlar düşünüldüğünde nasıl bir gerilim yaratabilir?
- «Siyasi suikastın koşulsuz kınanması» ilkesi, 1961'deki hangi olayın yankısı olarak okunabilir?
- İç işlerine karışmama ilkesi, yeni bağımsız devletler için neden bu kadar önemliydi? Bu ilkenin olası sakıncaları nelerdir?
Tarihçiler Tartışıyor
- Basil Davidson (1992) — The Black Man's Burden adlı kitabında, bağımsız Afrika devletlerinin Avrupa'dan alınmış merkeziyetçi ulus-devlet modelini benimsemesinin, Afrika'nın kendi siyasi geleneklerine yabancı kaldığını ve bağımsızlıktan sonraki krizlerin önemli bir nedeni olduğunu savundu.
- Ludo De Witte (1999) — Lumumba'nın ölümü üzerine yaptığı araştırmada, Belçika hükümetinin ve Belçikalı subayların bu ölümde doğrudan rol oynadığını belgelerle gösterdi; bu çalışma, Belçika parlamentosunun konuyu soruşturmasına yol açtı.
- Tony Chafer (2002) — The End of Empire in French West Africa adlı kitabında, Fransa'nın Batı Afrika'dan çekilmesinin «başarılı ve barışçı bir dekolonizasyon» olarak anlatılmasını sorguladı; Fransa'nın bağımsızlık sürecini yöneterek eski sömürgeleri üzerindeki etkisini korumayı amaçladığını gösterdi.
- Elizabeth Schmidt (2013) — Foreign Intervention in Africa adlı kitabında, Soğuk Savaş döneminde süper güçlerin ve eski sömürgeci devletlerin Afrika'daki müdahalelerini inceledi; Kongo krizinin, bu müdahalelerin kıtanın siyasi gelişimini nasıl biçimlendirdiğinin ilk büyük örneği olduğunu savundu.
Bu tarihçiler, bağımsızlığın ilk yıllarındaki sorunları farklı yerlerde arar ve sorumluluğu farklı aktörler arasında farklı biçimlerde paylaştırır. Davidson, devraldığı devlet modelinin kendisini sorgular. De Witte, Kongo'daki krizin arkasındaki dış müdahaleyi belgelerle gösterir. Chafer, barışçı görünen çekilmelerin ardındaki etki stratejisine dikkat çeker. Schmidt ise Afrika'nın bağımsızlık sonrası tarihini Soğuk Savaş'ın dış müdahaleleri içinde değerlendirir. Birlikte okunduklarında, bağımsızlığın ilk yıllarındaki krizlerin hem içeriden hem dışarıdan gelen etkenlerin ürünü olduğu görülür.
Derine İn
Fransa, eski Afrika sömürgeleriyle bağımsızlıktan sonra da çok sıkı ilişkiler sürdürdü. Eski sömürgelerin çoğu, Fransa'nın güvence verdiği ortak bir para birimini kullanmaya devam etti. Fransa, birçok ülkeyle askerî anlaşmalar imzaladı ve kıtada askerî üsler korudu; bazı liderleri iktidarda tutmak ya da iktidardan uzaklaştırmak için askerî müdahalelerde bulundu. Bu yakın ilişki ağı, eleştirmenler tarafından sonradan «Fransız Afrikası» anlamına gelen bir adla anıldı ve sömürgeciliğin başka biçimlerde sürmesi olarak eleştirildi.
Gine'nin farklı yolu, Fransa'nın tepkisinin ne kadar sert olabileceğini gösterdi. Başkent Konakri'de bağımsızlık kutlanırken, Fransız yönetiminin hızla ülkeden çekilmesi yeni devleti bir anda uzmansız ve kaynaksız bıraktı. 1958 halk oylamasında topluluğu reddeden Gine'den Fransız yöneticiler birkaç hafta içinde çekildi; telefonları söktükleri, belgeleri götürdükleri anlatılır. Gine'nin lideri Sékou Touré, Sovyetler Birliği'ne ve öbür ülkelere yöneldi. Sonraki yıllarda kendi yönetimi de giderek otoriterleşti ve muhaliflerini sert biçimde bastırdı.
Kongo'daki kriz, Birleşmiş Milletler'in kendisi için de ağır bir sınav oldu. Eylül 1961'de Genel Sekreter Dag Hammarskjöld, Katanga'daki çatışmayı durdurmak için yaptığı bir yolculukta, uçağının bugünkü Zambiya topraklarında düşmesi sonucu hayatını kaybetti. Kazanın nedenleri, onlarca yıl sonra bile tartışılmaya devam etti. Birleşmiş Milletler askerleri, 1963'te Katanga'nın ayrılığını sona erdirdi; ama harekât, örgütün bir iç çatışmaya ne ölçüde karışabileceği konusunda derin bir tartışma başlattı.
Mobutu, 1965'te ikinci kez yönetime el koydu ve otuz yılı aşkın süre iktidarda kaldı. Ülkenin adını Zaire olarak değiştirdi ve Soğuk Savaş boyunca Batı'nın desteğini aldı. Yönetimi, büyük bir yolsuzluk ve kişi kültüyle anıldı; ülkenin zengin madenleri halkın refahına dönüşmedi. Soğuk Savaş'ın bitmesiyle Batı'nın desteği azaldı ve Mobutu 1997'de devrildi.
Lumumba, ölümünden sonra sömürge karşıtı mücadelenin uluslararası bir simgesi oldu. Dünyanın pek çok kentinde onun adını taşıyan caddeler ve okullar açıldı; Moskova'da yabancı öğrenciler için kurulan bir üniversiteye onun adı verildi. Belçika, Haziran 2022'de Lumumba'dan geriye kalan tek parçayı, bir dişini, ailesine ve Kongo'ya teslim etti; bu, sömürge geçmişiyle yüzleşmede sembolik bir adım olarak görüldü.
Nijerya örneği, devralınan sınırların ve farklı toplulukların bir arada tutulmasının ne kadar zor olabileceğini gösterdi. Bağımsızlığın ardından bölgeler arasındaki siyasi rekabet giderek sertleşti; 1966'daki darbeler ve topluluklar arası şiddetin ardından doğudaki bölge 1967'de Biafra adıyla ayrılığını ilan etti. Üç yıl süren iç savaş ve beraberindeki kıtlık, yüz binlerce insanın hayatına mal oldu ve yeni devletlerin birliğinin ne kadar kırılgan olduğunu dünyaya gösterdi.
1960'ta bağımsızlığına kavuşan pek çok Afrika devleti, sonraki on yıllarda darbeler, iç savaşlar ve ekonomik krizler yaşadı. Ama aynı dönemde eğitim hızla yaygınlaştı, kentler büyüdü, yeni bir Afrikalı orta sınıf ve aydın kuşağı yetişti. Afrika edebiyatı, müziği ve sanatı, dünyada giderek daha geniş bir tanınma kazandı. Bağımsızlık, sorunlarla birlikte yeni imkânların da kapısını açmıştı.
Uzman Notu
Temel literatür
- Basil Davidson, The Black Man's Burden: Africa and the Curse of the Nation-State (New York: Times Books, 1992).
- Ludo De Witte, The Assassination of Lumumba (Londra: Verso, 2001).
- Frederick Cooper, Africa since 1940: The Past of the Present (Cambridge: Cambridge University Press, 2002).
- Georges Nzongola-Ntalaja, The Congo from Leopold to Kabila: A People's History (Londra: Zed Books, 2002).
- Tony Chafer, The End of Empire in French West Africa: France's Successful Decolonization? (Oxford: Berg, 2002).
- Elizabeth Schmidt, Foreign Intervention in Africa: From the Cold War to the War on Terror (Cambridge: Cambridge University Press, 2013).
Arşiv ve kaynak
1960 bağımsızlıklarının kaynakları arasında Fransız, Britanya ve Belçika sömürge yönetimlerinin arşivleri, bağımsızlık anayasaları ve müzakere tutanakları, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve Genel Sekreterlik belgeleri, Kongo harekâtının raporları, Belçika parlamentosunun Lumumba soruşturması raporu, Afrika siyasi partilerinin bildirileri, basın ve bağımsızlığı yaşayanların sözlü tanıklıkları vardır. Güvenlik Konseyi'nin 143 ve 161 sayılı kararları ile Afrika Birliği Örgütü Şartı İngilizce Vikikaynak'ta okunabilir.
Açık sorular
- Belçika, Kongo'yu bağımsızlığa birkaç yıl daha uzun bir süreçle hazırlasaydı, kriz önlenebilir miydi?
- Afrika Birliği Örgütü'nün sömürge sınırlarını koruma kararı, kıtayı yeni savaşlardan mı korudu, yoksa sorunları mı dondurdu?
- Fransa'nın eski sömürgeleriyle sürdürdüğü yakın ilişkiler, onların bağımsızlığını nasıl etkiledi?
Mini sınav
- (Hedef 1) 1958 halk oylamasında Fransız Topluluğu'na katılmayı reddederek bağımsızlığını ilan eden ülke hangisidir? A) Senegal B) Fildişi Sahili C) Gine D) Kamerun
- (Hedef 1) Temmuz 1960'ta Kongo'dan ayrılığını ilan eden maden zengini eyalet hangisidir? A) Katanga B) Kasai C) Kivu D) Leopoldville
- (Hedef 2) Güvenlik Konseyi'nin 14 Temmuz 1960 tarihli kararı hangi ülkeyi askerlerini Kongo'dan çekmeye çağırdı? A) Fransa'yı B) Britanya'yı C) Portekiz'i D) Belçika'yı
- (Hedef 2) Afrika Birliği Örgütü Şartı'nın ilkelerinden biri aşağıdakilerden hangisidir? A) Sınırların yeniden çizilmesi B) Devletlerin iç işlerine karışmamak C) Tek bir Afrika ordusu kurmak D) Ortak bir para birimi
- (Hedef 3) Lumumba'nın ölümünde Belçika'nın rolünü belgelerle gösteren tarihçi kimdir? A) Basil Davidson B) Tony Chafer C) Ludo De Witte D) Elizabeth Schmidt
Açık uçlu soru
(Hedef 3) 1960'ta Afrika'da neden bu kadar çok ülke aynı yıl bağımsız oldu ve Kongo'da bağımsızlık neden hızla bir krize dönüştü? Cevabında Güvenlik Konseyi'nin 1960 ve 1961 kararlarını ve Afrika Birliği Örgütü Şartı'nı kullan; Davidson ile Schmidt'in yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- C — Gine.
- A — Katanga.
- D — Belçika'yı.
- B — Devletlerin iç işlerine karışmamak.
- C — Ludo De Witte.
Kapsamlı bir cevap, Fransa ve Britanya'nın sömürgeleri elde tutmanın bedelinin getirisini aştığına karar verdiğini, Afrikalı siyasi hareketlerin güçlendiğini ve uluslararası ortamın sömürgeciliğe karşı döndüğünü; Kongo'da ise Belçika'nın aceleyle çekilmesinin, yetişmiş yönetici eksikliğinin, maden zengini Katanga'nın ayrılığının ve Soğuk Savaş rekabetinin krize yol açtığını açıklar. 1960 kararını, Birleşmiş Milletler'in eski sömürgecinin askerlerini çekmesini isteyip kendi harekâtını başlatmasının belgesi olarak; 1961 kararını, krizin bir iç savaşa ve dış müdahalelere dönüşmesine karşı örgütün kaygısının ve Lumumba'nın ölümünün tanıklığı olarak; Afrika Birliği Örgütü Şartı'nı ise yeni devletlerin sömürgecilik karşıtlığı ile sınırları koruma ilkesini bir araya getirmesinin örneği olarak kullanır. Güçlü bir yanıt, Davidson'ın devraldığı devlet modelini sorgulayan yaklaşımını Schmidt'in dış müdahaleleri öne çıkaran yaklaşımıyla karşılaştırır.
Sonraki bölüme köprü
1960'ta Afrika'nın büyük bölümü bağımsızlığını kutlarken, kıtanın güneyinde başka bir düzen güçleniyordu. Güney Afrika, 1910'dan beri bağımsız bir devletti; ama nüfusunun çoğunluğunu oluşturan siyahları bütün siyasi haklardan dışlayan bir ırk ayrımı sistemi kurmuştu. Mart 1960'ta Sharpeville'de bir gösteri kanlı bir baskıyla bastırıldı. Bir sonraki derste, apartheid sisteminin nasıl işlediğini, ona karşı mücadelenin nasıl örgütlendiğini, Nelson Mandela'nın yirmi yedi yıl hapiste kaldıktan sonra nasıl ülkesinin ilk siyahi cumhurbaşkanı olduğunu inceleyeceğiz.