İçeriğe geç

Bölüm DT-133.03 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Hindistan-Pakistan bölünmesi

DT-133 Dekolonizasyon ve Üçüncü Dünya

2.759 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 9 dk

Dönem
1940–1949
Bölge
Güney Asya · Britanya ve İrlanda · Anadolu
Tema
İmparatorluk · Siyaset
Kişiler
Muhammed Ali Cinnah · Jawaharlal Nehru · Mohandas K. Gandhi · Louis Mountbatten · Cyril Radcliffe · Vallabhbhai Patel · Hari Singh · Liakat Ali Han · Ayesha Jalal · Joya Chatterji · Urvashi Butalia · Venkat Dhulipala
Yerler
Lahor · Amritsar · Kalküta · Karaçi · Srinagar · Ankara
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Hindistan'da ayrı bir Müslüman devleti talebinin doğuşunu, 1946–1947 krizini, Pencap ile Bengal'in ikiye bölünmesini ve bölünmenin yol açtığı kitlesel göç ve şiddeti açıklayabileceksin.
  • 1947 Hindistan Bağımsızlık Yasası'nın Bengal ve Pencap maddelerini, Pencap Sınır Komisyonu raporunu ve prensliklerin katılım belgesini karşılaştırarak bölünmenin hukuki ve idari yanını değerlendirebileceksin.
  • Bölünmenin nedenleri ve deneyimi üzerine tarihçilerin görüşlerini karşılaştırabileceksin.

Okuma metni

Kanca — bağımsızlıktan iki gün sonra açıklanan sınır

15 Ağustos 1947'de Hindistan ve Pakistan bağımsızlıklarını kutladı. Ama milyonlarca insan, o gün hangi ülkede yaşadığını bilmiyordu. Pencap'ı ve Bengal'i ikiye bölecek sınır çizgileri hazırdı, ama açıklanmamıştı; Britanya yönetimi, kutlamaların gölgelenmemesi için duyuruyu bağımsızlıktan sonraya bırakmıştı. 17 Ağustos'ta haritalar yayımlandığında, Lahor'un Pakistan'da, Amritsar'ın Hindistan'da kaldığı öğrenildi; köyler, tarlalar, sulama kanalları ve demiryolları ikiye ayrılmıştı. Sınırı çizen Britanyalı hukukçu Cyril Radcliffe, bu işe başlamadan önce Hindistan'a hiç gelmemişti ve görevini beş haftada tamamlamıştı. Sonraki aylarda, insanlık tarihinin en büyük göçlerinden biri yaşandı. Bu ders, Hindistan'ın neden iki devlete bölündüğünü ve ayrılığın neden milyonlarca insan için bir felakete dönüştüğünü soruyor.

Bağlam — iki ulus kuramı

Britanya yönetimindeki Hindistan'da çoğunluk Hinduydu; ama Müslümanlar da nüfusun yaklaşık dörtte birini oluşturuyordu ve kuzeybatıda ve doğuda çoğunluktaydı. Jawaharlal Nehru ve Mohandas K. Gandhi gibi önderlerin yönettiği Hindistan Ulusal Kongresi, kendini dini ayırt etmeyen bir ulusal hareket olarak tanımlıyordu. Ama 1906'da kurulan Tüm Hindistan Müslüman Birliği, Müslümanların bağımsız bir Hindistan'da Hindu çoğunluğun yönetimi altında azınlıkta kalacağından kaygılanıyordu. 1930'larda Muhammed Ali Cinnah'ın önderliğinde Birlik, Hindular ile Müslümanların ayrı uluslar olduğunu savunmaya başladı.

Mart 1940'ta Müslüman Birliği, Lahor'da yaptığı toplantıda, Müslümanların çoğunlukta olduğu bölgelerin bağımsız devletler olarak örgütlenmesini isteyen bir karar aldı. Kararda «Pakistan» sözcüğü geçmiyordu; ama bu karar kısa sürede Pakistan talebi olarak anıldı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Kongre önderleri hapisteyken, Birlik örgütünü genişletti; 1945–1946 seçimlerinde Müslümanlara ayrılan sandalyelerin büyük bölümünü kazandı.

Gelişme — uzlaşmanın çöküşü

1946'da Britanya hükümeti, Hindistan'ı tek bir devlet olarak, ama eyaletlere geniş özerklik tanıyan gevşek bir federasyon biçiminde bağımsızlığa taşımayı amaçlayan bir plan önerdi. Plan başlangıçta iki tarafça da kabul edilir gibi oldu, ama kısa sürede yorum anlaşmazlıklarıyla çöktü. Cinnah, Müslümanların taleplerini göstermek için 16 Ağustos 1946'yı «doğrudan eylem günü» ilan etti. O gün Kalküta'da başlayan topluluklar arası şiddet, birkaç gün içinde binlerce kişinin ölümüne yol açtı ve Bengal'den Bihar'a kadar yayıldı.

Şubat 1947'de Londra'daki İşçi Partisi hükümeti, ülkenin en geç Haziran 1948'de Hindistan'dan çekileceğini açıkladı. Yeni genel vali Louis Mountbatten, Mart'ta Hindistan'a geldi ve kısa sürede, birleşik bir Hindistan'ın artık mümkün olmadığı sonucuna vardı. Haziran 1947'de açıklanan planla, Hindistan'ın ikiye bölünmesi, Müslüman çoğunluklu Pencap ve Bengal eyaletlerinin de kendi içlerinde bölünmesi kararlaştırıldı. Çekilme tarihi, Haziran 1948'den 15 Ağustos 1947'ye öne alındı. Bölünmenin bütün ayrıntılarını hazırlamak için yalnızca yetmiş üç gün kalmıştı.

Dönüş noktası — göç ve şiddet

Sınırlar açıklandığında, Pencap'ta büyük bir göç başladı. Batı Pencap'taki Hindular ve Sihler doğuya, Doğu Pencap'taki Müslümanlar batıya doğru yola çıktı. Yaya kolları, at arabaları ve tıklım tıklım dolu trenler, birbirine zıt yönlerde ilerledi. Göçmen kollarına ve trenlere saldırılar yapıldı; köylerde ve kentlerde topluluklar arası şiddet patlak verdi. On binlerce kadın kaçırıldı. Kaç kişinin can verdiği hiçbir zaman kesinleşmedi; tahminler yüz binlerden bir milyonun üzerine kadar uzanır. Bölünme sürecinde yerinden edilenlerin sayısının on milyonu aştığı tahmin edilir.

Bölünme, prensliklerin geleceğini de belirsiz bıraktı. Britanya'nın doğrudan yönetmediği beş yüzü aşkın prenslik, Hindistan'a ya da Pakistan'a katılmak zorundaydı. Hindistan'ın içişleri bakanı Vallabhbhai Patel, prenslerin büyük bölümünü Hindistan'a katılmaya ikna etti; direnen birkaç prenslik zorla katıldı.

Cevap — bir çekilmenin bedeli

Hindistan ikiye bölündü; çünkü Müslüman Birliği ile Kongre, bağımsız bir Hindistan'da gücün nasıl paylaşılacağı konusunda anlaşamadı, uzlaşma planları çöktü ve topluluklar arası şiddet her iki tarafı da daha sert tutumlara itti. Britanya ise ekonomik olarak tükenmiş ve bir an önce çekilmek isteyen bir güç olarak, bölünmeyi hızla ve yeterli hazırlık yapmadan uyguladı. Çekilme tarihinin öne alınması, sınırların bağımsızlıktan sonra açıklanması ve göçü korumak için yeterli güvenlik önlemlerinin alınmaması, bölünmenin bedelini ağırlaştırdı. Bölünme, Hindistan ile Pakistan arasında bugüne kadar süren bir düşmanlığın da başlangıcı oldu.

Yaygın yanlış«Bölünme, Hindular ile Müslümanlar arasındaki yüzyıllık bir düşmanlığın kaçınılmaz sonucuydu.»
Doğrusu

Hindistan'da Hindular ile Müslümanlar yüzyıllar boyunca aynı köylerde ve kentlerde yan yana yaşamış, dil, müzik, mimari ve gündelik hayatta derin bağlar kurmuştu. Topluluklar arası gerilimler vardı, ama bölünme kaçınılmaz bir yazgı değildi. Bölünmeyi doğuran, sömürge döneminde dinî kimliklere dayanan seçim sistemleri, önderler arasındaki siyasi rekabet, 1946'daki uzlaşma planının çöküşü ve şiddetin karşılıklı korkuyu körüklemesiydi. Tarihçiler, 1947'den birkaç yıl öncesine kadar bölünmenin pek az kişi tarafından gerçekçi bir sonuç olarak görüldüğünü vurgular.

Bugünle bağ — Karaçi'den Ankara'ya

Pakistan'ın kuruluşu, Türkiye'nin dış politikasında yeni bir dostluğun başlangıcı oldu. Türkiye, Pakistan'ı bağımsızlığının hemen ardından tanıyan ülkelerden biriydi. Pakistan'ın kurucuları, Atatürk'ün önderliğindeki Türkiye'yi bir model olarak anıyordu. Pakistan'ın ilk başbakanı Liakat Ali Han'ın döneminde, 1951'de Ankara ile Karaçi bir dostluk antlaşması imzaladı; Nisan 1954'te Karaçi'de bir işbirliği anlaşmasıyla bu ilişki bir güvenlik ortaklığına dönüştü. Ertesi yıl Türkiye, Pakistan, İran, Irak ve Britanya, Bağdat Paktı adıyla bilinen bir savunma ittifakı kurdu. Hindistan'ın bölünmesiyle doğan bir devlet, böylece Soğuk Savaş'ın Orta Doğu'daki ittifak sisteminde Türkiye'nin yanında yer aldı.

Birincil kaynak

Cyril Radcliffe'in 12 Ağustos 1947 tarihli Pencap Sınır Komisyonu raporundan:

I am conscious too that the award cannot go far towards satisfying sentiments and aspirations deeply held on either side but directly in conflict as to their bearing on the placing of the boundary. If means are to be found to gratify to the full those sentiments and aspirations, I think that they must be found in political arrangements with which I am not concerned, and not in the decision of a boundary line drawn under the terms of reference of this Commission.

Türkçesi: Bu kararın, iki tarafta da derinden benimsenen, ama sınırın nereden geçeceği konusunda doğrudan çatışan duyguları ve özlemleri karşılamakta pek ileri gidemeyeceğinin de farkındayım. Bu duyguları ve özlemleri tam olarak karşılamanın yolları bulunacaksa, bence bunlar benim ilgilenmediğim siyasi düzenlemelerde bulunmalıdır, bu komisyonun görev tanımı çerçevesinde çizilen bir sınır çizgisinin kararında değil.

Kaynak: Cyril Radcliffe, Pencap Sınır Komisyonu raporu, Yeni Delhi, 12 Ağustos 1947, paragraf 12; Vikikaynak. Türkçesi, İngilizcesinden bizim.

  1. Radcliffe, kendi kararının sınırları hakkında ne söylüyor? Bu itiraf, raporun geri kalanına nasıl bir ton veriyor?
  2. «Benim ilgilenmediğim siyasi düzenlemeler» ifadesi, sınırı çizen kişi ile bölünme kararını veren siyasetçiler arasındaki sorumluluk paylaşımı hakkında ne anlatıyor?
  3. Bu rapor bağımsızlıktan önce hazırlandı, ama bağımsızlıktan sonra açıklandı. Bu gecikme, sınırın iki tarafındaki insanları nasıl etkilemiş olabilir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Ayesha Jalal (1985) — The Sole Spokesman adlı kitabında, Cinnah'ın Pakistan talebini başlangıçta kesin bir ayrılık hedefi olarak değil, birleşik bir Hindistan'da Müslümanlara güç eşitliği sağlamak için bir pazarlık aracı olarak kullandığını; bölünmenin onun da istemediği, ancak kabul etmek zorunda kaldığı bir sonuç olduğunu savundu.
  • Joya Chatterji (1994) — Bengal Divided adlı kitabında, Bengal'in bölünmesinde Hindu siyasetçilerin ve orta sınıfın rolünü gösterdi; Bengal'deki pek çok Hindu önderin, Müslüman çoğunluklu birleşik bir Bengal yerine eyaletin bölünmesini istediğini ortaya koydu.
  • Urvashi Butalia (1998) — The Other Side of Silence adlı kitabında, sözlü tanıklıklara dayanarak bölünmeyi kadınların, çocukların ve ailelerin deneyimi üzerinden anlattı; resmî tarihlerin sessiz kaldığı kaçırılmaları, aile içi şiddeti ve yerinden edilmenin kuşaklar boyu süren izlerini görünür kıldı.
  • Venkat Dhulipala (2015) — Creating a New Medina adlı kitabında, Jalal'ın görüşüne karşı çıkarak, Pakistan fikrinin 1940'larda kuzey Hindistan'daki Müslüman kamuoyunda geniş biçimde tartışıldığını ve belirsiz bir pazarlık aracı değil, somut bir devlet projesi olarak benimsendiğini savundu.

Bu tarihçiler, bölünmeyi farklı düzeylerde inceler. Jalal ve Dhulipala, Pakistan talebinin niteliği üzerine tartışır: bir pazarlık aracı mıydı, yoksa gerçek bir devlet projesi mi? Chatterji, bölünmenin yalnızca Müslüman Birliği'nin değil, Hindu siyasetçilerin de tercihi olduğunu gösterir. Butalia ise tartışmayı önderlerin kararlarından, bölünmeyi yaşayan sıradan insanların deneyimine taşır.

Derine İn

Radcliffe'in görevi, neredeyse imkânsız bir işti. Hindistan'ı hiç görmemiş bir hukukçu olarak, eski nüfus sayımı verilerine, eksik haritalara ve tarafların birbiriyle çelişen taleplerine dayanarak, birkaç hafta içinde yüz binlerce kilometrekarelik bir bölgeyi bölmek zorundaydı. Görev tanımı, sınırların Müslüman ve Müslüman olmayan nüfusun bitişik çoğunlukta olduğu bölgelere göre çizilmesini, ama «başka etkenlerin» de dikkate alınmasını istiyordu. Bu «başka etkenler», sulama kanalları, demiryolları ve kutsal yerler gibi, tarafların farklı yorumladığı konulardı. Komisyondaki Hintli ve Pakistanlı yargıçlar her konuda farklı görüş bildirdiği için, kararların neredeyse tamamı Radcliffe'in kişisel tercihine kaldı. Radcliffe, işini bitirdikten sonra Hindistan'dan ayrıldı ve görevi için kendisine ödenen ücreti almayı reddettiği anlatılır.

Bölünme, Pencap'ta Sihleri özellikle derinden etkiledi. Sihlerin kutsal yerlerinin ve verimli topraklarının önemli bir bölümü, Pakistan'a kalan Batı Pencap'taydı. Sih topluluğu, bölünmede kendine ait bir toprak elde edemedi; Batı Pencap'taki Sihlerin neredeyse tamamı doğuya göç etti. Bölünmenin şiddeti, Pencap'ta, Sihler, Hindular ve Müslümanlar arasında karşılıklı olarak yaşandı.

Bengal'deki bölünme, Pencap'tan farklı bir seyir izledi. Kalküta'da Ağustos ve Eylül 1947'de Gandhi'nin kentte kalması ve tuttuğu oruç, şiddetin önlenmesinde önemli bir rol oynadı. Bengal'de göç, Pencap'taki gibi birkaç ay içinde değil, sonraki yıllara ve on yıllara yayılarak sürdü. Doğu Bengal, Pakistan'ın bir parçası olarak Doğu Pakistan adını aldı; ama Batı Pakistan'dan bin kilometreden fazla uzaktaydı ve dil, kültür ve ekonomi bakımından ondan çok farklıydı. Bu gerilimler, 1971'de Doğu Pakistan'ın ayrılarak Bangladeş adıyla bağımsız olmasıyla sonuçlandı.

Bölünmenin ardından iki yeni devlet, büyük yönetim sorunlarıyla karşılaştı. Ordu, demiryolları, kamu görevlileri, kütüphaneler, hatta büro malzemeleri bile iki ülke arasında paylaştırıldı. Milyonlarca göçmenin yerleştirilmesi, beslenmesi ve barındırılması, iki devletin ilk yıllarının en büyük yükü oldu. Delhi'de ve Karaçi'de büyük göçmen kampları kuruldu. Kaçırılan kadınların ailelerine geri döndürülmesi için iki ülke ortak bir program yürüttü; ama birçok kadın, ailelerinin onları kabul etmemesi ya da yeni hayatları nedeniyle geri dönmek istemedi.

Keşmir sorunu, bölünmenin en kalıcı mirası oldu. Ekim 1947'de Pakistan'dan gelen silahlı aşiret gruplarının başkent Srinagar'a doğru ilerlemesi üzerine, Keşmir'in yöneticisi Hindistan'dan yardım istedi. Hindistan, yardımın karşılığında katılım belgesinin imzalanmasını şart koştu; belge imzalanınca Hint askerleri havadan Srinagar'a indirildi. 1947–1948'deki ilk savaşın ardından Birleşmiş Milletler aracılığıyla bir ateşkes sağlandı ve Keşmir fiilen ikiye bölündü. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, bölgenin geleceğinin bir halk oylamasıyla belirlenmesini öngördü, ama bu oylama hiçbir zaman yapılmadı. Hindistan ile Pakistan, Keşmir yüzünden sonraki on yıllarda yeniden savaştı.

Bölünmenin hatırası, iki ülkede de uzun süre farklı biçimlerde yaşadı. Hindistan'da 15 Ağustos bağımsızlık günü olarak kutlanırken, bölünmenin acısı resmî anlatıda geri planda kaldı. Pakistan'da ise bölünme, yeni bir yurdun kuruluşu olarak anıldı. Son yıllarda iki ülkede de sözlü tarih projeleri, bölünmeyi yaşamış son kuşağın tanıklıklarını kaydetmeye başladı.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Ayesha Jalal, The Sole Spokesman: Jinnah, the Muslim League and the Demand for Pakistan (Cambridge: Cambridge University Press, 1985).
  • Joya Chatterji, Bengal Divided: Hindu Communalism and Partition, 1932–1947 (Cambridge: Cambridge University Press, 1994).
  • Urvashi Butalia, The Other Side of Silence: Voices from the Partition of India (New Delhi: Penguin Books India, 1998).
  • Gyanendra Pandey, Remembering Partition: Violence, Nationalism and History in India (Cambridge: Cambridge University Press, 2001).
  • Yasmin Khan, The Great Partition: The Making of India and Pakistan (New Haven: Yale University Press, 2007).
  • Venkat Dhulipala, Creating a New Medina: State Power, Islam, and the Quest for Pakistan in Late Colonial North India (Cambridge: Cambridge University Press, 2015).

Arşiv ve kaynak

Bölünmenin kaynakları arasında Londra'daki Hindistan işlerinden sorumlu bakanlığın dosyaları, Mountbatten'ın ve son genel valilerin yazışmaları, iki büyük partinin örgüt belgeleri, sınır komisyonlarının raporları ve tutanakları, göçmen kamplarına ve kaçırılan kadınların geri dönüşüne ilişkin resmî kayıtlar, gazeteler ve bölünmeyi yaşayanların sözlü tanıklıkları vardır. Hindistan Bağımsızlık Yasası, Radcliffe'in raporları ve Hindistan hükümetinin prenslikler üzerine 1950 raporu İngilizce Vikikaynak'ta okunabilir.

Açık sorular

  • 1946'daki federasyon planı çökmeseydi, birleşik bir Hindistan mümkün olabilir miydi?
  • Britanya çekilme tarihini öne almasaydı ve sınırları önceden açıklasaydı, bölünmenin şiddeti azalır mıydı?
  • Cinnah, Pakistan talebini bir pazarlık aracı olarak mı, yoksa gerçek bir devlet projesi olarak mı kullandı?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Müslüman Birliği'nin Müslüman çoğunluklu bölgelerin bağımsız devletler olarak örgütlenmesini istediği 1940 tarihli karar hangisidir? A) Delhi Kararı B) Lahor Kararı C) Kalküta Kararı D) Karaçi Kararı
  2. (Hedef 1) Pencap ve Bengal'i bölen sınırları çizen komisyonun başkanı kimdir? A) Louis Mountbatten B) Clement Attlee C) Vallabhbhai Patel D) Cyril Radcliffe
  3. (Hedef 2) 1947 yasasının üçüncü ve dördüncü bölümlerine göre Bengal ve Pencap'ın yeni sınırları nasıl belirlenecekti? A) Bir sınır komisyonunun kararıyla B) Halk oylamasıyla C) Prenslerin kararıyla D) Birleşmiş Milletler'in kararıyla
  4. (Hedef 2) Katılım belgesine göre prenslikler başlangıçta hangi konularda Hindistan'a katıldı? A) Eğitim, sağlık ve tarım B) Vergi, yargı ve polis C) Savunma, dış ilişkiler ve haberleşme D) Bütün konularda
  5. (Hedef 3) Bölünmeyi sözlü tanıklıklara dayanarak kadınların ve ailelerin deneyimi üzerinden anlatan tarihçi kimdir? A) Ayesha Jalal B) Joya Chatterji C) Venkat Dhulipala D) Urvashi Butalia

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Hindistan neden ikiye bölündü ve ayrılık neden milyonlarca insan için bir felakete dönüştü? Cevabında Bağımsızlık Yasası'nın Bengal ve Pencap maddelerini, Radcliffe'in raporunu ve katılım belgesini kullan; Jalal ile Dhulipala'nın yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. B — Lahor Kararı.
  2. D — Cyril Radcliffe.
  3. A — Bir sınır komisyonunun kararıyla.
  4. C — Savunma, dış ilişkiler ve haberleşme.
  5. D — Urvashi Butalia.

Kapsamlı bir cevap, Müslüman Birliği ile Kongre'nin bağımsız bir Hindistan'da gücün paylaşımı konusunda anlaşamadığını, 1946 uzlaşma planının çöktüğünü, topluluklar arası şiddetin tutumları sertleştirdiğini ve Britanya'nın çekilmeyi hızla ve yetersiz hazırlıkla uyguladığını açıklar. Bağımsızlık Yasası'nın maddelerini, bölünmenin hukuken ne kadar kısa ve soyut bir dille düzenlendiğinin belgesi olarak; Radcliffe'in raporunu, sınırı çizenin bile kararının sınırlarını kabul etmesinin örneği olarak; katılım belgesini ise prensliklerin ve özellikle Keşmir'in geleceğinin nasıl belirsiz kaldığının tanıklığı olarak kullanır. Güçlü bir yanıt, Jalal'ın Pakistan talebini bir pazarlık aracı olarak gören yaklaşımını Dhulipala'nın onu somut bir devlet projesi olarak gören yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Hindistan'da Britanya çekilirken, Fransa Kuzey Afrika'daki en büyük ve en değerli toprağını bırakmaya hiç niyetli değildi. Cezayir, Fransa için bir sömürge değil, ülkenin bir parçası sayılıyordu ve orada bir milyonu aşkın Avrupa kökenli yerleşimci yaşıyordu. Bir sonraki derste, Cezayir'de 1954'te başlayan bağımsızlık savaşının neden bu kadar uzun ve acı sürdüğünü, bu savaşın Fransa'yı nasıl sarstığını ve Cezayir'in 1962'de nasıl bağımsız olduğunu inceleyeceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: bir masaya serilen büyük bir harita ve üzerinde cetvelle çizilen kalın bir çizgi; ardından bayraklarla süslü bir kent meydanında kutlama yapan uzak kalabalık.
  • 1:10–2:50 Bağlam: bir kürsünün önünde bayrak sallayan bir kalabalık; ardından aynı sokakta yan yana duran bir tapınak kubbesi ve bir cami minaresinin silüeti.
  • 2:50–4:40 Gelişme: bir yasa metninin sayfaları ve mühür; ardından bir takvimin hızla çevrilen yaprakları.
  • 4:40–6:50 Dönüş noktası: tozlu bir yolda iki yöne ilerleyen uzun insan kolları ve at arabaları; çatısına kadar dolu bir trenin uzaktan görünüşü; bir masada imzalanan bir belge.
  • 6:50–9:00 Kapanış: karlı dağlarla çevrili bir vadi ve bir gölün kıyısında sessiz bir kent; ardından iki ülkenin bayrakları önünde imzalanan bir dostluk belgesi.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.