İçeriğe geç

Bölüm DT-133.01 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

İmparatorluklar 30 yılda neden dağıldı?

DT-133 Dekolonizasyon ve Üçüncü Dünya

2.737 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 9 dk

Dönem
1941–1975
Bölge
Dünya · Sahra Altı Afrika · Güney Asya · Güneydoğu Asya
Tema
İmparatorluk · Fikirler
Kişiler
Franklin D. Roosevelt · Winston Churchill · Jawaharlal Nehru · Kwame Nkrumah · Sukarno · Harold Macmillan · Nikita Kruşçev · Fatin Rüştü Zorlu · John Darwin · Frederick Cooper · Todd Shepard · Adom Getachew
Yerler
Londra · Paris · Singapur · Akra · New York · Lefkoşa
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • 1945'te dünya nüfusunun önemli bir bölümünü yöneten Avrupa sömürge imparatorluklarının otuz yıl içinde neden ve nasıl dağıldığını açıklayabileceksin.
  • Atlantik Bildirgesi'ni, Birleşmiş Milletler'in 1960 tarihli sömürgelere bağımsızlık bildirisini ve bu bildirinin Genel Kurul'daki tartışmasını karşılaştırarak, sömürgeciliğin sonunun nasıl farklı biçimlerde tanımlandığını değerlendirebileceksin.
  • Dekolonizasyonun nedenleri üzerine tarihçilerin görüşlerini karşılaştırabileceksin.

Okuma metni

Kanca — salondaki yeni bayraklar

Eylül 1960'ta New York'taki Birleşmiş Milletler binasının önünde, bir yıl önce orada olmayan bir düzineyi aşkın bayrak dalgalanıyordu. O sonbahar Genel Kurul'a, çoğu Afrika'dan, yeni bağımsızlığını kazanmış on yedi devlet katıldı. 1945'te elli bir üyeyle kurulan örgüt, on beş yılda neredeyse iki katına çıkmıştı; on beş yıl sonra üye sayısı yüz kırkı aşacaktı. 1945'te Britanya, Fransa, Hollanda, Belçika ve Portekiz, Asya'dan Afrika'ya uzanan geniş toprakları ve yüz milyonlarca insanı yönetiyordu. Otuz yıl sonra bu imparatorlukların neredeyse hiçbiri kalmamıştı. Yüzyıllar içinde kurulan bir düzen, bir insan ömrünün yarısından kısa bir sürede çözülmüştü. Bu ders, bu kadar büyük imparatorlukların neden bu kadar kısa bir sürede dağıldığını soruyor.

Bağlam — savaşın sarstığı imparatorluklar

İkinci Dünya Savaşı'ndan önce sömürge imparatorlukları sarsılmaz görünüyordu. Ama savaş, onları üç yoldan zayıflattı. Birincisi, Avrupa'nın kendisi yıkılmıştı: Fransa, Hollanda ve Belçika işgal edilmiş, Britanya savaşı kazanmış ama büyük bir borç yükü altına girmişti. İkincisi, Japonya'nın 1941–1942'de Güneydoğu Asya'yı birkaç ay içinde ele geçirmesi, Avrupalıların yenilmez olduğu inancını yıktı. Şubat 1942'de Britanya'nın Asya'daki en güçlü kalesi sayılan Singapur'un teslim olması, bu sarsıntının simgesiydi. Üçüncüsü, savaş sırasında sömürgelerden milyonlarca asker ve işçi seferber edilmişti; bu insanlar, savaştan karşılığında daha fazla hak bekleyerek döndü.

Savaşın ilkeleri de imparatorlukları sorgulatıyordu. Ağustos 1941'de Amerikan Başkanı Franklin D. Roosevelt ile Britanya Başbakanı Winston Churchill, savaştan sonraki dünyanın ilkelerini açıklayan ortak bir bildiri yayımladı.

Gelişme — iki dalga

Bağımsızlıkların ilk dalgası Asya'da geldi. Filipinler 1946'da Amerika'dan, Hindistan ve Pakistan 1947'de, Birmanya ve Seylan 1948'de Britanya'dan bağımsızlığını kazandı. Endonezya'da Sukarno önderliğindeki milliyetçiler, savaşın bitiminde bağımsızlık ilan etti; Hollanda'nın ülkeyi geri alma girişimleri dört yıllık bir çatışmanın ardından başarısız oldu. Çinhindi'nde Fransa, Vietnam'daki bağımsızlık hareketiyle sekiz yıl savaştıktan sonra 1954'te çekilmek zorunda kaldı.

İkinci dalga Afrika'da yaşandı. 1957'de Kwame Nkrumah önderliğinde Gana, Sahra Altı Afrika'da Britanya'dan bağımsızlığını kazanan ilk sömürge oldu; başkent Akra'da gece yarısı yapılan törende yeni bayrak göndere çekildi. Ertesi yıl Gine, Fransa'nın önerdiği topluluğa katılmayı reddederek bağımsızlığını ilan etti. 1960'ta yalnızca bir yıl içinde on yedi Afrika ülkesi bağımsız oldu. Aynı yılın Şubat ayında Britanya Başbakanı Harold Macmillan, Güney Afrika'da yaptığı bir konuşmada, kıtada bir «değişim rüzgârının» estiğini ve ulusal bilincin yükselişinin bir siyasi gerçek olduğunu kabul etti.

Bağımsızlığa giden yollar birbirinden çok farklıydı. Bazı ülkelerde bağımsızlık, uzun müzakereler ve seçimlerle barışçı biçimde geldi. Bazılarında ise Fransa'nın Cezayir'de, Britanya'nın Kenya'da ve Portekiz'in Angola ile Mozambik'te yaptığı gibi uzun ve kanlı savaşlar yaşandı. Portekiz'in Afrika'daki sömürgeleri, ancak 1974'te Lizbon'daki askerî darbeyle diktatörlüğün yıkılmasından sonra bağımsız olabildi.

Dönüş noktası — Genel Kurul'da sömürgeciliğin yargılanması

1960'a gelindiğinde, yeni bağımsız devletlerin Birleşmiş Milletler'deki ağırlığı, sömürgeciliği uluslararası alanda meşruiyetini yitirmiş bir düzen hâline getirdi. Eylül 1960'ta Sovyet lideri Nikita Kruşçev, Genel Kurul'a sömürge sisteminin derhâl ve tamamen ortadan kaldırılmasını isteyen bir bildiri tasarısı sundu. Asya ve Afrika ülkeleri ise kendi tasarılarını hazırladı.

14 Aralık 1960'ta Genel Kurul, Asya ve Afrika ülkelerinin tasarısını seksen dokuz oyla, hiçbir karşı oy olmadan kabul etti; aralarında Amerika, Britanya, Fransa, Belçika ve Portekiz'in de bulunduğu dokuz ülke çekimser kaldı. Bildiri, sömürgeciliğin her biçimiyle ve koşulsuz olarak bir an önce sona erdirilmesi gerektiğini ilan ediyordu.

Cevap — dört gücün birleştiği yer

İmparatorluklar otuz yıl içinde dağıldı; çünkü dört ayrı güç aynı anda onlara karşı işledi. Sömürgelerdeki milliyetçi hareketler, kitlesel desteğe ulaşmış ve savaş deneyimiyle güçlenmişti. Avrupa'nın sömürgeci devletleri, savaştan ekonomik olarak tükenmiş çıkmıştı ve sömürgeleri ellerinde tutmanın askerî ve mali bedeli, getirisini aşmaya başlamıştı. Dünyanın iki yeni süper gücü, Amerika ve Sovyetler Birliği, farklı nedenlerle sömürgeciliğe karşıydı. Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kurumlar ise sömürgeciliği meşruiyetini yitirmiş bir düzen hâline getirdi. Ama siyasi bağımsızlık, ekonomik ve kültürel bağımlılığın sonu anlamına gelmedi; yeni devletlerin çoğu, Soğuk Savaş'ın rekabeti içinde kendi yolunu aramak zorunda kaldı.

Yaygın yanlış«Sömürgeci devletler bağımsızlığı sömürgelerine gönüllü olarak, cömertçe verdiler.»
Doğrusu

Bazı sömürgeci devletler bağımsızlık sürecini yönetmeye çalıştı ve bazı ülkelerde bağımsızlık barışçı müzakerelerle geldi. Ama bağımsızlık çoğu yerde bir armağan değil, uzun bir mücadelenin sonucuydu. Hindistan'da onlarca yıl süren kitlesel bir hareket, Endonezya'da, Vietnam'da, Cezayir'de, Kenya'da ve Portekiz sömürgelerinde ise savaşlar gerekti. Sömürgeci devletlerin çoğu, ancak sömürgeleri ellerinde tutmanın bedeli çok yükseldiğinde çekildi. Bağımsızlık tarihleri ve törenleri, bu mücadelelerin sonucuydu.

Bugünle bağ — kırk üç imzadan biri

1960'ta Birleşmiş Milletler'de sömürgelere bağımsızlık bildirisini sunan kırk üç Asya ve Afrika ülkesinden biri Türkiye'ydi. Türkiye, 1950'lerde Batı ittifakıyla yakın ilişkileri nedeniyle bazı sömürge sorunlarında, örneğin Cezayir'de, Batılı müttefiklerine yakın durmuş ve bu yüzden eleştirilmişti. Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, 1955'te Bandung'da toplanan Asya-Afrika konferansında Batı ittifakını savunmuştu. 1960'ta ise Türkiye, Asya ve Afrika ülkeleriyle aynı safta yer aldı. Aynı yıl, kırk üç ülke arasında bir başka yeni devlet daha vardı: Ağustos 1960'ta Britanya'dan bağımsızlığını kazanan ve Türkiye'nin garantör devletlerden biri olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti. Dekolonizasyon, Türkiye'nin hemen yanı başında, Lefkoşa'da da yaşanıyordu.

Birincil kaynak

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 14 Aralık 1960'ta kabul ettiği, sömürge ülkelere ve halklara bağımsızlık verilmesine ilişkin bildiriden:

1. The subjection of peoples to alien subjugation, domination and exploitation constitutes a denial of fundamental human rights, is contrary to the Charter of the United Nations and is an impediment to the promotion of world peace and co-operation. 2. All peoples have the right of self-determination […]. 3. Inadequacy of political, economic, social or educational preparedness should never serve as a pretext for delaying independence.

Türkçesi: 1. Halkların yabancı boyunduruğa, egemenliğe ve sömürüye tabi tutulması, temel insan haklarının inkârıdır, Birleşmiş Milletler Şartı'na aykırıdır ve dünya barışının ve işbirliğinin geliştirilmesine engeldir. 2. Bütün halklar kendi kaderini belirleme hakkına sahiptir […]. 3. Siyasi, ekonomik, toplumsal ya da eğitimsel hazırlık eksikliği, bağımsızlığı geciktirmek için asla bir bahane olarak kullanılmamalıdır.

Kaynak: Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1514 sayılı karar, New York, 14 Aralık 1960, madde 1–3; Vikikaynak. Türkçesi, İngilizcesinden bizim.

  1. Birinci madde, sömürgeciliği hangi gerekçelerle reddediyor? Bu gerekçelerin bir insan hakları dilinde kurulması neden önemlidir?
  2. Üçüncü madde, sömürgeci devletlerin hangi savunmasına cevap veriyor? «Hazır olmama» gerekçesi neden bu kadar sık kullanılmıştı?
  3. Karar hiçbir karşı oy olmadan kabul edildi, ama büyük sömürgeci devletler çekimser kaldı. Bu, kararın gücü ve sınırları hakkında ne söyler?

Tarihçiler Tartışıyor

  • John Darwin (1988) — Britain and Decolonisation adlı kitabında, Britanya İmparatorluğu'nun dağılmasını tek bir nedenle değil, üç düzeyin birleşmesiyle açıkladı: Britanya'nın kendi iç siyaseti ve ekonomisi, sömürgelerdeki milliyetçi hareketler ve uluslararası güç dengesi. İmparatorluğun bir planla değil, bu üç baskının etkileşimiyle çözüldüğünü savundu.
  • Frederick Cooper (1996) — Decolonization and African Society adlı kitabında, Fransız ve Britanya Afrika'sındaki işçi hareketlerini inceledi; sömürge yönetimlerinin savaştan sonra işçilere ve halka eşit ücret ve sosyal haklar vererek imparatorluğu yenilemeye çalıştığını, bu taleplerin bedeli çok yükselince sömürgeleri bırakmayı daha ucuz bulduğunu gösterdi.
  • Todd Shepard (2006) — The Invention of Decolonization adlı kitabında, Fransa'nın Cezayir savaşının sonunda dekolonizasyonu tarihin kaçınılmaz bir yönü olarak sunarak kendi sorumluluğunu ve Cezayir'i Fransa'nın bir parçası sayan eski iddialarını görünmez kıldığını savundu.
  • Adom Getachew (2019) — Worldmaking after Empire adlı kitabında, sömürge karşıtı önderlerin yalnızca bağımsız devletler kurmayı değil, uluslararası düzeni de değiştirmeyi, yani sömürgeciliğin yarattığı eşitsiz ekonomik ve siyasi ilişkileri dönüştürmeyi amaçladığını gösterdi.

Bu tarihçiler, dekolonizasyonu farklı açılardan inceler. Darwin, metropol, sömürge ve uluslararası düzen arasındaki etkileşime bakar. Cooper, sömürgelerdeki toplumsal taleplerin imparatorluğun bedelini nasıl artırdığını gösterir. Shepard, «kaçınılmazlık» anlatısının kendisinin siyasi bir inşa olduğunu hatırlatır. Getachew ise sömürge karşıtı önderleri dünyayı yeniden kurmaya çalışan aktörler olarak görür. Birlikte okunduklarında, dekolonizasyonun hem bir çöküş hem de yeni bir dünyayı kurma çabası olduğu görülür.

Derine İn

Dekolonizasyon, sömürgeci devletlerin içinde de derin tartışmalara yol açtı. Britanya'da bazı politikacılar, imparatorluğun kaybını büyük güç statüsünün kaybı olarak gördü; ama ekonomik gerçekler, Avrupa ile ve Amerika ile ilişkilerin daha önemli hâle geldiğini gösteriyordu. 1956'da Mısır'ın Süveyş Kanalı'nı millîleştirmesinin ardından Britanya ve Fransa'nın düzenlediği askerî harekât, Amerika'nın baskısıyla geri çekilmeyle sonuçlandı. Bu olay, eski sömürge güçlerinin artık süper güçlerin onayı olmadan büyük askerî operasyonlar yürütemeyeceğini açıkça gösterdi.

Paris'teki yöneticiler için imparatorluk, ülkenin büyük güç statüsünün temeliydi. İmparatorluk, «Fransız Birliği» ve sonra «Fransız Topluluğu» adı altında yeniden düzenlenmeye çalışıldı. Fransız yöneticiler, sömürgeleri tamamen bağımsız devletler yerine, Fransa ile sıkı bağları olan ortaklar olarak tutmayı umuyordu. Bu umut, Afrika ülkelerinin çoğunun 1960'ta bağımsızlığını kazanmasıyla sona erdi; ama Fransa, eski sömürgeleriyle para birliği, askerî üsler ve ekonomik anlaşmalar yoluyla onlarca yıl yakın ilişkiler sürdürdü.

Dekolonizasyon döneminin şiddeti, uzun süre eski sömürgeci ülkelerin kamuoyunda konuşulmadı. Kenya'da 1950'lerde bir ayaklanmayı bastırırken kurulan gözaltı kamplarında yaşanan kötü muamele, onlarca yıl resmî olarak kabul edilmedi. Eski tutsakların Londra'da açtığı davanın ardından Britanya hükümeti, 2013'te bu dönemde yaşanan acıları kabul ederek binlerce kişiye tazminat ödemeyi kabul etti. Fransa'da da Cezayir savaşındaki uygulamalar, ancak çok sonra açıkça tartışılabildi.

Bağımsızlığın ardından yeni devletler, büyük sorunlarla karşılaştı. Sömürge döneminde çizilen sınırlar, çoğu zaman farklı dil ve dinlere sahip toplulukları bir araya getiriyor ya da aynı topluluğu ikiye bölüyordu. Afrika Birliği Örgütü, 1964'te sömürge sınırlarının korunmasına karar verdi; bu karar yeni savaşları önlemeye çalıştı, ama sınırların yarattığı sorunları ortadan kaldırmadı. Sömürge yönetimleri, yerel halkın eğitimine ve yönetim deneyimine çok az yatırım yapmıştı; bazı ülkeler bağımsızlığa birkaç düzine üniversite mezunuyla girdi.

Ekonomik bağımsızlık da siyasi bağımsızlık kadar kolay gelmedi. Yeni devletlerin ekonomileri, çoğu zaman tek bir ürünün, kahvenin, kakaonun, bakırın ya da petrolün ihracatına bağlıydı ve bu ürünlerin fiyatları dünya piyasalarında belirleniyordu. Gana'nın ilk lideri Nkrumah, 1965'te yayımladığı bir kitapta, eski sömürgeci güçlerin ekonomik ve mali araçlarla etkilerini sürdürdüğünü savunarak bu duruma «yeni sömürgecilik» adını verdi.

Soğuk Savaş, yeni devletlerin seçeneklerini hem genişletti hem de daralttı. İki süper güç, yeni devletleri kendi taraflarına çekmek için yardım ve silah sundu. Bazı liderler bu rekabetten yararlanarak iki taraftan da yardım almayı başardı. Ama Kongo'dan Vietnam'a kadar pek çok yerde, iç çatışmalar süper güçlerin müdahalesiyle uzadı ve kanlı savaşlara dönüştü. Hindistan'ın Başbakanı Jawaharlal Nehru gibi liderler, bu rekabetin dışında kalmak için bağlantısız bir yol aradı.

Uzman Notu

Temel literatür

  • John Darwin, Britain and Decolonisation: The Retreat from Empire in the Post-War World (Londra: Macmillan, 1988).
  • Frederick Cooper, Decolonization and African Society: The Labor Question in French and British Africa (Cambridge: Cambridge University Press, 1996).
  • Ronald Hyam, Britain's Declining Empire: The Road to Decolonisation, 1918–1968 (Cambridge: Cambridge University Press, 2006).
  • Todd Shepard, The Invention of Decolonization: The Algerian War and the Remaking of France (Ithaca: Cornell University Press, 2006).
  • Jan C. Jansen, Jürgen Osterhammel, Decolonization: A Short History (Princeton: Princeton University Press, 2017).
  • Adom Getachew, Worldmaking after Empire: The Rise and Fall of Self-Determination (Princeton: Princeton University Press, 2019).

Arşiv ve kaynak

Dekolonizasyonun kaynakları arasında Britanya'nın, Fransa'nın, Hollanda'nın, Belçika'nın ve Portekiz'in sömürge bakanlıklarının arşivleri, Birleşmiş Milletler'in Genel Kurul ve vesayet konseyi tutanakları, milliyetçi hareketlerin bildirileri ve gazeteleri, bağımsızlık müzakerelerinin belgeleri, yeni devletlerin ulusal arşivleri ve sömürge yönetimini yaşamış insanların anıları ve sözlü tanıklıkları vardır. Atlantik Bildirgesi, 1514 sayılı karar ve Birleşmiş Milletler yıllığının ilgili bölümü İngilizce Vikikaynak'ta okunabilir.

Açık sorular

  • İkinci Dünya Savaşı yaşanmasaydı, sömürge imparatorlukları ne kadar daha ayakta kalabilirdi?
  • Dekolonizasyonun hızını belirleyen, sömürgelerdeki milliyetçi hareketlerin gücü müydü, yoksa sömürgeci devletlerin değişen hesapları mı?
  • Siyasi bağımsızlıktan sonra süren ekonomik bağımlılık, dekolonizasyonun tamamlanmadığı anlamına mı gelir?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Sahra Altı Afrika'da Britanya'dan bağımsızlığını kazanan ilk sömürge hangisidir? A) Kenya B) Nijerya C) Gana D) Gine
  2. (Hedef 1) Birleşmiş Milletler'in 1945'teki kurucu üye sayısı kaçtı? A) 51 B) 99 C) 144 D) 193
  3. (Hedef 2) Atlantik Bildirgesi'nin üçüncü ilkesi neyi öngörür? A) Sömürgelerin hemen bağımsız olmasını B) Nazi Almanyası'nın bölünmesini C) Serbest ticaretin kaldırılmasını D) Bütün halkların yönetim biçimini seçme hakkına saygı gösterilmesini
  4. (Hedef 2) 1514 sayılı kararın üçüncü maddesine göre bağımsızlığı geciktirmek için hangi gerekçe kullanılmamalıdır? A) Sınır anlaşmazlıkları B) Siyasi, ekonomik, toplumsal ya da eğitimsel hazırlık eksikliği C) Dinî farklılıklar D) Nüfusun azlığı
  5. (Hedef 3) Sömürge yönetimlerinin işçilerin eşit hak taleplerinin bedeli yükselince sömürgeleri bırakmayı daha ucuz bulduğunu gösteren tarihçi kimdir? A) John Darwin B) Todd Shepard C) Frederick Cooper D) Adom Getachew

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Avrupa sömürge imparatorlukları 1945'ten sonra neden bu kadar hızlı dağıldı? Cevabında Atlantik Bildirgesi'ni, 1514 sayılı kararı ve Genel Kurul tartışmasının kaydını kullan; Darwin ile Cooper'ın yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. C — Gana.
  2. A — 51.
  3. D — Bütün halkların yönetim biçimini seçme hakkına saygı gösterilmesini.
  4. B — Siyasi, ekonomik, toplumsal ya da eğitimsel hazırlık eksikliği.
  5. C — Frederick Cooper.

Kapsamlı bir cevap, İkinci Dünya Savaşı'nın sömürgeci devletleri ekonomik ve askerî olarak zayıflattığını ve yenilmezlik imajlarını yıktığını; sömürgelerdeki milliyetçi hareketlerin kitlesel güce ulaştığını; Amerika ve Sovyetler Birliği'nin farklı nedenlerle sömürgeciliğe karşı çıktığını ve Birleşmiş Milletler'in sömürgeciliği meşruiyetini yitirmiş bir düzen hâline getirdiğini açıklar. Atlantik Bildirgesi'ni, savaşın ilkelerinin sömürge halklarınca kendi bağımsızlıklarının vaadi olarak okunmasının örneği olarak; 1514 sayılı kararı, sömürgeciliğin uluslararası alanda bir insan hakları ihlali olarak tanımlanmasının belgesi olarak; Genel Kurul tartışmasının kaydını ise dekolonizasyonun Soğuk Savaş'ın propaganda alanına dönüşmesinin tanıklığı olarak kullanır. Güçlü bir yanıt, Darwin'in üç düzeyin etkileşimine dayanan açıklamasını Cooper'ın sömürgelerdeki toplumsal taleplere odaklanan açıklamasıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Asya'daki ilk ve en büyük bağımsızlık, dünyanın en kalabalık sömürgesinde, Hindistan'da gerçekleşti. Bu bağımsızlık, silahlı bir ayaklanmayla değil, büyük ölçüde şiddetsiz bir kitle hareketiyle kazanıldı. Bir sonraki derste, Gandhi'nin şiddetsiz direniş yönteminin nasıl doğduğunu, tuz yürüyüşü gibi eylemlerin milyonlarca insanı nasıl harekete geçirdiğini, Hindistan Ulusal Kongresi'nin bağımsızlık mücadelesini nasıl yürüttüğünü ve Britanya'nın 1947'de neden Hindistan'dan çekildiğini inceleyeceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: yüksek bir binanın önünde rüzgârda dalgalanan uzun bir bayrak direği sırası; yeni direklere çekilen bayraklar ve uzaktan izleyen yüzsüz silüetler.
  • 1:10–2:50 Bağlam: bir dünya haritasında farklı renklere boyanmış geniş sömürge alanları; ardından okyanusta yan yana duran iki savaş gemisinin uzak silüeti ve güvertede bir masa.
  • 2:50–4:40 Gelişme: haritada renklerin önce Asya'da, sonra Afrika'da birer birer değiştiği bir canlandırma; bir stadyumda gece yarısı yükselen yeni bir bayrak.
  • 4:40–6:50 Dönüş noktası: yarım daire biçiminde yükselen sıralar ve masalardaki küçük ülke tabelaları; bir oylama panosunda yanan ışıklar.
  • 6:50–9:00 Kapanış: bir ada kentinde eski bir binanın önünde bekleyen kalabalık; ardından yeni bastırılmış bir pul ve bir harita üzerinde yeni sınır çizgileri.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.