Öğrenme hedefleri
- 1968'de Amerika'da, Fransa'da, Çekoslovakya'da, Meksika'da ve Türkiye'de yaşanan hareketleri ve bunların Soğuk Savaş'ın iki bloğundaki ortak ve farklı yanlarını açıklayabileceksin.
- Kerner Komisyonu raporunu, Çekoslovak Komünist Partisi yönetiminin 21 Ağustos bildirisini ve Cumhurbaşkanı Svoboda'nın radyo konuşmasını karşılaştırarak, bir toplumun kendi krizini nasıl tanımladığını değerlendirebileceksin.
- 1968'in kalıcı etkisini tarihçilerin hangi alanlarda aradığını karşılaştırabileceksin.
Okuma metni
Kanca — gece yarısı bir radyo
21 Ağustos 1968 sabahının erken saatlerinde, Çekoslovakya'da radyolarını açan insanlar, sıradan bir yayın yerine bir bildiri duydu. Bildiri, bir gece önce saat on bir sularında Sovyetler Birliği'nin ve dört müttefikinin ordularının ülkenin sınırlarını geçtiğini, bunun cumhurbaşkanının, meclis başkanının, başbakanın ve parti liderinin haberi olmadan gerçekleştiğini söylüyordu. Halktan sakin kalmasını ve ilerleyen birliklere direnmemesini istiyordu. Birkaç saat içinde Prag sokakları, tankların çevresinde toplanıp askerlerle tartışan, duvarlara yazılar yazan kalabalıklarla doldu. Sekiz ay süren bir reform deneyi, bir gecede durdurulmuştu. Aynı yıl Paris'te, Chicago'da, Meksiko'da ve İstanbul'da da sokaklar doldu. Bu ders, birbirinden çok farklı ülkelerde aynı yıl neden bu kadar büyük bir kalkışma yaşandığını ve bu kalkışmanın Soğuk Savaş'ı nasıl etkilediğini soruyor.
Bağlam — kalabalık bir kuşak
1968'in arkasında, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra doğan büyük bir kuşak vardı. Savaş sonrası yıllarda Batı'da ve Doğu Bloku'nda doğum oranları artmış, ekonomik büyüme sayesinde üniversitelere giden gençlerin sayısı birkaç kat çoğalmıştı. Kalabalık sınıflar, eskimiş öğretim yöntemleri ve katı kurallar, öğrencileri yönetimlere karşı karşıya getirdi. Televizyon, Vietnam'daki savaşı, Afrika'daki bağımsızlık mücadelelerini ve Amerika'daki ırk ayrımcılığına karşı hareketi aynı anda dünyanın her yerine taşıyordu.
Batı'da yeni bir sol düşünce yükseldi. Bu düşünce, Sovyet tipi komünizmi bürokratik ve baskıcı bulduğu kadar, Batı'nın tüketim toplumunu da eleştiriyordu. Fabrikalarda, okullarda ve evlerde gündelik hayatın kendisini sorgulayan, katılımı ve özyönetimi öne çıkaran bu akım, Vietnam karşıtlığıyla birleşerek bir kuşağın dili hâline geldi.
Gelişme — Batı'da bir kriz yılı
Amerika, 1968'e derin bir ayrılıkla girdi. 1967 yazında birçok kentin siyahi mahallelerinde büyük ayaklanmalar yaşanmıştı. Başkan Johnson, nedenlerini araştırmak için Illinois valisi Otto Kerner'in başkanlığında bir komisyon kurdu.
Bir ay sonra, 4 Nisan'da sivil haklar hareketinin önderi Martin Luther King Jr., Memphis'te grevdeki çöp işçilerini desteklemek için bulunduğu sırada bir suikast sonucu öldürüldü; yüzden fazla kentte ayaklanmalar çıktı. Haziran'da, savaş karşıtı bir programla başkanlık adaylığına yürüyen Senatör Robert F. Kennedy de bir suikasta kurban gitti. Ağustos'ta Chicago'da Demokrat Parti'nin kurultayı sırasında, savaş karşıtı göstericilerle polis arasındaki çatışmalar televizyonlardan canlı yayımlandı.
Fransa'da ise Mayıs ayında, Paris'in banliyösündeki bir üniversitede başlayan ve Daniel Cohn-Bendit gibi öğrenci önderlerinin öne çıktığı bir protesto, birkaç gün içinde Latin Mahallesi'ne yayıldı. Polisin sert müdahalesi, öğrencilere geniş bir sempati kazandırdı; sendikalar genel greve çağırdı ve milyonlarca işçi fabrikaları işgal etti. Ülke haftalarca durdu. Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle meclisi feshetti; Haziran'daki seçimleri onun partisi büyük bir zaferle kazandı. Ama Mayıs olayları, Fransız toplumunda okuldan aileye, iş yerinden kadın-erkek ilişkilerine kadar pek çok alanda kalıcı bir değişimin başlangıcı sayıldı.
Dönüş noktası — Prag'da bahar ve ağustos
Doğu Bloku'nda 1968'in en büyük olayı Çekoslovakya'da yaşandı. Ocak'ta Çekoslovak Komünist Partisi'nin başına geçen Alexander Dubček, sansürü gevşetti, partinin içinde ve dışında tartışmaya izin verdi ve ekonomiyi reforma açtı. Nisan'da yayımlanan parti programı, ifade ve toplanma özgürlüğünü genişletmeyi vaat ediyordu. Haziran'da sansür fiilen kalktı; gazeteler ve radyo, geçmişin baskılarını açıkça tartışmaya başladı. Dubček, komünist sistemi yıkmak değil, ona «insan yüzü» kazandırmak istediğini söylüyordu.
Moskova ve öbür Doğu Bloku başkentleri, bu reformların kendi ülkelerine sıçramasından ve Çekoslovakya'nın bloktan kopmasından korktu. Uyarılar ve toplantılar sonuç vermeyince, 20 Ağustos gecesi Varşova Paktı ordularının yüz binlerce askeri ülkeye girdi.
Dubček ve öbür reformcu liderler tutuklanarak Moskova'ya götürüldü ve reformların büyük bölümünden vazgeçmeyi öngören bir belgeyi imzalamaya zorlandı. Ülkede, sonraki yıllarda «normalleşme» adı verilen baskı dönemi başladı; Dubček Nisan 1969'da görevden uzaklaştırıldı. Kasım 1968'de Sovyet lideri Leonid Brejnev, sosyalist ülkelerin kendi yollarını seçebileceğini, ama bir ülkede sosyalizm tehlikeye girdiğinde bunun bütün sosyalist topluluğun meselesi olacağını söyledi.
Yılın sonuna doğru kriz, Latin Amerika'ya da uzandı. Ekim'in başında, Olimpiyat Oyunları'nın açılışından on gün önce, Meksiko'nun Tlatelolco meydanında toplanan öğrencilere ordu ve güvenlik güçleri ateş açtı. Ölenlerin sayısı onlarca yıl tartışma konusu oldu.
Cevap — iki blokta aynı yıl
1968'de dünyanın farklı yerlerinde aynı yıl kalkışmalar yaşandı; çünkü kalabalık ve eğitimli bir kuşak, hem Batı'nın hem Doğu'nun yerleşik düzenini, savaşı, ayrımcılığı ve otoriteyi aynı anda sorguluyordu. Ama hareketlerin hiçbiri hükümetleri devirmedi. Amerika'da Kasım'da «yasa ve düzen» vaat eden Richard Nixon seçildi; Fransa'da de Gaulle'ün partisi seçimleri kazandı; Prag Baharı tanklarla bastırıldı. 1968, siyasi düzende bir devrim değil, toplumsal ve kültürel değerlerde uzun bir dönüşümün başlangıcı oldu. Soğuk Savaş'ın iki tarafında da yöneticiler, kendi toplumlarındaki huzursuzluktan kaygılanarak birbiriyle gerilimi azaltmaya yöneldi.
Yaygın yanlış«1968 yalnızca Batı'daki öğrencilerin bir kültür isyanıydı.»
1968 yalnızca Batı'da ve yalnızca öğrencilerle sınırlı değildi. Fransa'da hareketin en büyük gücü, milyonlarca işçinin katıldığı genel grevdi. Çekoslovakya'da reform, bir komünist partinin içinden başladı ve bütün toplumu kapsadı; Polonya'da da aynı yıl öğrenci protestoları sert biçimde bastırıldı. Meksika'da, Japonya'da, Brezilya'da, Pakistan'da ve Türkiye'de öğrenci hareketleri yaşandı. Amerika'da ise sivil haklar mücadelesi ve savaş karşıtlığı, hareketin merkezindeydi. Kültürel değişim önemliydi, ama 1968 aynı zamanda iktidar, savaş, eşitlik ve egemenlik üzerine bir çatışmaydı.
Bugünle bağ — İstanbul'da bir yaz
1968, Türkiye'de de bir dönüm noktası oldu. Haziran'da İstanbul ve Ankara'daki üniversitelerde öğrenciler, eğitim sistemindeki sorunları protesto ederek fakülteleri işgal etti ve boykotlar başlattı. Temmuz'da Amerikan 6. Filosu'nun İstanbul'a gelişi, büyük gösterilere yol açtı; polisin bir öğrenci yurduna düzenlediği baskında yaralanan bir öğrenci kısa süre sonra hayatını kaybetti. Ocak 1969'da Ankara'daki bir üniversiteyi ziyaret eden Amerikan büyükelçisinin aracı öğrenciler tarafından ateşe verildi. Vietnam karşıtlığı ve «bağımsız Türkiye» sloganları, Türk öğrenci hareketinin dilini belirledi. Bu hareket, sonraki yıllarda sertleşen siyasi çatışmaların da başlangıcı oldu.
Birincil kaynak
Çekoslovakya Cumhurbaşkanı Ludvík Svoboda'nın 21 Ağustos 1968 gecesi radyoda yaptığı konuşmadan:
Pro nás není cesta zpátky. Akční program KSČ a programové prohlášení vlády Národní fronty vyjadřují životní zájmy a potřeby všeho lidu naší vlasti, a proto v započatém díle musíme dále pokračovat. Nepadneme do malověrnosti, semkneme se všichni a spolu s KSČ a Národní frontou setrváme v jednotě, v úsilí o lepší život našich národů.
Türkçesi: Bizim için geri dönüş yolu yoktur. Çekoslovak Komünist Partisi'nin eylem programı ve Ulusal Cephe hükümetinin program bildirisi, vatanımızın bütün halkının hayati çıkarlarını ve ihtiyaçlarını dile getirmektedir; bu yüzden başladığımız işi sürdürmek zorundayız. İnançsızlığa düşmeyeceğiz; hepimiz kenetlenecek, partiyle ve Ulusal Cephe ile birlikte, uluslarımızın daha iyi bir hayatı için gösterdiğimiz çabada birliğimizi koruyacağız.
Kaynak: Ludvík Svoboda, Çekoslovak radyosunda konuşma, Prag, 21 Ağustos 1968; Vikikaynak (Çekçe). Türkçesi, Çekçesinden bizim.
- Svoboda, işgalin olduğu gün «geri dönüş yolu yoktur» diyor. Bu cümle kime ve hangi amaçla sesleniyor?
- Konuşma, reform programını partinin ve halkın ortak programı olarak sunuyor. Bu, Prag Baharı'nın bir komünist partinin içinden doğduğunu nasıl gösteriyor?
- Sonraki aylarda reformların büyük bölümünden vazgeçildi. Bu sonuç, bu konuşmayı okurken onu nasıl değerlendirmemizi gerektirir?
Tarihçiler Tartışıyor
- Arthur Marwick (1998) — The Sixties adlı kitabında, 1958'den 1974'e uzanan «uzun altmışlar» boyunca Batı'da yaşanan değişimi bir «kültür devrimi» olarak tanımladı; bu değişimin siyasi devrimden çok, gündelik hayatta, aile ilişkilerinde, cinsellikte ve kültürde gerçekleştiğini, piyasa ve tüketim toplumuyla da iç içe geçtiğini savundu.
- Kristin Ross (2002) — May '68 and Its Afterlives adlı kitabında, Fransa'daki Mayıs olaylarının sonradan bir kuşak isyanına ve kültürel bir modernleşmeye indirgendiğini; oysa olayların öğrencilerle işçilerin birleştiği büyük bir siyasi hareket ve tarihin en büyük genel grevlerinden biri olduğunu vurguladı.
- Jeremi Suri (2003) — Power and Protest adlı kitabında, 1968'in küresel protesto dalgasının Soğuk Savaş'ın iki tarafındaki liderleri iç huzursuzluktan korkuttuğunu ve bu korkunun, onları dış politikada istikrar ve yumuşama arayışına ittiğini savundu.
- Gerd-Rainer Horn (2007) — The Spirit of '68 adlı kitabında, Batı ve Güney Avrupa'daki hareketleri uluslararası bir karşılaştırmayla inceledi; katılımcı demokrasi fikrinin, öğrencilerle birlikte işçileri, Katolik gençleri ve farklı toplumsal grupları birleştiren ortak bir ruh olduğunu gösterdi.
Bu tarihçiler, 1968'in anlamını farklı yerlerde arar. Marwick, değişimi kültürde ve gündelik hayatta görür. Ross, olayların siyasi ve işçi sınıfı boyutunun unutulmasına karşı çıkar. Suri, protestoları uluslararası ilişkilerle, yani Soğuk Savaş'ın seyriyle bağlar. Horn ise hareketleri ülke sınırlarının ötesinde birleştiren ortak bir katılım ruhunu öne çıkarır. Birlikte okunduklarında, 1968'in tek bir anlamının değil, birbirine bağlı birçok anlamının olduğu görülür.
Derine İn
Prag Baharı'nın en dikkat çekici yanlarından biri, işgale karşı gösterilen silahsız direnişti. İşgalin ilk günlerinde Çekoslovaklar, sokak tabelalarını söküp işgalcilerin yolunu şaşırttı; gizli radyo vericileri yayına devam etti; insanlar tankların çevresinde toplanıp askerlerle işgalin nedenini tartıştı. İşgalciler, kendilerini davet ettiği iddia edilen bir «işçi-köylü hükümeti» kurmayı başaramadı. Bu yüzden Moskova, Dubček'i geri göndermek ve reformları yavaş yavaş, onun eliyle geri aldırmak zorunda kaldı.
Ocak 1969'da Prag'da genç bir üniversite öğrencisi, işgali ve halkın giderek boyun eğmesini protesto etmek için hayatını feda etti. Cenazesi büyük bir sessiz gösteriye dönüştü. Ama sonraki yıllarda «normalleşme» rejimi, yüz binlerce insanı partiden ihraç etti, pek çok aydını işinden uzaklaştırdı ve ülkeyi yirmi yıl boyunca katı bir denetim altında tuttu. 1989'da rejim yıkıldığında, Dubček kısa bir süre için yeniden kamuoyunun önüne çıktı.
Doğu Bloku'nda Çekoslovakya yalnız değildi. Mart 1968'de Varşova'da, bir tiyatro oyununun yasaklanmasını protesto eden öğrencilerin gösterileri sert biçimde bastırıldı. Polonya yönetimi, ardından öğrenci hareketini ve parti içindeki rakiplerini hedef alan, «Siyonizm karşıtlığı» adı altında yürütülen bir kampanya başlattı. Bu kampanya sonucunda binlerce Polonyalı Yahudi işini kaybetti ve göç yollarına düştü. Doğu'daki 1968, Batı'dakinden farklı olarak, ifade özgürlüğü ve ulusal egemenlik talebiyle ve bu talebin sert bir baskıyla karşılanmasıyla belirlendi.
İşgal, Batı'daki komünist partilerde de derin bir sarsıntı yarattı. İtalyan ve Fransız komünist partileri, işgali açıkça eleştirdi; bu eleştiri, sonraki on yılda Batı Avrupa komünist partilerinin Moskova'dan bağımsızlaşma yönelimini güçlendirdi. Batı'daki Yeni Sol için de Prag, Sovyet modelinin baskıcı yüzünün kanıtıydı. Romanya'nın lideri, işgale katılmayı reddederek Moskova'dan ayrı bir dış politika izlediğini gösterdi.
1968, kadın hareketinin yeni bir dalgasına da kapı araladı. Öğrenci hareketlerinin içinde yer alan pek çok kadın, hareketlerin kendisinin de erkek egemen olduğunu, kadınların toplantılarda söz alamadığını ve geri planda tutulduğunu fark etti. Sonraki yıllarda Batı'da kürtaj hakkından iş yerinde eşitliğe kadar pek çok alanda örgütlenen ikinci dalga feminizm, büyük ölçüde bu deneyimden doğdu. Çevre hareketi ve eşcinsel hakları hareketi de bu yılların mirasından beslendi.
Meksika'daki Tlatelolco olayları, uzun yıllar boyunca resmî bir sessizlikle örtüldü. Hükümet, ölenlerin sayısını çok düşük gösterdi; basın büyük ölçüde susturuldu. On gün sonra Olimpiyat Oyunları planlandığı gibi açıldı. Oyunlarda iki siyahi Amerikalı atlet, madalya töreninde yumruklarını havaya kaldırarak ırk ayrımcılığını protesto etti ve bu görüntü, 1968'in simgelerinden biri hâline geldi. Meksika'da olaylarla ilgili belgeler, ancak 2000'lerde kısmen açıldı.
1968'in mirası, sonraki on yıllarda da tartışma konusu oldu. Bazıları için bu yıl, özgürleşmenin, eşitliğin ve katılımın başlangıcıydı. Bazıları için ise otoritenin, ailenin ve geleneklerin çözülmesinin başlangıcıydı. 1970'lerde Batı'da bazı küçük gruplar silahlı şiddete yöneldi; 1980'lerde ise birçok ülkede muhafazakâr hükümetler, 1968'in mirasına karşı tepkiyi siyasi programlarının merkezine koydu.
Uzman Notu
Temel literatür
- Kieran Williams, The Prague Spring and its Aftermath: Czechoslovak Politics, 1968–1970 (Cambridge: Cambridge University Press, 1997).
- Arthur Marwick, The Sixties: Cultural Revolution in Britain, France, Italy, and the United States, c. 1958–c. 1974 (Oxford: Oxford University Press, 1998).
- Kristin Ross, May '68 and Its Afterlives (Chicago: University of Chicago Press, 2002).
- Jeremi Suri, Power and Protest: Global Revolution and the Rise of Détente (Cambridge: Harvard University Press, 2003).
- Mark Kurlansky, 1968: The Year That Rocked the World (New York: Ballantine Books, 2004).
- Gerd-Rainer Horn, The Spirit of '68: Rebellion in Western Europe and North America, 1956–1976 (Oxford: Oxford University Press, 2007).
Arşiv ve kaynak
1968'in kaynakları arasında öğrenci örgütlerinin bildirileri, afişleri ve duvar yazıları, sendikaların ve hükümetlerin belgeleri, Kerner Komisyonu gibi resmî soruşturmaların raporları, Çekoslovak Komünist Partisi'nin ve Varşova Paktı yönetimlerinin 1990'larda açılan belgeleri, gizli radyo yayınlarının kayıtları, gazeteler, televizyon görüntüleri ve katılımcıların anıları vardır. Çekoslovak parti yönetiminin bildirisi ve Svoboda'nın konuşması Çekçe Vikikaynak'ta, Kerner Komisyonu raporu Internet Archive'da okunabilir.
Açık sorular
- Prag Baharı, Sovyet müdahalesi olmasaydı Çekoslovakya'yı çok partili bir demokrasiye götürür müydü?
- 1968 hareketleri siyasi açıdan yenildiyse, toplumsal ve kültürel açıdan kazandı mı?
- Batı'daki ve Doğu'daki 1968 hareketleri gerçekten ortak bir dalganın parçası mıydı, yoksa yalnızca aynı yıla denk gelen ayrı olaylar mıydı?
Mini sınav
- (Hedef 1) Prag Baharı'nın önderi kimdir? A) Leonid Brejnev B) Ludvík Svoboda C) Daniel Cohn-Bendit D) Alexander Dubček
- (Hedef 1) Bir sosyalist ülkede sosyalizm tehlikeye girdiğinde bunun bütün sosyalist topluluğun meselesi olacağını savunan ilke hangisidir? A) Brejnev Doktrini B) Truman Doktrini C) Domino teorisi D) Yumuşama
- (Hedef 2) Kerner Komisyonu raporunun «temel sonucu» nedir? A) Ayaklanmaları dışarıdan kışkırtıcılar başlattı B) Ayaklanmalar Vietnam'dan kaynaklandı C) Ülke biri siyah, öbürü beyaz, ayrı ve eşit olmayan iki topluma doğru ilerliyor D) Polis sayısı artırılmalı
- (Hedef 2) Çekoslovak parti yönetiminin 21 Ağustos bildirisi işgali nasıl tanımlıyor? A) Kardeş ülkelerin yardımı B) Sosyalist ilişkilerin ilkelerine ve uluslararası hukukun temel kurallarına aykırı bir eylem C) Bir askerî tatbikat D) Hükümetin daveti
- (Hedef 3) Fransa'daki Mayıs olaylarının bir kuşak isyanına indirgendiğini ve işçi grevinin unutulduğunu vurgulayan tarihçi kimdir? A) Arthur Marwick B) Jeremi Suri C) Kristin Ross D) Gerd-Rainer Horn
Açık uçlu soru
(Hedef 3) 1968'de birbirinden çok farklı ülkelerde neden aynı yıl kalkışmalar yaşandı ve bu kalkışmalar neyi değiştirdi? Cevabında Kerner Komisyonu raporunu, Çekoslovak parti yönetiminin bildirisini ve Svoboda'nın konuşmasını kullan; Marwick ile Suri'nin yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- D — Alexander Dubček.
- A — Brejnev Doktrini.
- C — Ülke biri siyah, öbürü beyaz, ayrı ve eşit olmayan iki topluma doğru ilerliyor.
- B — Sosyalist ilişkilerin ilkelerine ve uluslararası hukukun temel kurallarına aykırı bir eylem.
- C — Kristin Ross.
Kapsamlı bir cevap, savaş sonrası kalabalık ve eğitimli bir kuşağın, televizyonun dünyayı birbirine bağladığı bir ortamda, savaşı, ayrımcılığı ve otoriteyi hem Batı'da hem Doğu'da sorguladığını; hareketlerin hükümetleri devirmediğini, ama toplumsal ve kültürel değerlerde uzun bir dönüşüm başlattığını ve liderleri yumuşamaya yönelttiğini açıklar. Kerner raporunu, Amerika'daki krizin kaynağının ülkenin kendi kurumlarında görüldüğünün belgesi olarak; Çekoslovak bildirisini, bir komünist partinin müttefiklerinin müdahalesini sosyalist ilkeler adına reddedişinin tanıklığı olarak; Svoboda'nın konuşmasını ise reformun halk ve parti tarafından sahiplenildiğinin, ama bu sahiplenmenin işgal karşısında ne kadar sınırlı kaldığının örneği olarak kullanır. Güçlü bir yanıt, Marwick'in kültürel değişime odaklanan yaklaşımını Suri'nin protestoları uluslararası ilişkilere bağlayan yaklaşımıyla karşılaştırır.
Sonraki bölüme köprü
1968'den sonra iki süper güç arasında gerilim azaldı; Moskova ile Washington silah sınırlama antlaşmaları imzaladı. Ama bu yumuşama, on yıl sonra başka bir işgalle sarsıldı. Aralık 1979'da Sovyet ordusu, Brejnev Doktrini'nin mantığıyla, komünist bir hükümeti ayakta tutmak için Afganistan'a girdi. Bir sonraki derste, Sovyetlerin neden Afganistan'a girdiğini, bu savaşın neden Sovyetler için uzun ve kazanılamayan bir savaşa dönüştüğünü ve Afganistan'ın neden «Sovyetlerin Vietnam'ı» olarak anıldığını inceleyeceğiz.