Öğrenme hedefleri
- Vietnam'daki savaşın bir sömürge karşıtı bağımsızlık mücadelesinden nasıl bir Soğuk Savaş çatışmasına dönüştüğünü, Amerika'nın savaşa giderek derinleşen katılımını, 1968 Tet Saldırısı'nı ve 1975'te Saygon'un düşüşünü açıklayabileceksin.
- Vietnam bağımsızlık bildirgesini, Tonkin Körfezi Kararı'nı ve Johnson'ın 1965 Johns Hopkins konuşmasını karşılaştırarak savaşın iki tarafça nasıl tanımlandığını değerlendirebileceksin.
- Amerika'nın savaşa neden girdiği ve neden kazanamadığı üzerine tarihçilerin görüşlerini karşılaştırabileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir alıntıyla başlayan bildirge
2 Eylül 1945 öğleden sonra, Hanoi'deki Ba Dinh meydanında toplanan kalabalığın önünde, zayıf yapılı, keçi sakallı bir adam kürsüye çıktı ve bir bildirge okumaya başladı. İlk cümleler Vietnamca değil, uzak bir ülkenin metninden alınmıştı: bütün insanların eşit yaratıldığı, yaşama, özgürlük ve mutluluğu arama hakkına sahip olduğu. Bu sözler, 1776'daki Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi'nden geliyordu. Konuşan Ho Chi Minh'ti ve Vietnam'ın Fransız sömürge yönetiminden bağımsızlığını ilan ediyordu. Çeyrek yüzyıl dolmadan, aynı Amerika'nın yarım milyonu aşkın askeri, onun hareketine karşı Vietnam'da savaşıyor olacaktı. Bu ders, bir bağımsızlık bildirgesiyle açılan hikâyenin nasıl Soğuk Savaş'ın en uzun ve en tartışmalı savaşına dönüştüğünü soruyor.
Bağlam — sömürgeden bölünmeye
Vietnam, 19. yüzyılın ikinci yarısından beri Fransız Çinhindi'nin parçasıydı. İkinci Dünya Savaşı'nda Japonya ülkeyi işgal etti. Ho Chi Minh'in önderliğindeki komünist ağırlıklı bağımsızlık cephesi, Japonların teslim olmasının ardından iktidarı ele geçirdi. Ama Fransa sömürgesini geri almak istedi ve 1946'da sekiz yıl sürecek bir savaş başladı. Amerika, Avrupa'da Fransa'nın desteğine ihtiyaç duyduğu ve Asya'da komünizmin yayılmasından korktuğu için, Fransız savaş harcamalarının giderek artan bir bölümünü üstlendi.
1954 baharında General Vo Nguyen Giap'ın komutasındaki Vietnam kuvvetleri, kuzeybatıdaki Dien Bien Phu vadisinde kuşattıkları Fransız garnizonunu teslim almaya zorladı. Aynı yaz imzalanan Cenevre Antlaşmaları, Vietnam'ı geçici olarak 17. paralelden ikiye ayırdı ve ülkeyi birleştirmek için iki yıl içinde seçim yapılmasını öngördü. Kuzeyde Ho Chi Minh'in komünist devleti, güneyde Amerika'nın desteklediği Ngo Dinh Diem'in hükümeti kuruldu. Diem, seçimlerin yapılmasını reddetti; Amerika da bu kararı destekledi, çünkü Ho Chi Minh'in seçimi kazanacağı düşünülüyordu.
Gelişme — danışmanlardan yarım milyon askere
Diem hükümeti, güneyde muhaliflerini sert biçimde bastırdı; yolsuzluk ve Budist çoğunluğa karşı ayrımcılık, yönetimi giderek yalnızlaştırdı. 1960'ta güneydeki komünistler ve öbür muhalifler, Hanoi'nin desteğiyle bir cephe kurdu; Amerikalılar bu güçlere «Vietkong» adını verdi. Kennedy döneminde güneydeki Amerikan askerî danışmanlarının sayısı hızla arttı. Kasım 1963'te, Amerika'nın onayıyla düzenlenen bir darbede Diem devrildi ve öldürüldü; güneyde istikrarsız askerî hükümetler birbirini izledi.
Ağustos 1964'te Amerikan yönetimi, Kuzey Vietnam kıyısındaki Tonkin Körfezi'nde Amerikan savaş gemilerine iki kez saldırıldığını açıkladı. İkinci saldırının gerçekte hiç yaşanmadığı sonradan anlaşıldı. Ama Başkan Lyndon B. Johnson bu olayı Kongre'den geniş bir yetki almak için kullandı.
1965 baharında Johnson, Kuzey Vietnam'ı sürekli bombalama kararı aldı ve ilk muharip birlikleri gönderdi. Nisan'da Baltimore'daki Johns Hopkins Üniversitesi'nde yaptığı bir konuşmada, kararını dünyaya açıkladı.
1968'e gelindiğinde Vietnam'daki Amerikan askerlerinin sayısı yarım milyonu aşmıştı. Amerikan komutanlığı, düşmanın kayıplarını sayarak başarıyı ölçüyor ve savaşın kazanılmak üzere olduğunu açıklıyordu.
Dönüş noktası — Tet
Ocak 1968'in sonunda, Vietnam'ın ay yılı bayramı Tet sırasında, kuzeyin ve güneydeki cephenin güçleri, güneyde yüzden fazla kent ve kasabaya aynı anda saldırdı. Bir birlik kısa süreliğine Saygon'daki Amerikan büyükelçiliğinin bahçesine girdi; eski imparatorluk başkenti Hue haftalarca süren çarpışmalarla el değiştirdi. Askerî açıdan saldırı, saldıranlar için ağır kayıplarla sonuçlandı; beklenen halk ayaklanması gerçekleşmedi. Ama siyasi açıdan bir dönüm noktası oldu: Amerikan kamuoyu, savaşın sonunun göründüğü yönündeki resmî açıklamalara artık inanmadı.
31 Mart 1968'de Johnson, televizyonda bombalamaları kısmen durdurduğunu, barış görüşmelerine hazır olduğunu ve yeniden başkanlığa aday olmayacağını açıkladı. Savaşı derinleştiren başkan, savaşın bedelini kendi siyasi kariyeriyle ödemişti. Savunma Bakanı Robert McNamara, savaşın kazanılabileceğinden kuşku duymaya başladığı için birkaç hafta önce görevden ayrılmıştı.
Cevap — kazanılamayan bir savaş
1969'da başkan olan Richard Nixon, Amerikan askerlerini yavaş yavaş çekip savaşı Güney Vietnam ordusuna devretmeyi amaçlayan bir politika izledi; ama aynı zamanda bombalamaları komşu Kamboçya ve Laos'a genişletti. Ulusal Güvenlik Danışmanı Henry Kissinger, Paris'te Kuzey Vietnam temsilcileriyle gizli görüşmeler yürüttü. Ocak 1973'te Paris'te imzalanan barış antlaşmasıyla son Amerikan muharip askerleri çekildi. İki yıl sonra, Nisan 1975'te kuzeyin orduları Saygon'a girdi ve ülke komünist yönetim altında birleşti.
Amerika Vietnam'da kazanamadı; çünkü karşısındaki güç, onlarca yıldır süren bir bağımsızlık ve birleşme mücadelesini temsil ediyordu ve kaybetmeyi kabul etmek yerine çok ağır kayıplara katlanmaya hazırdı. Amerika'nın desteklediği güney hükümetleri ise halkın geniş kesimlerinin desteğini kazanamadı. Amerikan yönetimi savaşı Çin ve Sovyetler destekli bir saldırganlığa karşı direniş olarak gördü; ama Vietnamlıların çoğu için bu, yabancılara karşı süren uzun bir savaşın son aşamasıydı. Soğuk Savaş'ın mantığı, yerel bir milliyetçiliği küresel bir komplonun parçası olarak okumuştu.
Yaygın yanlış«Vietnam Savaşı yalnızca Amerika ile Vietnam arasında geçti ve en ağır bedeli Amerika ödedi.»
Savaşta yaklaşık elli sekiz bin Amerikan askeri hayatını kaybetti; bu, Amerikan toplumunda derin bir yara bıraktı. Ama ölen Vietnamlıların sayısı, askerler ve sivillerle birlikte, farklı tahminlere göre bir milyon ile üç milyonu aşkın arasında değişir. Savaş komşu Laos'a ve Kamboçya'ya da yayıldı; bu ülkeler yoğun bombardımana uğradı. Kamboçya'da savaşın yarattığı yıkım, iktidarı ele geçiren Kızıl Kmerler rejiminin ardından gelen kitlesel ölümlere zemin hazırladı. Ormanları yok etmek için kullanılan kimyasal maddelerin sağlık etkileri, onlarca yıl sürdü.
Bugünle bağ — bu kez gönderilmeyen tugay
Kore'ye 1950'de bir tugay yollayan Türkiye, Vietnam'da farklı bir yol izledi. Johnson yönetimi 1964'ten itibaren müttefiklerinden Vietnam'a asker göndermelerini istedi; Güney Kore, Avustralya, Yeni Zelanda, Tayland ve Filipinler muharip birlik gönderdi. Türkiye ise muharip birlik göndermedi. Bu tercih, aynı yıl Kıbrıs konusunda Johnson'dan gelen ve Türk kamuoyunda büyük tepki yaratan mektubun ardından, Ankara'nın Amerika ile ilişkisini yeniden düşündüğü bir döneme denk geldi. Vietnam, 1960'ların sonunda Türkiye'deki öğrenci hareketleri için de güçlü bir simge hâline gelecekti.
Birincil kaynak
Ho Chi Minh'in 2 Eylül 1945'te Hanoi'de okuduğu bağımsızlık bildirgesinin açılışından:
« Tất cả mọi người đều sinh ra bình đẳng. Tạo-hóa cho họ những quyền không ai có thể xâm-phạm được, trong những quyền ấy, có quyền được sống, quyền tự-do và quyền mưu cầu hạnh-phúc. » Lời bất-hủ ấy ở trong bản Tuyên-ngôn Độc-lập năm 1776 của nước Mỹ. Suy rộng ra, câu ấy có ý nghĩa là: Tất cả các dân-tộc trên thế-giới đều sinh ra bình-đẳng; dân-tộc nào cũng có quyền sống, quyền sung-sướng và quyền tự-do.
Türkçesi: «Bütün insanlar eşit doğar. Yaradan onlara kimsenin çiğneyemeyeceği haklar vermiştir; bu haklar arasında yaşama hakkı, özgürlük hakkı ve mutluluğu arama hakkı vardır.» Bu ölümsüz söz, Amerika'nın 1776 tarihli Bağımsızlık Bildirgesi'nde yer alır. Genişletilirse bu cümle şu anlama gelir: Dünyadaki bütün uluslar eşit doğar; her ulusun yaşama, mutlu olma ve özgür olma hakkı vardır.
Kaynak: Ho Chi Minh, Vietnam Demokratik Cumhuriyeti'nin bağımsızlık bildirgesi, Hanoi, 2 Eylül 1945; Vikikaynak (Vietnamca). Türkçesi, Vietnamcasından bizim.
- Ho Chi Minh, bildirgesine neden Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi'nden bir alıntıyla başlıyor? Bu tercih, 1945'te kime seslenmektedir?
- Bildirge, bireylerin haklarını anlatan bir cümleyi «ulusların» haklarına genişletiyor. Bu genişletme sömürge karşıtı bir hareket için neden önemlidir?
- Bu bildirgeyi Johnson'ın Johns Hopkins konuşmasıyla yan yana okuduğunda, iki metin Vietnam'daki çatışmayı nasıl farklı tanımlıyor?
Tarihçiler Tartışıyor
- George C. Herring (1979) — America's Longest War adlı kitabında, Amerika'nın Vietnam'a Soğuk Savaş'ın çevreleme mantığıyla adım adım çekildiğini, Vietnam milliyetçiliğinin gücünü ve güney hükümetlerinin zayıflığını küçümsediği için kazanılamayacak bir savaşa girdiğini savundu. Bu görüş, uzun süre ana akım yorum oldu.
- Fredrik Logevall (1999) — Choosing War adlı kitabında, 1963–1965 arasında tırmanmanın kaçınılmaz olmadığını, müttefiklerin ve Amerikan yönetimindeki bazı isimlerin çekilme ya da tarafsızlaştırma seçeneklerini önerdiğini, Johnson'ın ise büyük ölçüde iç siyasi ve kişisel saygınlık kaygılarıyla savaşı seçtiğini gösterdi.
- Mark Moyar (2006) — Triumph Forsaken adlı kitabında, ana akım yoruma karşı çıkarak savaşın kazanılabilir olduğunu, domino teorisinin büyük ölçüde geçerli olduğunu ve Diem'in devrilmesine onay verilmesinin en büyük hata olduğunu savundu; bu görüş geniş bir tartışma başlattı.
- Lien-Hang T. Nguyen (2012) — Hanoi's War adlı kitabında, Vietnam arşivlerine dayanarak Kuzey Vietnam'daki karar süreçlerini inceledi; savaşı yönlendirenin yalnızca Ho Chi Minh değil, parti lideri Le Duan çevresindeki sertlik yanlıları olduğunu ve Hanoi'nin de büyük güçlerle karmaşık bir diplomasi yürüttüğünü gösterdi.
Bu tartışma, savaşın kaçınılmaz olup olmadığı ve neden kaybedildiği soruları üzerinde yoğunlaşır. Herring, savaşın baştan kazanılamayacağını düşünür. Logevall, savaşın bir seçim olduğunu, başka yolların da bulunduğunu gösterir. Moyar ise savaşın kazanılabileceğini savunarak ana akım yoruma meydan okur. Nguyen, tartışmayı Washington'dan Hanoi'ye taşır ve Vietnamlıların da kendi iç tartışmaları ve hesapları olan aktörler olduğunu hatırlatır.
Derine İn
Savaşın Amerika'daki etkisi, cephedekinden az değildi. Savaş uzadıkça, zorunlu askerlik sistemi gençleri cepheye gönderiyor, üniversite öğrencileri ise belli bir süre ertelemeden yararlanabiliyordu. Bu durum, savaşın yükünün büyük ölçüde yoksul ve işçi sınıfından ailelerin ve siyahi Amerikalıların omuzlarına bindiği yönünde eleştirilere yol açtı. Sivil haklar önderleri, savaşın yoksullukla mücadele programlarından kaynak çektiğini söyledi.
Savaş karşıtı hareket, 1965'ten sonra hızla büyüdü. Üniversite kampüslerinde öğretim günleri, yürüyüşler ve askerlik kartlarının yakıldığı gösteriler düzenlendi. Mayıs 1970'te Ohio'daki Kent Devlet Üniversitesi'nde, Kamboçya'ya yapılan harekâtı protesto eden öğrencilere ulusal muhafızlar ateş açtı ve dört öğrenci hayatını kaybetti. Savaştan dönen bazı askerler de hareketin içinde yer aldı.
Televizyon, Vietnam'ı Amerikan evlerinin oturma odalarına taşıyan ilk savaştı. Muhabirler cepheye geniş ölçüde serbestçe gidebiliyordu; akşam haberleri, resmî açıklamalarla cepheden gelen görüntüler arasındaki farkı her gün izleyicinin önüne koydu. Şubat 1968'de en saygın haber sunucularından biri, Tet'ten sonra savaşın bir çıkmaza girdiğini söyleyince, bu yorum yönetimi derinden sarstı. Ama bazı tarihçiler, kamuoyu desteğinin televizyondan çok, artan kayıplar ve savaşın uzaması nedeniyle azaldığını savunur.
Haziran 1971'de bir Pentagon analisti, savaşın tarihini anlatan gizli bir Savunma Bakanlığı çalışmasını gazetelere sızdırdı. Pentagon Belgeleri olarak anılan bu çalışma, dört başkanın da Vietnam konusunda kamuoyunu çeşitli noktalarda yanılttığını gösteriyordu. Nixon yönetimi yayını durdurmak için mahkemeye başvurdu, ama Yüksek Mahkeme gazetelerin lehine karar verdi. Bu dava, basın özgürlüğü tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu.
Savaştaki şiddet, sivilleri de doğrudan hedef aldı. Mart 1968'de Güney Vietnam'daki bir köyde Amerikan askerlerinin yüzlerce silahsız sivili öldürdüğü olay, bir yıldan uzun süre gizlendikten sonra ortaya çıktı ve dünyada büyük tepki yarattı. Öbür tarafta da Hue'nin işgali sırasında yüzlerce, belki binlerce sivilin öldürüldüğü toplu mezarlar bulundu. Savaş, her iki tarafta da sivilleri yalnızca bir arka plan değil, mücadelenin konusu yaptı.
Kuzeyin güneydeki savaşı sürdürebilmesi, dağlar ve ormanlar arasından Laos ve Kamboçya topraklarına uzanan bir ikmal yolları ağına dayanıyordu. Bu ağdan, sırtında yük taşıyan insanlar, bisikletler ve sonra kamyonlarla, yıllar boyunca asker, silah ve erzak güneye taşındı. Amerika bu yolları kesmek için Laos'u yoğun biçimde bombaladı; Laos, kişi başına düşen bomba miktarı bakımından tarihin en çok bombalanan ülkelerinden biri olarak anılır. Patlamadan toprağa gömülen bombalar, savaştan onlarca yıl sonra da tarlada çalışan köylülerin ve oynayan çocukların hayatına mal olmaya devam etti. Resmî olarak tarafsız sayılan bu ülkedeki savaş, Amerikan kamuoyundan uzun süre gizlendi.
Savaşın sonu da yeni acılar getirdi. 1975'ten sonra güney yönetimiyle bağlantılı yüz binlerce kişi «yeniden eğitim» kamplarına gönderildi. Sonraki yıllarda yüz binlerce Vietnamlı, küçük teknelerle denize açılarak ülkeden kaçtı; bunların önemli bir bölümü yolda hayatını kaybetti. Amerika'da ise Vietnam, uzun yıllar boyunca ülke dışında askerî müdahalelere kuşkuyla bakan bir «Vietnam sendromu» bıraktı.
Uzman Notu
Temel literatür
- George C. Herring, America's Longest War: The United States and Vietnam, 1950–1975 (New York: Wiley, 1979).
- Marilyn B. Young, The Vietnam Wars, 1945–1990 (New York: HarperCollins, 1991).
- Fredrik Logevall, Choosing War: The Lost Chance for Peace and the Escalation of War in Vietnam (Berkeley: University of California Press, 1999).
- Christian G. Appy, Patriots: The Vietnam War Remembered from All Sides (New York: Viking, 2003).
- Mark Moyar, Triumph Forsaken: The Vietnam War, 1954–1965 (Cambridge: Cambridge University Press, 2006).
- Lien-Hang T. Nguyen, Hanoi's War: An International History of the War for Peace in Vietnam (Chapel Hill: University of North Carolina Press, 2012).
Arşiv ve kaynak
Vietnam Savaşı'nın kaynakları arasında Pentagon Belgeleri olarak bilinen gizli Savunma Bakanlığı çalışması, Beyaz Saray'ın ses kayıtları ve belgeleri, Vietnam Komünist Partisi'nin ve Kuzey Vietnam devletinin arşivleri, Güney Vietnam hükümetinin belgeleri, savaş muhabirlerinin haberleri ve fotoğrafları, askerlerin mektupları ve anıları ile her iki tarafın sivillerini kapsayan sözlü tarih çalışmaları vardır. Vietnam bağımsızlık bildirgesi Vietnamca Vikikaynak'ta; Tonkin Körfezi Kararı, Johns Hopkins konuşması ve Pentagon Belgeleri'nin bölümleri İngilizce Vikikaynak'ta okunabilir.
Açık sorular
- 1956'da öngörülen birleşme seçimleri yapılsaydı, Vietnam'da büyük bir savaş çıkar mıydı?
- Kennedy 1963'te öldürülmeseydi, Amerika Vietnam'daki savaşı tırmandırır mıydı?
- Vietnam'daki yenilgi, domino teorisinin yanlışlığını mı gösterdi, yoksa Güneydoğu Asya'daki sonraki gelişmeler teorinin kısmen doğru olduğunu mu?
Mini sınav
- (Hedef 1) Vietnam'ı geçici olarak 17. paralelden ikiye ayıran düzenleme hangisidir? A) 1954 Cenevre Antlaşmaları B) 1973 Paris Antlaşması C) 1945 Potsdam Konferansı D) 1964 Tonkin Körfezi Kararı
- (Hedef 1) Amerikan kamuoyunun savaşa desteğini derinden sarsan 1968 saldırısının adı nedir? A) Dien Bien Phu B) Rolling Thunder C) Tet Saldırısı D) Vietnamlaştırma
- (Hedef 2) Tonkin Körfezi Kararı Başkan'a ne yetkisi verdi? A) Savaş ilan etme B) Savaş ilanı olmadan gerekli bütün önlemleri, silahlı kuvvet kullanmak dahil, alma C) Çin'e karşı nükleer silah kullanma D) Barış antlaşması imzalama
- (Hedef 2) Ho Chi Minh'in 1945 bağımsızlık bildirgesi hangi metinden bir alıntıyla başlar? A) Komünist Manifesto B) Birleşmiş Milletler Şartı C) Fransız Anayasası D) Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi
- (Hedef 3) Amerika'nın 1963–1965 arasındaki tırmanmasının kaçınılmaz olmadığını ve bir seçim olduğunu savunan tarihçi kimdir? A) George C. Herring B) Mark Moyar C) Fredrik Logevall D) Lien-Hang T. Nguyen
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Amerika Vietnam'a neden girdi ve neden kazanamadı? Cevabında Vietnam bağımsızlık bildirgesini, Tonkin Körfezi Kararı'nı ve Johnson'ın Johns Hopkins konuşmasını kullan; Herring ile Moyar'ın yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- A — 1954 Cenevre Antlaşmaları.
- C — Tet Saldırısı.
- B — Savaş ilanı olmadan gerekli bütün önlemleri, silahlı kuvvet kullanmak dahil, alma.
- D — Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi.
- C — Fredrik Logevall.
Kapsamlı bir cevap, Amerika'nın Vietnam'a domino teorisi ve çevreleme mantığıyla, komünizmin Asya'da yayılmasını önlemek ve verdiği sözlerin güvenilirliğini korumak için girdiğini; ama karşısındaki gücün onlarca yıllık bir bağımsızlık ve birleşme mücadelesini temsil ettiğini, güney hükümetlerinin halk desteğinden yoksun kaldığını ve Amerikan kamuoyunun uzayan savaşa desteğini yitirdiğini açıklar. Bağımsızlık bildirgesini, Vietnam hareketinin kendini sömürge karşıtı ve evrensel haklara dayanan bir mücadele olarak tanımlamasının belgesi olarak; Tonkin Körfezi Kararı'nı, savaşın bir savaş ilanı olmadan geniş bir yetkiyle başlamasının kanıtı olarak; Johns Hopkins konuşmasını ise Amerikan yönetiminin çatışmaya dışarıdan yönetilen bir saldırganlık adını vermesine tanık olarak kullanır. Güçlü bir yanıt, Herring'in savaşın baştan kazanılamayacağı görüşünü Moyar'ın savaşın kazanılabilir olduğu görüşüyle karşılaştırır.
Sonraki bölüme köprü
Tet Saldırısı'nın sarsıntısı, 1968'in yalnızca başlangıcıydı. O yıl Amerika'da iki önemli siyasi isim suikastlara kurban gitti, Paris'te öğrenciler ve işçiler sokaklara döküldü, Prag'da başlayan reform deneyi Sovyet tanklarıyla bastırıldı, Meksika'da öğrenci gösterileri kanla bitti. Bir sonraki derste, birbirinden uzak ülkelerde aynı yıl patlak veren bu hareketlerin ortak noktalarını, kuşaklar arasındaki çatışmayı ve 1968'in Türkiye'deki yankılarını inceleyeceğiz.