İçeriğe geç

Bölüm DT-132.09 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Küba Füze Krizi: dünya savaşının eşiğinde 13 gün

DT-132 Soğuk Savaş

2.774 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 9 dk

Dönem
1959–1963
Bölge
Karayipler · Kuzey Amerika · Doğu Avrupa · Anadolu
Kişiler
John F. Kennedy · Nikita Kruşçev · Fidel Castro · Robert F. Kennedy · Anatoli Dobrınin · Adlai Stevenson · Rudolf Anderson · İsmet İnönü · Graham Allison · Aleksandr Fursenko · Philip Nash · Sheldon M. Stern
Yerler
Havana · San Cristóbal · Domuzlar Körfezi · İzmir · Washington · Moskova
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Sovyetlerin Küba'ya nükleer füze yerleştirme kararını, krizin Ekim 1962'deki on üç gününü ve krizin hangi açık ve gizli pazarlıklarla çözüldüğünü açıklayabileceksin.
  • Kennedy'nin 22 Ekim konuşmasını ve Kruşçev'in 27 Ekim mektubunu karşılaştırarak iki liderin aynı silahları nasıl farklı tanımladığını değerlendirebileceksin.
  • Krizin nedenleri ve nasıl çözüldüğü üzerine tarihçilerin görüşlerini karşılaştırabileceksin.

Okuma metni

Kanca — bir fotoğrafın üzerindeki çizgiler

16 Ekim 1962 sabahı, Başkan John F. Kennedy'nin masasına büyütülmüş siyah beyaz fotoğraflar kondu. İki gün önce Küba üzerinde uçan bir Amerikan casus uçağının yüksek irtifadan çektiği bu fotoğraflarda, ilk bakışta yalnızca tarlalar, ormanlık alanlar ve toprak yollar görünüyordu. Ama fotoğraf yorumlama uzmanları, batı Küba'daki San Cristóbal yakınlarında, uzun silindirik nesneleri taşıyan araçları, beton rampaları ve çadırları işaretlemişti. Bunlar, Amerika'nın güneydoğusundaki kentleri dakikalar içinde vurabilecek Sovyet nükleer füzeleriydi. Sonraki on üç gün boyunca dünya, iki süper güç arasında nükleer savaşa hiç olmadığı kadar yaklaştı. Bu ders, Moskova'nın nükleer silahlarını neden Karayipler'e taşıdığını ve dünyanın bu uçurumun kenarından nasıl döndüğünü soruyor.

Bağlam — devrim ve çıkarma

1959'da Fidel Castro önderliğindeki devrimciler, Amerika'nın desteklediği Küba diktatörlüğünü devirdi. Yeni hükümet, Amerikan şirketlerinin mülklerini kamulaştırınca iki ülke arasındaki ilişkiler hızla bozuldu; Castro, Sovyetler Birliği'ne yöneldi. Nisan 1961'de Amerikan istihbaratının eğittiği ve silahlandırdığı Kübalı sürgünler, adanın güney kıyısındaki Domuzlar Körfezi'ne çıkarma yaptı. Çıkarma birkaç gün içinde bozguna uğradı. Ama Amerika vazgeçmedi: gizli operasyonlar, sabotajlar ve Castro'ya yönelik suikast planları sürdü. Havana, yeni ve daha büyük bir Amerikan saldırısını bekliyordu.

Moskova'da Sovyet önderi Nikita Kruşçev başka bir hesap da yapıyordu. Amerika, nükleer füze sayısında Sovyetler Birliği'nin çok önündeydi; ayrıca Britanya'ya, İtalya'ya ve Türkiye'ye Sovyet topraklarını vurabilecek orta menzilli füzeler yerleştirmişti. Kruşçev, Küba'ya füze yerleştirmenin hem adayı bir Amerikan çıkarmasından koruyacağını hem de nükleer dengesizliği ucuz yoldan gidereceğini düşündü.

1962 yazında Sovyetler Birliği, büyük bir gizlilik içinde Küba'ya füzeler, savaş başlıkları, uçaklar ve on binlerce asker taşımaya başladı. Harekâtın adı, Sibirya'daki bir ırmaktan alınmıştı; askerlerin çoğu nereye gittiklerini gemiye bindikten sonra öğrendi. Sovyet hükümeti, Eylül ayında Küba'ya gönderilen silahların yalnızca savunma amaçlı olduğunu açıkladı.

Gelişme — on üç gün

Kennedy, fotoğrafları gördükten sonra en yakın danışmanlarından oluşan küçük bir kurulu topladı. Kardeşi ve adalet bakanı Robert F. Kennedy'nin de bulunduğu bu kurul, bir hafta boyunca gizlice toplandı. Askerî komutanlar, füze rampalarının hemen bombalanmasını ve adanın işgal edilmesini istiyordu. Başkan ise daha sınırlı bir adımı seçti: Küba'ya silah taşıyan gemilerin denizde durdurulması.

Karantina 24 Ekim'de yürürlüğe girdi. Küba'ya doğru ilerleyen Sovyet gemilerinin bir kısmı rotasından döndü. Ertesi gün Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Amerikan temsilcisi Adlai Stevenson, Sovyet temsilcisinin karşısına füze rampalarının fotoğraflarını koydu. 26 Ekim'de Kruşçev'den uzun ve kişisel bir mektup geldi: Amerika Küba'yı işgal etmeyeceğine söz verirse, füzeler gereksiz hâle gelecekti.

Dönüş noktası — «Kara Cumartesi»

27 Ekim, krizin en tehlikeli günü oldu. Sabah Moskova radyosu, Kruşçev'in yeni ve daha sert bir mektubunu yayımladı: Sovyetler, füzelerini Küba'dan ancak Amerika da Türkiye'deki füzelerini çekerse çekecekti. Aynı gün Küba üzerinde uçan bir Amerikan casus uçağı bir Sovyet füzesiyle düşürüldü ve pilotu Binbaşı Rudolf Anderson hayatını kaybetti. Başka bir casus uçağı yolunu kaybederek Sovyet hava sahasına girdi. Karantina hattında Amerikan gemileri, bir Sovyet denizaltısını su yüzüne çıkmaya zorlamak için uyarı bombaları attı; denizaltının nükleer başlıklı bir torpido taşıdığını Amerikalılar bilmiyordu.

Cevap — açık bir söz, gizli bir söz

Kennedy, danışmanlarının önerisiyle, Kruşçev'in 27 Ekim mektubunu görmezden gelip 26 Ekim'deki ilk mektubuna yanıt verdi: Sovyetler füzeleri çekerse, Amerika Küba'yı işgal etmeyeceğine söz verecekti. Aynı akşam Robert F. Kennedy, Sovyet Büyükelçisi Anatoli Dobrınin ile Washington'da gizlice buluştu. Ona hem Amerikan askerî komutanlarının sabırsızlığını iletti hem de bir güvence verdi: Türkiye'deki füzeler birkaç ay içinde çekilecekti, ama bu, anlaşmanın açık bir parçası olarak duyurulmayacaktı. 28 Ekim sabahı Kruşçev, Moskova radyosundan füzelerin söküleceğini açıkladı.

Kriz, iki liderin de savaştan kaçınmak için geri adım atmasıyla çözüldü. Sovyetler füzelerini Küba'dan çekti; Amerika Küba'yı işgal etmeyeceğine söz verdi ve Türkiye'deki füzelerini gizlice çekti. Ama dünya, kamuoyuna yalnızca Sovyet geri çekilmesini gördü; Kennedy güçlü, Kruşçev zayıf göründü. Gizli pazarlık, ancak çeyrek yüzyıl sonra açıkça kabul edildi.

Yaygın yanlış«Küba krizinde Kruşçev hiçbir şey almadan geri adım attı, Kennedy ise hiçbir taviz vermedi.»
Doğrusu

Krizden sonra yıllarca böyle anlatıldı; Kennedy yönetimi de bu anlatıyı destekledi. Oysa Amerika iki taviz verdi: Küba'yı işgal etmeme sözü açıktı, Türkiye'deki Jüpiter füzelerinin çekilmesi ise gizli tutuldu. Robert F. Kennedy ile Dobrınin arasındaki görüşmenin içeriği, 1980'lerin sonunda krizin tanıklarının katıldığı toplantılarda ve sonradan açılan belgelerde ortaya çıktı. Kriz bir zafer ile bir yenilgi değil, karşılıklı ödünlerle kapanan bir pazarlıktı.

Bugünle bağ — İzmir'deki füzeler

Küba krizinde Türkiye, hiç masada oturmadan pazarlığın konusu oldu. İzmir yakınlarındaki Çiğli üssü çevresine yerleştirilen on beş Jüpiter füzesi, kriz başladığında henüz yeni hizmete girmişti. Başbakan İsmet İnönü'nün hükümeti, füzelerin bir pazarlık konusu yapılmasına karşı çıktı; Amerikan yönetimi de Ankara'ya bir takas olmadığını söyledi. Füzeler Nisan 1963'te söküldü; Amerika, Türkiye'nin güvenliğini Akdeniz'deki nükleer denizaltılarla sağlayacağını açıkladı. Küba krizi, Türkiye'de ittifakın büyük güçlerin gözünde neye karşılık geldiğini soran bir tartışmanın başlangıcı oldu; 1964'te Kıbrıs konusunda gelen Johnson mektubu bu sorgulamayı derinleştirecekti.

Birincil kaynak

Kruşçev'in 27 Ekim 1962'de Kennedy'ye gönderdiği mektuptan, Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nın resmî çevirisiyle:

You are disturbed over Cuba. You say that this disturbs you because it is 90 miles by sea from the coast of the United States of America. But Turkey adjoins us; our sentries patrol back and forth and see each other. Do you consider, then, that you have the right to demand security for your own country and the removal of the weapons you call offensive, but do not accord the same right to us?

Türkçesi: Küba sizi rahatsız ediyor. Sizi rahatsız etmesinin nedeninin, Küba'nın Amerika Birleşik Devletleri kıyısından deniz yoluyla doksan mil uzakta olması olduğunu söylüyorsunuz. Ama Türkiye bize bitişik; nöbetçilerimiz bir aşağı bir yukarı devriye geziyor ve birbirlerini görüyor. O hâlde kendi ülkeniz için güvenlik ve saldırı silahı dediğiniz silahların kaldırılmasını isteme hakkınız olduğunu düşünüp de aynı hakkı bize tanımıyor musunuz?

Kaynak: Nikita Kruşçev, Kennedy'ye mektup, Moskova, 27 Ekim 1962, Washington'da yapılmış resmî İngilizce çeviri; Vikikaynak. Türkçesi, İngilizcesinden bizim.

  1. Kruşçev, Küba ile Türkiye arasında nasıl bir eşitlik kuruyor? Bu karşılaştırma hangi noktalarda güçlü, hangi noktalarda zayıftır?
  2. Mektup Türkiye'den söz ediyor, ama Türkiye'nin sesine yer vermiyor. Bu, büyük güçler arasındaki pazarlıkta küçük müttefiklerin yeri hakkında ne söyler?
  3. Bu çeviri Amerikan Dışişleri Bakanlığı'na aittir. Rusça asıl metin yerine bir çeviriyle çalışmak, bir tarihçi için hangi riskleri taşır?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Graham Allison (1971) — Essence of Decision adlı kitabında, krizi üç farklı modelle açıkladı: devleti tek ve rasyonel bir aktör olarak gören model, kurumların rutinlerine bakan model ve kararı bürokratik pazarlıkların ürünü sayan model. Krizin yalnızca iki liderin akıllı satrancı olarak okunamayacağını gösterdi.
  • Aleksandr Fursenko (1997) — Timothy Naftali ile birlikte yazdığı One Hell of a Gamble adlı kitabında, Sovyet arşivlerine dayanarak Kruşçev'in kararında Küba'yı bir Amerikan işgalinden koruma kaygısının, nükleer dengeyi düzeltme isteği kadar belirleyici olduğunu gösterdi.
  • Philip Nash (1997) — The Other Missiles of October adlı kitabında, Türkiye ve İtalya'daki Jüpiter füzelerinin tarihini inceledi; bu füzelerin askerî değerinin sınırlı olduğunu, Kennedy yönetiminin onları zaten çekmek istediğini, ama Türkiye'nin itirazı nedeniyle çekemediğini ve krizde bu füzelerin pazarlığın merkezine yerleştiğini ortaya koydu.
  • Sheldon M. Stern (2003) — Yürütme Komitesi toplantılarının ses kayıtlarını ayrıntılı olarak inceleyerek, sonradan yazılan anıların Kennedy kardeşlerin rolünü ve kurulun uzlaşmacılığını süslediğini, Başkan'ın çoğu zaman danışmanlarının çoğundan daha uzlaşmacı olduğunu savundu.

Bu tarihçiler, krizi farklı katmanlarda inceler. Allison, kararın nasıl alındığını anlamak için kuramsal modeller önerir. Fursenko ve Naftali, Sovyet tarafının güdülerini belgelerle açıklar. Nash, Türkiye'deki füzeleri hikâyenin kenarından merkezine taşır. Stern ise ses kayıtlarıyla, krizin sonradan kurulan efsanesini düzeltir. Birlikte okunduklarında, krizin iki liderin iradesi kadar kurumların, yanlış hesapların, gizli pazarlıkların ve şansın da ürünü olduğu görülür.

Derine İn

Amerikan yönetimi, kriz sırasında Küba'daki Sovyet gücünü olduğundan küçük sanıyordu. Washington, adada birkaç bin Sovyet askeri olduğunu tahmin ederken, gerçek sayı on binlerceydi. Daha önemlisi, Sovyetler Küba'ya füzelerin yanı sıra, bir Amerikan çıkarmasına karşı kullanılabilecek kısa menzilli taktik nükleer silahlar da getirmişti. Amerikan komutanlarının önerdiği hava saldırısı ve çıkarma gerçekleşseydi, bu silahların kullanılma ihtimali vardı. Bu bilgi, ancak Soğuk Savaş'ın sonunda ortaya çıktı.

Kriz, liderlerin her şeyi denetleyemediğini de gösterdi. 27 Ekim'de casus uçağını düşüren füze, Moskova'nın açık emriyle değil, adadaki Sovyet komutanlarının kararıyla atılmıştı. Sovyet hava sahasına giren Amerikan casus uçağı, bir rutin görevde yolunu kaybetmişti. Karantina hattındaki Sovyet denizaltısında, bazı anlatımlara göre nükleer torpidonun kullanılması tartışılmış, ama gemideki bir subayın itirazı üzerine bundan vazgeçilmişti; bu anlatımın ayrıntıları hâlâ tartışmalıdır. Kriz, nükleer çağda bir kazanın ya da yanlış anlamanın ne kadar büyük sonuçlar doğurabileceğini gösterdi.

Fidel Castro, krizin bir başka aktörüydü ve sonuçtan memnun değildi. Kruşçev, füzeleri çekme kararını Havana'ya danışmadan almıştı. Castro, Birleşmiş Milletler denetçilerinin adaya girmesine izin vermedi; denetim, Sovyet gemileri açık denizdeyken Amerikan uçaklarının güverteleri gözetlemesiyle yapıldı. Kriz, Küba ile Sovyetler Birliği arasında bir süre gerginliğe yol açtı. Castro'nun kriz sırasında Kruşçev'e yazdığı bir mektupta, Amerika adayı işgal ederse Sovyetlerin nükleer karşılık vermesini önerdiği sonradan ortaya çıktı.

Kriz, iki süper gücü doğrudan iletişimin önemine de inandırdı. Kriz sırasında mektupların yazılması, çevrilmesi ve ulaştırılması saatler alıyordu; Kruşçev bir kez yanıtını hız kazanmak için radyodan yayımlatmak zorunda kalmıştı. Haziran 1963'te iki ülke, Beyaz Saray ile Kremlin arasında doğrudan bir iletişim hattı kurmayı kararlaştırdı. Aynı yaz, atmosferde nükleer denemeleri yasaklayan antlaşma imzalandı. Kennedy, aynı dönemde yaptığı bir konuşmada, iki ülkenin ortak çıkarlarını ve barışın önemini vurguladı.

Krizin iki liderin kaderine etkisi de farklı oldu. Kennedy, krizden güçlenmiş göründü; ama Kasım 1963'te Dallas'ta bir suikasta kurban gitti. Kruşçev ise Sovyet yönetiminde Küba'daki «maceracılığı» ve ardından gelen «geri çekilmesi» yüzünden eleştirildi; Ekim 1964'te parti içindeki rakipleri tarafından görevden uzaklaştırıldı. Görevden alınmasının nedenleri arasında tarım politikasındaki başarısızlıklar da vardı, ama Küba krizinin onun saygınlığını zedelediği açıktır.

Sovyetler Birliği, krizden bir başka ders daha çıkardı: Amerika ile nükleer silahlarda eşitliğe ulaşmadıkça, bir sonraki krizde yine geri çekilmek zorunda kalacaktı. Sonraki on beş yılda Sovyetler, füze sayısını büyük bir hızla artırdı ve 1970'lerin başında Amerika ile kabaca bir denge kurdu. Küba krizi, bir yanda yumuşamanın, öbür yanda yeni bir silahlanma dalgasının başlangıcı oldu.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Graham T. Allison, Essence of Decision: Explaining the Cuban Missile Crisis (Boston: Little, Brown, 1971).
  • Aleksandr Fursenko, Timothy Naftali, «One Hell of a Gamble»: Khrushchev, Castro, and Kennedy, 1958–1964 (New York: W. W. Norton, 1997).
  • Philip Nash, The Other Missiles of October: Eisenhower, Kennedy, and the Jupiters, 1957–1963 (Chapel Hill: University of North Carolina Press, 1997).
  • Sheldon M. Stern, Averting «the Final Failure»: John F. Kennedy and the Secret Cuban Missile Crisis Meetings (Stanford: Stanford University Press, 2003).
  • Michael Dobbs, One Minute to Midnight: Kennedy, Khrushchev, and Castro on the Brink of Nuclear War (New York: Alfred A. Knopf, 2008).
  • Serhii Plokhy, Nuclear Folly: A History of the Cuban Missile Crisis (New York: W. W. Norton, 2021).

Arşiv ve kaynak

Küba krizinin kaynakları arasında Yürütme Komitesi toplantılarının ses kayıtları ve tutanakları, Kennedy ile Kruşçev arasındaki yazışmalar, Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nın diplomatik belge dizisi, casus uçaklarının fotoğrafları, Soğuk Savaş'tan sonra açılan Sovyet askerî ve diplomatik belgeleri, 1980'lerin sonunda Amerikalı, Sovyet ve Kübalı tanıkların katıldığı ortak toplantıların tutanakları ve Türk diplomatik yazışmaları vardır. Kennedy'nin 22 Ekim konuşması ve Kruşçev'in 27 Ekim mektubunun resmî çevirisi İngilizce Vikikaynak'ta okunabilir.

Açık sorular

  • Kennedy, askerî komutanlarının önerdiği hava saldırısını seçseydi kriz nükleer bir savaşa dönüşür müydü?
  • Türkiye'deki füzelerin gizlice çekilmesi, ittifak içinde güveni zedeledi mi, yoksa krizin çözümü için zorunlu bir bedel miydi?
  • Krizin barışçı biçimde çözülmesi, liderlerin akıllı kararlarına mı, yoksa büyük ölçüde şansa mı bağlıydı?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Küba'daki Sovyet füze rampaları ilk kez nasıl ortaya çıkarıldı? A) Bir Sovyet subayının itirafıyla B) Kübalı sürgünlerin raporuyla C) Bir Amerikan casus uçağının çektiği fotoğraflarla D) Birleşmiş Milletler denetçileriyle
  2. (Hedef 1) Krizin çözümünde gizli tutulan Amerikan tavizi neydi? A) Küba'ya ekonomik yardım B) Türkiye'deki Jüpiter füzelerinin çekilmesi C) Berlin'den askerlerin çekilmesi D) Küba'nın Birleşmiş Milletler'e alınması
  3. (Hedef 2) Kennedy'nin 22 Ekim konuşmasında ilan ettiği önlem hangisidir? A) Küba'ya hava saldırısı B) Moskova'ya ultimatom C) Küba'nın işgali D) Küba'ya silah taşıyan gemilere karantina
  4. (Hedef 2) Kruşçev'in 27 Ekim mektubunda Küba'yı hangi ülkeyle karşılaştırdığı görülür? A) Türkiye B) Berlin C) İran D) Japonya
  5. (Hedef 3) Türkiye ve İtalya'daki Jüpiter füzelerinin krizdeki rolünü inceleyen tarihçi kimdir? A) Graham Allison B) Sheldon M. Stern C) Aleksandr Fursenko D) Philip Nash

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Sovyetler Birliği füzeleri neden Küba'ya yerleştirdi ve kriz nasıl çözüldü? Cevabında Kennedy'nin 22 Ekim konuşmasını ve Kruşçev'in 27 Ekim mektubunu kullan; Fursenko ile Nash'in yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. C — Bir Amerikan casus uçağının çektiği fotoğraflarla.
  2. B — Türkiye'deki Jüpiter füzelerinin çekilmesi.
  3. D — Küba'ya silah taşıyan gemilere karantina.
  4. A — Türkiye.
  5. D — Philip Nash.

Kapsamlı bir cevap, Sovyetlerin füzeleri hem Küba'yı bir Amerikan çıkarmasından korumak hem de nükleer dengesizliği ucuz yoldan gidermek için yerleştirdiğini; krizin Amerika'nın karantinası, iki liderin mektuplaşması ve Küba'yı işgal etmeme sözü ile Türkiye'deki füzelerin gizlice çekilmesini içeren bir pazarlıkla çözüldüğünü açıklar. Kennedy'nin konuşmasını, Amerikan yönetiminin krizi bir aldatma ve saldırganlık olarak tanımlamasının ve Türkiye'deki füzeleri hiç anmamasının belgesi olarak; Kruşçev'in mektubunu ise krizi Küba ile Türkiye arasında kurulan bir eşitlik sorunu olarak tanımlamasının örneği olarak kullanır. Güçlü bir yanıt, Fursenko ile Naftali'nin Sovyet güdülerine odaklanan yaklaşımını Nash'in Jüpiter füzelerini merkeze alan yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Küba krizinden sonra iki süper güç doğrudan bir çatışmadan kaçınmayı öğrendi; ama rekabet, üçüncü ülkelerdeki savaşlara kaydı. Kennedy öldüğünde Güney Vietnam'da on altı bin dolayında Amerikan askerî danışmanı bulunuyordu. Bir sonraki derste, Fransız sömürge savaşının ardından ikiye bölünen Vietnam'da Amerika'nın neden giderek daha derin bir savaşa sürüklendiğini, bu savaşın Vietnamlılar için ne anlama geldiğini ve dünyanın en güçlü ordusunun neden kazanamadığını inceleyeceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: bir masaya serilen siyah beyaz hava fotoğrafları; bir büyüteç altında beliren beyaz işaret çizgileri ve küçük dikdörtgenler.
  • 1:10–2:50 Bağlam: bir harita üzerinde Karayipler'deki uzun bir ada; okyanusun öbür yanından adaya doğru ilerleyen, güverteleri örtülü yük gemisi siluetleri.
  • 2:50–4:40 Gelişme: uzun bir toplantı masasının çevresinde oturan yüzsüz silüetler; ardından bir televizyon ekranında konuşan tek bir silüet ve evlerde ekranı izleyen aileler.
  • 4:40–6:50 Dönüş noktası: denizde birbirine yaklaşan gemiler ve rotasından dönen bir yük gemisi; bir masada açık duran bir mektup ve haritada Küba ile Anadolu arasında çizilen ince bir çizgi.
  • 6:50–9:00 Kapanış: iki ofisi birbirine bağlayan bir teleks makinesi; ardından İzmir yakınlarında boşaltılan bir füze rampası ve üzerinde dolaşan rüzgâr.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.