İçeriğe geç

Bölüm DT-132.03 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Truman Doktrini ve Marshall Planı

DT-132 Soğuk Savaş

2.775 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 9 dk

Dönem
1947–1952
Bölge
Dünya
Kişiler
Harry S. Truman · George C. Marshall · Dean Acheson · Arthur Vandenberg · Vyaçeslav Molotov · Andrey Jdanov · Hasan Saka · Edwin Wilson · Lawrence Wittner · Alan Milward · Michael Hogan · Benn Steil
Yerler
Washington · Atina · Ankara · Paris · Prag · Moskova
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • 1947'de Amerika Birleşik Devletleri'nin Yunanistan'a ve Türkiye'ye askerî ve ekonomik yardım kararını, Avrupa'nın yeniden yapılanması için önerilen Marshall Planı'nı ve Sovyetler Birliği'nin bunlara verdiği karşılığı açıklayabileceksin.
  • Truman'ın Kongre konuşmasını, Marshall'ın Harvard konuşmasını ve Türkiye ile imzalanan yardım anlaşmasını karşılaştırarak, Amerikan yardımının amaçlarını ve koşullarını değerlendirebileceksin.
  • Amerikan yardımını ekonomik bir kurtarma, bir hegemonya aracı ya da Avrupa'yı bölen bir hamle olarak okuyan yorumları tartışabileceksin.

Okuma metni

Kanca — bir cuma günü gelen iki not

21 Şubat 1947, bir cuma günü öğleden sonra, Washington'daki İngiliz büyükelçiliğinden bir görevli, Amerikan Dışişleri Bakanlığı'na iki not getirdi. İngiltere hükümeti, ağır ekonomik sıkıntılar nedeniyle Yunanistan'a ve Türkiye'ye verdiği yardımı birkaç hafta içinde sona erdireceğini bildiriyordu. Yunanistan'da Atina'daki hükümet, komünistlerin önderliğindeki silahlı bir ayaklanmayla savaşıyordu; Türkiye ise Sovyet baskısı altındaydı. İngiltere, yüzyılı aşkın bir süredir Doğu Akdeniz'de üstlendiği rolü artık sürdüremeyeceğini kabul ediyordu. Dışişleri Bakan Yardımcısı Dean Acheson ve ekibi, hafta sonu boyunca çalıştı. On dokuz gün sonra Beyaz Saray'ın sahibi, Capitol'deki kürsüden, Amerikan dış politikasını onlarca yıl belirleyecek bir ilkeyi açıkladı. Bu ders, Amerika'nın neden barış zamanında Avrupa'ya ve Türkiye'ye bu kadar büyük bir yardım verdiğini ve bunun Soğuk Savaş'ı nasıl derinleştirdiğini soruyor.

Bağlam — çöken bir kıta

1947'de Avrupa, savaşın ardından derin bir ekonomik bunalım içindeydi. Kentler yıkılmış, ulaşım ağları kopmuş, fabrikalar çalışamaz hâle gelmişti. Şubat 1947'de Londra'da kömür kıtlığı yüzünden sokak lambaları söndürüldü, kar altındaki fabrikalar haftalarca kapalı kaldı. Kıtanın her yerinde aynı sorun vardı: Amerika'dan alınması gereken buğday, kömür ve makine için ödenecek dolar yoktu. Paris'te ve Roma'da hükümetlerin içinde oturan komünist bakanlar, 1946 seçimlerinde seçmenlerin beşte biri ile dörtte biri arasında bir bölümünün oyunu almıştı.

Washington'da bu tablo, sefaletin sandıkta ya da sokakta komünistlerin işine yarayacağı biçiminde okunuyordu. Ama Amerikan kamuoyu ve Kongre, savaştan sonra askerlerin eve dönmesini, vergilerin azalmasını ve yurt dışındaki sorumlulukların küçülmesini istiyordu. Truman yönetimi, Yunanistan ve Türkiye için yardım isterken, bu isteksizliği aşmak zorundaydı. Cumhuriyetçi Senatör Arthur Vandenberg'in, yönetimin bunu başarmak için tehlikeyi açık ve güçlü bir dille anlatması gerektiğini söylediği aktarılır.

Gelişme — «özgür halkları desteklemek»

12 Mart 1947'de Truman, Kongre'nin ortak oturumunda yaptığı konuşmada, Yunanistan'a ve Türkiye'ye 400 milyon dolarlık yardım yapılmasını istedi. Konuşmanın asıl önemi, bu somut isteği genel bir ilkeye bağlamasıydı: Amerika, silahlı azınlıkların ya da dış baskıların boyunduruk altına alma girişimlerine direnen özgür halkları destekleyecekti. Truman, dünyanın iki yaşam biçimi arasında bir seçimle karşı karşıya olduğunu söyledi; birinin çoğunluğun iradesine, özgür kurumlara ve seçimlere, ötekinin ise azınlığın iradesinin terörle ve baskıyla çoğunluğa dayatılmasına dayandığını. Kongre, Mayıs 1947'de yardımı onayladı.

Truman'ın sözleri, yalnızca iki ülkeye yardımın gerekçesi değildi; dünyanın her yerinde benzer durumlarda Amerikan müdahalesine kapı açan bir ilkeydi. Bu genişlik, yönetimin içinde bile eleştirildi: Uzun Telgraf'ın yazarı Kennan, ilkenin fazla geniş ve ideolojik biçimde ifade edildiğini, Amerika'nın her yerde aynı ölçüde müdahale edemeyeceğini düşünüyordu.

Dönüş noktası — Harvard'dan Paris'e

Dışişleri Bakanı George C. Marshall, Nisan 1947'de Moskova'da Sovyetlerle Almanya'nın geleceğini görüşmüş, ama hiçbir sonuç alamamıştı. Avrupa'nın ekonomik çöküşünün Sovyetlerin işine geldiğini, beklemenin tehlikeli olduğunu düşünerek döndü. 5 Haziran 1947'de Harvard Üniversitesi'nde yaptığı kısa bir konuşmada, Avrupa'nın ekonomik toparlanması için büyük bir yardım programı önerdi.

Haziran sonunda Paris'te toplanan konferansa Sovyet Dışişleri Bakanı Vyaçeslav Molotov da katıldı. Ama Sovyet yönetimi, ortak bir Avrupa planının ve Amerikan denetiminin ülkelerin iç ekonomik işlerine karışma anlamına geleceğini öne sürerek programı reddetti; Molotov konferansı terk etti. Çekoslovakya hükümeti katılmak istemişti; ama Stalin, Prag'daki yöneticileri Moskova'ya çağırarak kararlarından vazgeçirdi. Polonya da katılmadı.

Yaygın yanlış«Marshall Planı, Avrupa'nın ekonomisini tek başına kurtardı.»
Doğrusu

Marshall Planı, Avrupa'nın toparlanmasında önemli bir rol oynadı: döviz sıkıntısını giderdi, gerekli makinelerin ve hammaddelerin alınmasını sağladı ve Avrupa ülkelerini işbirliğine yöneltti. Ama tarihçilerin önemli bir bölümü, Batı Avrupa'nın toparlanmasının 1947'de zaten başladığını, yardımın bu toparlanmanın asıl kaynağı değil, hızlandırıcısı ve güvencesi olduğunu gösterdi. Avrupalı işçilerin ve hükümetlerin kendi çabaları da en az yardım kadar belirleyiciydi.

Cevap — yardımın siyaseti

Amerika, Avrupa'ya ve Türkiye'ye bu kadar büyük bir yardım verdi; çünkü Avrupa'nın ekonomik çöküşünün ve Sovyet baskısının, kıtanın önemli bir bölümünü Sovyet etkisine açacağından korkuyordu. Truman Doktrini, bu korkuyu açık bir ideolojik dille ifade ederek Yunanistan'a ve Türkiye'ye askerî yardım sağladı; Marshall Planı ise aynı amacı ekonomik bir dille, Avrupa'nın toparlanmasını destekleyerek gerçekleştirdi. Sovyetler Birliği, bu programları Amerikan egemenliğinin araçları olarak gördü ve kendi etki alanını sıkılaştırarak karşılık verdi. 1947'nin sonunda Avrupa'nın iki parçaya bölünmesi artık açıkça görülüyordu.

Bugünle bağ — traktörler ve yollar

Türkiye, hem Truman Doktrini hem de Marshall Planı kapsamında Amerikan yardımı aldı. Bu yardımın etkisi, kısa sürede Anadolu'nun kırsalında görünür oldu. Marshall Planı kapsamında getirilen traktörler ve tarım makineleri sayesinde ekili alanlar hızla genişledi; ülkedeki traktör sayısı birkaç yıl içinde birkaç binden on binlere çıktı. Amerikan uzmanlarının desteğiyle 1950'de Karayolları Genel Müdürlüğü kuruldu ve demiryolu ağırlıklı ulaşım politikası yerini karayolu yapımına bıraktı. Bu değişimler, köylerden kentlere göçü hızlandırdı ve Türkiye'nin toplumsal yapısını derinden etkiledi. Amerikan yardımı, Türkiye'nin 1952'de NATO'ya katılmasına giden yolun da ilk adımlarından biri oldu.

Birincil kaynak

Başkan Truman'ın 12 Mart 1947'de Kongre'de yaptığı konuşmadan:

Greece's neighbor, Turkey, also deserves our attention. The future of Turkey as an independent and economically sound state is clearly no less important to the freedom-loving peoples of the world than the future of Greece. […] I believe that it must be the policy of the United States to support free peoples who are resisting attempted subjugation by armed minorities or by outside pressures. I believe that we must assist free peoples to work out their own destinies in their own way. […] The seeds of totalitarian regimes are nurtured by misery and want.

Türkçesi: Yunanistan'ın komşusu Türkiye de ilgimizi hak ediyor. Bağımsız ve ekonomik bakımdan sağlam bir devlet olarak Türkiye'nin geleceği, dünyanın özgürlüğü seven halkları için Yunanistan'ın geleceğinden açıkça daha az önemli değildir. […] Silahlı azınlıkların ya da dış baskıların boyunduruk altına alma girişimlerine direnen özgür halkları desteklemenin Amerika Birleşik Devletleri'nin politikası olması gerektiğine inanıyorum. Özgür halklara kendi yazgılarını kendi yollarıyla belirlemelerinde yardım etmemiz gerektiğine inanıyorum. […] Totaliter rejimlerin tohumları sefalet ve yoksullukla beslenir.

Kaynak: Harry S. Truman, Kongre'nin ortak oturumunda konuşma, Washington, 12 Mart 1947; Vikikaynak (İngilizce). Türkçesi, İngilizcesinden bizim.

  1. Truman, Türkiye'nin durumunu Yunanistan'ınkinden nasıl ayırıyor? Türkiye'ye yardımın gerekçesi askerî mi, ekonomik mi?
  2. «Silahlı azınlıklar ya da dış baskılar» ifadesi, hangi ülkelere ve olaylara gönderme yapıyor olabilir?
  3. Konuşmanın son cümlesi, Marshall Planı'nın düşüncesini nasıl önceden haber veriyor?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Lawrence Wittner (1982) — Amerika'nın Yunanistan'daki müdahalesini inceleyen kitabında, Truman Doktrini'nin Yunan iç savaşını aşırı basitleştirdiğini; Amerikan yardımının, savaş sırasında Nazi işgaline karşı direnmiş solcu güçleri ezen ve sağcı bir düzeni ayakta tutan bir hükümeti desteklediğini savundu.
  • Alan Milward (1984) — The Reconstruction of Western Europe adlı kitabında, Batı Avrupa'nın ekonomik toparlanmasının Marshall Planı'ndan önce başladığını, yardımın toparlanmayı değil, Avrupa hükümetlerinin kendi yatırım ve sosyal politikalarını sürdürmelerini sağladığını ileri sürdü.
  • Michael Hogan (1987) — The Marshall Plan adlı kitabında, programın amacının Avrupa'yı Amerikan ekonomik modeline göre, serbest ticarete, verimliliğe ve ekonomik bütünleşmeye dayalı bir düzen içinde yeniden kurmak olduğunu; Avrupa'nın bütünleşmesinin Amerika tarafından da teşvik edildiğini gösterdi.
  • Benn Steil (2018) — Marshall Planı üzerine kitabında, programı ekonomik olduğu kadar jeopolitik bir hamle olarak ele aldı; planın, Avrupa'nın bölünmesini hızlandırdığını ve Soğuk Savaş'ın asıl başlangıç noktalarından biri olduğunu savundu.

Bu tarihçiler, Amerikan yardımını farklı açılardan değerlendirir. Wittner Truman Doktrini'nin Yunanistan'daki sonuçlarını eleştirir; Milward ve Hogan Marshall Planı'nın ekonomik etkisi konusunda ayrılır: biri yardımın rolünü sınırlı bulur, öteki onun Avrupa'nın ekonomik düzenini biçimlendirdiğini vurgular. Steil ise planın jeopolitik sonuçlarını öne çıkarır. Bu tartışma, bir yardım programının hem cömertlik hem de güç politikası olabileceğini gösterir; tarihçilerin vurguladığı yön, çoğu zaman kendi dönemlerinin Amerika'ya bakışını da yansıtır.

Derine İn

Yunanistan'daki iç savaşın kökleri, Truman'ın konuşmasında anlatılandan daha karmaşıktı. Alman işgali sırasında en büyük direniş örgütünü komünistlerin önderliğindeki bir cephe kurmuştu. Savaştan sonra İngiltere'nin desteklediği hükümet, bu direnişçilerin önemli bir bölümünü kovuşturdu ve şiddetle bastırdı; bu da komünistlerin yeniden silahlanmasına yol açtı. Komünist gerillalar, komşu Yugoslavya'dan, Arnavutluk'tan ve Bulgaristan'dan destek aldı. Stalin ise, Churchill ile yaptığı anlaşma gereği Yunanistan'ı İngiliz etki alanı saydığı için gerillalara sınırlı destek verdi. Amerikan askerî yardımı ve danışmanlarıyla hükümet ordusu 1949'da savaşı kazandı; ama savaş, ülkede derin yaralar ve uzun süreli bir siyasi bölünme bıraktı.

Marshall Planı'nın yardımı, büyük ölçüde mal olarak verildi: yiyecek, yakıt, hammadde, makine. Avrupa hükümetleri bu malları kendi para birimleriyle sattı ve elde edilen paralar, Amerikan denetiminde altyapı ve sanayi yatırımlarına yönlendirildi. Program, Amerikan çiftçilerine ve sanayisine de büyük bir pazar yarattı. Ayrıca Avrupa ülkelerini ticaret engellerini azaltmaya ve birlikte planlama yapmaya zorladı; tarihçiler, bu işbirliğinin sonraki Avrupa bütünleşmesinin tohumlarından biri olduğunu kabul eder.

Sovyetler Birliği'nin karşılığı, kendi etki alanını sıkılaştırmak oldu. Eylül 1947'de kurulan Kominform, Doğu Avrupa'daki komünist partileri Moskova'nın denetiminde birleştirdi. Şubat 1948'de Çekoslovakya'da komünistler, Sovyet desteğiyle bir darbe yaparak iktidarı tamamen ele geçirdi; Batı başkentlerinde derin bir sarsıntıya yol açan bu olay, Marshall Planı'nın Kongre'den geçmesini hızlandırdı. Ocak 1949'da Sovyetler Birliği, Doğu Avrupa ülkeleriyle ekonomik işbirliği için kendi örgütünü kurdu. Böylece Avrupa'nın ekonomik bölünmesi de kurumsallaştı.

Truman Doktrini, Amerikan iç siyasetini de etkiledi. Yönetimin komünizm tehlikesini güçlü bir dille anlatması, Kongre'nin desteğini kazanmayı kolaylaştırdı; ama aynı zamanda Amerika'da komünizm korkusunu besledi. Truman Doktrini'nin açıklanmasından birkaç gün sonra federal çalışanların sadakatini araştıran bir program başlatıldı; bu süreç, 1950'lerin başında Senatör Joseph McCarthy'nin önderliğinde, pek çok insanın haksız yere suçlandığı bir «kızıl korku» dönemine dönüştü.

Marshall Planı'nın etkisi, tarihçiler arasında hâlâ tartışılmaktadır. Yardım, Batı Avrupa ülkelerinin gayri safi milli hasılasının birkaç yüzdesine denk geliyordu; bu, tek başına toparlanmayı açıklamaya yetmez. Ama yardımın en önemli etkisi belki de psikolojik ve siyasiydi: Avrupa hükümetlerine ve halklarına, Amerika'nın onları yalnız bırakmayacağı güvencesini verdi; komünist partilerin etkisini azalttı ve sonraki yıllardaki hızlı ekonomik büyümenin zeminini hazırladı.

Türkiye'de de Amerikan yardımı tartışmalara yol açtı. Yardımı ülkenin modernleşmesi ve güvenliği için bir fırsat olarak görenlerin yanında, Amerika'ya bağımlılığın artmasından, yardımın koşullarının egemenliği sınırlamasından kaygı duyanlar da vardı. Bu tartışmalar, sonraki yıllarda Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki yerine ilişkin daha geniş tartışmaların habercisiydi.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Lawrence S. Wittner, American Intervention in Greece, 1943–1949 (New York: Columbia University Press, 1982).
  • Alan S. Milward, The Reconstruction of Western Europe, 1945–51 (Londra: Methuen, 1984).
  • Michael J. Hogan, The Marshall Plan: America, Britain, and the Reconstruction of Western Europe, 1947–1952 (Cambridge: Cambridge University Press, 1987).
  • Greg Behrman, The Most Noble Adventure: The Marshall Plan and the Time When America Helped Save Europe (New York: Free Press, 2007).
  • Denise M. Bostdorff, Proclaiming the Truman Doctrine: The Cold War Call to Arms (College Station: Texas A&M University Press, 2008).
  • Benn Steil, The Marshall Plan: Dawn of the Cold War (New York: Simon & Schuster, 2018).

Arşiv ve kaynak

Truman Doktrini'nin ve Marshall Planı'nın kaynakları arasında Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nın ve Kongre'nin belgeleri, İngiliz hükümetinin notları, Paris konferansının tutanakları, yardım alan ülkelerle imzalanan ikili anlaşmalar, Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü'nün raporları, Sovyet ve Doğu Avrupa arşivleri ve yardımın uygulandığı ülkelerin istatistikleri vardır. Truman'ın ve Marshall'ın konuşmaları İngilizce Vikikaynak'ta; Türkiye ile imzalanan yardım anlaşmasını yayımlayan Amerikan Dışişleri Bakanlığı bülteni Internet Archive'da bulunur.

Açık sorular

  • Truman Doktrini'nin evrensel ifadesi, Amerikan dış politikasını sonraki on yıllarda nasıl etkiledi?
  • Marshall Planı olmasaydı, Batı Avrupa'nın ekonomik ve siyasi gelişimi nasıl olurdu?
  • Bir ülkenin yardım alırken kabul ettiği koşullar, egemenliğini ne ölçüde sınırlar?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Truman Doktrini hangi iki ülkeye yardım istenmesiyle açıklandı? A) Yunanistan ve Türkiye B) Fransa ve İtalya C) İran ve Irak D) Almanya ve Avusturya
  2. (Hedef 1) Marshall Planı'nı reddeden ve Paris konferansını terk eden Sovyet dışişleri bakanı kimdir? A) Andrey Jdanov B) Josif Stalin C) Andrey Vişinski D) Vyaçeslav Molotov
  3. (Hedef 2) Marshall'ın Harvard konuşmasına göre Amerikan politikası neye karşı yönelikti? A) Sovyetler Birliği'ne B) Açlığa, yoksulluğa, umutsuzluğa ve kargaşaya C) Komünist partilere D) Almanya'ya
  4. (Hedef 2) 1947 Türk-Amerikan yardım anlaşmasına göre yardımın hangi koşullarla verileceğini kim belirleyecekti? A) Birleşmiş Milletler B) Türk Büyük Millet Meclisi C) Amerikan başkanının atadığı misyon şefi, Türk temsilcileriyle danışarak D) Dünya Bankası
  5. (Hedef 3) Batı Avrupa'nın toparlanmasının Marshall Planı'ndan önce başladığını savunan tarihçi kimdir? A) Alan Milward B) Michael Hogan C) Benn Steil D) Lawrence Wittner

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Truman Doktrini ve Marshall Planı, Avrupa'nın toparlanmasına mı, yoksa Soğuk Savaş'ın derinleşmesine mi daha çok katkıda bulundu? Cevabında Truman'ın konuşmasını, Marshall'ın konuşmasını ve Türkiye ile imzalanan yardım anlaşmasını kullan; Milward ile Steil'in yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. A — Yunanistan ve Türkiye.
  2. D — Vyaçeslav Molotov.
  3. B — Açlığa, yoksulluğa, umutsuzluğa ve kargaşaya.
  4. C — Amerikan başkanının atadığı misyon şefi, Türk temsilcileriyle danışarak.
  5. A — Alan Milward.

Kapsamlı bir cevap, Truman Doktrini'nin Yunanistan'a ve Türkiye'ye askerî ve ekonomik yardımı komünizme karşı evrensel bir ilkeye bağladığını, Marshall Planı'nın ise Avrupa'nın toparlanmasını ekonomik bir dille destekleyerek aynı amaca hizmet ettiğini; bu programların Batı Avrupa'nın toparlanmasını hızlandırıp güvenceye aldığını, ama Sovyetlerin reddi ve karşı adımlarıyla Avrupa'nın bölünmesini de kurumsallaştırdığını açıklar. Truman'ın konuşmasını, çevreleme politikasının ideolojik ifadesinin belgesi olarak; Marshall'ın konuşmasını, yardımın insani ve ekonomik dille sunuluşunun ve dolaylı hedeflerinin örneği olarak; Türkiye ile imzalanan anlaşmayı ise yardımın Amerikan denetimine bağlı koşullarının ve Türkiye'nin Batı ittifakına girişinin somut tanıklığı olarak kullanır. Güçlü bir yanıt, Milward'ın yardımın ekonomik rolünü sınırlı bulan yaklaşımını, Steil'in planın jeopolitik etkisini öne çıkaran yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Marshall Planı Batı Avrupa'yı toparlarken, Almanya'nın geleceği konusundaki anlaşmazlık en tehlikeli noktasına ulaştı. Haziran 1948'de Batılı güçler, kendi işgal bölgelerinde yeni bir para birimi çıkardı; Sovyetler Birliği buna, dört güç tarafından yönetilen Berlin'in batı kesimine giden bütün kara ve su yollarını keserek karşılık verdi. İki milyondan fazla insanın yaşadığı bir kent, bir yıla yakın süre yalnızca havadan beslendi. Bir sonraki derste, Berlin ablukasının nasıl başladığını ve aşıldığını, bunun Batı'yı nasıl bir askerî ittifaka yönelttiğini ve Almanya'nın iki devlete bölünmesini inceleyeceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: bir cuma öğleden sonrası, bir bakanlık koridorunda elinde iki zarf taşıyan yüzsüz bir silüet; masada açılmış harita.
  • 1:10–2:50 Bağlam: karla kaplı bir Avrupa kenti, sönmüş sokak lambaları ve bir kömür deposunun önünde kuyruk olmuş silüetler.
  • 2:50–4:40 Gelişme: büyük bir meclis salonu ve kürsüde konuşan bir silüet; ardından bir masada iki kişinin imzaladığı bir anlaşma.
  • 4:40–6:50 Dönüş noktası: bir üniversite avlusunda toplanmış kalabalık; ardından bir limanda gemiden indirilen tahıl çuvalları ve makineler.
  • 6:50–9:00 Kapanış: Anadolu'da bir tarlada ilerleyen bir traktör ve arkasında uzanan yeni açılmış toprak bir yol.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.