İçeriğe geç

Bölüm DT-131.12 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Enigma ve istihbarat savaşı

DT-131 İkinci Dünya Savaşı

2.854 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 9 dk

Dönem
1932–1945
Bölge
Batı Avrupa · Britanya ve İrlanda
Tema
Savaş · Bilim
Kişiler
Marian Rejewski · Alan Turing · Gordon Welchman · Tommy Flowers · William Friedman · Ōshima Hiroshi · Elyesa Bazna · Franz von Papen · F. W. Winterbotham · F. H. Hinsley · David Kahn · John Keegan
Yerler
Bletchley Park · Varşova · Atlantik · Washington · Berlin · Ankara
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Alman Enigma makinesinin şifrelerinin Polonya'da, sonra İngiltere'de Bletchley Park'ta nasıl çözüldüğünü; Amerikalıların Japon diplomatik şifresini nasıl okuduğunu ve bu bilgilerin Atlantik'teki savaştan çıkarmalara kadar nasıl kullanıldığını açıklayabileceksin.
  • Japon şifresinin çözümü üzerine 1940 tarihli bir Amerikan raporunu, İngiliz-Amerikan istihbarat işbirliğinin kurallarını ve şifre çözmenin savaş boyunca nasıl kullanıldığını anlatan 1945 tarihli bir raporu karşılaştırarak, istihbaratın nasıl üretildiğini ve korunduğunu değerlendirebileceksin.
  • Şifre çözmenin savaşın sonucunu ne ölçüde değiştirdiği üzerine tarihçilerin görüşlerini karşılaştırabileceksin.

Okuma metni

Kanca — ormandaki toplantı

Temmuz 1939'un sonunda, Varşova'nın güneyindeki Pyry ormanında, Polonya şifre bürosunun gizli tesisinde, Fransız ve İngiliz şifre uzmanları Polonyalı meslektaşlarıyla buluştu. Polonyalılar konuklarına şaşırtıcı bir şey gösterdi: Alman ordusunun kullandığı ve çözülemez sanılan Enigma şifre makinesinin kopyalarını ve onun mesajlarını çözmek için geliştirdikleri yöntemleri. Genç matematikçi Marian Rejewski ve iki arkadaşı, Alman şifrelerini yedi yıldır okuyabiliyordu. Polonya, savaşın birkaç hafta uzakta olduğunu biliyordu ve bu bilgiyi müttefiklerine devretmeye karar vermişti. Birkaç hafta sonra Polonya işgal edildi; ama makinenin kopyalarından biri Londra'ya ulaştı. Bu ders, matematikçilerin, dil uzmanlarının ve binlerce isimsiz çalışanın yürüttüğü görünmeyen bir savaşın, cephedeki savaşı ne ölçüde değiştirdiğini soruyor.

Bağlam — çözülemez sanılan makine

Enigma, bir daktiloya benzeyen, içinde dönen çarklar ve bir kablo panosu bulunan elektromekanik bir şifre makinesiydi. Bir tuşa her basıldığında çarklar döner, aynı harf her seferinde farklı bir harfe dönüşürdü. Makinenin ayarları her gün değiştirilirdi ve olası ayarların sayısı astronomikti. Alman ordusu, donanması ve hava kuvvetleri bu yüzden Enigma'yı güvenli sayıyordu. Ama makinenin bir zaafı vardı: hiçbir harf kendisine dönüşemezdi; ayrıca Alman operatörlerin alışkanlıkları, her gün aynı biçimde başlayan mesajlar, hava raporları ve standart selamlar, şifre çözücülere ipuçları veriyordu.

İngiltere'nin şifre çözme kurumu, savaşın başında Londra'nın kuzeyindeki Bletchley Park adlı bir malikâneye taşındı. Burada matematikçi Alan Turing ve Gordon Welchman, Polonyalıların yöntemlerini geliştirerek, olası Enigma ayarlarını hızla deneyen elektromekanik makineler tasarladı. Kurumun çalışan sayısı savaş boyunca birkaç yüzden on bine yaklaştı; çalışanların büyük çoğunluğu, makineleri işleten, mesajları kaydeden ve tercüme eden kadınlardı. Burada üretilen bilgiye, en yüksek gizlilik derecesini belirten bir sözcükle «Ultra» adı verildi.

Gelişme — Okyanusun öbür yakasında

Amerika Birleşik Devletleri de aynı yıllarda kendi şifre savaşını yürütüyordu. Ordunun şifre bölümünde William Friedman'ın yönettiği küçük bir ekip, Japon dışişleri bakanlığının en gizli yazışmalarında kullandığı yeni bir şifre makinesini çözmeye çalışıyordu. Ekip, makinenin kendisini hiç görmeden, yalnızca ele geçirilen şifreli mesajlardan yola çıkarak onun bir kopyasını yeniden kurmayı başardı.

Purple'ın çözülmesi, Avrupa'daki savaş için de beklenmedik bir kazanç oldu. Japonya'nın Berlin büyükelçisi General Ōshima Hiroshi, Hitler ve öteki Alman önderlerle sık sık görüşüyor, bu görüşmeleri ve Alman savunmaları hakkında öğrendiklerini ayrıntılı raporlarla Tokyo'ya bildiriyordu. Bu raporlar Amerikalılar ve İngilizler tarafından okunuyordu; böylece Müttefikler, Alman stratejisini zaman zaman doğrudan Hitler'in ağzından öğreniyordu.

Dönüş noktası — Atlantik ve bilginin bedeli

Şifre çözmenin en büyük etkisi Atlantik'te görüldü. İngiltere, yiyeceğinin ve hammaddesinin büyük bölümünü deniz yoluyla getiriyordu; Alman denizaltıları bu kafileleri batırarak İngiltere'yi açlığa ve teslimiyete zorlamaya çalıştı. Bletchley Park, donanmanın Enigma mesajlarını okuyabildiği dönemlerde kafileleri denizaltı sürülerinden uzak rotalara yönlendirebiliyordu. 1942'de Alman donanması makinesine dördüncü bir çark ekleyince, şifreler aylarca okunamadı ve batırılan gemi sayısı arttı. Almanların kendi şifre çözücüleri de İngiliz kafile şifresinin bir bölümünü okuyordu. 1943 baharında şifreler yeniden okunmaya başlandı; uzun menzilli uçaklar, radar ve kafile eskortlarındaki gelişmelerle birlikte Atlantik'teki denge Müttefikler lehine döndü.

Ultra bilgisinin en büyük sorunu, onu kullanırken kaynağını gizlemekti. Almanlar şifrelerinin çözüldüğünden kuşkulanırsa sistemlerini değiştirebilirdi. Bu yüzden Müttefikler, şifre çözme yoluyla öğrenilen bir hedefe saldırmadan önce çoğu zaman bir keşif uçağı göndererek, bilginin başka bir yoldan elde edildiği izlenimini yaratıyordu. Bazen de bilgiyi kullanmamayı seçtiler.

Yaygın yanlış«Savaşı Enigma'nın çözülmesi kazandırdı.»
Doğrusu

Şifre çözme Müttefiklere büyük bir avantaj sağladı; ama bilgi tek başına savaş kazandırmaz. Ultra, Rommel'in ikmal gemilerinin yerini gösterebiliyordu; onları batırmak için uçaklara ve denizaltılara ihtiyaç vardı. Ardennes örneğinde olduğu gibi, doğru bilgi de bazen yanlış yorumlandı. Doğu cephesinde, savaşın büyük bölümünün yaşandığı yerde, Ultra'nın etkisi çok daha sınırlıydı. İstihbarat, gücü nerede kullanacağını bilmeyi sağlar; gücün kendisinin yerini tutmaz.

Cevap — görünmeyen bir üstünlük

Şifre çözme, Müttefiklere Almanya'nın ve Japonya'nın niyetlerini, birliklerinin yerini ve zaaflarını çoğu zaman onların kendi komutanlarından önce öğrenme olanağı verdi. Bu üstünlük Atlantik'te kafileleri korudu, Kuzey Afrika'da Rommel'in ikmal yollarını kesmeye yardım etti, Midway'de bir pusunun kurulmasını sağladı, Normandiya'daki aldatmanın Almanları gerçekten yanıltıp yanıltmadığını izlemeye imkân verdi. Ama bu üstünlük, Polonyalı matematikçilerin yıllar önce başlattığı, binlerce insanın sessizce yürüttüğü ve sıkı bir gizlilik disipliniyle korunan bir çabanın ürünüydü; ve her zaman doğru kullanılmadı.

Bugünle bağ — Ankara'daki büyükelçilik kasası

İstihbarat savaşının en ünlü olaylarından biri Ankara'da yaşandı. 1943 sonbaharında, İngiltere'nin Ankara büyükelçisinin uşağı olarak çalışan, Priştine doğumlu Elyesa Bazna, büyükelçinin kasasındaki gizli belgelerin fotoğraflarını çekip Alman büyükelçiliğine satmaya başladı. Almanlar ona «Cicero» kod adını verdi. Belgeler arasında Müttefiklerin konferanslarına ve Türkiye'yi savaşa sokma çabalarına dair bilgiler vardı. Ama Berlin'deki yöneticiler, bu kadar değerli belgelerin bu kadar kolay ele geçmesinden kuşkulandı ve bilgileri tam olarak kullanmadı. Almanlar, büyükelçi Franz von Papen'in Ankara'daki büyükelçiliği aracılığıyla Bazna'ya büyük paralar ödedi; savaştan sonra bu sterlinlerin önemli bir bölümünün Almanya'da basılmış sahte paralar olduğu ortaya çıktı. Olay, tarafsız Türkiye'nin başkentinin savaş yıllarında büyük güçlerin istihbarat servisleri için bir buluşma ve çatışma alanı olduğunu gösterir.

Birincil kaynak

İngiliz şifre kurumu ile Amerikan Savaş Bakanlığı arasında 17 Mayıs 1943'te yapılan anlaşmanın maddelerinden; 1945 raporunda aktarıldığı biçimiyle:

Both countries agree that special security regulations shall apply to intelligence obtained from decoding telegrams in enemy high grade codes and ciphers. […] The distribution of intelligence from the sources in question will be governed by the fundamental principle that distribution will be restricted to the minimum and will therefore be confined solely to those who require to receive the intelligence for the proper discharge of their duties. […] The Director of the G.C. & C.S. will have the final decision when matters of security are involved.

Türkçesi: Her iki ülke, düşmanın üst düzey kod ve şifreleriyle gönderilen telgrafların çözülmesiyle elde edilen istihbarata özel güvenlik kurallarının uygulanacağını kabul eder. […] Söz konusu kaynaklardan gelen istihbaratın dağıtımı, dağıtımın en aza indirileceği ve bu yüzden yalnızca görevlerini gereği gibi yerine getirmek için bu istihbaratı almaları gerekenlerle sınırlı tutulacağı temel ilkesine bağlı olacaktır. […] Güvenlik konuları söz konusu olduğunda son karar Hükümet Kod ve Şifre Okulu'nun Müdürü'ne ait olacaktır.

Kaynak: War Department, Operations of the Military Intelligence Service (Ultra), War Department, London (Haziran 1945), 17 Mayıs 1943 anlaşmasının maddeleri; Internet Archive. Türkçesi, İngilizcesinden bizim.

  1. Anlaşma, istihbaratın dağıtımını neden «en aza» indirmek istiyor? Bu kural, bilginin kullanılmasını nasıl zorlaştırmış olabilir?
  2. Güvenlik konularında son sözün İngiliz kurumunda olması, iki müttefik arasındaki ilişki hakkında ne söyler?
  3. Bu kurallar, Ultra'nın varlığının savaştan sonra otuz yıl gizli kalmasını nasıl açıklar?

Tarihçiler Tartışıyor

  • F. W. Winterbotham (1974) — Savaş sırasında Ultra bilgisinin cephedeki komutanlara güvenli biçimde ulaştırılmasından sorumlu olan İngiliz subay, The Ultra Secret adlı kitabıyla sırrı ilk kez geniş kamuoyuna açıkladı. Kitap savaş tarihlerinin yeniden yazılmasına yol açtı; ama belleğe dayandığı ve Ultra'nın etkisini abarttığı için sonradan eleştirildi.
  • F. H. Hinsley (1979) — Savaş sırasında Bletchley Park'ta çalışmış tarihçi, İngiliz istihbaratının resmî tarihini yazdı; Ultra'nın Akdeniz'de, Atlantik'te ve Normandiya'da Müttefiklere belirleyici bir üstünlük sağladığını, savaşı birkaç yıl kısalttığını savundu.
  • David Kahn (1991) — Seizing the Enigma adlı kitabında, donanma Enigma'sının çözülmesinde ele geçirilen Alman şifre belgelerinin ve gemilerin rolünü, Polonyalıların öncü katkısını ve Atlantik'teki şifre savaşının iki yönlü olduğunu, Almanların da İngiliz şifrelerini okuduğunu anlattı.
  • John Keegan (2003) — Intelligence in War adlı kitabında, istihbaratın savaşta gerekli ama nadiren yeterli olduğunu; savaşları sonunda gücün ve kararlılığın kazandığını ileri sürdü. Girit'in 1941'de, Müttefikler Alman planını önceden bildiği hâlde kaybedilmesini bu tezin örneği olarak gösterdi.

Bu tarihçiler, şifre çözmenin önemini farklı ölçüde değerlendirir. Winterbotham ve Hinsley, Ultra'nın savaşın gidişatını belirleyen bir üstünlük olduğunu vurgular; Kahn, bu üstünlüğün nasıl ve kimlerin emeğiyle kazanıldığını ayrıntılandırır; Keegan ise bilginin, onu kullanacak güç olmadığında ya da yanlış yorumlandığında işe yaramadığını hatırlatır. Bu görüşler birbirini tamamen dışlamaz, bir yelpaze oluşturur: bilgi, gücün ne zaman ve nerede kullanılacağını belirleyebilir, ama gücün yerini alamaz.

Derine İn

Polonyalı şifre çözücülerin katkısı, savaştan sonra uzun süre görmezden gelindi. Rejewski ve arkadaşları, 1932'de Alman askerî Enigma'sını, matematiksel permütasyon kuramını kullanarak çözmüş, kendi yöntemleri ve makineleriyle Alman mesajlarını yıllarca okumuşlardı. Savaşın başında Fransa'ya kaçtılar ve orada çalışmayı sürdürdüler; ama İngiltere'deki çalışmalara yeniden katılmalarına izin verilmedi. Rejewski savaştan sonra Polonya'ya döndü ve bir muhasebeci olarak çalıştı; katkısı ancak 1970'lerde geniş çevrelerce tanındı.

Bletchley Park'ın çalışanları arasında matematikçilerin yanı sıra dilciler, tarihçiler, satranç ustaları ve bulmaca çözmede yetenekli oldukları için seçilmiş insanlar vardı. Ama kurumun gerçek gücü, büyük bölümü genç kadınlardan oluşan binlerce çalışanın titiz ve tekdüze emeğiydi. Bu çalışanların çoğu, yaptıkları işin ne kadar önemli olduğunu ancak yıllar sonra öğrendi. Gizlilik yemini yüzünden pek çoğu ailesine bile savaşta ne yaptığını hiç anlatmadı.

Alan Turing'in hikâyesi, savaş sonrası dönemin acı bir yüzünü de gösterir. Turing, savaştan sonra bilgisayar bilimi ve yapay zekâ üzerine öncü çalışmalar yaptı. Ama 1952'de, o dönemin İngiliz yasalarına göre suç sayılan bir ilişki nedeniyle mahkûm edildi ve zorla hormon tedavisine tabi tutuldu. 1954'te genç yaşta öldü. Savaştaki katkısı gizli olduğu için kamuoyu onun kim olduğunu bilmiyordu. İngiltere hükümeti, onlarca yıl sonra, 2009'da ondan resmen özür diledi; 2013'te ölümünden sonra affedildi.

İstihbarat savaşı, şifre çözmeden çok daha geniş bir alanı kapsıyordu. Normandiya'da gördüğümüz çift ajanlar, Almanya'nın İngiltere'deki casus ağını ele geçirip ona karşı kullanmanın ürünüydü. Sovyetler Birliği'nin de geniş bir istihbarat ağı vardı; Tokyo'daki Sorge'nin yanı sıra, İngiltere'de devlet kurumlarında çalışan bazı kişiler Sovyetlere gizli bilgi aktarıyordu. Bunların bir bölümü, Bletchley Park'ta üretilen bilgileri de Moskova'ya iletti. Bu ağların varlığı ancak savaştan sonra, Soğuk Savaş yıllarında ortaya çıktı.

Japonya'ya karşı savaşta da şifre çözme büyük rol oynadı. Amerikan donanmasının şifre çözücüleri, Japon donanmasının harekât şifresini kısmen okuyarak Midway'deki pusuyu mümkün kıldı. Nisan 1943'te ise çözülen bir mesaj, Amiral Yamamoto'nun bir denetim gezisi için uçacağı rotayı ve saati ortaya koydu; Amerikan uçakları onun uçağını düşürdü. Bu olay, şifre çözmenin bazen tek bir kişinin kaderini bile belirleyebildiğini gösterir; ama Amerikalılar bu kez de kaynağı gizlemek için, bilginin kıyı gözcülerinden geldiği izlenimini yaymaya çalıştı.

Almanların kendi istihbarat başarıları da vardı. Alman donanmasının şifre çözme birimi, 1942–1943'te İngiliz kafilelerinin rotalarını belirlemekte kullanılan şifrelerin bir bölümünü okuyordu; bu, Alman denizaltılarının en başarılı olduğu döneme denk gelir. Ama Alman istihbaratının kurumları birbirleriyle rekabet ediyordu ve kendi şifrelerinin çözülebileceği ihtimalini ciddiye almadı. Enigma'nın güvenliğinden duyulan aşırı güven, Almanya'nın istihbarat savaşındaki en büyük zaafıydı.

Ultra'nın savaştan sonra otuz yıl gizli tutulmasının nedenleri tam olarak bilinmez. Öne sürülen nedenlerden biri, Enigma benzeri makinelerin savaştan sonra da bazı ülkelerde kullanılmaya devam etmesi ve bu ülkelerin yazışmalarını okuyabilmenin sürdürülmek istenmesidir. Sır 1974'te açıklandığında, İkinci Dünya Savaşı'nın pek çok bölümünün yeniden yazılması gerekti. Bu, tarihin yalnızca yeni belgeler bulundukça değil, devletler sırlarını açıkladıkça da değiştiğini gösteren güçlü bir örnektir.

Uzman Notu

Temel literatür

  • David Kahn, The Codebreakers: The Story of Secret Writing (New York: Macmillan, 1967).
  • Ronald Lewin, Ultra Goes to War: The Secret Story (Londra: Hutchinson, 1978).
  • F. H. Hinsley ve diğerleri, British Intelligence in the Second World War, c. 1 (Londra: HMSO, 1979).
  • David Kahn, Seizing the Enigma: The Race to Break the German U-Boat Codes, 1939–1943 (Boston: Houghton Mifflin, 1991).
  • John Keegan, Intelligence in War: Knowledge of the Enemy from Napoleon to Al-Qaeda (Londra: Hutchinson, 2003).
  • Sinclair McKay, The Secret Life of Bletchley Park (Londra: Aurum Press, 2010).

Arşiv ve kaynak

İstihbarat savaşının kaynakları arasında çözülmüş düşman mesajları, şifre çözme kurumlarının iç raporları ve teknik belgeleri, İngiliz-Amerikan işbirliği anlaşmaları, Japon diplomatik yazışmalarının çözülmüş metinleri, Alman şifre birimlerinin kayıtları ve savaştan sonra yazılmış hatıralar vardır. Bu belgelerin büyük bölümü 1970'lerden sonra, bir kısmı ancak 2000'lerde açıklandı. Friedman'ın raporu İngilizce Vikikaynak'ta, Amerikan biriminin 1945 raporu Internet Archive'da bulunur.

Açık sorular

  • Ultra savaşı gerçekten birkaç yıl kısalttı mı?
  • Müttefikler, Ultra'nın gizliliğini korumak için hangi bedelleri ödemeyi kabul etti?
  • Polonyalı şifre çözücülerin katkısı neden bu kadar uzun süre görmezden gelindi?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Enigma şifrelerini 1932'de ilk kez çözen şifre çözücüler hangi ülkedendi? A) İngiltere B) Fransa C) Polonya D) Amerika Birleşik Devletleri
  2. (Hedef 1) Bletchley Park'ta üretilen istihbaratın kod adı neydi? A) Ultra B) Magic C) Purple D) Overlord
  3. (Hedef 2) Friedman'ın raporuna göre Japon «B» makinesi hangi kentteki temsilciliklerde de kullanılıyordu? A) İstanbul B) Ankara C) Kahire D) Tahran
  4. (Hedef 2) 1945 raporuna göre Ardennes saldırısına dair uyarı neden pek ciddiye alınmadı? A) Hitler saldırının Kasım'da başlayacağını söylemişti B) Mesaj çözülemedi C) Ōshima yanlış çevrildi D) İngilizler bilgiyi paylaşmadı
  5. (Hedef 3) İstihbaratın savaşta gerekli ama nadiren yeterli olduğunu savunan tarihçi kimdir? A) F. W. Winterbotham B) F. H. Hinsley C) David Kahn D) John Keegan

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Şifre çözme İkinci Dünya Savaşı'nın sonucunu ne ölçüde etkiledi? Cevabında Friedman'ın raporunu, 1943 anlaşmasının maddelerini ve 1945 raporunu kullan; Hinsley ile Keegan'ın yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. C — Polonya.
  2. A — Ultra.
  3. B — Ankara.
  4. A — Hitler saldırının Kasım'da başlayacağını söylemişti.
  5. D — John Keegan.

Kapsamlı bir cevap, şifre çözmenin Müttefiklere Almanya'nın ve Japonya'nın niyetlerini ve birliklerinin yerini önceden öğrenme olanağı verdiğini, bunun özellikle Atlantik'te, Akdeniz'de, Midway'de ve Normandiya'da büyük bir üstünlük sağladığını; ama bilginin onu kullanacak güç olmadan ve doğru yorumlanmadan işe yaramadığını, doğu cephesinde etkisinin sınırlı kaldığını açıklar. Friedman'ın raporunu, şifre çözmenin sabırlı bir istatistik ve dil emeği olduğunun belgesi olarak; 1943 anlaşmasını, bu bilginin sıkı bir gizlilik disipliniyle korunduğunun ve dağıtımının sınırlandığının kanıtı olarak; 1945 raporunu ise istihbaratın değerini ve Ardennes örneğindeki sınırlarını gösteren bir değerlendirme olarak kullanır. Güçlü bir yanıt, Hinsley'nin Ultra'nın savaşı kısalttığını savunan yaklaşımını, Keegan'ın istihbaratın gücün yerini tutamayacağını vurgulayan yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Ankara'daki büyükelçilik kasası, tarafsız ülkelerin başkentlerinin savaş yıllarında ne kadar kalabalık bir istihbarat sahnesi olduğunu gösteriyordu. Türkiye, İsviçre ve İsveç, savaşın ortasında kalmalarına rağmen savaşa girmemeyi başardı; ama bunun için iki tarafla da ticaret yapmak, baskılara boyun eğmek ya da direnmek ve zor seçimler yapmak zorunda kaldılar. Sıradaki derste, tarafsızlığın bu ülkeler için ne anlama geldiğini, hangi bedellerle korunduğunu ve tarafsız kalmanın bir ahlaki tercih mi, yoksa bir hayatta kalma stratejisi mi olduğunu soracağız.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: yaz akşamı bir ormanın içinde alçak bir bina; içeride bir masanın üzerinde daktiloya benzeyen bir makine ve çevresinde eğilmiş yüzsüz silüetler.
  • 1:10–2:50 Bağlam: makinenin içindeki dönen çarklar ve kablolar; bir kâğıt üzerinde harflerin birbirine dönüşmesi.
  • 2:50–4:40 Gelişme: bir malikânenin bahçesinde sıralı ahşap barakalar; içeride uzun masalarda çalışan kadın silüetleri ve tıkırdayan büyük makineler.
  • 4:40–6:50 Dönüş noktası: gri bir okyanusta zikzak çizerek ilerleyen bir kafile; bir harita masasında yön değiştiren oklar.
  • 6:50–9:00 Kapanış: gece, bir büyükelçilik binasının pencere ışığı ve masa lambası altında açık bir kasa; ardından bir fotoğraf makinesinin silüeti.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.