Öğrenme hedefleri
- 1941'de Japonya ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki gerginliğin petrol ambargosundan savaşa nasıl tırmandığını; 7 Aralık 1941 saldırısını ve bu saldırının savaşı nasıl dünya çapına yaydığını açıklayabileceksin.
- Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nın Kasım 1941 notasını, bir Japon ilkokul okuma kitabındaki «8 Aralık» dersini ve Roosevelt'in Kongre konuşmasını karşılaştırarak, aynı günün iki ülkede nasıl anlatıldığını değerlendirebileceksin.
- Japonya'nın neden kazanma şansı düşük bir savaşa girdiği ve Amerikan yönetiminin saldırıyı neden önceden göremediği üzerine tarihçilerin görüşlerini karşılaştırabileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir pazar sabahı
7 Aralık 1941, bir pazar sabahıydı. Hawaii'deki Oahu adasında, Pearl Harbor deniz üssünde, Amerikan Pasifik Filosu'nun zırhlıları yan yana demirlemişti. Denizcilerin bir bölümü izindeydi; bayrak töreni hazırlanıyordu. Saat sekize doğru, kuzeyden gelen yüzlerce Japon uçağı üssün üzerinde belirdi. Yaklaşık iki saat süren iki dalga hâlindeki saldırıda sekiz zırhlı batırıldı ya da ağır hasar gördü, yüzlerce uçak yerde yok edildi; iki bin dört yüzü aşkın Amerikalı hayatını kaybetti. Aynı saatlerde Japon birlikleri Malaya'da, Hong Kong'da, Filipinler'de ve Pasifik'teki başka Amerikan ve İngiliz üslerinde harekâta başlamıştı. Birkaç gün içinde Avrupa'daki savaş ile Asya'daki savaş birleşti. Bu ders, çelik ve petrol üretimi kendisinin birkaç katı olan bir ülkeye saldırmanın Tokyo'da nasıl akla yatkın göründüğünü ve tek bir sabahın iki ayrı savaşı nasıl birbirine bağladığını soruyor.
Bağlam — petrol ve Çin
Japonya, 1937'den beri Çin'de bitmeyen bir savaşın içindeydi. Bu savaşı sürdürebilmek için petrole, demire ve kauçuğa ihtiyacı vardı; petrolünün büyük bölümünü de Amerika Birleşik Devletleri'nden alıyordu. 1940'ta Almanya'nın Batı Avrupa'yı ele geçirmesi, Asya'daki Fransız ve Hollanda sömürgelerini savunmasız bıraktı. Japon yönetimi, güneye, Güneydoğu Asya'nın petrol ve kauçuk zengini sömürgelerine yönelmeyi tartışmaya başladı. Eylül 1940'ta Japonya, Fransız Hindiçini'nin kuzeyine birlik soktu ve Almanya ile İtalya ile üçlü bir pakt imzaladı.
Temmuz 1941'de Japon birlikleri Hindiçini'nin güneyine girdi. Bu adım, Washington'da bir eşik sayıldı: Japonya artık İngiliz Malayası'nı, Filipinler'i ve Hollanda Doğu Hint Adaları'nı tehdit edebilecek bir konumdaydı. Başkan Franklin D. Roosevelt'in yönetimi, Amerika'daki Japon varlıklarını dondurdu; bunu izleyen uygulamayla Japonya'ya petrol satışı fiilen durdu. İngiltere ve Hollanda da benzer önlemler aldı. Japon yönetiminin hesabına göre, donanmanın petrol stokları birkaç yıl içinde tükenecekti.
Gelişme — son görüşmeler
1941 sonbaharında Japonya'nın Washington büyükelçisi Nomura Kichisaburō, Dışişleri Bakanı Cordell Hull ile görüşmeleri sürdürüyordu. Ama Tokyo'da karar giderek ordunun eline geçiyordu. Eylül'de ve Kasım'da İmparator Hirohito'nun katıldığı toplantılarda, görüşmelerden sonuç alınamazsa Aralık başında savaşa girilmesi kararlaştırıldı. Ekim'de general Tōjō Hideki başbakan oldu. Bu arada donanma komutanı Amiral Yamamoto Isoroku, Pearl Harbor'daki Amerikan filosuna ani bir saldırı planlamıştı; amacı, Güneydoğu Asya'nın ele geçirileceği aylarda Amerikan donanmasını etkisiz bırakmaktı. Yamamoto'nun kendisi, uzun bir savaşta Japonya'nın Amerika'yı yenemeyeceğini düşünenler arasındaydı.
Japon saldırı filosu, Hull Notası verildiği gün, Kuril Adaları'ndaki bir koydan yola çıkmıştı. Amerikalılar Japon diplomatik şifrelerini çözüyordu; Japonya'nın yakında bir yere saldıracağını biliyorlardı. Ama saldırının Güneydoğu Asya'ya yöneleceğini bekliyor, binlerce kilometre uzaktaki Hawaii'yi olası bir hedef olarak ciddiye almıyorlardı.
Dönüş noktası — iki ülkede aynı gün
Saldırının dönüş noktası olduğunu iki ülke de hemen anladı, ama onu çok farklı biçimlerde anlattı. Washington'da Japon diplomatlar, görüşmelerin sona erdiğini bildiren uzun mesajı Hull'a ancak saldırı başladıktan sonra teslim edebildi. Bu gecikme, Amerikan kamuoyunda saldırıyı bir «ihanet» olarak görmenin simgesi oldu. Japonya'da ise aynı sabah radyo, imparatorluk ordusunun ve donanmasının Batı Pasifik'te Amerikan ve İngiliz kuvvetleriyle savaş durumuna girdiğini duyurdu; öğleden sonra imparatorun savaş fermanı okundu.
8 Aralık'ta Roosevelt, Kongre'de yaptığı konuşmada Kongre'den Japonya'ya karşı savaş ilan etmesini istedi; karar, Temsilciler Meclisi'nde yalnızca bir karşı oyla kabul edildi. 11 Aralık'ta Almanya ve İtalya, Amerika Birleşik Devletleri'ne savaş ilan etti. Avrupa'daki savaş ile Asya'daki savaş artık tek bir savaştı.
Yaygın yanlış«Roosevelt saldırıyı önceden biliyordu ve Amerika'yı savaşa sokmak için izin verdi.»
Bu iddia savaştan hemen sonra ortaya atıldı ve hâlâ dolaşır. Ama Amerikan istihbaratının elindeki bilgiler, Japonya'nın yakında saldıracağını gösteriyor, saldırının Pearl Harbor'a yöneleceğini göstermiyordu. Savaştan sonra yapılan çok sayıda soruşturma ve açılan belgeler, Roosevelt'in saldırıyı bilerek beklediğine dair bir kanıt ortaya koymadı. Sorun, bilginin azlığından çok, eldeki işaretlerin yanlış yorumlanmasıydı.
Cevap — dar bir kapıdan savaşa
Japonya, Amerika'ya karşı uzun bir savaşı kazanamayacağını bilen yöneticilerine rağmen savaşa girdi; çünkü yönetimi, petrolsüz kalarak Çin'den çekilmek zorunda kalmayı, savaşı göze almaktan daha kötü bir seçenek olarak gördü. Japon yöneticiler, ani bir saldırıyla Amerikan donanmasını etkisiz bırakıp Güneydoğu Asya'nın kaynaklarını hızla ele geçirmeyi; Almanya'nın Avrupa'daki zaferleri karşısında Amerika'nın uzun bir savaş yerine bir uzlaşmayı kabul edeceğini umdu. Ama saldırı, Amerikan kamuoyunu tek bir amaç etrafında birleştirdi; Amerika'nın savaşa girmesine karşı çıkan güçlü akımı bir gecede sessizleştirdi. Saldırının taktik başarısı da sınırlıydı: Amerikan uçak gemileri o gün limanda değildi, yakıt depoları ve tamir tesisleri büyük ölçüde sağlam kaldı. Pearl Harbor, savaşı Japonya'nın kazanamayacağı bir boyuta taşıdı.
Bugünle bağ — dört gün önceki karar
Pearl Harbor'dan dört gün önce, 3 Aralık 1941'de, Roosevelt Türkiye'nin savunmasını Amerika Birleşik Devletleri'nin savunması için hayati ilan etti. Bu karar, Türkiye'nin Amerika'nın savaştaki ülkelere silah ve malzeme sağladığı Ödünç Verme ve Kiralama programından doğrudan yararlanabilmesinin yolunu açtı. Birkaç gün sonra Amerika savaşa girdi; Türkiye'ye yönelik yardım, savaşan bir büyük gücün tarafsız bir ülkeyi kendi yanında tutma çabasının parçası oldu.
Birincil kaynak
Başkan Roosevelt'in 8 Aralık 1941'de Kongre'de yaptığı konuşmadan:
Yesterday, December 7th, 1941—a date which will live in infamy—the United States of America was suddenly and deliberately attacked by naval and air forces of the Empire of Japan. […] Indeed, one hour after Japanese air squadrons had commenced bombing in the American island of Oahu, the Japanese Ambassador to the United States and his colleague delivered to our Secretary of State a formal reply to a recent American message. […] Japan has, therefore, undertaken a surprise offensive extending throughout the Pacific area.
Türkçesi: Dün, 7 Aralık 1941'de —utançla anılacak bir tarihte— Amerika Birleşik Devletleri, Japon İmparatorluğu'nun deniz ve hava kuvvetlerinin ani ve kasıtlı bir saldırısına uğradı. […] Gerçekten de, Japon hava filoları Amerika'ya ait Oahu adasını bombalamaya başladıktan bir saat sonra, Japonya'nın Amerika Birleşik Devletleri büyükelçisi ve meslektaşı, Dışişleri Bakanımıza yakın tarihli bir Amerikan mesajına resmî bir yanıt teslim etti. […] Japonya, böylece, bütün Pasifik bölgesine yayılan ani bir saldırıya girişmiştir.
Kaynak: Franklin D. Roosevelt, Kongre'nin ortak oturumunda konuşma, Washington, 8 Aralık 1941; Vikikaynak (İngilizce). Türkçesi, İngilizcesinden bizim.
- Roosevelt, saldırının «ani ve kasıtlı» olduğunu vurgulamak için hangi ayrıntıyı kullanıyor?
- «Utançla anılacak bir tarih» ifadesi, konuşmanın dinleyicilerde nasıl bir duygu uyandırmasının amaçlandığını gösterir?
- Konuşma, saldırıdan önceki Amerikan politikasından, örneğin petrol ambargosundan söz etmiyor. Bu sessizlik konuşmanın amacı hakkında ne söyler?
Tarihçiler Tartışıyor
- Charles Beard (1948) — Savaştan sonra yayımladığı kitabında, Roosevelt yönetiminin Japonya'yı ilk ateşi açmaya zorlayarak savaşa girmeyi amaçladığını ileri sürdü; bu «arka kapı» tezi sonraki komplo iddialarının da kaynağı oldu, ama belgelerle desteklenmediği gerekçesiyle tarihçilerin çoğunca reddedildi.
- Roberta Wohlstetter (1962) — Pearl Harbor: Warning and Decision adlı kitabında, Amerikan istihbaratının elinde saldırıya dair işaretler bulunduğunu, ama bunların çok sayıda yanıltıcı ve önemsiz bilginin arasında kaybolduğunu gösterdi; istihbarat başarısızlığını «sinyal» ile «gürültü»yü ayırt etme sorunu olarak tanımladı.
- Gordon Prange (1981) — Yıllar süren araştırmasına dayanan At Dawn We Slept adlı kitabında, saldırının Japon tarafındaki planlanmasını ve Amerikan tarafındaki hataları ayrıntılı biçimde anlattı; sorumluluğu tek bir kişiye değil, birçok kurumun ve komutanın birikmiş yanılgılarına bağladı.
- Eri Hotta (2013) — Japan 1941 adlı kitabında, Japon yöneticilerinin büyük bölümünün Amerika ile bir savaşı kazanamayacaklarını bildiğini, ama kimsenin geri adım atma sorumluluğunu üstlenmek istemediği bir karar düzeni içinde savaşa sürüklendiklerini savundu.
Bu tarihçiler, iki ayrı soruyu yanıtlar. Beard, Wohlstetter ve Prange, Amerikan yönetiminin saldırıyı neden göremediğini tartışır; Beard'ın kasıt iddiası, ötekilerin ayrıntılı araştırmaları karşısında büyük ölçüde gücünü yitirmiştir. Hotta ise Tokyo'ya bakar ve savaş kararını tek bir hesabın değil, sorumluluktan kaçan bir yönetim kültürünün ürünü olarak görür. İki tartışma birleştiğinde, Pearl Harbor'ın iki tarafta da kurumsal yanılgıların sonucu olduğu görülür.
Derine İn
Pearl Harbor'ın Amerika'da bıraktığı en karanlık izlerden biri, Japon kökenli Amerikalılara yönelik uygulamalar oldu. Saldırıdan sonra Batı kıyısında, Japon kökenli insanların Japonya için casusluk yapabileceği korkusu hızla yayıldı. Şubat 1942'de Roosevelt, askerî bölgelerden belirli kişilerin çıkarılmasına yetki veren 9066 sayılı kararnameyi imzaladı. Bu kararname uyarınca, büyük bölümü Amerikan yurttaşı olan 120 bin kadar Japon kökenli insan, evlerinden, işlerinden ve okullarından koparılarak iç bölgelerdeki tel örgülü kamplara gönderildi. Aynı dönemde Hawaii'deki Japon kökenli nüfusun çoğu, adanın ekonomisi onlara bağlı olduğu için toplu olarak kamplara gönderilmedi; bu da uygulamanın güvenlikten çok önyargıyla ilgili olduğunu gösterir. Japon kökenli genç erkeklerden oluşan birlikler, aynı yıllarda Avrupa'da Amerikan ordusunun en çok madalya alan birlikleri arasında yer aldı. 1988'de Amerikan Kongresi, kamplara gönderilenlerden resmî olarak özür diledi ve hayatta olanlara tazminat ödenmesine karar verdi.
Savaş, iki tarafta da düşmanı insanlıktan çıkaran bir propagandayla yürütüldü. Amerikan gazetelerinde, afişlerinde ve karikatürlerinde Japonlar sık sık hayvanlara benzetildi; Japon propagandası da Amerikalıları ve İngilizleri «şeytani» düşmanlar olarak gösterdi. Tarihçi John Dower, Pasifik'teki savaşın Avrupa'dakinden çok daha sert bir ırkçılıkla yürütüldüğünü, bunun esirlere yapılan muameleyi ve iki tarafın savaşma biçimini de etkilediğini gösterdi.
Saldırının sorumluluğu sorusu, savaş sürerken başladı. Pasifik Filosu'nun komutanı Amiral Husband Kimmel ve Hawaii'deki kara kuvvetlerinin komutanı General Walter Short, saldırıdan birkaç hafta sonra görevden alındı; ilk soruşturma onları hazırlıksızlıkla suçladı. Sonraki soruşturmalar, Washington'daki üst düzey yöneticilerin de Hawaii'ye yeterli uyarı ve bilgi göndermediğini ortaya koydu. Kimmel, ömrünün sonuna kadar kendisinin günah keçisi yapıldığını savundu; ailesi ve destekçileri, onun itibarının iade edilmesi için onlarca yıl çalıştı. Bu tartışma, büyük bir felaketten sonra sorumluluğun kimde arandığını, alt düzeydeki komutanlarla karar merkezleri arasında nasıl paylaştırıldığını gösteren bir örnek olarak da incelenir.
Pearl Harbor'ın askerî sonuçları da yeniden değerlendirildi. Saldırıda batırılan zırhlıların çoğu sığ sularda oturduğu için sonradan kurtarılıp onarıldı ve savaşa geri döndü; yalnızca birkaçı tamamen kaybedildi. Daha önemlisi, saldırı uçak gemilerini ıskaladı ve deniz savaşında uçak gemilerinin zırhlılardan daha belirleyici olduğu kısa sürede anlaşıldı. Japon planlamacılar, ikinci bir saldırı dalgasıyla yakıt depolarını ve tamir tesislerini vurmayı da tartıştılar; ama filonun komutanı riski göze almadı. Bu tesislerin sağlam kalması, Amerikan donanmasının Pasifik'te hızla toparlanmasını sağladı.
Saldırının hemen ardından Japonya, Güneydoğu Asya'da birkaç ay içinde büyük başarılar kazandı. Ama Amerikan sanayisinin gücü kısa sürede kendini gösterdi: savaşın sonuna kadar Amerika, Japonya'nın üretebileceğinden kat kat fazla gemi, uçak ve silah üretti. Japon yöneticilerinin dayandığı hesap, Amerikalıların uzun ve pahalı bir savaşa dayanamayacağı varsayımıydı; Pearl Harbor'ın Amerikan toplumunda yarattığı öfke, bu varsayımı en baştan çürüttü.
Uzman Notu
Temel literatür
- Roberta Wohlstetter, Pearl Harbor: Warning and Decision (Stanford: Stanford University Press, 1962).
- Gordon W. Prange, At Dawn We Slept: The Untold Story of Pearl Harbor (New York: McGraw-Hill, 1981).
- John W. Dower, War Without Mercy: Race and Power in the Pacific War (New York: Pantheon, 1986).
- Jonathan G. Utley, Going to War with Japan, 1937–1941 (Knoxville: University of Tennessee Press, 1985).
- Charles A. Beard, President Roosevelt and the Coming of the War, 1941 (New Haven: Yale University Press, 1948).
- Eri Hotta, Japan 1941: Countdown to Infamy (New York: Knopf, 2013).
Arşiv ve kaynak
Pearl Harbor'ın kaynakları arasında Amerikan ve Japon diplomatik yazışmaları, çözülen Japon şifre mesajları, Japon imparatorluk toplantılarının kayıtları, savaştan sonra Amerikan Kongresi'nin yaptığı soruşturmanın ciltleri, askerî raporlar, tanıklıklar ve iki ülkenin savaş dönemi basını ile ders kitapları vardır. Hull Notası ve Roosevelt'in konuşması İngilizce, Japon okuma kitabındaki ders Japonca Vikikaynak'ta okunabilir.
Açık sorular
- Hull Notası Tokyo'da başka türlü okunabilir miydi?
- Amerikan istihbaratının başarısızlığı önlenebilir miydi, yoksa her ani saldırıda tekrarlanan bir sorun mu?
- Japon yöneticiler savaşı kazanamayacaklarını biliyorsa, neden geri adım atmadılar?
Mini sınav
- (Hedef 1) 1941 yazında Japonya'ya petrol satışının fiilen durmasına yol açan adım nedir? A) Pearl Harbor saldırısı B) Japon varlıklarının dondurulması C) Üçlü Pakt'ın imzalanması D) Singapur'un düşmesi
- (Hedef 1) Pearl Harbor saldırısından sonra Amerika'ya 11 Aralık 1941'de savaş ilan eden ülkeler hangileridir? A) Almanya ve İtalya B) Sovyetler Birliği ve Çin C) İngiltere ve Fransa D) Tayland ve Hollanda
- (Hedef 2) Hull Notası'nın Japon yönetimini en çok rahatsız eden maddesi neyi istiyordu? A) Pearl Harbor'ın boşaltılmasını B) Japon donanmasının dağıtılmasını C) Japon kuvvetlerinin Çin'den ve Hindiçini'den çekilmesini D) İmparatorun tahttan çekilmesini
- (Hedef 2) Japon okuma kitabındaki «8 Aralık» dersinde çocuğun kaygısı ne zaman dağılır? A) Okula vardığında B) Annesini gördüğünde C) Zafer haberlerini duyduğunda D) İmparatorun savaş fermanını dinlediğinde
- (Hedef 3) Amerikan istihbaratının başarısızlığını «sinyal» ile «gürültü»yü ayırt etme sorunu olarak açıklayan tarihçi kimdir? A) Roberta Wohlstetter B) Charles Beard C) Eri Hotta D) John Dower
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Japonya, kazanma şansı düşük bir savaşa neden girdi ve Amerika saldırıyı neden önceden göremedi? Cevabında Hull Notası'nı, Japon okuma kitabındaki dersi ve Roosevelt'in konuşmasını kullan; Wohlstetter ile Hotta'nın yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- B — Japon varlıklarının dondurulması.
- A — Almanya ve İtalya.
- C — Japon kuvvetlerinin Çin'den ve Hindiçini'den çekilmesini.
- D — İmparatorun savaş fermanını dinlediğinde.
- A — Roberta Wohlstetter.
Kapsamlı bir cevap, Japonya'nın Çin'deki savaşı ve petrol ambargosu yüzünden ya geri çekilmek ya da Güneydoğu Asya'nın kaynaklarını zorla ele geçirmek arasında bir seçimle karşılaştığını; yöneticilerin büyük bölümü uzun bir savaşı kazanamayacağını bilse de ani bir saldırı ve hızlı fetihlerle Amerika'yı uzlaşmaya zorlamayı umduğunu açıklar. Amerika'nın saldırıyı göremeyişini, istihbaratın Japon niyetini bilip hedefi yanlış tahmin etmesine bağlar. Hull Notası'nı, Washington'ın Japonya'dan Çin'deki kazanımlarından vazgeçmesini istediğinin ve Tokyo'da bir ültimatom olarak okunduğunun belgesi olarak; Japon okuma kitabındaki dersi, devletin savaşı çocuklara imparatora bağlılık ve kuruluş mitleriyle anlattığının örneği olarak; Roosevelt'in konuşmasını ise saldırının Amerika'da bir «ihanet» olarak çerçevelenişinin belgesi olarak kullanır. Güçlü bir yanıt, Wohlstetter'in Amerikan istihbaratındaki yorum sorununu öne çıkaran yaklaşımını, Hotta'nın Japon karar düzenindeki sorumluluktan kaçışı vurgulayan yaklaşımıyla karşılaştırır.
Sonraki bölüme köprü
Pearl Harbor'dan sonraki birkaç ayda Japonya, Filipinler'den Singapur'a, Burma'dan Hollanda Doğu Hint Adaları'na kadar geniş bir alanı ele geçirdi. Ama Haziran 1942'de, Pasifik'in ortasındaki küçük bir atolün yakınlarında, uçak gemileri arasında yapılan bir deniz muharebesi savaşın dengesini değiştirdi. Sıradaki derste, Japon ilerleyişinin nasıl durdurulduğunu, Amerikan kuvvetlerinin Pasifik'i adadan adaya nasıl geçtiğini ve bu yolun neden 1945'te Okinawa'da bu kadar ağır bir bedelle sonlandığını inceleyeceğiz.