İçeriğe geç

Bölüm DT-131.05 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Stalingrad

DT-131 İkinci Dünya Savaşı

2.700 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 9 dk

Dönem
1942–1943
Bölge
Doğu Avrupa
Tema
Savaş · Şehir
Kişiler
Friedrich Paulus · Vasili Çuykov · Georgi Jukov · Aleksandr Vasilevski · Erich von Manstein · Hermann Göring · Josif Stalin · Adolf Hitler · Pyotr Olender · İsmet İnönü · Antony Beevor · Jochen Hellbeck
Yerler
Stalingrad · Volga · Kafkasya · Kalaç · Mamayev Kurgan · Adana
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • 1942 yazındaki Alman güney saldırısını, Stalingrad'da aylarca süren kent muharebesini, Kasım 1942'deki Sovyet karşı saldırısını ve Alman Altıncı Ordusu'nun teslim olmasını açıklayabileceksin.
  • Stalin'in «Bir adım bile geri yok» emrini ve bir Sovyet savaş muhabirinin muharebenin iki ayrı anında yazdığı haberleri karşılaştırarak, Sovyet devletinin savaşı nasıl yönettiğini ve anlattığını değerlendirebileceksin.
  • Stalingrad'ın savaşın dönüm noktası sayılmasının nedenleri ve Sovyet askerlerinin neden direndiği üzerine tarihçilerin görüşlerini karşılaştırabileceksin.

Okuma metni

Kanca — bir duvardaki iki yazı

Şubat 1943'ün ilk günlerinde, yıkılmış bir kentin ortasında, kurşun ve şarapnel izleriyle delik deşik olmuş bir duvarın önünde bir Sovyet savaş muhabiri duruyordu. Duvarda, kentte savaşan bir tümenin askerlerinin yazdığı iki yazı vardı. Üstteki, burada ölümüne direnildiğini söylüyordu; alttaki ise ölümü hiçe sayarak kazanıldığını. Muhabir, Pyotr Olender'di; bu yazıları, birkaç gün önce teslim olan Alman ordusunun askerleri kentin sokaklarından esir kamplarına doğru yürürken not etti. Kent, Volga ırmağının kıyısında uzanan Stalingrad'dı. Beş ay boyunca burada her sokak, her fabrika, her bodrum için savaşılmıştı. Bu ders, bu kentin adının neden İkinci Dünya Savaşı'nın dönüm noktasıyla özdeşleştiğini soruyor.

Bağlam — petrol ve ırmak

1941'in sonunda Moskova önünde durdurulan Alman ordusu, 1942'de bütün cephe boyunca yeniden saldıracak güçte değildi. Adolf Hitler, bu kez güneyi seçti. Haziran sonunda başlayan saldırının hedefi, Kafkasya'nın petrol bölgeleriydi; Almanya'nın savaşı sürdürmek için petrole ihtiyacı vardı ve Sovyetler Birliği'nin petrolünün büyük bölümü buradan geliyordu. Saldırının kanadını korumak için Volga'ya, Stalingrad'a da ulaşılacaktı. Kent, ırmak üzerindeki taşımacılığın ve önemli fabrikaların merkeziydi; adını Sovyet önderinden aldığı için iki taraf için de bir simgeye dönüştü.

Alman ordusu yaz boyunca hızla ilerledi. Temmuz'da Hitler, güneydeki kuvvetlerini ikiye böldü: bir ordu grubu Kafkasya'ya, öteki Stalingrad'a yöneldi. Bu karar, iki hedefe de yeterli güç bırakmıyordu. Sovyet ordusu bu kez büyük kuşatmalara düşmeden geri çekildi; ama geri çekiliş, Moskova'da derin bir kaygı yarattı.

Gelişme — kentin içinde

Ağustos sonunda Alman birlikleri Volga'ya ulaştı. 23 Ağustos'ta kente yoğun bir hava saldırısı yapıldı; kentin büyük bölümü yıkıldı. Sivillerin önemli bir bölümü kentten zamanında çıkarılmamıştı. Ardından Friedrich Paulus'un komutasındaki Alman Altıncı Ordusu kente girdi. Kenti savunan Sovyet ordusunun başında Vasili Çuykov vardı. Sovyet birlikleri, arkalarında geniş Volga ırmağıyla, kentin ırmak kıyısındaki dar bir şeridine sıkıştı; asker ve cephane ancak geceleri ırmağın karşı yakasından teknelerle getirilebiliyordu.

Çarpışmalar, Birinci Dünya Savaşı'nın siperlerinden çok farklıydı. Tank fabrikası, silah fabrikası ve çelik fabrikası gibi büyük sanayi tesisleri, kentin ortasındaki Mamayev Kurgan tepesi, tahıl ambarları ve tek tek apartmanlar haftalarca el değiştirdi. Çuykov, birliklerine Alman mevzilerine olabildiğince yakın durmayı öğütledi; böylece Alman uçakları ve topçusu, kendi askerlerini vurma korkusuyla Sovyet mevzilerini rahatça vuramıyordu. Alman ordusunun açık arazideki hız ve manevra üstünlüğü, yıkıntılar arasında anlamını yitirdi.

Dönüş noktası — Uranüs

Kentte savaş sürerken Sovyet genelkurmayında Georgi Jukov ve Aleksandr Vasilevski büyük bir karşı saldırı hazırladı. Alman Altıncı Ordusu'nun kanatlarını, daha zayıf silahlanmış Romen orduları koruyordu. 19 Kasım 1942'de Sovyet birlikleri kentin kuzeybatısından, ertesi gün güneyinden saldırdı. Romen hatları kısa sürede yarıldı. 23 Kasım'da iki Sovyet kıskacı, Don ırmağı üzerindeki Kalaç yakınlarında birleşti. Altıncı Ordu ve ona bağlı birlikler, toplam olarak 250 bini aşkın asker, kuşatılmıştı.

Hitler, Altıncı Ordu'nun kuşatmayı yarıp çıkmasına izin vermedi; ordunun Volga'da kalmasını istedi. Hermann Göring, kuşatılan orduyu hava yoluyla besleyebileceğine söz verdi; ama getirilen yiyecek, yakıt ve cephane, ihtiyacın çok altında kaldı. Aralık'ta Erich von Manstein'ın komutasındaki bir kurtarma girişimi, kuşatılan ordudan birkaç on kilometre uzakta durduruldu. Kuşatma içindeki askerler soğuktan, açlıktan ve hastalıktan kırılmaya başladı.

31 Ocak 1943'te, Hitler'in bir gün önce mareşalliğe yükselttiği Paulus, kentin güneyindeki karargâhında teslim oldu; kuzeydeki son birlikler 2 Şubat'ta silah bıraktı. Yaklaşık 91 bin Alman askeri esir alındı; bunların yalnızca birkaç bini savaştan sonra ülkelerine dönebildi.

Yaygın yanlış«Stalingrad'da Sovyetler Birliği, yalnızca askerlerinin sayısal üstünlüğü sayesinde kazandı.»
Doğrusu

Kentteki çarpışmaların büyük bölümünde iki taraf sayıca birbirine yakındı; Sovyet birlikleri çoğu zaman daha azdı. Zafer, kentteki inatçı direnişin Alman ordusunu aylarca oyalamasından, bu sırada gizlice hazırlanan karşı saldırının Alman ordusunun zayıf kanatlarını hedef almasından ve Hitler'in geri çekilmeyi yasaklayan kararlarından doğdu. Urallara taşınan fabrikaların 1942'de üretimde Alman sanayisini geride bırakmaya başlaması da belirleyiciydi.

Cevap — neden dönüm noktası?

Stalingrad, savaşın dönüm noktası sayılır; çünkü burada ilk kez bütün bir Alman ordusu kuşatılıp yok edildi ve Almanya'nın 1942 saldırısının hedeflerinin hiçbirine ulaşılamadı. Kafkasya'daki Alman birlikleri de geri çekilmek zorunda kaldı. Muharebe, iki taraf için de korkunç kayıplara mal oldu: ölü, yaralı ve esir olarak toplam kaybın bir milyonu aştığı hesaplanır. Ama sonrasında savaşın yönü değişti. Sovyet ordusu, savaşın sonuna kadar büyük ölçüde saldıran taraf oldu. Almanya'da yenilgi, üç günlük resmî yasla karşılandı; rejimin propagandası, kayıpları «topyekûn savaş» çağrısına dönüştürdü. Dünyada ise Stalingrad, Almanya'nın yenilebileceğinin kanıtı olarak görüldü.

Bugünle bağ — Adana'daki tren

Paulus'un teslim olduğu 30–31 Ocak 1943 günlerinde, İngiltere Başbakanı Winston Churchill, Adana yakınlarında, Yenice istasyonunda bekleyen bir trende Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile görüşüyordu. Churchill, Türkiye'nin savaşa Müttefikler yanında girmesini istiyordu; İnönü ise ülkenin silah ve donanım eksiklerini öne sürerek bağlayıcı bir söz vermedi. Bu görüşmenin tam da Stalingrad'daki teslimle aynı günlere denk gelmesi, savaşın dengesinin değiştiği bir anda Ankara'nın nasıl yeni baskılarla karşılaştığını gösterir: artık Almanya'nın değil, Müttefiklerin zaferi olası görünüyordu.

Birincil kaynak

Halk Savunma Komiserliği'nin 28 Temmuz 1942 tarihli 227 sayılı emrinden:

Из этого следует, что пора кончить отступление. Ни шагу назад! Таким теперь должен быть наш главный призыв. Надо упорно, до последней капли крови защищать каждую позицию, каждый метр советской территории, цепляться за каждый клочок советской земли и отстаивать его до последней возможности. […] Отныне железным законом дисциплины для каждого командира, красноармейца, политработника должно являться требование — ни шагу назад без приказа высшего командования. […] Приказ прочесть во всех ротах, эскадронах, батареях, эскадрильях, командах, штабах.

Türkçesi: Bundan, geri çekilmeye son verme zamanının geldiği sonucu çıkar. Bir adım bile geri yok! Artık başlıca çağrımız bu olmalıdır. Her mevzi, Sovyet topraklarının her metresi, kanın son damlasına kadar inatla savunulmalı; Sovyet toprağının her parçasına sıkıca tutunulmalı ve son olanağa kadar elde tutulmalıdır. […] Bundan böyle her komutan, Kızıl Ordu askeri ve siyasi görevli için disiplinin demir yasası şu olmalıdır: yüksek komutanın emri olmadan bir adım bile geri yok. […] Emir bütün bölüklerde, süvari bölüklerinde, bataryalarda, filolarda, takımlarda ve karargâhlarda okunsun.

Kaynak: Halk Savunma Komiserliği'nin 227 sayılı emri, 28 Temmuz 1942; Vikikaynak (Rusça). Türkçesi, Rusçasından bizim.

  1. Emir, geri çekilmeyi yasaklamak için hangi gerekçeyi kullanıyor? Bu gerekçe, 1941'deki geri çekilmelerle nasıl bir karşıtlık oluşturur?
  2. Emrin bütün birliklerde yüksek sesle okunması istenmiştir. Bu, emrin askerler üzerinde nasıl bir etki yaratmasının amaçlandığını gösterir?
  3. «Kanın son damlasına kadar» ifadesi, Stalingrad'daki çarpışmaların biçimini nasıl etkilemiş olabilir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Antony Beevor (1998) — Stalingrad adlı kitabında, Alman ve Sovyet arşivlerinden, mektuplardan ve tanıklıklardan yararlanarak muharebeyi iki tarafın askerlerinin deneyimi üzerinden anlattı; Sovyet tarafındaki zorlayıcı disiplini, cezaları ve kayıpları geniş bir okur kitlesine tanıttı.
  • Catherine Merridale (2005) — Sovyet askerlerinin mektuplarına ve hayatta kalanlarla yapılan görüşmelere dayanan çalışmasında, askerleri savaştıran şeyin yalnızca korku ya da ideoloji olmadığını; intikam duygusunun, arkadaşlık bağlarının ve ailelerini koruma isteğinin de belirleyici olduğunu gösterdi.
  • David Glantz ve Jonathan House (2009) — Sovyet askerî belgelerine dayanan çok ciltlik çalışmalarında, Stalingrad'ı yalnızca kentteki bir muharebe olarak değil, çok geniş bir alanda yürütülen ve Sovyet komutasının giderek ustalaştığı bir harekâtlar dizisi olarak ele aldılar.
  • Jochen Hellbeck (2015) — Muharebeden hemen sonra Sovyet tarihçilerinin askerlerle yaptığı ve uzun süre arşivlerde kalan görüşmeleri yayımladı; askerlerin önemli bir bölümünün savaşı inançla ve kendi seçimiyle yürüttüğünü, Komünist Parti'nin cephede güçlü bir bağlayıcı rol oynadığını savundu.

Bu tarihçiler, özellikle Sovyet askerlerinin neden direndiği sorusunda ayrılır. Beevor, devletin zorlamasını ve cezaları öne çıkarır; Merridale ve Hellbeck ise askerlerin kendi duygularını ve inançlarını vurgular, ama Hellbeck ideolojinin payını Merridale'den daha büyük görür. Glantz ve House ise sorunun ağırlığını askerlerin ruh hâlinden komuta düzeyindeki değişime kaydırır. Bu farklar, aynı muharebenin hangi kaynaklardan okunduğuna da bağlıdır: ceza kayıtları başka, askerlerin kendi sözleri başka bir tablo çizer.

Derine İn

Stalingrad muharebesinde kentin sivil halkı, en az anlatılan kesimlerden biri oldu. Muharebe başladığında kentte yüz binlerce insan yaşıyordu ve Sovyet yönetimi, kentin savunulacağını göstermek için sivilleri zamanında tahliye etmekte geç kaldı; bu kararın arkasında, halkın kaçmasının askerlerin moralini bozacağı kaygısının olduğu öne sürülür. Ağustos'taki hava saldırısında binlerce sivil hayatını kaybetti. Kentte kalanlar, aylarca bodrumlarda, yeraltı geçitlerinde ve yıkıntılarda yaşadı; yiyecek ve su bulmak, çoğu zaman iki ordunun arasındaki ölümcül bir yolculuk demekti. Muharebe sona erdiğinde, eskiden yüz binlerin yaşadığı kentte yalnızca birkaç bin sivil kalmıştı. Pek çok çocuk, ailelerini kaybetmişti.

Muharebede kadınlar da önemli bir rol oynadı. Kentin hava savunma bataryalarında görev yapan askerlerin önemli bir bölümü, çoğu henüz okulu yeni bitirmiş genç kadınlardı. Sağlık görevlileri, telsizciler ve keskin nişancılar arasında da kadınlar vardı. Sovyetler Birliği, savaş boyunca orduya yüz binlerce kadın aldı; ama savaştan sonra bu kadınların deneyimi uzun süre resmî anlatıda geri planda kaldı.

Muharebenin Almanya'daki etkisi de büyüktü. Alman halkı, aylarca süren muharebenin sonuçlarından propaganda yoluyla ancak kısmen haberdar edilmişti; kuşatma bile açıkça duyurulmamıştı. Altıncı Ordu'nun yok olduğu ilan edildiğinde, radyolarda yas müziği çaldı; rejim, yenilgiyi kahramanca bir fedakârlık olarak sunmaya çalıştı. Birkaç hafta sonra Propaganda Bakanı Joseph Goebbels, Berlin'de büyük bir toplantıda «topyekûn savaş» çağrısında bulundu. Ama Alman toplumunda, ilk kez savaşın kaybedilebileceği düşüncesi yaygınlaştı. Esir düşen Alman subaylarının bir bölümü, Sovyet esaretinde Nazi rejimine karşı bir komite kurdu; Paulus da sonradan bu çevreye katıldı.

Stalingrad'ın bedelini yalnızca Almanlar ve Sovyet halkları ödemedi. Alman ordusunun kanatlarını tutan Romen, İtalyan ve Macar orduları, Kasım 1942'den itibaren gelen Sovyet saldırılarında ağır kayıplar verdi; bu ülkelerin bazılarında Stalingrad'dan sonra Almanya ile ittifakı sürdürme isteği belirgin biçimde zayıfladı. Altıncı Ordu'nun içinde de yalnızca Alman askerleri yoktu: ordunun hizmetinde, esir kamplarından gönüllü olarak ya da zorla alınmış on binlerce Sovyet yurttaşı yardımcı olarak çalışıyordu. Bunların teslimden sonraki kaderi, Sovyet yönetiminin gözünde vatan hainliği sayıldığı için özellikle ağır oldu. Sovyet tarafında da kayıplar korkunçtu; muharebenin farklı evrelerinde yüz binlerce Sovyet askeri hayatını kaybetti, ama bu sayılar savaş sırasında açıklanmadı ve uzun süre tartışma konusu olarak kaldı.

Stalingrad, savaştan sonra Sovyetler Birliği'nin ve bugün Rusya'nın ulusal belleğinde merkezi bir yer tuttu. Mamayev Kurgan tepesine, 1960'larda, dünyanın en büyük heykellerinden biriyle birlikte büyük bir anıt alanı yapıldı. Kentin adı, 1961'de Stalin'in mirasının sorgulandığı dönemde Volgograd olarak değiştirildi. Bu ad değişikliği bile, muharebenin belleğinin siyasetten ne kadar ayrılmaz olduğunu gösterir: Stalingrad, hem bir halkın direnişinin hem de bu direnişi yöneten rejimin simgesi olarak hatırlanmaya devam eder.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Earl F. Ziemke, Stalingrad to Berlin: The German Defeat in the East (Washington: US Army Center of Military History, 1968).
  • Antony Beevor, Stalingrad (Londra: Viking, 1998).
  • Geoffrey Roberts, Victory at Stalingrad: The Battle That Changed History (Londra: Longman, 2002).
  • Catherine Merridale, Ivan's War: The Red Army, 1939–1945 (Londra: Faber and Faber, 2005).
  • David M. Glantz ve Jonathan M. House, Armageddon in Stalingrad: September–November 1942 (Lawrence: University Press of Kansas, 2009).
  • Jochen Hellbeck, Stalingrad: The City that Defeated the Third Reich (New York: PublicAffairs, 2015).

Arşiv ve kaynak

Stalingrad muharebesinin kaynakları arasında Alman ve Sovyet askerî arşivleri, birlik günlükleri, Sovyet emirleri, Sovyet askerleriyle muharebeden hemen sonra yapılan görüşmeler, askerlerin ve sivillerin mektupları, savaş muhabirlerinin haberleri ve esir düşen Alman askerlerinin sorgu kayıtları vardır. 227 sayılı emir ve Olender'in haberleri Rusça Vikikaynak'ta yer alır.

Açık sorular

  • Hitler, Kasım 1942'de Altıncı Ordu'nun çekilmesine izin verseydi, sonuç ne olurdu?
  • Sovyet askerlerini Stalingrad'da savaştıran asıl güç neydi: korku mu, inanç mı, yoksa başka bir şey mi?
  • Stalingrad mı, Moskova mı, yoksa Kursk mu doğu cephesinin asıl dönüm noktasıydı?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Almanya'nın 1942 yazındaki güney saldırısının başlıca hedefi neydi? A) Leningrad B) Kafkasya'nın petrol bölgeleri C) Moskova D) Finlandiya
  2. (Hedef 1) Stalingrad'daki Alman kuvvetlerini kuşatan Sovyet karşı saldırısının adı nedir? A) Bagration B) Barbarossa C) Uranüs D) Mavi Plan
  3. (Hedef 2) 227 sayılı emrin en çok bilinen cümlesi hangisidir? A) «Bir adım bile geri yok!» B) «Davamız haklıdır.» C) «Kardeşlerim!» D) «Zafer yakındır.»
  4. (Hedef 2) Olender'in «Son muharebe» yazısının sonunda Alman uçağının bıraktığı cephane için kullandığı söz nedir? A) «Zafer!» B) «Teslim olun!» C) «Bir adım bile geri yok!» D) «Çok geç!»
  5. (Hedef 3) Muharebeden hemen sonra Sovyet askerleriyle yapılan görüşmeleri yayımlayarak askerlerin önemli bir bölümünün inançla savaştığını savunan tarihçi kimdir? A) Antony Beevor B) Catherine Merridale C) Jochen Hellbeck D) Earl Ziemke

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Stalingrad neden İkinci Dünya Savaşı'nın dönüm noktası sayılır ve Sovyet askerleri orada neden direndi? Cevabında 227 sayılı emri ve Olender'in haberlerini kullan; Beevor ile Hellbeck'in yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. B — Kafkasya'nın petrol bölgeleri.
  2. C — Uranüs.
  3. A — «Bir adım bile geri yok!»
  4. D — «Çok geç!»
  5. C — Jochen Hellbeck.

Kapsamlı bir cevap, Stalingrad'ın ilk kez bütün bir Alman ordusunun kuşatılıp yok edildiği, 1942 Alman saldırısının hedeflerinin boşa çıktığı ve savaşın yönünün değiştiği muharebe olduğunu açıklar; kentteki inatçı direnişin, zayıf kanatları hedef alan karşı saldırının ve Hitler'in geri çekilme yasağının birlikte belirleyici olduğunu vurgular. 227 sayılı emri, Sovyet devletinin askerlerini cezayla ve korkuyla da savaştırdığının ve yenilgileri açıkça kabul ettiğinin belgesi olarak; Olender'in haberlerini ise muharebenin bir ordu gazetesindeki anlatısı, hem tanıklığı hem de sansürü ve propagandayı taşıyan bir kaynak olarak kullanır. Güçlü bir yanıt, Beevor'ın zorlayıcı disiplini öne çıkaran yaklaşımını, Hellbeck'in askerlerin inancını vurgulayan yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Stalingrad'da savaş sürerken, dünyanın öbür ucunda, Pasifik'te başka bir savaş büyüyordu. Aralık 1941'de Japonya, Hawaii'deki bir Amerikan deniz üssüne ani bir hava saldırısı yaptı ve Amerika Birleşik Devletleri savaşa girdi. Sıradaki derste şu sorulara yöneleceğiz: Japonya, çok daha büyük bir sanayi gücüne sahip bir ülkeye neden saldırdı ve bu saldırı, Avrupa'daki savaşı nasıl gerçek bir dünya savaşına dönüştürdü?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: kış ışığında, yıkık bir binanın önünde, üzerinde iki satır yazı bulunan delik deşik bir duvar; önünde not defteri tutan yüzsüz bir silüet.
  • 1:10–2:50 Bağlam: güneye uzanan bir harita; bir yanda petrol kuyuları, öbür yanda geniş bir ırmağın kıyısında uzanan bir kent.
  • 2:50–4:40 Gelişme: gece, geniş bir ırmağı geçen küçük tekneler; karşı kıyıda yıkık fabrika bacalarının silüetleri.
  • 4:40–6:50 Dönüş noktası: karlı bozkırda haritada birleşen iki ok; gökyüzünde uzaklaşan tek bir uçak ve paraşütle inen bir sandık.
  • 6:50–9:00 Kapanış: bir bodrumun basamaklarından gün ışığına çıkan kadın silüetleri; ardından bir tren istasyonunda bekleyen, perdeleri inik bir vagon.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.