Öğrenme hedefleri
- 1940 sonunda Hitler'in Sovyetler Birliği'ne saldırma kararını, Haziran 1941'de başlayan harekâtın ilk aylarını ve Sovyet yönetiminin uyarılara rağmen neden hazırlıksız yakalandığını açıklayabileceksin.
- Hitler'in harekât yönergesini, Molotov'un savaşın ilk günü yaptığı radyo konuşmasını ve Moskovalı bir lise öğrencisinin saldırıdan iki hafta önce tuttuğu günlüğü karşılaştırarak, aynı savaşın plan masasında, devlet söyleminde ve gündelik hayatta nasıl göründüğünü değerlendirebileceksin.
- Doğudaki savaşın neden bir «imha savaşı» olarak planlandığı ve Almanya'nın bu harekâtta neden başarısız olduğu üzerine tarihçilerin görüşlerini karşılaştırabileceksin.
Okuma metni
Kanca — sınırdaki son tren
21 Haziran 1941 akşamı, Sovyetler Birliği'nden Almanya'ya giden yük trenleri sınırı her zamanki gibi geçiyordu. Vagonlarda tahıl, petrol ve hammadde vardı; Moskova, 1939'dan beri Almanya ile yaptığı ticaret antlaşmalarının gereğini aksatmadan yerine getiriyordu. Aynı saatlerde sınırın öbür yakasında, Baltık'tan Karadeniz'e uzanan bir hat boyunca, üç milyonu aşkın Alman askeri ve müttefik birlikler bekliyordu. Ertesi sabah, şafak sökmeden, saldırı başladı. Birkaç saat sonra Almanya'nın Moskova büyükelçisi Friedrich-Werner von der Schulenburg, Sovyet dışişleri halk komiserine savaş bildirimini okudu. İki yıl önce imzalanan saldırmazlık paktı bir gecede sona ermişti. Bu ders, Hitler'in İngiltere ile savaş sürerken neden ikinci bir cephe açtığını, Sovyet yönetiminin neden hazırlıksız yakalandığını ve bu savaşın neden baştan başka türlü bir savaş olarak tasarlandığını soruyor.
Bağlam — doğuya dönen bakış
Adolf Hitler, 1920'lerden beri doğuda Alman halkı için «yaşam alanı» kazanmaktan söz ediyordu. Ona göre Sovyetler Birliği hem ideolojik bir düşman, hem de Almanya'nın ihtiyaç duyduğu toprakların, tahılın ve petrolün kaynağıydı. 1939'daki pakt, bu hedefi bir süre ertelemişti. 1940 yazında İngiltere'nin barışa yanaşmaması, Hitler'in hesabını değiştirdi. Ona göre İngiltere, Sovyetler Birliği'nin ve ileride Amerika Birleşik Devletleri'nin yardımına güveniyordu; Sovyetler Birliği yenilirse İngiltere'nin son umudu da kalmayacaktı. Hitler, 18 Aralık 1940'ta harekâtın yönergesini imzaladı. Alman komutanlarının çoğu, Kızıl Ordu'yu birkaç ay içinde yenebileceklerine inanıyordu. 1937–1938'deki tasfiyelerde subaylarının büyük bölümünü yitiren ve 1939–1940 kışında Finlandiya karşısında zorlanan bir ordu, onlara zayıf görünüyordu.
Bu tasarım, saldırıdan önce yazılı emirlere döküldü. Haziran 1941'de çıkarılan «Komiser Emri», Kızıl Ordu'daki siyasi komiserlerin esir alınmadan öldürülmesini istiyordu; Mayıs'ta çıkarılan bir başka kararname, Alman askerlerinin sivillere karşı işledikleri suçların kovuşturulmamasını mümkün kılıyordu. Alman ekonomi yöneticilerinin hazırladığı planlar ise Sovyetler Birliği'nin tahılının Almanya'ya ve orduya aktarılmasını, bunun sonucunda milyonlarca insanın açlıkla karşı karşıya kalmasını öngörüyordu.
Gelişme — görülmek istenmeyen işaretler
1941 baharında Almanya, Balkanlar'da Yugoslavya'yı ve Yunanistan'ı işgal etti; Romanya'ya, Finlandiya'ya ve Polonya'nın işgal altındaki topraklarına büyük kuvvetler yığdı. Sovyet yönetimine pek çok uyarı ulaştı. Tokyo'da Alman gazeteci kimliğiyle çalışan Sovyet ajanı Richard Sorge, saldırının yaklaştığını bildirdi; İngiliz hükümeti de istihbaratını aktardı; sınır birlikleri Alman keşif uçaklarını görüyordu. Ama Sovyet önderi Josif Stalin, bu uyarıların çoğunu İngiltere'nin Sovyetler Birliği'ni Almanya ile savaşa sürüklemek için yaydığı kışkırtmalar olarak gördü. Almanya'nın İngiltere ile savaş bitmeden ikinci bir cephe açmayacağına, açarsa bile önce bir ültimatom vereceğine inanıyordu. 14 Haziran'da Sovyet haber ajansı, savaş söylentilerini «kaba bir propaganda» olarak niteleyen bir açıklama yayımladı. Ordunun sınırda kışkırtıcı görünecek her türlü hazırlıktan kaçınması istendi.
Dönüş noktası — 22 Haziran
22 Haziran 1941 sabahı Alman birlikleri, üç büyük ordu grubu hâlinde ilerlemeye başladı: kuzeyde Leningrad'a, ortada Minsk ve Smolensk üzerinden Moskova'ya, güneyde Kiev'e ve Ukrayna'ya. İlk gün, çoğu havalanamadan, binden fazla Sovyet uçağı yok edildi. Sınırdaki Brest kalesi haftalarca direndi; ama Sovyet ordularının çoğu, kısa sürede geniş kuşatmalara düştü.
İlk haftalar Sovyetler Birliği için bir felaketti. Alman ordusu, zırhlı birliklerin hızlı ilerleyişiyle büyük Sovyet kuvvetlerini kuşattı. Minsk yakınlarında, ardından Smolensk'te ve Eylül'de Kiev'in doğusunda yüz binlerce Sovyet askeri esir düştü. Alman Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Franz Halder, Temmuz başında günlüğüne, Rusya'ya karşı seferin iki hafta içinde kazanıldığını söylemenin abartı olmayacağını yazdı. Ama Kızıl Ordu, ağır kayıplara rağmen dağılmadı; yeni ordular kuruldu, yüzlerce fabrika sökülüp Urallara ve daha doğuya taşındı. Eylül'de Leningrad kuşatıldı; kent yaklaşık dokuz yüz gün sürecek bir kuşatmaya girdi.
Yaygın yanlış«Almanya, Rus kışı yüzünden yenildi.»
Kış, Aralık 1941'de Moskova önünde Alman ordusunu zor durumda bıraktı; ama harekâtın asıl sorunları kıştan önce başlamıştı. Alman planlamacılar Kızıl Ordu'nun gücünü ve yedeklerini küçümsemiş, ikmal yollarının uzunluğunu ve yolların kötülüğünü hesaba katmamıştı; sonbahar yağmurları yolları çamura çevirmişti. Ağustos'ta Halder, savaşın başında yaklaşık iki yüz Sovyet tümeni beklediklerini, şimdiden üç yüz altmışını saydıklarını yazmıştı. Kış, zaten tükenmekte olan bir saldırıyı durdurdu.
Cevap — iki yanlış hesap
Barbarossa iki yanlış hesabın üzerine kuruldu. Hitler ve komutanları, Sovyet devletinin birkaç aylık bir seferde çökeceğine inandı; Stalin ise Almanya'nın 1941'de saldırmayacağına inandı. İkincisi, savaşın ilk aylarında Sovyetler Birliği'ne milyonlarca kayba mal oldu. Birincisi ise Almanya'yı kısa sürede bitiremeyeceği, insan gücü ve sanayi bakımından giderek daha üstün bir düşmana karşı uzun bir savaşa soktu. Aralık 1941'de Moskova önünde başlayan Sovyet karşı saldırısı, hızlı zafer umudunun sona erdiğini gösterdi. Ama doğudaki savaş, başından itibaren bir orduyu yenmeyi değil, halkları yok etmeyi de amaçlayan bir savaş olarak tasarlanmıştı; Alman birliklerinin arkasından gelen özel birlikler, Yahudilere yönelik toplu katliamlara ilk haftalarda başladı. Esir düşen Sovyet askerlerinin milyonlarcası, Alman kamplarında açlıktan ve hastalıktan hayatını kaybetti.
Bugünle bağ — dört gün önce imzalanan antlaşma
Barbarossa'dan yalnızca dört gün önce, 18 Haziran 1941'de, Ankara'da Türkiye ile Almanya arasında bir dostluk ve saldırmazlık antlaşması imzalandı. Antlaşmayı Türkiye adına Dışişleri Bakanı Şükrü Saracoğlu, Almanya adına büyükelçi Franz von Papen imzaladı. Balkanlar'ı ele geçiren Almanya artık Türkiye'nin komşusuydu; Ankara, İngiltere ile ittifakını korurken Almanya ile de bir güvence arıyordu. Almanya ise doğuya saldırmadan önce güney kanadını güvenceye almak istiyordu. Dört gün sonra başlayan savaş, Türkiye'nin kuzeyinde, Karadeniz'in öbür yakasında, Kırım'a ve Kafkasya'ya doğru ilerleyecekti.
Birincil kaynak
Hitler'in 18 Aralık 1940 tarihli 21 numaralı yönergesinden; Nürnberg davası için hazırlanmış İngilizce çevirisinden:
The German Armed Forces must be prepared to crush Soviet Russia in a quick campaign before the end of the war against England (case Barbarossa). […] Great caution has to be exercised that the intention of an attack will not be recognized. […] The mass of the Russian Army in Western Russia is to be destroyed in daring operations by driving forward deep wedges with tanks and the retreat of intact battle-ready troops into the wide space of Russia is to be prevented. […] The first goal of operations is the protection from Asiatic Russia from the general line Volga-Archangelsk.
Türkçesi: Alman silahlı kuvvetleri, İngiltere'ye karşı savaş bitmeden önce Sovyet Rusya'yı hızlı bir seferle ezmeye hazır olmalıdır (Barbarossa planı). […] Bir saldırı niyetinin fark edilmemesi için büyük dikkat gösterilmelidir. […] Batı Rusya'daki Rus ordusunun ana kitlesi, tanklarla derin kamalar sürülerek yapılacak cüretli harekâtlarla yok edilmeli ve savaşa hazır birliklerin Rusya'nın geniş topraklarına çekilmesi önlenmelidir. […] Harekâtın ilk hedefi, genel olarak Volga–Arhangelsk çizgisinden Asya Rusyası'na karşı korunmaktır.
Kaynak: Hitler'in 21 numaralı yönergesi, 18 Aralık 1940 (Nürnberg belgesi 446-PS), Nazi Conspiracy and Aggression, c. 3 (Washington: US Government Printing Office, 1946); Internet Archive. Türkçesi, İngilizcesinden bizim.
- Yönerge, Sovyetler Birliği'ne karşı seferin İngiltere ile savaş «bitmeden önce» yapılmasını istiyor. Bu, Hitler'in iki cephede savaş riskini nasıl gördüğünü gösterir?
- «Hızlı bir sefer» ve «derin kamalar» ifadeleri, Alman planlamacıların neye güvendiğini ortaya koyar? Bu güven neden boşa çıktı?
- Volga–Arhangelsk çizgisi, Sovyetler Birliği'nin ne kadarının ele geçirilmesi anlamına geliyordu? Bir haritada bu çizgiyi bulmaya çalış.
Tarihçiler Tartışıyor
- Viktor Suvorov (1988) — Sovyet askerî istihbaratından Batı'ya kaçmış bir subayın takma adıyla yayımlanan Buzkıran adlı kitapta, Stalin'in 1941 yazında Almanya'ya saldırmaya hazırlandığını ve Hitler'in bu yüzden önleyici bir savaş yaptığını ileri sürdü. Kitap büyük ilgi gördü; ama tarihçilerin büyük çoğunluğu, belgelerin bu tezi desteklemediğini gösterdi.
- Gabriel Gorodetsky (1999) — Grand Delusion adlı kitabında, Sovyet arşivlerine dayanarak Stalin'in 1941'de savaştan kaçınmaya çalıştığını, uyarıları Almanya ile bir uzlaşmanın hâlâ mümkün olduğu inancıyla ve İngiltere'ye güvensizliğiyle reddettiğini savundu.
- Omer Bartov (1991) — Hitler's Army adlı kitabında, doğu cephesindeki Alman askerlerinin rejimin ideolojisini büyük ölçüde benimsediğini ve ordunun imha savaşına geniş biçimde katıldığını gösterdi; savaştan sonra yaygınlaşan «temiz ordu» efsanesini sorguladı.
- David Stahel (2009) — Barbarossa üzerine kitabında, Alman ordusunun stratejik başarısızlığının daha 1941 yazında, Smolensk çevresindeki muharebelerde belirginleştiğini; Moskova önündeki yenilginin bu erken yıpranmanın sonucu olduğunu savundu.
Bu tarihçiler, Barbarossa'yı iki ayrı soru etrafında tartışır. Suvorov ile Gorodetsky arasındaki tartışma, savaşın sorumluluğunu ve Stalin'in niyetlerini ilgilendirir; Gorodetsky'nin yaklaşımı bugün çok daha geniş kabul görür. Bartov ve Stahel ise savaşın nasıl yapıldığını ve neden kaybedildiğini sorar: biri ordunun suça ortaklığını, öteki askerî planın baştan taşıdığı zaafları öne çıkarır. Bu tartışmalar, doğudaki savaşın hem askerî hem ahlaki bir hesaplaşma olduğunu gösterir. Tartışmanın bir de siyasi yanı vardır: Suvorov'un tezi, 1990'larda Rusya'da ve Almanya'da, savaşın sorumluluğunu paylaştırmak isteyen çevrelerce sık sık kullanıldı; bu da tarihçilerin onu yalnızca kanıt bakımından değil, kullanımı bakımından da eleştirmesine yol açtı.
Derine İn
Sovyet yönetiminin hazırlıksızlığı, yalnızca Stalin'in kişisel yanılgısıyla açıklanamaz. Kızıl Ordu, 1941'de büyük bir yeniden yapılanmanın ortasındaydı. 1937–1938 tasfiyelerinde komutanların önemli bir bölümü tutuklanmış ya da öldürülmüştü; yerlerine gelen subayların çoğu deneyimsizdi. 1939–1940'ta alınan yeni topraklara ilerleyen sınır, eski savunma hatlarının geride kalmasına yol açmıştı; yeni tahkimatlar bitmemişti. Ordu, yeni tanklara ve uçaklara geçiş sürecindeydi; birliklerin önemli bir bölümü eksik donanımlı ve eğitimsizdi. Genelkurmay Başkanı Georgi Jukov ve öteki komutanlar Mayıs 1941'de önleyici bir saldırı fikrini içeren bir plan taslağı hazırlamışlardı; ama bu taslağın Stalin tarafından onaylandığına dair bir kanıt yoktur ve taslak, Sovyet ordusunun böyle bir saldırıya hazır olmadığını da gösterir. Saldırı başladığında, sınır birliklerine ilk saatlerde verilen emirler bile çelişkiliydi.
Savaşın ilk haftalarında Sovyet yönetimi bir şok yaşadı. Stalin, birkaç gün kamuoyu önüne çıkmadı; 3 Temmuz'da yaptığı radyo konuşmasında halka alışılmadık bir sıcaklıkla, «kardeşlerim» diye seslendi ve düşmana hiçbir şey bırakılmamasını, geri çekilirken her şeyin yok edilmesini istedi. Devlet, savaş sırasında hem korkuya hem yurtseverliğe başvurdu: geri çekilen askerler için sert cezalar getirildi; aynı zamanda Rus tarihinin kahramanları ve kilise gibi daha önce bastırılan kurumlar, savaş seferberliğinde yeniden öne çıkarıldı.
Alman işgali, işgal edilen bölgelerin halkları için de korkunç sonuçlar doğurdu. Ukrayna'da ve Baltık ülkelerinde kimi insanlar, Sovyet yönetiminin baskılarından sonra Alman birliklerini başlangıçta umutla karşıladı; ama işgal yönetimi kısa sürede yerel halkı zorla çalıştırmaya, tahılına el koymaya ve ağır cezalarla yönetmeye başladı. Alman ekonomi yöneticilerinin hazırladığı «Açlık Planı» denen hesaplar, Sovyet şehirlerinin besinsiz bırakılmasını açıkça öngörüyordu. Kuşatılan Leningrad'da yalnızca ilk kışta yüz binlerce insan açlıktan öldü.
Sovyet savaş çabasının bir başka dayanağı, doğuya taşınan sanayiydi. 1941 yazında ve sonbaharında, demiryolları üzerinden yüzlerce fabrika sökülüp Urallara, Volga boyuna, Orta Asya'ya ve Sibirya'ya taşındı; işçiler de fabrikalarıyla birlikte göç etti. Yeni yerlerde makineler çoğu zaman çatısı bile olmayan binalarda, kışın soğuğunda yeniden kuruldu. Bu taşınma kusursuz değildi ve üretim ilk aylarda çöktü; ama 1942'den itibaren Sovyet fabrikaları Almanya'dan daha fazla tank ve uçak üretmeye başladı.
Barbarossa, İkinci Dünya Savaşı'nın yönünü değiştirdi. Haziran 1941'den sonra Alman ordusunun en büyük bölümü, savaşın sonuna kadar doğu cephesinde savaştı ve kayıplarının da büyük bölümünü orada verdi. Sovyetler Birliği'nin savaşta kaybettiği insan sayısı, çeşitli hesaplara göre yirmi milyonun üzerindedir. Bu kayıplar, savaştan sonra Sovyet belleğinde ve bugün de eski Sovyet ülkelerinin belleğinde derin bir iz bıraktı.
Uzman Notu
Temel literatür
- Omer Bartov, Hitler's Army: Soldiers, Nazis, and War in the Third Reich (New York: Oxford University Press, 1991).
- David M. Glantz, Stumbling Colossus: The Red Army on the Eve of World War (Lawrence: University Press of Kansas, 1998).
- Gabriel Gorodetsky, Grand Delusion: Stalin and the German Invasion of Russia (New Haven: Yale University Press, 1999).
- Rodric Braithwaite, Moscow 1941: A City and Its People at War (Londra: Profile Books, 2006).
- Adam Tooze, The Wages of Destruction: The Making and Breaking of the Nazi Economy (Londra: Allen Lane, 2006).
- David Stahel, Operation Barbarossa and Germany's Defeat in the East (Cambridge: Cambridge University Press, 2009).
Arşiv ve kaynak
Barbarossa'nın kaynakları arasında Alman askerî planları ve emirleri, Alman komutanlarının günlükleri, Nürnberg'de delil olarak sunulan belgeler, 1990'larda kısmen açılan Sovyet askerî ve siyasi arşivleri, istihbarat raporları, askerlerin mektupları ve işgal altında yaşayanların tanıklıkları vardır. 21 numaralı yönergenin Nürnberg çevirisi, Amerikan savcılığının 1946'da yayımladığı belge ciltlerinin üçüncüsündedir; Molotov'un konuşmasına ve Fedotov'un günlüğüne Rusça Vikikaynak'tan ulaşılabilir.
Açık sorular
- Stalin uyarıları ciddiye alsaydı, 1941 yazının sonucu ne kadar farklı olurdu?
- Barbarossa, Almanya için daha başlarken kaybedilmiş bir savaş mıydı?
- Savaştan sonra Alman ordusunun doğudaki suçlarının uzun süre görmezden gelinmesinin nedenleri nelerdi?
Mini sınav
- (Hedef 1) Barbarossa Harekâtı hangi tarihte başladı? A) 1 Eylül 1939 B) 10 Mayıs 1940 C) 7 Aralık 1941 D) 22 Haziran 1941
- (Hedef 1) Stalin'e saldırının yaklaştığını Tokyo'dan bildiren Sovyet ajanı kimdir? A) Richard Sorge B) Georgi Jukov C) Franz Halder D) Lev Fedotov
- (Hedef 2) Fedotov'un 5 Haziran 1941 günlüğüne göre savaş ne zaman başlayacaktı? A) Kışın B) Haziran'ın ikinci yarısında ya da Temmuz başında C) 1942 baharında D) İngiltere yenildikten sonra
- (Hedef 2) Molotov'un 22 Haziran 1941 konuşması hangi cümlelerle biter? A) «Ya hürriyet ya ölüm» B) «Kardeşlerim, size sesleniyorum» C) «Davamız haklıdır. Düşman yenilecektir. Zafer bizim olacaktır.» D) «Barış onurludur»
- (Hedef 3) Hitler'in önleyici bir savaş yaptığı tezini ileri süren ve tarihçilerin çoğunca reddedilen yazar kimdir? A) Gabriel Gorodetsky B) Omer Bartov C) David Stahel D) Viktor Suvorov
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Barbarossa Harekâtı neden başarısız oldu ve doğudaki savaş neden «imha savaşı» olarak adlandırılır? Cevabında 21 numaralı yönergeyi, Molotov'un konuşmasını ve Fedotov'un günlüğünü kullan; Gorodetsky ile Bartov'un yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- D — 22 Haziran 1941.
- A — Richard Sorge.
- B — Haziran'ın ikinci yarısında ya da Temmuz başında.
- C — «Davamız haklıdır. Düşman yenilecektir. Zafer bizim olacaktır.»
- D — Viktor Suvorov.
Kapsamlı bir cevap, Barbarossa'nın Kızıl Ordu'nun gücünü küçümseyen, hızlı bir zafere dayanan bir plana kurulduğunu; ilk aylarda büyük başarılar kazanılmasına rağmen Sovyet devletinin çökmediğini, uzun ikmal yollarının, sonbahar çamurunun ve kışın tükenmekte olan bir saldırıyı durdurduğunu açıklar. Savaşın «imha savaşı» olarak adlandırılmasını, Komiser Emri'ne, Açlık Planı'na, Yahudilere yönelik katliamlara ve Sovyet esirlerinin kaderine dayandırır. Yönergeyi, hızlı bir zafer beklentisinin ve geniş hedeflerin belgesi olarak; Molotov'un konuşmasını, Sovyet devletinin savaşı bir vatan savunması olarak çerçeveleyişinin ve paktın gizli yüzü üzerindeki sessizliğinin örneği olarak; Fedotov'un günlüğünü ise yaklaşan savaşın sıradan bir gencin gözünden bile görülebildiğinin tanıklığı olarak kullanır. Güçlü bir yanıt, Gorodetsky'nin Stalin'in yanılgısını öne çıkaran yaklaşımını, Bartov'un Alman ordusunun imha savaşındaki payını vurgulayan yaklaşımıyla karşılaştırır.
Sonraki bölüme köprü
Moskova önündeki yenilgiden sonra Hitler, 1942 yazında yeni bir büyük saldırı başlattı. Bu kez hedef güneydi: Kafkasya'nın petrolü ve Volga ırmağı kıyısındaki büyük bir sanayi kenti. Kentin sokaklarında, fabrikalarında ve yıkıntılarında aylarca süren bir mücadele başladı; kış geldiğinde kuşatan taraf kuşatılan taraf oldu. Bir sonraki derste, bu kentin adının neden savaşın dönüm noktasıyla özdeşleştiğini ve orada neyin değiştiğini inceleyeceğiz.