Öğrenme hedefleri
- Mart 1939'da Prag'ın işgalinden Eylül 1939'da Polonya'ya saldırıya uzanan altı aylık süreci; İngiltere'nin Polonya'ya verdiği güvenceyi, Danzig sorununu ve Almanya ile Sovyetler Birliği arasındaki saldırmazlık paktını açıklayabileceksin.
- Saldırmazlık paktının metnini ve gizli ek protokolünü, İngiltere başbakanının Mart 1939 konuşmalarını ve Polonya dışişleri bakanının Mayıs 1939 meclis konuşmasını karşılaştırarak üç başkentin savaşa nasıl baktığını değerlendirebileceksin.
- Savaşın çıkışında Hitler'in amaçlarının, Batılı güçlerin kararlarının ve Sovyet politikasının payı üzerine tarihçilerin görüşlerini karşılaştırabileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir sabah gazetesi
24 Ağustos 1939 sabahı Avrupa'nın gazeteleri, kimsenin beklemediği bir haberle çıktı. Bir gece önce Moskova'da, Nasyonal Sosyalist Almanya'nın dışişleri bakanı Joachim von Ribbentrop ile Sovyetler Birliği'nin dışişleri halk komiseri Vyaçeslav Molotov, iki ülke arasında bir saldırmazlık paktı imzalamıştı. İmzadan sonra çekilen fotoğraflarda Sovyet önderi Josif Stalin'in gülümsediği görülüyordu. Yıllardır birbirini en büyük düşman olarak tanıtan iki rejim, bir gecede anlaşmıştı. Paris'te ve Londra'da komünist partilerin üyeleri ne düşüneceklerini bilemedi; Berlin'de de partinin ideologları şaşkındı. Bu haberden sekiz gün sonra, 1 Eylül sabahı Alman ordusu Polonya sınırını geçti; iki gün sonra İngiltere ve Fransa Almanya'ya savaş ilan etti. Yirmi bir yıl önce sona eren büyük savaşın ardından Avrupa yeniden savaşa girmişti. Bu ders, bu savaşın neden tam da 1939'da, neden Polonya yüzünden ve neden böyle bir paktın gölgesinde başladığını soruyor.
Bağlam — Prag'dan sonra
Mart 1939'da Alman birliklerinin Prag'a girmesi, İngiltere'de yatıştırma politikasını sona erdirdi. Adolf Hitler, ilk kez Almanca konuşmayan bir halkı yönetimi altına almıştı; artık onun hedeflerinin «Almanları birleştirmek»le sınırlı olduğuna inanmak zordu. Birkaç gün sonra Almanya, Litvanya'dan Memel liman kentini de aldı. Berlin'in bundan sonraki hedefinin Polonya olduğu açıktı.
Gelişme — Danzig ve koridor
Almanya'nın Polonya'dan talepleri iki noktada toplanıyordu. Birincisi, Versay'ın Milletler Cemiyeti'nin koruması altında «serbest şehir» yaptığı ve nüfusunun büyük çoğunluğu Almanca konuşan Danzig'in Almanya'ya katılmasıydı. İkincisi, Almanya'yı Doğu Prusya'dan ayıran ve Polonya'ya denize çıkış sağlayan topraklardan, Almanların «koridor» dediği bölgeden geçen, Almanya'ya ait bir otoyol ve demiryoluydu. Hitler, 28 Nisan 1939'da Reichstag'da yaptığı konuşmada, Polonya'nın İngiltere ile anlaşmasını gerekçe göstererek 1934'te Polonya ile imzaladığı saldırmazlık bildirisini geçersiz saydı.
Bu arada iki taraf da savaşa hazırlanıyordu. Hitler, Nisan başında orduya Polonya'ya karşı bir saldırının en geç 1 Eylül'e kadar hazır olmasını emretti. Mayıs'ta İtalya ile «Çelik Pakt» adı verilen bir ittifak imzaladı. İngiltere ise barış zamanında ilk kez zorunlu askerlik uyguladı; Yunanistan'a ve Romanya'ya da güvenceler verdi.
Dönüş noktası — Moskova'daki imza
Polonya'yı korumak isteyen İngiltere ve Fransa için asıl soru Sovyetler Birliği'ydi; Polonya'ya fiilen yardım edebilecek tek büyük güç oydu. 1939 yazında Moskova'da üçlü bir ittifak için görüşmeler yapıldı; ama ilerlemedi. Batılı hükümetler Sovyet niyetlerine güvenmiyordu; Ağustos'ta Moskova'ya gönderdikleri askerî heyet, yavaş bir gemiyle yola çıkmıştı ve bağlayıcı kararlar alma yetkisinden yoksundu. Görüşmeler, Kızıl Ordu'nun Almanya ile savaşmak için Polonya topraklarından geçip geçemeyeceği sorusunda tıkandı. Polonya hükümeti, Sovyet birliklerinin topraklarına girmesine izin vermedi; girerlerse çıkmayacaklarından korkuyordu. Sovyet yönetimi ise Münih'te dışlanmanın ardından, Batılı güçlerin kendisini Almanya ile yalnız bırakmak istediğinden şüpheleniyordu. Mayıs 1939'da, Batı ile işbirliğinin simgesi olan dışişleri halk komiseri Maksim Litvinov görevden alınmış, yerine Molotov getirilmişti.
Almanya da bu arada Moskova'ya yaklaşıyordu ve Batılı güçlerin veremeyeceği bir şeyi önerebiliyordu: Doğu Avrupa'da toprak. 23 Ağustos'ta imzalanan saldırmazlık paktı, iki ülkenin birbirine saldırmamasını ve biri savaşa girerse ötekinin tarafsız kalmasını öngörüyordu. Paktın gizli ek protokolü ise Polonya'yı ve Baltık ülkelerini iki ülke arasında nüfuz bölgelerine ayırıyordu. Artık Hitler, Polonya'ya saldırırsa iki cephede savaşmaktan korkmayacaktı.
Son günlerde olaylar hızlandı. 25 Ağustos'ta İngiltere ile Polonya, karşılıklı yardım antlaşmasını resmen imzaladı; aynı gün Benito Mussolini, İtalya'nın savaşa hazır olmadığını bildirdi. Hitler saldırıyı birkaç gün erteledi, ama vazgeçmedi. 31 Ağustos akşamı SS mensupları, Gleiwitz'deki bir Alman radyo istasyonuna sahte bir «Polonya saldırısı» düzenledi. Ertesi sabah Alman ordusu Polonya'ya girdi. İngiltere ve Fransa, Almanya'nın birliklerini geri çekmesi için verdikleri sürenin dolmasından sonra, 3 Eylül'de savaş ilan etti. 17 Eylül'de Sovyet birlikleri de doğudan Polonya'ya girdi.
Yaygın yanlış«İkinci Dünya Savaşı, Almanya'nın Danzig'i istemesi yüzünden çıktı.»
Danzig, krizin görünen nedeniydi; ama asıl sorun Danzig değildi. Hitler'in 1939 baharında generallerine yaptığı bir konuşmanın notlarında, Danzig'in asıl konu olmadığı, meselenin doğuda «yaşam alanı» kazanmak olduğu yazılıdır; bu notlar, savaştan sonra Nürnberg'de delil olarak kullanıldı. İngiltere ve Fransa da Danzig için değil, Avrupa'yı tek bir gücün egemenliğine bırakmamak için savaşa girdi.
Cevap — neden 1939?
Savaş 1939'da başladı, çünkü o yıl birkaç koşul bir araya geldi. Hitler, doğuda yayılma amacından vazgeçmemişti ve Almanya'nın silahlanma üstünlüğünün kalıcı olmayacağını, öteki ülkeler silahlandıkça zamanın aleyhine işleyeceğini düşünüyordu. Prag'ın işgalinden sonra İngiltere ve Fransa, artık geri adım atamayacaklarına karar verdi ve Polonya'ya bir güvence verdi. Polonya, Çekoslovakya'nın kaderini paylaşmayı reddetti. Sovyetler Birliği ise Batılı güçlere güvenmeyerek Almanya ile anlaştı ve Hitler'in önündeki son engeli kaldırdı. Bu koşulların her biri tek başına savaşı kaçınılmaz kılmıyordu; birlikte, savaşı 1939'un sonbaharında başlatan bir zincir oluşturdular.
Bugünle bağ — Saracoğlu'nun Moskova yolculuğu
Molotov-Ribbentrop Paktı, Türkiye'nin dış politikasını da sarstı. Ankara, 1939 baharında İngiltere ve Fransa ile yakınlaşırken, Sovyetler Birliği ile dostluğu da korumayı amaçlıyordu. Paktın ardından Dışişleri Bakanı Şükrü Saracoğlu, Eylül 1939'un sonunda Moskova'ya gitti ve orada birkaç hafta kaldı. Sovyet yönetiminin Boğazlar konusunda Türkiye'nin kabul etmediği isteklerde bulunduğu ve görüşmelerin sonuçsuz kaldığı aktarılır. Saracoğlu Ankara'ya döndükten kısa süre sonra, 19 Ekim 1939'da, Türkiye, İngiltere ve Fransa arasındaki karşılıklı yardım antlaşması imzalandı. Antlaşmaya eklenen bir protokol, Türkiye'nin bu antlaşma nedeniyle Sovyetler Birliği ile savaşa girmek zorunda kalmayacağını öngörüyordu. Bu madde, Türkiye'nin savaş yıllarında izleyeceği dikkatli politikanın ilk işaretlerinden biriydi.
Birincil kaynak
Antlaşmadan ve gizli protokolünden:
Article I. Both High Contracting Parties obligate themselves to desist from any act of violence, any aggressive action, and any attack on each other, either individually or jointly with other Powers.
Article II. Should one of the High Contracting Parties become the object of belligerent action by a third Power, the other High Contracting Party shall in no manner lend its support to this third Power. […]
Secret Additional Protocol. Article II. In the event of a territorial and political rearrangement of the areas belonging to the Polish state, the spheres of influence of Germany and the U.S.S.R. shall be bounded approximately by the line of the rivers Narew, Vistula and San. […]
Article IV. This protocol shall be treated by both parties as strictly secret.
Türkçesi: Madde I. Her iki Yüksek Akit Taraf, birbirlerine karşı, tek başına ya da başka devletlerle birlikte her türlü şiddet eyleminden, saldırgan davranıştan ve saldırıdan kaçınmayı taahhüt eder. Madde II. Yüksek Akit Taraflardan biri üçüncü bir devletin savaş eylemine hedef olursa, öteki taraf bu üçüncü devlete hiçbir biçimde destek vermeyecektir. […] Gizli Ek Protokol, Madde II. Polonya devletine ait bölgelerde toprak ve siyasi bir yeniden düzenleme olması hâlinde, Almanya'nın ve SSCB'nin nüfuz bölgeleri yaklaşık olarak Narew, Vistula ve San ırmakları çizgisiyle sınırlanacaktır. […] Madde IV. Bu protokol her iki tarafça kesinlikle gizli tutulacaktır.
Kaynak: Almanya ile Sovyetler Birliği arasında Saldırmazlık Antlaşması ve Gizli Ek Protokol, Moskova, 23 Ağustos 1939; Vikikaynak (İngilizce). Türkçesi, İngilizcesinden bizim.
- Antlaşmanın II. maddesi, Almanya Polonya'ya saldırdığında Sovyetler Birliği'nin ne yapacağını belirler? Bu madde Hitler'in hesabını nasıl değiştirdi?
- Gizli protokol, Polonya'da henüz yaşanmamış bir «yeniden düzenleme»den söz ediyor. Bu dil, imzacıların niyeti hakkında ne söyler?
- Protokolün gizli tutulması neden önemliydi? Sovyetler Birliği'nin onun varlığını 1989'a kadar resmen kabul etmemesi ne anlama gelir?
Tarihçiler Tartışıyor
- Hugh Trevor-Roper (1961) — A. J. P. Taylor'ın savaşın çıkışını Hitler'in fırsatçılığına ve Batılı güçlerin hatalarına bağlayan kitabına sert bir yanıt yazdı; Hitler'in doğuda yaşam alanı kazanma hedefinin Kavgam'dan beri değişmediğini ve savaşın bu hedefin sonucu olduğunu savundu.
- Gerhard Weinberg (1980) — Alman belgelerine dayanan çalışmasında, Hitler'in 1939'da savaşı bilerek seçtiğini, hatta Münih'teki gibi son anda bir uzlaşmayla elinden alınacak bir zaferden kaçındığını ileri sürdü.
- Donald Cameron Watt (1989) — How War Came adlı kitabında, son yılın diplomasisini birçok başkentin belgeleriyle gün gün izledi; savaşı tek bir aktörün planından çok, birbirini yanlış okuyan hükümetlerin kararlarının sonucu olarak gösterdi, ama savaşı isteyen tek kişinin Hitler olduğunu vurguladı.
- Geoffrey Roberts (1995) — Sovyet politikasını inceleyerek paktı, Batılı güçlerle ortak güvenlik arayışının başarısızlığından sonra Sovyetler Birliği'nin kendi güvenliğini sağlamaya yönelik savunmacı bir adımı olarak yorumladı; başka tarihçiler ise gizli protokolün toprak kazanımlarını öne çıkararak bu yorumu eleştirdi.
Bu tarihçiler savaşın çıkışını farklı yerlerde arar. Trevor-Roper ve Weinberg, Hitler'in amaçlarını belirleyici görür; Watt, birçok başkentin kararlarını iç içe ele alır; Roberts ise Moskova'nın hesaplarını merkeze koyar. Bu farklar yalnız yorumdan değil, kaynaktan da doğar: Weinberg Alman arşivlerine, Roberts ise Soğuk Savaş'tan sonra kısmen açılan Sovyet belgelerine dayanır; hangi başkentin belgesini okuduğunuz, hangi kararı belirleyici gördüğünüzü de etkiler. Asıl ayrılık noktası şudur: savaşı bir adamın planı mı başlattı, yoksa birçok devletin hatalı kararları mı?
Derine İn
Moskova'daki üçlü ittifak görüşmeleri, savaşın çıkışının en çok tartışılan bölümlerinden biridir. Sovyet tarafı, Batılı güçlerin görüşmeleri ciddiye almadığını, heyetlerine yetki vermediğini, Almanya ile ayrı bir anlaşma umudunu sürdürdüğünü öne sürdü. İngiliz belgeleri, Londra'da Sovyetler Birliği'ne derin bir güvensizlik olduğunu, ayrıca Polonya'yı ve Romanya'yı Sovyet birliklerinin geçişine razı etmenin olanaksız göründüğünü gösterir. Polonya'nın kaygısı da yersiz değildi: sonraki olaylar, Sovyet birliklerinin girdikleri yerden kolay çıkmadığını gösterdi. Sovyet belgelerinin bir bölümü 1990'larda açıldı; ama Stalin'in hangi tarihte Almanya ile anlaşmaya karar verdiği, Batı ile görüşmeleri ne ölçüde ciddi yürüttüğü hâlâ tartışılmaktadır.
Gizli protokolün uzun soluklu sonuçları oldu. 1939 sonbaharında Sovyetler Birliği, Polonya'nın doğusunu aldı; 28 Eylül'de Moskova'da imzalanan ikinci bir Alman-Sovyet antlaşması, Polonya'yı bölen çizgiyi yeniden çizdi ve Litvanya'yı Sovyet nüfuz bölgesine bıraktı; böylece bağımsız bir Polonya devletinin haritadan silinmesi iki ülke arasında resmen kararlaştırılmış oldu. Sovyetler Birliği ardından Baltık ülkeleriyle onları Sovyet askerî üslerini kabul etmeye zorlayan antlaşmalar imzaladı; benzer talepleri reddeden Finlandiya ile savaşa girdi. 1940'ta Estonya, Letonya ve Litvanya Sovyetler Birliği'ne katıldı; Romanya'dan Besarabya alındı. Savaştan sonra Baltık ülkelerinin halkları için protokol, bağımsızlıklarının nasıl yitirildiğinin kanıtı oldu. 23 Ağustos 1989'da, paktın ellinci yıldönümünde, Estonya, Letonya ve Litvanya'da yüz binlerce insan el ele tutuşarak üç başkenti birbirine bağlayan bir insan zinciri oluşturdu. Bu gösteri, «Baltık Yolu» adıyla anıldı ve birkaç yıl içinde üç ülkenin bağımsızlığını yeniden kazanmasına giden yolda bir simge oldu.
Polonya'nın kendi hesapları da tartışılır. Varşova, 1930'larda iki büyük komşusu arasında denge kurmaya çalışmış; hem Almanya ile hem Sovyetler Birliği ile saldırmazlık anlaşmaları imzalamıştı. Polonya yönetimi, ordusunun Almanya karşısında bir süre direnebileceğine ve Batılı müttefiklerin batıdan saldırarak Alman kuvvetlerini bölebileceğine inanıyordu. Oysa Fransa'nın askerî planları savunmaya dayanıyordu ve Eylül 1939'da batıda büyük bir saldırı yapılmadı. Bazı tarihçiler, Varşova'nın müttefiklerinin gücünü ve isteğini fazla iyimser değerlendirdiğini; başkaları ise Polonya'nın önünde, taviz vererek Çekoslovakya'nın yolunu izlemekten başka bir seçenek bulunmadığını vurgular.
Savaşın 1939'da başlamasında zamanlamanın da payı vardır. Hitler, Almanya'nın silahlanmada öne geçtiğini, ama İngiltere'nin ve Fransa'nın da hızla silahlandığını, birkaç yıl içinde bu üstünlüğün kaybolacağını düşünüyordu. Alman ekonomisinin silahlanma yükü altında zorlandığı, hammadde ve döviz sıkıntısı çektiği de bilinir; bazı tarihçiler bu ekonomik baskıların savaşın zamanlamasını etkilediğini öne sürer, başkaları ise bu etkinin abartıldığını savunur. Batı'da ise Polonya'ya verilen güvence, kamuoyunun ve hükümetlerin artık geri çekilemeyeceği bir çizgi çizmişti. Böylece iki tarafın hesapları, aynı sonbaharda çakıştı.
Uzman Notu
Temel literatür
- Gerhard L. Weinberg, The Foreign Policy of Hitler's Germany: Starting World War II, 1937–1939 (Chicago: University of Chicago Press, 1980).
- Richard Overy, The Origins of the Second World War (Londra: Longman, 1987).
- Anita J. Prażmowska, Britain, Poland and the Eastern Front, 1939 (Cambridge: Cambridge University Press, 1987).
- Donald Cameron Watt, How War Came: The Immediate Origins of the Second World War, 1938–1939 (Londra: Heinemann, 1989).
- Geoffrey Roberts, The Soviet Union and the Origins of the Second World War (Londra: Macmillan, 1995).
- Roger Moorhouse, The Devils' Alliance: Hitler's Pact with Stalin, 1939–1941 (Londra: Bodley Head, 2014).
Arşiv ve kaynak
Savaşın çıkışının kaynakları arasında İngiliz, Fransız, Alman, Polonya ve Sovyet diplomatik belgeleri, kabine tutanakları, askerî planlar, Nürnberg yargılamalarında delil olarak sunulan Alman belgeleri ve dönemin gazeteleri vardır. Gizli protokolün metni, savaştan sonra ele geçirilen Alman Dışişleri Bakanlığı arşivinden yayımlandı; Sovyet nüshası ise ancak 1990'larda açıklandı. Bu derste kullanılan pakt metnine İngilizce, Beck'in konuşmasına Lehçe Vikikaynak'tan; Chamberlain'in 1939 konuşmalarına ise Internet Archive'daki In Search of Peace baskısından ulaşılabilir.
Açık sorular
- İngiltere ve Fransa, 1939 yazında Sovyetler Birliği ile bir ittifak kurabilir miydi?
- Polonya güvencesi Hitler'i caydırmak için mi verildi, yoksa savaşı kaçınılmaz mı kıldı?
- Savaş, Hitler'in uzun vadeli bir planının mı, yoksa bir dizi fırsatçı kararın mı sonucuydu?
Mini sınav
- (Hedef 1) Almanya ile Sovyetler Birliği arasındaki saldırmazlık paktı hangi tarihte imzalandı? A) 1 Eylül 1939 B) 31 Mart 1939 C) 23 Ağustos 1939 D) 3 Eylül 1939
- (Hedef 1) İngiltere 31 Mart 1939'da hangi ülkenin bağımsızlığına güvence verdi? A) Polonya B) Çekoslovakya C) Litvanya D) Finlandiya
- (Hedef 2) Beck'in 5 Mayıs 1939 konuşmasına göre, insanların, ulusların ve devletlerin hayatında paha biçilmez tek şey nedir? A) Barış B) Toprak C) Ticaret D) Onur
- (Hedef 2) Paktın gizli ek protokolü Polonya'yı hangi ırmaklar çizgisinde nüfuz bölgelerine ayırıyordu? A) Ren, Main ve Tuna B) Narew, Vistula ve San C) Oder ve Neisse D) Dinyeper ve Dinyester
- (Hedef 3) Moskova'nın paktı imzalamasını ortak güvenlik arayışının başarısızlığından sonra atılmış savunmacı bir adım olarak yorumlayan tarihçi kimdir? A) Hugh Trevor-Roper B) Gerhard Weinberg C) Donald Cameron Watt D) Geoffrey Roberts
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Savaş 1939'da Hitler'in planı yüzünden mi, yoksa birçok devletin kararlarının birleşmesi yüzünden mi başladı? Cevabında saldırmazlık paktını, Chamberlain'in konuşmalarını ve Beck'in konuşmasını kullan; Weinberg ile Watt'ın yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- C — 23 Ağustos 1939.
- A — Polonya.
- D — Onur.
- B — Narew, Vistula ve San.
- D — Geoffrey Roberts.
Kapsamlı bir cevap, Hitler'in doğuda yayılma hedefinin savaşın temel nedeni olduğunu; ama savaşın 1939'da ve Polonya yüzünden başlamasında, Prag'ın işgalinden sonra İngiltere ile Fransa'nın tutum değiştirmesinin, Polonya'nın taviz vermeyi reddetmesinin ve Sovyetler Birliği'nin Almanya ile anlaşmasının da belirleyici olduğunu açıklar. Saldırmazlık paktını, Hitler'in iki cephede savaş korkusunu ortadan kaldıran ve Polonya'nın paylaşımını önceden belirleyen bir belge olarak; Chamberlain'in konuşmalarını, yatıştırma politikasından caydırma politikasına geçişin belgesi olarak; Beck'in konuşmasını ise Polonya'nın Çekoslovakya'nın kaderini paylaşmayı reddedişinin ifadesi olarak kullanır. Güçlü bir yanıt, Weinberg'in Hitler'in savaşı bilerek seçtiğini vurgulayan yaklaşımını, Watt'ın birçok hükümetin birbirini yanlış okuyan kararlarını öne çıkaran yaklaşımıyla karşılaştırır.
Sonraki bölüme köprü
Polonya birkaç hafta içinde yenildi; ama ardından Batı'da aylarca neredeyse hiç çatışma olmadı. İngilizlerin «sahte savaş» dediği bu bekleyişte Fransız ordusu, sınırındaki tahkimatların arkasında hazırdı ve dünyanın en güçlü ordularından biri sayılıyordu. Mayıs 1940'ta Alman saldırısı başladığında ise Fransa birkaç hafta içinde çöktü. Bir sonraki ders bunu soruyor: güçlü sayılan bir ordu bu kadar kısa sürede nasıl yenildi, ve «yıldırım savaşı» denen şey gerçekte neydi?