Öğrenme hedefleri
- 1931'de kurulan İkinci İspanya Cumhuriyeti'nin karşılaştığı gerilimleri, 1936'da başlayan askerî ayaklanmanın nasıl bir iç savaşa dönüştüğünü ve savaşın 1939'da nasıl sona erdiğini açıklayabileceksin.
- 1931 Anayasası'nı, ayaklanan generallerin 1936'da çıkardığı kararnameyi ve Cumhurbaşkanı Azaña'nın 1938'deki konuşmasını karşılaştırarak, iki tarafın İspanya için nasıl farklı gelecekler tasarladığını değerlendirebileceksin.
- İspanya İç Savaşı'nı bir iç çatışma olarak gören ve yaklaşan dünya savaşının provası olarak gören tarihçileri karşılaştırabileceksin.
Okuma metni
Kanca — Barselona belediye sarayında bir konuşma
18 Temmuz 1938'de, savaşın ikinci yıldönümünde, İspanya Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı Manuel Azaña, Barselona belediye sarayında bir konuşma yaptı. Cumhuriyet, iki yıldır, kendisine karşı ayaklanan generallerle savaşıyordu; ülkenin yarısından fazlası generallerin elindeydi, cumhuriyetin denetimindeki topraklar ikiye bölünmüştü ve yabancı uçaklar kentleri bombalıyordu. Azaña, zafer vaat eden bir savaş konuşması yapmadı. Bunun yerine, savaşın bittiği gün İspanyolların birbirlerine ne yapacaklarını, yeni kuşakların bu yıkımdan nasıl bir ders çıkaracağını sordu ve konuşmasını üç kelimeyle bitirdi: barış, merhamet ve bağışlama. Dokuz ay sonra savaş, cumhuriyetin yenilgisiyle sona erdi; Azaña sürgünde öldü ve kazanan taraf, onun çağrısının tam tersini yaptı. Bu ders, bir Avrupa ülkesinin neden üç yıl süren ve yarım milyona yakın insanın hayatına mal olan bir iç savaşa sürüklendiğini ve bu savaşın neden bütün Avrupa'nın gözünü üzerine çektiğini soruyor.
Bağlam — bir cumhuriyetin doğuşu
Nisan 1931'de yapılan yerel seçimlerde büyük kentlerde cumhuriyetçi partilerin kazanması üzerine, Kral XIII. Alfonso ülkeyi terk etti ve İkinci İspanya Cumhuriyeti ilan edildi. Yeni cumhuriyet, yüzyıllardır büyük toprak sahiplerinin, ordunun ve Katolik Kilisesi'nin güçlü olduğu, büyük ölçüde tarıma dayanan ve derin eşitsizliklerle bölünmüş bir ülkeyi dönüştürmeye girişti.
Cumhuriyetin ilk hükümetleri toprak reformu, ordu reformu ve geniş bir okul yapım programı başlattı. Kadınlara oy hakkı tanınmasında, milletvekili Clara Campoamor'un meclisteki mücadelesi belirleyici oldu. Katalonya'ya özerklik verildi. Ama reformlar, bir yandan sabırsızlanan işçileri ve topraksız köylüleri tatmin edemeyecek kadar yavaş, öte yandan toprak sahiplerini, kiliseyi ve ordunun önemli bir bölümünü öfkelendirecek kadar radikal bulundu.
Gelişme — kutuplaşan bir ülke
1933 seçimlerini sağ partiler kazandı ve reformların büyük bölümünü durdurdu. Ekim 1934'te Asturias'taki madencilerin ayaklanması, ordu tarafından sert biçimde bastırıldı; binlerce kişi tutuklandı. Ülke giderek iki karşıt kampa bölündü. Şubat 1936 seçimlerini, cumhuriyetçilerin, sosyalistlerin ve komünistlerin oluşturduğu bir seçim ittifakı olan Halk Cephesi küçük bir farkla kazandı. Seçimlerden sonraki aylarda kırsal kesimde toprak işgalleri, kentlerde grevler ve sokaklarda siyasi suikastler arttı.
Bu ortamda, General Emilio Mola'nın örgütlediği bir grup subay, cumhuriyet hükümetini devirmek için bir darbe hazırladı. 17 Temmuz 1936'da İspanya'nın Fas'taki sömürge birliklerinde başlayan ayaklanma, ertesi gün anakaraya yayıldı. Kanarya Adaları'ndaki General Francisco Franco, Fas'a uçarak ordunun en deneyimli birliklerinin başına geçti.
Dönüş noktası — darbeden savaşa
Darbe, planlandığı gibi birkaç günde sonuçlanmadı. Madrid'de, Barselona'da ve öteki büyük sanayi kentlerinde, silahlanan işçiler ve hükümete sadık kalan güvenlik birlikleri ayaklanmayı bastırdı. Ülke ikiye bölündü; bir hükümet darbesi, üç yıl sürecek bir iç savaşa dönüştü. Franco'nun Fas'taki birlikleri, Almanya'nın ve İtalya'nın gönderdiği uçaklarla Cebelitarık Boğazı'nı aşarak anakaraya taşındı; bu, tarihin ilk büyük askerî hava köprülerinden biriydi.
Ayaklanan generaller, kendilerini «ulusalcılar» olarak adlandırdı ve Burgos kentinde kendi yönetimlerini kurdu.
Savaş, kısa sürede uluslararası bir boyut kazandı. Almanya, Kondor Lejyonu adı verilen bir hava birliği ve askerî danışmanlar gönderdi; İtalya on binlerce asker yolladı. Sovyetler Birliği ise cumhuriyete tank, uçak ve danışman gönderdi; cumhuriyet bunun karşılığını İspanya Merkez Bankası'nın altın rezervleriyle ödedi. Pek çok ülkeden gelen gönüllüler de Uluslararası Tugaylar'da cumhuriyet saflarına katıldı. İngiltere ve Fransa ise savaşın genel bir Avrupa savaşına dönüşmesinden korkarak bir «karışmama» politikası önerdi; Londra'da kurulan bir komiteye Almanya, İtalya ve Sovyetler Birliği de katıldı, ama bu devletler İspanya'ya yardım göndermeye devam etti.
Yaygın yanlış«İspanya İç Savaşı, yalnızca faşistler ile komünistler arasında bir savaştı.»
Savaşın iki tarafı da çok farklı güçlerden oluşan geniş ittifaklardı. Cumhuriyet tarafında liberal cumhuriyetçiler, sosyalistler, komünistler, anarşistler, Katalan ve Bask milliyetçileri birlikte savaşıyordu; bu güçler arasında, 1937 baharında Barselona'da silahlı çatışmaya varan derin anlaşmazlıklar vardı. Ayaklanan generallerin tarafında ise ordunun büyük bölümü, monarşistler, Katolik muhafazakârlar, büyük toprak sahipleri ve faşist Falanj partisi yer alıyordu. Franco, bu güçleri 1937'de tek bir parti altında zorla birleştirdi.
Cevap — bölünmüş bir ülke, bölünmüş bir kıta
İspanya İç Savaşı, yüzyıllık toplumsal ve dinî gerilimlerin, cumhuriyetin reform girişimlerinin ve 1930'ların Avrupa'sını bölen ideolojik çatışmanın birleşiminden doğdu. Toprak sahipleri ile topraksız köylüler, kilise ile laik cumhuriyetçiler, merkezî devlet ile bölgesel özerklik isteyenler arasındaki çatışmalar, bir askerî darbeyle ülkenin ikiye bölünmesine yol açtı. Almanya'nın ve İtalya'nın ayaklanan generallere verdiği büyük yardım, karışmama politikasının cumhuriyeti silah almaktan alıkoyması ve cumhuriyet cephesinin kendi içindeki bölünmeler, savaşın sonucunu belirledi. 1 Nisan 1939'da Franco, savaşın sona erdiğini ilan etti ve ölümüne kadar, yani 1975'e kadar İspanya'yı bir diktatör olarak yönetti.
Bugünle bağ — Nyon'da Akdeniz güvenliği
İspanya İç Savaşı, Akdeniz'deki deniz ulaşımını da tehdit etti. 1937 yazında, kimliği belirsiz denizaltılar, cumhuriyete yük taşıdığından şüphelenilen gemileri Akdeniz'de batırmaya başladı; bu saldırıların büyük bölümünün arkasında İtalya'nın olduğu biliniyordu. Eylül 1937'de İsviçre'nin Nyon kentinde toplanan bir konferansta, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu Akdeniz ve Karadeniz devletleri, bu saldırılara karşı ortak deniz devriyeleri kurmayı kararlaştırdı. Türkiye, bir yıl önce Montrö'de Boğazlar üzerindeki egemenliğini yeniden kazanmıştı; Nyon'daki katılımı, 1930'ların sonunda Akdeniz'in güvenliği konusunda İngiltere ve Fransa ile yakınlaşmasının bir parçası oldu.
Birincil kaynak
Cumhurbaşkanı Manuel Azaña'nın 18 Temmuz 1938'de Barselona belediye sarayında yaptığı konuşmanın son bölümünden:
[…] cuando la antorcha pase a otras manos, a otros hombres, a otras generaciones, que se acordarán, si alguna vez sienten que les hierve la sangre iracunda y otra vez el genio español vuelve a enfurecerse con la intolerancia y con el odio y con el apetito de destrucción, que piensen en los muertos y que escuchen su lección: la de esos hombres, que han caído embravecidos en la batalla luchando magnánimamente por un ideal grandioso y que ahora, abrigados en la tierra materna, ya no tienen odio, ya no tienen rencor, y nos envían, con los destellos de su luz, tranquila y remota como la de una estrella, el mensaje de la patria eterna que dice a todos sus hijos: Paz, Piedad y Perdón.
Türkçesi: […] meşale başka ellere, başka insanlara, başka kuşaklara geçtiğinde, eğer bir gün öfkeli kanlarının kaynadığını hissederlerse ve İspanyol mizacı yeniden hoşgörüsüzlükle, nefretle ve yıkım iştahıyla kudurursa, ölüleri düşünsünler ve onların dersini dinlesinler: savaşta büyük bir ideal uğruna yüce gönüllülükle savaşırken düşen ve şimdi ana toprağın bağrında yatan, artık nefreti de kini de olmayan, ışıklarının parıltılarıyla, bir yıldızınki gibi sakin ve uzak, bütün evlatlarına sonsuz vatanın şu mesajını gönderen insanların dersini: Barış, Merhamet ve Bağışlama.
Kaynak: Manuel Azaña, «Paz, Piedad y Perdón», Barselona, 18 Temmuz 1938; Vikikaynak (İspanyolca). Türkçesi, İspanyolcasından bizim.
- Azaña, savaşın ortasında neden zafer değil, barış, merhamet ve bağışlama çağrısı yapar?
- Azaña, «ölülerin dersini» hangi kuşaklara yöneltir? Bu çağrı, iç savaşların toplumlarda bıraktığı izler hakkında ne söyler?
- Azaña'nın konuşmasını, ayaklanan generallerin 1936 kararnamesinin diliyle karşılaştır. İki metin savaşı nasıl farklı tanımlar?
Tarihçiler Tartışıyor
- Hugh Thomas (1961) — The Spanish Civil War adlı kitabında, savaşın ilk kapsamlı tarihini yazdı; savaşı her iki tarafın da büyük ölçüde şiddete başvurduğu, ama derin toplumsal ve ideolojik nedenlere dayanan bir trajedi olarak anlattı ve Franco'nun sağlığında İspanya'da yasaklanan kitabı, iç savaş tartışmasının temel başvuru kaynaklarından biri oldu.
- Helen Graham (2002) — The Spanish Republic at War adlı kitabında, cumhuriyet cephesinin iç tarihini inceledi; cumhuriyetin yenilgisini yalnızca iç bölünmelere değil, karışmama politikasının yarattığı uluslararası yalnızlığa ve bu yalnızlığın iç gerilimleri derinleştirmesine bağladı.
- Ángel Viñas (2006) — Cumhuriyetin uluslararası yalnızlığı üzerine yazdığı çalışmalarda, İngiltere ve Fransa'nın karışmama politikasının, Almanya ve İtalya yardımlarını sürdürürken yasal hükümeti silahsız bıraktığını ve cumhuriyeti Sovyet yardımına bağımlı hâle getirdiğini arşivlere dayanarak gösterdi.
- Paul Preston (2012) — Savaş sırasında ve sonrasında iki tarafın uyguladığı şiddeti incelediği kitabında, cumhuriyet bölgesindeki şiddetin de büyük boyutlara ulaştığını kabul etmekle birlikte, ayaklanan generallerin şiddetinin daha sistemli olduğunu ve bir siyasi programın parçası olarak uygulandığını savundu.
Bu tarihçiler, savaşı farklı açılardan değerlendirir. Thomas savaşın genel anlatısını kurar; Graham ve Viñas cumhuriyetin uluslararası yalnızlığına, Preston ise savaşın iki tarafının şiddetini karşılaştırmaya odaklanır. Antony Beevor gibi yazarlar, bu araştırmaları geniş okur kitlesine ulaştıran sentezler yazmıştır. Tartışma, İspanya İç Savaşı'nın öncelikle bir İspanyol iç çatışması mı, yoksa yaklaşan dünya savaşının bir provası mı olduğu sorusunda düğümlenir.
Derine İn
İspanya İç Savaşı, yeni savaş yöntemlerinin denendiği bir alan oldu. 26 Nisan 1937'de, Bask bölgesindeki küçük Guernica kasabası, Alman Kondor Lejyonu'nun ve İtalyan hava kuvvetlerinin uçakları tarafından bombalandı. Kasabanın büyük bölümü yıkıldı. Bombardıman, İngiliz ve Amerikan gazetelerinde yayımlanan haberlerle dünya kamuoyunda büyük bir tepki uyandırdı; ayaklanan generallerin propaganda birimi ise kasabayı cumhuriyetçilerin kendisinin yaktığını ileri sürdü. Aynı yıl ressam Pablo Picasso, Paris'teki dünya fuarında İspanya Cumhuriyeti'nin pavyonu için, bu olaydan esinlenen büyük bir tablo yaptı. Kentlerin havadan bombalanması, birkaç yıl sonra Avrupa'nın her yerinde yaşanacak bir deneyimin habercisiydi.
Uluslararası Tugaylar, savaşın en çok hatırlanan yüzlerinden biri oldu. Elliyi aşkın ülkeden gelen on binlerce gönüllü, işçiler, öğrenciler, yazarlar ve aydınlar, faşizme karşı savaştıklarına inanarak cumhuriyet için çarpıştı. Gönüllülerin büyük bölümü Komünist Enternasyonal tarafından örgütlenmişti; ama aralarında komünist olmayan pek çok kişi de vardı. Ekim 1938'de cumhuriyet hükümeti, yabancı birliklerin çekilmesine yönelik uluslararası görüşmelerin bir parçası olarak tugayları dağıttı; Barselona'da düzenlenen veda töreninde komünist önder Dolores Ibárruri'nin yaptığı konuşma, savaşın en çok bilinen metinlerinden biri oldu.
Savaşın arka cephelerinde de büyük bir şiddet yaşandı. Ayaklanmanın ilk aylarında, cumhuriyet bölgesinde din adamları ve rejim karşıtı sayılanlar, ayaklanan generallerin bölgesinde ise sendikacılar, cumhuriyetçi siyasetçiler, öğretmenler ve aydınlar, mahkeme kararı olmadan öldürüldü. Tarihçiler, her iki bölgedeki şiddetin büyük boyutlara ulaştığını, ama ayaklanan generallerin şiddetinin savaştan sonra da yıllarca sistemli biçimde sürdüğünü vurgular. Savaşın sonunda yüz binlerce insan, çoğu Fransa'ya olmak üzere ülkeyi terk etti; ülkede kalan cumhuriyet yanlılarının pek çoğu cezaevlerine ve çalışma kamplarına gönderildi.
Savaşın sonunda Franco rejimi, İspanya'yı katı bir biçimde merkezîleştirdi. Katalanca ve Baskça kamusal hayattan dışlandı, Katalonya'nın ve Bask bölgesinin özerklikleri kaldırıldı. Kilise, eğitim ve aile hayatı üzerindeki eski etkisini büyük ölçüde geri kazandı; cumhuriyetin boşanma yasası ve kadın haklarına ilişkin düzenlemeler yürürlükten kaldırıldı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Franco, Almanya'ya ve İtalya'ya yakın durmasına rağmen savaşa resmen katılmadı; savaştan sonra ise soğuk savaşın getirdiği koşullarda ABD ile yakınlaşarak rejimini uzun yıllar sürdürdü.
Savaşın belleği, İspanya'da onyıllar boyunca bölünmüş kaldı. Franco döneminde yalnızca kazananların ölüleri anıldı; kaybedenlerin mezarlarının yerleri bile çoğu zaman bilinmiyordu. Franco'nun 1975'teki ölümünden sonra demokrasiye geçiş sürecinde, siyasi partiler geçmişin tartışılmaması konusunda örtük bir uzlaşmaya vardı. 2000'lerden itibaren ise kayıpların mezarlarını açma ve kurbanları anma girişimleri, İspanya'da yeni ve sert bir bellek tartışması başlattı.
Uzman Notu
Temel literatür
- Hugh Thomas, The Spanish Civil War (Londra: Eyre & Spottiswoode, 1961).
- Raymond Carr, The Spanish Tragedy: The Civil War in Perspective (Londra: Weidenfeld & Nicolson, 1977).
- Helen Graham, The Spanish Republic at War, 1936–1939 (Cambridge: Cambridge University Press, 2002).
- Antony Beevor, The Battle for Spain: The Spanish Civil War, 1936–1939 (Londra: Weidenfeld & Nicolson, 2006).
- Ángel Viñas, La soledad de la República: El abandono de las democracias y el viraje hacia la Unión Soviética (Barcelona: Crítica, 2006).
- Paul Preston, The Spanish Holocaust: Inquisition and Extermination in Twentieth-Century Spain (Londra: HarperPress, 2012).
Arşiv ve kaynak
İspanya İç Savaşı'nın kaynakları arasında iki tarafın resmî gazeteleri ve kararnameleri, askerî raporlar, siyasi partilerin ve sendikaların belgeleri, karışmama komitesinin tutanakları, yabancı diplomatların raporları, gazeteler, afişler, fotoğraflar, gönüllülerin mektupları ve anıları, savaş sonrası askerî mahkemelerin kayıtları vardır. Franco döneminde pek çok arşiv kapalı tutuldu; 1980'lerden sonra açılan belgeler, savaşın ve sonrasındaki baskının yeniden incelenmesini sağladı. 1931 Anayasası, Burgos kararnamesi ve Azaña'nın konuşması İspanyolca Vikikaynak'ta bulunur.
Açık sorular
- İngiltere ve Fransa cumhuriyete silah satsaydı, savaşın sonucu değişir miydi?
- Cumhuriyet cephesinin iç bölünmeleri, yenilgide ne kadar belirleyici oldu?
- İspanya İç Savaşı, İkinci Dünya Savaşı'nın bir provası olarak görülebilir mi?
Mini sınav
- (Hedef 1) İkinci İspanya Cumhuriyeti hangi yıl ilan edildi? A) 1931 B) 1923 C) 1936 D) 1939
- (Hedef 1) 1936'da ayaklanan generallere en büyük yabancı yardımı yapan devletler hangileridir? A) İngiltere ve Fransa B) Almanya ve İtalya C) ABD ve Meksika D) Sovyetler Birliği ve Polonya
- (Hedef 2) 1931 Anayasası'nın üçüncü maddesi ne der? A) İspanya bir monarşidir B) Katalanca resmî dildir C) Ordu siyasete katılabilir D) İspanya devletinin resmî bir dini yoktur
- (Hedef 2) Burgos'ta 29 Eylül 1936'da çıkarılan kararname Franco'ya hangi yetkiyi verdi? A) Yalnızca bir ordunun komutanlığını B) Krallığı C) Hükümet başkanlığını ve yeni devletin bütün yetkilerini D) Cumhurbaşkanlığını seçimle
- (Hedef 3) Karışmama politikasının cumhuriyeti uluslararası yalnızlığa ittiğini arşivlere dayanarak gösteren tarihçi kimdir? A) Hugh Thomas B) Ángel Viñas C) Antony Beevor D) Raymond Carr
Açık uçlu soru
(Hedef 3) İspanya İç Savaşı bir İspanyol iç çatışması mıydı, yoksa yaklaşan dünya savaşının bir provası mı? Cevabında 1931 Anayasası'nı, Burgos kararnamesini ve Azaña'nın konuşmasını kullan; Viñas ile Preston'ın yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- A — 1931'de.
- B — Almanya ve İtalya.
- D — İspanya devletinin resmî bir dini yoktur.
- C — Hükümet başkanlığını ve yeni devletin bütün yetkilerini verdi.
- B — Ángel Viñas.
Kapsamlı bir cevap, İspanya İç Savaşı'nın kökenlerinin toprak, din, bölgesel özerklik ve sınıf çatışmalarına dayanan derin bir iç bölünmede yattığını, ama Almanya'nın, İtalya'nın ve Sovyetler Birliği'nin müdahaleleri ve İngiltere ile Fransa'nın karışmama politikası yüzünden savaşın uluslararası bir boyut kazandığını açıklar. 1931 Anayasası'nı, cumhuriyetin laik ve demokratik bir devlet kurma iddiasını ve bu iddianın yarattığı tepkiyi gösteren bir metin olarak; Burgos kararnamesini, ayaklanan generallerin bütün yetkileri tek bir önderde toplayan bir «yeni devlet» kurma girişiminin belgesi olarak; Azaña'nın konuşmasını ise iç savaşın toplumda bırakacağı derin yaraları sezen bir uzlaşma çağrısı olarak kullanır. Güçlü bir yanıt, Viñas'ın uluslararası yalnızlığı vurgulayan yaklaşımını, Preston'ın savaşın İspanya'ya özgü şiddet geleneğine ve siyasi programına odaklanan yaklaşımıyla karşılaştırır.
Sonraki bölüme köprü
Avrupa'nın dikkati İspanya'ya çevrildiği yıllarda, dünyanın öteki ucunda başka bir genişleme süreci hızlanıyordu. Japonya, Mançurya'yı ele geçirdikten sonra Çin'in kuzeyine doğru ilerlemeye devam etti; ordunun hükümet üzerindeki etkisi giderek arttı. Temmuz 1937'de Pekin yakınlarındaki bir köprüde çıkan küçük bir çatışma, Japonya ile Çin arasında sekiz yıl sürecek topyekûn bir savaşa dönüştü. Sonraki bölüm bunu soruyor: Japonya neden ve nasıl bir yayılma politikasına yöneldi?