Öğrenme hedefleri
- Ekim 1929'da Wall Street'te başlayan çöküşün nasıl dünya çapında bir ekonomik bunalıma dönüştüğünü, bu bunalımın nedenlerini ve toplumlar üzerindeki etkilerini açıklayabileceksin.
- ABD başkanının 1930'daki kongre mesajını, bir gazetecinin 1931'deki analizini ve yeni başkanın 1933'teki göreve başlama konuşmasını karşılaştırarak, bunalımın nasıl açıklandığını ve ona karşı hangi çözümlerin önerildiğini değerlendirebileceksin.
- Büyük Bunalım'ın nedenleri üzerine iktisat tarihçilerinin tartışmasını tartışabileceksin.
Okuma metni
Kanca — kara perşembe
24 Ekim 1929 sabahı, New York'taki borsa binasının önünde kalabalıklar toplanmaya başladı. İçeride, açılıştan kısa bir süre sonra hisse senedi fiyatları hızla düşmeye başlamıştı; satmak isteyenlerin sayısı, almak isteyenlerden kat kat fazlaydı. Telgraf şeritleri, işlemlerin gerisinde kaldı; kimse gerçek fiyatların ne olduğunu bilemiyordu. Büyük bankaların temsilcileri o gün öğle saatlerinde bir araya gelip piyasayı desteklemek için hisse alımı yaptı ve düşüş geçici olarak durdu. Ama birkaç gün sonra, 29 Ekim'de, çok daha büyük bir satış dalgası geldi. Birkaç yıl boyunca hep yükseleceğine inanılan fiyatlar, bir haftada milyarlarca dolar değer kaybetti. Borsa çöküşü, tek başına dünya çapında bir bunalım yaratmadı; ama sonraki üç yılda ABD'de ve dünyanın hemen her yerinde fabrikalar kapandı, bankalar battı, milyonlarca insan işsiz kaldı. Bu ders, bir borsa çöküşünün nasıl modern tarihin en ağır ekonomik bunalımına dönüştüğünü ve bu bunalımın dünya siyasetini nasıl değiştirdiğini soruyor.
Bağlam — kırılgan bir refah
1920'ler, ABD'de büyük bir iyimserlik dönemiydi. Otomobil, radyo, buzdolabı gibi yeni tüketim malları geniş kesimlere yayıldı; taksitli satış, halkın gelirinin ötesinde harcama yapmasını sağladı. Hisse senedi fiyatları, özellikle 1927'den sonra, şirketlerin gerçek kazançlarından çok daha hızlı yükseldi. Pek çok insan borç alarak hisse senedi satın aldı; hisse senetlerinin değerinin küçük bir bölümünü peşin ödeyip gerisini aracı kurumlardan borç alan yatırımcılar, fiyatlar düştüğünde ellerindeki hisseleri satmak zorunda kaldı. Hazine Bakanı Andrew Mellon ve iş dünyasının önde gelen isimleri, bu refahın kalıcı olduğunu söylüyordu.
Ama bu refahın altında önemli zayıflıklar vardı. Tarım, savaştan sonra düşen fiyatlar yüzünden 1920'ler boyunca bir bunalım içindeydi. Gelir dağılımı giderek bozuluyor, zenginlik küçük bir kesimin elinde toplanıyordu. Uluslararası ekonomi de kırılgandı: daha önceki derste gördüğümüz gibi, Almanya Amerikan kredileriyle tazminat ödüyor, İngiltere ve Fransa bu tazminatlarla ABD'ye savaş borçlarını ödüyordu.
Gelişme — bunalımın yayılışı
Borsa çöküşünden sonra ABD'de tüketim ve yatırım hızla düştü. Hisse senedi kaybeden aileler harcamalarını kıstı; şirketler üretimi azalttı ve işçi çıkardı. 1930'un sonundan itibaren halk, paralarının güvende olmadığı korkusuyla bankalara koşup mevduatlarını çekmeye başladı. Bir bankanın batması, öteki bankalara da güvensizliği yaydı. 1930–1933 arasında ABD'de binlerce banka kapandı; milyonlarca insan birikimlerini yitirdi.
Bunalım, kısa sürede ABD'nin sınırlarını aştı. Amerikan bankaları, Avrupa'ya ve Latin Amerika'ya verdikleri kredileri geri çekmeye başladı. Haziran 1930'da ABD Kongresi, bini aşkın iktisatçının imzaladığı bir dilekçeyle karşı çıkmasına rağmen, ithal mallara çok yüksek gümrük vergileri koyan bir yasa çıkardı; öteki ülkeler de aynı biçimde karşılık verdi. Dünya ticaretinin değeri, 1929 ile 1933 arasında üçte ikiye yakın bir oranda küçüldü. Hammadde ve tarım ürünleri fiyatlarının çökmesi, bu ürünleri ihraç eden Latin Amerika, Asya ve Afrika ülkelerini ve sömürgeleri ağır biçimde etkiledi.
Dönüş noktası — 1931'in mali bunalımı
Mayıs 1931'de Avusturya'nın en büyük bankası Viyana'da iflasın eşiğine geldi. Bunalım, birkaç hafta içinde Almanya'ya yayıldı; Temmuz 1931'de Berlin'deki büyük bankalar kapılarını kapatmak zorunda kaldı. Başkan Hoover, Haziran'da tazminat ve savaş borcu ödemelerinin bir yıl süreyle ertelenmesini önerdi; ama bu önlem, paniği durduramadı. Eylül 1931'de, altın rezervleri hızla eriyen Londra, sterlinin altına bağlılığını terk etti; bunu kısa sürede pek çok ülke izledi.
Almanya'da bunalım, siyasi sonuçlarıyla özellikle yıkıcı oldu. Amerikan kredilerinin geri çekilmesiyle işsizlik hızla arttı; 1932'nin başında altı milyona yaklaştı. Başbakan Heinrich Brüning, meclis çoğunluğu olmadan, cumhurbaşkanının olağanüstü kararname yetkisine dayanarak yönetti; bütçeyi dengelemek için harcamaları kıstı, ücretleri ve işsizlik yardımlarını düşürdü. Bu politika, bunalımı derinleştirdi ve aşırı partilere verilen desteği artırdı.
Yaygın yanlış«1929 borsa çöküşü Büyük Bunalım'ın tek nedeniydi.»
Borsa çöküşü bunalımın başlangıcının simgesi oldu; ama tek başına bir dünya bunalımına yol açmadı. Bunalımı derinleştiren ve yayan, banka panikleri, ABD Merkez Bankası'nın para arzının daralmasına izin vermesi, altın standardının ülkeleri daraltıcı politikalara zorlaması, korumacılık ve dünya ticaretinin çöküşü, tarım ürünleri fiyatlarının düşmesi ve savaş sonrası uluslararası borç düzeninin kırılganlığıydı.
Cevap — birbirine bağlı bir dünyanın çöküşü
1929 Krizi, 1920'lerin kırılgan refahının üzerine kurulmuş bir spekülasyon balonunun patlamasıyla başladı. Ama asıl yıkımı, bu başlangıcın ardından gelen zincirleme olaylar yarattı: banka panikleri, kredilerin geri çekilmesi, korumacılık, hammadde fiyatlarının çöküşü ve altın standardının dayattığı daraltıcı politikalar. Birbirine borç ve ticaretle bağlanmış dünya ekonomisi, bir ülkedeki çöküşü öteki ülkelere hızla taşıdı. Bunalım, yalnızca ekonomiyi değil, siyaseti de derinden değiştirdi: liberal ekonomiye ve demokrasiye olan güven sarsıldı; bazı ülkelerde devlet müdahalesini genişleten reformlar, bazılarında ise aşırı hareketlerin iktidarı yolunu açtı.
Bugünle bağ — İzmir'in ihracatı ve devletçilik
Bunalım, genç Türkiye Cumhuriyeti'ni de derinden etkiledi. Türkiye'nin ihracatı büyük ölçüde tütün, kuru üzüm, incir ve fındık gibi tarım ürünlerine dayanıyordu; bu ürünlerin fiyatları dünya piyasalarında çöktü, İzmir limanından yapılan ihracatın değeri hızla düştü. Aynı yıllarda Osmanlı borçlarının taksitleri ödenmeye başlanmıştı. Hükümet, Şubat 1930'da Türk parasının değerini korumak için döviz işlemlerini sınırlayan bir yasa çıkardı; aynı yıl Merkez Bankası'nın kuruluş yasası kabul edildi. Bunalımın yarattığı hoşnutsuzluk, 1930'da kısa ömürlü bir muhalefet partisinin kurulmasında da rol oynadı. 1931'den itibaren benimsenen devletçilik ilkesi ve 1934'te yürürlüğe giren ilk sanayi planı, bu bunalımın ortasında şekillendi: özel sermayenin yetersiz kaldığı alanlarda devlet, sanayinin kurucusu oldu.
Birincil kaynak
Franklin D. Roosevelt'in 4 Mart 1933'te ABD Başkanı olarak göreve başlarken yaptığı konuşmadan:
So, first of all, let me assert my firm belief that the only thing we have to fear is fear itself—nameless, unreasoning, unjustified terror which paralyzes needed efforts to convert retreat into advance. […] Values have shrunken to fantastic levels; taxes have risen; our ability to pay has fallen; […] farmers find no markets for their produce; the savings of many years in thousands of families are gone. […] Yet our distress comes from no failure of substance. […] Plenty is at our doorstep, but a generous use of it languishes in the very sight of the supply. Primarily this is because rulers of the exchange of mankind's goods have failed through their own stubbornness and their own incompetence, have admitted their failure, and have abdicated.
Türkçesi: Öyleyse, her şeyden önce, korkmamız gereken tek şeyin korkunun kendisi olduğuna dair kesin inancımı dile getirmeme izin verin: geri çekilişi ilerleyişe çevirmek için gereken çabaları felce uğratan, adı konmamış, akıl dışı, haksız bir dehşet. […] Değerler akıl almaz düzeylere inmiş, vergiler artmış, ödeme gücümüz düşmüştür; […] çiftçiler ürünlerine pazar bulamıyor; binlerce ailenin yıllarca biriktirdiği tasarruflar yok olmuş durumda. […] Yine de sıkıntımız, maddi bir yokluktan kaynaklanmıyor. […] Bolluk kapımızda; ama ondan cömertçe yararlanmak, arzın tam gözlerinin önünde sürünüp kalıyor. Bunun başlıca nedeni, insanlığın mallarının değişimini yönetenlerin kendi inatları ve beceriksizlikleri yüzünden başarısız olmaları, başarısızlıklarını kabul etmeleri ve görevi bırakıp gitmeleridir.
Kaynak: Franklin D. Roosevelt, «First Inaugural Address», Washington, 4 Mart 1933; Vikikaynak (İngilizce). Türkçesi, İngilizcesinden bizim.
- Roosevelt, bunalımın en büyük tehlikesini neyde görür? «Korkunun kendisi» ifadesi, ekonomik bir bunalımın psikolojik boyutu hakkında ne söyler?
- Roosevelt'e göre bunalımın nedeni maddi bir yokluk mudur? Suçu kime yükler?
- Roosevelt'in bunalımı açıklayışını, Hoover'ın 1930'daki açıklamasıyla karşılaştır. Nedenleri nerede ararlar?
Tarihçiler Tartışıyor
- John Kenneth Galbraith (1955) — The Great Crash, 1929 adlı kitabında, 1920'lerin spekülasyon çılgınlığını, holding şirketlerinin ve yatırım ortaklıklarının yarattığı kırılgan yapıyı ve gelir dağılımındaki bozulmayı öne çıkardı; borsa çöküşünü, zayıf temeller üzerine kurulmuş bir ekonominin çöküşü olarak anlattı.
- Milton Friedman ve Anna Schwartz (1963) — ABD'nin para tarihini inceledikleri kitaplarında, bunalımı derinleştiren asıl etkenin, ABD Merkez Bankası'nın banka panikleri sırasında para arzının üçte bir oranında daralmasına izin vermesi olduğunu savundular; bunalımı bir «büyük daralma» olarak adlandırdılar.
- Charles Kindleberger (1973) — The World in Depression adlı kitabında, bunalımın dünya çapında bu kadar derinleşmesini, uluslararası ekonomide sorumluluk üstlenecek bir öncü gücün yokluğuna bağladı: İngiltere artık bu rolü oynayamıyor, ABD ise oynamak istemiyordu.
- Barry Eichengreen (1992) — Golden Fetters adlı kitabında, altın standardını bunalımın yayılmasının ve derinleşmesinin merkezine koydu; altın standardını daha erken terk eden ülkelerin daha erken toparlandığını gösterdi.
Ben Bernanke'nin çalışmaları ise banka iflaslarının kredi kanallarını tıkayarak bunalımı nasıl derinleştirdiğini gösterdi. Bu tarihçiler, bunalımın nedenlerini farklı yerlerde arar. Galbraith spekülasyona ve ekonominin yapısal zayıflıklarına, Friedman ve Schwartz para politikasının hatalarına bakar; Kindleberger ve Eichengreen ise bunalımı uluslararası sistemin işleyişi içinde açıklar. Peter Temin gibi araştırmacılar, bu farklı açıklamaları birleştirmeye çalışmıştır. Tartışma, Büyük Bunalım'ın bir ülkenin iç sorunlarının mı, yoksa kırılgan bir uluslararası düzenin mi sonucu olduğu sorusunda düğümlenir.
Derine İn
Bunalım, milyonlarca insanın gündelik hayatını altüst etti. ABD'de 1933'te işgücünün dörtte biri işsizdi. Evlerini kaybeden aileler, kentlerin kenarlarında tenekeden ve tahtadan barakalar kurdu; bu barakalara halk arasında başkanın adıyla alay eden bir ad verildi. Aşevlerinin önünde uzun kuyruklar oluştu. Orta batıdaki kuraklık ve toz fırtınaları, çiftçilerin topraklarını terk edip batıya göç etmesine yol açtı. Almanya'da, İngiltere'de ve öteki sanayi ülkelerinde de işsizlik milyonlarla ölçülüyordu; uzun süreli işsizlik, özellikle gençlerde derin bir umutsuzluk yarattı.
Roosevelt'in göreve başlamasıyla ABD'de yeni bir dönem başladı. İlk günlerinde bütün bankalar geçici olarak kapatıldı ve sağlam olanlar denetimden geçirilerek yeniden açıldı. Sonraki aylarda Kongre, işsizlere iş sağlayan kamu yapım programlarını, tarım fiyatlarını destekleyen önlemleri, banka mevduatlarını güvenceye alan bir sigorta sistemini ve borsayı denetleyen yeni kurumları kabul etti. 1935'te yaşlılık aylığını ve işsizlik sigortasını kuran bir sosyal güvenlik yasası çıkarıldı. Bu reformların bütünü, «Yeni Düzen» olarak anıldı.
Bunalım, iktisat düşüncesini de değiştirdi. İngiliz iktisatçı John Maynard Keynes, 1936'da yayımladığı kitabında, ekonominin kendiliğinden tam istihdama dönmeyebileceğini, talebin yetersiz kaldığı dönemlerde devletin harcamalarını artırarak ekonomiyi canlandırması gerektiğini savundu. Bu görüş, 1945 sonrasında Batı ülkelerinin ekonomi politikalarını derinden etkiledi.
Bunalım, sömürge dünyasında da derin izler bıraktı. Kahve, kauçuk, pamuk, şeker ve kalay gibi ürünlerin fiyatları çöktüğünde, bu ürünleri üreten köylüler ve işçiler gelirlerinin büyük bölümünü yitirdi; ama sömürge yönetimleri vergileri çoğu zaman düşürmedi. Brezilya'da fiyatları korumak için büyük miktarlarda kahve imha edildi. Hindistan'da, Batı Afrika'da ve Güneydoğu Asya'da köylülerin borçları arttı, toprak kaybı hızlandı. Bu hoşnutsuzluk, pek çok sömürgede milliyetçi hareketlerin güçlenmesine katkıda bulundu.
Bunalımın siyasi sonuçları, ülkeden ülkeye büyük farklılıklar gösterdi. ABD'de, İngiltere'de, Fransa'da ve İskandinav ülkelerinde demokrasi, ağır bir sınavdan geçmesine rağmen ayakta kaldı; İsveç'te sosyal demokratlar, devletin ekonomiye etkin müdahalesine dayanan yeni bir model geliştirdi. Ama Almanya'da, Avusturya'da, Japonya'da ve Latin Amerika'nın pek çok ülkesinde bunalım, demokratik kurumları zayıflattı ve otoriter ya da aşırı milliyetçi hareketlerin güçlenmesine yol açtı. Japonya'da ordunun etkisi arttı ve 1931'de Mançurya işgal edildi. Bunalımdan çıkış yolları, böylece yalnızca ekonomik değil, derin biçimde siyasi tercihlere de dönüştü: devletin gücünü demokrasiyi korumak için mi, yoksa onu ortadan kaldırmak için mi kullanacağı sorusu, 1930'ların Avrupa'sını ikiye böldü.
Uzman Notu
Temel literatür
- John Kenneth Galbraith, The Great Crash, 1929 (Boston: Houghton Mifflin, 1955).
- Milton Friedman ve Anna J. Schwartz, A Monetary History of the United States, 1867–1960 (Princeton: Princeton University Press, 1963).
- Charles P. Kindleberger, The World in Depression, 1929–1939 (Londra: Allen Lane, 1973).
- Peter Temin, Lessons from the Great Depression (Cambridge, MA: MIT Press, 1989).
- Barry Eichengreen, Golden Fetters: The Gold Standard and the Great Depression, 1919–1939 (New York: Oxford University Press, 1992).
- Ben S. Bernanke, Essays on the Great Depression (Princeton: Princeton University Press, 2000).
Arşiv ve kaynak
Büyük Bunalım'ın kaynakları arasında hükümetlerin ve merkez bankalarının istatistikleri, borsa kayıtları, banka raporları, gazeteler, kongre ve meclis tutanakları, sosyal yardım kurumlarının kayıtları, işsizlerin mektupları, fotoğraflar ve dönemin iktisatçılarının yazıları vardır. ABD'de 1930'larda devlet destekli projelerle binlerce sıradan insanın hayat hikâyesi kaydedildi. Hoover'ın mesajı, Ross'un yazısı ve Roosevelt'in konuşması Vikikaynak'ta bulunur.
Açık sorular
- ABD Merkez Bankası banka panikleri sırasında farklı davransaydı, bunalım bu kadar derinleşir miydi?
- Altın standardı, bunalımın yayılmasında ne kadar belirleyiciydi?
- Büyük Bunalım olmasaydı, Hitler Almanya'da iktidara gelebilir miydi?
Mini sınav
- (Hedef 1) New York borsasındaki büyük çöküş hangi yıl yaşandı? A) 1919 B) 1923 C) 1929 D) 1933
- (Hedef 1) 1931'de Avrupa'daki mali bunalım hangi ülkenin en büyük bankasının iflasın eşiğine gelmesiyle başladı? A) İtalya B) Belçika C) Avusturya D) İsviçre
- (Hedef 2) Hoover'a göre 1930'un sonunda bunalımın asıl güçleri nerede bulunuyordu? A) ABD'nin içinde B) ABD'nin dışında C) Borsada D) Tarımda
- (Hedef 2) Charles G. Ross'a göre bunalımın temel nedeni neydi? A) Dış ülkelerin politikaları B) Servetin kötü dağılımı C) Kötü hava koşulları D) Altın standardı
- (Hedef 3) Bunalımın dünya çapında derinleşmesini, sorumluluk üstlenecek bir öncü gücün yokluğuna bağlayan tarihçi kimdir? A) John Kenneth Galbraith B) Milton Friedman C) Charles Kindleberger D) Barry Eichengreen
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Büyük Bunalım, bir ülkenin iç sorunlarının mı, yoksa kırılgan bir uluslararası düzenin mi sonucuydu? Cevabında Hoover'ın mesajını, Ross'un yazısını ve Roosevelt'in konuşmasını kullan; Friedman ve Schwartz ile Kindleberger'in yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- C — 1929'da.
- C — Avusturya.
- B — ABD'nin dışında.
- B — Servetin kötü dağılımı.
- C — Charles Kindleberger.
Kapsamlı bir cevap, bunalımın 1920'lerin kırılgan refahı üzerine kurulmuş bir spekülasyon balonunun patlamasıyla başladığını, ama banka panikleri, para arzının daralması, altın standardı, korumacılık ve uluslararası borç düzeninin kırılganlığı yüzünden dünya çapında bir felakete dönüştüğünü açıklar. Hoover'ın mesajını, nedenleri dışarıda arayan ve devlet müdahalesini sınırlı tutan bir yaklaşımın belgesi olarak; Ross'un yazısını, bunalımın kökenini Amerikan toplumunun kendi yapısında gören bir eleştiri olarak; Roosevelt'in konuşmasını ise bunalımın psikolojik boyutunu vurgulayan ve suçu mali seçkinlere yükleyen yeni bir siyasi yaklaşımın ifadesi olarak kullanır. Güçlü bir yanıt, Friedman ve Schwartz'ın para politikasının hatalarını öne çıkaran yaklaşımını, Kindleberger'in uluslararası öncülük boşluğunu vurgulayan yaklaşımıyla karşılaştırır.
Sonraki bölüme köprü
Bunalımın siyasi sonuçlarının en ağır olduğu ülke, Almanya oldu. 1928 seçimlerinde oyların yalnızca küçük bir bölümünü alan Hitler'in partisi, işsizliğin altı milyona yaklaştığı 1932'de meclisin en büyük partisi hâline geldi. Meclis çoğunluğu kurulamayan hükümetler, cumhurbaşkanının olağanüstü kararnameleriyle yönetiliyordu; muhafazakâr seçkinler ise Hitler'i kendi amaçları için kullanabileceklerini düşünüyordu. Ocak 1933'te yaşlı cumhurbaşkanı, Hitler'i başbakan olarak atadı. Sonraki bölüm bunu soruyor: Hitler iktidara nasıl geldi?