İçeriğe geç

Bölüm DT-130.04 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Stalin: kolektifleştirme ve Holodomor

DT-130 İki Savaş Arası

3.043 kelime · yaklaşık 14 dakika okuma · seslendirme 9 dk

Dönem
1928–1934
Bölge
Rusya · Doğu Avrupa · Orta Asya
Kişiler
Josif Stalin · Vyaçeslav Molotov · Nikolay Buharin · Gareth Jones · Walter Duranty · Ewald Ammende · Theodor Innitzer · Robert Conquest · Lynne Viola · R. W. Davies · Stephen Wheatcroft · Anne Applebaum
Yerler
Ukrayna · Kuban · Kazakistan · Harkov · Moskova · Viyana
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • 1928'den sonra Stalin'in başlattığı hızlı sanayileşme ve tarımın zorla kolektifleştirilmesi politikalarını ve bu politikaların 1931–1933 kıtlığına nasıl yol açtığını açıklayabileceksin.
  • Sovyet yönetiminin 1932–1933'te çıkardığı iki belgeyi ve kıtlığa dünyanın dikkatini çekmeye çalışan bir yardım örgütçüsünün tanıklığını karşılaştırarak, kıtlığın nasıl yönetildiğini ve nasıl gizlendiğini değerlendirebileceksin.
  • Ukrayna'daki kıtlığın niteliği, özellikle bir soykırım olarak tanımlanıp tanımlanamayacağı üzerine tarihçilerin tartışmasını tartışabileceksin.

Okuma metni

Kanca — iki gazeteci, iki haber

Mart 1933'te, genç bir Galli gazeteci olan Gareth Jones, Sovyet makamlarının izni olmadan trenden inip Harkov çevresindeki köylerde birkaç gün yürüdü. Berlin'e döndükten sonra, 29 Mart'ta, gördüklerini anlatan bir basın açıklaması yaptı: köylerde ekmek yoktu, insanlar açlıktan ölüyordu. Açıklaması İngiliz ve Amerikan gazetelerinde yayımlandı. İki gün sonra, New York Times'ın Moskova muhabiri Walter Duranty, aynı gazetede Jones'u yalanlayan bir yazı yayımladı; Rusların aç olduğunu ama açlıktan ölmediklerini yazdı. Duranty, bir yıl önce Sovyetler Birliği üzerine yazıları nedeniyle ABD'nin en prestijli gazetecilik ödülünü almıştı. Moskova'daki yabancı gazetecilerin çoğu, Sovyet yönetimiyle ilişkilerini bozmamak ve ülkede çalışmaya devam edebilmek için sessiz kaldı. Bugün tarihçiler, o yıllarda Ukrayna'da, Kazakistan'da ve Sovyetler Birliği'nin öteki tahıl bölgelerinde milyonlarca insanın kıtlık yüzünden öldüğünü biliyor. Bu ders, Stalin'in tarımı kökten dönüştürme girişiminin nasıl bu felakete yol açtığını ve dünyanın bu felaketi neden bu kadar geç öğrendiğini soruyor.

Bağlam — büyük dönüşümün kararı

1920'lerin sonunda, Sovyet yönetiminin önünde temel bir sorun vardı: ülke hızla sanayileşmek istiyordu, ama bunun için gerekli sermaye, ancak tarımdan elde edilebilirdi. Yeni Ekonomi Politikası döneminde köylüler, ürünlerini devletin belirlediği düşük fiyatlarla satmak yerine saklamayı ya da hayvanlarına yedirmeyi tercih ediyordu. 1927–1928 kışında devletin tahıl alımlarında ciddi bir açık ortaya çıktı. Partinin genel sekreteri Josif Stalin, bu açığı köylülerin, özellikle görece varlıklı köylülerin bir «sabotajı» olarak yorumladı. Yeni Ekonomi Politikası'nı savunmaya devam eden Nikolay Buharin ve destekçileri, partide «sağ sapma» ile suçlanarak tasfiye edildi.

1928'de ilk beş yıllık plan başlatıldı. Plan, ağır sanayide, madencilikte ve enerji üretiminde son derece iddialı hedefler koyuyordu. Dev fabrikalar, barajlar ve yeni sanayi kentleri kuruldu; milyonlarca köylü kentlere ve şantiyelere göç etti. Sovyet propagandası, bu dönemi insanlık tarihinin en hızlı sanayileşmesi olarak sundu.

Gelişme — köyün dönüştürülmesi

1929 sonunda Stalin, tarımın «topyekûn kolektifleştirilmesi» kararını açıkladı. Köylülerin topraklarını, hayvanlarını ve aletlerini birleştirerek devlet denetimindeki kolektif çiftliklere, yani kolhozlara katılmaları istendi. Bu katılım, kâğıt üzerinde gönüllüydü; ama pratikte baskı, tehdit ve zorla yürütüldü. Kentlerden gönderilen parti militanları ve işçi tugayları, köyleri dolaşarak köylüleri kolhozlara katılmaya zorladı.

Kolektifleştirmenin en ağır bedelini, «kulak» olarak damgalananlar ödedi. Resmî söyleme göre kulaklar, öteki köylüleri sömüren varlıklı köylülerdi; ama pratikte bu damga, birkaç ineği olan ya da kolhoza katılmaya direnen herhangi bir köylüye yapıştırılabiliyordu. Sovyet yönetimi, «kulakların bir sınıf olarak tasfiye edilmesi» kararını aldı. Tarihçilerin arşiv belgelerine dayanan tahminlerine göre, 1930–1931'de iki milyona yakın insan, aileleriyle birlikte evlerinden çıkarılarak Sibirya'ya, Urallar'a ve Kazakistan'a sürüldü; sürgün yerlerindeki koşullar yüzünden çok sayıda insan hayatını kaybetti.

Köylüler bu baskıya kendi yollarıyla direndi. Pek çoğu, kolhoza vermektense hayvanlarını kesti; tarihçilere göre bu yıllarda ülkenin at, sığır ve koyun sayısı büyük ölçüde azaldı. Bazı bölgelerde, özellikle kadınların öncülük ettiği köylü ayaklanmaları çıktı. Mart 1930'da Stalin, Pravda'da yayımlanan bir makalede, yerel yöneticileri «başarıdan başı dönmüş» olmakla ve aşırılıklara gitmekle suçladı; kısa bir süre için kolhozlardan ayrılmaya izin verildi. Ama birkaç ay sonra baskı yeniden başladı ve 1930'ların ortasına gelindiğinde köylülerin büyük çoğunluğu kolhozlara katılmış bulunuyordu.

Dönüş noktası — tahıl kotaları ve kıtlık

Kolektifleştirmenin yarattığı kargaşa, tarım üretimini düşürdü. Ama devlet, sanayileşmeyi finanse etmek ve kentleri beslemek için köylerden alınacak tahıl miktarını azaltmadı; tahıl ihracatı da sürdü. Ukrayna ve Kuzey Kafkasya'daki Kuban bölgesi gibi en verimli tahıl bölgelerine, üretimin çok üzerinde teslim kotaları konuldu. Kotaları dolduramayan köyler «kara listeye» alındı; bu köylere mal gönderilmesi durduruldu, köylülerin tohumluk tahılı da dahil yiyeceklerine el konuldu.

1932 sonbaharından 1933 yazına kadar Ukrayna'da, Kuban'da, Volga bölgesinde ve Kazakistan'da büyük bir kıtlık yaşandı. Aralık 1932'de getirilen iç pasaport sistemi, köylülerin izinsiz olarak kentlere gitmesini engelledi. Ocak 1933'te Moskova'dan gönderilen bir yönerge, Ukrayna ve Kuban köylülerinin «ekmek bulmak için» başka bölgelere gitmesini yasakladı.

Kazakistan'daki felaket de ayrı bir dikkati hak eder. Göçebe hayvancılıkla geçinen Kazakların zorla yerleşik hayata geçirilmesi ve sürülerine el konulması, 1930–1933'te Kazak halkının çok büyük bir bölümünün ölümüne ya da komşu ülkelere kaçmasına yol açtı. Tarihçilerin tahminlerine göre bu felakette Kazakistan'ın nüfusunun önemli bir bölümü yitirildi.

Yaygın yanlış«Kıtlık kötü hava koşullarından kaynaklanan doğal bir felaketti.»
Doğrusu

1931 ve 1932 hasatları kötüydü; ama tarihçilerin büyük çoğunluğu, kıtlığın asıl nedeninin Sovyet yönetiminin politikaları olduğu konusunda birleşir: zorla kolektifleştirme, gerçekçi olmayan tahıl kotaları, kıtlık sırasında sürdürülen tahıl ihracatı, köylülerin yiyeceklerine el konulması, köylülerin açlık çeken bölgelerden ayrılmasının engellenmesi ve dış yardımın reddedilmesi. Tartışma, felaketin doğal mı yoksa insan eliyle mi olduğu üzerine değil, Sovyet yönetiminin niyetinin ne olduğu üzerinedir.

Cevap — bir politikanın bedeli

Stalin'in tarımı zorla kolektifleştirme ve köylülükten sanayileşmeye kaynak aktarma politikası, Sovyet köyünü birkaç yıl içinde kökten dönüştürdü. Milyonlarca köylü «kulak» olarak sürüldü, geleneksel köy hayatı yıkıldı. Üretimin düşmesine rağmen tahıl kotalarının ve ihracatın sürdürülmesi, 1931–1933'te milyonlarca insanın ölümüyle sonuçlanan bir açlık felaketine dönüştü. Tarihçilerin tahminleri farklılık gösterse de, bu kıtlıkta Sovyetler Birliği genelinde beş milyonu aşkın insanın, yalnızca Ukrayna'da ise birkaç milyon insanın öldüğü kabul edilir. Sovyet yönetimi kıtlığı inkâr etti; dış dünya ise bu felaketi uzun süre ya bilmedi ya da görmezden geldi.

Bugünle bağ — Ankara'dan Moskova'ya

Türkiye, bu yıllarda Sovyetler Birliği ile yakın ilişkiler içindeydi. 1932'de Başbakan İsmet Paşa'nın Moskova ziyaretinde görüşülen ve 1934'te imzalanan bir anlaşmayla, Türkiye'ye sanayileşme için faizsiz bir kredi verildi; bu krediyle Kayseri'de ve Nazilli'de büyük dokuma fabrikaları kuruldu. Türkiye'nin 1934'te başlattığı Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı, devletin öncülüğünde sanayileşme fikriyle Sovyet planlamasından da esinlenmişti; ama köylülük üzerinde benzer bir zorlama uygulanmadı. Ukrayna'da her yıl Kasım ayının dördüncü cumartesi günü kıtlıkta ölenler anılır; kıtlık, bugün Ukrayna'nın ulusal belleğinin ve kimliğinin temel parçalarından biridir.

Birincil kaynak

Sovyet Komünist Partisi Merkez Komitesi ile Halk Komiserleri Konseyi'nin 22 Ocak 1933'te bölge yönetimlerine gönderdiği ve Stalin ile Halk Komiserleri Konseyi Başkanı Vyaçeslav Molotov'un imzasını taşıyan yönergeden:

До ЦК ВКП(б) и СНК дошли сведения, что на Кубани и Украине начался массовый выезд крестьян «за хлебом» в ЦЧО, на Волгу, Московскую обл., Западную обл., Белоруссию. ЦК ВКП и Совнарком СССР не сомневаются, что этот выезд крестьян, как и выезд из Украины в прошлом году, организован врагами Советской власти, эсерами и агентами Польши […]. Первое. ЦК ВКП и Совнарком СССР предписывают крайкому, крайисполкому и ПП ОГПУ Северного Кавказа не допускать массовый выезд крестьян из Северного Кавказа в другие края и въезд в пределы края из Украины. Второе. ЦК ВКП и Совнарком предписывают ЦК КП(б)У […] не допускать массовый выезд крестьян из Украины в другие края […].

Türkçesi: Merkez Komitesi'ne ve Halk Komiserleri Konseyi'ne, Kuban'da ve Ukrayna'da köylülerin «ekmek için» Merkezî Kara Toprak bölgesine, Volga'ya, Moskova ve Batı bölgelerine ve Belarus'a toplu olarak gitmeye başladığı haberi ulaştı. Merkez Komitesi ve Halk Komiserleri Konseyi, köylülerin bu gidişinin, geçen yıl Ukrayna'dan yapılan gidiş gibi, Sovyet iktidarının düşmanları, Sosyalist Devrimciler ve Polonya ajanları tarafından örgütlendiğinden kuşku duymamaktadır […]. Birincisi: Merkez Komitesi ve Halk Komiserleri Konseyi, Kuzey Kafkasya'nın yerel yönetimlerine ve güvenlik örgütüne, köylülerin Kuzey Kafkasya'dan başka bölgelere toplu olarak gitmesine ve Ukrayna'dan bölgeye girişe izin vermemelerini emreder. İkincisi: […] köylülerin Ukrayna'dan başka bölgelere toplu olarak gitmesine izin verilmemesini emreder […].

Kaynak: SBKP(b) Merkez Komitesi ve SSCB Halk Komiserleri Konseyi Yönergesi, No. 65/ş, 22 Ocak 1933; Vikikaynak (Rusça). Türkçesi, Rusçasından bizim.

  1. Yönerge, köylülerin başka bölgelere gitmesini nasıl açıklar? Bu açıklama, köylülerin neden yola çıktığı hakkında ne gizler?
  2. Yönerge, hangi bölgelerden gelen köylüleri hedef alır? Bu seçim, kıtlığın niteliği üzerine tartışmada neden önemlidir?
  3. «Ekmek için» ifadesinin tırnak içinde yazılması, yazarların bu gerekçeye nasıl baktığını gösterir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Robert Conquest (1986) — The Harvest of Sorrow adlı kitabında, arşivlerin kapalı olduğu bir dönemde tanıklıklara ve göçmen kaynaklarına dayanarak, kıtlığın Ukrayna köylülüğünü ve Ukrayna ulusal hareketini kırmak için bilinçli olarak kullanıldığını savundu; kitap, kıtlığın Batı'da tanınmasında belirleyici bir rol oynadı.
  • Lynne Viola (1996) — Peasant Rebels under Stalin adlı kitabında, kolektifleştirmeye karşı köylü direnişini arşiv belgelerine dayanarak inceledi; kolektifleştirmeyi, devlet ile köylülük arasında bir iç savaş olarak yorumladı.
  • R. W. Davies ve Stephen Wheatcroft (2004) — The Years of Hunger adlı kitaplarında, açılan Sovyet arşivlerine dayanarak kıtlığı ayrıntılı olarak incelediler; Stalin'in politikalarının kıtlığa yol açtığını ve onu ağırlaştırdığını kabul ettiler, ama Ukraynalıları yok etmeye yönelik önceden tasarlanmış bir planın varlığını gösteren kanıt bulmadıklarını belirttiler.
  • Anne Applebaum (2017) — Red Famine adlı kitabında, 1932 sonbaharında ve 1933 başında alınan kararların özellikle Ukrayna'yı ve Kuban'ı hedef aldığını, kıtlığın Ukrayna ulusal kimliğine yönelik bir saldırıyla birleştiğini savundu.

Bu tarihçiler, kıtlığın Stalin'in politikalarından kaynaklandığı konusunda birleşir; ayrıldıkları nokta, bu politikaların amacıdır. Conquest ve Applebaum, kıtlığın Ukrayna'ya yönelik bilinçli bir boyutu olduğunu vurgular; Davies ve Wheatcroft ise felaketin, gerçekçi olmayan sanayileşme hedeflerinin ve acımasız bir tahıl politikasının sonucu olduğunu savunur. Bugün pek çok devletin parlamentosu kıtlığı soykırım olarak tanımaktadır. Tartışma, kıtlığın bir politikanın korkunç bir sonucu mu, yoksa belirli bir halkı hedef alan bilinçli bir suç mu olduğu sorusunda düğümlenir.

Derine İn

«Holodomor» kelimesi, Ukraynaca «açlık» ve «öldürmek» anlamlarındaki sözcüklerden türetilmiştir. Kelime, kıtlığın Sovyet döneminde yasak bir konu olduğu yıllarda, yurt dışındaki Ukraynalı toplulukların anma çalışmalarında yaygınlaştı. Sovyetler Birliği'nde kıtlıktan söz etmek uzun süre yasaktı; 1937'deki nüfus sayımının sonuçları, beklenenden çok daha düşük bir nüfus gösterince gizlendi ve sayımı yapan istatistikçilerin bir bölümü tutuklandı. Kıtlık, ancak 1980'lerin sonunda, Sovyet yönetiminin açıklık politikasıyla birlikte ülke içinde açıkça tartışılmaya başlandı.

Kolektifleştirme, Sovyet köyünü kalıcı olarak değiştirdi. Kolhozlar, sonraki onyıllar boyunca Sovyet tarımının temel birimi olarak kaldı. Kolhoz üyeleri, devlete düşük fiyatlarla teslim ettikleri ürünler karşılığında çok az ücret alıyordu; hayatlarını sürdürmek için büyük ölçüde evlerinin yanındaki küçük bahçelere bağımlı kaldılar. Sovyet tarımı, dünyanın en verimli topraklarının bir bölümüne sahip olmasına rağmen, Sovyetler Birliği'nin dağılmasına kadar verimlilik sorunlarıyla boğuştu; ülke, 1970'lerden itibaren tahıl ithal etmek zorunda kaldı.

Sanayileşmenin sonuçları ise daha karmaşıktı. İlk beş yıllık planların sonunda Sovyetler Birliği, çelik, kömür, elektrik ve makine üretiminde büyük artışlar sağladı; bu sanayi temeli, İkinci Dünya Savaşı'nda Almanya'ya karşı verilen savaşta belirleyici oldu. Ama bu büyüme, milyonlarca insanın zorla çalıştırılmasına, tüketim mallarının kıtlığına ve kentlerde son derece kötü yaşam koşullarına dayanıyordu. 1930'larda kurulan geniş çalışma kampları sistemi, sürgün edilen köylülerin ve tutukluların emeğini kanal, demiryolu ve maden inşaatlarında kullandı.

Kıtlığın bölgesel dağılımı, tarihçilerin tartışmasında önemli bir yer tutar. Ölüm oranları, Ukrayna'da ve nüfusunun önemli bir bölümü Ukraynaca konuşan Kuban'da, Sovyetler Birliği'nin öteki tahıl bölgelerinden belirgin biçimde yüksekti. Aynı aylarda Ukrayna'da, Ukrayna Komünist Partisi'nin yöneticileri «milliyetçilikle» suçlanarak görevden alındı; 1920'lerde desteklenen Ukraynaca eğitim ve yayın politikası büyük ölçüde geri çekildi. Bazı tarihçiler bu eşzamanlılığı, kıtlığın Ukrayna ulusal kimliğine yönelik bir saldırıyla birleştiğinin kanıtı olarak görür; ötekiler ise bu politikaların, tahıl kotalarını dolduramayan yerel yönetimlere karşı genel bir sertleşmenin parçası olduğunu vurgular.

Kıtlığın dış dünyadaki algısı da tartışma konusu oldu. Moskova'daki yabancı muhabirlerin çoğu, sansür ve Sovyet makamlarının baskısı altında kıtlığı haberleştirmekten kaçındı. Duranty'nin yazıları, sonraki yıllarda sert biçimde eleştirildi. 1933'te ABD, Sovyetler Birliği'ni resmen tanıdı; Batılı hükümetlerin büyük bölümü, ekonomik bunalımın ortasında Sovyetlerle ticareti ve diplomatik ilişkileri insani kaygıların önüne koydu.

Kıtlıktan kurtulanların tanıklıkları, uzun yıllar yalnızca yurt dışındaki Ukraynalı toplulukların çabasıyla toplandı. 1980'lerde ABD Kongresi'nin kurduğu bir komisyon, yüzlerce tanığın ifadesini kayda geçirdi. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Ukrayna'da da köy köy tanıklık toplama çalışmaları yapıldı; bu anlatılar, arşiv belgelerinin gösteremediği gündelik deneyimi, ailelerin nasıl hayatta kalmaya çalıştığını ve toplulukların bu travmayı nasıl hatırladığını belgeledi. Tarihçiler bu tanıklıkları, arşiv belgeleri ve nüfus verileriyle karşılaştırarak kullanır.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Robert Conquest, The Harvest of Sorrow: Soviet Collectivization and the Terror-Famine (New York: Oxford University Press, 1986).
  • Sheila Fitzpatrick, Stalin's Peasants: Resistance and Survival in the Russian Village after Collectivization (New York: Oxford University Press, 1994).
  • Lynne Viola, Peasant Rebels under Stalin: Collectivization and the Culture of Peasant Resistance (New York: Oxford University Press, 1996).
  • R. W. Davies ve Stephen G. Wheatcroft, The Years of Hunger: Soviet Agriculture, 1931–1933 (Basingstoke: Palgrave Macmillan, 2004).
  • Anne Applebaum, Red Famine: Stalin's War on Ukraine (Londra: Allen Lane, 2017).
  • Sarah Cameron, The Hungry Steppe: Famine, Violence, and the Making of Soviet Kazakhstan (Ithaca: Cornell University Press, 2018).

Arşiv ve kaynak

Kolektifleştirmenin ve kıtlığın kaynakları arasında Sovyet Komünist Partisi'nin ve hükümetin kararları ve yönergeleri, güvenlik örgütünün raporları, yerel yöneticilerin yazışmaları, nüfus ve ölüm kayıtları, köylülerin mektupları ve dilekçeleri, kıtlıktan kurtulanların sonradan kaydedilen tanıklıkları, yabancı diplomatların raporları ve gazeteler vardır. Sovyet arşivlerinin 1990'larda açılması, pek çok yeni belgeyi gün ışığına çıkardı. Bu dersteki iki Sovyet belgesi Rusça Vikikaynak'ta, Ammende'nin kitabının 1936 İngilizce baskısına Internet Archive'dan ulaşılabilir.

Açık sorular

  • Stalin'in politikaları, belirli bir halkı hedef alan bilinçli bir suç muydu, yoksa bir politikanın korkunç sonucu mu?
  • Batılı hükümetler ve gazeteciler kıtlık hakkında ne biliyordu ve neden harekete geçmediler?
  • Hızlı sanayileşme, bu kadar büyük bir insan bedeli olmadan gerçekleştirilebilir miydi?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) İlk beş yıllık plan hangi yıl başlatıldı? A) 1921 B) 1924 C) 1928 D) 1936
  2. (Hedef 1) Sovyet döneminde görece varlıklı köylüler için kullanılan ve sonradan kolhozlara direnen her köylüye uygulanan terim hangisidir? A) Nepmen B) Kulak C) Menşevik D) Kazak
  3. (Hedef 2) 7 Ağustos 1932 kararnamesi, kolhoz mülkünü nasıl tanımlar? A) Köylülerin özel mülkü olarak B) Devlet malıyla eşit, kutsal ve dokunulmaz toplumsal mülk olarak C) Yabancı şirketlerin malı olarak D) Kilisenin malı olarak
  4. (Hedef 2) 22 Ocak 1933 yönergesi, köylülerin başka bölgelere gitmesini neye bağlar? A) Kötü hava koşullarına B) Sovyet iktidarının düşmanlarının ve yabancı ajanların örgütlemesine C) Sanayideki iş olanaklarına D) Milletler Cemiyeti'nin çağrısına
  5. (Hedef 3) Arşivlere dayanarak Stalin'in politikalarının kıtlığa yol açtığını kabul eden, ama önceden tasarlanmış bir yok etme planına ilişkin kanıt bulmadıklarını belirten tarihçiler kimlerdir? A) Robert Conquest B) Anne Applebaum C) R. W. Davies ve Stephen Wheatcroft D) Lynne Viola

Açık uçlu soru

(Hedef 3) 1932–1933 Ukrayna kıtlığı, bir politikanın korkunç sonucu muydu, yoksa belirli bir halkı hedef alan bilinçli bir suç mu? Cevabında 22 Ocak 1933 yönergesini, 7 Ağustos 1932 kararnamesini ve Ammende'nin tanıklığını kullan; Davies ile Wheatcroft'un ve Applebaum'un yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. C — 1928'de başlatıldı.
  2. B — Kulak.
  3. B — Devlet malıyla eşit, kutsal ve dokunulmaz toplumsal mülk olarak.
  4. B — Sovyet iktidarının düşmanlarının ve yabancı ajanların örgütlemesine.
  5. C — R. W. Davies ve Stephen Wheatcroft.

Kapsamlı bir cevap, kıtlığın doğal bir afet değil, zorla kolektifleştirme, gerçekçi olmayan tahıl kotaları, ihracatın sürdürülmesi ve dış yardımın reddi gibi politikaların sonucu olduğu konusunda tarihçilerin büyük ölçüde birleştiğini; tartışmanın ise Sovyet yönetiminin niyeti üzerine olduğunu açıklar. 22 Ocak 1933 yönergesini, özellikle Ukrayna ve Kuban köylülerinin kıtlık bölgelerinden ayrılmasının engellendiğini gösteren ve Ukrayna'ya yönelik özel bir boyutun kanıtı olarak sık sık anılan bir belge olarak; 7 Ağustos kararnamesini, devletin önceliğinin tahılın korunması olduğunu gösteren bir metin olarak; Ammende'nin tanıklığını ise kıtlığın dış dünyada bilindiğini ama inkâr ve ilgisizlik yüzünden yardımın örgütlenemediğini gösteren bir tanıklık olarak değerlendirir. Güçlü bir yanıt, Davies ile Wheatcroft'un önceden tasarlanmış bir planın kanıtını bulamadıklarını belirten yaklaşımını, Applebaum'un kararların Ukrayna'yı hedef aldığını savunan yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Stalin'in Sovyetler Birliği'nde bir parti, toplumun bütün alanlarını kendi denetimine almaya çalışırken, Avrupa'nın öteki ucunda başka bir siyasi hareket, hem liberal demokrasiyi hem de sosyalizmi reddeden yeni bir düzen vaat ediyordu. İtalya'da, savaştan dönen askerlerin öfkesi, grevlerin ve toprak işgallerinin yarattığı korku ve «sakatlanmış zafer» duygusu, siyah gömlekli bir hareketin yükselmesine zemin hazırladı. Hareketin önderi, eski bir sosyalist gazeteciydi; 1922'de Roma'ya yürüyüş tehdidiyle iktidara geldi. Sonraki bölüm bunu soruyor: Mussolini nasıl iktidara geldi ve faşizm ne vaat ediyordu?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: karla kaplı düz bir ova ve uzakta bir tren hattı; iki ayrı masada daktilolar ve yanlarında ayrı gazete sayfaları.
  • 1:10–2:50 Bağlam: bir inşaat alanında yükselen dev bir fabrika iskelesi; bir duvarda asılı büyük bir plan çizelgesi.
  • 2:50–4:30 Gelişme: bir köy yolunda yüklü bir araba ve arkasında boş kalmış bir çiftlik evi; ahırın boş yemlikleri.
  • 4:30–6:30 Dönüş noktası: kapıları kilitli büyük bir tahıl ambarı; bir tren istasyonunda bilet gişesinin kapalı penceresi.
  • 6:30–9:00 Kapanış: bir tarlanın kenarında yakılmış mumlar ve bir demet buğday başağı.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.