Öğrenme hedefleri
- 1853'te Amerikan gemilerinin gelişinden 1911'de eşitsiz antlaşmaların tümüyle kaldırılmasına kadar Japonya'nın siyasal ve ekonomik dönüşümünün başlıca adımlarını sıralayabileceksin.
- Fillmore'un mektubunu, Beş Madde Yemini'ni ve Fukuzawa'nın eğitim üzerine yazdıklarını karşılaştırarak, Japon yöneticilerinin dış baskıya nasıl bir program ile cevap verdiğini açıklayabileceksin.
- Meiji dönüşümünün bir «devrim» mi, yukarıdan yapılmış bir reform mu olduğunu ve bu hızlı sanayileşmenin bedelini kimlerin ödediğini tartışabileceksin.
Okuma metni
Kanca — dumanlı gemiler
Temmuz 1853'te, Japonya'nın başkenti Edo'nun körfezinin girişinde, dört Amerikan savaş gemisi demirledi. İkisi, bacalarından kara duman yükselen, rüzgâra karşı ilerleyebilen buharlı gemilerdi. Kıyıdaki kalabalık, onlara «Kara Gemiler» adını verdi. Filonun komutanı Matthew Perry, Amerikan başkanının Japon hükümdarına yazdığı bir mektubu teslim etmekte ısrar etti ve ertesi yıl, daha büyük bir filoyla, cevap almak için döneceğini bildirdi. İki yüzyılı aşkın süredir dış dünyayla ilişkilerini sıkı biçimde sınırlayan Tokugawa yönetimi, bu gemilere karşı koyacak güçte olmadığını biliyordu. On beş yıl sonra, bu yönetim devrilmiş, yerine genç bir imparatorun adına ülkeyi baştan aşağı değiştiren bir hükümet gelmişti. Elli yıl sonra ise Japonya, Avrupa'nın büyük güçlerinden biri olan Rusya'yı savaşta yenecekti. Bu ders, Japonya'nın, Çin'in uğradığı yenilgilerden farklı bir yolu nasıl ve hangi bedelle izlediğini soruyor.
Bağlam — şogun, daimyolar ve kapalı kapılar
On yedinci yüzyılın başından beri Japonya'yı, Edo'daki Tokugawa ailesinden gelen askerî önderler, şogunlar yönetiyordu. İmparator, Kyoto'daki sarayında, dinî ve törensel bir figür olarak yaşıyordu; asıl güç şogundaydı. Ülke, her biri bir daimyo adı verilen soylu tarafından yönetilen iki yüz altmışı aşkın beyliğe bölünmüştü. Toplum, en üstte samuraylar olmak üzere, doğuştan belirlenen katmanlara ayrılmıştı.
Tokugawa yönetimi, dış dünyayla ilişkileri de sıkı biçimde sınırlamıştı. Avrupalılardan yalnızca Hollandalıların, Nagazaki limanındaki küçük bir adada ticaret yapmasına izin veriliyordu. Ama bu, Japonya'nın dünyadan habersiz olduğu anlamına gelmiyordu. Hollandaca kitaplar aracılığıyla Avrupa'nın tıbbı, astronomisi ve askerî teknikleri öğreniliyor; Çin'in Afyon Savaşları'nda uğradığı yenilgi de dikkatle izleniyordu. Bu arada Japonya'da okuryazarlık, özellikle kentlerde, o dönemin pek çok ülkesine göre yüksekti ve tapınak okulları yaygındı.
Gelişme — şogunluğun çöküşü ve yeni hükümet
Perry'nin dönüşünde, 1854'te imzalanan antlaşma, Amerikan gemilerine iki liman açtı. 1858'de ise Amerikan elçisi Townsend Harris'in baskısıyla imzalanan ticaret antlaşması, yeni limanlar açtı, ithalat vergilerinin yabancıların onayı olmadan değiştirilemeyeceğini kabul etti ve yabancılara kendi konsoloslarının mahkemelerinde yargılanma ayrıcalığı tanıdı. Kısa süre sonra İngiltere, Fransa, Hollanda ve Rusya da benzer antlaşmalar imzaladı. Japonya da, Çin gibi, eşitsiz antlaşmaların ağına girmişti.
Bu antlaşmalar, şogunluğun otoritesini derinden sarstı. Birçok samuray, yabancılara boyun eğen şogunu suçladı ve «imparatora saygı, yabancıları kov» sloganı etrafında toplandı. Güneybatıdaki iki güçlü beylik, Satsuma ve Chōshū, bu muhalefetin merkezi oldu. Ama 1863–1864'te bu iki beylik, yabancı donanmaların bombardımanıyla, Batı'nın askerî gücünü kendi kıyılarında gördü. Önderleri, yabancıları kovmanın imkânsız olduğunu, önce Batı'nın tekniklerini öğrenip güçlenmek gerektiğini anladı. Satsuma ve Chōshū birleşti; 1867'nin sonunda son şogun Tokugawa Yoshinobu yetkilerini imparatora bıraktı. Ocak 1868'de Kyoto'da, on beş yaşındaki İmparator Mutsuhito adına yönetimin «yeniden imparatora geçtiği» ilan edildi. Kısa bir iç savaşın ardından Tokugawa'ya bağlı son kuvvetler 1869'da teslim oldu. İmparator, Edo'ya taşındı ve kentin adı Tokyo, yani «doğu başkenti» oldu. İmparatorun hükümdarlık döneminin adı Meiji, yani «aydın yönetim» idi.
Dönüş noktası — yukarıdan bir devrim
Yeni hükümeti yöneten, çoğu Satsuma ve Chōshū'den gelen, otuzlu yaşlardaki bir grup alt ve orta rütbeli samuraydı. Birkaç yıl içinde, iki buçuk yüzyıllık düzeni neredeyse bütünüyle ortadan kaldırdılar. 1871'de beylikler kaldırıldı; yerlerine merkeze bağlı valilerin yönettiği iller kuruldu. Daimyolara cömert emeklilik maaşları bağlandı. 1872'de bütün çocuklar için zorunlu ilköğretimi hedefleyen bir eğitim sistemi ilan edildi. 1873'te zorunlu askerlik getirildi: samurayların silah taşıma ayrıcalığı sona eriyor, köylülerin çocukları da asker oluyordu. Aynı yıl, eskiden ürün olarak alınan toprak vergisi, toprağın değerine göre para olarak alınan sabit bir vergiye dönüştürüldü; devletin geliri artık hasatlara bağlı değildi. 1876'da samurayların kılıç taşıması yasaklandı ve maaşları devlet tahvillerine çevrildi.
Bu değişiklikler, direnişsiz olmadı. Ayrıcalıklarını kaybeden samuraylar birçok yerde ayaklandı. En büyüğü, 1877'de, yeni hükümetin kurucularından biri olan Saigō Takamori'nin önderliğinde Satsuma'da çıktı. Hükümetin, çoğu köylülerden oluşan yeni ordusu, bu ayaklanmayı bastırdı; samurayların askerî sınıf olarak dönemi kapandı. Aynı yıllarda, halkın seçtiği bir meclis isteyen ve liberal düşüncelerden etkilenen bir hareket, «özgürlük ve halk hakları hareketi» de güçlendi.
1880'lerde hükümet, halkın meclis talebini karşılamak için bir anayasa hazırlamaya karar verdi. Devlet adamı Itō Hirobumi, Avrupa'ya giderek özellikle Prusya'nın anayasasını inceledi. 1889'da ilan edilen Meiji Anayasası, imparatoru «kutsal ve dokunulmaz» bir egemen olarak tanımladı; iki meclisli bir parlamento kurdu, ama bakanlar parlamentoya değil imparatora karşı sorumluydu ve ordu doğrudan imparatora bağlıydı. 1890'daki ilk seçimlerde, vergi koşulu yüzünden, nüfusun ancak yüzde biri kadarı oy kullanabildi.
Yaygın yanlış«Meiji Japonyası, Batı'yı olduğu gibi kopyalayarak modernleşti.»
Meiji yöneticileri Batı'dan seçerek aldı: orduyu önce Fransız, sonra Alman örneğine, donanmayı İngiliz örneğine, anayasayı Prusya'nınkine göre düzenlediler; ama bu kurumları imparatorluk kültü, sadakat ve aile ahlakı gibi yeni biçimlendirilmiş geleneksel değerlerle birleştirdiler. 1890'da yayımlanan ve okullarda törenle okunan eğitim bildirisi, Batı'nın bilimini imparatora sadakatle bir araya getiriyordu. Ayrıca Tokugawa döneminin yüksek okuryazarlığı, gelişmiş ticaret ağları ve kentleri, bu dönüşümün zeminini önceden hazırlamıştı.
Cevap — güçlü bir ordu, zengin bir ülke
Tarım ağırlıklı bir ülkenin 1868'den Rus-Japon Savaşı'na uzanan kısa bir sürede büyük güçler arasına katılması, dış baskının yarattığı korku ile yeni yöneticilerin kararlı ve seçici bir reform programının birleşmesinin sonucuydu. Meiji hükümetinin sloganı «zengin ülke, güçlü ordu» idi. Hat döşemekten maden işletmeye, gemi yapımından iplik eğirmeye kadar pek çok işe ilk sermayeyi devlet koydu; 1880'lerde bunların çoğunu, siyasal bağlantıları güçlü birkaç büyük aile şirketine sattı. Bu şirketler, sonradan zaibatsu adıyla anılan dev holdinglere dönüştü. İhracatın bel kemiği ipek ve pamuklu dokumaydı. 1894–1895'te Çin'i, 1904–1905'te Rusya'yı yenen Japonya, 1899'da yabancıların yargı ayrıcalığını, 1911'de gümrük kısıtlamalarını kaldırarak eşitsiz antlaşmalardan tümüyle kurtuldu. Ama bu başarı, Tayvan ve Kore'nin ele geçirilmesiyle, Japonya'nın kendisinin de bir sömürge imparatorluğuna dönüşmesi anlamına geliyordu.
Bugünle bağ — Kushimoto kıyısında bir fırtına
Meiji Japonyası, Osmanlı Devleti'nde de ilgiyle izlendi. 1887'de bir Japon prensinin İstanbul'u ziyaretine karşılık, Sultan II. Abdülhamid, 1889'da Ertuğrul Fırkateyni'ni Japonya'ya gönderdi. Gemi, dönüş yolunda, Eylül 1890'da Japonya'nın güneyindeki Kushimoto açıklarında bir tayfuna yakalanarak battı; beş yüzü aşkın denizci hayatını kaybetti. Kıyıdaki köylüler, kurtulan altmış dokuz denizciyi evlerine aldı ve onlara baktı; Japon hükümeti de kurtulanları kendi savaş gemileriyle İstanbul'a getirdi. Bu olay, iki ülke arasındaki dostluğun simgesi oldu. 1985'te İran-Irak Savaşı sırasında Tahran'da mahsur kalan Japon yurttaşları, Türk Hava Yolları'nın gönderdiği uçaklarla tahliye edildiğinde, Japonya'da bu yardım, Ertuğrul'un hatırasına yapılmış bir karşılık olarak anıldı.
Birincil kaynak
Nisan 1868'de, genç imparatorun Kyoto'daki sarayda saray soyluları ve beylik temsilcilerinin önünde yemin ederek ilan ettiği Beş Madde Yemini, Japonca metinden:
一 廣ク會議ヲ興シ萬機公論ニ決スヘシ
一 上下心ヲ一ニシテ盛ニ經綸ヲ行フヘシ
一 官武一途庶民ニ至ル迄各其志ヲ遂ケ人心ヲシテ倦マサラシメン事ヲ要ス
一 舊來ノ陋習ヲ破リ天地ノ公道ニ基クヘシ
一 智識ヲ世界ニ求メ大ニ皇基ヲ振起スヘシ
Türkçesi: Geniş meclisler kurulacak ve bütün devlet işleri açık tartışmayla karara bağlanacaktır. Yönetenler ve yönetilenler tek yürek olup ülkenin işlerini canla başla yürütecektir. Sivil ve askerî yöneticilerden sıradan halka kadar herkesin kendi amacına ulaşabilmesi ve insanların umutsuzluğa düşmemesi sağlanacaktır. Geçmişin kötü alışkanlıkları kırılacak ve her şey göğün ve yerin adil yoluna dayanacaktır. Bilgi bütün dünyada aranacak ve imparatorluk yönetiminin temelleri güçlendirilecektir.
Kaynak: «Gokajō no Goseimon» (Beş Madde Yemini), Meiji 1. yıl, 3. ay, 14. gün (6 Nisan 1868); Hōrei Zensho (Yasalar Külliyatı), Meiji 1. yıl, no. 156; Vikikaynak (Japonca). Türkçesi, Japoncasından bizim.
- Yeminin hangi maddeleri, Tokugawa döneminin toplumsal düzenini değiştirmeyi vaat eder?
- Birinci maddedeki «geniş meclisler» vaadi, 1889 anayasasıyla ne ölçüde gerçekleşti?
- Beşinci madde, «dünyadan bilgi almak» ile «imparatorluğun temellerini güçlendirmek» arasında nasıl bir bağ kurar?
Tarihçiler Tartışıyor
- E. H. Norman (1940) — Japan's Emergence as a Modern State adlı kitabında, Meiji dönüşümünü, alt rütbeli samuraylar ile büyük tüccarların ittifakıyla yukarıdan yapılmış, köylülerin ve halkın dışlandığı eksik bir devrim olarak yorumladı; bu devrimin, sonraki otoriter ve yayılmacı devletin tohumlarını taşıdığını savundu.
- W. G. Beasley (1972) — The Meiji Restoration adlı kitabında, Restorasyonu, dış tehdide karşı ülkeyi güçlendirmeyi amaçlayan milliyetçi bir devrim olarak ele aldı; olayların, önceden hazırlanmış bir plandan çok, dış baskı karşısında adım adım alınan kararların sonucu olduğunu gösterdi.
- Carol Gluck (1985) — Japan's Modern Myths adlı kitabında, Meiji döneminin sonunda imparatorluk kültü, aile devleti ve sadakat gibi «geleneksel» sayılan değerlerin, aslında okullar, ordu ve basın aracılığıyla yeni kurulan bir ideoloji olduğunu inceledi.
- Marius Jansen (2000) — The Making of Modern Japan adlı kitabında, Meiji dönüşümünün başarısını, Tokugawa döneminin okuryazarlık, ticaret ve yönetim birikimine bağladı; Restorasyonu bir kopuş olmaktan çok, bu birikimin yeni koşullarda harekete geçmesi olarak gördü.
Bu tarihçiler, Meiji'yi farklı yönlerden değerlendirir. Norman devrimin eksik ve otoriter yanlarını, Beasley dış baskının belirleyiciliğini öne çıkarır; Gluck ideolojinin kuruluşunu, Jansen ise Tokugawa mirasının sürekliliğini vurgular. Tartışma, Meiji Restorasyonu'nun eski düzenden köklü bir kopuş mu, yoksa Tokugawa döneminde hazırlanmış bir birikimin yukarıdan yönlendirilmiş bir dönüşümü mü olduğu sorusunda düğümlenir.
Derine İn
Japonya'nın sanayileşmesinin gerçek yüzü, fabrikalarda çalışanların hayatında görülür. Önceki bir derste Tomioka'daki örnek ipek fabrikasını gördük; sonraki on yıllarda özel ipek ve pamuk fabrikaları hızla çoğaldı. Bu fabrikaların işçilerinin büyük çoğunluğu, köylerden, çoğu zaman ailelerine peşin ödenen bir ücret karşılığında birkaç yıllık sözleşmelerle getirilen genç kızlardı. Günde on iki saati aşan çalışma süreleri, yatakhanelerde kapalı yaşam ve verem gibi hastalıklar yaygındı. 1903'te hükümetin yaptırdığı bir araştırma, bu koşulları ayrıntılı olarak belgeledi; ama fabrikalardaki çalışma saatlerini sınırlayan ilk yasa ancak 1911'de çıkarıldı ve 1916'da yürürlüğe girdi. Japonya'nın ihracat gücü, büyük ölçüde bu genç kadınların emeğine dayanıyordu.
Köylüler de dönüşümün bedelini ödedi. 1873'te getirilen, toprağın değerine göre para olarak ödenen sabit vergi, devletin gelirini güvenceye aldı; ama kötü hasat yıllarında köylüler vergiyi ödeyebilmek için borçlanmak ya da toprağını satmak zorunda kaldı. 1880'lerin başında hükümetin enflasyonu durdurmak için uyguladığı sıkı para politikası, tarım ürünlerinin fiyatlarını düşürdü ve pek çok küçük çiftçiyi topraksız bıraktı. Toprak, giderek büyük toprak sahiplerinin elinde toplandı; kiracı çiftçilerin sayısı arttı. Bu dönemde bazı bölgelerde, borç yükü altındaki köylülerin ayaklanmaları da görüldü.
Meiji devleti, ulusal kimliği de yeniden biçimlendirdi. Zorunlu ilköğretim, ortak bir yazı dilinin, ortak bir tarih anlatısının ve imparatora sadakatin ülkenin her köşesine yayılmasını sağladı. Zorunlu askerlik de, lehçeleri birbirinden çok farklı köylerin delikanlılarını aynı disiplin ve aynı marşlar altında bir araya getirdi. İmparator, ülkeyi gezen, portreleri okullara asılan ve adına törenler düzenlenen bir ulusal simgeye dönüştü. Aynı dönemde, kuzeydeki Hokkaido adasında yaşayan Ainu halkının toprakları devlete bağlanarak yerleşimcilere açıldı; güneydeki Ryūkyū krallığı 1879'da ilhak edilerek Okinawa ili yapıldı. Ulus devletin kurulması, ülkenin kenarlarındaki toplulukların geleneksel yaşamlarını da derinden değiştirdi.
Yeni teknolojinin yayılmasında yabancı uzmanlar da önemli rol oynadı. Meiji hükümeti, 1870'lerde ve 1880'lerde yüksek maaşlarla binlerce Avrupalı ve Amerikalı mühendis, öğretmen, hukukçu ve askerî danışmanı çalıştırdı. Ama bu uzmanlar kalıcı olarak değil, genellikle birkaç yıllık sözleşmelerle getirildi; amaç, onların yerini olabildiğince hızlı biçimde, yurt dışında eğitilmiş Japon mühendislerle ve yöneticilerle doldurmaktı. Japonya'nın ilk demiryolu, 1872'de İngiliz mühendislerin yardımıyla, Tokyo ile antlaşma limanı Yokohama arasında açıldı; yirmi yıl içinde demiryollarının yapımı ve işletmesi büyük ölçüde Japon mühendislerin eline geçti. Borçlanma konusunda da hükümet temkinliydi: 1870'lerin başında Londra'dan alınan iki küçük borç dışında, Meiji yöneticileri 1890'ların sonuna kadar yabancı borçlanmadan büyük ölçüde kaçındı. Bazı tarihçilere göre, Mısır'ın ve Osmanlı Devleti'nin dış borçlar yüzünden mali denetime girmesi, bu temkinin nedenlerinden biriydi.
Son olarak, Meiji Japonyası'nın başarısı, Asya'nın başka ülkelerinde de örnek olarak görüldü. 1905'te Japonya'nın Rusya'yı yenmesi, Avrupalı olmayan bir ülkenin bir Avrupa büyük gücünü yenebileceğinin kanıtı olarak, Çin'den Hindistan'a, İran'dan Osmanlı Devleti'ne kadar pek çok aydın tarafından heyecanla karşılandı. Ama aynı zafer, Japonya'nın Kore'yi 1910'da ilhak etmesine giden yolu da açtı.
Uzman Notu
Temel literatür
- E. Herbert Norman, Japan's Emergence as a Modern State (New York: Institute of Pacific Relations, 1940).
- Thomas C. Smith, Political Change and Industrial Development in Japan: Government Enterprise, 1868–1880 (Stanford: Stanford University Press, 1955).
- W. G. Beasley, The Meiji Restoration (Stanford: Stanford University Press, 1972).
- Conrad Totman, The Collapse of the Tokugawa Bakufu, 1862–1868 (Honolulu: University of Hawaii Press, 1980).
- Carol Gluck, Japan's Modern Myths: Ideology in the Late Meiji Period (Princeton: Princeton University Press, 1985).
- Marius B. Jansen, The Making of Modern Japan (Cambridge, MA: Harvard University Press, 2000).
Arşiv ve kaynak
Meiji döneminin kaynakları arasında hükümetin yasa ve kararname derlemeleri, Iwakura heyetinin raporları, meclis tutanakları, gazeteler, Fukuzawa gibi aydınların yazıları, fabrika araştırmaları ve hükümetin maaşla çalıştırdığı Avrupalı ve Amerikalı danışmanların raporları vardır. Beş Madde Yemini ve Fukuzawa'nın kitapçığı Japonca Vikikaynak'ta, Perry seferinin resmî anlatısı Internet Archive'da okunabilir. Japonca kaynakların eski yazı biçimleri, çeviri yaparken dikkat gerektirir.
Açık sorular
- Meiji Restorasyonu bir devrim miydi, yoksa eski elitlerin bir bölümünün yukarıdan yaptığı bir reform mu?
- Japonya'nın Çin'den farklı bir yol izlemesini sağlayan asıl etken, Tokugawa mirası mıydı, yoksa dış baskının zamanlaması ve biçimi mi?
- Hızlı sanayileşmenin ve ulus inşasının bedelini hangi toplumsal kesimler ödedi?
Mini sınav
- (Hedef 1) 1853'te Edo körfezine gelen Amerikan filosunun komutanı kimdir? A) Townsend Harris B) Matthew Perry C) Millard Fillmore D) Charles Elliot
- (Hedef 1) Beylikleri kaldırıp yerlerine merkeze bağlı iller kuran reform hangi yılda yapıldı? A) 1853 B) 1868 C) 1871 D) 1889
- (Hedef 2) Fillmore'un mektubunda Japonya'dan istenenler arasında hangisi yoktur? A) Kaza geçiren balina avcılarının korunması B) Buharlı gemiler için kömür ve erzak C) Ticaret yapılması D) Toprak bırakılması
- (Hedef 2) Beş Madde Yemini'nin son maddesine göre bilgi nerede aranacaktır? A) Bütün dünyada B) Yalnızca Çin'de C) Eski Japon metinlerinde D) Yalnızca Hollanda'da
- (Hedef 3) Meiji döneminin sonunda «geleneksel» sayılan değerlerin aslında yeni kurulan bir ideoloji olduğunu inceleyen tarihçi kimdir? A) W. G. Beasley B) E. H. Norman C) Carol Gluck D) Marius Jansen
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Meiji Restorasyonu eski düzenden köklü bir kopuş muydu, yoksa yukarıdan yönlendirilmiş bir dönüşüm mü? Cevabında Fillmore'un mektubunu, Beş Madde Yemini'ni ve Fukuzawa'nın kitapçığını kullan; Norman ile Jansen'in yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- B — Filonun komutanı Matthew Perry'ydi.
- C — Beylikler 1871'de kaldırıldı.
- D — Mektupta toprak isteği yoktur.
- A — Bilgi bütün dünyada aranacaktır.
- C — Bu konuyu Carol Gluck inceledi.
Kapsamlı bir cevap, Meiji dönüşümünün dış baskı, özellikle eşitsiz antlaşmalar karşısında ülkeyi güçlendirmeyi amaçlayan bir grup samurayın yukarıdan yürüttüğü köklü bir reform programı olduğunu açıklar. Fillmore'un mektubunu, dostluk diliyle yazılmış ama savaş gemileriyle desteklenmiş bir baskının belgesi olarak; Beş Madde Yemini'ni, toplumsal katmanları gevşetmeyi ve dünyadan öğrenmeyi vaat eden, ama imparatorluk yönetimini güçlendirmeyi amaçlayan bir program olarak; Fukuzawa'nın kitapçığını ise eğitimle bireyin ve ulusun bağımsızlığını birbirine bağlayan bir aydın sesi olarak okur. Güçlü bir yanıt, Norman'ın halkı dışlayan eksik bir devrim yorumunu, Jansen'in Tokugawa mirasının sürekliliğini vurgulayan yorumuyla karşılaştırır ve dönüşümün bedelini ödeyen köylüleri ve fabrika işçilerini de hesaba katar.
Sonraki bölüme köprü
Bu derste, Japonya'nın eşitsiz antlaşmalardan kurtulup bağımsızlığını koruduğunu ve kendisinin de bir sömürge gücü olmaya yöneldiğini gördük. Asya'nın öbür ucundaki büyük bir alt kıtanın kaderi ise çok farklı oldu. Orada bir ticaret şirketi, yüzyıl içinde geniş toprakların efendisi olmuştu; 1857'de şirketin kendi askerleri arasında başlayan ve kuzeye yayılan büyük bir ayaklanma, bu düzeni sarstı. Ayaklanmanın bastırılmasının ardından Londra, şirketi kaldırıp yönetimi doğrudan kraliçenin adına üstlendi. Sonraki bölüm bunu soruyor: Hindistan'da İngiliz Raj'ı.