Öğrenme hedefleri
- 1860 seçiminden 1865'teki teslimiyete ve köleliği kaldıran anayasa değişikliğine kadar ABD İç Savaşı'nın başlıca aşamalarını sıralayabileceksin.
- Mississippi'nin ayrılık bildirgesini, Lincoln'ün Greeley'e mektubunu ve Douglass'ın Özgürlük Bildirisi üzerine anlattıklarını karşılaştırarak, savaşın nedenini ve amacının savaş içinde nasıl değiştiğini açıklayabileceksin.
- Savaşın nedenleri üzerine tarihçilerin farklı açıklamalarını ve «savaş kölelikle ilgili değildi» görüşünün nasıl ortaya çıktığını değerlendirebileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir gazeteciye verilen cevap
Ağustos 1862'de, Amerika Birleşik Devletleri'nde iç savaş on altıncı ayına girmişti ve kuzeyin orduları, beklenenin aksine, hâlâ kesin bir zafer kazanamamıştı. New York'un en etkili gazetesinin sahibi Horace Greeley, gazetesinde Başkan Abraham Lincoln'e açık bir mektup yayımladı: güneydeki isyanın kaynağı kölelikti, ama hükümet köleliğe dokunmaktan çekiniyordu. Lincoln birkaç gün sonra, yine gazeteler aracılığıyla kısa bir cevap verdi. Bu savaştaki en önemli amacının Birliği kurtarmak olduğunu, köleliği ne kurtarmak ne de yok etmek olmadığını yazdı. Okuyanların çoğu, bu cevabı köleliğe karşı bir kayıtsızlık olarak anladı. Oysa Lincoln, bir ay önce kabinesine, isyan hâlindeki eyaletlerdeki kölelerin özgür olduğunu ilan eden bir bildirinin taslağını okumuş, onu açıklamak için bir askerî zafer bekliyordu. Bu ders, bir ülkenin kendi yurttaşlarıyla neden dört yıl savaştığını, bu savaşın amacının savaş sürerken nasıl değiştiğini ve savaşın sonunda neyin kazanılıp neyin yarım kaldığını soruyor.
Bağlam — iki ekonomi, tek anayasa
1860'ta Amerika Birleşik Devletleri'nde yaklaşık dört milyon insan köle olarak yaşıyordu. Köleliğin neredeyse tamamı güney eyaletlerindeydi. Güneyin ekonomisi, köle emeğiyle yetiştirilen pamuğa dayanıyordu; bu pamuk, İngiltere'nin ve kuzeyin fabrikalarının ana hammaddesiydi. Kuzey eyaletlerinde ise kölelik, on sekizinci yüzyılın sonundan on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısına uzanan bir süreçte adım adım kaldırılmıştı; ekonomi, ücretli emeğe, sanayiye ve küçük çiftçiliğe dayanıyordu.
Çatışmanın merkezinde, batıdaki yeni topraklar vardı. Birleşik Devletler batıya doğru genişledikçe, yeni eyaletlerde köleliğe izin verilip verilmeyeceği sorusu, Kongre'deki dengeyi belirliyordu. Yıllarca çeşitli uzlaşmalarla ertelenen bu sorun, 1850'lerde şiddetlendi. Kaçan köleleri sahiplerine geri vermeyi kuzeydeki eyaletlere de zorunlu kılan 1850 yasası, kuzeyde büyük öfke yarattı. Köle olarak doğup kaçan Harriet Tubman gibi kişiler, kuzeye kaçmak isteyenlere gizli yollarla yardım ediyordu. 1854'te kurulan Cumhuriyetçi Parti, köleliğin yeni topraklara yayılmasına karşı çıkıyordu; ama güneydeki eyaletlerde köleliğe dokunmayı önermiyordu.
Kasım 1860'ta Cumhuriyetçi aday Lincoln, güney eyaletlerinin çoğunda oy pusulasında adı bile yokken, yalnızca kuzeyin oylarıyla başkan seçildi. Güneyin önderleri, bunu köleliğin sonunun başlangıcı olarak gördü.
Gelişme — ayrılık, savaş ve uzayan bir çatışma
Aralık 1860'ta Güney Carolina Birlik'ten ayrıldığını ilan etti. Şubat 1861'e kadar altı eyalet daha onu izledi ve bu eyaletler, başkanlığına Jefferson Davis'in seçildiği Amerika Konfedere Devletleri'ni, yani Konfederasyon'u kurdu. Ayrılan eyaletlerin çoğu, bu kararın nedenlerini açıklayan bildiriler yayımladı.
Nisan 1861'de Konfederasyon güçleri, Güney Carolina'daki federal kale Fort Sumter'ı ele geçirdi. Lincoln, isyanı bastırmak için gönüllü asker çağrısında bulununca, dört güney eyaleti daha Konfederasyon'a katıldı ve başkent Virginia'daki Richmond'a taşındı. Köleliğin yasal olduğu ama ayrılmayan dört sınır eyaleti ise Birlik'te kaldı. Lincoln, bu eyaletleri kaybetmemek için savaşın amacını dikkatle tanımladı: köleliği kaldırmak değil, Birliği korumak.
Kuzeyin nüfusu, sanayisi, demiryolları ve donanması güneyinkinden çok daha güçlüydü. Güney ise kendi topraklarında savuncu bir savaş veriyordu ve deneyimli komutanlara sahipti; Virginia ordusunun başındaki Robert E. Lee, kuzeyin ordularını birçok kez geri püskürttü. Konfederasyon, dünyanın pamuğa muhtaç olduğuna, bu yüzden İngiltere'nin ve Fransa'nın onu tanıyıp destekleyeceğine güveniyordu.
Dönüş noktası — bir savaş amacının değişmesi
Savaş uzadıkça, köleliğe dokunmadan kazanmanın imkânsız olduğu anlaşıldı. Köle emeği, Konfederasyon'un tarlalarını ve ordusunun ikmalini ayakta tutuyordu. Kuzeyin ordularının ilerlediği yerlerde, binlerce köle kaçarak Birlik saflarına sığınıyordu; kendi özgürlüklerini, savaşın ortasında kendileri kazanıyorlardı. Eylül 1862'de, Maryland'de güneyin ilerleyişinin durdurulmasından sonra, Lincoln bildirisini açıkladı.
Bildiriden sonra savaşın niteliği değişti. Savaşın sonuna kadar yaklaşık 180 bin siyah asker Birlik ordusunda savaştı; bunların önemli bir bölümü kaçmış kölelerdi. Temmuz 1863'te Lee'nin ordusu Pennsylvania'daki Gettysburg'da durduruldu; aynı günlerde Mississippi Nehri üzerindeki son Konfederasyon kalesi düştü. Lincoln, Kasım'da Gettysburg'daki mezarlığın açılışında yaptığı kısa konuşmada, savaşı «özgürlüğün yeniden doğuşu» için verilen bir sınav olarak tanımladı. 1864'te Ulysses S. Grant'in komutasındaki Birlik orduları Konfederasyon'u her yönden sıkıştırdı. Nisan 1865'te Lee, Virginia'daki Appomattox'ta teslim oldu. Birkaç gün sonra Lincoln bir suikastle öldürüldü. Aralık 1865'te onaylanan On Üçüncü Değişiklik, köleliği bütün ülkede kaldırdı.
Yaygın yanlış«İç Savaş köleliğe değil, eyaletlerin haklarına ilişkin bir anlaşmazlıktı.»
Bu görüş, savaştan sonra güneyde yayılan ve Kaybedilmiş Dava adıyla anılan anlatının bir parçasıdır. Oysa ayrılan eyaletlerin 1860–1861'deki bildirileri ve konuşmaları, korumak istedikleri «hakkın» her şeyden önce köle sahipliği hakkı olduğunu açıkça söyler. Aynı güney önderleri, 1850'de kuzeydeki eyaletlerin kendi yasalarını hiçe sayan kaçak köle yasasını desteklemişti. Doğru olan şudur: kuzey savaşa köleliği kaldırmak için değil, Birliği korumak için girdi; ama savaşın nedeni kölelikti.
Cevap — bir Birlik, ama nasıl bir Birlik?
İç Savaş, köleliğin batıdaki yeni topraklara yayılıp yayılmayacağı sorusunun, güneyin ayrılmasıyla bir varlık yokluk sorununa dönüşmesiyle başladı. Güney eyaletleri, köleliği korumak için ayrıldı; kuzey ise Birliği korumak için savaştı. Ama savaş uzadıkça, kaçarak Birlik saflarına sığınan kölelerin, kölelik karşıtlarının ve siyah askerlerin de etkisiyle, Birliği korumak ile köleliği kaldırmak aynı hedefe dönüştü. Savaşın sonunda Birlik korundu ve kölelik kaldırıldı. Ama özgürleşen dört milyon insanın eşit yurttaşlığı sorunu çözülmedi; bu sorun, savaştan sonraki onlarca yılın asıl mücadelesi oldu.
Bugünle bağ — Çukurova'da pamuk tarlaları
İç Savaş, dünyanın öbür ucundaki tarlaları da değiştirdi. Kuzeyin güney limanlarını ablukaya almasıyla Amerikan pamuğunun ihracatı büyük ölçüde durdu ve İngiltere'nin dokuma kentlerinde yıllarca süren bir işsizlik yaşandı. Pamuk fiyatları hızla yükseldi. Bu boşluğu doldurmak için Mısır'da, Hindistan'da ve Osmanlı Devleti'nde pamuk ekimi genişledi. 1860'larda Osmanlı hükümeti pamuk yetiştirmeyi teşvik etti; Çukurova'da ve Batı Anadolu'da pamuk tarlaları hızla büyüdü. Savaş bitip Amerikan pamuğu dünya pazarına dönünce fiyatlar düştü ve bu hızlı büyüme birçok yerde durakladı; ama Çukurova'nın pamuk bölgesi olarak gelişmesi bu yıllarda hız kazandı. Bir ülkenin iç savaşı, küresel bir hammadde zinciri üzerinden, uzak bölgelerin ekonomisini de biçimlendirmişti.
Birincil kaynak
Lincoln'ün, New York Tribune gazetesinin sahibi Horace Greeley'e 22 Ağustos 1862'de yazdığı ve gazetelerde yayımlanan mektuptan:
I would save the Union. I would save it the shortest way under the Constitution. […] My paramount object in this struggle is to save the Union, and is not either to save or to destroy slavery. If I could save the Union without freeing any slave, I would do it; and if I could save it by freeing all the slaves, I would do it; and if I could save it by freeing some and leaving others alone, I would also do that. […] I have here stated my purpose according to my view of official duty; and I intend no modification of my oft-expressed personal wish that all men everywhere could be free.
Türkçesi: Birliği kurtarırdım. Onu Anayasa çerçevesinde en kısa yoldan kurtarırdım. […] Bu mücadeledeki en önemli amacım Birliği kurtarmaktır; köleliği kurtarmak ya da yok etmek değil. Birliği tek bir köleyi özgür bırakmadan kurtarabilseydim bunu yapardım; bütün köleleri özgür bırakarak kurtarabilseydim bunu yapardım; bazılarını özgür bırakıp ötekilere dokunmadan kurtarabilseydim, bunu da yapardım. […] Burada amacımı resmî görevimi nasıl anladığıma göre ifade ettim; bütün insanların her yerde özgür olmasına ilişkin sık sık dile getirdiğim kişisel dileğimi ise hiçbir şekilde değiştirmiyorum.
Kaynak: Abraham Lincoln, Horace Greeley'e mektup, Washington, 22 Ağustos 1862; Marion Mills Miller (ed.), Life and Works of Abraham Lincoln, cilt 9 (New York: Current Literature, 1907); Vikikaynak (İngilizce). Türkçesi, İngilizcesinden bizim.
- Lincoln, «resmî görev» ile «kişisel dilek» arasında nasıl bir ayrım yapar?
- Lincoln'ün bu mektubu yazdığı sırada bir özgürlük bildirisi hazırladığını bilmek, mektubu okuma biçimini nasıl değiştirir?
- Mektuptaki üç seçenekten hangisi, sonraki aylarda Özgürlük Bildirisi'yle gerçekleşti?
Tarihçiler Tartışıyor
- Charles Beard (1927) — Mary Beard ile birlikte yazdığı The Rise of American Civilization adlı kitabında, İç Savaş'ı sanayici kuzey ile tarımcı güney arasındaki ekonomik bir çatışma, bir «ikinci Amerikan devrimi» olarak yorumladı; köleliği, bu ekonomik çatışmanın bir parçası olarak gördü.
- James G. Randall (1940) — Savaşın kaçınılmaz olmadığını, aşırı uçtaki kölelik karşıtları ve güneyli milliyetçiler tarafından kışkırtıldığını savundu; savaşa sürüklenen kuşağı «beceriksiz bir kuşak» olarak nitelendirdi.
- James McPherson (1988) — Battle Cry of Freedom adlı kitabında, köleliği savaşın merkezine yerleştirdi; savaşı, köleliğin yayılması sorunu etrafında birbirinden giderek uzaklaşan iki toplumun çatışması ve sonunda köleliği ortadan kaldıran bir devrim olarak anlattı.
- Gary Gallagher (2011) — The Union War adlı kitabında, kuzeyli askerlerin ve sivillerin çoğu için savaşın asıl amacının, kendi gözlerinde dünyanın demokratik umudu olan Birliği korumak olduğunu vurguladı; köleliğin kaldırılmasının, çoğu kuzeyli için bu amaca hizmet eden bir araç olarak kabul edildiğini gösterdi.
Bu tarihçiler, savaşı farklı eksenlerden okur ve her biri kendi döneminin sorularını taşır: Beard'ın yorumu sanayileşme çağının, Randall'ınki iki dünya savaşı arasındaki barışçı havanın, McPherson'ınki ise sivil haklar hareketinden sonraki kuşağın izlerini gösterir. Beard ekonomik çıkarları, Randall siyasetçilerin hatalarını öne çıkarırken, McPherson köleliği savaşın nedeni ve sonucu olarak merkeze koyar; Gallagher ise kuzeyliler için Birlik düşüncesinin taşıdığı anlamı hatırlatır. Tartışma, İç Savaş'ın her şeyden önce köleliğin kaldırılması için mi, yoksa bir ulusun bütünlüğünü korumak için mi verildiği sorusunda düğümlenir.
Derine İn
İç Savaş, Amerikan tarihinin en ölümcül savaşıdır. Uzun süre savaşta yaklaşık 620 bin askerin öldüğü kabul edildi; 2011'de nüfus sayımı verilerine dayanan bir demografik çalışma, bu sayının 750 bin civarında olabileceğini ileri sürdü. Ölenlerin çoğu çatışmalarda değil, kamplarda yayılan salgın hastalıklarda hayatını kaybetti. Bu kayıplar, nüfusa oranla, Amerika'nın sonraki bütün savaşlarındaki kayıplardan daha büyüktür. Savaşın sonunda güneyin pek çok bölgesi harap olmuş, ekonomisi çökmüştü.
Savaşın nasıl sona ereceği, en başından beri tartışmalıydı. Kuzeyde, savaşı Birliğin eski biçimiyle, köleliğe dokunmadan bitirmek isteyen güçlü bir kesim vardı. Bu kesim, 1864 seçimlerinde güneyle barış yapılmasını savundu. Temmuz 1863'te New York'ta, zorunlu askerliğe karşı başlayan ayaklanma, kentin siyah sakinlerine yönelen saldırılara dönüştü. Lincoln'ün 1864'te yeniden seçilmesi, savaşın zafere kadar sürdürülmesinin ve köleliğin kaldırılmasının yolunu açtı.
Savaşta, 1848 yenilgisinin ardından Atlantik'i geçen Alman sürgünleri de önemli bir rol oynadı. Bonn'daki öğrenci günlerinden sonra Amerika'ya yerleşen Carl Schurz, Birlik ordusunda general oldu; savaştan sonra senatör ve bakan olarak çalıştı. Birlik ordusunda, Almanya'da doğmuş yaklaşık iki yüz bin askerin savaştığı tahmin edilir. Onlar için bu savaş, Avrupa'da yenilen özgürlük davasının Amerika'da sürdürülmesiydi.
Köleleştirilmiş insanların kendi özgürlüklerini kazanmadaki rolü, uzun süre tarih yazımında görmezden gelindi. Oysa savaşın ilk aylarından itibaren, Birlik ordularının yakınındaki köleler kaçarak kuzeyin saflarına sığındı. Birlik subayları başlangıçta bu kaçakları sahiplerine geri vermeyi tartıştı; sonra onları «savaş ganimeti» sayarak geri vermemeye karar verdi. Bu uygulama, Özgürlük Bildirisi'nden önce, köleliği içeriden aşındırmaya başlamıştı. Harriet Tubman, savaş sırasında Birlik ordusu için casusluk ve rehberlik yaptı; 1863'te Güney Carolina'da, yedi yüzü aşkın kölenin özgürlüğüne kavuştuğu bir nehir baskınında rehber olarak yer aldı. Bu örnekler, köleliğin kaldırılmasının yalnızca Washington'da imzalanan belgelerle değil, köleleştirilmiş insanların kendi eylemleriyle gerçekleştiğini gösterir.
Savaş, cephe gerisindeki toplumu da dönüştürdü. İki taraf da ilk kez zorunlu askerliğe başvurdu; kuzeyde federal hükümet, savaşı finanse etmek için gelir vergisi koydu ve ülke çapında geçerli bir kâğıt para bastı. Kadınlar, cepheye giden erkeklerin yerine çiftliklerde ve fabrikalarda çalıştı; binlerce kadın, ordu hastanelerinde hemşire olarak görev yaptı. Kuzeyde savaş sırasında çıkarılan yasalar, batıdaki kamu topraklarını yerleşimcilere dağıttı ve kıtayı boydan boya geçecek demiryolunun yapımını başlattı. Beard'ın «ikinci Amerikan devrimi» dediği dönüşümün önemli bir bölümü, bu savaş yıllarının yasalarında gizliydi.
Savaşın sonuçları da yarım kaldı. On Üçüncü Değişiklik köleliği kaldırdı; 1868'deki On Dördüncü Değişiklik, Birleşik Devletler'de doğan herkese yurttaşlık ve yasa önünde eşit koruma hakkı tanıdı; 1870'teki On Beşinci Değişiklik ise ırk nedeniyle oy hakkından yoksun bırakmayı yasakladı. Ama 1870'lerin ortasından sonra, federal hükümet güneydeki denetimini gevşetince, güney eyaletleri siyahların oy hakkını çeşitli yollarla fiilen ortadan kaldıran ve ayrımcılığı yasallaştıran düzenlemeler yaptı. Anayasa'ya yazılan eşitlik, gerçek hayatta yaklaşık bir yüzyıl sonra, 1960'ların sivil haklar yasalarıyla yeniden gündeme gelebildi.
Uzman Notu
Temel literatür
- Charles A. Beard ve Mary R. Beard, The Rise of American Civilization, 2 cilt (New York: Macmillan, 1927).
- David M. Potter, The Impending Crisis, 1848–1861 (New York: Harper & Row, 1976).
- James M. McPherson, Battle Cry of Freedom: The Civil War Era (New York: Oxford University Press, 1988).
- David W. Blight, Race and Reunion: The Civil War in American Memory (Cambridge, MA: Harvard University Press, 2001).
- Gary W. Gallagher, The Union War (Cambridge, MA: Harvard University Press, 2011).
- James Oakes, Freedom National: The Destruction of Slavery in the United States, 1861–1865 (New York: W. W. Norton, 2013).
Arşiv ve kaynak
İç Savaş, belgelenmesi en zengin savaşlardan biridir. Başlıca kaynaklar arasında ayrılık bildirgeleri, Kongre tutanakları, iki tarafın ordularının resmî raporları, Lincoln'ün ve Davis'in yazışmaları, askerlerin mektupları ve günlükleri, gazeteler ve fotoğraflar vardır. Özgürleşen kölelerin savaş sırasındaki tanıklıkları ve 1930'larda eski kölelerle yapılan görüşmeler de önemli kaynaklardır; ama bu görüşmeler, onlarca yıl sonra ve çoğu zaman beyaz görüşmeciler tarafından yapıldığı için dikkatle okunmalıdır. Ayrılık bildirgeleri, Lincoln'ün mektupları ve Douglass'ın otobiyografisi İngilizce Vikikaynak'ta okunabilir.
Açık sorular
- İç Savaş önlenebilir miydi, yoksa kölelik sorunu barışçıl bir çözüme kapalı mıydı?
- Özgürlük Bildirisi, bir ahlaki karar mıydı, yoksa bir askerî zorunluluk mu?
- Savaştan sonra özgürleşen insanlara vaat edilen eşitlik neden onlarca yıl gerçekleşmedi?
Mini sınav
- (Hedef 1) Konfederasyon'un başkanı kimdi? A) Robert E. Lee B) Jefferson Davis C) Ulysses S. Grant D) Horace Greeley
- (Hedef 1) Köleliği bütün ülkede kaldıran anayasa değişikliği hangisidir? A) On Üçüncü Değişiklik B) Birinci Değişiklik C) On Dördüncü Değişiklik D) On Beşinci Değişiklik
- (Hedef 2) Mississippi'nin ayrılık bildirgesine göre eyaletin konumu hangi kurumla «tamamen özdeşleşmiştir»? A) Eyalet hakları B) Serbest ticaret C) Kölelik D) Anayasa mahkemesi
- (Hedef 2) Douglass'ın Özgürlük Bildirisi'ne yönelttiği eleştiri nedir? A) Bildirinin hiç yayımlanmaması B) Kuzey eyaletlerini de kapsaması C) Kölelerin orduya katılmasını yasaklaması D) Köleliği yalnızca isyan hâlindeki bölgelerde kaldırması
- (Hedef 3) Savaşı, köleliğin yayılması sorunu etrafında ayrışan iki toplumun çatışması ve köleliği kaldıran bir devrim olarak anlatan tarihçi kimdir? A) Charles Beard B) James McPherson C) James G. Randall D) Gary Gallagher
Açık uçlu soru
(Hedef 3) İç Savaş her şeyden önce köleliğin kaldırılması için mi, yoksa Birliğin korunması için mi verildi? Cevabında Mississippi'nin ayrılık bildirgesini, Lincoln'ün Greeley'e mektubunu ve Douglass'ın anlattıklarını kullan; McPherson ile Gallagher'ın yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- B — Konfederasyon'un başkanı Jefferson Davis'ti.
- A — Köleliği On Üçüncü Değişiklik kaldırdı.
- C — Bildiri, eyaletin konumunun kölelikle özdeşleştiğini söyler.
- D — Douglass, bildirinin yalnızca isyan hâlindeki bölgeleri kapsamasını eleştirdi.
- B — Bu yorum James McPherson'a aittir.
Kapsamlı bir cevap, savaşın nedeni ile tarafların savaş amaçlarını birbirinden ayırır. Mississippi'nin bildirgesini, güney eyaletlerinin köleliği korumak için ayrıldığını kendi sözleriyle gösteren bir belge olarak; Lincoln'ün mektubunu, sınır eyaletlerini ve kuzey kamuoyunu gözeterek savaşın amacını Birliğin korunması olarak tanımlayan, ama kişisel olarak köleliğe karşı olduğunu da hatırlatan bir siyasal metin olarak; Douglass'ın anlatısını ise Özgürlük Bildirisi'nin sınırlarını gören ama onu köleliğin sonunun başlangıcı sayan bir kölelik karşıtının tanıklığı olarak okur. Güçlü bir yanıt, McPherson'ın köleliği savaşın merkezine koyan yaklaşımını, Gallagher'ın kuzeyliler için Birlik düşüncesinin önemini vurgulayan yaklaşımıyla karşılaştırır ve bu iki amacın savaş içinde nasıl birleştiğini açıklar.
Sonraki bölüme köprü
Bu derste, İç Savaş'ta demiryollarının askerleri taşıdığını, telgrafın komutanları başkente bağladığını, gazetelerin ve fotoğrafların savaşın haberini sivillere ulaştırdığını gördük. Bu yeniliklerin büyük bir savaşta ilk kez birlikte denendiği yer ise Amerika değil, yedi yıl önce Karadeniz'in kuzey kıyısıydı. Rusya'yı, Osmanlılarla İngiliz ve Fransız müttefiklerinin karşısına diken o çatışma, savaş muhabirlerini, cephe fotoğrafçılarını ve hastanelerde yeni bir hemşirelik anlayışını doğurdu. Sonraki bölüm bunu soruyor: Kırım Savaşı ve modern savaşın doğuşu.