Öğrenme hedefleri
- Prusya'daki anayasa çatışmasından 1871'de Versay'da ilan edilen imparatorluğa kadar Almanya'nın birleşmesinin diplomatik ve askerî aşamalarını sıralayabileceksin.
- Bismarck'ın 1862 konuşmasını, Ems telgrafını kısaltmasını ve imparatorluğun ilanının sonradan nasıl hatırlandığını karşılaştırarak, birliğin kimin elinde ve hangi araçlarla gerçekleştiğini değerlendirebileceksin.
- Birliğin «yukarıdan», monarşi ve ordu eliyle yapılmasının yeni devletin siyasal yapısına ve Avrupa dengesine etkilerini tartışabileceksin.
Okuma metni
Kanca — bütçesi olmayan bir hükümet
Eylül 1862'nin sonunda, Berlin'de, Prusya meclisinin bütçe komisyonu gergin bir toplantı yapıyordu. Meclisteki liberal çoğunluk, kral I. Wilhelm'in istediği ordu reformunun parasını onaylamayı aylardır reddediyordu. Kral, tahttan çekilmeyi bile düşünmüştü; sonunda, o sırada Paris'te büyükelçi olan, sert tutumuyla tanınan bir soyluyu hükümetin başına getirdi. Otto von Bismarck, göreve başladıktan birkaç gün sonra, 30 Eylül'de komisyonun önüne çıktı. Milletvekillerini uzlaşmaya çağırdı, ama kısa sürede bütün Avrupa'da konuşulacak bir cümle kurdu: çağın büyük sorunlarını söylevler ve oylamalar değil, «demir ve kan» belirleyecekti. Liberaller öfkelendi; Bismarck'ı kısa sürede düşecek bir maceracı olarak gördüler. Oysa Bismarck, sonraki dört yıl boyunca meclisin onaylamadığı bir bütçeyle yönetti ve dokuz yıl sonra, 1848'de Frankfurt'taki liberallerin başaramadığını, yani birleşik bir Alman devletini kurdu. Bu ders, o devletin nasıl ve kimin eliyle kurulduğunu, ve bu kuruluş biçiminin devlete ne tür bir kimlik verdiğini soruyor.
Bağlam — iki büyük güç, otuz dokuz devlet
1815'te Viyana Kongresi, Almanca konuşulan toprakları, otuz dokuz üyeli ve ortak bir hükümeti olmayan Alman Konfederasyonu çatısı altında bir araya getirdi. Bu devletlerin en büyük ikisi, Avusturya ve Prusya'ydı. Konfederasyonun başkanlığı Avusturya'daydı; ama Habsburg İmparatorluğu'nun topraklarının büyük bölümü konfederasyonun dışında kalıyor, nüfusunun çoğunluğu Almanca konuşmuyordu. Prusya ise 1815'te Ren bölgesindeki zengin toprakları almış, bu toprakların kömürü ve demiri sayesinde hızla sanayileşiyordu.
Prusya'nın en etkili aracı ekonomikti. 1834'te, Prusya'nın öncülüğünde, Almanya'daki devletlerin çoğunu içine alan bir Gümrük Birliği kuruldu. Avusturya bu birliğin dışında kaldı. Birlik içinde mallar gümrüksüz dolaşıyor, demiryolları devlet sınırlarını aşarak bağlanıyordu. Birçok tarihçi, siyasal birlikten önce, Prusya'nın çevresinde bir ekonomik birliğin oluştuğunu vurgular.
1848'de Frankfurt Parlamentosu, bu iki güç arasında bir seçim yapmak zorunda kalmıştı: Habsburg topraklarını da kapsayan «büyük Almanya» mı, yoksa Avusturya'sız bir küçük Almanya mı? Meclis sonunda küçük Almanya çözümünü seçmiş, tacı Prusya kralı IV. Friedrich Wilhelm'e sunmuş, ama kral tacı reddetmişti. Birlik sorunu, böylece, çözümsüz kalmıştı.
Gelişme — üç savaş, üç adım
Bismarck, Avusturya'yı Almanya'nın dışına itmeden birliğin Prusya'nın çevresinde kurulamayacağını düşünüyordu. Ama bunu tek bir hamlede değil, fırsatları değerlendirerek, adım adım yaptı.
İlk fırsat, Danimarka ile Almanya arasındaki Schleswig ve Holstein düklükleri sorunuydu. 1863'te Danimarka, Schleswig'i kendi topraklarına daha sıkı bağlamaya kalkınca, Alman milliyetçileri ayağa kalktı. Bismarck, milliyetçilerin bağımsız bir Alman devleti kurma isteğini değil, Avusturya ile ortak bir müdahaleyi seçti. 1864'te Prusya ve Avusturya, Danimarka'yı yendi; iki düklük, iki gücün ortak yönetimine geçti. Bu ortak yönetim, kısa sürede iki güç arasında sürtüşme kaynağı oldu.
İkinci adım, Avusturya ile hesaplaşmaydı. Bismarck, önce Avusturya'yı yalnız bıraktı: Fransa'nın tarafsız kalacağından emin olmaya çalıştı, İtalya ile bir ittifak yaptı. 1866'da çıkan savaş, yalnızca yedi hafta sürdü. Prusya ordusu, kurmay başkanı Helmuth von Moltke'nin demiryollarını ve telgrafı ustaca kullanan planıyla, Temmuz başında Königgrätz yakınlarında Avusturya ordusunu yendi. Bismarck, kralın ve generallerin Viyana'ya yürüme isteğine karşı çıktı ve Avusturya'dan toprak almadan hızla barış yaptı; geleceğin bir müttefikini düşman etmek istemiyordu. Avusturya Alman işlerinden çekildi. Prusya ise Hannover, Hessen-Kassel, Nassau, Frankfurt ve Schleswig-Holstein'ı kendi topraklarına kattı ve Main Nehri'nin kuzeyindeki devletleri, kendi başkanlığında bir Kuzey Alman Konfederasyonu'nda topladı. Bu konfederasyonun meclisi, bütün erkeklerin oy verdiği seçimlerle oluşuyordu.
Bu zafer, Prusya'daki anayasa çatışmasını da bitirdi. Bismarck, meclisten, onaysız yapılan harcamaları sonradan onaylayan bir yasa istedi. Liberallerin büyük bölümü, birliğin gerçekleşmesi uğruna, bu yasaya oy verdi ve Ulusal Liberal Parti adıyla Bismarck'ın destekçisi hâline geldi. Birlik mi, özgürlük mü sorusunda, çoğunluk birliği seçmişti.
Dönüş noktası — kısaltılmış bir telgraf
Main'in güneyindeki devletler, Bavyera, Württemberg ve Baden, Prusya'nın egemenliğine hâlâ kuşkuyla bakıyordu. Bismarck, bu devletleri kazanmanın en etkili yolunun, ortak bir dış düşmana karşı yapılacak bir ulusal savaş olduğunu düşünüyordu. Fırsat, 1870'te İspanya tahtından çıktı. İspanyollar tahtlarını, Prusya kral ailesinin bir kolundan bir prense önerince, Fransa bunu kendisine karşı bir kuşatma olarak gördü. Prens adaylıktan çekildi; ama Fransa, Prusya kralından bu adaylığın bir daha asla yenilenmeyeceğine dair güvence istedi.
Fransa, 19 Temmuz 1870'te Prusya'ya savaş ilan etti. Güney Alman devletleri, Prusya ile yaptıkları gizli ittifaklar gereği, hemen onun yanında yer aldı. Eylül başında Fransız ordusu Sedan'da teslim oldu ve III. Napolyon esir düştü. Paris'te cumhuriyet ilan edildi; savaş, kentin aylarca süren kuşatmasıyla devam etti. Bu sırada Bismarck, güney devletleriyle ayrı ayrı pazarlık yaparak, onlara bazı ayrıcalıklar tanıyıp yeni bir imparatorluğa katılmalarını sağladı. 18 Ocak 1871'de, Fransız krallarının Versay Sarayı'ndaki Aynalı Salon'da, Alman prensleri ve subaylarının önünde, I. Wilhelm Alman imparatoru ilan edildi. Mayıs'taki barış antlaşmasıyla Fransa, Ren'e komşu iki doğu vilayetini, Alsas'ı ve kuzeydoğu Lorraine'i yitirdi ve büyük bir savaş tazminatı ödemeyi kabul etti.
Yaygın yanlış«Bismarck, Almanya'nın birliğini baştan sona önceden çizdiği bir planla gerçekleştirdi.»
Bu görüş, büyük ölçüde Bismarck'ın kendi anılarından ve imparatorluk döneminin resmî tarih yazımından gelir. Tarihçilerin çoğu, Bismarck'ın her adımda birden fazla seçeneği açık tuttuğunu, örneğin 1866'dan önce Avusturya ile bir uzlaşmayı da denediğini, fırsatları kolladığını ve çoğu zaman olayların akışına uyduğunu vurgular. Onun ustalığı, önceden çizilmiş bir plandan çok, fırsatları tanımak ve rakiplerini yalnız bırakmaktı.
Cevap — yukarıdan kurulan bir ulus
Almanya'nın birliği, Prusya'nın ekonomik gücü, Moltke'nin ordusu ve Bismarck'ın diplomasisinin birleşmesiyle gerçekleşti. Bismarck, büyük güçleri birbirinden ayırarak, her seferinde yalnızca bir rakiple savaştı: önce Danimarka, sonra Avusturya, sonra Fransa. Birlik, 1848'deki gibi bir halk meclisinin kararıyla değil, prenslerin anlaşmasıyla ve savaş alanında kuruldu. Ortaya çıkan imparatorluk, erkeklerin genel oyuyla seçilen bir meclise sahipti; ama başbakan meclise değil imparatora karşı sorumluydu, ordu da meclisin denetiminden büyük ölçüde bağımsızdı. Yeni devletin topraklarının yaklaşık üçte ikisi Prusya'ydı. Almanya, böylece, bir ulus devleti olarak doğdu, ama Prusya'nın monarşik ve askerî geleneğini de içinde taşıdı.
Bugünle bağ — Osmanlı ordusunda dört yıl
1866 ve 1870 savaşlarını planlayan Moltke, gençliğinde Osmanlı Devleti'nde görev yapmıştı. 1835'ten 1839'a kadar, II. Mahmud döneminde, Osmanlı ordusunu modernleştirmeye yardım eden bir danışman olarak Anadolu'da ve Rumeli'de dolaştı, haritalar çizdi ve 1839'da Nizip'te Mısır ordusuna karşı yenilen Osmanlı ordusunun yanındaydı. Bu yıllarda yazdığı mektuplar, 1841'de Berlin'de kitap olarak yayımlandı ve dönemin Osmanlı toplumunu Batılı bir gözle anlatan önemli bir kaynak olarak bugün de okunur. Moltke'nin bu deneyimi, 19. yüzyılda Prusya ile Osmanlı Devleti arasında gelişecek ve sonraki on yıllarda askerî danışmanlarla sürecek ilişkinin erken bir örneğidir.
Birincil kaynak
Bismarck'ın 30 Eylül 1862'de Prusya meclisinin bütçe komisyonunda yaptığı konuşmanın tutanak özetinden:
Wir haben zu heißes Blut, wir haben die Vorliebe, eine zu große Rüstung für unsern schmalen Leib zu tragen; nur sollen wir sie auch utilisiren. Nicht auf Preußens Liberalismus sieht Deutschland, sondern auf seine Macht; Bayern, Württemberg, Baden mögen dem Liberalismus indulgiren, darum wird ihnen doch keiner Preußens Rolle anweisen; […] Preußens Grenzen nach den Wiener Verträgen sind zu einem gesunden Staatsleben nicht günstig; nicht durch Reden und Majoritätsbeschlüsse werden die großen Fragen der Zeit entschieden — das ist der große Fehler von 1848 und 1849 gewesen — sondern durch Eisen und Blut.
Türkçesi: Kanımız fazla sıcak; dar bedenimize göre fazla büyük bir zırh taşımaya meraklıyız; ama onu kullanmayı da bilmeliyiz. Almanya, Prusya'nın liberalizmine değil, gücüne bakıyor; Bavyera, Württemberg ve Baden liberalizme gönül verebilir, yine de hiç kimse onlara Prusya'nın rolünü vermeyecektir; […] Viyana antlaşmalarının çizdiği Prusya sınırları, sağlıklı bir devlet hayatına elverişli değildir; dönemin büyük sorunları konuşmalarla ve çoğunluk kararlarıyla çözülmez, 1848 ve 1849'un büyük hatası buydu, onlar demir ve kanla çözülür.
Kaynak: Otto von Bismarck, Prusya Temsilciler Meclisi bütçe komisyonu, 30 Eylül 1862; Horst Kohl (ed.), Die politischen Reden des Fürsten Bismarck, cilt II (Stuttgart: Cotta, 1892), s. 30; Internet Archive. Metin Bismarck'ın kendi sözleri değil, dolaylı anlatımla tutulmuş bir tutanak özetidir. Türkçesi, Almancasından bizim.
- Bismarck, 1848–1849 devrimcilerinin «büyük hatası»nı neyle açıklar?
- Bismarck'a göre Almanya'nın öteki devletleri Prusya'da neyi görmek istemektedir?
- Bu konuşmadan sonraki dokuz yılda yaşanan olaylar, Bismarck'ın «demir ve kan» sözünü doğruladı mı? Cevabında Ems telgrafını da düşün.
Tarihçiler Tartışıyor
- Otto Pflanze (1963) — Bismarck and the Development of Germany adlı çalışmasında, Bismarck'ı önceden hazırlanmış bir plana göre değil, her adımda birden fazla seçeneği açık tutan bir «seçenekler stratejisi»yle hareket eden gerçekçi bir devlet adamı olarak inceledi; birliği, bu esnekliğin ve fırsatları değerlendirme yeteneğinin ürünü olarak gördü.
- Hans-Ulrich Wehler (1973) — Das Deutsche Kaiserreich 1871–1918 adlı kitabında, birliğin yukarıdan, Prusya'nın toprak soylusu, ordu ve bürokrasisi eliyle yapılmasının, bu eski elitlerin gücünü koruduğunu savundu; bu yapının, Almanya'nın sonraki siyasal gelişimini demokrasiden uzaklaştıran bir «özel yol»un başlangıcı olduğunu ileri sürdü.
- Lothar Gall (1980) — Bismarck biyografisinde, onu «beyaz devrimci» olarak tanımladı: muhafazakâr bir soylu olarak, eski düzeni korumak için genel oy hakkı ve ulusal birlik gibi devrimci araçları kullanmaktan çekinmeyen bir siyasetçi.
- Jonathan Steinberg (2011) — Bismarck: A Life adlı kitabında, Bismarck'ın başarısını büyük ölçüde onun güçlü ve çelişkili kişiliğine bağladı; ama bu kişiliğin kurduğu yapının, onun gibi olağanüstü birinin yokluğunda iyi işlemeyeceğini vurguladı.
Bu tarihçiler, birliği farklı düzeylerde açıklar. Pflanze ve Steinberg Bismarck'ın yeteneğini ve kişiliğini, Gall onun muhafazakâr amaçlar için devrimci araçlar kullanmasını öne çıkarır; Wehler ise birliğin kuruluş biçiminin toplumsal sonuçlarına bakar. Tartışma, Almanya'nın birliğinin bir devlet adamının ustalığının mı, yoksa Prusya'nın ekonomik gücünün ve eski elitlerinin çıkarlarının mı ürünü olduğu sorusunda düğümlenir.
Derine İn
Almanya'nın birliğinde ordu ve teknoloji, diplomasi kadar belirleyiciydi. Prusya'nın 1860'larda gerçekleştirdiği ordu reformu, askerlik süresini uzattı ve yedek birliklerin sayısını artırdı; bu reform, anayasa çatışmasının asıl konusuydu. Moltke'nin kurmay heyeti ise demiryollarını savaş planlamasının merkezine koydu: askerlerin ve malzemenin hangi hatlardan, hangi saatlerde taşınacağı önceden ayrıntılı çizelgelerle hazırlandı. 1866'da Prusya, Avusturya'dan daha hızlı toplanabildi. Prusya piyadesinin, arkadan doldurulan iğneli tüfeği de, askerlerin yere yatarak daha hızlı ateş etmesine imkân verdi. Bu yeniliklerin etkisi, Avrupa'daki bütün orduların kısa sürede Prusya'nın kurmay sistemini örnek almasında görülür.
Yenilgi, Avusturya'yı da derinden değiştirdi. Alman işlerinden dışlanan imparator Franz Joseph, imparatorluğunu ayakta tutmak için en güçlü ikinci halkla, Macarlarla uzlaşmak zorunda kaldı. 1867'deki uzlaşmayla Habsburg devleti, ortak bir hükümdar, ortak bir ordu ve ortak bir dış politika altında, kendi meclisleri ve hükümetleri olan iki yarıya ayrıldı: Avusturya-Macaristan. 1848'de ordu gücüyle bastırılan Macar talepleri, böylece, on dokuz yıl sonra büyük ölçüde kabul edildi. Ama bu çözüm, imparatorluktaki Çekler, Hırvatlar, Romenler ve öteki halklar için yeni bir eşitsizlik yarattı; halklar arasında eşitlik düşüncesi yine kâğıt üzerinde kalmıştı. Almanya'nın birliği, bu yüzden, komşu imparatorluğun iç düzenini de yeniden biçimlendirdi.
Birliğin iç sonuçları da tartışmalıydı. 1866'dan sonra Prusya'ya katılan Hannover'de devrik kral ailesinin taraftarları uzun süre direndi. Schleswig'in kuzeyinde yaşayan Danca konuşan nüfusa, Prag Antlaşması'nda bir halkoylaması vaat edildi, ama bu halkoylaması yapılmadı; sorun, ancak 1920'de bir halkoylamasıyla çözüldü. Alsas ve Lorraine'de ise, 1871'de bölgeden seçilen milletvekillerinin büyük bölümü, Almanya'ya katılmaya karşı çıkan protestolar sundu. Bölge, «imparatorluk toprağı» adıyla doğrudan Berlin'e bağlı olarak yönetildi ve burada yaşayanlar, öteki Alman devletlerinin yurttaşlarıyla eşit haklara uzun süre sahip olmadı.
Yeni imparatorluğun anayasası da ilginç bir denge kurdu. Almanya, yirmi beş devletten oluşan federal bir yapıydı; her devletin kendi hükümdarı, kendi meclisi ve kendi okulları vardı. Devletlerin temsilcilerinden oluşan Federal Konsey'de Prusya, anayasa değişikliklerini tek başına engelleyecek kadar oya sahipti. İmparatorluk meclisi, yani Reichstag, erkeklerin genel ve gizli oyuyla seçiliyordu; bu, dönemin Avrupa'sında oldukça geniş bir oy hakkıydı. Ama Prusya'nın kendi meclisi, oy verenleri ödedikleri vergiye göre üç sınıfa ayıran bir sistemle seçilmeye devam etti; zenginlerin oyu, yoksullarınkinden çok daha ağır basıyordu. Böylece imparatorluk, demokratik bir meclis ile monarşik ve soylu bir yönetimi yan yana taşıyan karma bir yapıya sahip oldu.
Birliğin Avrupa'daki etkisi de büyüktü. Kıtanın ortasında, nüfusu ve sanayisi hızla büyüyen yeni bir güç doğmuştu. İngiliz siyasetçi Benjamin Disraeli'nin, 1871 başında bu gelişmeyi Fransız Devrimi'nden daha büyük bir siyasal olay olarak nitelediği aktarılır. Fransa'da ise Alsas-Lorraine'in kaybı, sonraki kırk yıl boyunca intikam duygusunu besleyen bir yara oldu. Bismarck, 1871'den sonra, Almanya'nın artık «doymuş» bir devlet olduğunu söyleyerek Avrupa'da barışı korumaya çalışan bir ittifaklar sistemi kurdu; ama Fransa'yı yalnız bırakmak, bu sistemin temel hesabıydı.
Uzman Notu
Temel literatür
- A. J. P. Taylor, Bismarck: The Man and the Statesman (Londra: Hamish Hamilton, 1955).
- Otto Pflanze, Bismarck and the Development of Germany: The Period of Unification, 1815–1871 (Princeton: Princeton University Press, 1963).
- Hans-Ulrich Wehler, Das Deutsche Kaiserreich 1871–1918 (Göttingen: Vandenhoeck & Ruprecht, 1973).
- Lothar Gall, Bismarck: Der weiße Revolutionär (Frankfurt: Propyläen, 1980).
- Geoffrey Wawro, The Austro-Prussian War: Austria's War with Prussia and Italy in 1866 (Cambridge: Cambridge University Press, 1996).
- Jonathan Steinberg, Bismarck: A Life (Oxford: Oxford University Press, 2011).
Arşiv ve kaynak
Almanya'nın birliğinin kaynakları arasında Bismarck'ın yazışmaları ve konuşmaları, Prusya ve Kuzey Alman meclislerinin tutanakları, diplomatik raporlar, kurmay heyetinin savaş planları ve dönemin gazeteleri vardır. Bismarck'ın konuşmaları 1892'den itibaren Horst Kohl tarafından on dört cilt hâlinde yayımlandı ve Internet Archive'da okunabilir; anıları ise 1898'de hem Almanca hem İngilizce çıktı. Bismarck'ın anılarını ve Bismarck'a hayran olan resmî tarih yazımını, Avusturya'nın, Fransa'nın ve güney Alman devletlerinin kaynaklarıyla karşılaştırmak gerekir.
Açık sorular
- Bismarck, 1862'de göreve geldiğinde Almanya'nın birliğini mi hedefliyordu, yoksa yalnızca Prusya'nın gücünü mü?
- Liberallerin 1866'dan sonra Bismarck'ı desteklemesi, bir yenilgi mi, yoksa gerçekçi bir uzlaşma mıydı?
- Birliğin savaşla ve yukarıdan kurulması, Almanya'nın sonraki tarihini ne ölçüde belirledi?
Mini sınav
- (Hedef 1) 1834'te Prusya'nın öncülüğünde kurulan ve Avusturya'nın dışında kaldığı ekonomik birlik hangisidir? A) Kuzey Alman Konfederasyonu B) Kutsal İttifak C) Gümrük Birliği D) Ren Konfederasyonu
- (Hedef 1) Alman İmparatorluğu 18 Ocak 1871'de nerede ilan edildi? A) Berlin'de B) Frankfurt'ta C) Viyana'da D) Versay'da
- (Hedef 2) Bismarck'ın anılarına göre, Ems telgrafının kısaltılmış metni asıl metinden neden farklı bir etki yarattı? A) Daha sert kelimeler eklendiği için B) Biçimi onu kesin bir ret gibi gösterdiği için C) Fransızcaya çevrildiği için D) Kral tarafından imzalandığı için
- (Hedef 2) 1866 savaşında Avusturya ordusunun yenildiği yer hangisidir? A) Königgrätz B) Sedan C) Ems D) Schleswig
- (Hedef 3) Birliğin Prusya'nın eski elitleri eliyle yukarıdan yapılmasının Almanya'yı demokrasiden uzaklaştıran bir yolun başlangıcı olduğunu savunan tarihçi kimdir? A) Otto Pflanze B) Lothar Gall C) Jonathan Steinberg D) Hans-Ulrich Wehler
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Almanya'nın birliği bir devlet adamının ustalığının mı, yoksa Prusya'nın ekonomik ve askerî gücünün mü ürünüydü? Cevabında Bismarck'ın 1862 konuşmasını, Ems telgrafını ve Versay'daki ilanın nasıl hatırlandığını kullan; Pflanze ile Wehler'in yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- C — Prusya'nın öncülüğündeki ekonomik birlik Gümrük Birliği'ydi.
- D — İmparatorluk, Versay Sarayı'nın Aynalı Salon'unda ilan edildi.
- B — Bismarck'a göre fark kelimelerden değil, biçimden doğdu.
- A — Avusturya ordusu Königgrätz'de yenildi.
- D — Bu yorum Hans-Ulrich Wehler'e aittir.
Kapsamlı bir cevap, birliğin Prusya'nın Gümrük Birliği ve sanayileşmeyle kazandığı ekonomik gücün, Moltke'nin demiryollarına dayanan ordusunun ve Bismarck'ın büyük güçleri birbirinden ayıran diplomasisinin birleşmesiyle gerçekleştiğini açıklar. Bismarck'ın 1862 konuşmasını, 1848 liberallerinin yöntemini reddeden ve gücü öne çıkaran bir program olarak; Ems telgrafını, kamuoyunu yönlendirerek Fransa'yı saldırgan konumuna düşüren bir diplomatik hamle olarak; Gartenlaube'nin yazısını ise birliğin bir özgürlük tarihi olarak değil, Fransa'ya karşı kazanılmış bir zafer olarak hatırlandığının kanıtı sayar. Güçlü bir yanıt, Pflanze'nin Bismarck'ın esnekliğini ve fırsatları değerlendirme yeteneğini öne çıkaran yorumunu, Wehler'in birliğin kuruluş biçiminin eski elitlerin gücünü koruduğunu vurgulayan yorumuyla karşılaştırır.
Sonraki bölüme köprü
Bu derste, Almanya'nın birleşmesinin savaşlar yoluyla ve yukarıdan gerçekleştiğini gördük. Aynı yıllarda Atlantik'in öbür yakasında başka bir soru, çok daha ağır bir savaşla cevaplanıyordu: bir birlikten ayrılmak isteyen eyaletler, zorla bu birlikte tutulabilir miydi? Bu sorunun merkezinde, milyonlarca insanın köle olarak yaşadığı bir ekonomik düzen vardı. 1848'den sonra Almanya'dan göç eden pek çok eski devrimci de bu savaşta yer alacaktı. Sonraki bölüm bunu soruyor: ABD İç Savaşı.