İçeriğe geç

Bölüm DT-128.03 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

İtalya'nın birliği

DT-128 Uzun 19. Yüzyıl: Ulusçuluk ve Emperyalizm

2.898 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 9 dk

Dönem
1831–1871
Bölge
İtalya · Akdeniz
Tema
Siyaset · Fikirler · Diplomasi
Kişiler
Giuseppe Mazzini · Camillo Benso di Cavour · Giuseppe Garibaldi · II. Vittorio Emanuele · III. Napolyon · Massimo d'Azeglio · IX. Pius · Antonio Gramsci · Denis Mack Smith · Alberto Mario Banti · Lucy Riall · Rosario Romeo
Yerler
Torino · Roma · Napoli · Sicilya · Venedik · Plombières
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • 1848 yenilgisinden 1871'de Roma'nın başkent olmasına kadar İtalyan yarımadasının hangi aşamalarla tek bir krallık hâline geldiğini sıralayabileceksin.
  • Mazzini'nin halk devrimi düşüncesini, Cavour'un diplomasi ve büyük güç ittifaklarına dayanan yolunu ve Garibaldi'nin gönüllü seferini karşılaştırarak, birliği kimin ve nasıl gerçekleştirdiğini tartışabileceksin.
  • «İtalya'yı yaptık, şimdi İtalyanları yapmalıyız» sözünün arkasındaki sorunu, yani devlet kurulduktan sonra dil, okul ve bölgeler arası uçurum gibi meseleleri değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — bir başbakanın kendi kentinden vazgeçmesi

25 Mart 1861'de, Torino'daki meclis salonunda, sekiz gün önce ilan edilen İtalya Krallığı'nın başbakanı Camillo Benso di Cavour söz aldı. Konu, yeni devletin başkentiydi. Torino, Cavour'un doğduğu kentti ve 1848'den beri yarımadanın dört yanından gelen sürgünlerin sığınağı olmuştu. Ama Cavour, milletvekillerine başka bir şey söyledi: başkent iklime, coğrafyaya ya da askerî hesaplara göre seçilmezdi; onu belirleyen, halkların duygusuydu. Bu yüzden İtalya'nın başkenti yalnızca Roma olabilirdi. Salon alkışlarla doldu. Oysa Roma, o gün yeni krallığın sınırları içinde bile değildi: kent, Papa IX. Pius'un yönetimindeydi ve Fransız askerleri tarafından korunuyordu. Cavour, olmayan bir başkenti ilan ediyordu. Bu ders, 1848'de her yerde yenilen İtalyan ulusal hareketinin, on yıl sonra nasıl bir krallık kurabildiğini ve kurulan devletin, kurucularının hayal ettiği ulusla ne ölçüde örtüştüğünü soruyor.

Bağlam — yedi devlet, bir yarımada

1815'te Viyana Kongresi'nden sonra İtalyan yarımadası yedi ayrı devlete bölünmüştü. Kuzeybatıda, başkenti Torino olan Piyemonte-Sardinya Krallığı vardı. Lombardiya ve Venedik doğrudan Avusturya İmparatorluğu'na bağlıydı. Toskana, Parma ve Modena gibi küçük devletleri Habsburg ailesine yakın hanedanlar yönetiyordu. Yarımadanın ortasında Papa'nın yönettiği Papalık Devleti, güneyde ise başkenti Napoli olan ve Sicilya'yı da kapsayan İki Sicilya Krallığı uzanıyordu. Bu devletlerin gümrük sınırları, paraları, ölçü birimleri ve yasaları birbirinden farklıydı.

Yarımadada yaşayanların çoğu, günlük hayatta kendi bölgesinin dilini konuşuyordu. Edebiyatın ve yönetimin dili olan, Floransa lehçesine dayanan İtalyanca, daha çok eğitimli bir azınlığın diliydi. Birlik fikrini savunanlar, bu yüzden, geçmişe, yani Roma'ya, Dante'ye ve ortak bir edebiyat geleneğine dayandılar. Bu hareket, İtalyanca «yeniden diriliş» anlamına gelen bir adla anıldı.

1848'de bu hareket her yerde denendi ve her yerde yenildi. Lombardiya'nın ve Venedik'in kentlileri Habsburg askerlerini kovdu; Piyemonte kralı Avusturya'ya savaş açtı ama yenildi. Papa kentten ayrılınca Roma'da bir cumhuriyet ilan edildi; 1849 yazında Fransız askerleri kenti alarak Papa'nın yönetimini geri getirdi. Tek kalıcı sonuç, Piyemonte'nin 1848'de verdiği anayasanın yürürlükte kalmasıydı. Bu anayasa, Piyemonte'yi yarımadada meclisi olan tek devlet yaptı ve binlerce sürgün, Torino'ya sığındı.

Gelişme — diplomasi, savaş ve bir gönüllü ordusu

1852'de Piyemonte başbakanı olan Cavour, Mazzini'den çok farklı bir yol izledi. Halk ayaklanmalarına güvenmiyordu; Avusturya'yı yalnızca bir büyük gücün yardımıyla yenebileceğini düşünüyordu. Önce Piyemonte'yi demiryolları, ticaret anlaşmaları ve bankalarla güçlendirdi. Sonra, Kırım Savaşı'nda Osmanlı Devleti, İngiltere ve Fransa'nın yanında savaşa asker gönderdi. Bu küçük katkı, Piyemonte'ye 1856 Paris Barış Kongresi'nde büyük güçlerle aynı masada oturma ve İtalya meselesini gündeme getirme fırsatı verdi.

Temmuz 1858'de Cavour, Fransız imparatoru III. Napolyon ile Fransa'daki Plombières kaplıcasında gizlice buluştu. Anlaşmaya göre, Avusturya savaş açarsa Fransa Piyemonte'nin yanında savaşacak, karşılığında Piyemonte, Savoia ve Nizza bölgelerini Fransa'ya bırakacaktı. 1859'da çıkan savaşta Fransız ve Piyemonte orduları Avusturya'yı yendi. Ama III. Napolyon, savaşın uzamasından ve Prusya'nın müdahalesinden çekinerek Temmuz'da Avusturya ile ayrı bir ateşkes imzaladı. Piyemonte Lombardiya'yı aldı; Venedik Avusturya'da kaldı. Cavour öfkeyle bir süre görevden çekildi.

Bu arada, orta İtalya'da ilginç bir şey oldu. Toskana, Parma, Modena ve Papalık Devleti'nin kuzeydeki toprakları, hükümdarlarının kaçmasından sonra yönetimi ele alan yerel meclisler aracılığıyla Piyemonte'ye katılmak istediler. Mart 1860'ta yapılan halkoylamalarıyla bu bölgeler Piyemonte'ye bağlandı; aynı ay, Savoia ve Nizza da anlaşma gereği Fransa'ya bırakıldı. Nizza'da doğmuş olan Giuseppe Garibaldi, doğduğu kentin verilmesini hiç affetmedi.

Mayıs 1860'ta Garibaldi, Cenova yakınlarından iki gemiyle, yaklaşık bin gönüllüyle Sicilya'ya doğru yola çıktı. Bu Binler Seferi, Nisan'da Sicilya'da başlayan bir ayaklanmanın üzerine geldi. Gönüllüler birkaç ay içinde adayı, ardından da yarımadanın güneyini aldı; Eylül'de Garibaldi Napoli'ye girdi ve İki Sicilya Krallığı çöktü. Garibaldi'nin Roma'ya yürümesinden ve bunun Fransa ile savaşa yol açmasından korkan Cavour, Piyemonte ordusunu Papalık Devleti'nin doğu topraklarından geçirerek güneye gönderdi. Ekim'de yapılan halkoylamalarıyla güney de Piyemonte'ye katıldı. Garibaldi, fethettiği toprakları kral II. Vittorio Emanuele'ye teslim etti ve kendi küçük adası Caprera'ya çekildi. 17 Mart 1861'de İtalya Krallığı ilan edildi. Cavour, bundan yalnızca üç ay sonra öldü.

Dönüş noktası — eksik kalan iki kent

Yeni krallığın dışında iki önemli bölge kalmıştı: Venedik ve Roma. İkisi de, İtalya'nın kendi gücüyle değil, başka büyük güçlerin savaşlarıyla alındı. 1866'da İtalya, Prusya ile ittifak yaparak Avusturya'ya savaş açtı. İtalyan orduları karada ve denizde yenildi, ama Prusya kazandı ve Venedik İtalya'ya geçti. 1870'te Fransa, Prusya ile savaşa girince Roma'daki askerlerini geri çekti. Eylül'de İtalyan ordusu, kentin surlarındaki bir kapıdan girerek Roma'yı aldı. Bir halkoylamasının ardından Roma, 1871'de krallığın başkenti oldu.

Ama bu, Cavour'un istediği gibi, Katolik dünyasında bir uzlaşmayla olmadı. IX. Pius, Roma'nın alınmasını kabul etmedi, İtalyan devletinin ona tanıdığı hakları düzenleyen yasayı reddetti ve kendini Vatikan sarayına kapattı. Papa ile İtalyan devleti arasındaki bu Roma meselesi, 1929'a kadar çözülemedi. Böylece birlik, pek çok Katolik İtalyanın gözünde, dinlerinin başkanına karşı yapılmış bir işti.

Yaygın yanlış«1861'de bütün İtalyanlar İtalyanca konuşuyordu ve birlik, halkın ortak isteğiyle kuruldu.»
Doğrusu

Dilbilimci Tullio De Mauro'nun 1963'teki ünlü tahminine göre, birlik sırasında günlük hayatta İtalyanca konuşabilenler nüfusun yüzde 2,5'i kadardı; başka araştırmacılar bu oranı daha yüksek tahmin etti, ama hepsi İtalyancanın bir azınlık dili olduğunda birleşir. Halkoylamaları büyük çoğunluklarla sonuçlandı, ama oylar çoğu yerde herkesin gözü önünde ve yerel ileri gelenlerin baskısı altında verildi. İlk ulusal seçimlerde ise, mülk ve okuryazarlık koşulları yüzünden oy hakkı, nüfusun yalnızca yüzde ikisi kadarına tanınmıştı.

Cevap — bir fikir, üç yol, beklenmedik bir sonuç

1848 yenilgisinden sonra İtalya'nın birliği, üç farklı gücün kesişmesiyle gerçekleşti. Mazzini, birlik fikrini kuşaklar boyunca yayarak ona bir inanç gücü kazandırdı. Cavour, Piyemonte'nin anayasasını, ekonomisini ve diplomasisini kullanarak Fransa'yı Avusturya'ya karşı savaşa soktu. Garibaldi'nin gönüllüleri ise, kimsenin beklemediği bir hızla güneyi aldı. Bu üç yol birbiriyle çoğu zaman çatıştı: Mazzini bir halk cumhuriyeti istiyordu, Cavour ise Piyemonte krallığının genişlemesini; Garibaldi'nin seferini ancak başarılı olunca sahiplendi. Sonuçta ortaya çıkan devlet, Mazzini'nin hayal ettiği halkın vatanı değil, Piyemonte'nin yasalarını, yönetimini ve kralını bütün yarımadaya taşıyan bir krallıktı.

Bugünle bağ — «şimdi İtalyanları yapmak gerek»

Birliğin ardından, devleti kuranlar asıl zor işin başladığını gördü. Okullar, ordu, demiryolları ve ortak bir yazı dili, farklı bölgelerden insanları aynı ulusun yurttaşları hâline getirmenin araçları oldu. Güneyde yeni vergiler, zorunlu askerlik ve kuzeyden gelen memurlar tepkiyle karşılandı; 1860'ların başında devlet, güneydeki silahlı direnişi ancak büyük bir askerî gücü yıllarca orada tutarak bastırabildi. Kuzey ile güney arasındaki ekonomik ve toplumsal uçuruma sonradan Güney meselesi adı verildi. Bu mesele, bugün de İtalya'daki siyasal tartışmaların önemli bir parçası.

Birincil kaynak

Cavour'un, 25 Mart 1861'de İtalya meclisinde Roma'nın başkent olması üzerine yaptığı konuşmadan:

La questione della capitale non si scioglie, o signori, per ragioni nè di clima nè di topografia, neanche per ragioni strategiche […]. La scelta della capitale è determinata da grandi ragioni morali. È il sentimento dei popoli quello che decide le questioni ad essa relative. […] Roma, Roma sola deve essere la capitale d'Italia. […] Noi dobbiamo andare a Roma, ma a due condizioni, noi dobbiamo andarvi di concerto colla Francia: inoltre, senza che la riunione di questa città al resto d'Italia possa essere interpretata dalla gran massa dei cattolici d'Italia e fuori d'Italia come il segnale della servitù della Chiesa.

Türkçesi: Baylar, başkent sorunu ne iklim ne coğrafya, hatta ne de askerî gerekçelerle çözülür […]. Başkentin seçimini büyük ahlaki gerekçeler belirler. Bu konudaki soruları karara bağlayan, halkların duygusudur. […] Roma, yalnızca Roma, İtalya'nın başkenti olmalıdır. […] Roma'ya gitmeliyiz, ama iki koşulla: oraya Fransa ile uzlaşarak gitmeliyiz; ayrıca bu kentin İtalya'nın geri kalanıyla birleşmesi, İtalya'daki ve İtalya dışındaki büyük Katolik kitlesi tarafından Kilise'nin boyunduruk altına alınmasının işareti olarak yorumlanmamalıdır.

Kaynak: Camillo Benso di Cavour, Temsilciler Meclisi konuşması, 25 Mart 1861; Isacco Artom ve Alberto Blanc (ed.), Il conte di Cavour in parlamento (Floransa: G. Barbèra, 1868), s. 638–640; Vikikaynak (İtalyanca). Türkçesi, İtalyancasından bizim.

  1. Cavour, başkentin seçiminde hangi gerekçeleri reddeder, hangisini öne çıkarır?
  2. Cavour'un koyduğu iki koşul, 1870'te Roma alındığında gerçekleşti mi?
  3. Bu konuşma, Mazzini'nin Roma'ya yüklediği anlamla hangi noktada buluşuyor, hangi noktada ayrılıyor?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Antonio Gramsci (1930'lar) — Hapishane defterlerinde, Risorgimento'yu bir «pasif devrim» olarak yorumladı: Mazzini ve Garibaldi'nin demokratları, köylülere toprak vaat ederek onları harekete katamadığı için, birlik yukarıdan, Piyemonte'nin ılımlı liberalleri ve toprak sahipleri tarafından yapıldı; halk, kendi adına kurulan devletin dışında kaldı.
  • Denis Mack Smith (1954) — Cavour and Garibaldi, 1860 adlı kitabında, Cavour'un güneyin birliğini baştan planlamadığını, Garibaldi'nin seferine önce şüpheyle baktığını ve ancak başarı görününce onu kendi denetimine aldığını gösterdi; birliği, önceden çizilmiş bir planın değil, rakip güçlerin çatışmasının ürünü olarak gördü.
  • Rosario Romeo (1969–1984) — Cavour'un üç ciltlik biyografisinde, onu Avrupa'nın en yetenekli liberal devlet adamlarından biri olarak savundu; Piyemonte'nin ekonomik modernleşmesinin ve Cavour'un diplomasisinin birliği mümkün kılan asıl etkenler olduğunu ileri sürdü.
  • Alberto Mario Banti (2000) — Risorgimento'nun kültürel tarihini yazarak, şiirlerin, romanların, operaların ve resimlerin, fedakârlık, kan bağı ve onur gibi duygulara seslenen imgelerle binlerce genci harekete geçirdiğini gösterdi. Lucy Riall ise 2007'de, Garibaldi'nin kahraman imgesinin gazeteler, biyografiler ve resimlerle bilinçli olarak üretildiğini inceledi.

Bu tarihçiler, birliği farklı öznelerden okur. Gramsci halkın dışarıda bırakılmasını, Mack Smith ise önderlerin rekabetini öne çıkarır; Romeo Cavour'un devlet adamlığını, Banti ve Riall ise ulusal duyguyu yaratan kültürü ve imgeleri. Tartışma, İtalya'nın birliğinin bir halk hareketinin mi, yoksa bir krallığın diplomasisinin ve genişlemesinin mi ürünü olduğu sorusunda düğümlenir.

Derine İn

Garibaldi'nin hayatı, Risorgimento'nun ne kadar uluslararası bir hareket olduğunu gösterir. 1807'de Nizza'da doğan Garibaldi, gençliğinde gemici olarak çalıştı ve Mazzini'nin Genç İtalya derneğine katıldı. 1834'te başarısız bir ayaklanma girişimine katıldığı için ölüm cezasına çarptırıldı ve kaçtı. Sonraki on iki yılı Güney Amerika'da geçirdi: Brezilya'nın güneyinde ve Uruguay'da, bağımsızlık ve cumhuriyet için savaşan gönüllü birliklerinde yer aldı. Ünlü kırmızı gömlekler de bu dönemden kalmadır. 1848'de İtalya'ya döndü, 1849'da Roma Cumhuriyeti'ni savundu, yenilgiden sonra yeniden sürgüne gitti. Bu deneyimler, onun düzenli ordulardan çok gönüllülerle ve hızlı hareketle savaşan bir önder olmasını sağladı.

Mazzini'nin cumhuriyetçileri ile Cavour'un ılımlı liberalleri arasındaki uçurumu kapatan bir köprü de kuruldu. 1848–1849'da kısa ömürlü Venedik Cumhuriyeti'ni yöneten Daniele Manin, sürgünde bir cumhuriyetçi olarak kalmıştı; ama 1850'lerde, birlik için tek gerçekçi gücün Piyemonte krallığı olduğu sonucuna vardı. 1857'de kurulmasına öncülük ettiği İtalyan Ulusal Derneği, eski cumhuriyetçileri «önce birlik, yönetim biçimi sonra» düşüncesiyle Piyemonte kralının çevresinde topladı. Garibaldi de bu derneği destekledi. Böylece Mazzini'nin yıllarca yetiştirdiği gönüllülerin önemli bir bölümü, 1859'da ve 1860'ta bir krallığın bayrağı altında savaştı. Mazzini ise bu uzlaşmayı hiçbir zaman kabul etmedi.

Binler Seferi'nin başarısı, yalnızca Garibaldi'nin yeteneğine bağlı değildi. Sicilya'da, İki Sicilya Krallığı'na karşı köylülerin ve kentlilerin öfkesi zaten büyüktü; köylüler, toprak sahiplerinin ortak arazileri ellerine geçirmesine karşı ayaklanıyordu. Garibaldi'nin gelişi, bu ayaklanmalara bir önder ve bir amaç verdi. Ama çok geçmeden bir çelişki ortaya çıktı: köylüler toprak isterken, seferin yerel destekçilerinin önemli bir bölümü toprak sahipleriydi. Bronte kasabasında köylülerin ayaklanması, Garibaldi'nin yardımcılarından birinin emriyle sert biçimde bastırıldı. Gramsci'nin «pasif devrim» yorumu, tam da bu tür olaylara dayanır: toprak meselesi çözülmeden kurulan yeni devlet, güneydeki köylülerin gözünde eski düzenin yeni bir biçimi oldu.

Piyemonte'nin yasalarının bütün yarımadaya taşınması da tartışmalara yol açtı. Birlikten önce, Cavour'un bazı arkadaşları, bölgelere geniş yetkiler veren bir yönetim tasarısı hazırlamıştı; ama güneydeki karışıklıklar, merkeziyetçi bir yönetimi daha güvenli gösterdi. Sonuçta, Fransız modeline benzeyen ve valilerin merkeze bağlı olduğu bir yönetim düzeni kuruldu. Bu karar, Mazzini'nin «kentin özgürlüğü, vatanın birliği» formülünden de, federalistlerin önerilerinden de uzaktı.

Birlik, Avrupa'nın dengesini de değiştirdi. Yarımadada ilk kez, Fransa ve Avusturya'nın doğrudan etki alanı olmaktan çıkan orta büyüklükte bir devlet kuruldu. 1866'da Prusya ile yapılan ittifak, iki birleşme hareketinin birbirine bağlı olduğunu gösterdi: Venedik, Prusya'nın Avusturya'ya karşı zaferiyle, Roma ise Prusya'nın Fransa'ya karşı savaşıyla İtalya'ya geçti. İtalya'nın tamamlanması, bu yüzden, Almanya'nın birliğinden ayrı düşünülemez.

Son olarak, Mazzini'nin kendisi, kurulan krallığı hiçbir zaman gerçek bir ulus olarak kabul etmedi. Ömrünün büyük bölümünü sürgünde geçiren Mazzini, 1872'de Pisa'da, başka bir adla, polisten saklanarak yaşarken öldü. Birliğin en büyük savunucusu, kurduğu fikrin yarattığı devlette kaçak olarak hayatını tamamladı.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Antonio Gramsci, Quaderni del carcere, ed. Valentino Gerratana (Torino: Einaudi, 1975).
  • Denis Mack Smith, Cavour and Garibaldi, 1860: A Study in Political Conflict (Cambridge: Cambridge University Press, 1954).
  • Rosario Romeo, Cavour e il suo tempo, 3 cilt (Roma–Bari: Laterza, 1969–1984).
  • Alberto Mario Banti, La nazione del Risorgimento: Parentela, santità e onore alle origini dell'Italia unita (Torino: Einaudi, 2000).
  • Derek Beales ve Eugenio F. Biagini, The Risorgimento and the Unification of Italy, 2. baskı (Londra: Longman, 2002).
  • Lucy Riall, Garibaldi: Invention of a Hero (New Haven: Yale University Press, 2007).

Arşiv ve kaynak

Risorgimento'nun kaynakları arasında Cavour'un, Mazzini'nin ve Garibaldi'nin mektupları ve konuşmaları, Piyemonte ve İtalya meclislerinin tutanakları, halkoylaması kayıtları, gazeteler ve gönüllülerin anıları vardır. Cavour'un meclis konuşmaları 1868'de toplu olarak yayımlandı ve İtalyanca Vikikaynak'ta okunabilir; Mazzini'nin İnsanın Ödevleri de orada bulunur. D'Azeglio'nun anılarının 1867 baskısı Internet Archive'dadır. Güneydeki olaylara ilişkin ordu raporları ve meclis soruşturmaları, birliğin resmî anlatısını dengelemek için önemlidir.

Açık sorular

  • Cavour, birliğin başından beri bütün yarımadayı mı hedefliyordu, yoksa Piyemonte'yi kuzeyde genişletmeyi mi?
  • Halkoylamaları, halkın gerçek isteğini ne ölçüde yansıtıyordu?
  • Güney meselesi, birliğin kuruluş biçiminin mi, yoksa ondan çok daha eski ekonomik farkların mı ürünüdür?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Garibaldi'nin 1860'ta yaklaşık bin gönüllüyle ilk çıkarma yaptığı ada hangisidir? A) Sardinya B) Korsika C) Sicilya D) Malta
  2. (Hedef 1) Roma, İtalya'ya hangi olayın ardından katılabildi? A) Kırım Savaşı B) Fransa'nın Prusya ile savaşa girip askerlerini çekmesi C) Plombières görüşmesi D) 1848 devrimleri
  3. (Hedef 2) Piyemonte'nin 1856 Paris Barış Kongresi'nde yer almasını sağlayan gelişme hangisidir? A) Kırım Savaşı'na asker göndermesi B) Binler Seferi C) Roma Cumhuriyeti'ni kurması D) Avusturya ile ittifakı
  4. (Hedef 2) Birliğin, halkın ayaklanmasıyla ve krallar olmadan kurulacak bir cumhuriyet olmasını savunan kimdir? A) Cavour B) II. Vittorio Emanuele C) III. Napolyon D) Mazzini
  5. (Hedef 3) D'Azeglio'nun «İtalya yapılmıştır, ama İtalyanlar yapılmamaktadır» sözüyle asıl anlatmak istediği nedir? A) Ordunun zayıflığı B) Ahlak ve karakter eksikliği C) Başkentin yeri D) Avusturya tehdidi

Açık uçlu soru

(Hedef 2) İtalya'nın birliği bir halk hareketinin mi, yoksa bir krallığın diplomasisinin ve genişlemesinin mi ürünüydü? Cevabında Mazzini'nin vatan tanımını, Cavour'un 1861 konuşmasını ve Binler Seferi'ni kullan; Gramsci ile Romeo'nun yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. C — İlk çıkarma Sicilya'ya yapıldı.
  2. B — Roma, Fransız askerleri 1870'te çekilince alındı.
  3. A — Kırım Savaşı'na katılım, Piyemonte'ye kongrede yer kazandırdı.
  4. D — Bu görüşü Mazzini savundu.
  5. B — D'Azeglio ahlak ve karakterden söz eder.

Kapsamlı bir cevap, birliğin Mazzini'nin yaydığı ulus fikri, Cavour'un Piyemonte'yi güçlendirip Fransa'yı Avusturya'ya karşı savaşa sokan diplomasisi ve Garibaldi'nin gönüllü seferi olmak üzere birbirine rakip üç gücün kesişmesiyle gerçekleştiğini açıklar. Mazzini'nin metnini, birliği halkın oyu, eğitimi ve işiyle bir tutan demokratik bir tasarı olarak; Cavour'un konuşmasını, Roma'yı ulusal duygunun simgesi yaparken Fransa ile uzlaşmayı ve Katolik kamuoyunu gözeten gerçekçi bir devlet adamının hesabı olarak; Binler Seferi'ni ise halk desteğiyle başlayan ama sonunda krallığa teslim edilen bir girişim olarak okur. Güçlü bir yanıt, Gramsci'nin halkın dışarıda kaldığı bir «pasif devrim» yorumunu, Romeo'nun Cavour'un devlet adamlığını ve Piyemonte'nin modernleşmesini öne çıkaran yorumuyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Bu derste, Venedik'in ve Roma'nın İtalya'ya, başka bir devletin kazandığı savaşlar sayesinde katıldığını gördük. O devlet Prusya'ydı. 1849'da Frankfurt'taki meclisin halk adına sunduğu imparatorluk tacı Prusya'da reddedilmişti; yirmi iki yıl sonra kralın kardeşi ve halefi, benzer bir tacı bir meclisten değil, Alman prenslerinden alacaktı. Bu dönüşümün arkasında, büyük sorunların konuşmalarla ve çoğunluk kararlarıyla değil, «demir ve kanla» çözüleceğini söyleyen bir başbakan vardı. Sonraki bölüm, onun yöntemini soruyor: üç kısa savaş ve bir diplomasi ağıyla kurulan yeni bir imparatorluk.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: sütunlu bir meclis salonunda ayağa kalkan tek bir silüet; arkadaki haritada, sınırların dışında kalan bir kentin üzerinde yanıp sönen bir ışık.
  • 1:10–2:50 Bağlam: yedi renge bölünmüş yarımada haritası; sınır kapılarında bekleyen yolcu arabaları ve değiştirilen paralar.
  • 2:50–4:30 Gelişme: bir kaplıca kentinde bahçede yürüyen iki silüet; ardından bir limandan gece yola çıkan iki gemi ve yarımadanın güneyine doğru ilerleyen bir çizgi.
  • 4:30–6:10 Dönüş noktası: haritada kuzeydoğudaki ve ortadaki iki bölgenin sırayla renk değiştirmesi; kapısı kapalı bir sarayın dış cephesi.
  • 6:10–9:00 Kapanış: bir köy okulunda tahtaya yazılan harfler; kuzeyden güneye uzanan bir demiryolu hattı.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.