İçeriğe geç

Bölüm DT-128.02 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

1848: Halkların Baharı

DT-128 Uzun 19. Yüzyıl: Ulusçuluk ve Emperyalizm

2.902 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 9 dk

Dönem
1848–1849
Bölge
Batı Avrupa · Orta Avrupa
Tema
Siyaset · Fikirler · Göç
Kişiler
Alexis de Tocqueville · Carl Schurz · František Palacký · Louis-Philippe · Louis-Napoléon Bonaparte · IV. Friedrich Wilhelm · Lajos Kossuth · Józef Bem · Lewis Namier · Jonathan Sperber · Mike Rapport · Christopher Clark
Yerler
Paris · Viyana · Berlin · Frankfurt · Prag · Budapeşte
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • 1848–1849 devrimlerinin Fransa'dan Orta Avrupa'nın ve İtalya'nın kentlerine nasıl sıçradığını, devrimcilerin taleplerini ve devrimlerin nasıl bastırıldığını açıklayabileceksin.
  • Tocqueville'in devrim öncesi uyarısını, Schurz'un öğrenci anısını ve Palacký'nin Frankfurt'a yazdığı mektubu karşılaştırarak, liberal ve ulusal taleplerin nasıl birleştiğini ve çatıştığını değerlendirebileceksin.
  • 1848'i «başarısız bir devrim» olarak gören yaygın yargıyı, devrimlerin kalıcı sonuçları ve tarihçilerin farklı değerlendirmeleriyle karşılaştırabileceksin.

Okuma metni

Kanca — bir yanardağın üzerinde

27 Ocak 1848'de, Paris'teki Fransız Temsilciler Meclisi'nde, kırk iki yaşındaki milletvekili ve yazar Alexis de Tocqueville kürsüye çıktı. Kral Louis-Philippe'in hükümeti, ülkede hiçbir kargaşa olmadığını, sokakların sakin olduğunu söylüyordu. Tocqueville ise meslektaşlarını uyardı: yüzeyde düzensizlik olmayabilirdi, ama işçilerin zihninde, yalnızca bir yasayı ya da bir hükümeti değil, toplumun kendisini sarsacak düşünceler büyüyordu. Konuşmasını unutulmaz bir cümleyle bağladı: şu anda bir yanardağın üzerinde uyuduklarına inanıyordu. Milletvekillerinin çoğu, bu uyarıyı abartılı buldu. Dört hafta sonra, 22 Şubat'ta Paris'te başlayan gösteriler barikatlara dönüştü; 24 Şubat'ta Louis-Philippe tahttan çekilerek İngiltere'ye kaçtı ve Fransa'da cumhuriyet ilan edildi. Birkaç hafta içinde devrim dalgası Avrupa'nın başkentlerini birer birer sardı. Bu ders, 1848'de neden bu kadar çok ülkede aynı anda devrim patladığını, devrimcilerin ne istediğini ve bu devrimlerin neden kısa sürede bastırıldığını soruyor.

Bağlam — bir bunalımın üzerine kurulan düzen

1848'den önceki yıllar, Avrupa'nın pek çok bölgesinde zor yıllardı. 1845'ten sonra yayılan patates hastalığı ve kötü tahıl hasatları, yiyecek fiyatlarını yükseltti; İrlanda'da büyük bir kıtlık yaşandı. 1847'de bir mali ve ticari bunalım, fabrikaların kapanmasına ve işsizliğin artmasına yol açtı. Kentlerde yoksulluk ve öfke birikiyordu.

Siyasal düzen de bu bunalımlara cevap veremiyordu. Viyana Kongresi'nden beri Avrupa'nın büyük bölümünde, basın sansür altındaydı, oy hakkı çok dar bir mülk sahibi kesimle sınırlıydı ve pek çok halk, kendi dilinde okul ve yönetim talep ediyordu. Almanya ve İtalya, birçok küçük devlete bölünmüştü; Habsburg İmparatorluğu ise Almanca, Macarca, Çekçe, Lehçe, İtalyanca ve daha pek çok dil konuşan halkları bir arada tutuyordu. Liberaller anayasa, basın özgürlüğü ve seçilmiş meclisler istiyordu; demokratlar genel oy hakkını, bazı sosyalistler ise işçiler için iş ve ücret güvencesini.

Gelişme — bir kıtaya yayılan kıvılcım

Paris'teki devrimin haberi, telgraf ve demiryolu çağının başında, birkaç gün içinde Avrupa'nın dört yanına ulaştı. Fransa'da geçici hükümet, bütün erkeklere oy hakkı tanıdı, köleliği sömürgelerde kesin olarak kaldırdı ve işsizlere iş vermek için ulusal atölyeler kurdu. Mart'ın ortasında Viyana'da öğrenciler ve işçiler ayaklandı; otuz yılı aşkın süre Avrupa'nın muhafazakâr düzeninin simgesi olan Metternich istifa edip İngiltere'ye kaçtı. Birkaç gün sonra Berlin'de barikatlar kuruldu; Prusya kralı IV. Friedrich Wilhelm, bir anayasa ve seçilmiş bir meclis sözü vermek zorunda kaldı. Milano ve Venedik, Avusturya egemenliğine karşı ayaklandı. Budapeşte'de Macar meclisi, Lajos Kossuth'un önderliğinde, kendi hükümetini kuran ve serfliği kaldıran yasalar çıkardı.

Mayıs 1848'de, bütün Alman devletlerinden seçilen temsilciler, Frankfurt'taki Aziz Pavlus Kilisesi'nde bir ulusal meclis olarak toplandı. Frankfurt Parlamentosu, Almanya için bir anayasa ve temel haklar hazırlamaya girişti. Ama hemen zor bir soruyla karşılaştı: Alman ulusunun sınırları nereden geçiyordu? Habsburg İmparatorluğu'nun Almanca konuşmayan halkları da yeni devlete katılacak mıydı?

Dönüş noktası — halkların birbirine çarpması

Bu soru, halklar arasında yeni çatışmalar doğurdu. Frankfurt'taki meclis, Bohemya'nın da katılmasını isteyince, Çek tarihçi František Palacký bu çağrıyı reddeden ünlü bir mektup yazdı; mektubun bir bölümü, dersin kaynak okumasıdır. Haziran'da Prag'da toplanan bir Slav kongresi, Habsburg İmparatorluğu içindeki Slav halklarının eşitliğini tartıştı; ama kentteki bir ayaklanmayı bahane eden Avusturya ordusu Prag'ı topa tuttu ve kongreyi dağıttı. Macaristan'da ise, Macar hükümeti kendi özerkliğini isterken, Hırvatlar, Sırplar ve Romenler gibi Macar yönetimi altındaki halklar da kendi haklarını talep etti; Viyana, bu gerilimi Macarlara karşı kullandı.

Aynı yaz Fransa'da, devrimin içindeki toplumsal çatışma patladı. Hükümet, işsizlere iş veren ulusal atölyeleri kapatmaya karar verince, Haziran'da Paris'in işçi mahalleleri ayaklandı. Bu «Haziran Günleri», ordu tarafından ağır kayıplarla bastırıldı. Aralık'ta yapılan cumhurbaşkanlığı seçimini, Napolyon'un yeğeni Louis-Napoléon Bonaparte büyük bir çoğunlukla kazandı. Ekim'de Viyana'daki ayaklanma da ordu tarafından bastırıldı. 1849 baharında Frankfurt Parlamentosu, Alman imparatorluk tacını Prusya kralına sundu; ama IV. Friedrich Wilhelm, halkın temsilcilerinden gelen bir tacı kabul etmeyeceğini söyleyerek reddetti. Macar ordusu ise, 1849 yazında, Avusturya'nın yardım çağrısıyla gelen Rus ordusuna yenildi.

Yaygın yanlış«1848 devrimleri tamamen başarısız oldu ve hiçbir iz bırakmadı.»
Doğrusu

Devrimlerin çoğu bastırıldı; kurulan meclisler dağıtıldı, pek çok devrimci sürgüne gitti. Ama bazı sonuçlar kalıcı oldu. Habsburg İmparatorluğu'nda ve Prusya'da serflik ve köylülerin toprak sahiplerine karşı yükümlülükleri, 1848'de kaldırıldı ve geri getirilmedi. Prusya, kralın verdiği sınırlı da olsa bir anayasaya sahip oldu; Piyemonte'nin 1848 anayasası yürürlükte kaldı. Fransa'da bütün erkeklere tanınan oy hakkı bir daha tümüyle geri alınmadı. Ulusal hareketler yenildi, ama 1848'de dile getirilen talepler, sonraki on yıllarda İtalya'nın ve Almanya'nın birliğinde ve Habsburg İmparatorluğu'nun yeniden düzenlenmesinde yeniden gündeme geldi.

Cevap — aynı bahar, farklı hedefler

1848'de devrimlerin bu kadar çok ülkede aynı anda patlaması, kıtlık ve ekonomik bunalımın yarattığı öfkenin, Viyana düzeninin baskıcı siyasal yapısıyla birleşmesinin sonucuydu. Paris'teki devrim, bu birikmiş öfkeyi harekete geçiren bir kıvılcım oldu. Devrimciler, anayasa, özgürlükler ve seçilmiş meclisler gibi liberal taleplerle, ulusal birlik ve kendi dillerinde yönetim gibi ulusal talepleri birleştirdi. Ama bu talepler kısa sürede birbiriyle çatıştı: liberaller ile işçiler, bir halkın ulusal talepleri ile öteki halklarınki karşı karşıya geldi. Eski düzenin orduları, bu bölünmelerden yararlanarak devrimleri birer birer bastırdı. 1848, böylece, hem liberalizmin ve milliyetçiliğin kitlesel bir güç olarak ortaya çıktığı, hem de bu iki gücün birbirine ne kadar kolay çarpabileceğinin görüldüğü bir yıl oldu.

Bugünle bağ — mültecilere kapısını açan bir imparatorluk

1849'da Macar devriminin yenilgisinden sonra, Kossuth ve binlerce Macar ve Polonyalı devrimci, Osmanlı topraklarına sığındı. Avusturya ve Rusya, bu mültecilerin kendilerine teslim edilmesini istedi ve savaşla tehdit etti. Osmanlı yönetimi, İngiltere ve Fransa'nın desteğini de alarak mültecileri teslim etmeyi reddetti. Mültecilerin bir kısmı Osmanlı hizmetine girdi; Polonyalı general Józef Bem, Osmanlı ordusunda görev aldı. Kossuth, Kütahya'da bir süre yaşadıktan sonra 1851'de Amerika'ya gitti. Bu olay, siyasal mültecilere sığınma hakkının uluslararası bir sorun olarak tartışıldığı ilk büyük örneklerden biri sayılır.

Birincil kaynak

Çek tarihçi František Palacký'nin, Nisan 1848'de Frankfurt'ta toplanacak Alman ulusal meclisine katılmaya çağrıldığında, çağrıyı yapan kurula yazdığı mektuptan, Çekçe metinden:

[…] nevyhnutelně směřovati chcete i budete k tomu, abyste navždy zemdlili, ba nemožným učinili Rakousko co říši samostatnou, říši, jejížto zachování, celost i upevnění jest a býti musí věcí velikou i důležitou netoliko národu mého, ale celé Europy, ano lidskosti a vzdělanosti samé. […] Zajisté, kdyby státu Rakouského nebylo již od dávna, musili bychom v interessu Europy, ba humanity samé přičiniti se co nejdříve, aby se utvořil. […] základní totiž pravidlo, aby všecky pod žezlem jeho sjednocené národnosti i všecka vyznání víry požívaly vespolek ouplné rovnosti práva i vážnosti.

Türkçesi: […] Kaçınılmaz olarak, Avusturya'yı bağımsız bir devlet olarak sonsuza dek zayıflatmayı, hatta imkânsız kılmayı hedefliyorsunuz ve hedefleyeceksiniz; oysa bu devletin korunması, bütünlüğü ve güçlenmesi, yalnızca benim ulusum için değil, bütün Avrupa için, hatta insanlık ve uygarlığın kendisi için büyük ve önemli bir iştir ve öyle olmak zorundadır. […] Gerçekten de, Avusturya devleti çoktandır var olmasaydı, Avrupa'nın, hatta insanlığın kendi çıkarı için onu bir an önce kurmaya çalışmamız gerekirdi. […] Temel ilke şudur: onun asası altında birleşmiş bütün milliyetler ve bütün inançlar, birbirleriyle tam bir hak ve saygınlık eşitliğinden yararlanmalıdır.

Kaynak: František Palacký, Frankfurt'taki «Elliler Kurulu»na mektup, Prag, 11 Nisan 1848; Vikizdroje (Çekçe Vikikaynak). Türkçesi, Çekçesinden bizim.

  1. Palacký, Frankfurt'taki Alman ulusal meclisine neden katılmak istemez? Avusturya devletinin varlığını neden önemli bulur?
  2. Palacký, bir ulusal hareketin önderi olduğu hâlde, çok uluslu bir imparatorluğu savunur. Bu tutumu, önceki derste okuduğun Mill'in, birden çok milliyetin yaşadığı bir devlette özgür kurumların kurulamayacağı yönündeki görüşüyle karşılaştır.
  3. Palacký'nin öne sürdüğü «bütün milliyetlerin ve inançların eşitliği» koşulu, 1848'de Habsburg İmparatorluğu'nda gerçekleşti mi? Ders metnindeki olaylardan yola çıkarak cevapla.

Tarihçiler Tartışıyor

  • Lewis Namier (1944) — 1848: The Revolution of the Intellectuals adlı kitabında, 1848'i, halkın kendiliğinden bir ayaklanmasından çok, milliyetçi ve liberal aydınların önderlik ettiği bir devrim olarak gördü; özellikle Frankfurt Parlamentosu'ndaki Alman liberallerinin, başka halkların haklarını görmezden gelen milliyetçiliğini sert biçimde eleştirdi.
  • Jonathan Sperber (1994) — The European Revolutions, 1848–1851 adlı kitabında, devrimleri, aydınların ötesinde, zanaatkârların, köylülerin ve kentli işçilerin de katıldığı geniş bir toplumsal hareket olarak inceledi; 1848'in kırsaldaki ve küçük kentlerdeki etkilerini, özellikle serfliğin kaldırılmasını öne çıkardı.
  • Mike Rapport (2008) — 1848: Year of Revolution adlı kitabında, devrimlerin Avrupa çapındaki bağlantılarını ve karşılıklı etkilerini anlattı; liberallerin, radikallerin ve farklı ulusal hareketlerin birbiriyle çatışmasının, karşı devrimin zaferini nasıl kolaylaştırdığını gösterdi.
  • Christopher Clark (2023) — Revolutionary Spring adlı kitabında, 1848'i «başarısız bir devrim» olarak gören yargıya karşı çıktı; devrimlerin Avrupa'nın siyasal kültürünü, yönetim biçimlerini ve sonraki on yılların reformlarını derinden etkilediğini savundu.

Dört tarihçi, 1848'i farklı ölçülerle değerlendirir. Namier onu aydınların ve onların dar milliyetçiliğinin devrimi olarak, Sperber geniş bir toplumsal hareket olarak görür; Rapport devrimcilerin bölünmelerini, Clark ise devrimlerin kalıcı etkilerini öne çıkarır. Bu farklı okumalar, bir devrimin başarısının yalnızca kısa vadede iktidarı ele geçirip geçirmemesiyle ölçülemeyeceğini gösterir. Tartışma, 1848 devrimlerinin kısa sürede bastırılan bir başarısızlık mı, yoksa Avrupa'nın siyasal gelişimini uzun vadede derinden biçimlendiren bir dönüm noktası mı olduğu sorusunda düğümlenir.

Derine İn

1848 devrimlerinin en kalıcı sonuçlarından biri, kırsalda yaşandı. Habsburg İmparatorluğu'nda, Eylül 1848'de Viyana'daki meclis, köylülerin toprak sahiplerine karşı angarya ve başka yükümlülüklerini kaldıran bir yasa kabul etti; bu yasa, devrimin bastırılmasından sonra da yürürlükte kaldı. Milyonlarca köylü, yüzyıllardır süren kişisel bağımlılıktan kurtuldu. Ama bu durum, devrimin kendisi için bir çelişki de yarattı: talepleri karşılanan köylülerin önemli bir bölümü, devrimin kentli liberallerine ve radikallerine destek vermeyi bıraktı; hatta bazıları, devrimi bastıran imparatorluk ordusunun askerleri oldu. Sperber'in vurguladığı gibi, 1848'in kırsaldaki bu etkileri, kentlerdeki barikatlardan çok daha uzun süre hissedildi.

Frankfurt Parlamentosu'nun deneyimi de öğreticidir. Meclisin üyelerinin çoğu, üniversite profesörleri, avukatlar, yargıçlar ve memurlardı; bu yüzden ona zaman zaman «profesörler meclisi» denildi. Meclis, Aralık 1848'de, yasa önünde eşitliği, basın ve toplanma özgürlüğünü, soyluluğun bir zümre olarak kaldırılmasını ve idam cezasının kaldırılmasını içeren bir temel haklar listesi kabul etti. Ama meclisin ne bir ordusu ne de bir yönetimi vardı; kararlarını uygulamak için Alman devletlerinin hükümdarlarına bağımlıydı. Aylarca süren tartışmalardan sonra, Almanya'nın Avusturya'yı da içine alan bir «büyük Almanya» mı, yoksa onu dışarıda bırakan bir «küçük Almanya» mı olacağı sorusu da çözülemedi. Prusya kralının tacı reddetmesiyle meclis dağıldı.

Fransa'daki olaylar da 1848'in iç çelişkilerini açıkça gösterdi. Şubat'ta işçiler ve orta sınıf cumhuriyetçiler birlikte savaşmıştı; ama Haziran'da, ulusal atölyelerin kapatılması üzerine, bu iki kesim karşı karşıya geldi. Tocqueville de, anılarında, Haziran ayaklanmasını bastıranların yanında yer aldığını ve bunu bir toplumsal savaş olarak gördüğünü anlatır. Bu deneyim, liberal orta sınıfın önemli bir bölümünü, toplumsal devrim korkusuyla güçlü bir yönetimi desteklemeye yöneltti; Louis-Napoléon'un Aralık 1848'deki seçim zaferi ve 1851'deki darbesi, bu korkunun sonuçlarıydı.

Palacký'nin «bütün milliyetlerin eşitliği» düşüncesi de bir süre somut bir biçim aldı. Habsburg İmparatorluğu'nun Avusturya yarısında seçilen meclis, Viyana'daki ayaklanmanın ardından Moravya'daki küçük Kremsier (Kroměříž) kasabasına taşındı. Burada Almanca, Çekçe, Lehçe ve başka diller konuşan temsilciler, aylarca süren tartışmalardan sonra, imparatorluğun halklarının eşit haklara sahip olacağı ve bölgelerin geniş bir yerel yönetim kazanacağı bir anayasa taslağı hazırladı. Ama Mart 1849'da genç imparator Franz Joseph'in hükümeti meclisi dağıttı ve yukarıdan verilen bir anayasa ilan etti; birkaç yıl sonra bu anayasa da kaldırıldı. Kremsier taslağı hiç yürürlüğe girmedi; yine de tarihçiler onu, çok dilli bir devletin halklarını eşitlik temelinde bir arada tutmaya yönelik en ciddi girişimlerden biri olarak anar.

Devrim dalgası Osmanlı sınırlarına da ulaştı. Osmanlı Devleti'ne bağlı, ama kendi prensleri tarafından yönetilen Eflak'ta, Haziran 1848'de bir grup genç reformcu, serfliğin ve ayrıcalıkların kaldırılmasını, basın özgürlüğünü ve seçilmiş bir meclisi isteyen bir bildiri yayımladı ve kısa ömürlü bir hükümet kurdu. Rusya'nın baskısıyla Osmanlı ve Rus birlikleri Eylül 1848'de Bükreş'e girdi ve bu hükümet dağıtıldı. 1849'da imzalanan Balta Limanı Antlaşması, Eflak ve Boğdan'ın yönetimini birkaç yıllığına iki imparatorluğun ortak denetimine bıraktı.

Son olarak, 1848 bir sürgünler kuşağı da yarattı. Almanya'dan, Macaristan'dan, İtalya'dan ve Polonya'dan binlerce devrimci, İngiltere'ye, İsviçre'ye, Osmanlı topraklarına ve Amerika'ya göç etti. Carl Schurz da bunlardan biriydi: Amerika'ya yerleşti, köleliğe karşı mücadelede yer aldı, İç Savaş'ta general ve sonra senatör oldu. Bu «1848'liler», gittikleri ülkelerin siyasal hayatına liberal ve demokratik düşünceler taşıdı.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Lewis Namier, 1848: The Revolution of the Intellectuals (Londra: Oxford University Press, 1944).
  • Priscilla Robertson, Revolutions of 1848: A Social History (Princeton: Princeton University Press, 1952).
  • Jonathan Sperber, The European Revolutions, 1848–1851 (Cambridge: Cambridge University Press, 1994).
  • Dieter Dowe, Heinz-Gerhard Haupt, Dieter Langewiesche ve Jonathan Sperber (ed.), Europe in 1848: Revolution and Reform (New York: Berghahn, 2001).
  • Mike Rapport, 1848: Year of Revolution (Londra: Little, Brown, 2008).
  • Christopher Clark, Revolutionary Spring: Fighting for a New World, 1848–1849 (Londra: Allen Lane, 2023).

Arşiv ve kaynak

1848 devrimlerinin kaynakları arasında meclislerin tutanakları, bildiriler, gazeteler ve broşürler, polis raporları, diplomatların yazışmaları ve devrime katılanların anıları vardır. Frankfurt Parlamentosu'nun tutanakları ayrıntılı olarak yayımlandı. Tocqueville'in anıları Project Gutenberg'de, Schurz'un anıları Internet Archive'da, Palacký'nin mektubunun Çekçe metni ise Çekçe Vikikaynak'ta okunabilir. Anılar genellikle aradan onlarca yıl geçtikten sonra kaleme alındığı için, yazarlarının sonraki deneyimleriyle birlikte okunmalıdır.

Açık sorular

  • 1848 devrimlerini bastıran asıl güç, eski düzenin orduları mıydı, yoksa devrimcilerin kendi aralarındaki bölünmeler mi?
  • Liberal ve ulusal talepler, 1848'de birbirini güçlendirdi mi, yoksa zayıflattı mı?
  • 1848'in «başarısız» sayılması, sonraki on yılların reformlarını ne ölçüde görmezden gelir?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) 1848'de Fransa'da tahttan çekilip İngiltere'ye kaçan kral kimdir? A) X. Charles B) Louis-Philippe C) Louis-Napoléon Bonaparte D) XVI. Louis
  2. (Hedef 1) 1848'de bütün Alman devletlerinden seçilen temsilcilerin toplandığı ulusal meclis hangi kentte toplandı? A) Berlin B) Viyana C) Frankfurt D) Prag
  3. (Hedef 2) Tocqueville, Ocak 1848 konuşmasında Fransa'nın durumunu neye benzetir? A) Bir yanardağın üzerinde uyumaya B) Sakin bir denize C) Bir fırtınanın sonuna D) Bir hastalığın iyileşmesine
  4. (Hedef 2) Palacký, Frankfurt'a yazdığı mektupta hangi devletin korunmasını Avrupa için önemli bulur? A) Prusya B) Fransa C) Rusya D) Avusturya
  5. (Hedef 3) 1848'i özellikle Frankfurt'taki Alman liberallerinin dar milliyetçiliğini eleştirerek «aydınların devrimi» olarak gören tarihçi kimdir? A) Lewis Namier B) Jonathan Sperber C) Mike Rapport D) Christopher Clark

Açık uçlu soru

(Hedef 3) 1848 devrimleri kısa sürede bastırılan bir başarısızlık mıydı, yoksa Avrupa'nın siyasal gelişimini uzun vadede biçimlendiren bir dönüm noktası mı? Cevabında Tocqueville'in uyarısını, Schurz'un anısını ve Palacký'nin mektubunu kullan; Namier ile Clark'ın yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. B — Tahttan çekilen kral Louis-Philippe'ti.
  2. C — Ulusal meclis Frankfurt'ta toplandı.
  3. A — Tocqueville, bir yanardağın üzerinde uyuduklarını söyler.
  4. D — Palacký, Avusturya'nın korunmasını önemli bulur.
  5. A — Bu yorum Lewis Namier'e aittir.

Kapsamlı bir cevap, 1848 devrimlerinin kıtlık, ekonomik bunalım ve baskıcı siyasal düzenin birleşmesinden doğduğunu, devrimcilerin liberal ve ulusal talepleri bir araya getirdiğini, ama bu taleplerin kısa sürede birbiriyle çatıştığını ve eski düzenin ordularının bu bölünmelerden yararlandığını açıklar. Tocqueville'in uyarısını, devrim öncesinde biriken toplumsal öfkeyi sezen ama sonradan yazılmış bir tanıklık olarak; Schurz'un anısını, genç liberallerin heyecanını ve özgürlük ile ulusal birlik taleplerinin iç içe geçişini gösteren bir anlatı olarak; Palacký'nin mektubunu ise bir halkın ulusal taleplerinin başka bir halkınkiyle nasıl çatışabileceğini gösteren bir belge olarak okur. Güçlü bir yanıt, Namier'in 1848'i aydınların dar milliyetçiliği üzerinden eleştiren yaklaşımını, Clark'ın devrimlerin kalıcı etkilerini vurgulayan yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Bu derste, 1848 devrimlerinin ulusal birlik ve özgürlük taleplerini nasıl bir araya getirdiğini, ama bu taleplerin nasıl bastırıldığını gördük. İtalya'da da 1848'de Milano ve Venedik Avusturya'ya karşı ayaklanmış, Roma'da kısa ömürlü bir cumhuriyet kurulmuştu; hepsi yenildi. Ama yarımadanın kuzeybatısındaki küçük Piyemonte krallığı, 1848'de verdiği anayasayı korudu. On yıl sonra, bu krallığın kurnaz başbakanı, diplomasi ve büyük güçlerin rekabetiyle; bir sürgünden dönen gözü pek bir gerilla önderi ise gönüllüleriyle, yarımadayı birleştirmek için harekete geçecekti. Onların arkasında, yıllarca yazılarıyla birlik düşüncesini yaymış bir devrimcinin fikirleri vardı. Sonraki bölüm bunu soruyor: İtalya'nın birliği.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: sütunlu bir meclis salonunda kürsüde konuşan tek bir silüet; sıralarda birbirine bakan milletvekilleri.
  • 1:10–2:50 Bağlam: kurumuş patates tarlaları ve boş pazar tezgâhları; ardından kapısı kapalı bir fabrika önünde bekleyen işçi silüetleri.
  • 2:50–4:30 Gelişme: Avrupa haritasında Paris'ten doğuya yayılan ışıklar; bir üniversite kentinin meydanında toplanan öğrenciler; ardından büyük bir kilisenin içinde sıralara oturmuş temsilciler.
  • 4:30–6:10 Dönüş noktası: bir masada yazılan mektup; ardından haritada farklı renklere bürünen ve birbirine değen bölgeler.
  • 6:10–9:00 Kapanış: bir sınır kasabasında karşılanan yorgun yolcu silüetleri; ardından bir limandan batıya açılan bir gemi.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.