Öğrenme hedefleri
- 1808'de İspanya'da tahtın boşalmasından 1830'da Büyük Kolombiya'nın dağılmasına kadar İspanyol Amerikası'ndaki bağımsızlık savaşlarının aşamalarını ve Simón Bolívar'ın bu süreçteki rolünü açıklayabileceksin.
- Bolívar'ın 1813 kararnamesini, 1815 Jamaika Mektubu'nu ve 1819 Angostura Konuşması'nı karşılaştırarak, onun bağımsızlık, eşitlik ve güçlü yönetim arasındaki gerilimleri nasıl ele aldığını değerlendirebileceksin.
- Bağımsızlığı tek bir kahramanın eseri sayan «Kurtarıcı» anlatısını, yerel kurulların, kast düzeninin ve köleleştirilmiş insanların rolüyle birlikte tartışabileceksin.
Okuma metni
Kanca — sürgünde yazılan bir mektup
Eylül 1815'te, Karayipler'deki İngiliz sömürgesi Jamaika'nın başkenti Kingston'da, otuz iki yaşındaki bir Venezuelalı, kiraladığı bir odada uzun bir mektup yazıyordu. Adı Simón Bolívar'dı. İki yıl önce, zafer kazanmış bir ordunun başında Caracas'a girmiş ve kendisine «Kurtarıcı» unvanı verilmişti. Şimdi ise yenilmiş, parasız ve ülkesinden kaçmak zorunda kalmış bir sürgündü. Venezuela'da kurulan iki cumhuriyet de yıkılmıştı. İspanya, Napolyon'dan kurtulmuş ve Amerika'daki sömürgelerini geri almak için büyük bir ordu göndermişti. Bolívar, bu karanlık anda, adadaki bir İngiliz'in sorularına cevap vermek için oturdu ve İspanyol Amerikası'nın geleceği hakkında düşündüklerini yazdı. Bu mektup, sonradan Jamaika Mektubu adıyla ünlü oldu. On yıl sonra, aynı adam, bugünkü Venezuela, Kolombiya, Ekvador, Peru ve Bolivya'nın bağımsızlığında belirleyici bir rol oynamıştı. Bu ders, dünyanın en büyük sömürge imparatorluklarından birinin Amerika'daki topraklarının yirmi yıldan kısa bir sürede nasıl bağımsızlığa kavuştuğunu ve bu bağımsızlığın kimler için ne anlama geldiğini soruyor.
Bağlam — boşalan bir taht
On dokuzuncu yüzyılın başında İspanya'nın Amerika'daki imparatorluğu, Kaliforniya'dan Şili'nin güneyine kadar uzanıyordu. Bu topraklarda, sömürge yönetiminin kurduğu bir kast düzeni vardı. İspanya'da doğmuş yöneticiler en üst görevleri tutuyordu. Amerika'da doğmuş İspanyol kökenli aileler, yani kreoller, toprak ve servet sahibiydi ama yüksek görevlerden çoğu zaman dışlanıyordu. Onların altında, karışık kökenli özgür insanlar, yerli halklar ve en altta köleleştirilmiş Afrikalılar ve onların torunları yer alıyordu. Herkesin hakları ve yükümlülükleri, doğumuna ve soyuna göre belirleniyordu.
Fransız imparatoru, 1808 baharında İspanya'nın Bourbon kralı VII. Fernando'yu Fransa'da alıkoyup İspanya tacını kendi ailesine verdiğinde, bu düzen bir meşruiyet krizine girdi. Amerika'daki kentlerin ileri gelenleri, kime bağlı olduklarını sormaya başladı. 1810'da Caracas, Buenos Aires, Bogotá ve Santiago gibi kentlerde yerel kurullar, yani cuntalar, yönetimi üstlendi. Başlangıçta çoğu, tutsak kral adına hareket ettiğini söylüyordu. Meksika'da ise, Eylül 1810'da bir köy papazı olan Miguel Hidalgo'nun çağrısıyla on binlerce köylü ve yerli ayaklandı; bu ayaklanma bastırıldı ve Hidalgo idam edildi. İspanya'da ise Fransızlara karşı direnen meclis, 1812'de liberal bir anayasa, Cádiz Anayasası'nı kabul etti ve Amerikalı temsilcileri de meclise çağırdı; ama onlara nüfuslarına denk bir temsil vermedi.
Gelişme — yenilgiler ve bir ölüm kararnamesi
Venezuela, 5 Temmuz 1811'de İspanya'dan bağımsızlığını ilan eden ilk sömürgelerden biri oldu. Bolívar, Caracas'ın zengin bir kreol ailesinin çocuğuydu; gençliğinde Avrupa'yı gezmiş, Aydınlanma yazarlarını okumuştu. Bu ilk cumhuriyet, kralcı kuvvetlerin saldırıları, iç bölünmeler ve Mart 1812'de Caracas'ı yıkan bir depremin ardından çöktü. Cumhuriyetin yaşlı önderi Francisco de Miranda İspanyollara teslim edildi. Bolívar ise komşu Yeni Granada'ya, bugünkü Kolombiya'ya kaçtı ve oradan küçük bir orduyla Venezuela'ya döndü.
Bolívar, Ağustos 1813'te Caracas'a girdi ve «Kurtarıcı» unvanını aldı. Ama bu ikinci cumhuriyet de bir yıl içinde yıkıldı. Onu yıkan, İspanya'dan gelen bir ordu değil, Venezuela'nın büyük düzlüklerindeki sığırtmaçlardan, özgür karışık kökenli insanlardan ve kaçak kölelerden oluşan kralcı süvarilerdi. Bu insanlar için, zengin kreollerin cumhuriyeti, kendi hayatlarını iyileştirecek bir şey vaat etmiyordu. 1815'te Bolívar sürgündeydi.
Dönüş noktası — Haiti'den And Dağları'na
Bolívar, Jamaika'dan Haiti'ye geçti. Haiti'nin başındaki Alexandre Pétion, sürgündeki Venezuelalıya silah, gemi ve para sağladı ve tek bir koşul koydu: zafer kazanırsa, kendi ülkesinde köle olarak yaşayanları özgür bırakacaktı. Bolívar, 1816'da Venezuela'ya döndüğünde, orduya katılan kölelere özgürlük vaat eden bir bildiri yayımladı. Stratejisini de değiştirdi: kıyıdaki kentler yerine, iç bölgelerdeki büyük Orinoco ırmağı çevresinde bir üs kurdu ve düzlüklerin süvarilerini, önderleri José Antonio Páez aracılığıyla kendi safına çekti.
1819 yazında Bolívar, yağmur mevsiminde sular altındaki düzlükleri ve karlı And Dağları'nı aşarak Yeni Granada'ya girdi ve Ağustos'ta Boyacá'da kralcı orduyu yendi; birkaç gün sonra Bogotá'ya ulaştı. Aynı yıl, Venezuela ile Yeni Granada'yı birleştiren Büyük Kolombiya kuruldu. 1821'de Venezuela'nın büyük bölümü kurtarıldı. Güneyde ise, Arjantinli General José de San Martín, And Dağları'nı aşarak Şili'yi kurtarmış ve Peru'nun başkenti Lima'ya girmişti. İki komutan 1822'de Ekvador'un Guayaquil kentinde gizli bir görüşme yaptı; ardından San Martín çekildi. Peru'daki son büyük kralcı ordu, Aralık 1824'te, Bolívar'ın genç generali Antonio José de Sucre tarafından Ayacucho'da yenildi. Yukarı Peru, Bolívar'ın adını alarak Bolivya oldu.
Yaygın yanlış«Güney Amerika'yı İspanya'dan tek başına Bolívar kurtardı.»
Bolívar, bağımsızlık savaşlarının en önemli önderlerinden biriydi; ama bağımsızlık, pek çok yerde, onunla hiç bağlantısı olmayan yerel kurulların, San Martín gibi başka komutanların, Sucre ve Páez gibi generallerin ve on binlerce isimsiz askerin eseriydi. Arjantin, Şili ve Meksika'nın bağımsızlığında Bolívar'ın hiçbir rolü yoktu. Üstelik savaşların sonucunu, çoğu zaman, düzlüklerin süvarileri, köleleştirilmiş insanlar ve karışık kökenli özgür insanlar gibi, hangi tarafı seçeceklerine kendi çıkarlarına göre karar veren kesimler belirledi.
Cevap — bir imparatorluğun çöküşü, bir düzenin sürmesi
İspanyol Amerikası'nın bağımsızlığı, önce İspanya'nın kendi krizinden doğdu: 1808'de tahtın boşalması, kreol elitlerini kendi kurullarını kurmaya ve sonunda bağımsızlık ilan etmeye itti. Ama bağımsızlık, bir kez ilan edildikten sonra, on beş yıl süren acımasız savaşlarla kazanıldı. Bolívar'ın başarısı, yenilgilerden ders çıkarmasında yattı: ilk cumhuriyetlerin yalnızca zengin kreollerin desteğine dayandığını ve bu yüzden çöktüğünü görünce, kölelere özgürlük, düzlüklerin süvarilerine toprak ve ganimet vaat ederek toplumun daha geniş kesimlerini savaşa kattı. Ama bağımsızlığın ardından, kast düzeninin pek çok eşitsizliği sürdü; kölelik ancak on yıllar sonra kaldırıldı; toprak, büyük ölçüde eski ve yeni elitlerin elinde kaldı.
Bugünle bağ — bir kahramanın kullanımı
Bolívar, bugün Latin Amerika'nın en çok anılan tarihsel kişiliğidir. Bir ülke, Bolivya, onun adını taşır; Venezuela'nın resmî adı, 1999'dan beri «Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti»dir ve para birimi «bolívar»dır. Farklı dönemlerde, askerî diktatörler de, sol hareketler de, liberal politikacılar da onun adına konuştu. Bu durum, tarihsel bir kişiliğin, zamanla kendi yaşadığı dönemden koparılıp her tarafın sahiplendiği bir simgeye dönüşebileceğini gösterir. Tarihçinin görevi, bu simgenin arkasındaki, çelişkileriyle birlikte yaşamış insanı yeniden bulmaktır.
Birincil kaynak
Bolívar'ın 6 Eylül 1815'te Kingston'da yazdığı Jamaika Mektubu'ndan, İspanyolca metinden:
Nosotros somos un pequeño género humano; poseemos un mundo aparte, cercado por dilatados mares, nuevo en casi todas las artes y ciencias, aunque en cierto modo viejo en los usos de la sociedad civil. […] nosotros, que apenas conservamos vestigios de lo que en otro tiempo fue, y que por otra parte no somos indios ni europeos, sino una especie media entre los legítimos propietarios del país y los usurpadores españoles: en suma, siendo nosotros americanos por nacimiento y nuestros derechos los de Europa, tenemos que disputar éstos a los del país y que mantenernos en él contra la invasión de los invasores.
Türkçesi: Biz küçük bir insan soyuyuz; geniş denizlerle çevrili, sanatların ve bilimlerin neredeyse hepsinde yeni, ama bir bakıma toplum hayatının alışkanlıklarında eski, ayrı bir dünyaya sahibiz. […] Bir zamanlar var olandan ancak izler koruyabilen bizler, öte yandan ne yerliyiz ne Avrupalı; ülkenin meşru sahipleri ile İspanyol gaspçılar arasında bir ara türüz. Kısacası, doğuşumuzla Amerikalı, haklarımızla Avrupalı olduğumuz için, bu hakları ülkenin asıl sahiplerine karşı savunmak ve istilacıların istilasına karşı bu ülkede tutunmak zorundayız.
Kaynak: Simón Bolívar, «Contestación de un Americano Meridional a un caballero de esta isla» (Jamaika Mektubu), Kingston, 6 Eylül 1815; Vikikaynak. Türkçesi, İspanyolcasından bizim.
- Bolívar'ın «biz» dediği kimlerdir? Bu «biz», Venezuela'daki köleleri ve yerli toplulukları da kapsıyor mu?
- Bolívar, kreollerin durumunu neden «olağanüstü ve karmaşık» bir durum olarak görür? Hem İspanya'ya hem de ülkenin «meşru sahiplerine» karşı hangi haklarını savunmak zorundadırlar?
- Bu mektubun özgün İspanyolca elyazması uzun süre kayıptı ve metin önce İngilizce yayımlandı. Bu durum, onu bir birincil kaynak olarak kullanırken neye dikkat etmemizi gerektirir?
Tarihçiler Tartışıyor
- Germán Carrera Damas (1969) — El culto a Bolívar adlı kitabında, Venezuela'da on dokuzuncu yüzyıldan itibaren Bolívar etrafında kurulan resmî bir «kültü» inceledi; bu kültün, bölünmüş bir topluma ortak bir kimlik vermek ve her dönemin iktidarını meşrulaştırmak için kullanıldığını gösterdi.
- John Lynch (1973) — The Spanish American Revolutions, 1808–1826 adlı kitabında, bağımsızlığı, İspanya'nın on sekizinci yüzyıldaki merkezileştirici reformlarına karşı kreol elitlerinin tepkisi ve kendi yönetimlerini kurma isteği olarak açıkladı; bağımsızlığın toplumsal düzeni köklü biçimde değiştirmediğini vurguladı.
- Jaime E. Rodríguez O. (1998) — The Independence of Spanish America adlı kitabında, bağımsızlığı, İspanya monarşisinin bütün dünyasını, hem Avrupa'yı hem Amerika'yı saran siyasal bir devrimin parçası olarak gördü; Cádiz Anayasası'nın ve seçimlerin, Amerika'daki siyasal kültürü derinden değiştirdiğini savundu.
- Marixa Lasso (2007) — Myths of Harmony adlı kitabında, bugünkü Kolombiya'nın Karayip kıyısındaki karışık kökenli özgür insanların bağımsızlık savaşlarındaki rolünü inceledi; bu insanların, cumhuriyetin eşitlik dilini kendi hakları için kullandığını, ama sonradan kurulan «ırksal uyum» anlatısının onların taleplerini susturduğunu gösterdi.
Dört tarihçi, bağımsızlığı farklı merkezlerden okur. Carrera Damas bir kahraman kültünün nasıl kurulduğunu, Lynch kreol elitlerinin çıkarlarını, Rodríguez İspanya monarşisinin bütününü saran siyasal devrimi, Lasso ise karışık kökenli özgür insanların eşitlik taleplerini öne çıkarır. Tartışma, Latin Amerika'nın bağımsızlığının yalnızca elitlerin yönetimi devraldığı bir siyasal değişim mi, yoksa toplumun alt kesimlerinin de katıldığı ve eşitlik taleplerini dile getirdiği bir devrim mi olduğu sorusunda düğümlenir.
Derine İn
Jamaika Mektubu'nun metni de ilginç bir kaynak sorunudur. Bolívar'ın mektubu yazdığı İspanyolca elyazması uzun süre kayıp kaldı. Metin ilk kez 1818'de Jamaika'da İngilizce olarak yayımlandı; İspanyolca metin ise 1833'te, büyük olasılıkla İngilizceden geri çevrilerek basıldı. Bugün okunan İspanyolca metnin, Bolívar'ın kendi cümlelerine ne kadar yakın olduğu uzun süre tartışıldı. 2010'ların ortasında Ekvador'daki bir arşivde mektubun İspanyolca bir kopyasının bulunduğu açıklandı; bu buluş, metnin tarihini yeniden incelemeyi mümkün kıldı. Bu öykü, en ünlü birincil kaynakların bile bize çeviri ve kopya zincirleriyle ulaşabildiğini hatırlatır.
Köleliğin kaldırılması, Bolívar'ın en tutarlı ama en az başarılı olduğu alanlardan biriydi. Haiti'ye verdiği sözü tuttu: orduya katılan kölelere özgürlük vaat etti ve kendi ailesinin kölelerini özgürleştirdi. Ama köle sahibi kreoller, köleliğin hemen kaldırılmasına direndi. 1821'de Büyük Kolombiya meclisi, köle annelerden doğan çocukların belli bir yaşa gelince özgür olacağını söyleyen, kademeli bir yasa kabul etti. Kölelik, Venezuela'da ve Kolombiya'da ancak 1850'lerde tamamen kaldırıldı. Bolívar, özel mektuplarında, karışık kökenli insanların ve eski kölelerin siyasal güç kazanmasından korktuğunu da açıkça yazdı; 1817'de, kendisine karşı olduğu gerekçesiyle, karışık kökenli bir generali, Manuel Piar'ı yargılatıp idam ettirdi. Eşitlik ilkesine bağlılığı ile toplumsal kargaşa korkusu arasındaki gerilim, onun siyasal düşüncesinin merkezindeydi.
Bağımsızlığın ardından gelen yıllar, Bolívar'ın düşlediği büyük birliği dağıttı. Büyük Kolombiya'nın bölgeleri arasında ekonomik ve siyasal çıkarlar ayrıştı; Venezuela'da Páez, Yeni Granada'da Bolívar'ın yardımcısı Francisco de Paula Santander, farklı yönlere çekti. Bolívar, 1826'da Bolivya için, ömür boyu görev yapan ve kendi halefini seçen bir devlet başkanı öngören bir anayasa hazırladı; muhalifleri, onu bir krallık kurmaya çalışmakla suçladı. 1828'de Bogotá'da ona karşı bir suikast girişimi oldu; yakın arkadaşı Manuela Sáenz'in uyarısıyla bir pencereden kaçarak kurtuldu. 1830'da Venezuela ve Ekvador Büyük Kolombiya'dan ayrıldı. Hasta ve yalnız kalan Bolívar, aynı yılın Aralık ayında Kolombiya'nın Karayip kıyısındaki Santa Marta'da öldü. Ölümünden kısa süre önce yazdığı bir mektupta, Amerika'ya hizmet edenlerin «denizi sürdüklerini» söylediği aktarılır.
Bolívar'ın ölümünden sonraki yüzyılda, Carrera Damas'ın incelediği kült adım adım kuruldu. Kalıntıları 1842'de Santa Marta'dan Caracas'a getirildi; 1876'da, eski bir kilisenin dönüştürüldüğü Ulusal Panteon'a yerleştirildi. 2010'da Venezuela hükümeti, ölüm nedenini yeniden araştırmak gerekçesiyle mezarı açtırdı. İki yüz yıl sonra bile bir mezarın siyasal bir olay olabilmesi, Bolívar'ın ulusal bellekteki yerini gösterir.
Latin Amerika'nın bağımsızlığı, Avrupa'dakiyle aynı dönemde yaşanan devrimlerin bir parçasıydı; ama kendi özellikleri vardı. Portekiz'in sömürgesi Brezilya, Napolyon'un Portekiz'i işgal etmesiyle Portekiz kraliyet ailesinin 1808'de Rio de Janeiro'ya taşınması sonucunda farklı bir yol izledi ve 1822'de, kralın oğlunun imparator olduğu bir monarşi olarak bağımsızlığını ilan etti; bu ayrılık, İspanyol Amerikası'ndaki savaşlar kadar uzun ve yıkıcı olmadı. Böylece aynı kıtada, cumhuriyetler ile bir imparatorluk yan yana doğdu.
Uzman Notu
Temel literatür
- Germán Carrera Damas, El culto a Bolívar (Caracas: Universidad Central de Venezuela, 1969).
- John Lynch, The Spanish American Revolutions, 1808–1826 (Londra: Weidenfeld & Nicolson, 1973).
- Jaime E. Rodríguez O., The Independence of Spanish America (Cambridge: Cambridge University Press, 1998).
- Jeremy Adelman, Sovereignty and Revolution in the Iberian Atlantic (Princeton: Princeton University Press, 2006).
- Marixa Lasso, Myths of Harmony: Race and Republicanism during the Age of Revolution, Colombia, 1795–1831 (Pittsburgh: University of Pittsburgh Press, 2007).
- John Charles Chasteen, Americanos: Latin America's Struggle for Independence (Oxford: Oxford University Press, 2008).
Arşiv ve kaynak
Latin Amerika bağımsızlık savaşlarının kaynakları arasında Bolívar'ın ve öteki önderlerin mektupları ve bildirileri, cuntaların ve meclislerin tutanakları, kralcı yönetimin raporları, İspanyol arşivlerindeki sömürge belgeleri ve askerlerin anıları vardır. Bolívar'ın yazışmaları on dokuzuncu yüzyıldan itibaren pek çok ciltte yayımlandı; Venezuela'da ona ait belgeleri toplayan özel bir arşiv kuruldu. Kararnamelerin ve konuşmaların önemli bir bölümü İspanyolca Vikikaynak'ta okunabilir.
Açık sorular
- Napolyon 1808'de İspanya'yı işgal etmeseydi, İspanyol Amerikası bağımsızlığını yine de kazanır mıydı, yoksa bu süreç çok daha uzun mu sürerdi?
- Bolívar'ın güçlü yürütme ve ömür boyu başkanlık önerileri, bir cumhuriyeti kargaşadan korumanın bir yolu muydu, yoksa bir otoriterlik eğilimi mi?
- Bağımsızlık, köle olarak yaşayanların ve yerli toplulukların hayatını ne ölçüde değiştirdi?
Mini sınav
- (Hedef 1) İspanyol Amerikası'nda 1810'da kentlerde kurulan ve yönetimi üstlenen yerel kurullara ne ad verilir? A) Konvansiyon B) Cunta C) Direktuvar D) Senato
- (Hedef 1) Peru'daki son büyük kralcı ordu 1824'te hangi muharebede yenildi? A) Ayacucho B) Boyacá C) Carabobo D) Waterloo
- (Hedef 2) Bolívar'ın 1813 kararnamesine göre, kralcıların yanında savaşmış Amerikalılara ne vaat edilir? A) Sürgün B) Ölüm C) Tam bir af D) Mülklerine el konulması
- (Hedef 2) Angostura Konuşması'nda Bolívar, kendi kararlarının hepsinin değiştirilmesine razı olduğunu söylerken hangisinin onaylanmasını ister? A) Kalıtsal senatonun B) Kendi ömür boyu başkanlığının C) İspanya ile barışın D) Kölelerin mutlak özgürlüğünün
- (Hedef 3) Karışık kökenli özgür insanların bağımsızlık savaşlarında eşitlik dilini kendi hakları için kullandığını gösteren tarihçi kimdir? A) John Lynch B) Germán Carrera Damas C) Marixa Lasso D) Jaime Rodríguez
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Latin Amerika'nın bağımsızlığı, bir kahramanın, kreol elitlerinin mi, yoksa toplumun daha geniş kesimlerinin mi eseriydi? Cevabında 1813 kararnamesini, Jamaika Mektubu'nu ve Angostura Konuşması'nı kullan; Lynch ile Lasso'nun yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- B — Bu kurullara cunta denir.
- A — Kralcı ordu Ayacucho'da yenildi.
- C — Kralcıların yanında savaşmış Amerikalılara tam bir af vaat edilir.
- D — Bolívar kölelerin mutlak özgürlüğünün onaylanmasını ister.
- C — Bu yorum Marixa Lasso'ya aittir.
Kapsamlı bir cevap, bağımsızlığın 1808'de İspanya'da tahtın boşalmasıyla başlayan bir meşruiyet krizinden doğduğunu, önce kreol elitlerinin kurduğu cuntalarla ilerlediğini, ama ilk cumhuriyetlerin toplumun geniş kesimlerinin desteğini alamadığı için çöktüğünü açıklar. 1813 kararnamesini, savaşı İspanya'da doğanlar ile Amerika'da doğanlar arasında bir savaşa dönüştürme girişimi olarak; Jamaika Mektubu'nu, kreollerin kendi kimliklerini ne Avrupalı ne yerli olarak tanımladığı bir metin olarak; Angostura Konuşması'nı ise köleliğin kaldırılması çağrısı ile güçlü ve kalıtsal kurumlar önerisini aynı anda taşıyan bir metin olarak okur. Güçlü bir yanıt, Lynch'in kreol elitlerinin çıkarlarını öne çıkaran yaklaşımını, Lasso'nun karışık kökenli özgür insanların eşitlik taleplerini vurgulayan yaklaşımıyla karşılaştırır.
Sonraki bölüme köprü
Bu derste, Napolyon'un İspanya'yı işgalinin, Amerika kıtasında bir bağımsızlık dalgasını nasıl başlattığını gördük. Aynı yıllarda Avrupa'da, Napolyon'u yenen hükümdarlar ve diplomatlar, bir daha böyle bir altüst oluş yaşanmaması için yeni bir düzen kuruyordu. Viyana'da toplanan bu diplomatlar, sınırları yeniden çizdi, devrimlerin devirdiği hanedanları tahtlarına geri getirdi ve büyük güçlerin düzenli olarak bir araya gelip Avrupa'daki huzuru birlikte korumasını öngördü. Bu düzeni kuranların bir kısmı, İspanya'nın Amerika'daki sömürgelerini geri almasına yardım etmeyi bile tartıştı. Sonraki bölüm bunu soruyor: Viyana Kongresi: devrimleri durdurma girişimi.