Öğrenme hedefleri
- Maximilien Robespierre'in 1789'dan 1794'e kadarki siyasal yolunu, ölüm cezasına karşı çıkışından Kamu Selameti Komitesi'ndeki rolüne ve Thermidor'daki düşüşüne kadar açıklayabileceksin.
- Robespierre'in 1791 ve 1794 konuşmalarını Desmoulins'in bir gazete yazısıyla karşılaştırarak, «erdem» ve «terör» kavramlarının devrimci hükümetin dilinde nasıl birbirine bağlandığını değerlendirebileceksin.
- «Terör, tek bir adamın, Robespierre'in eseriydi» anlatısını, komitenin ortak kararlarıyla ve tarihçilerin farklı Robespierre portreleriyle sınayabileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir istisnanın gerekçesi
3 Aralık 1792'de, Paris'teki Konvansiyon'da, eski kral XVI. Louis'ye ne yapılacağı tartışılıyordu. Milletvekillerinin çoğu, kralın bir mahkeme önünde, suçlamalar ve savunmayla yargılanmasını istiyordu. Kürsüye çıkan otuz dört yaşındaki Paris milletvekili Maximilien Robespierre ise bunun gereksiz olduğunu söyledi: halk, 10 Ağustos'ta kralı zaten yargılamıştı; şimdi yapılacak şey bir dava değil, bir kararın uygulanmasıydı. Konuşmasının ortasında, dinleyenlerin çoğunun hatırladığı bir çelişkiye kendisi değindi. Bir buçuk yıl önce, Kurucu Meclis'te ölüm cezasının kaldırılmasını isteyen oydu. Hâlâ ölüm cezasından tiksindiğini söyledi; ama bu cezanın, toplumun güvenliği için zorunlu olduğu durumlarda haklı olabileceğini ekledi. Tahtından indirilmiş ama adı hâlâ yabancı orduları Fransa'ya çeken bir kral, ona göre böyle bir durumdu. Sonra, sonradan en çok alıntılanan cümlesini kurdu: Louis ölmelidir, çünkü vatanın yaşaması gerekir. Bu ders, ölüm cezasına karşı çıkan bir adamın, iki yıldan kısa bir süre içinde, olağanüstü bir yargı düzeninin en tanınmış savunucusuna nasıl dönüştüğünü ve bu dönüşümü hangi kavramlarla açıkladığını soruyor.
Bağlam — Arras'lı avukat
Robespierre, 1758'de kuzey Fransa'daki Arras kentinde doğdu. Annesini küçük yaşta kaybetti; babası aileyi bıraktı. Bir kilise bursuyla Paris'teki ünlü Louis-le-Grand kolejinde okudu; aynı okulda, sonradan gazeteci olacak Camille Desmoulins da vardı. Arras'a dönüp avukatlık yaptı ve yoksulların davalarını üstlenmesiyle tanındı. 1789'da, Artois bölgesinin üçüncü zümre temsilcisi olarak Versailles'a geldi.
Kurucu Meclis'te Robespierre, azınlıkta kalan bir sesti. Oy hakkının vergi ödeyen erkeklerle sınırlanmasına karşı çıktı; basın özgürlüğünü, Yahudilerin ve tiyatro oyuncularının yurttaşlık haklarını savundu. Bu tutarlılığı ve para konusundaki titizliği, ona «Rüşvet Almaz» lakabını kazandırdı. Paris'teki Jakoben Kulübü, onun asıl kürsüsü oldu.
Meclis önerisini reddetti. Aralık 1791 ve Ocak 1792'de ise Robespierre, Avrupa'ya savaş açılmasını isteyen milletvekillerine karşı çıktı: kimsenin «silahlı misyonerleri» sevmediğini, bir halkın özgürlüğünün ona süngüyle götürülemeyeceğini söyledi. Savaş yine de başladı ve onun korktuğu gibi, devrimin iç dengelerini altüst etti.
Gelişme — komitede on iki kişi
Temmuz 1793'te Robespierre, Kamu Selameti Komitesi'ne girdi. Komite on iki üyeden oluşuyordu; kararlar ortak alınıyor, belgeler birkaç imzayla çıkıyordu. Üyelerden bazıları orduları, bazıları ikmali, bazıları taşradaki temsilcileri yönetiyordu. Robespierre'in işi, daha çok Konvansiyon'da ve Jakoben Kulübü'nde komitenin politikasını açıklamak ve savunmaktı. Genç milletvekili Saint-Just ve felçli bacakları yüzünden tekerlekli sandalyede dolaşan Georges Couthon, onun en yakın çalışma arkadaşlarıydı.
1793 sonbaharında Cumhuriyet, dış savaşı, batıda Vendée'deki iç savaşı ve güneydeki kent ayaklanmalarını yavaş yavaş bastırıyordu. Ama devrimciler arasındaki bölünme derinleşti. Bir yanda, Terör'ün sertleştirilmesini ve Hristiyan ibadetinin kamusal alandan kaldırılmasını isteyen, Paris kent yönetimine yakın radikal bir grup vardı. Öte yanda, Danton ve arkadaşları, dış tehlike azaldığına göre olağanüstü önlemlerin gevşetilmesini istiyordu. Onların sözcüsü, Robespierre'in okul arkadaşı Desmoulins'in çıkardığı yeni bir gazeteydi.
Robespierre önce Desmoulins'i korumaya çalıştı; Jakoben Kulübü'nde gazetenin sayılarının yakılmasını önerdiğinde, Desmoulins ona yakmanın cevap vermek olmadığını söyleyerek karşılık verdi. Ama birkaç hafta içinde komite, iki gruba da yöneldi. Mart 1794'te radikal grubun önderleri, Nisan başında da Danton, Desmoulins ve arkadaşları, devrim mahkemesinde yargılanıp idam edildi.
5 Şubat 1794'te Robespierre, Konvansiyon'da komitenin iç politikasının ilkelerini açıklayan bir konuşma yaptı. Bu konuşmanın erdem ile terörü birbirine bağlayan paragrafını, dersin sonundaki kaynak okumasında ayrıntılı olarak inceleyeceksin.
Dönüş noktası — Büyük Terör ve 9 Thermidor
Bahar sonunda komitenin sertliği arttı. 8 Haziran 1794'te Paris'te, Robespierre'in önderliğinde, «Yüce Varlık» adına düzenlenen büyük bir sivil tören yapıldı; bu tören, Hristiyanlığın yerine konmak istenen kamusal bir ahlak dininin gösterisiydi. İki gün sonra, Couthon'un sunduğu ve Robespierre'in desteklediği bir yasa, devrim mahkemesinin işleyişini kökten değiştirdi: sanıklara avukat hakkı tanınmıyor, tanık dinlemek zorunlu olmaktan çıkıyor, mahkemenin verebileceği tek ceza ölüm oluyordu. «Halkın düşmanı» tanımı ise, yanlış haber yaymaktan halkın ahlakını bozmaya kadar genişletildi. Tarihçilerin sayımlarına göre, Paris'te bu yasadan sonraki yedi haftada verilen ölüm cezaları, önceki on beş ayın toplamını aştı.
26 Haziran'da Fransız ordusu, Fleurus'te Avusturyalıları yendi; dış tehlike büyük ölçüde geçti. Olağanüstü önlemlerin gerekçesi zayıflarken, Konvansiyon üyeleri, Robespierre'in adlarını vermeden «hainlerden» söz eden konuşmalarından korkmaya başladı. 26 Temmuz'da yaptığı konuşmada da kimseyi adıyla anmadı; bu belirsizlik, kendini hedefte gören herkesi ona karşı birleştirdi. Ertesi gün, devrim takviminde 9 Thermidor'da, Konvansiyon Robespierre'in ve yakınlarının tutuklanmasını oyladı. Robespierre, Saint-Just ve Couthon, yasa dışı ilan edildikleri için yargılanmadan, yalnızca kimlikleri doğrulanarak bir gün sonra idam edildi.
Yaygın yanlış«Terör, tek bir adamın, Robespierre'in eseriydi.»
Robespierre, Terör'ün en tanınmış sözcüsüydü ve 1794 baharındaki sertleşmede büyük payı vardı. Ama Kamu Selameti Komitesi'nin on iki üyesi kararları birlikte alıyordu; Terör'ün yasaları Konvansiyon'da oylanmıştı; en çok ölüm, Robespierre'in doğrudan yönetmediği iç savaş bölgelerinde, taşraya gönderilen temsilcilerin eliyle yaşanmıştı. Onu deviren milletvekillerinin bir kısmı, taşrada Terör'ün en sert uygulayıcıları arasındaydı. Thermidor'dan sonra bütün sorumluluğu ölmüş bir adama yüklemek, hayatta kalanların işine geliyordu.
Cevap — erdemin koruma kalkanı
Robespierre, ölüm cezasına karşı çıkan bir avukattan Terör'ün sözcüsüne, düşüncesini terk ederek değil, onun içindeki bir istisnayı büyüterek geçti. 1791'de bile, toplumun kendi güvenliği için zorunlu olan durumları bir kenarda bırakmıştı; 1792'de bu istisnayı krala uyguladı; 1794'te ise, savaş ve iç savaş koşullarında, bütün «halk düşmanlarını» kapsayacak biçimde genişletti. Bu genişlemeyi haklı gösteren kavram, «erdem»di: cumhuriyetin ancak yurttaşların kamu yararını kendi çıkarlarının önüne koymasıyla yaşayabileceği inancı. Erdemli olmayanı düşman, düşmanı da hukukun dışında sayan bu mantık, sonunda onu devirenlerin de gerekçesi oldu.
Bugünle bağ — iyi niyetin sınırı
Robespierre'in öyküsü, bugün de siyasal düşüncede sıkça anılan bir soruyu canlı tutar: yöneticilerin ahlaki iddiası ne kadar yüksekse, onları sınırlayan kurallar o kadar mı gereksizdir, yoksa o kadar mı gereklidir? Bugünkü anayasalar, kuvvetler ayrılığını, sanık haklarını ve bağımsız yargıyı, yöneticilerin kötü niyetli olabileceği varsayımıyla kurar. Robespierre'in dersi ise, iyi niyetli olduklarından emin olan yöneticilerin de bu sınırlara ihtiyaç duyduğudur.
Birincil kaynak
Robespierre'in 5 Şubat 1794'te Konvansiyon'da yaptığı «Siyasal ahlakın ilkeleri üzerine» konuşmasından, Fransızca metinden:
Si le ressort du gouvernement populaire dans la paix est la vertu, le ressort du gouvernement populaire en révolution est à la fois la vertu et la terreur : la vertu, sans laquelle la terreur est funeste ; la terreur, sans laquelle la vertu est impuissante. La terreur n'est autre chose que la justice prompte, sévère, inflexible ; elle est donc une émanation de la vertu ; elle est moins un principe particulier qu'une conséquence du principe de la démocratie appliqué aux plus pressants besoins de la patrie.
Türkçesi: Halk yönetiminin barıştaki itici gücü erdemse, devrim sırasındaki itici gücü hem erdem hem terördür: terör olmadan erdem güçsüz, erdem olmadan terör yıkıcıdır. Terör, hızlı, sert ve eğilmez adaletten başka bir şey değildir; demek ki erdemden doğar. O, ayrı bir ilke olmaktan çok, demokrasi ilkesinin vatanın en acil ihtiyaçlarına uygulanmasının bir sonucudur.
Kaynak: Maximilien Robespierre, «Sur les principes de morale politique», Konvansiyon, 5 Şubat 1794 (17 Pluviôse II. yıl); A. Vermorel (ed.), Œuvres de Robespierre (Paris: F. Cournol, 1866), s. 294–308; Vikikaynak. Türkçesi, Fransızcasından bizim.
- Robespierre, barış dönemindeki halk yönetimi ile devrim dönemindeki halk yönetimini hangi bakımdan ayırır?
- Terörü «adalet» olarak tanımlamak, onu sınırlamayı kolaylaştırır mı, zorlaştırır mı? Neden?
- Montesquieu, erdemi cumhuriyetin, korkuyu ise despotluğun ilkesi saymıştı. Robespierre bu iki kavramı aynı yönetimde birleştirirken hangi itirazı önceden cevaplamak zorundadır?
Tarihçiler Tartışıyor
- Albert Mathiez (1921) — Robespierre terroriste adlı kitabında ve Robespierre üzerine yazdığı öteki incelemelerde, Robespierre'i yoksulların çıkarlarını savunan, ilkelerine sadık bir demokrat olarak yorumladı; Terör'ü, kuşatılmış bir cumhuriyetin savunması ve onun yozlaşmış politikacılara karşı mücadelesi olarak gördü.
- Norman Hampson (1974) — The Life and Opinions of Maximilien Robespierre adlı kitabında, Robespierre hakkında kesin bir yargıya varmanın zorluğunu, kitabı farklı görüşlerden kişilerin tartıştığı bölümlerle yazarak gösterdi; onu ne bir aziz ne bir canavar olarak, kendi ilkelerinin tutsağı olmuş karmaşık bir siyasetçi olarak sundu.
- Peter McPhee (2012) — Robespierre: A Revolutionary Life adlı biyografisinde, Robespierre'in Arras'taki gençliğini, sağlık sorunlarını ve kişisel ilişkilerini inceledi; onu bir diktatör olarak değil, bir komitenin üyesi olarak, sık sık hastalanıp uzun süreler kamusal hayattan çekilen bir insan olarak gösterdi.
- Marisa Linton (2013) — Choosing Terror adlı kitabında, devrimci liderlerin «erdem» ve «içtenlik» beklentisini inceledi; kamusal erdemi kişisel bir ahlak sınavına dönüştüren bu siyasal kültürün, devrimcilerin birbirinden kuşkulanmasına ve kendi arkadaşlarını da Terör'e teslim etmesine yol açtığını savundu.
Dört tarihçi, Robespierre'i farklı mesafelerden okur. Mathiez onu devrimin demokratik ilkelerinin savunucusu olarak yüceltir; Hampson onun hakkında tek bir yargıya varmanın zorluğunu gösterir; McPhee onu yalnız bir güç sahibi olarak değil, bir insan olarak izler; Linton ise onu, devrimcileri birbirine düşüren bir erdem kültürünün içinde konumlandırır. Tartışma, Robespierre'in Terör'ün yönlendiricisi mi, yoksa kendisinin de içinde sıkıştığı bir siyasal kültürün ve koşulların temsilcisi mi olduğu sorusunda düğümlenir.
Derine İn
Robespierre'in 5 Şubat konuşmasında, erdemi cumhuriyetin «ilkesi» olarak tanımlaması tesadüf değildir. Bu kavram, Montesquieu'nün Kanunların Ruhu adlı eserinden gelir. Montesquieu, her yönetim biçiminin onu ayakta tutan bir ilkesi olduğunu, monarşinin şerefe, despotluğun korkuya, cumhuriyetin ise erdeme, yani vatan ve yasa sevgisine dayandığını yazmıştı. Robespierre bu şemayı alıp bir adım öteye götürdü: devrim dönemindeki cumhuriyetin, hem erdeme hem de korkuya ihtiyacı olduğunu söyledi. Konuşmasında, «terörün despot yönetimlerin itici gücü olduğu» itirazını kendisi dile getirir ve şöyle cevaplar: tiranın elindeki kılıç ile özgürlük kahramanlarının elindeki kılıç birbirine benzese de, farklı amaçlara hizmet eder. Böylece, Montesquieu'nün birbirinden ayırdığı iki ilke, aynı yönetimin içinde birleşmiş olur.
Robespierre'in en büyük kişisel çelişkilerinden biri, Camille Desmoulins'le ilişkisidir. İkisi Louis-le-Grand kolejinden beri arkadaştı. Robespierre, 1790'da Desmoulins'in düğününde nikâh şahitlerinden biri olmuştu. Desmoulins, Le Vieux Cordelier'nin ilk sayılarında Robespierre'i övmüştü; ama dördüncü sayıdaki hoşgörü çağrısı, komitenin politikasına açık bir meydan okuma olarak görüldü. Robespierre, Jakoben Kulübü'nde önce onu yoldan çıkarılmış bir çocuk gibi azarlayıp korumaya çalıştı. Birkaç ay sonra, Desmoulins'in tutuklanmasına onay verdi. Bu öykü, Linton'ın vurguladığı gibi, erdemin kişisel bir sınav hâline geldiği bir siyasal kültürde, en yakın dostlukların bile kuşkuya dönüşebileceğini gösterir.
Danton'un davası da aynı gerilimi gösterir. Georges Danton, 1792'de adalet bakanı, 1793 baharında ise Kamu Selameti Komitesi'nin ilk üyelerinden biriydi; yani olağanüstü kurumların kurulmasında payı olan bir devrimciydi. Mart 1794'ün sonunda Desmoulins ve başka milletvekilleriyle birlikte tutuklandığında, devrim mahkemesinde güçlü sesiyle kendini savunmaya ve dinleyicileri etkilemeye başladı. Bunun üzerine Konvansiyon, Saint-Just'ün önerisiyle, mahkemeye «adalete saygısızlık eden» sanıkları duruşmadan uzaklaştırma yetkisi veren bir karar aldı; sanıklar savunmalarını tamamlayamadan mahkûm edildi. Robespierre ise, bazı milletvekilleri Danton'un Konvansiyon'da dinlenmesini istediğinde, eski dava arkadaşının tutuklanmasını kürsüde savunmuştu. Böylece Terör'ü gevşetmek isteyen devrimciler, onun kurduğu yargı yollarıyla ortadan kaldırıldı; aynı yollar dört ay sonra Robespierre'in kendisine de uygulanacaktı.
Aynı Konvansiyon'un, Terör'ün sürdüğü aylarda aldığı bir karar da, erdem dilinin başka bir yüzünü gösterir. 4 Şubat 1794'te, Robespierre'in ünlü konuşmasından bir gün önce, Konvansiyon Fransız sömürgelerindeki köleliği kaldırdı. Kararın arkasında, Karayipler'deki Fransız sömürgesi Saint-Domingue'de 1791'den beri süren büyük köle ayaklanması ve bu sömürgeden gelen temsilciler vardı; bu temsilcilerden biri, kendisi de eski bir köle olan Jean-Baptiste Belley'di. Robespierre, bu kararın önerici ya da sözcüsü değildi; ama daha 1791'de, sömürgelerde köleliğin anayasa tarafından tanınmasına karşı çıkmıştı. Aynı yıl içinde, aynı meclis, hem özgürlüğün sınırlarını genişletti, hem de onu kendi yurttaşları için daralttı.
Robespierre'in düşüşünden sonra, «Thermidorcular» denen yeni yöneticiler, Terör'ün bütün suçunu ona yüklediler. Onu, Fransa'nın kralı olmaya hazırlanan bir zorba, kan dökmekten hoşlanan bir canavar olarak anlatan broşürler yayımlandı. Bu anlatı, on dokuzuncu yüzyıl boyunca da güçlü kaldı. Yirminci yüzyılın başında ise, Albert Mathiez'in kurduğu Robespierre araştırmaları derneği ve dergisi, onun konuşmalarını ve belgelerini bilimsel olarak yayımlayarak bu anlatıyı sorguladı. Bugün tarihçilerin çoğu, Robespierre'i ne kötülüğün tek sorumlusu ne de masum bir kurban olarak görür; onu, olağanüstü bir dönemin kurumlarını ve dilini biçimlendiren ama o kurumların ve dilin de biçimlendirdiği bir siyasetçi olarak ele alır.
Uzman Notu
Temel literatür
- Albert Mathiez, Robespierre terroriste (Paris: La Renaissance du livre, 1921).
- Norman Hampson, The Life and Opinions of Maximilien Robespierre (Londra: Duckworth, 1974).
- Colin Haydon ve William Doyle (ed.), Robespierre (Cambridge: Cambridge University Press, 1999).
- Ruth Scurr, Fatal Purity: Robespierre and the French Revolution (Londra: Chatto & Windus, 2006).
- Peter McPhee, Robespierre: A Revolutionary Life (New Haven: Yale University Press, 2012).
- Marisa Linton, Choosing Terror: Virtue, Friendship, and Authenticity in the French Revolution (Oxford: Oxford University Press, 2013).
Arşiv ve kaynak
Robespierre'in konuşmaları, meclis tutanaklarında ve dönemin gazetelerinde yayımlandı; on dokuzuncu yüzyılda derlemeleri çıktı ve yirminci yüzyılda Robespierre araştırmaları derneği bütün eserlerinin bilimsel baskısını hazırladı. Kamu Selameti Komitesi'nin kararları ve yazışmaları, on dokuzuncu yüzyılın sonunda başlayan büyük bir dizi olarak yayımlandı. Desmoulins'in gazetesi ve Robespierre'in 1791–1794 konuşmalarının bir bölümü Fransızca Vikikaynak'ta okunabilir.
Açık sorular
- Robespierre, 1794 baharında komitenin öteki üyelerinden ne kadar daha etkiliydi?
- Erdem dili, Terör'ün nedeni miydi, yoksa başka nedenlerle alınan kararların gerekçesi mi?
- Desmoulins'in önerdiği gibi bir «hoşgörü komitesi» kurulsaydı, Cumhuriyet savaşı ve iç savaşı atlatabilir miydi?
Mini sınav
- (Hedef 1) Robespierre, 1789'da Versailles'a hangi bölgenin temsilcisi olarak geldi? A) Paris B) Artois C) Vendée D) Normandiya
- (Hedef 1) Robespierre'in ve yakınlarının tutuklanmasını Konvansiyon hangi gün oyladı? A) 14 Temmuz B) 4 Ağustos C) 10 Ağustos D) 9 Thermidor
- (Hedef 2) 1791 konuşmasına göre ölüm cezasının en büyük sakıncalarından biri nedir? A) İnsan yargısının yanılabilmesi ve hatanın düzeltilememesi B) Devlete çok pahalıya mal olması C) Yalnızca soylulara uygulanması D) Kilisenin karşı çıkması
- (Hedef 2) Desmoulins, Le Vieux Cordelier'nin dördüncü sayısında ne önerir? A) Kralın geri getirilmesini B) Savaşın genişletilmesini C) Bir hoşgörü komitesi kurulmasını D) Konvansiyon'un dağıtılmasını
- (Hedef 3) Devrimci liderlerin erdem ve içtenlik beklentisinin onları birbirinden kuşkulanmaya yönelttiğini savunan tarihçi kimdir? A) Albert Mathiez B) Norman Hampson C) Peter McPhee D) Marisa Linton
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Robespierre, ölüm cezasına karşı çıkan bir avukattan Terör'ün sözcüsüne nasıl dönüştü? Cevabında 1791 konuşmasını, 1794 konuşmasını ve Desmoulins'in gazete yazısını kullan; Mathiez ile Linton'ın yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- B — Robespierre, Artois bölgesinin üçüncü zümre temsilcisiydi.
- D — Tutuklama 9 Thermidor'da oylandı.
- A — Robespierre, insan yargısının yanılabileceğini ve ölüm cezasının hatayı düzeltme imkânını ortadan kaldırdığını vurgular.
- C — Desmoulins bir hoşgörü komitesi kurulmasını önerir.
- D — Bu yorum Marisa Linton'a aittir.
Kapsamlı bir cevap, Robespierre'in 1791'de ölüm cezasına insan yargısının yanılabilirliği ve yasanın ahlaki örnekliği adına karşı çıktığını, ama toplumun güvenliği için zorunlu durumları bir istisna olarak bıraktığını; bu istisnayı 1792'de krala, 1794'te ise savaş ve iç savaş koşullarında bütün «halk düşmanlarına» genişlettiğini açıklar. 1794 konuşmasında terörün erdemden doğan bir adalet olarak tanımlandığını, Desmoulins'in ise devrimin kendi değerleri adına hoşgörü istediğini karşılaştırır. Güçlü bir yanıt, Mathiez'in Robespierre'i demokratik ilkelerin savunucusu olarak gören yaklaşımını, Linton'ın erdem kültürünün devrimcileri birbirine düşürdüğünü vurgulayan yaklaşımıyla karşılaştırır ve Terör'ün tek bir kişiye indirgenemeyeceğini tartışır.
Sonraki bölüme köprü
Bu derste, Paris'te erdem adına kurulan bir olağanüstü yönetimin, kendi yurttaşlarının özgürlüğünü nasıl daralttığını gördük. Ama aynı yılların en büyük özgürlük hareketi, Paris'te değil, Atlantik'in öbür yakasında başladı. Karayipler'deki Saint-Domingue, dünyanın en zengin şeker sömürgelerinden biriydi ve nüfusunun büyük çoğunluğu köleleştirilmiş Afrikalılardan oluşuyordu. 1791'de bu insanlar ayaklandı; Konvansiyon'un 1794'teki köleliği kaldırma kararı, onların mücadelesinin bir sonucuydu. Eski bir köle olan bir komutanın önderliğinde, bu ayaklanma sonunda bağımsız bir devlete ulaşacaktı. Sonraki bölüm bunu soruyor: Haiti: tarihin tek başarılı köle devrimi.