İçeriğe geç

Bölüm DT-125.06 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Hobbes ve Locke: devlet ne için var?

DT-125 Bilim Devrimi ve Aydınlanma

2.793 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
1640–1690
Bölge
Britanya ve İrlanda · Batı Avrupa
Tema
Fikirler · Siyaset · Hukuk ve devlet
Kişiler
Thomas Hobbes · John Locke · I. Charles · II. Charles · Robert Filmer · Shaftesbury · III. William · Peter Laslett · C. B. Macpherson · John Dunn · Richard Ashcraft · Richard Tuck
Yerler
Malmesbury · Paris · Londra · Oxford · Rotterdam · Hollanda
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • 1640–1690 arasında İngiltere'deki iç savaşın ve 1688 devriminin, Thomas Hobbes'un ve John Locke'un siyasal düşüncelerini nasıl biçimlendirdiğini açıklayabileceksin.
  • Hobbes'un doğa durumu tasvirini ve Locke'un mülkiyet ve direnme hakkı üzerine metinlerini karşılaştırarak, iki düşünürün devletin amacına ve sınırlarına ilişkin farklı cevaplarını değerlendirebileceksin.
  • «Hobbes mutlakıyetin, Locke demokrasinin savunucusuydu» yargısını, her iki düşünürün kendi zamanlarındaki bağlamı ve sonraki yorumlar ışığında tartışabileceksin.

Okuma metni

Kanca — iki sürgün, iki kitap

1651'de Londra'da, kapağında şaşırtıcı bir resim bulunan bir kitap yayımlandı. Resimde, tepelerin arkasından yükselen, elinde bir kılıç ve bir asa tutan dev bir hükümdar görünüyordu. Yakından bakıldığında, bu devin bedeninin yüzlerce küçük insandan oluştuğu görülüyordu. Kitabın adı Leviathan'dı; yazarı Thomas Hobbes, İngiltere'deki iç savaş yıllarını Paris'te sürgünde geçirmişti. Otuz sekiz yıl sonra, 1689'da, Hollanda'daki sürgününden dönen John Locke, Yönetim Üzerine İki İnceleme adlı bir kitabı adını koymadan yayımladı. İki kitap da aynı soruyu soruyordu: insanlar neden bir yönetime boyun eğer ve bu boyun eğişin sınırı nerededir? Ama birbirine çok farklı cevaplar verdiler. Bu ders, iç savaşın, kral idamının ve bir devrimin yaşandığı yarım yüzyılda, İngiltere'nin iki büyük düşünürünün devletin amacını nasıl tanımladığını ve bu tanımların bugün neden hâlâ tartışıldığını soruyor.

Bağlam — bir kralın başı ve bir ülkenin korkusu

On yedinci yüzyılın ortalarında İngiltere, kral ile parlamento arasında büyüyen bir çatışmanın içindeydi. Kral I. Charles, parlamentonun onayı olmadan vergi toplamaya ve dinsel düzeni kendi isteğine göre biçimlendirmeye çalıştı. 1642'de kral ile parlamentonun orduları arasında iç savaş başladı. Savaş, parlamentonun zaferiyle sonuçlandı; 1649'da kral yargılandı ve idam edildi. Ülke, on bir yıl boyunca kralsız bir cumhuriyet olarak yönetildi. 1660'ta kral ailesi geri döndü ve I. Charles'ın oğlu II. Charles tahta çıktı.

Thomas Hobbes, 1588'de İngiltere'nin güneyindeki Malmesbury kasabasında doğdu. Kendi anlattığına göre annesi, İspanyol donanmasının İngiltere'ye yaklaştığı haberinin yarattığı korkuyla onu erken doğurmuştu; Hobbes, yaşlılığında yazdığı Latince bir şiirde, korkuyla ikiz doğduğunu söyledi. İç savaş başlamadan önce, 1640'ta, kralın yandaşı olarak görüldüğü için tehlikede olduğunu düşünüp Paris'e kaçtı ve orada on bir yıl kaldı. Hobbes'un bütün siyasal düşüncesi, iç savaşın ve düzenin çöküşünün yarattığı korkuya bir cevap olarak okunabilir.

Gelişme — korkudan doğan bir dev

Hobbes'a göre insanlar, doğaları gereği kabaca eşittir: en güçsüz olan bile, hileyle ya da başkalarıyla birleşerek en güçlüyü öldürebilir. Herkes aynı şeyleri ister, ama her şey herkese yetmez. Bu yüzden, üzerlerinde onları korkutacak ortak bir güç yokken, insanlar birbirlerinden kuşku duyar, birbirlerine saldırır ya da saldırıdan korunmak için önce davranır.

Hobbes'a göre bu korkunç durumdan kurtulmanın tek yolu, herkesin, kendini yönetme hakkını, bir kişiye ya da bir meclise devretmesidir. İnsanlar, birbirleriyle yaptıkları bir sözleşmeyle, bütün güçlerini tek bir egemene verir; egemen de onları iç ve dış tehlikelere karşı korur. Hobbes, bu egemene «ölümlü bir tanrı» der. Egemenin gücü bölünemez ve sınırlanamaz; çünkü bölünmüş bir güç, yeniden iç savaşa yol açar. Uyruklar, egemene karşı direnemez; tek istisna, egemenin onları öldürmeye kalkmasıdır, çünkü insanlar zaten hayatlarını korumak için bu sözleşmeyi yapmışlardır. Hobbes'un devleti, ne kadar ağır olursa olsun, iç savaştan her zaman daha iyiydi.

Dönüş noktası — mülkiyeti korumak için bir yönetim

John Locke, 1632'de doğdu; iç savaş yıllarında bir öğrenciydi. Oxford'da okudu ve tıp eğitimi aldı. Sonra, II. Charles döneminin en güçlü muhalif siyasetçilerinden biri olan Shaftesbury Kontu'nun hekimi, danışmanı ve sekreteri oldu. Shaftesbury, kralın Katolik kardeşinin tahta çıkmasını engellemeye çalışan bir hareketin önderiydi. Bu hareket başarısız olunca, Shaftesbury 1682'de Hollanda'ya kaçtı; Locke da 1683'te onu izledi ve beş yılı aşkın bir süre Hollanda'da sürgünde yaşadı. Onun siyasal düşüncesi, bir kralın gücünü sınırlamaya çalışan bir muhalefetin içinde biçimlendi.

Locke'a göre yönetim, halkın ona emanet ettiği bir güçtür. Bu emanet, belirli bir amaç için verilmiştir; yönetim bu amaca aykırı davranırsa, emaneti kaybeder. Bu dersin birincil kaynağı, Locke'un bu düşünceyi en açık biçimde dile getirdiği bölümdür. 1688'de, II. Charles'ın kardeşi II. James tahttan indirildi ve Hollanda'dan gelen III. William ile eşi Mary tahta geçti. Locke, ertesi yıl İngiltere'ye döndü ve kitabını yayımladı. Kitap, uzun süre bu devrimi haklı çıkarmak için yazılmış bir metin olarak okundu.

Yaygın yanlış«Locke, Yönetim Üzerine İki İnceleme'yi 1688 devrimini haklı çıkarmak için, devrimden sonra yazdı.»
Doğrusu

Kitap 1689'da yayımlandı ve önsözünde Locke, onun kral III. William'ın tahtını sağlamlaştırmaya yardım etmesini umduğunu yazdı. Bu yüzden kitap iki yüzyıldan uzun süre, devrimden sonra yazılmış bir savunma olarak okundu. Ama tarihçi Peter Laslett, 1960'ta yayımladığı eleştirel basımda, kitabın büyük bölümünün devrimden yaklaşık on yıl önce, 1679 ile 1683 arasında, Shaftesbury'nin krala karşı yürüttüğü mücadelenin içinde yazıldığını gösterdi. Kitap, gerçekleşmiş bir devrimi savunmak için değil, henüz gerçekleşmemiş bir direnişi meşrulaştırmak için yazılmıştı.

Cevap — iki farklı korku, iki farklı devlet

Hobbes ve Locke, devletin insanları doğa durumunun tehlikelerinden korumak için var olduğu konusunda birleşir; ama bu tehlikenin boyutu ve devletin gücünün sınırı konusunda ayrılır. Hobbes, iç savaşın kargaşasını en büyük kötülük saydığı için, sınırsız ve bölünmez bir egemenin gerekli olduğunu savundu. Locke ise, bir kralın keyfî gücünü en büyük tehlike saydığı için, yönetimin halkın canını, özgürlüğünü ve malını korumakla sınırlı olduğunu, bu sınırı aşan bir yönetime direnilebileceğini savundu. İki düşünürün cevapları, yaşadıkları farklı korkuların ürünüydü.

Bugünle bağ — «yaşam, özgürlük ve mutluluk arayışı»

1776'da Amerika'daki on üç İngiliz kolonisinin bağımsızlık bildirgesi, bütün insanların eşit yaratıldığını ve yaşam, özgürlük ve mutluluk arayışı haklarına sahip olduğunu, hükümetlerin de bu hakları güvenceye almak için kurulduğunu ilan etti. Bu sözlerde, Locke'un «can, özgürlük ve mal» üçlüsünün yankısı duyulur. Bugün pek çok anayasada yer alan, yönetimin meşruluğunun halkın onayına ve temel hakların korunmasına dayandığı düşüncesi, bu tartışmanın mirasıdır.

Birincil kaynak

Locke'un Yönetim Üzerine İkinci İnceleme'sinin on dokuzuncu bölümünden, yönetimin halkın güvenini kötüye kullanmasını anlattığı pasaj:

The reason why men enter into society, is the preservation of their property [...]. Whensoever therefore the legislative shall transgress this fundamental rule of society; and either by ambition, fear, folly or corruption, endeavour to grasp themselves, or put into the hands of any other, an absolute power over the lives, liberties, and estates of the people; by this breach of trust they forfeit the power the people had put into their hands for quite contrary ends, and it devolves to the people, who have a right to resume their original liberty.

Türkçesi: İnsanların topluma girmesinin nedeni, mülkiyetlerinin korunmasıdır [...]. Bu yüzden yasama gücü, toplumun bu temel kuralını çiğnediğinde ve ister hırs, ister korku, ister akılsızlık, ister yozlaşma yüzünden, halkın canı, özgürlüğü ve malı üzerinde mutlak bir gücü kendi eline almaya ya da başkasının eline vermeye kalkıştığında, bu güveni kötüye kullanmasıyla, halkın ona bambaşka amaçlar için verdiği gücü yitirir; bu güç, ilk özgürlüğünü geri almaya hakkı olan halka geri döner.

Kaynak: John Locke, Two Treatises of Government (Londra: Awnsham Churchill, 1690), II. inceleme, 19. bölüm, §222; Project Gutenberg. Türkçesi, İngilizcesinden bizim.

  1. Locke'a göre yasama gücü hangi durumda halkın ona verdiği gücü yitirir?
  2. Locke, yönetimin halkla ilişkisini tanımlamak için «güven» ve «emanet» düşüncesini kullanıyor. Bu, Hobbes'un egemen ile uyruklar arasındaki ilişki anlayışından nasıl ayrılır?
  3. Locke'un burada «halk» derken kimleri kastettiği açık mı? Bu belirsizlik, metnin sonraki yüzyıllarda nasıl kullanıldığını nasıl etkilemiş olabilir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Peter Laslett (1960) — Locke'un İki İnceleme'sinin eleştirel basımını hazırladı ve kitabın büyük bölümünün 1688 devriminden önce, 1679–1683 yıllarında yazıldığını gösterdi; böylece kitabı, gerçekleşmiş bir devrimin savunması olarak değil, kralın gücüne karşı yürütülen bir muhalefetin metni olarak okumayı önerdi.
  • C. B. Macpherson (1962) — The Political Theory of Possessive Individualism adlı kitabında, Hobbes'u ve Locke'u, bireyi kendi bedeninin ve yeteneklerinin sahibi, toplumu da mülk sahipleri arasındaki bir pazar ilişkisi olarak gören bir düşünce geleneğinin kurucuları olarak yorumladı; onların düşüncesini, gelişen kapitalist toplumun değerlerini yansıtan bir kuram olarak değerlendirdi.
  • Richard Ashcraft (1986) — Revolutionary Politics and Locke's Two Treatises of Government adlı kitabında, Locke'u, Shaftesbury'nin çevresindeki radikal muhalefetin ve krala karşı silahlı direniş planlarının içinde yer alan bir düşünür olarak inceledi; onun metninin ılımlı değil, devrimci bir metin olduğunu savundu.
  • Richard Tuck (1989) — Hobbes adlı kitabında, Hobbes'u, dönemin şüphecilik tartışmalarına ve iç savaşın yarattığı ahlaki belirsizliğe cevap veren bir düşünür olarak ele aldı; onun sınırsız egemen anlayışını, farklı inançların çatıştığı bir toplumda barışı sağlamaya yönelik bir çözüm olarak yorumladı.

Bu tartışmada araştırmacılar, Hobbes'u ve Locke'u farklı bağlamlara yerleştirir. Laslett, Locke'un metninin yazıldığı zamanı yeniden belirler. Macpherson, iki düşünürü kapitalist toplumun ortak kurucuları olarak görür. Ashcraft, Locke'un devrimci muhalefetle bağlarını ortaya koyar. Tuck ise Hobbes'u, dinsel ve ahlaki çatışmaların ortasında barış arayan bir düşünür olarak okur. Tartışma, Hobbes ile Locke'un düşüncelerinin evrensel siyasal ilkeler mi, yoksa belirli bir çağın belirli çatışmalarına verilmiş cevaplar mı olduğu sorusunda düğümlenir.

Derine İn

Locke'un İlk İnceleme'si, bugün pek az okunur; ama kitabın yazılış amacını anlamak için önemlidir. Bu incelemede Locke, Robert Filmer adlı bir yazarın, ölümünden sonra, 1680'de yayımlanan Patriarcha adlı kitabını satır satır eleştirir. Filmer, kralların yetkisinin, Tanrı'nın ilk insana verdiği babalık yetkisinden, soydan soya geçerek geldiğini savunuyordu; ona göre bütün insanlar doğuştan bir babanın ve bir kralın otoritesine bağlıydı. Filmer'in kitabı, tam da Shaftesbury'nin muhalefetinin krala karşı yükseldiği yıllarda, kralın yandaşlarınca yeniden yayımlanıp kullanıldı. Locke'un iki incelemesi, bu kraliyet ideolojisine bir cevaptı: insanlar doğuştan özgür ve eşitti; hiçbir yönetim, onların onayı olmadan meşru olamazdı.

Locke'un Hollanda'daki sürgün yılları, onun düşüncesinin başka bir yönünü de biçimlendirdi. İngiliz hükümeti, onu kraliyete karşı bir komploya karışmakla suçluyor ve teslim edilmesini istiyordu; Locke bir süre takma adla yaşadı. Son yıllarında, Rotterdam'da, farklı dinsel toplulukların yan yana yaşadığı bir ticaret kentinde, bir Quaker tüccarın evinde kaldı. Daha önce, saklandığı Amsterdam'da, farklı inançlara hoşgörü gösterilmesini savunan Latince bir mektup yazmıştı; mektup, 1689'da adı verilmeden Hollanda'da basıldı ve aynı yıl İngilizceye çevrildi. Locke'a göre devletin görevi, insanların canını, özgürlüğünü ve malını korumaktı; ruhların kurtuluşu ise devletin değil, her bireyin kendi vicdanının işiydi. Yine de bu hoşgörünün sınırları vardı: Locke, ateistleri ve yabancı bir dinsel otoriteye bağlı olduğunu düşündüğü Katolikleri bu hoşgörünün dışında tuttu.

Hobbes'un düşüncesi de, kendi zamanında pek çok kesimi rahatsız etti. Kralın yandaşları, onun egemenliği Tanrı'dan değil, insanların sözleşmesinden türetmesini tehlikeli buldu; çünkü bu mantıkla, iç savaşı kazanan ve düzeni sağlayan herhangi bir güç, meşru bir egemen sayılabilirdi. Gerçekten de Hobbes, 1651'de İngiltere'ye döndüğünde, kralsız cumhuriyet yönetimini kabul etti. Din adamları ise, onun maddeci felsefesini ve kutsal metinler üzerine yorumlarını dinsizlikle suçladı. Hobbes, hayatının sonuna kadar, kitaplarının yakılmasından ve yargılanmaktan korktu; 1679'da, doksan bir yaşında öldü.

Locke'un düşüncesinin bir başka yönü, bugün özellikle tartışılır. Locke, doğal özgürlük ve eşitlik ilkelerini savunurken, aynı zamanda İngiltere'nin sömürge ve ticaret düzeninin içindeydi. Shaftesbury'nin yanında çalışırken, Kuzey Amerika'daki Carolina kolonisi için hazırlanan ve kölelik düzenini tanıyan bir yönetim belgesinin yazımında yer aldı; Afrika köle ticaretini yürüten bir şirkete de bir süre yatırımcı olarak katıldı. Bu olgular, Locke'un evrensel gibi görünen ilkelerinin, onun zamanında kimleri kapsadığı sorusunu gündeme getirir. Bazı tarihçiler bunu Locke'un düşüncesindeki derin bir çelişki olarak görür, bazıları da onun ilkelerinin sonraki kuşaklarca kölelik karşıtı mücadelede kullanılabildiğini vurgular.

Son olarak, iki düşünürün etkisi, kendi dönemlerinin çok ötesine uzandı. Hobbes'un güçlü devlet anlayışı, düzenin ve güvenliğin özgürlükten önce geldiğini savunan sonraki pek çok düşünürü etkiledi. Locke'un fikirleri ise, on sekizinci yüzyılda Fransız ve Amerikalı yazarlar tarafından okundu; yönetimin sınırlı olması, temel hakların korunması ve halkın onayına dayanan meşruiyet düşünceleri, devrimler çağının siyasal dilinin bir parçası oldu. Bugün bir devletin ne kadar güçlü olması gerektiği ve vatandaşların ona ne zaman karşı çıkabileceği tartışmalarında, iki düşünürün adı hâlâ karşılıklı olarak anılır.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Peter Laslett (ed.), John Locke, Two Treatises of Government (Cambridge: Cambridge University Press, 1960).
  • C. B. Macpherson, The Political Theory of Possessive Individualism: Hobbes to Locke (Oxford: Clarendon Press, 1962).
  • John Dunn, The Political Thought of John Locke (Cambridge: Cambridge University Press, 1969).
  • Richard Ashcraft, Revolutionary Politics and Locke's Two Treatises of Government (Princeton: Princeton University Press, 1986).
  • Richard Tuck, Hobbes (Oxford: Oxford University Press, 1989).
  • Noel Malcolm (ed.), Thomas Hobbes, Leviathan, 3 cilt (Oxford: Clarendon Press, 2012).

Arşiv ve kaynak

Hobbes'a ve Locke'a ilişkin kaynaklar arasında Leviathan'ın 1651 baskısı ve Hobbes'un öteki siyasal yazıları, Locke'un İki İnceleme'sinin 1689–1690 baskıları ve Locke'un kendi eliyle düzelttiği kopyası, Oxford'daki Bodleian Kütüphanesi'nde korunan Locke kâğıtları, Locke'un yazışmaları ve Shaftesbury çevresine ilişkin devlet belgeleri vardır. Leviathan'ın 1651 metni ve İkinci İnceleme çevrim içi kütüphanelerde, Project Gutenberg'de de, ücretsiz olarak bulunur.

Açık sorular

  • Hobbes'un sınırsız egemen anlayışı, iç savaşa karşı bir çözüm müydü, yoksa her türlü baskıyı meşrulaştırabilecek bir kuram mı?
  • Locke'un direnme hakkı, kimlere açıktı: bütün halka mı, yoksa yalnızca mülk sahiplerine mi?
  • Locke'un evrensel özgürlük ilkeleri ile onun sömürge ve köle ticaretiyle bağları nasıl birlikte anlaşılmalıdır?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Leviathan ilk kez hangi yıl basıldı? A) 1642 B) 1649 C) 1651 D) 1689
  2. (Hedef 1) Locke'un hekimi, danışmanı ve sekreteri olduğu muhalif siyasetçi kimdir? A) Shaftesbury B) Robert Filmer C) III. William D) II. Charles
  3. (Hedef 2) Hobbes'a göre ortak bir güç olmadan yaşayan insanların hayatı nasıldır? A) Özgür ve mutlu B) Yalnız, yoksul, iğrenç, kaba ve kısa C) Barışçıl ama yoksul D) Uzun ve sakin
  4. (Hedef 2) Locke'a göre «mülkiyet» kavramı hangi üç şeyi kapsar? A) Toprak, para ve ev B) Din, dil ve gelenek C) Aile, soy ve unvan D) Can, özgürlük ve mal
  5. (Hedef 3) Locke'un İki İnceleme'sinin büyük bölümünün 1688 devriminden önce yazıldığını gösteren tarihçi kimdir? A) Peter Laslett B) C. B. Macpherson C) Richard Ashcraft D) Richard Tuck

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Hobbes ve Locke, devletin ne için var olduğu sorusuna nasıl farklı cevaplar verdi ve bu cevaplar yaşadıkları olaylarla nasıl ilişkiliydi? Cevabında Hobbes'un doğa durumu tasvirini, Locke'un mülkiyet anlayışını ve direnme hakkı üzerine pasajını kullan; Laslett ile Macpherson'ın yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. C — Leviathan 1651'de yayımlandı.
  2. A — Bu siyasetçi Shaftesbury'dir.
  3. B — Hobbes'a göre bu hayat yalnız, yoksul, iğrenç, kaba ve kısadır.
  4. D — Locke'a göre mülkiyet can, özgürlük ve malı kapsar.
  5. A — Bu tarihçi Peter Laslett'tir.

Kapsamlı bir cevap, Hobbes'un iç savaşın yarattığı düzensizliği en büyük kötülük sayarak sınırsız ve bölünmez bir egemeni savunduğunu, Locke'un ise bir kralın keyfî gücünü en büyük tehlike sayarak yönetimi halkın canını, özgürlüğünü ve malını korumakla sınırladığını açıklar. Hobbes'un doğa durumu tasvirini, bir iç savaş kuşağının düzenin çöküşüne ilişkin korkusunun ifadesi olarak; Locke'un mülkiyet anlayışını ve direnme hakkı pasajını ise, yönetimi bir emanet olarak gören ve bu emanetin kötüye kullanılması hâlinde halkın onu geri alabileceğini savunan bir düşünce olarak okur. Güçlü bir yanıt, Laslett'in Locke'un metnini yazıldığı muhalefet bağlamına yerleştiren yaklaşımını, Macpherson'ın iki düşünürü mülk sahiplerinin toplumunun kuramcıları sayan yaklaşımının karşısına koyar ve bu ilkelerin kimleri kapsadığı sorusunu açık bırakır.

Sonraki bölüme köprü

Bu derste Hobbes'un ve Locke'un, İngiltere'nin iç savaş ve devrim yıllarında devletin amacına ilişkin iki farklı cevap verdiğini gördük. Locke'un kitapları kısa sürede Manş Denizi'ni geçti. İngiltere'de sürgün yıllarını geçiren genç bir Fransız yazar, Locke'u, insan zihnini inceleyen bilgelerin en büyüğü olarak övdü. Bir Fransız hukukçu, İngiliz yönetiminde güçlerin birbirini dengeleyen bir düzenini gördü ve bunu bir kuram hâline getirdi. Cenevreli bir yazar ise, toplum sözleşmesi düşüncesini baştan düşünerek, özgürlüğü bireylerin haklarında değil, halkın ortak iradesinde aradı. Sonraki bölüm bu üç yazarı soruyor: Voltaire, Montesquieu, Rousseau.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: tepelerin arkasından yükselen dev bir silüet; yaklaştıkça bedeninin yüzlerce küçük yüzsüz silüetten oluştuğunun görülmesi; ardından sürgünden dönen bir gemi.
  • 1:10–2:45 Bağlam: bir haritada İngiltere; iki ayrı renkteki bayrak silüetlerinin karşı karşıya gelmesi; boş kalan bir taht.
  • 2:45–4:35 Gelişme: sisli, ıssız bir manzarada birbirinden kuşkuyla uzak duran silüetler; sonra hepsinin ellerini bir merkeze uzatması ve bir tacın belirmesi.
  • 4:35–6:05 Dönüş noktası: bir terazinin bir kefesinde bir ev, bir tarla ve bir kitap; öbür kefesinde bir taç; terazinin dengesinin değişmesi.
  • 6:05–9:00 Kapanış: iki kitabın yan yana durduğu bir masa; kitaplardan çıkan çizgilerin Avrupa'ya ve okyanusun ötesine uzanması.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.