Öğrenme hedefleri
- Portekizli prens Henrique'nin hayatını, Afrika kıyılarına gönderilen seferlerdeki rolünü ve bu seferlerin nasıl finanse edildiğini açıklayabileceksin.
- Zurara'nın Henrique portresini, Lagos'taki tutsakların paylaşılmasına ilişkin tanıklığını ve on dokuzuncu yüzyıldaki bir biyografinin Sagres okulu iddiasını karşılaştırarak, bir tarihsel kahramanın nasıl kurulduğunu değerlendirebileceksin.
- «Denizci Henrique» imgesinin hangi yönlerinin efsane olduğunu ve Portekiz'in yayılmasında köle ticaretinin yerini tartışabileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir anıtın ucundaki prens
1960'ta, Lizbon'da, Tejo nehrinin kıyısında, elli metreyi aşkın yüksekliğinde dev bir anıt dikildi. Anıt, okyanusa doğru uzanan bir geminin pruvası biçimindeydi; pruvanın en ucunda, elinde küçük bir gemi modeli tutan, uzun pelerinli bir prensin heykeli duruyordu. Arkasında denizciler, haritacılar, rahipler ve askerler sıralanıyordu. Anıt, prens Henrique'nin ölümünün beş yüzüncü yılında, Portekiz'i o sırada yöneten otoriter rejim tarafından, Portekiz'in keşifler çağındaki büyüklüğünü kutlamak için yapılmıştı. Bugün Lizbon'u ziyaret eden herkes, bu anıtın önünde durur. Ama anıtın ucundaki prens, hayatı boyunca Kuzey Afrika kıyısının ötesine hiç yelken açmamıştı. Onun «Denizci» lakabı, ölümünden dört yüz yıl sonra, on dokuzuncu yüzyılda yaygınlaşmıştı. Bu ders, gerçek Henrique ile efsanedeki Henrique arasındaki farkı ve onun adına yapılan seferlerin Afrika kıyılarında nelere yol açtığını soruyor.
Bağlam — bir kralın küçük oğlu
Henrique, 1394'te doğdu. Babası, Portekiz'i Kastilya'ya karşı savunarak tahta çıkan I. João, annesi İngiliz Lancaster hanedanından gelen Lancasterli Philippa'ydı. Philippa, çocuklarını dindar, okuyan ve şövalyelik ideallerine bağlı prensler olarak yetiştirdi; bu kuşağın prenslerine Portekiz'de sonradan «şanlı kuşak» dendi. Kralın hayatta kalan oğulları arasında üçüncüydü; tahta çıkma olasılığı yoktu. Genç yaşında, 1415'te Ceuta'nın fethine katıldı ve orada şövalye ilan edildi. Bu fetih, onun hayatını biçimlendirdi: Henrique, kendini her şeyden önce Müslümanlara karşı savaşan bir Hristiyan şövalye, bir haçlı olarak gördü.
Henrique'nin kardeşleri de dönemin olaylarında önemli roller oynadı. Ağabeyi Duarte kral oldu ve bir felsefe kitabı yazdı; öteki ağabeyi Pedro, Avrupa'yı dolaşan, Venedik'ten Marco Polo'nun kitabının bir kopyasını ve haritalar getiren, geniş görüşlü bir prensti. Duarte'nin ölümünden sonra Pedro, genç yeğeni adına ülkeyi yönetti; ama sonradan tahtı üstlenen yeğeniyle çatışmaya girdi ve 1449'da bir çatışmada öldü. Henrique, bu iç çekişmede tarafını dikkatle seçti ve konumunu korudu. Keşiflerin tarihi, bu saray siyasetinden ayrı değildi: prenslerin her biri, kendi gelir kaynaklarını, tekellerini ve adamlarını korumaya çalışıyordu.
1420'de papa, Henrique'yi Portekiz'deki İsa Tarikatı'nın yöneticisi yaptı. Bu dinsel-askerî tarikat, eski Tapınak Şövalyeleri'nin mirasçısıydı ve geniş topraklara ve gelirlere sahipti. Henrique, bu gelirleri, kendi dükalığının gelirleriyle birlikte, Afrika kıyılarına ve Atlantik adalarına gönderdiği seferlerin finansmanında kullandı. Buna karşılık taç ona bu bölgelerle yapılacak ticaret üzerinde bir tekel ve seferlerden elde edilen kazancın beşte bir payı gibi haklar tanıdı.
Gelişme — adalar, altın ve tutsaklar
Henrique'nin desteklediği seferler, 1420'lerden itibaren Madeira'nın ve Azorlar'ın yerleşime açılmasına, 1434'te Bojador Burnu'nun geçilmesine ve sonraki yıllarda Afrika kıyısı boyunca güneye doğru ilerlemeye yol açtı. Ama Henrique'nin ilgisi yalnızca kıyılarda değildi. 1437'de, Fas'taki Tanca kentini ele geçirmek için düzenlediği sefer büyük bir yenilgiyle sonuçlandı; küçük kardeşi Fernando rehin bırakıldı ve birkaç yıl sonra tutsaklıkta öldü.
1440'larda, Portekiz gemileri Afrika kıyısında yalnızca altın ve ticaret malları değil, tutsaklar da aramaya başladı. 1441'de ilk tutsaklar Portekiz'e getirildi. Sonraki yıllarda, kıyıdaki topluluklara yapılan baskınlar ve yerel tüccarlardan yapılan alımlarla, tutsak sayısı hızla arttı. 1444'te, Lançarote de Freitas'ın önderliğindeki bir sefer, iki yüzü aşkın tutsağı Lagos limanına getirdi. Papalık, 1450'lerde çıkardığı fermanlarla, Portekiz'e Afrika kıyısında Müslümanların ve Hristiyan olmayanların topraklarını ele geçirme ve onları köleleştirme hakkı tanıdı.
Dönüş noktası — ticaretin büyümesi
1450'lerde, Venedikli tüccar Alvise Cadamosto gibi yabancılar da Henrique'nin izniyle Afrika kıyısına yolculuklar yaptı ve gördüklerini yazdı. Baskınların yerini giderek, kıyıdaki Afrikalı yöneticiler ve tüccarlarla yapılan düzenli ticaret aldı: Portekizliler at, kumaş ve metal eşya karşılığında altın, fildişi ve köleleştirilmiş insanlar satın aldı. Madeira'daki şeker tarlaları büyüdükçe, zorla çalıştırılan insanlara duyulan talep de arttı.
Henrique 1460'ta öldüğünde, Portekiz gemileri Batı Afrika kıyısında bugünkü Gine ve Sierra Leone'ye yakın bölgelere kadar ulaşmıştı. Onun ölümünden sonra, taç Gine ticaretini bir Lizbon tüccarına kiraladı; kiracı, bunun karşılığında her yıl kıyı boyunca belirli bir uzaklık daha keşfetmeyi üstlendi. Keşifler, böylece daha ticari ve daha sistemli bir biçimde sürdü; artık onları yönlendiren şey bir prensin onuru değil, bir sözleşmenin maddeleriydi.
Yaygın yanlış«Denizci Henrique, bir bilim adamıydı; Sagres'te bir denizcilik okulu kurdu ve bizzat okyanuslarda yelken açtı.»
Henrique, hayatı boyunca yalnızca Kuzey Afrika'daki savaş seferlerine katıldı; Afrika'nın batı kıyısına ya da Atlantik adalarına hiç gitmedi. Sagres'te düzenli bir okulun varlığına ilişkin çağdaş bir kanıt yoktur. Onun ilgisi, bilimden çok, haçlı seferi, ticaret kazancı, tutsakların din değiştirmesi ve şövalyelik onuruyla ilgiliydi. «Denizci» lakabı, onun çağdaşlarının kullandığı bir ad değil, on dokuzuncu yüzyıl yazarlarının yaygınlaştırdığı bir addır.
Cevap — bir haçlı prens, bir girişimci ve bir efsane
Henrique, keşifler çağının başlangıcında önemli bir rol oynadı. İsa Tarikatı'nın gelirlerini ve kendi servetini kullanarak, Afrika kıyısı boyunca düzenli seferlerin yapılmasını sağladı; Atlantik adalarının yerleşime açılmasına öncülük etti. Ama o, modern anlamda bir bilim adamı ya da kâşif değil, kendini haçlı bir şövalye olarak gören, kazanç ve onur peşindeki bir ortaçağ prensiydi. Onun adına yapılan seferler, Atlantik köle ticaretinin başlangıcıyla da doğrudan bağlantılıydı. Bugünkü Henrique imgesi, büyük ölçüde onun kronikçisinin övgülerinden, on dokuzuncu yüzyıl biyografilerinden ve yirminci yüzyılın ulusal anıtlarından kurulmuş bir kahraman kültünün ürünüdür.
Bugünle bağ — anıtların yeniden okunması
Lizbon'daki keşifler anıtı, bugün Portekiz'de de tartışılıyor. Bazıları onu, ülkenin denizcilik mirasının bir simgesi olarak görürken, bazıları bu mirasın köle ticareti ve sömürgecilikle olan bağının anıtta hiç yer almadığını hatırlatıyor. Portekiz'de son yıllarda, Lagos'taki eski köle pazarının yerinde bir müze açıldı ve kölelik tarihini anmaya yönelik yeni anıt önerileri tartışıldı.
Birincil kaynak
Zurara, 1444'te Lagos'a getirilen tutsakların paylaşılmasını, kroniğinin yirmi beşinci bölümünde, tanık olarak anlatır. Bölüme, Tanrı'ya yönelttiği bir yakarışla başlar. Beazley ve Prestage'in İngilizce çevirisinden:
I pray Thee that my tears may not wrong my conscience; for it is not their religion but their humanity that maketh mine to weep in pity for their sufferings. [...] then was it needful to part fathers from sons, husbands from wives, brothers from brothers. No respect was shewn either to friends or relations, but each fell where his lot took him.
Türkçesi: Sana yalvarırım, gözyaşlarım vicdanıma haksızlık etmesin; çünkü benim insanlığımı onların acıları için acıyarak ağlatan, onların dini değil, onların insanlığıdır. [...] O zaman babaları oğullarından, kocaları karılarından, kardeşleri kardeşlerinden ayırmak gerekti. Ne dostlara ne akrabalara saygı gösterildi; herkes kurasının düştüğü yere gitti.
Kaynak: Gomes Eanes de Zurara, Crónica dos feitos de Guiné (1453 dolayları), XXV. bölüm; Charles Raymond Beazley ve Edgar Prestage (çev.), The Chronicle of the Discovery and Conquest of Guinea, cilt 1 (Londra: Hakluyt Society, 1896), s. 80–82; Internet Archive. Türkçesi, İngilizcesinden bizim.
- Zurara, tutsakların acısına ağladığını söylüyor; ama aynı bölümün sonunda, prensin payına düşen tutsakların Hristiyan oluşunu övgüyle anıyor. Bu iki tutumu nasıl açıklarsın?
- Zurara, ağlamasının nedeninin tutsakların dini değil, insanlığı olduğunu vurguluyor. Bu ifade, dönemin dinsel ayrımlarına ilişkin ne söylüyor?
- Aynı bölümde Zurara, tutsakları deri renklerine göre sıralar ve bazılarını aşağılayıcı ifadelerle anlatır. Bu durum, onun acıma duygusunu değerlendirirken nasıl hesaba katılmalı?
Tarihçiler Tartışıyor
- Richard Henry Major (1868) — The Life of Prince Henry of Portugal, Surnamed the Navigator adlı kitabında, Henrique'yi bilimsel merakla okyanusları keşfe yönelen, Sagres'te bir okul kuran ve yarım dünyanın keşfini başlatan bir deha olarak anlattı. Bu kitap, «Denizci Henrique» imgesinin İngilizce konuşan dünyada yaygınlaşmasında büyük rol oynadı.
- Vitorino Magalhães Godinho (1962) — A economia dos descobrimentos henriquinos adlı kitabında, Henrique dönemindeki keşifleri, Portekiz ekonomisinin buğday, altın, şeker ve köle gibi ihtiyaçları ve soyluların gelir arayışı gibi ekonomik ve toplumsal etkenlerle açıkladı. Keşifleri bir kişinin vizyonundan çok, bir toplumun ekonomik ihtiyaçlarının ürünü olarak gördü.
- Peter Russell (2000) — Prince Henry «the Navigator»: A Life adlı kitabında, Henrique'yi efsanelerinden arındırarak, onu haçlı seferi ideallerine, şövalyelik onuruna ve kazanca bağlı bir ortaçağ prensi olarak anlattı. Sagres okulunun ve bilimsel vizyonun kanıtlanamayacağını, prensin Atlantik köle ticaretinin başlatılmasındaki rolünün ise açık olduğunu gösterdi.
- Malyn Newitt (2005) — A History of Portuguese Overseas Expansion adlı kitabında, Portekiz'in yayılmasının tek bir prensin ya da tacın planı olmadığını, soyluların, tüccarların, denizcilerin ve yerel girişimcilerin birbirinden bağımsız girişimleriyle ilerlediğini vurguladı.
Bu tartışmada araştırmacılar, Henrique'nin rolünü farklı biçimlerde değerlendirir. Major, onu bilimsel bir deha olarak yüceltir. Godinho, keşifleri ekonomik ihtiyaçlarla açıklar. Russell, efsaneyi yıkarak onu bir ortaçağ haçlı prensi olarak gösterir. Newitt ise, yayılmayı pek çok aktörün girişimlerinin toplamı olarak okur. Tartışma, keşiflerin bir kahramanın eseri mi, yoksa bir toplumun ve pek çok insanın ortak ürünü mü olduğu sorusunda düğümlenir.
Derine İn
Henrique efsanesi, farklı dönemlerin ihtiyaçlarına göre farklı biçimler aldı. On beşinci yüzyılda Zurara, onu Tanrı'nın işini yapan bir haçlı şövalye olarak anlattı. On altıncı yüzyılda, Portekiz'in Asya'daki imparatorluğunun parlak döneminde, tarihçiler onu bu imparatorluğun öncüsü olarak gördü. On dokuzuncu yüzyılda, bilimin ve keşiflerin kahramanlarını arayan İngiliz ve Alman yazarlar, ona «Denizci» adını verdi ve onu bir bilim adamına dönüştürdü. Yirminci yüzyılda ise, Portekiz'deki otoriter rejim, onu ulusal büyüklüğün ve sömürge imparatorluğunun simgesi olarak kullandı; Lizbon'daki anıt, bu kullanımın en görünür örneğidir. Her dönem, Henrique'de kendi değerlerini gördü.
Henrique'nin seferlerini finanse etme biçimi, keşiflerin ekonomik yapısını anlamak için önemlidir. İsa Tarikatı'nın gelirleri, prensin kendi dükalığının gelirleri, tacın ona tanıdığı tekeller ve seferlerden alınan beşte bir payı, bir araya gelerek bir tür girişim sermayesi oluşturdu. Prens, gemileri kendisi donatmanın yanı sıra, başkalarına da izin vererek ve onlardan pay alarak seferleri çoğalttı. Bu sistem, kazanç ile risk arasındaki dengeyi kurdu; ama aynı zamanda, en kolay ve en hızlı kazancın tutsaklardan elde edildiği bir yapı da yarattı.
Zurara'nın Lagos anlatısı, tarihçiler için hem değerli hem de sorunlu bir kaynaktır. Değerlidir, çünkü Avrupa'da köleleştirilmiş Afrikalıların bilinen ilk büyük satışlarından birinin bir tanığın gözünden yazılmış ender bir anlatısıdır. Sorunludur, çünkü Zurara, acımasını dile getirirken bile, tutsakları aşağılayıcı ifadelerle betimler ve onların köleleştirilmesini, Hristiyanlığa geçmeleri sayesinde ruhlarının kurtuluşu olarak meşrulaştırır. Bu metin, kölelik tarihinin başlangıcında, acıma ile meşrulaştırmanın aynı kalemde bir arada bulunabildiğini gösterir.
Portekiz'in Afrika kıyısındaki varlığı, uzun süre küçük ölçekli kaldı. Portekizliler, Afrika'nın iç bölgelerini ele geçirecek güce sahip değildi; kıyıdaki Afrikalı yöneticiler ve tüccarlar, ticaretin koşullarını büyük ölçüde belirliyordu. Portekizlilerin köleleştirilmiş insanları satın alabilmesi, çoğu zaman yerel savaşlarda tutsak düşmüş insanların satılmasına dayanıyordu. Bu, Atlantik köle ticaretinin, Avrupalıların tek başına kurduğu bir sistem değil, Afrikalı ve Avrupalı aktörlerin eşitsiz koşullarda katıldığı bir ağ olduğunu gösterir; Atlantik köle ticaretinin işleyişi, kursun onuncu bölümünün konusu olacak.
Henrique efsanesinin bir başka yönü, keşiflerin tek bir kişinin eseri gibi anlatılmasıdır. Oysa Bojador'u geçen Gil Eanes, Lagos'tan yola çıkan kaptanlar, Madeira'ya yerleşen aileler, şeker tarlalarını kuran Cenevizli yatırımcılar, haritaları çizen Mayorkalı ve Katalan ustalar ve gemilere binen isimsiz denizciler olmadan bu seferlerin hiçbiri gerçekleşemezdi. Kahraman anlatıları, bu çok sayıdaki insanın emeğini tek bir adın gölgesinde bırakır.
Son olarak, Henrique'yi değerlendirirken, onun dönemindeki başarısızlıkları da hatırlamak gerekir. Tanca seferi, bir felaketle sonuçlandı ve kardeşinin tutsaklıkta ölümüne yol açtı. Henrique, Fas'ta toprak kazanma hayalinden hiç vazgeçmedi; Afrika kıyısı boyunca yapılan seferler, onun gözünde çoğu zaman bu asıl hedefin yanında ikinci planda kaldı. Onun en kalıcı mirası, belki de kendisinin en az önem verdiği girişimler oldu.
Uzman Notu
Temel literatür
- Charles Raymond Beazley ve Edgar Prestage (çev.), Gomes Eanes de Zurara, The Chronicle of the Discovery and Conquest of Guinea, 2 cilt (Londra: Hakluyt Society, 1896–1899).
- Richard Henry Major, The Life of Prince Henry of Portugal, Surnamed the Navigator (Londra: A. Asher, 1868).
- Vitorino Magalhães Godinho, A economia dos descobrimentos henriquinos (Lizbon: Sá da Costa, 1962).
- A. J. R. Russell-Wood, A World on the Move: The Portuguese in Africa, Asia, and America, 1415–1808 (Manchester: Carcanet, 1992).
- Peter Russell, Prince Henry «the Navigator»: A Life (New Haven: Yale University Press, 2000).
- Malyn Newitt, A History of Portuguese Overseas Expansion, 1400–1668 (Londra: Routledge, 2005).
Arşiv ve kaynak
Henrique dönemine ilişkin kaynaklar arasında Zurara'nın kronikleri, Portekiz kraliyet arşivindeki tekel ve bağış belgeleri, papalık fermanları, Cadamosto'nun yolculuk anlatısı ve İsa Tarikatı'nın kayıtları vardır. Zurara'nın Hakluyt Society çevirisi ile Major'ın biyografisi Internet Archive koleksiyonlarında bulunur.
Açık sorular
- Henrique'nin seferleri, onun kişisel vizyonunun mu, yoksa Portekiz toplumunun ekonomik ve toplumsal ihtiyaçlarının mı ürünüydü?
- Sagres'te gerçekten bir denizcilik okulu var mıydı, yoksa bu tamamen sonradan kurulmuş bir efsane mi?
- Portekiz'in Afrika kıyısındaki ilk yıllarında, baskınların ve ticaretin payı nasıl değişti?
Mini sınav
- (Hedef 1) Henrique'nin Afrika seferlerini finanse etmek için kullandığı gelirlerin önemli bir kısmı hangi kurumdan geliyordu? A) Venedik Cumhuriyeti B) İsa Tarikatı C) Cizvit Tarikatı D) Medici Bankası
- (Hedef 2) Zurara'ya göre, Lagos'taki tutsakların acısına ağlamasının nedeni neydi? A) Tutsakların dini B) Tutsakların zenginliği C) Tutsakların insanlığı D) Prensin emri
- (Hedef 1) 1437'de Henrique'nin düzenlediği ve yenilgiyle sonuçlanan sefer hangi kente yönelikti? A) Ceuta B) Lagos C) Madeira D) Tanca
- (Hedef 2) Richard Henry Major, 1868'de yayımladığı biyografide hangi iddiayı savundu? A) Henrique'nin Sagres'te bir okul kurduğunu B) Henrique'nin Hindistan'a gittiğini C) Henrique'nin köle ticaretine karşı çıktığını D) Henrique'nin evlendiğini
- (Hedef 3) Henrique'yi efsanelerinden arındırarak onu haçlı ideallerine bağlı bir ortaçağ prensi olarak anlatan tarihçi kimdir? A) Malyn Newitt B) Vitorino Magalhães Godinho C) Richard Henry Major D) Peter Russell
Açık uçlu soru
(Hedef 3) «Denizci Henrique» bir kâşif miydi, bir haçlı prens mi, yoksa sonraki kuşakların yarattığı bir efsane mi? Cevabında Zurara'nın Henrique portresini, Lagos'taki tutsaklara ilişkin tanıklığını ve Major'ın Sagres okulu iddiasını kullan; Major ile Russell'ın yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- B — Gelirlerin önemli bir kısmı İsa Tarikatı'ndan geliyordu.
- C — Zurara, tutsakların insanlığı yüzünden ağladığını söyler.
- D — Sefer Tanca'ya yönelikti.
- A — Major, Sagres'te bir okul kurulduğunu savundu.
- D — Bu tarihçi Peter Russell'dır.
Kapsamlı bir cevap, Zurara'nın portresini, hizmetinde bulunduğu bir prensi aziz ve kahraman gibi yücelten bir kronikçinin metni olarak kullanır. Lagos anlatısını, köle ticaretinin başlangıcında acıma ile meşrulaştırmanın bir arada bulunduğunu gösteren, prensin bu ticaretteki doğrudan rolünü ortaya koyan bir tanıklık olarak değerlendirir. Major'ın Sagres iddiasını, on dokuzuncu yüzyılda bir bilim kahramanı imgesinin çağdaş kanıt olmadan nasıl kurulduğunun örneği olarak okur. Güçlü bir yanıt, Major'ın Henrique'yi bilimsel bir deha olarak gören yorumunu, Russell'ın onu haçlı idealleri ve kazanç peşindeki bir ortaçağ prensi olarak gösteren yaklaşımının karşısına koyar ve «Denizci Henrique» imgesinin büyük ölçüde sonraki yüzyılların ürünü olduğunu savunur.
Sonraki bölüme köprü
Bu derste Portekiz'in, Afrika kıyısı boyunca güneye inerek Asya'ya ulaşmanın yolunu aradığını gördük. Kastilya ise, aynı yıllarda, tam ters yönde, okyanusu batıya doğru aşıp Asya'nın doğu kıyılarına varmayı öneren Cenovalı bir denizciyi destekledi. Bu denizci, dünyanın büyüklüğünü yanlış hesaplamış ve hiç beklemediği bir kıtaya varmıştı; ama ölene kadar Asya'ya ulaştığına inanmaya devam etti. Sonraki bölüm onu soruyor: Kolomb neden yanlış yere vardı?