Öğrenme hedefleri
- Fransa'daki din savaşlarını ve Otuz Yıl Savaşları'nı, nedenleri, başlıca evreleri ve sonuçlarıyla açıklayabileceksin.
- Montaigne'in, Rushworth'un ve İsveç kralı Gustav Adolf'un metinlerini karşılaştırarak, bu savaşlarda dinin ve siyasetin nasıl iç içe geçtiğini değerlendirebileceksin.
- Bu savaşların gerçekten «din savaşları» olup olmadığı tartışmasını yorumlayabileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir yüzüncü yıl kutlaması
1617'de, Luther'in endülijans satışına itiraz edişinin yüzüncü yılında, Saksonya'nın hükümdarı üç günlük bir şükran bayramı ilan etti. Leipzig ve Wittenberg üniversiteleri, Frankfurt, Worms ve Nürnberg gibi kentler, hatta Kalvinistler de, Roma kilisesine karşı bu bayrama katıldı; Luther'in anısına altın ve gümüş madalyalar dağıtıldı. Aynı yıllarda, Katolik taraf da papanın çağrısıyla kendi dua günlerini düzenliyordu. İngiliz tarihçi John Rushworth'a göre, Alman göğünde bulutlar kalınlaşıyordu. Bir yıl sonra, 1618 Mayıs'ında, Prag'da Protestan soylular kent kalesindeki kurul salonuna silahlı olarak girdi ve imparatorun iki yetkilisini ve bir sekreteri yüksek bir pencereden dışarı attı. Üçü de hayatta kaldı; ama bu olay, Avrupa tarihinin en uzun ve en yıkıcı savaşlarından birini başlattı. Luther'in doksan beş tezinden bir yüzyıl sonra, dinsel bölünme bütün bir kıtayı savaşa sürükledi. Bu ders, bu savaşların neden çıktığını ve gerçekten din uğruna mı yapıldığını soruyor.
Bağlam — bölünmüş bir kıta
Reformdan sonra Avrupa, dinsel bakımdan bölünmüştü. Kutsal Roma İmparatorluğu'nda, Augsburg'da 1555'te varılan uzlaşma, her prensin kendi topraklarının dinini seçmesine izin vermişti: prens Katolikse uyrukları da Katolik, Lüteryense uyrukları da Lüteryen olacaktı. Bu çözüm, bir süre barışı sağladı; ama Kalvinistleri tanımıyordu ve kilise topraklarının kimde kalacağı konusunda pek çok belirsizlik bırakmıştı.
Dönemin insanlarının çoğu, bir devlette birden fazla dinin barış içinde yaşayabileceğine inanmıyordu. Ortak bir inanç, toplumun ve siyasal düzenin temeli sayılıyordu; farklı bir inanç, yalnızca bir hata değil, kralın otoritesine ve toplumun birliğine yönelik bir tehdit olarak görülüyordu. Bu yüzden dinsel ayrılıklar, kolayca siyasal çatışmalara ve iç savaşlara dönüştü.
Gelişme — Fransa'da otuz yıl
Fransa'da, 1562'den 1598'e kadar, Katoliklerle Hugenotlar arasında aralıklarla sekiz iç savaş yaşandı. Bu savaşlar, dinsel ayrılıkların yanı sıra, genç ve güçsüz krallar döneminde sarayı ve ülkeyi yönetmek isteyen büyük soylu aileler arasındaki rekabetle de beslendi. Kraliçe ana Catherine de Médicis, uzun süre iki taraf arasında denge kurmaya ve uzlaşma fermanlarıyla barışı sağlamaya çalıştı.
1572 Ağustos'unda, Protestan prens Navarralı Henri ile kralın kız kardeşinin, iki dinsel topluluğu barıştırması umulan düğünü için Paris'te toplanan Hugenot önderleri, düğünden birkaç gün sonra, Aziz Bartholomeus yortusunda başlayan bir kıyımda öldürüldü. Şiddet Paris'ten taşra kentlerine yayıldı; tahminlere göre binlerce, belki on binden fazla Protestan hayatını kaybetti. Bu olay, Protestan Avrupa'da derin bir öfke uyandırdı ve Fransa'daki savaşları daha da uzattı.
Savaşlar, Navarralı Henri'nin 1589'da IV. Henri olarak tahta çıkmasıyla yeni bir evreye girdi. Protestan bir kralı Katoliklerin büyük kısmı kabul etmiyordu; Henri, 1593'te Katolikliğe geçti. 1598'de yayımladığı Nantes Fermanı, Katolikliği krallığın resmî dini olarak korurken, Hugenotlara belirli yerlerde ibadet etme, kamu görevlerine girme ve kendilerini korumak için bazı kaleleri elinde tutma hakkı tanıdı. Bu, bir devletin içinde iki dinin yasal olarak birlikte yaşayabileceğini kabul eden en önemli erken belgelerden biriydi.
Dönüş noktası — Otuz Yıl Savaşları
Kutsal Roma İmparatorluğu'nda gerginlik, on yedinci yüzyılın başında giderek arttı. Katolik ve Protestan prensler, birbirlerine karşı ayrı ittifaklar kurdu. 1617'de, koyu bir Katolik olan Habsburg arşidükü II. Ferdinand, Bohemya kralı seçildi.
Bohemyalı Protestanlar, Ferdinand'ı tanımadı ve yerine Kalvinist bir Alman prensi, Pfalzlı V. Friedrich'i kral seçti. 1620'de imparatorluk ordusu Prag yakınlarında Bohemyalıları yendi; Friedrich kaçtı ve Bohemya'da Protestanlık zorla ortadan kaldırıldı. Savaş, sonraki yıllarda Almanya'nın bütününe yayıldı. Danimarka kralı, ardından 1630'da İsveç kralı II. Gustav Adolf, Protestanları korumak ve kendi çıkarlarını gözetmek için savaşa girdi. 1635'te ise, Katolik Fransa, Kardinal Richelieu'nun yönetiminde, Habsburglara karşı Protestan İsveç'in yanında savaşa katıldı. Katolik bir krallığın, Katolik bir imparatora karşı Protestanlarla ittifak kurması, savaşın artık dinden çok güç dengesiyle ilgili olduğunu açıkça gösteriyordu.
Savaş, büyük ölçüde Alman topraklarında yapıldı. Ordular, yiyeceklerini ve paralarını geçtikleri bölgelerden zorla topladı; köyler yağmalandı, tarlalar ekilemedi, salgınlar ve kıtlık yayıldı. Tarihçilerin tahminlerine göre, Kutsal Roma İmparatorluğu'nun nüfusu, bölgeden bölgeye büyük farklar göstermekle birlikte, bu otuz yılda yaklaşık beşte bir oranında azaldı; bazı bölgelerde kayıplar çok daha büyüktü.
Yaygın yanlış«Din savaşlarında insanlar yalnızca dinleri uğruna savaştı.»
Dinsel inanç, bu savaşlarda gerçek ve güçlü bir etkendi; pek çok insan, kendi inancının doğru olduğuna ve karşı tarafın Tanrı'ya karşı geldiğine içtenlikle inanıyordu. Ama bu savaşlar, aynı zamanda soylu ailelerin iktidar mücadelelerini, kralların ve prenslerin toprak ve güç kazanma isteklerini, kentlerin ayrıcalıklarını ve büyük devletler arasındaki rekabeti de içeriyordu. Katolik Fransa'nın Protestan İsveç'le ittifakı gibi örnekler, dinin çoğu zaman siyasal çıkarlarla birlikte, kimi zaman da onların gerisinde kaldığını gösterir.
Cevap — din ile siyasetin iç içe geçtiği savaşlar
Din savaşları, Reformun yarattığı dinsel bölünmenin, siyasal ve toplumsal gerilimlerle birleşmesinden doğdu. Dönemin insanları, bir toplumun ortak bir dine dayanması gerektiğine inandığı için, dinsel ayrılıklar siyasal sadakat sorunlarına dönüştü; bu da soyluların, prenslerin ve kralların çatışmalarını dinsel bir renge büründürdü. Savaşlar ilerledikçe, dinsel amaçlar ile devletlerin güç ve güvenlik kaygıları giderek daha açık biçimde ayrıştı. Uzun ve yıkıcı savaşların sonunda, birçok Avrupalı, hiçbir tarafın öbürünü tamamen yok edemeyeceğini ve dinsel ayrılıklarla bir arada yaşamanın bir yolunun bulunması gerektiğini kabul etmeye başladı.
Bugünle bağ — din ve şiddet
Bugün dünyanın farklı yerlerinde yaşanan çatışmalar, sık sık «din savaşları» olarak adlandırılıyor. On altıncı ve on yedinci yüzyıl Avrupa'sının deneyimi, bu adlandırmaya dikkatle yaklaşmak gerektiğini hatırlatır: din, çatışmaları derinleştirebilir ve onlara anlam kazandırabilir; ama çoğu zaman toprak, iktidar, kimlik ve ekonomik çıkarlarla iç içedir. Bir çatışmayı yalnızca dinle açıklamak, onu anlamak kadar, çözmeyi de zorlaştırabilir.
Birincil kaynak
İsveç kralı II. Gustav Adolf, 1630 Mayıs'ında Almanya'ya doğru yola çıkmadan önce, Stockholm'de toplanan İsveç meclisinin temsilcilerine veda etti. Robinson'ın 1906 derlemesindeki İngilizce çeviriden:
I call on the all-powerful God to witness, by whose providence we are here assembled, that it is not by my own wish, or from any love of war, that I undertake this campaign. On the contrary, I have been now for several years goaded into it by the imperial party, not only through the reception accorded to our emissary to Lübeck, but also by the action of their general in aiding with his army our enemies, the Poles, to our great detriment. We have been urged, moreover, by our harassed brother-in-law to undertake this war, the chief object of which is to free our oppressed brothers in the faith from the clutches of the pope.
Türkçesi: Takdiriyle burada toplandığımız, her şeye gücü yeten Tanrı'yı tanık gösteririm ki, bu seferi kendi isteğimle ya da savaş sevgisiyle üstlenmiyorum. Tersine, birkaç yıldır imparatorluk tarafınca buna itildim: yalnızca Lübeck'e gönderdiğimiz elçiye yapılan muameleyle değil, generallerinin ordusuyla düşmanlarımıza, Lehlere, büyük zararımıza yardım etmesiyle de. Ayrıca, sıkıntı içindeki kayınbiraderimiz de bizi bu savaşı üstlenmeye çağırdı; bu savaşın asıl amacı, inançtaki ezilen kardeşlerimizi papanın pençesinden kurtarmaktır.
Kaynak: II. Gustav Adolf, İsveç meclisine veda konuşması (Stockholm, Mayıs 1630); James Harvey Robinson (ed.), Readings in European History (Boston: Ginn, 1906), s. 342–343; Internet Archive. Türkçesi, İngilizcesinden bizim.
- Gustav Adolf, savaşa girme nedenlerini sıralarken hangilerini siyasal, hangilerini dinsel olarak gösteriyor?
- Kral, savaşın «asıl amacının» dinsel olduğunu söylüyor. Bu iddia, konuşmanın dinleyicileri düşünüldüğünde neden önemli olabilir?
- Bir hükümdarın savaşa girerken yaptığı bu tür bir konuşma, onun gerçek amaçlarını anlamak için ne kadar güvenilir bir kaynaktır?
Tarihçiler Tartışıyor
- C. V. Wedgwood (1938) — The Thirty Years War adlı kitabında, savaşı, Avrupa tarihinin anlamsız çatışmalarının en çarpıcı örneği olarak anlattı. Ona göre savaş, büyük acılara yol açtığı hâlde, hiçbir tarafın gerçek bir amacına ulaşmadan sona ermişti.
- Denis Crouzet (1990) — Les guerriers de Dieu adlı kitabında, Fransa'daki din savaşlarındaki şiddetin, kıyametin yaklaştığı korkusuyla yaşayan insanların derin bir kaygısından beslendiğini savundu. Ona göre şiddet, siyasal bir hesaptan çok, Tanrı'nın öfkesinden korkan ve toplumu arındırmak isteyen insanların dinsel bir eylemiydi.
- Mack Holt (1995) — The French Wars of Religion adlı kitabında, bu savaşları yalnızca soylular arasındaki bir iktidar mücadelesi olarak görenlere karşı çıktı. Dinin, toplulukların kimliğini ve birliğini belirleyen temel bir unsur olduğunu ve savaşların gerçek anlamda dinsel savaşlar olduğunu savundu.
- Peter H. Wilson (2009) — Europe's Tragedy adlı kitabında, Otuz Yıl Savaşları'nın öncelikle bir din savaşı olmadığını, Kutsal Roma İmparatorluğu'nun siyasal düzeni ve imparator ile prensler arasındaki yetki paylaşımı üzerine bir çatışma olduğunu ileri sürdü. Dinin önemli olduğunu, ama savaşın asıl konusunun anayasal ve siyasal olduğunu vurguladı.
Bu tartışmada araştırmacılar, dinin bu savaşlardaki rolünü farklı biçimlerde değerlendirir. Wedgwood, savaşı anlamsız bir yıkım olarak görür. Crouzet, şiddetin arkasında derin bir dinsel kaygı bulur. Holt, dini toplulukların kimliğinin temeli olarak savaşın merkezine koyar. Wilson ise, Otuz Yıl Savaşları'nı her şeyden önce bir siyasal düzen savaşı olarak okur. Tartışma, bu savaşların gerçekten din uğruna mı yapıldığı, yoksa dinin siyasal çatışmaların dili mi olduğu sorusunda düğümlenir.
Derine İn
«Din savaşı» kavramı, bu çatışmaları anlamak için hem yararlı hem de yanıltıcıdır. Yararlıdır, çünkü dönemin insanları gerçekten de dinsel bir dünyada yaşıyordu; kendi inançlarının doğru olduğuna, karşı tarafın ise Tanrı'ya karşı geldiğine inanıyordu. Vaazlar, broşürler ve şarkılar, dinsel düşmanlığı besledi. Yanıltıcıdır, çünkü savaşan taraflar hiçbir zaman yalnızca dinsel çizgilere göre ayrılmadı. Fransa'da bazı Katolik soylular, Hugenotlarla ittifak kurdu; Almanya'da Lüteryen Saksonya, savaşın başında Katolik imparatorun yanında yer aldı; Katolik Fransa, Protestan İsveç'le birlikte savaştı. Taraflar, dinsel dil kullanarak siyasal çıkarlarını savundu; ama siyasal çıkarlar da dinsel inançları biçimlendirdi.
Osmanlı İmparatorluğu da bu hikâyenin bir parçasıdır. On altıncı yüzyılda Osmanlı ordularının Macaristan'da ve Orta Avrupa'da Habsburglara karşı ilerlemesi, imparatorun Protestanlarla uğraşmasını zorlaştırdı. Habsburglar, Osmanlılara karşı savaşmak için Alman prenslerinin askerî ve mali desteğine ihtiyaç duyuyordu; Protestan prensler de bu desteği, dinsel haklarının tanınması için bir pazarlık aracı olarak kullandı. Otuz Yıl Savaşları'nın başında, Osmanlı'ya bağlı Erdel'in prensi, Bohemyalı Protestanların yanında savaşa katıldı. Avrupa'nın iç dinsel çatışmaları, Osmanlı'yla olan büyük güç rekabetinden bağımsız değildi.
Aynı yıllarda Avrupa'nın başka köşelerinde de dinsel ve siyasal çatışmalar iç içe geçti. İspanya'nın yönetimindeki Hollanda'da, 1560'ların sonunda başlayan bir ayaklanma, Kalvinist toplulukların inanç özgürlüğü talebini, kentlerin ve eyaletlerin ayrıcalıklarını savunma isteğiyle ve İspanyol vergilerine duyulan öfkeyle birleştirdi. Seksen yıl süren bu çatışma, kuzey eyaletlerinin bağımsız bir cumhuriyet olarak ayrılmasıyla sonuçlandı ve Otuz Yıl Savaşları'nı bitiren barış görüşmelerinde resmen tanındı. Hollanda örneği, dinsel bir hareketin nasıl bir bağımsızlık mücadelesine ve yeni bir devletin kuruluşuna dönüşebildiğini gösterir.
Savaşların sıradan insanlar üzerindeki etkisi, günlükler, kent kayıtları ve kilise defterleri aracılığıyla incelenebilir. Bu kaynaklar, askerlerin konaklaması için yapılan zorunlu yardımları, yağmaları, fiyatların yükselmesini, salgınları ve kıtlığı anlatır. Nüfus kayıpları bölgeden bölgeye çok farklıydı: bazı bölgeler savaşın büyük kısmından uzak kalırken, ordu yolları üzerindeki bölgeler nüfuslarının yarısından fazlasını kaybetti. Ölümlerin büyük kısmı, doğrudan çarpışmalardan değil, ordularla birlikte yayılan hastalıklardan ve açlıktan kaynaklandı.
Bu savaşlar, Avrupa'da hoşgörü düşüncesinin gelişmesine de dolaylı olarak katkıda bulundu. Fransa'da «siyasetçiler» adı verilen bir grup düşünür ve devlet adamı, devletin birliği ve barış için dinsel birliğin feda edilebileceğini savundu. Montaigne'in denemesi, bu düşüncenin bir örneğidir. Hoşgörü, başlangıçta bir ilke ya da hak olarak değil, uzun ve yıkıcı savaşların ardından kabul edilen bir zorunluluk olarak ortaya çıktı. Nantes Fermanı da bu anlamda, kalıcı bir hoşgörü düzeni değil, taraflardan hiçbirinin tam olarak benimsemediği bir ateşkesti: yaklaşık bir yüzyıl sonra, 1685'te, XIV. Louis tarafından kaldırıldı ve binlerce Hugenot ülkeyi terk etmek zorunda kaldı; bu göçmenler, zanaatlarını ve sermayelerini Hollanda'ya, İngiltere'ye ve Prusya'ya taşıdı.
Uzman Notu
Temel literatür
- James Harvey Robinson (ed.), Readings in European History (Boston: Ginn, 1906).
- Charles Cotton (çev.), William Carew Hazlitt (ed.), Essays of Michel de Montaigne (Londra, 1877).
- C. V. Wedgwood, The Thirty Years War (Londra: Jonathan Cape, 1938).
- Denis Crouzet, Les guerriers de Dieu: La violence au temps des troubles de religion, vers 1525–vers 1610 (Seyssel: Champ Vallon, 1990).
- Mack P. Holt, The French Wars of Religion, 1562–1629 (Cambridge: Cambridge University Press, 1995).
- Peter H. Wilson, Europe's Tragedy: A History of the Thirty Years War (Londra: Allen Lane, 2009).
Arşiv ve kaynak
Bu savaşların kaynakları arasında barış antlaşmaları ve fermanlar, hükümdarların ve komutanların yazışmaları, broşürler ve vaazlar, askerlerin ve sivillerin günlükleri, kent ve kilise kayıtları, vergi ve nüfus defterleri vardır. Robinson'ın kaynak derlemesi ile Montaigne'in denemelerinin Cotton çevirisi çevrimiçi kütüphanelerde bulunur.
Açık sorular
- Fransa'daki din savaşları ve Otuz Yıl Savaşları, dinsel inançların mı, yoksa siyasal çıkarların mı savaşlarıydı?
- Bu savaşların sıradan insanlar üzerindeki etkisi, bölgeden bölgeye neden bu kadar farklıydı?
- Hoşgörü düşüncesi, savaşların doğal bir sonucu muydu, yoksa belirli düşünürlerin ve devlet adamlarının bilinçli bir seçimi mi?
Mini sınav
- (Hedef 1) Fransa'daki Kalvinist Protestanlara ne ad verilirdi? A) Anabaptistler B) Hugenotlar C) Lüteryenler D) Cizvitler
- (Hedef 1) Hugenotlara belirli ibadet ve güvenlik hakları tanıyan 1598 fermanı hangisidir? A) Nantes Fermanı B) Worms Fermanı C) Augsburg Barışı D) Üstünlük Yasası
- (Hedef 2) Rushworth'a göre Otuz Yıl Savaşları'nı başlatan olay nerede yaşandı? A) Paris'te B) Stockholm'de C) Prag'da D) Magdeburg'da
- (Hedef 2) Gustav Adolf, veda konuşmasında savaşın asıl amacını nasıl tanımlar? A) Lehistan'ı fethetmek B) İmparator olmak C) Fransa'yla ittifak kurmak D) İnançtaki kardeşlerini papanın pençesinden kurtarmak
- (Hedef 3) Otuz Yıl Savaşları'nın öncelikle Kutsal Roma İmparatorluğu'nun siyasal düzeni üzerine bir çatışma olduğunu savunan tarihçi kimdir? A) C. V. Wedgwood B) Peter H. Wilson C) Denis Crouzet D) Mack Holt
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Fransa'daki din savaşları ve Otuz Yıl Savaşları gerçekten «din savaşları» mıydı? Cevabında Montaigne'in vicdan özgürlüğü üzerine denemesini, Rushworth'un savaşın başlangıcına ilişkin anlatısını ve Gustav Adolf'un veda konuşmasını kullan; Holt ile Wilson'ın yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- B — Fransız Kalvinistlerine Hugenotlar denirdi.
- A — Bu ferman Nantes Fermanı'dır.
- C — Olay Prag'da yaşandı.
- D — Gustav Adolf, asıl amacın inançtaki kardeşlerini kurtarmak olduğunu söyler.
- B — Bu tarihçi Peter H. Wilson'dır.
Kapsamlı bir cevap, Montaigne'in denemesini, dinsel tutkunun aşırılığını ve dini bir bahane olarak kullananları eleştiren, hoşgörüyü bir zorunluluk olarak düşünmeye başlayan bir çağdaş tanıklık olarak kullanır. Rushworth'un anlatısında, dinsel ayrılığın kilise toprakları, soyluların ayrıcalıkları ve Habsburg gücüyle iç içe geçtiğini görür. Gustav Adolf'un konuşmasını, bir hükümdarın siyasal ve dinsel gerekçeleri nasıl bir arada sunduğunun kanıtı olarak okur. Güçlü bir yanıt, Holt'un dini savaşların merkezine koyan yaklaşımını, Wilson'ın Otuz Yıl Savaşları'nı her şeyden önce bir siyasal düzen savaşı olarak gören yorumunun karşısına koyar ve bu savaşlarda din ile siyasetin birbirinden ayrılamayacak biçimde iç içe geçtiğini savunur.
Sonraki bölüme köprü
Bu derste Otuz Yıl Savaşları'nın, hiçbir tarafın öbürünü tamamen yenemediği bir yıkımla sona yaklaştığını gördük. 1640'larda, Münster ve Osnabrück kentlerinde, Avrupa'nın yüzlerce elçisi yıllarca süren görüşmelerle bir barış düzeni kurmaya çalıştı. Bu barışın, bir devletin kendi toprakları içinde hiçbir dış güce bağlı olmadığı fikrini tanıyan modern devletler sisteminin başlangıcı olduğu sık sık söylenir. Sonraki bölüm, bu iddiayı sınıyor: Westphalia: modern devletler sisteminin doğuşu mu?