Öğrenme hedefleri
- VIII. Henry'nin Roma'dan kopuşunu, evliliğinin iptali sorununu, siyasal çıkarları ve dinsel düşünceleri birlikte ele alarak açıklayabileceksin.
- Aragonlu Catherine'in mahkeme önündeki konuşmasını ve 1533–1534 yasalarının metinlerini karşılaştırarak, bir evlilik davasının nasıl bir egemenlik sorununa dönüştüğünü değerlendirebileceksin.
- İngiliz Reformunun «yukarıdan» mı, «aşağıdan» mı geldiği tartışmasını yorumlayabileceksin.
Okuma metni
Kanca — inancın savunucusu
1521'de, İngiltere kralı VIII. Henry, Martin Luther'in kilise ayinlerine yönelttiği eleştirilere karşı, yedi sakramenti savunan Latince bir kitap yayımladı. Kitap Roma'ya gönderildi; papa X. Leo, kralı bu hizmeti için ödüllendirdi ve ona «İnancın Savunucusu» unvanını verdi. On üç yıl sonra, 1534'te, aynı kral, İngiltere parlamentosundan geçen bir yasayla papanın ülkesindeki bütün yetkisini reddetti ve kendini «İngiltere Kilisesi'nin yeryüzündeki tek yüce başı» ilan ettirdi. Ama papaya karşı kitap yazmış bu kral, hiçbir zaman Luther'in izleyicisi olmadı; hayatının sonuna kadar Katolik ayinlerinin çoğunu korudu ve kendi ülkesinde Luther'in görüşlerini savunanları cezalandırdı. Unvanı ise, bugün İngiliz hükümdarlarının hâlâ taşıdığı bir unvan olarak kaldı. Bu ders, papanın bu en sadık savunucusunun nasıl olup da Roma'dan koptuğunu ve kurduğu kilisenin neden kıtadaki Protestan kiliselerinin hiçbirine tam olarak uymadığını soruyor.
Bağlam — bir varis sorunu
VIII. Henry, 1509'da, on yedi yaşında tahta çıktı ve aynı yıl, ağabeyi Arthur'un dul eşi olan İspanyol prensesi Aragonlu Catherine ile evlendi. Kilise hukuku, bir erkeğin kardeşinin dul eşiyle evlenmesini yasaklıyordu; bu yüzden evlilik için papadan özel bir izin alınmıştı. Evlilik uzun yıllar mutlu geçti; ama Catherine'in doğurduğu çocukların çoğu doğumda ya da bebekken öldü. Hayatta kalan tek çocuk, 1516'da doğan bir kızdı, Mary.
On beşinci yüzyılın ikinci yarısında İngiltere, taht kavgalarıyla geçen uzun bir iç savaş dönemi yaşamıştı; Henry'nin babası tahtı bu savaşların sonunda ele geçirmişti. Henry, bir erkek varis bırakmazsa ülkenin yeniden bir iç savaşa sürükleneceğinden korkuyordu. 1520'lerin ortasında, sarayda nedimelik yapan genç Anne Boleyn'e âşık oldu. Aynı yıllarda, Kutsal Kitap'ın bir ayetine dayanarak, kardeşinin dul eşiyle evlendiği için Tanrı'nın kendisini erkek evlattan yoksun bırakarak cezalandırdığına inanmaya başladı.
Gelişme — Blackfriars'tan Canterbury'ye
1527'de Henry, papa VII. Clemens'ten evliliğinin iptalini istedi. Ama tam o yıl, imparator V. Karl'ın ordusu Roma'yı yağmalamış ve papa, fiilen imparatorun denetimine girmişti. V. Karl, Catherine'in yeğeniydi; teyzesinin küçük düşürülmesine izin vermeyecekti. Papa, kararı geciktirdi. Henry'nin güçlü danışmanı kardinal Thomas Wolsey, sorunu çözmek için bir papalık elçisiyle birlikte Londra'da, Blackfriars'ta özel bir mahkeme kurdu.
Blackfriars mahkemesi sonuç vermedi; dava Roma'ya çekildi. Wolsey, başarısızlığının bedelini gözden düşerek ödedi ve 1530'da, ihanetle suçlanıp Londra'ya götürülürken yolda öldü. Onun yerini, hukuk bilen, becerikli bir yönetici olan Thomas Cromwell aldı. Cromwell, sorunu papadan izin alarak değil, papanın İngiltere üzerindeki yetkisini yasalarla ortadan kaldırarak çözmeyi önerdi.
1533'te parlamento, İngiltere'deki davaların Roma'ya taşınmasını yasaklayan bir yasa çıkardı. Aynı yıl, Henry'nin atadığı Canterbury başpiskoposu Thomas Cranmer, bir İngiliz kilise mahkemesinde, Henry ile Catherine'in evliliğini geçersiz ilan etti. Henry, o yılın başında gizlice Anne Boleyn'le evlenmişti; Eylül'de bir kızları, Elizabeth doğdu.
Dönüş noktası — kral, kilisenin başı
1534'teki Üstünlük Yasası, kralı İngiltere Kilisesi'nin yeryüzündeki tek yüce başı ilan etti. Aynı yıl çıkarılan bir başka yasa, kralın bu unvanını reddetmeyi ihanet suçu saydı. Bu yasalara bağlılık yemini etmeyi reddeden ünlü hümanist ve eski şansölye Thomas More ile piskopos John Fisher, 1535'te yargılanıp idam edildi.
Kraliyet üstünlüğü, kilisenin zenginliğini de krala açtı. 1536'dan 1540'a kadar, Cromwell'in yönetiminde, İngiltere ve Galler'deki manastırların tamamı kapatıldı; yaklaşık sekiz yüz dinsel kurumun toprakları ve malları taca geçti. Bu topraklar kısa sürede soylulara ve varlıklı ailelere satıldı; böylece yeni düzenin sürmesinden çıkarı olan geniş bir toprak sahibi grup doğdu. Manastırların kapatılması, 1536'da Kuzey İngiltere'de büyük bir halk ayaklanmasına yol açtı; ayaklanma bastırıldı.
Henry'nin kilisesi, öğretisi bakımından karışık bir yapıya sahipti. 1538'de, İngilizceye çevrilmiş bir Kutsal Kitap'ın bütün kiliselere konulması emredildi ve ertesi yıl bu amaçla büyük boy bir İngilizce Kutsal Kitap basıldı; bu, Protestan reformcuların uzun süredir istediği bir şeydi. Ama aynı yıl çıkarılan bir yasa, Latince ayini, ekmeğin ayinde İsa'nın bedenine dönüştüğü öğretisini ve din adamlarının evlenmeme zorunluluğunu korudu. Henry'nin kilisesi, papasız bir Katoliklik ile Protestan reformun bazı unsurlarını bir arada taşıyordu.
Yaygın yanlış«VIII. Henry, yalnızca Anne Boleyn'le evlenebilmek için Protestan oldu.»
Henry, Roma'dan koptu; ama Protestan olmadı. Kendi kilisesinde Katolik öğretilerinin çoğunu korudu ve Luther'in görüşlerini savunanları da, papaya bağlı kalanları da cezalandırdı. Evliliğinin iptali, kopuşun başlatıcısıydı; ama kopuşu kalıcı kılan, kralın kendi ülkesinde hiçbir dış otoriteyi tanımayan bir egemenlik anlayışı, kilisenin zenginliğine duyulan ilgi ve ülkedeki bazı reformcuların bu fırsatı kullanma isteğiydi.
Cevap — egemenlik, varis ve zenginlik
VIII. Henry, kendi kilisesini tek bir nedenle kurmadı. Başlangıçta, bir erkek varis kaygısı ve Anne Boleyn'e duyduğu tutku, onu evliliğinin iptalini istemeye yöneltti. Papa, imparatorun baskısı altında bu isteği reddettiğinde, Henry ve danışmanları, sorunu kralın kendi ülkesindeki egemenliği meselesine dönüştürdü: bir İngiliz kralının evliliği hakkında yabancı bir otoritenin karar vermesi kabul edilemezdi. Bu egemenlik anlayışı, kiliseyi taca bağladı; manastırların kapatılması da tacın hazinesini zenginleştirdi. Dinsel reform, bu siyasal kopuşun ardından ve onun sınırları içinde, yavaş ve çelişkili biçimde ilerledi. Ortaya çıkan şey, başında kralın bulunduğu, öğretisini parlamento yasalarının belirlediği bir ulusal kilise oldu.
Bugünle bağ — bir kilisenin başı olan hükümdar
Bugün hâlâ İngiliz hükümdarı, İngiltere Kilisesi'nin resmî başı ve «İnancın Savunucusu» unvanının taşıyıcısıdır. İngiltere Kilisesi'nin piskoposları, parlamentonun üst meclisinde oturur. Beş yüz yıl önce bir kralın evlilik davasıyla başlayan bir süreç, bugünkü bir anayasal düzenin parçası olarak yaşamaya devam ediyor; ama bu ilişki, çok dinli ve büyük ölçüde laik bir toplumda sık sık tartışılıyor.
Birincil kaynak
1534 Kasım'ında İngiltere parlamentosundan geçen Üstünlük Yasası, kralın kilise üzerindeki yetkisini tanımlar. Gee ve Hardy'nin 1896 derlemesindeki metinden:
Albeit the king's majesty justly and rightfully is and ought to be the supreme head of the Church of England, and so is recognized by the clergy of this realm in their Convocations, yet nevertheless for corroboration and confirmation thereof [...] be it enacted by authority of this present Parliament, that the king our sovereign lord, his heirs and successors, kings of this realm, shall be taken, accepted, and reputed the only supreme head in earth of the Church of England, called Anglicana Ecclesia.
Türkçesi: Kral hazretleri, haklı ve meşru olarak İngiltere Kilisesi'nin yüce başı olduğu ve olması gerektiği ve bu ülkenin din adamlarınca toplantılarında böyle tanındığı hâlde, yine de bunu güçlendirmek ve doğrulamak için [...] şimdiki parlamentonun yetkisiyle karara bağlansın ki, egemen efendimiz kral, onun varisleri ve ardılları, bu ülkenin kralları, Anglicana Ecclesia denen İngiltere Kilisesi'nin yeryüzündeki tek yüce başı olarak kabul edilecek, tanınacak ve sayılacaktır.
Kaynak: The Supremacy Act, 26 Henry VIII, cap. 1 (1534); Henry Gee ve William John Hardy (ed.), Documents Illustrative of English Church History (Londra: Macmillan, 1896), s. 243–244; Internet Archive. Türkçesi, İngilizcesinden bizim.
- Yasa, kralın zaten kilisenin başı olduğunu ve parlamentonun bunu yalnızca «doğruladığını» söylüyor. Bu ifade biçimi neden seçilmiş olabilir?
- Kilisenin başlığının kralın «varisleri ve ardılları»na da geçmesi, bu yetkinin kişisel mi, yoksa kurumsal mı olduğunu gösteriyor?
- Bu yasanın bir parlamento kararı olarak çıkarılması, kral ile parlamento arasındaki ilişki hakkında ne düşündürüyor?
Tarihçiler Tartışıyor
- A. G. Dickens (1964) — The English Reformation adlı kitabında, İngiliz Reformunun yalnızca kralın bir kararı olmadığını, ülkede daha önce var olan kilise karşıtı duyguların ve Protestan fikirlerin hızla yayılmasının da bir ürünü olduğunu savundu. Ona göre, halkın önemli bir kısmı yeni düşüncelere hazırdı ve Reform görece hızlı ilerledi.
- J. J. Scarisbrick (1968) — Henry VIII adlı biyografisinde, kopuşun arkasında kralın kişisel iradesinin ve onun kendi yetkisine ilişkin düşüncelerinin belirleyici olduğunu vurguladı. Henry'nin, danışmanlarının yönlendirdiği bir kukla değil, kilise üzerindeki üstünlüğüne gerçekten inanan bir hükümdar olduğunu gösterdi.
- Eamon Duffy (1992) — The Stripping of the Altars adlı kitabında, yerel kilise kayıtlarını, vasiyetnameleri ve dua kitaplarını inceleyerek, Reform öncesi İngiltere'de geleneksel dinin canlı ve halk arasında sevilen bir din olduğunu gösterdi. Ona göre Reform, halkın büyük bir kısmına, onların isteği dışında, yukarıdan dayatıldı.
- Christopher Haigh (1993) — English Reformations adlı kitabında, tek bir İngiliz Reformu yerine, her biri siyasal koşullara bağlı olarak ilerleyen ve geri dönen birkaç ayrı reformdan söz etti. Reformun yavaş, kararsız ve rastlantılarla dolu bir süreç olduğunu, halkın büyük kısmının ancak birkaç kuşak içinde Protestan olduğunu savundu.
Bu tartışmada araştırmacılar, İngiliz Reformunun nasıl ilerlediğini farklı biçimlerde görür. Dickens, halkın yeni fikirlere hazır olduğunu ve Reformun hızlı ilerlediğini savunur. Scarisbrick, kralın kişisel iradesini merkeze koyar. Duffy, geleneksel dinin gücünü ve Reformun yukarıdan dayatıldığını vurgular. Haigh ise, birbirini izleyen ve kesintiye uğrayan birkaç reformdan söz eder. Tartışma, İngiliz Reformunun aşağıdan gelen bir dinsel değişim mi, yoksa yukarıdan dayatılan bir siyasal karar mı olduğu sorusunda düğümlenir.
Derine İn
Henry'nin evlilik davası, dönemin kilise hukukunun karmaşıklığını da gösterir. Henry, Kutsal Kitap'ın bir ayetine dayanarak kardeşinin dul eşiyle evliliğinin Tanrı'nın yasasına aykırı olduğunu ve papanın bu yasayı değiştirecek bir izin veremeyeceğini savundu. Catherine'in savunucuları ise, Kutsal Kitap'ın başka bir ayetine dayanarak, ölen kardeşin dul eşiyle evlenmenin bazı durumlarda emredildiğini hatırlattı; ayrıca Catherine, ilk evliliğinin hiç tamamlanmadığını yeminle söylüyordu. Henry'nin danışmanları, Avrupa'nın üniversitelerine başvurarak onların görüşlerini topladı; bu görüşler, çoğu zaman üniversitelerin hangi hükümdarın etkisi altında olduğuna göre biçimlendi. Dava, ilahiyatın, hukukun ve uluslararası siyasetin iç içe geçtiği bir tartışmaya dönüştü.
Cromwell'in rolü, uzun süre tarihçilerin ilgisini çekti. O, kralın isteklerini parlamentodan geçen yasalarla gerçekleştirdi; bu, İngiltere'de kralın parlamentoyla birlikte yasa yapma geleneğini güçlendirdi. Parlamento, kilise gibi daha önce kendi yetki alanı dışında sayılan konularda karar verdi; böylece yasamanın gücü büyüdü. Kilise işlerinin parlamento kararlarıyla düzenlenmesi, sonraki yüzyıllarda, parlamentonun kralın gücüne karşı kendi yetkisini savunmasında da bir dayanak oldu.
Manastırların kapatılmasının toplumsal etkileri derindi. Manastırlar, yoksullara yardım eden, hastalara bakan, yolculara konaklama sağlayan ve çocukları eğiten kurumlardı. Kapatılmaları, bu hizmetlerin bir kısmının ortadan kalkmasına yol açtı; bazı hizmetler sonradan kent yönetimlerince ve yoksullar yasasıyla üstlenildi. Binlerce keşiş ve rahibe, küçük emekli maaşlarıyla dünyaya döndü. Manastır kütüphanelerindeki pek çok el yazması dağıldı ya da yok oldu.
Duffy'nin çalışmaları, Reformun köy ölçeğinde nasıl yaşandığını göstermesi bakımından önemlidir. Onun incelediği küçük bir köyün, Morebath'ın papazının tuttuğu defterler, köylülerin yıllar boyunca kiliselerinin sunaklarını, heykellerini ve mumlarını nasıl özenle koruduğunu, ardından hükümetin emirleriyle bunları nasıl kaldırmak zorunda kaldığını anlatır. Bu kayıtlar, Reformun büyük siyasal kararlarının, bir köyün gündelik dinsel hayatında nasıl bir kayıp olarak yaşanabildiğini gösterir.
Kopuşun uluslararası boyutu da gözden kaçırılmamalıdır. Henry'nin kararları, İngiltere'yi Avrupa'nın iki büyük Katolik gücü, Fransa ve V. Karl'ın imparatorluğu karşısında yalnız bırakma tehlikesi taşıyordu. Bu yüzden Cromwell, bir dönem Alman Lüteryen prensleriyle ittifak kurmaya çalıştı ve Henry'nin dördüncü evliliğini, bu ittifakı güçlendirmek için bir Alman prensesiyle ayarladı. Evlilik birkaç ay içinde bozuldu ve Cromwell, 1540'ta gözden düşerek idam edildi. Kralın dinsel siyaseti, dış ittifaklar ve saraydaki gruplar arasındaki rekabetle birlikte sürekli dalgalandı; bu da Henry'nin kilisesinin neden tutarlı bir öğretiye sahip olmadığını açıklamaya yardım eder.
Henry'nin ölümünden sonra İngiltere'nin dinsel kimliği birkaç kez değişti. Oğlu VI. Edward döneminde kilise açıkça Protestan bir yöne çevrildi; kızı Mary döneminde ülke yeniden papaya bağlandı; öbür kızı I. Elizabeth ise 1559'da, Protestan bir öğretiyle Katolik geleneklerin bazı dış biçimlerini birleştiren bir düzen kurdu. Bu dalgalanmalar, Haigh'in «birden fazla reform» tezini destekler; her hükümdar değişikliğinde, köy papazları ve cemaatler, sunakları, heykelleri ve ayin kitaplarını yeniden kaldırmak ya da yeniden yerine koymak zorunda kaldı.
Uzman Notu
Temel literatür
- Henry Morley (ed.), George Cavendish, The Life of Cardinal Wolsey (Londra: George Routledge and Sons, 1890).
- Henry Gee ve William John Hardy (ed.), Documents Illustrative of English Church History (Londra: Macmillan, 1896).
- A. G. Dickens, The English Reformation (Londra: Batsford, 1964).
- J. J. Scarisbrick, Henry VIII (Londra: Eyre and Spottiswoode, 1968).
- Eamon Duffy, The Stripping of the Altars: Traditional Religion in England, c. 1400–c. 1580 (New Haven: Yale University Press, 1992).
- Christopher Haigh, English Reformations: Religion, Politics, and Society under the Tudors (Oxford: Clarendon Press, 1993).
Arşiv ve kaynak
İngiliz Reformunun kaynakları arasında parlamento yasaları, Cromwell'in yazışmaları, manastırların mallarını kaydeden resmî sayımlar, kilise mahkemelerinin kayıtları, vasiyetnameler ve köy kiliselerinin hesap defterleri vardır. Gee ve Hardy'nin belge derlemesi ile Cavendish'in Wolsey biyografisi, Internet Archive'da okunabilir.
Açık sorular
- Henry'nin Roma'dan kopuşunda, evlilik sorununun mu, yoksa kralın egemenlik anlayışının ve kilisenin zenginliğine duyulan ilginin mi payı daha büyüktü?
- İngiliz halkı, Reformu istedi mi, yoksa ona boyun mu eğdi?
- Henry'nin kilisesi, Katolik mi, Protestan mı, yoksa kendine özgü bir üçüncü yol muydu?
Mini sınav
- (Hedef 1) Papa X. Leo, 1521'de Luther'e karşı kitap yazan VIII. Henry'ye hangi unvanı verdi? A) En Hristiyan Kral B) İnancın Savunucusu C) Katolik Kral D) Kilisenin Koruyucusu
- (Hedef 1) Papa VII. Clemens, Henry'nin evliliğinin iptalini neden geciktirdi? A) Henry'yi aforoz etmişti B) Anne Boleyn'i tanımıyordu C) Catherine'in yeğeni olan imparator V. Karl'ın denetimi altındaydı D) Kilise hukuku iptali tamamen yasaklıyordu
- (Hedef 2) Cavendish'e göre Catherine, Blackfriars mahkemesinde kendini nasıl tanımladı? A) İspanya'nın elçisi olarak B) Kralın egemenliği dışında doğmuş, yabancı ve zavallı bir kadın olarak C) Kilisenin başı olarak D) Papanın temsilcisi olarak
- (Hedef 2) 1534 Üstünlük Yasası'na göre İngiltere Kilisesi'nin yeryüzündeki tek yüce başı kimdir? A) Canterbury başpiskoposu B) Papa C) Parlamento D) Kral ve onun varisleri
- (Hedef 3) Reform öncesi İngiltere'de geleneksel dinin canlı olduğunu ve Reformun yukarıdan dayatıldığını savunan tarihçi kimdir? A) Eamon Duffy B) A. G. Dickens C) Christopher Haigh D) J. J. Scarisbrick
Açık uçlu soru
(Hedef 3) VIII. Henry'nin Roma'dan kopuşunun nedenlerini ve bu kopuşun nasıl bir kilise yarattığını tartış. Cevabında Catherine'in Blackfriars'taki konuşmasını, 1533 yasasının «imparatorluk» ifadesini ve 1534 Üstünlük Yasası'nı kullan; Dickens ile Duffy'nin yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- B — Henry'ye «İnancın Savunucusu» unvanı verildi.
- C — Papa, Catherine'in yeğeni olan V. Karl'ın denetimi altındaydı.
- B — Catherine kendini yabancı ve zavallı bir kadın olarak tanımladı.
- D — Kilisenin tek yüce başı kral ve varisleridir.
- A — Bu tarihçi Eamon Duffy'dir.
Kapsamlı bir cevap, Catherine'in konuşmasını, iptal davasının bir kadının onuru, iki kraliyet ailesinin ilişkisi ve bir mahkemenin tarafsızlığı üzerine bir çatışma olduğunun kanıtı olarak kullanır, ama anlatının olaydan yıllar sonra yazıldığını da belirtir. 1533 yasasının «imparatorluk» ifadesini, bir evlilik davasının bir egemenlik sorununa dönüştürüldüğünün kanıtı olarak değerlendirir. Üstünlük Yasası'nı, kralın kilise üzerindeki yetkisinin parlamento kararıyla kurumsallaştırılması olarak okur. Güçlü bir yanıt, Dickens'ın Reformu halkın hazır olduğu hızlı bir değişim olarak gören yorumunu Duffy'nin geleneksel dinin gücünü ve Reformun dayatılmasını vurgulayan görüşünün karşısına koyar ve Henry'nin kilisesini papasız bir Katoliklik ile Protestan unsurların karışımı olarak tanımlar.
Sonraki bölüme köprü
Bu derste Protestan reformcuların Avrupa'nın kuzeyinde, bir kralın kararıyla İngiltere'de de yeni kiliseler kurduğunu gördük. Katolik Kilisesi ise bu dalgaya yalnızca yasaklarla ve aforozlarla karşılık vermedi. Kendi öğretisini yeniden tanımlamak için büyük bir konsil topladı; eğitimi, misyonerliği ve itaati bir araya getiren yeni bir tarikat da bu yenilenmenin en etkili aracı oldu. Sonraki bölüm, Katolik tarafın bu yanıtına bakıyor: Karşı Reform ve Cizvitler.