Öğrenme hedefleri
- Luther'in endülijans satışına yönelik itirazını, bu itirazın ilahiyat, din görevlisi kaygısı ve siyaset boyutlarıyla açıklayabileceksin.
- Luther'in başpiskoposa yazdığı mektubu, doksan beş tezi ve Worms'taki konuşmasının kayıtlarını karşılaştırarak, onun düşüncesinin 1517'den 1521'e nasıl keskinleştiğini değerlendirebileceksin.
- Luther'in neden başarılı olduğunu ve onun mirasının hangi yönlerinin bugün tartışmalı olduğunu yorumlayabileceksin.
Okuma metni
Kanca — sınırın öte yanındaki vaiz
1517 baharında, Dominiken vaiz Johann Tetzel, Saksonya'nın sınırına yakın kasabalarda dolaşıyordu. Bir kasabaya girdiğinde çanlar çalınıyor, törenle karşılanıyor, meydanda araf azabını çarpıcı sözlerle anlatan vaazlar veriyordu. Vaazın sonunda, dinleyenlere, kendileri ya da ölmüş yakınları için günahların cezasını hafifleten belgeler satılıyordu. Saksonya'nın hükümdarı bu satışı kendi topraklarında yasaklamıştı; ama Wittenbergliler sınırı geçip belgeleri satın alıyordu. Wittenberg'de, otuz üç yaşındaki bir Augustinus tarikatı rahibi ve üniversitenin ilahiyat profesörü olan Martin Luther, günah çıkarmaya gelenlerin bu belgelere güvenerek pişmanlık duymaya gerek görmediğini fark etti. 31 Ekim 1517'de, satışın yetkilisi olan Mainz başpiskoposuna bir mektup yazdı ve mektubuna, endülijansların gücü üzerine tartışmaya açtığı doksan beş tezi ekledi. Bu mektup, Avrupa'nın dinsel birliğini parçalayacak bir sürecin başlangıcı oldu. Ama Luther, o gün yeni bir kilise kurmak değil, kendi kilisesini bir yanlıştan uyarmak istiyordu. Bu ders, onun neden itiraz ettiğini ve bu itirazın nasıl bir kopuşa dönüştüğünü soruyor.
Bağlam — günah, ceza ve endülijans
Orta Çağ Katolik öğretisine göre, günahlarından pişman olup günah çıkaran bir Hristiyanın suçu bağışlanıyordu; ama günahın bir cezası, bu dünyada ya da ölümden sonra arafta çekilmesi gereken bir kefareti kalıyordu. Kilise, azizlerin ve İsa'nın fazladan iyiliklerinden oluşan bir hazineye sahip olduğunu ve bu hazineden, belirli dualar, hac ya da bağış karşılığında, bu cezayı bağışlayabileceğini öğretiyordu.
Tetzel'in sattığı endülijansın arkasında büyük bir mali düzen vardı. Hohenzollern hanedanından genç prens Albrecht von Brandenburg, yirmi üç yaşında Magdeburg başpiskoposu olmuş, bir yıl sonra Mainz başpiskoposluğunu da almak istemişti. Kilise kuralları bir kişinin birden fazla piskoposluğa sahip olmasını yasaklıyordu; papa, bu kuralı kaldırmak için büyük bir ödeme istedi. Albrecht bu parayı Augsburglu bankacı Fugger ailesinden borç aldı. Borcun ödenmesi için, papa X. Leo, Roma'daki Aziz Petrus Bazilikası'nın yeniden inşası için ilan edilen endülijansın Albrecht'in topraklarında satılmasına izin verdi; gelirin yarısı Roma'ya, yarısı Albrecht'in borcuna gidecekti. Endülijans satışında Fugger'lerin temsilcilerinin de hazır bulunduğu anlatılır.
Gelişme — doksan beş tez
Luther, 1483'te Eisleben'de doğdu. Babası, bakır madenciliğinde çalışan ve oğlunun hukukçu olmasını isteyen bir girişimciydi. Luther, 1505'te hukuk öğrenimini bırakıp Erfurt'taki Augustinus manastırına girdi. Manastırda, bütün çabalarına rağmen, Tanrı'nın gözünde asla yeterince iyi olamayacağı kaygısıyla boğuştu. Pavlus'un mektuplarını okurken, sonradan hayatının dönüm noktası olarak anlattığı bir sonuca vardı: insan, iyi işleriyle değil, yalnızca Tanrı'nın lütfuna iman ederek aklanıyordu. Bu imanla aklanma düşüncesi, endülijansları da, iyi işlerle cennet satın alınabileceği fikrini de temelden sorgulatıyordu.
Doksan beş tez, Latince yazılmış, akademik bir tartışmaya çağrıydı. Luther, endülijansı tamamen reddetmiyor, papanın gücünü açıkça hedef almıyordu; ama vaizlerin halka yanlış şeyler öğrettiğini, gerçek pişmanlığın bir belgeyle satın alınamayacağını söylüyordu. Tezler, Luther'in beklemediği bir hızla yayıldı: birkaç hafta içinde basıldı, Almancaya çevrildi ve bütün Almanya'da okundu.
Dönüş noktası — Worms'ta bir rahip
Roma, başlangıçta bu tartışmayı bir tarikat çekişmesi olarak gördü. Ama Luther'in görüşleri hızla keskinleşti. 1519'da Leipzig'de ilahiyatçı Johann Eck'le yaptığı tartışmada, papaların ve kilise konsillerinin yanılabileceğini ve yalnızca Kutsal Kitap'ın kesin otorite olduğunu savundu. 1520'de yazdığı üç kitapta, Alman soylularını kilisenin reformu için harekete çağırdı, kilisenin yedi sakramentinden yalnızca ikisini kesin olarak kabul etti ve her Hristiyanın bir rahip kadar Tanrı'ya yakın olduğunu ileri sürdü. Papa, onu aforozla tehdit eden bir ferman yayımladı; Luther, 1520 Aralık'ında Wittenberg'de öğrencilerinin önünde bu fermanı yaktı. Ocak 1521'de aforoz edildi.
Nisan 1521'de, genç imparator V. Karl, Luther'i Worms kentinde toplanan imparatorluk meclisine çağırdı. Saksonya'nın hükümdarı Bilge Friedrich, onun güvenli bir şekilde gelip gitmesini güvence altına almıştı. Luther'den, yazdıklarını geri alması istendi.
Worms meclisi, Luther'i kanun dışı ilan etti ve kitaplarının yakılmasını emretti. Ama Bilge Friedrich'in adamları, dönüş yolunda onu sahte bir baskınla «kaçırıp» Wartburg kalesinde sakladı. Luther, orada geçirdiği aylarda Yeni Ahit'i Yunancadan Almancaya çevirdi; bu çeviri 1522'de basıldı ve Almancanın gelişiminde büyük rol oynadı.
Yaygın yanlış«Luther, 1517'de kilise kapısına tezlerini çiviledi ve halkı Roma'ya karşı ayaklanmaya çağırdı.»
Doksan beş tez, Latince yazılmış akademik bir tartışma metniydi; halka değil, ilahiyatçılara yönelikti. Tezlerin Wittenberg'deki kilisenin kapısına asıldığı hikâyesi, ilk kez Luther'in ölümünden sonra, onun yakın arkadaşı Philipp Melanchthon tarafından anlatıldı; Luther'in kendisi, bu olaydan hiç söz etmedi. Bu yüzden bazı tarihçiler asma olayının hiç yaşanmadığını ileri sürdü; ama o dönemde tartışma tezlerinin kilise kapısına asılması olağan bir üniversite geleneğiydi. Kesin olan, Luther'in aynı gün tezlerini başpiskoposa gönderdiği ve başlangıçta kiliseden ayrılmayı değil, onun düzeltilmesini amaçladığıdır.
Cevap — birbirine bağlanan nedenler
Luther, birbirine bağlı birkaç nedenle kiliseye karşı çıktı. İlahiyat açısından, insanın yalnızca Tanrı'nın lütfuna iman ederek aklandığına inanıyordu; endülijans satışı, bu inançla bağdaşmıyordu. Bir din görevlisi olarak, halkının para karşılığında kurtuluşu satın alabileceğine inanmasından kaygılanıyordu. Bir Alman olarak da, Alman topraklarından toplanan paraların Roma'nın yapı projelerine gitmesine öfke duyan pek çok çağdaşıyla aynı hoşnutsuzluğu paylaşıyordu. Onun itirazının bir kopuşa dönüşmesinde ise, matbaanın metinlerini hızla yayması, Alman prenslerinin onu korumayı siyasal çıkarlarına uygun bulması ve papalığın uzlaşma yerine sert bir tepkiyi seçmesi etkili oldu.
Bugünle bağ — beş yüz yıl sonra
2017'de, doksan beş tezin beş yüzüncü yıldönümü, Almanya'da ve dünyanın pek çok yerinde törenlerle anıldı; Katolik ve Protestan kiliseler, bu kez ortak anma etkinlikleri düzenledi. Ama bu anmalar, Luther'in mirasının karanlık yönlerini de gündeme getirdi: yaşlılığında Yahudilere karşı yazdığı düşmanca metinler ve 1525'teki köylü ayaklanması sırasında prensleri sert bir bastırmaya çağırması. Lüteryen kiliseler, yirminci yüzyılın sonundan itibaren, Luther'in Yahudilere karşı yazdıklarından açıkça uzaklaştıklarını ilan etti.
Birincil kaynak
Luther, 31 Ekim 1517'de, endülijans satışının yetkilisi olan Mainz başpiskoposu Albrecht'e bir mektup yazdı ve doksan beş tezi bu mektuba ekledi. Preserved Smith'in İngilizce çevirisinden:
Papal indulgences for the building of St. Peter's are hawked about under your illustrious sanction. I do not now accuse the sermons of the preachers who advertise them, for I have not seen the same, but I regret that the people have conceived about them the most erroneous ideas. Forsooth these unhappy souls believe that if they buy letters of pardon they are sure of their salvation; likewise that souls fly out of purgatory as soon as money is cast into the chest [...]. They also believe that indulgences free them from all penalty and guilt.
Türkçesi: Aziz Petrus'un yapımı için papalık endülijansları, sizin yüce onayınızla ortalıkta satılıyor. Bunları duyuran vaizlerin vaazlarını şimdi suçlamıyorum, çünkü onları dinlemedim; ama halkın bunlar hakkında son derece yanlış düşüncelere kapılmasından üzüntü duyuyorum. Gerçekten de bu zavallı ruhlar, bağışlama mektuplarını satın alırlarsa kurtuluşlarından emin olacaklarına inanıyorlar; aynı şekilde, para sandığa atılır atılmaz ruhların araftan uçup çıktığına inanıyorlar [...]. Endülijansların kendilerini her türlü cezadan ve suçtan kurtardığına da inanıyorlar.
Kaynak: Martin Luther, Mainz başpiskoposu Albrecht'e mektup (Wittenberg, 31 Ekim 1517); Preserved Smith, The Life and Letters of Martin Luther (Boston ve New York: Houghton Mifflin, 1911), s. 42–43; Internet Archive. Türkçesi, İngilizcesinden bizim.
- Luther, vaizleri doğrudan suçlamadığını, ama halkın yanlış düşüncelere kapıldığını söylüyor. Bu dikkatli dil, onun başpiskoposa karşı tutumu hakkında ne gösteriyor?
- Luther'e göre halk, endülijansların kendilerini «cezadan ve suçtan» kurtardığına inanıyor. Bu, kilisenin resmî öğretisinden nasıl ayrılıyor?
- Mektubun ve tezlerin aynı gün yazılması, Luther'in amacının bir isyan mı, yoksa bir uyarı mı olduğu konusunda ne düşündürüyor?
Tarihçiler Tartışıyor
- Erwin Iserloh (1962) — Luthers Thesenanschlag: Tatsache oder Legende? adlı kitabında, Katolik bir tarihçi olarak, tezlerin kilise kapısına çivilendiği hikâyesinin bir efsane olduğunu savundu. Ona göre Luther, tezlerini önce ilgili piskoposlara göndermiş ve onların yanıtını beklemişti; bu, onu bir isyancıdan çok, kilisenin kurallarına uyan bir reformcu olarak gösteriyordu.
- Robert Scribner (1981) — For the Sake of Simple Folk adlı kitabında, Reformun, okuma yazma bilmeyen çoğunluğa, basılı resimler, karikatürler ve broşürler aracılığıyla nasıl ulaştığını inceledi. Luther'in mesajının, sıradan insanlara görsel bir propaganda diliyle aktarıldığını gösterdi.
- Heiko Oberman (1982) — Luther: Mensch zwischen Gott und Teufel adlı kitabında, Luther'i modern bir birey ya da bir ulusal kahraman olarak değil, dünyayı Tanrı ile şeytan arasındaki bir savaş alanı olarak gören ve dünyanın sonunun yakın olduğuna inanan bir ortaçağ insanı olarak okudu.
- Lyndal Roper (2016) — Martin Luther: Renegade and Prophet adlı kitabında, Luther'in kişiliğini, bedensel deneyimlerini, dostluklarını ve düşmanlıklarını inceledi. Onun cesaretini ve yaratıcılığını olduğu kadar, köylülere ve Yahudilere karşı sertliğini de, aynı kişiliğin parçaları olarak ele aldı.
Bu tartışmada araştırmacılar, Luther'i farklı yönlerden inceler. Iserloh, ünlü bir sahnenin efsane olabileceğini gösterir. Scribner, mesajın sıradan insanlara nasıl ulaştığını araştırır. Oberman, Luther'i kendi ortaçağ dünyasının inançları içinde okur. Roper ise, onun kişiliğinin parlak ve karanlık yönlerini bir arada görmeye çalışır. Tartışma, Luther'in bir modern özgürlük kahramanı mı, yoksa kendi çağının inançlarıyla şekillenmiş karmaşık bir insan mı olduğu sorusunda düğümlenir.
Derine İn
Luther'in başarısı, yalnızca onun düşüncelerinin gücüyle açıklanamaz. Kendisinden önce de kilisenin yolsuzluklarını eleştiren ve benzer düşünceler ileri süren din adamları olmuştu; bunların bir kısmı yargılanmış ve öldürülmüştü. Luther'i farklı kılan, birkaç koşulun bir arada bulunmasıydı. Birincisi matbaaydı: Luther, Almanca yazdığı kısa, keskin ve anlaşılır broşürlerle, on altıncı yüzyılın ilk yarısında Almanya'nın en çok basılan yazarı oldu. İkincisi, Kutsal Roma İmparatorluğu'nun siyasal yapısıydı: imparator, bağımsız prensler ve kentler üzerinde sınırlı bir güce sahipti; Bilge Friedrich gibi prensler, kendi üniversitelerinin ünlü profesörünü korumayı, hem kendi yetkilerini hem de Alman topraklarından Roma'ya akan paraya duyulan hoşnutsuzluğu savunmanın bir yolu olarak görüyordu. Üçüncüsü, zamanlamaydı: imparator V. Karl, aynı yıllarda Fransa ile savaşıyor ve doğuda Osmanlı ilerleyişiyle uğraşıyordu; Luther'le uğraşmaya zamanı ve gücü yoktu.
Endülijans tartışmasının kendisi de Luther'le başlamadı. On beşinci yüzyıl boyunca pek çok ilahiyatçı, endülijansların ölmüşler için de geçerli olup olmadığını, papanın arafta bulunan ruhlar üzerinde ne kadar yetkisi olduğunu tartışmıştı. Luther'in tezlerinin birçoğu, bu eski soruların keskinleştirilmiş biçimleriydi. Onu farklı kılan, soruları, sıradan insanların anlayabileceği bir öfkeyle, parayla ve Roma'nın harcamalarıyla birleştirmesiydi. Bu yüzden Reformun başlangıcını, yalnızca bir ilahiyat tartışması olarak değil, bir mali ve siyasal hoşnutsuzluğun dinsel bir dille ifade edilmesi olarak da okumak gerekir.
Scribner'ın gösterdiği gibi, Reformun mesajı yalnızca okuyabilenlere ulaşmadı. Basılı resimler, papayı ve din adamlarını alaya alan karikatürler, Luther'i bir aziz gibi gösteren portreler, kiliselerde ve meyhanelerde yüksek sesle okunan broşürler ve ilahiler, mesajı okuma yazma bilmeyen çoğunluğa taşıdı. Bu, Reformun ilk büyük medya kampanyalarından biri sayılabilir.
Oberman'ın vurguladığı gibi, Luther'i modern bir birey olarak görmek, onu kendi dünyasından koparmak olur. Luther, şeytanın gerçek bir güç olduğuna, dünyanın sonunun yakın olduğuna ve papalığın bu son zamanların bir işareti olduğuna inanıyordu. Onun cesareti, bu inançtan besleniyordu. Aynı inanç, onun rakiplerine karşı giderek sertleşen dilini de açıklamaya yardım eder.
Luther'in mirası bu yüzden çelişkilidir. Bir yandan, vicdanın otoriteye karşı savunulmasının ve Kutsal Kitap'ın herkesin okuyabileceği bir dile çevrilmesinin sembolü oldu. Öte yandan, 1525'te köylüler kendi özgürlükleri için onun sözlerine dayanarak ayaklandığında, onlara karşı prenslerin yanında durdu; yaşlılığında Yahudilere karşı yazdığı düşmanca metinler, yüzyıllar sonra Nazi propagandasında kullanıldı. Roper'ın yaklaşımı, bu çelişkileri ayrı ayrı kişilere değil, aynı insanın farklı yüzlerine bağlayarak, Luther'i ne bir kahramana ne de bir kötüye indirger.
Son olarak, Luther'in kopuşu, Hristiyanlığın tek bir kilise altında birliği fikrine son verdi. Ondan sonra Avrupa'da, birbirine rakip ve kimi zaman savaşan birden fazla Hristiyan kilisesi oldu. Luther'in başlattığı hareket, kısa sürede onun denetiminden de çıktı: İsviçre'de ve başka yerlerde, onunla aynı fikirde olmayan başka reformcular, kendi kiliselerini kurdular.
Uzman Notu
Temel literatür
- Preserved Smith, The Life and Letters of Martin Luther (Boston ve New York: Houghton Mifflin, 1911).
- Adolph Spaeth ve arkadaşları (çev.), Works of Martin Luther, cilt 1 (Philadelphia: A. J. Holman, 1915).
- Erwin Iserloh, Luthers Thesenanschlag: Tatsache oder Legende? (Wiesbaden: Steiner, 1962).
- Robert W. Scribner, For the Sake of Simple Folk: Popular Propaganda for the German Reformation (Cambridge: Cambridge University Press, 1981).
- Heiko A. Oberman, Luther: Mensch zwischen Gott und Teufel (Berlin: Severin und Siedler, 1982).
- Lyndal Roper, Martin Luther: Renegade and Prophet (Londra: Bodley Head, 2016).
Arşiv ve kaynak
Luther'in eserlerinin, mektuplarının ve sofra sohbetlerinin eleştirel baskısı, on dokuzuncu yüzyılın sonundan itibaren Weimar'da yüzü aşkın cilt hâlinde yayımlandı. Worms meclisinin resmî kayıtları, imparatorluk meclisi belgeleri arasında basılmıştır. Smith'in biyografisi ve Works of Martin Luther'ın ilk cildi çevrimiçi kütüphanelerde serbestçe bulunur.
Açık sorular
- Doksan beş tez gerçekten Wittenberg'deki kilisenin kapısına asıldı mı, yoksa bu sonradan kurulmuş bir hikâye mi?
- Luther'in başarısında, onun ilahiyat düşüncelerinin mi, yoksa matbaanın ve Alman prenslerinin siyasal çıkarlarının mı payı daha büyüktü?
- Luther'in Yahudilere ve köylülere karşı tutumu, onun ilahiyatının bir parçası mıydı, yoksa yaşlılığında sertleşen kişiliğinin mi?
Mini sınav
- (Hedef 1) Tetzel'in sattığı endülijansın gelirinin bir kısmı Roma'da hangi yapının inşası için kullanılacaktı? A) Sistina Şapeli B) Aziz Petrus Bazilikası C) Lateran Sarayı D) Pantheon
- (Hedef 1) Luther'e göre insan neyle aklanır? A) İyi işlerle B) Endülijans satın alarak C) Yalnızca imanla D) Hacca giderek
- (Hedef 2) Luther, 31 Ekim 1517'de mektubunu kime yazdı? A) Mainz başpiskoposu Albrecht'e B) Papa X. Leo'ya C) İmparator V. Karl'a D) Johann Eck'e
- (Hedef 2) Smith'e göre «Buradayım, başka türlü yapamam» sözleri bu biçimde ilk kez nerede göründü? A) Worms meclisinin resmî kayıtlarında B) Luther'in kendi mektubunda C) Melanchthon'un bir mektubunda D) 1545 Wittenberg baskısında
- (Hedef 3) Reformun mesajının okuma yazma bilmeyenlere basılı resimler ve karikatürlerle ulaştığını gösteren tarihçi kimdir? A) Heiko Oberman B) Lyndal Roper C) Robert Scribner D) Erwin Iserloh
Açık uçlu soru
(Hedef 3) Luther'in itirazının nedenlerini ve bu itirazı bir kopuşa dönüştüren koşulları tartış. Cevabında Luther'in Albrecht'e mektubunu, doksan beş tezi ve Worms konuşmasının kayıtlarını kullan; Iserloh ile Scribner'ın yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- B — Gelirin bir kısmı Aziz Petrus Bazilikası için kullanılacaktı.
- C — Luther'e göre insan yalnızca imanla aklanır.
- A — Luther mektubunu Mainz başpiskoposu Albrecht'e yazdı.
- D — Bu sözler bu biçimde ilk kez 1545 Wittenberg baskısında göründü.
- C — Bu tarihçi Robert Scribner'dır.
Kapsamlı bir cevap, Luther'in Albrecht'e mektubunu, onun başlangıçta kiliseden ayrılmayı değil, bir yanlışın düzeltilmesini amaçladığının kanıtı olarak kullanır. Doksan beş tezi, ilahiyat eleştirisinin Roma'ya giden paralarla ilgili yaygın bir hoşnutsuzlukla birleştiğini gösteren bir metin olarak değerlendirir. Worms konuşmasını, Luther'in düşüncesinin 1521'e gelindiğinde papaların ve konsillerin otoritesini reddeden bir noktaya ulaştığının kanıtı olarak okur ve ünlü sözlerin sonradan biçimlenmiş olabileceğini belirtir. Güçlü bir yanıt, Iserloh'un Luther'i kurallara uyan bir reformcu olarak gösteren yorumunu, Scribner'ın Reformun başarısını görsel propagandaya ve basılı yayına bağlayan yaklaşımıyla karşılaştırır ve Luther'in başarısını ilahiyat, matbaa ve siyasetin bir arada işlemesine bağlar.
Sonraki bölüme köprü
Bu derste Luther'in, papaların ve konsillerin değil, yalnızca Kutsal Kitap'ın otorite olduğunu savunduğunu ve başlattığı hareketin kısa sürede onun denetiminden çıktığını gördük. Ama Kutsal Kitap'ı herkes aynı biçimde okumuyordu. Zürih'te bir papaz, kutsal ekmek ve şarap ayininin anlamı konusunda Luther'le uzlaşamadı; Cenevre'de bir Fransız hukukçu, kurtuluşu ve kilise düzenini bambaşka biçimde tanımlayan bir öğreti kurdu. Sonraki bölüm, bu ayrılıkları soruyor: Calvin, Zwingli ve Protestanlığın kolları.