Öğrenme hedefleri
- Gutenberg'in hareketli harfle baskı yönteminin hangi parçalardan oluştuğunu ve matbaanın on beşinci yüzyıl Avrupa'sına nasıl yayıldığını açıklayabileceksin.
- 1455 tarihli dava belgesini, matbaanın mucidine ilişkin erken tanıklıkları ve ilk basılı kitapların elle tamamlanmasına ilişkin kanıtları karşılaştırarak, matbaanın ilk yıllarını değerlendirebileceksin.
- Matbaanın Avrupa'yı «devrim» ölçüsünde değiştirip değiştirmediği tartışmasını yorumlayabileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir manastır yemekhanesinde yemin
6 Kasım 1455 günü, öğlen saatlerinde, Mainz'daki Fransisken manastırının yemekhanesinde bir noter ve tanıklar toplandı. Mainzlı zengin bir tüccar olan Johann Fust, mahkemenin kararı gereği, alacaklarını yeminle doğrulamak için oradaydı. Karşı taraf, Mainzlı bir soylu ailenin oğlu olan Johannes Gutenberg'di. Fust, ona yıllar önce, «işi bitirmesi» için sekiz yüz altın gulden, ardından sekiz yüz gulden daha borç verdiğini, Gutenberg'in faizini ödemediğini ve toplam alacağının iki bin guldeni aştığını söyledi. Gutenberg gelmedi; yalnızca bir hizmetkârını ve iki tanıdığını, olanları dinlemeleri için gönderdi. Fust, parmaklarını kaldırarak yemin etti. Belgede tanık olarak adı geçenlerden biri, Gernsheimlı genç bir yazıcı olan Peter'di; yani sonradan Fust'un ortağı ve damadı olacak Peter Schöffer. Bu davanın ardından, büyük olasılıkla, Gutenberg'in atölyesinin önemli bir kısmı Fust ile Schöffer'in eline geçti. Avrupa'da kitap üretimini kökten değiştirecek bir buluşun hikâyesi, bir alacak davasının kuru satırlarında karşımıza çıkar. Bu ders, bu buluşun ne olduğunu ve dünyayı gerçekten nasıl değiştirdiğini soruyor.
Bağlam — bir kuyumcunun sorunu
Kâğıt ve baskı, Avrupa'ya yabancı değildi. Kâğıt, Çin'den İslam dünyası aracılığıyla yüzyıllar önce gelmişti; tahta kalıplarla basılmış dinsel resimler ve kısa metinler on beşinci yüzyılın başında dolaşıyordu. Doğu Asya'da hareketli harfle baskı da çok daha önce denenmişti. Ama Avrupa'da kitapların büyük çoğunluğu hâlâ elle kopyalanıyordu. Bir kopyacının bir İncil'i yazması aylar, hatta yıllar sürebiliyordu.
Gutenberg, 1430'larda Strazburg'da yaşarken, ortaklarıyla birlikte hacılara satılacak küçük metal aynalar üretmiş ve gizli tuttuğu bir iş üzerinde çalışmıştı. 1440'larda Mainz'a döndü. Onun katkısı, tek bir icat değil, birkaç tekniğin bir sistem hâlinde birleştirilmesiydi. Bir kuyumcu gibi, her harfin tersini sert bir metal çubuğun ucuna oydu; bu çubuğu yumuşak bir metale vurarak bir kalıp elde etti; bu kalıbı, elle tutulan ayarlanabilir bir döküm aletine yerleştirerek, kurşun, kalay ve antimon karışımı bir alaşımdan aynı harfin yüzlerce eş kopyasını döktü. Metale tutunan yağlı bir mürekkep hazırladı ve üzüm ile kâğıt preslerinden uyarlanan vidalı bir baskı makinesiyle sayfaları bastı.
Gelişme — İncil'den endülijansa
Gutenberg'in atölyesinden çıkan en ünlü eser, her sayfasında iki sütun hâlinde kırk ikişer satır bulunan Latince İncil'dir. Bu İncil, 1454–1455 dolaylarında tamamlandı; yaklaşık yüz seksen kopya basıldığı, bunların bir kısmının kâğıda, bir kısmının parşömene basıldığı tahmin edilir. Aynı atölye, çok daha küçük ama kazançlı işler de yaptı. 1454 ve 1455 tarihli endülijans belgeleri, yani papanın izniyle, Kıbrıs'ın savunmasına bağışta bulunanlara verilen günah bağışlama belgeleri, üzerinde basılmış tarih taşıyan ilk Avrupa baskıları arasındadır. Bu belgelerin boş bırakılan yerlerine, satın alanın adı ve tarih elle yazılıyordu. Matbaa, daha ilk yıllarında, dinsel bir kurumun gelir kaynağına hizmet etti.
Matbaa, Mainz'dan hızla yayıldı. 1460'larda Alman ustalar Roma yakınlarındaki Subiaco manastırına ve Roma'ya, ardından Venedik'e geçti. 1470'te Paris'te, 1476'da İngiliz tüccar William Caxton'ın Westminster'da kurduğu atölyede kitaplar basıldı. On beşinci yüzyılın sonunda, Avrupa'nın iki yüz elliden fazla kentinde matbaa vardı. Venedik, ticaret ağları, kâğıt tedarikçileri ve zengin alıcılarıyla, Avrupa'nın en büyük basım merkezine dönüştü. Orada çalışan hümanist matbaacı Aldus Manutius, Yunanca metinleri titizlikle düzelterek bastı ve antik yazarları, yanında taşınabilecek küçük boyutlu ve eğik harfli ciltlerle geniş bir okur kitlesine ulaştırdı. İtalyan matbaacılar, hümanistlerin yuvarlak el yazısını örnek alarak, bugün hâlâ kullandığımız düz harflerin atası olan yazı karakterlerini geliştirdi.
Dönüş noktası — kitabın ucuzlaması
Matbaanın ilk büyük etkisi, kitapların fiyatındaki düşüştü. Aynı metnin yüzlerce kopyası, bir kopyacının tek bir kopya için harcadığı sürede basılabiliyordu. Kitaplar ucuzladıkça, onları satın alabilen insanların sayısı arttı: öğrenciler, tüccarlar, hukukçular, papazlar ve kentli zanaatkârlar. Basılan kitapların büyük çoğunluğu, ilk on yıllarda, dinsel metinler, dua kitapları, okul kitapları, hukuk metinleri ve takvimlerdi; ama zamanla yerel dillerde yazılmış hikâyeler, haber broşürleri, haritalar ve bilimsel tablolar da basılmaya başladı.
Matbaa, bilginin nasıl korunduğunu ve paylaşıldığını da değiştirdi. Elle kopyalanan her metin, kopyacının hatalarıyla yavaş yavaş bozulurken, basılı bir baskının bütün kopyaları aynıydı; bir bilgin, başka bir kentteki meslektaşıyla aynı sayfanın aynı satırını tartışabiliyordu. Ama bir hata da, yüzlerce kopyada birden çoğalıyordu. Basılı kitapların sayfa numaraları, içindekiler listeleri ve dizinleri, okuma biçimini değiştirdi.
Bu hızlı yayılma, yöneticileri ve kilise yetkililerini kaygılandırdı. 1485'te Mainz başpiskoposu, kendi bölgesinde Yunanca, Latince ya da başka dillerden Almancaya yapılan çevirilerin, yetkililerin izni olmadan basılmasını ve satılmasını yasakladı. On altıncı yüzyılın ortasında Katolik Kilisesi, okunması yasak kitapların bir listesini yayımlayacaktı. Sansür, matbaayla birlikte doğmadı; ama matbaa, onu çok daha örgütlü bir işe dönüştürdü.
Yaygın yanlış«Matbaa icat edilince el yazması bir anda ortadan kalktı ve herkes okumaya başladı.»
El yazması kitaplar, matbaadan sonra da uzun süre üretildi; soylular ve koleksiyoncular, özenle süslenmiş el yazmalarını basılı kitaplardan daha değerli buldu. İlk basılı kitaplar, el yazmalarını taklit ediyordu; büyük harfleri ve süslemeleri çoğu zaman elle eklendi. Okur yazarlık da yavaş arttı: on altıncı yüzyılda bile Avrupa'nın nüfusunun büyük çoğunluğu okuyamıyordu ve basılı metinler çoğu zaman yüksek sesle okunarak, dinleyenlere aktarılıyordu.
Cevap — bir sistemin doğuşu
Gutenberg matbaası dünyayı, tek bir makineyle değil, bir üretim sistemiyle değiştirdi: harf dökümü, yağlı mürekkep, baskı makinesi, kâğıt tedariki, sermaye sağlayan ortaklar ve kitapları kentten kente taşıyan satıcılar. Bu sistem, kitapların fiyatını düşürdü, metinleri standartlaştırdı, bilginin çoğalma hızını artırdı ve yeni okur grupları yarattı. Ama bu değişim yavaş, dengesiz ve çelişkiliydi: matbaa, hem hümanistlerin antik metinlerini hem kilisenin endülijans belgelerini, hem bilimsel tabloları hem de hurafe ve dedikodu dolu broşürleri çoğalttı.
Bugünle bağ — yeni bir iletişim aracı
İnternetin ve sosyal medyanın toplumları nasıl değiştirdiği tartışılırken, matbaa sık sık bir karşılaştırma olarak kullanılır. Bu karşılaştırma yararlı olabilir: her iki araç da bilginin çoğalma maliyetini düşürdü, eski otoriteleri sarstı, yeni bir bilgi bolluğu ve aynı zamanda yanlış bilgi bolluğu yarattı. Ama tarih, bu tür bir aracın etkisinin, onu kullanan insanlara, kurumlara ve kurallara bağlı olduğunu da hatırlatır.
Birincil kaynak
Mainz'da 1455'te tutulan noter belgesi, Gutenberg ile ortağı Fust arasındaki anlaşmazlığı kaydeder. Belgede önce mahkemenin kararı okunur; bu kararın içinde Fust'un iddiası ve Gutenberg'in yanıtı özetlenir. De Vinne'nin kitabındaki İngilizce çeviriden:
Thereupon, Johan Gutenberg answered that Johan Fust had agreed to lend him 800 guilders, with which money he was to arrange and [make] his tools, and that these tools should remain as security for Fust. But Fust had moreover agreed to give him every year 300 guilders for expenses, and to advance also wages, house-rent, vellum, paper, ink, etc. [...] And, although it is said in the contract that Gutenberg was to pay six per cent. interest, Fust had told him that he had no intention of accepting this interest from him.
Türkçesi: Bunun üzerine Johan Gutenberg, Johan Fust'un ona sekiz yüz gulden borç vermeyi kabul ettiğini, bu parayla aletlerini düzenleyip yapacağını ve bu aletlerin Fust için teminat olarak kalacağını yanıtladı. Ama Fust, ayrıca, giderler için ona her yıl üç yüz gulden vermeyi, ücretleri, ev kirasını, parşömeni, kâğıdı, mürekkebi ve benzerlerini de önceden karşılamayı kabul etmişti. [...] Ve sözleşmede Gutenberg'in yüzde altı faiz ödeyeceği yazılı olsa da, Fust ona bu faizi kabul etmek niyetinde olmadığını söylemişti.
Kaynak: Ulrich Helmasperger'in noter belgesi (Mainz, 6 Kasım 1455); Theodore Low De Vinne, The Invention of Printing (New York: Francis Hart, 1876), s. 426–428; Internet Archive. Türkçesi, İngilizcesinden bizim.
- Gutenberg'in saydığı giderler (ücretler, kira, parşömen, kâğıt, mürekkep), bir matbaa kurmanın nasıl bir sermaye gerektirdiğini gösteriyor?
- Aletlerin Fust'a «teminat» olarak bırakılması, davanın sonucunda Gutenberg'in neyi kaybetmiş olabileceği hakkında ne düşündürüyor?
- Bu belge, Fust'un yemin ettiği ve Gutenberg'in bulunmadığı bir günde tutuldu. Bu durum, belgenin iki tarafı nasıl yansıttığını etkiler mi?
Tarihçiler Tartışıyor
- Lucien Febvre (1958) — Henri-Jean Martin'le birlikte yazdığı L'apparition du livre adlı kitabında, matbaayı bir teknik buluştan çok bir ticaret ve toplum tarihi olarak ele aldı. Kâğıt üretimini, matbaacıların sermayesini, kitap satıcılarının ağlarını ve okurların taleplerini inceleyerek, kitabın bir meta olarak nasıl üretildiğini ve dolaştığını gösterdi.
- Elizabeth Eisenstein (1979) — The Printing Press as an Agent of Change adlı kitabında, matbaanın Avrupa'da bir iletişim devrimi yarattığını savundu. Ona göre basılı metinlerin standartlaşması, çoğalması ve korunması, Reformu, Rönesans'ın kalıcılığını ve bilimsel devrimi mümkün kılan temel koşullardı.
- Adrian Johns (1998) — The Nature of the Book adlı kitabında, Eisenstein'ın basılı metnin doğası gereği sabit ve güvenilir olduğu varsayımına karşı çıktı. Erken modern dönemde korsan baskıların, hatalı kopyaların ve sahte baskıların yaygın olduğunu, bir kitaba güvenilmesinin teknolojiden değil, matbaacıların, kitapçıların ve okurların kurduğu toplumsal kurallardan kaynaklandığını gösterdi.
- Andrew Pettegree (2010) — The Book in the Renaissance adlı kitabında, ilk matbaacıların çoğunun iflas ettiğini, büyük ve pahalı kitapların satılmasının zor olduğunu, matbaanın asıl kazancının kısa broşürlerden, resmî duyurulardan, okul kitaplarından ve dinsel ufak işlerden geldiğini vurguladı.
Bu tartışmada araştırmacılar, matbaanın etkisini farklı ölçeklerde ölçer. Febvre, kitabı bir meta ve bir ticaret ağı olarak inceler. Eisenstein, matbaayı büyük bir değişimin itici gücü olarak görür. Johns, basılı metnin güvenilirliğinin kendiliğinden değil, toplumsal olarak kurulduğunu gösterir. Pettegree ise, parlak başyapıtların arkasındaki zorlu piyasaya ve küçük işlerin önemine dikkat çeker. Tartışma, matbaanın bir devrim mi, yoksa yavaş ve dengesiz bir dönüşüm mü başlattığı sorusunda düğümlenir.
Derine İn
Gutenberg'in hayatı hakkında bildiklerimizin çoğu, onun kendi yazdıklarından değil, mahkeme belgelerinden, vergi kayıtlarından ve borç senetlerinden gelir. Hiçbir kitabın üzerinde onun adı basılı değildir. 1439'da Strazburg'da ortaklarından birinin ölümünden sonra açılan bir davanın tanık ifadeleri, onun o yıllarda gizli bir iş üzerinde çalıştığını, bir baskı makinesi yaptırdığını ve kurşun satın aldığını gösterir. 1455'teki Mainz belgesi ise, bu işin büyük bir sermaye gerektirdiğini ve ortaklar arasında anlaşmazlığa yol açtığını ortaya koyar. Tarihçi, bir mucidin hayatını, onun başarısını değil, onun borçlarını ve davalarını kaydeden belgelerden kurmak zorundadır.
Matbaanın Avrupa'daki başarısını açıklarken, Doğu Asya ile yapılan karşılaştırma sık sık gündeme gelir. Çin'de ve Kore'de hareketli harf Avrupa'dan önce kullanılmıştı; ama binlerce farklı karakterden oluşan yazı sistemlerinde, tahta kalıpla baskı çoğu zaman daha pratikti. Avrupa'nın alfabesi ise birkaç düzine harf ve işaretle yazılabiliyordu; bu, metal harflerin dökülüp yeniden kullanılmasını ekonomik kılıyordu. Ayrıca Avrupa'da birbiriyle rekabet eden çok sayıda kent, hükümdar ve kilise kurumu vardı; bir yerde yasaklanan bir kitap, başka bir yerde basılabiliyordu. Bu siyasal parçalanmışlık, matbaanın hızla yayılmasına katkıda bulundu.
Ekonomi tarihçileri, matbaanın etkisini sayılarla ölçmeye de çalıştı. Jeremiah Dittmar, 2011'de yayımladığı bir çalışmada, on beşinci yüzyılın sonunda matbaa kurulan Avrupa kentlerinin, benzer özellikteki ama matbaa kurulmayan kentlere göre on altıncı yüzyılda daha hızlı büyüdüğünü ileri sürdü. Bu tür çalışmalar, matbaanın etkisinin yalnızca kültürel değil, ekonomik de olduğunu gösterir; ama nedenselliği kanıtlamak zordur, çünkü matbaacılar zaten ticaretin canlı olduğu kentleri seçiyordu.
Matbaanın en tartışmalı etkisi, dinsel hayat üzerindeydi. Aynı teknoloji, bir yandan kilisenin endülijans belgelerini binlerce kopya hâlinde basmasını sağladı; öte yandan, on altıncı yüzyılın başında, kilisenin eleştirmenlerinin broşürlerinin birkaç hafta içinde bütün Almanya'ya yayılmasına imkân verdi. Matbaa, belirli bir görüşün tarafında değildi; ama bir görüşün yayılma hızını ve onu susturmanın zorluğunu köklü biçimde değiştirdi.
Matbaanın kadınlar ve kentli emekçiler için anlamı da tek yönlü değildi. Matbaacıların eşleri ve kızları, atölyelerde dizgi yapıyor, düzelti okuyor, hesap tutuyordu; bir matbaacı öldüğünde dul eşinin atölyeyi yıllarca yönettiği pek çok örnek bilinir. Dua kitapları, ev yönetimi ve sağlık üzerine basılan küçük kitaplar, okuyabilen kadınlara ulaştı. Öte yandan, matbaa kopyacıların, minyatürcülerin ve el yazması satıcılarının geçimini zamanla daralttı; bazıları yeni teknolojiye geçti, bazıları ise süslü el yazmalarına talep gösteren zengin müşterilere yöneldi. Her teknoloji değişimi gibi, matbaa da kazananlar kadar kaybedenler yarattı.
Son olarak, «Gutenberg devrimi» anlatısının kendisi de bir tarih yazımı ürünüdür. On dokuzuncu yüzyılda, Almanya'nın siyasal birliği arayışında Gutenberg ulusal bir kahramana dönüştü; Mainz'da ve başka kentlerde onun heykelleri dikildi, buluşunun yıldönümleri büyük törenlerle kutlandı. Bir buluşun hikâyesi, çoğu zaman, onu anlatan dönemin ihtiyaçlarını da yansıtır.
Uzman Notu
Temel literatür
- Theodore Low De Vinne, The Invention of Printing: A Collection of Facts and Opinions (New York: Francis Hart, 1876).
- Lucien Febvre ve Henri-Jean Martin, L'apparition du livre (Paris: Albin Michel, 1958).
- Elizabeth L. Eisenstein, The Printing Press as an Agent of Change: Communications and Cultural Transformations in Early-Modern Europe, 2 cilt (Cambridge: Cambridge University Press, 1979).
- Adrian Johns, The Nature of the Book: Print and Knowledge in the Making (Chicago: University of Chicago Press, 1998).
- Andrew Pettegree, The Book in the Renaissance (New Haven: Yale University Press, 2010).
- Jeremiah E. Dittmar, «Information Technology and Economic Change: The Impact of the Printing Press», The Quarterly Journal of Economics 126 (2011), s. 1133–1172.
Arşiv ve kaynak
Matbaanın ilk dönemine ilişkin kaynaklar arasında inkunabula kopyalarının kendisi, Strazburg ve Mainz dava belgeleri, matbaacıların sözleşmeleri, kitapçıların hesap defterleri, kenar notlu kitaplar ve sansür kararları vardır. Bugün dünyanın dört bir yanındaki kütüphanelerdeki inkunabula kopyaları, uluslararası kataloglarda tek tek kayıtlıdır. De Vinne'nin kitabı, Internet Archive'da okunabilir.
Açık sorular
- Matbaa, Reformun ve bilimsel devrimin bir nedeni miydi, yoksa bu hareketlerin yalnızca bir aracı mı?
- Basılı bir metnin güvenilir sayılması, teknolojinin mi, yoksa toplumsal kuralların ve kurumların mı ürünüydü?
- Gutenberg'in buluşu, Doğu Asya'daki hareketli harf deneylerinden ne ölçüde bağımsızdı?
Mini sınav
- (Hedef 1) 1500 yılından önce Avrupa'da hareketli harfle basılmış kitaplara ne ad verilir? A) El yazması B) İnkunabula C) Mezmur D) Endülijans
- (Hedef 2) 1455 tarihli Mainz belgesinde Gutenberg'e borç verdiğini ve alacağını yeminle doğrulayan kişi kimdir? A) Peter Schöffer B) Johannes Trithemius C) William Caxton D) Johann Fust
- (Hedef 1) On beşinci yüzyılın sonunda Avrupa'nın en büyük basım merkezine dönüşen kent hangisidir? A) Venedik B) Mainz C) Strazburg D) Westminster
- (Hedef 2) De Vinne'ye göre 1457 Mezmurlar kitabının bazı parlak renkleri ve satırları nasıl yapılmıştı? A) Tahta kalıpla basılarak B) Metal harfle basılarak C) Elle yazılıp boyanarak D) Çin'den getirilerek
- (Hedef 3) Basılı metnin güvenilirliğinin teknolojiden değil toplumsal kurallardan kaynaklandığını savunan tarihçi kimdir? A) Elizabeth Eisenstein B) Lucien Febvre C) Adrian Johns D) Andrew Pettegree
Açık uçlu soru
(Hedef 3) «Matbaa Avrupa'da bir devrim mi başlattı, yoksa yavaş bir dönüşüm mü?» sorusunu tartış. Cevabında 1455 Mainz belgesini, Trithemius ve Wimpheling'in tanıklıklarını ve Mezmurlar kitabının elle tamamlanmasına ilişkin gözlemleri kullan; Eisenstein ile Johns'un yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- B — Bu kitaplara inkunabula denir.
- D — Yemin eden kişi Johann Fust'tur.
- A — En büyük basım merkezi Venedik'ti.
- C — Bu renkler ve satırlar elle yazılıp boyanmıştı.
- C — Bu tarihçi Adrian Johns'tur.
Kapsamlı bir cevap, 1455 Mainz belgesini, matbaanın büyük bir sermaye gerektiren ve ortaklar arasında çatışmaya yol açan bir girişim olduğunun kanıtı olarak kullanır. Trithemius ve Wimpheling'in tanıklıklarını, buluşun daha on beşinci yüzyılın sonunda bir ün ve ulusal gurur konusuna dönüştüğünü gösteren metinler olarak değerlendirir. Mezmurlar kitabının elle tamamlanmasını, matbaanın el yazması geleneğiyle bir süre birlikte yaşadığının kanıtı olarak okur. Güçlü bir yanıt, Eisenstein'ın matbaayı bir iletişim devriminin itici gücü olarak gören yaklaşımını Johns'un basılı metnin güvenilirliğinin toplumsal olarak kurulduğunu gösteren eleştirisiyle karşılaştırır ve matbaanın etkisinin büyük ama yavaş, dengesiz ve kullananlara bağlı olduğunu savunur.
Sonraki bölüme köprü
Bu derste matbaanın bir metni, yazarının denetiminden çıkarıp yüzlerce okura ulaştırabildiğini gördük. Floransalı bir devlet adamının, işinden uzaklaştırıldıktan sonra kır evinde yazdığı ve yöneticilere nasıl iktidarı ele geçirip koruyacaklarını anlattığı küçük bir kitap da önce el yazması kopyalarla dolaştı; yazarının ölümünden beş yıl sonra, 1532'de basıldı; ardından yüzyıllar boyunca hem hayranlıkla hem öfkeyle okundu. Sonraki bölüm, bu kitabın yazarını ve adının bir sıfata dönüşmesini soruyor: Machiavelli gerçekten «makyavelist» miydi?