Öğrenme hedefleri
- Mississippi vadisinde yükselen Cahokia'nın nasıl bir yerleşim olduğunu, höyüklerini, meydanlarını ve toplumsal yapısını açıklayabileceksin.
- Brackenridge'in, Squier ile Davis'in ve Cyrus Thomas'ın metinlerini karşılaştırarak, «kayıp höyük kurucuları» efsanesinin nasıl kurulduğunu ve nasıl çürütüldüğünü değerlendirebileceksin.
- Bu efsanenin, yerli halkların topraklarından sürülmesiyle ilişkisini ve bilimin siyasal bir anlatıyı nasıl sorgulayabildiğini tartışabileceksin.
Okuma metni
Kanca — Mısır piramitleri gibi
1811'de, genç Amerikalı yazar Henry Marie Brackenridge, St. Louis'in karşısındaki Illinois ovasında, Cahokia ırmağının kıyısında yürüyordu. Önce onlarca küçük toprak tepe gördü; sonra, en büyüğünün eteğine vardığında, Mısır piramitleri karşısında duyulana benzer bir hayranlığa kapıldığını yazdı. Önündeki toprak yığını, yaklaşık otuz metre yüksekliğinde, geniş bir tabana oturan, basamaklı bir piramitti. Tepesinde buğday ekilmişti; basamaklarından biri, yakınlara yerleşmiş Trapist keşişlerinin sebze bahçesiydi. Bugün Monks Mound, yani «Keşişler Höyüğü» adıyla bilinen bu yapı, Kolomb öncesi Kuzey Amerika'nın en büyük toprak yapısıdır. Brackenridge, burada bir zamanlar çok kalabalık bir kentin var olduğu sonucuna vardı. Ama onun kuşağından pek çok Amerikalı, bu kenti kimin kurduğu sorusuna çok farklı bir yanıt verecekti. Bu ders, Cahokia'nın ve bu soruya verilen yanıtların hikâyesini anlatıyor.
Bağlam — Mississippi'nin kıyısında
Cahokia, Mississippi, Missouri ve Illinois nehirlerinin birleştiği bölgenin yakınında, verimli bir taşkın ovasında kuruldu. Bu bölgede, yüzyıllar boyunca, avcılık, balıkçılık ve toplayıcılıkla birlikte küçük ölçekli tarım yapan yerli topluluklar yaşıyordu. MS 900 dolaylarından itibaren, Meksika'dan kuzeye yayılan mısır tarımı, bu toplulukların hayatını dönüştürdü. Mısır, büyük bir nüfusu besleyebilecek bir ürün fazlası sağladı.
MS 1050 dolaylarında, Cahokia'da hızlı ve çarpıcı bir değişim yaşandı. Arkeologların «büyük patlama» diye adlandırdığı bu dönemde, küçük bir köy, birkaç on yıl içinde, düzenli bir plana göre inşa edilmiş büyük bir yerleşime dönüştü. Eski evler yıkıldı, yerlerine yeni bir düzene göre konutlar ve kamu yapıları yapıldı. Yerleşimin merkezinde, yirmi hektara yakın, düzleştirilmiş dev bir meydan açıldı; meydanın kuzey ucunda Monks Mound yükseldi. Cahokia'nın en parlak döneminde, on ile yirmi bin arasında insanın yaşadığı tahmin edilir; bu, aynı dönemde Londra'nın nüfusuyla karşılaştırılabilir bir büyüklüktür.
Gelişme — höyüklerin kenti
Cahokia'da yüzden fazla höyük vardı. Bunların en büyüğü olan Monks Mound, katman katman, yüzyıllar boyunca, milyonlarca sepet toprağın taşınmasıyla inşa edildi. Tepesinde, büyük olasılıkla Cahokia'nın en güçlü önderinin konutu ya da bir tapınak bulunuyordu. Meydanın çevresinde, daha küçük platform höyükleri ve mezar höyükleri sıralanıyordu. Arkeologlar, yerleşimin batısında, dairesel biçimde dikilmiş büyük ağaç direklerin izlerini buldu; bu direklerin, yılın dönüm noktalarında güneşin ufuktan yükseldiği yeri belirlemek için kullanılmış olabileceği düşünülür.
Cahokia'nın toplumu, belirgin biçimde katmanlıydı. 1960'larda arkeolog Melvin Fowler'ın kazdığı bir höyükte, deniz kabuğundan binlerce boncukla süslenmiş bir platform üzerinde gömülmüş bir seçkin ve onun çevresinde çok sayıda başka gömü bulundu. Bu gömüler, Cahokia'da güçlü ve belki de dinsel bir otorite taşıyan önderlerin var olduğunu gösterir. Cahokia'nın etkisi, çok uzaklara yayıldı: benzer höyükler, meydanlar ve sanat eserleri, bugünkü Alabama'daki Moundville'den Georgia'ya, Oklahoma'dan Wisconsin'e, yüzlerce kilometrelik bir alanda karşımıza çıkar. Arkeologlar bu geniş kültür dünyasına «Mississippi kültürü» adını verir.
On üçüncü yüzyılda Cahokia küçülmeye başladı; on dördüncü yüzyılın ortasına gelindiğinde büyük ölçüde terk edilmişti. Bu gerilemenin nedenleri tartışmalıdır: çevredeki ormanların tükenmesi, taşkınlar, kuraklıklar, siyasal çatışmalar ve toplumsal hoşnutsuzluk etkili olmuş olabilir. Ama Mississippi kültürünün başka merkezleri yaşamaya devam etti. 1539–1543 arasında güneydoğudan geçen İspanyol Hernando de Soto'nun seferi, bu bölgede hâlâ höyükler inşa eden, güçlü şefliklerle karşılaştı.
Dönüş noktası — efsane ve siyaset
«Kayıp höyük kurucuları» efsanesi, on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında Amerika'da çok popülerdi. Höyüklerin, İsrail'in kayıp kabilelerine, Vikinglere, Meksika'dan gelen Toltekler'e ya da Atlantis'ten kaçanlara ait olduğunu ileri süren kitaplar yazıldı. Özellikle Ohio vadisindeki büyük toprak surlar ve geometrik yapılar, bu kitapların en sevdiği örneklerdi. Tarihçiler bugün bu anlatıların bütününe kayıp ırk efsanesi diyor; hepsinin ortak noktası, höyükleri o toprakların yerli halklarından koparmaktı.
Bu efsanenin siyasal bir anlamı vardı. 1830'da Amerika Birleşik Devletleri Kongresi, yerli halkların Mississippi'nin doğusundaki topraklarından batıya zorla sürülmesini öngören bir yasa çıkardı. Başkan Andrew Jackson, aynı yılki yıllık mesajında, Batı'daki bilinmeyen bir halkın anıtlarından ve surlarından söz ederek, bir zamanlar güçlü olan bir ırkın, bugünkü yerli kabilelere yer açmak için yok edildiğini ya da kaybolduğunu ileri sürdü. Bu düşünceye göre, yerli halklar da, bir zamanlar başka bir halkın topraklarını ele geçirmiş istilacılardı; bu yüzden onların topraklarından sürülmeleri, tarihin doğal bir akışıydı. Yani bir arkeoloji efsanesi, on binlerce insanın yerinden etme politikasına ahlaki bir kılıf sağlıyordu.
Yaygın yanlış«Kuzey Amerika'nın yerli halkları göçebe avcılardı; büyük yerleşimler ve anıtlar inşa etmediler.»
Bu yaygın imge, büyük ölçüde on dokuzuncu yüzyılın ortasında, Büyük Ovalar'daki atlı avcı toplulukların fotoğraflarından ve romanlarından kaynaklanır. Oysa Kuzey Amerika'nın doğusunda, binlerce yıl boyunca, tarım yapan, yerleşik köylerde ve kentlerde yaşayan, höyükler, meydanlar ve toprak yapılar inşa eden pek çok topluluk vardı. Cahokia, bu toplulukların en büyüğüydü. Atlar bile, Kuzey Amerika'ya Avrupalılarla gelmişti; yani «atlı göçebe avcı» imgesi, Avrupa temasından sonraki bir döneme aittir.
Cevap — yerli bir kent
Cahokia'yı, Mississippi vadisinin yerli halkları kurdu. Mısır tarımının sağladığı bolluk, güçlü önderlerin örgütleme yeteneği ve belki de dinsel bir hareketin çekiciliği, on birinci yüzyılda burada Kuzey Amerika'nın en büyük yerleşimini ortaya çıkardı. «Kayıp höyük kurucuları» efsanesi ise, bilimsel kanıtlardan değil, yerli halkların topraklarını ele geçirme isteğinden ve onların geçmişini küçümseyen bir önyargıdan doğdu. Bu efsane, sonunda arkeolojinin kanıtlarıyla çürütüldü; ama bu çürütme gerçekleştiğinde, efsanenin haklı çıkarmaya yardım ettiği sürgünler çoktan yaşanmıştı.
Bugünle bağ — bir otoyolun yanında
Cahokia'nın kalıntıları, bugün St. Louis'in birkaç kilometre doğusunda, bir otoyolun yanında yer alır. 1982'de UNESCO korumasına alındı. Yirminci yüzyılda, pek çok höyük tarım, yol yapımı ve kentleşme nedeniyle yok oldu. Bugün, Mississippi kültürünün mirasçısı olan yerli halkların temsilcileri, alanın korunmasında ve yorumlanmasında giderek daha fazla söz sahibi oluyor.
Birincil kaynak
Henry Marie Brackenridge, 1811'de Cahokia'yı ziyaretini, 1814'te yayımladığı kitabında şöyle anlatır:
When I reached the foot of the principal mound, I was struck with a degree of astonishment, not unlike that which is experienced in contemplating the Egyptian pyramids. What a stupendous pile of earth! To heap up such a mass must have required years, and the labors of thousands. […] I concluded, that a very populous town had once existed here, similar to those of Mexico, described by the first conquerors. The mounds were sites of temples, or monuments to the great men. It is evident, this could never have been the work of thinly scattered tribes.
Türkçesi: Ana höyüğün eteğine vardığımda, Mısır piramitlerini seyrederken duyulana benzer bir hayranlığa kapıldım. Ne muazzam bir toprak yığını! Böyle bir kütleyi yığmak, yıllar ve binlerce insanın emeğini gerektirmiş olmalı. […] Burada bir zamanlar, ilk fatihlerin anlattığı Meksika kentlerine benzer, çok kalabalık bir kentin var olduğu sonucuna vardım. Höyükler, tapınakların ya da büyük adamların anıtlarının yerleriydi. Bunun, seyrek dağılmış kabilelerin eseri olamayacağı açıktır.
Kaynak: H. M. Brackenridge, Views of Louisiana (Pittsburgh: Cramer, Spear and Eichbaum, 1814), s. 187–188; Internet Archive. Türkçesi, İngilizcesinden bizim.
- Brackenridge, Cahokia'yı neden Mısır piramitleriyle ve Meksika kentleriyle karşılaştırıyor? Bu karşılaştırmalar, onun höyükleri nasıl değerlendirdiği hakkında ne gösteriyor?
- Brackenridge, höyüklerin «seyrek dağılmış kabilelerin eseri olamayacağını» söylüyor. Bu ifade, sonraki «kayıp ırk» efsanesine nasıl bir zemin hazırlamış olabilir?
- Brackenridge, höyüklerin çevresinde çanak çömlek parçaları ve ev temelleri gördüğünü de yazıyor. Bu gözlemler, onun «kalabalık bir kent» sonucunu nasıl destekliyor?
Tarihçiler Tartışıyor
- Robert Silverberg (1968) — Mound Builders of Ancient America: The Archaeology of a Myth adlı kitabında, «kayıp höyük kurucuları» efsanesinin tarihini ayrıntılı biçimde anlattı. Efsanenin nasıl doğduğunu, on dokuzuncu yüzyılda nasıl yayıldığını ve Amerikan hükümetinin sürgün politikasına nasıl dayanak yapıldığını gösterdi.
- Thomas Emerson (1997) — Cahokia and the Archaeology of Power adlı kitabında, Cahokia'nın siyasal yapısını ve seçkinlerin gücünü inceledi. Cahokia'nın önderlerinin, dinsel törenleri ve sembolleri denetleyerek güçlerini nasıl kurduklarını ve sürdürdüklerini savundu.
- George Milner (1998) — The Cahokia Chiefdom adlı kitabında, Cahokia'nın büyüklüğü ve gücü hakkındaki abartılı yorumlara karşı daha temkinli bir tablo çizdi. Cahokia'nın, bir devlet ya da imparatorluk değil, çevresindeki küçük toplulukları sınırlı ölçüde denetleyen karmaşık bir şeflik olduğunu savundu.
- Timothy Pauketat (2009) — Cahokia: Ancient America's Great City on the Mississippi adlı kitabında, on birinci yüzyılın ortasında yaşanan «büyük patlamayı» öne çıkardı. Cahokia'nın kısa sürede, belki de dinsel bir hareketin etkisiyle, çevreden gelen göçmenlerle büyüyen gerçek bir kent olduğunu ve etkisinin geniş bir bölgeye yayıldığını savundu.
Cahokia üzerine yazanlar, yerleşimi ve onun hakkındaki anlatıları farklı açılardan inceler. Silverberg, efsanenin kendisini bir tarih konusu olarak ele alır. Emerson, Cahokia'nın seçkinlerinin gücünün kaynaklarını araştırır. Milner, Cahokia'nın büyüklüğünü abartmaya karşı uyarır. Pauketat ise, Cahokia'yı Kuzey Amerika'nın ilk gerçek kenti olarak görür. Tartışma, Cahokia'nın bir şeflik mi, yoksa bir kent devleti mi olduğu sorusu etrafında döner; ama tartışmaya katılanların hiçbiri, onun yerli halkların eseri olduğundan şüphe etmez.
Derine İn
«Kayıp höyük kurucuları» efsanesi, bu kurs boyunca farklı kıtalarda karşılaştığımız bir düşünce kalıbının Kuzey Amerika'daki biçimidir. Afrika'da Büyük Zimbabve, Fenikelilere ya da Saba melikesinin halkına; Mezoamerika'da Olmek başları başka bir kıtadan gelen denizcilere; Peru'da Machu Picchu, «kayıp» bir kente dönüştürülmüştü. Kuzey Amerika'da ise, höyükler, bugünkü yerli halklardan farklı, «üstün» ama kaybolmuş bir ırka atfedildi. Bu örneklerin hepsinde, büyük bir eserin, onu yapan halkın torunlarından koparılması, o torunların bugünkü durumunu, ya sömürgeleştirilmelerini ya da topraklarından sürülmelerini, haklı göstermeye yardım etti.
Bu efsanenin çürütülmesi, bilim tarihinde önemli bir örnektir. Cyrus Thomas, projeye başladığında, kendisi de höyüklerin kayıp bir ırka ait olduğuna inanan biriydi. Ama topladığı kanıtlar, onu fikrini değiştirmeye zorladı. Höyüklerden çıkan eserler, yerli halkların Avrupalılarla temas sonrasında kullandığı eserlerle benzerlik gösteriyordu; bazı höyüklerde, Avrupa malı nesneler de bulundu; yani bazı höyükler, Avrupalıların gelişinden sonra bile inşa edilmişti. İspanyol ve Fransız gezginlerin anlatıları da, on altıncı ve on yedinci yüzyıllarda höyük inşa eden yerli toplulukları tasvir ediyordu. Bir bilim insanının, kendi başlangıç inancına aykırı kanıtlar karşısında fikrini değiştirmesi, bilimsel yöntemin en değerli yanlarından biridir.
Ama bu çürütmenin sınırları da vardı. Thomas'ın raporu, bazı ayrıntılarda, örneğin höyüklerin hiçbirinin dinsel amaçlarla yapılmadığı iddiasında, yanılmıştı. Rapor, yerli halkların höyük kurduğunu kabul ederken, onların kültür düzeyini dönemin önyargılarıyla değerlendirmeye devam ediyordu. Yani bilim, bir efsaneyi çürütürken, o efsaneyi besleyen önyargıların tamamından kurtulmamıştı. Yerli halkların kendi tarihlerini anlatma ve kendi mirasları üzerinde söz sahibi olma hakkı, ancak yirminci yüzyılın sonunda, yerli toplulukların kendi mücadeleleriyle tanınmaya başladı.
Cahokia'nın bugünkü önemi, bu uzun hikâyenin bir sonucudur. Bir zamanlar kayıp bir ırka atfedilen höyükler, bugün yerli halkların atalarının başarısının simgesi olarak kabul ediliyor. Arkeologlar, Cahokia'yı araştırırken, artık yerli toplulukların temsilcileriyle birlikte çalışıyor; kazılarda bulunan insan kalıntılarının nasıl korunacağı ya da yeniden gömüleceği gibi konularda onların görüşleri alınıyor. Bu, geçmişin kime ait olduğu sorusuna, bilimin yanında, o geçmişin mirasçılarının da yanıt verdiği bir dönemin başlangıcıdır.
Efsanenin kendisi de bir tarih kaynağıdır. On dokuzuncu yüzyıl Amerika'sında yazılan höyük kitapları, höyükler hakkında pek az şey anlatır; ama onları yazan toplumun kaygıları, arzuları ve korkuları hakkında çok şey anlatır. Yeni bir ulusun, kendi topraklarında «eski ve görkemli» bir geçmiş arama isteği, bu geçmişi yerli halklara değil kaybolmuş bir üstün ırka bağlama eğilimi ve yerli halkların sürülmesini haklı çıkarma ihtiyacı, bu kitapların satır aralarında okunabilir. Tarihçi, bir efsaneyi yalnızca yanlış olduğu için bir kenara bırakmaz; onun neden ortaya çıktığını, kime hizmet ettiğini ve neden bu kadar inandırıcı bulunduğunu da sorar. Bu sorular, yalnızca geçmişin efsanelerine değil, bugün dolaşan benzer anlatılara karşı da uyanık olmamızı sağlar.
Uzman Notu
Temel literatür
- H. M. Brackenridge, Views of Louisiana (Pittsburgh: Cramer, Spear and Eichbaum, 1814).
- E. G. Squier ve E. H. Davis, Ancient Monuments of the Mississippi Valley (Washington: Smithsonian Institution, 1848).
- Cyrus Thomas, «Report on the Mound Explorations of the Bureau of Ethnology», Twelfth Annual Report of the Bureau of Ethnology (Washington: Government Printing Office, 1894).
- Robert Silverberg, Mound Builders of Ancient America: The Archaeology of a Myth (Greenwich: New York Graphic Society, 1968).
- Thomas E. Emerson, Cahokia and the Archaeology of Power (Tuscaloosa: University of Alabama Press, 1997).
- Timothy R. Pauketat, Cahokia: Ancient America's Great City on the Mississippi (New York: Viking, 2009).
Arşiv ve kaynak
Cahokia'nın ve höyük kurucuları tartışmasının kaynakları, Cahokia'daki kazıların bulguları; on dokuzuncu yüzyıl gezginlerinin ve araştırmacılarının anlatıları; Smithsonian Kurumu'nun ve Etnoloji Bürosu'nun yayınları; İspanyol ve Fransız gezginlerin Mississippi kültürü toplulukları hakkındaki anlatıları ve yerli halkların sözlü gelenekleridir. Brackenridge'in, Squier ile Davis'in ve Thomas'ın eserleri çevrimiçi arşivlerde bulunur. Cahokia Höyükleri Devlet Tarihî Alanı'ndaki müze, bölgenin arkeolojisini tanıtır.
Açık sorular
- Cahokia'nın on birinci yüzyıldaki hızlı büyümesinin nedeni neydi: tarımsal bolluk mu, siyasal bir önder mi, yoksa dinsel bir hareket mi?
- Cahokia, bir şeflik miydi, yoksa bir kent devleti mi?
- Cahokia'nın terk edilmesinden sonra, oranın halkı nereye gitti ve bugünkü hangi yerli topluluklarla bağlantılıdır?
Mini sınav
- (Hedef 1) Cahokia'daki en büyük toprak yapının bugünkü adı nedir? A) Monks Mound B) Moundville C) Great Serpent D) Woodhenge
- (Hedef 2) 1848'de Smithsonian Kurumu'nun ilk büyük yayınında, höyük kurucularının bugünkü yerli halklardan farklı bir halk olduğunu ileri süren yazarlar kimlerdir? A) Thomas ve Powell B) Emerson ve Milner C) Squier ve Davis D) Brackenridge ve Fowler
- (Hedef 3) 1894'te yayımlanan ve höyükleri yerli halkların atalarının yaptığını gösteren raporun yazarı kimdir? A) Cyrus Thomas B) Robert Silverberg C) Andrew Jackson D) Hernando de Soto
- (Hedef 3) 1830'da yerli halkların topraklarından batıya sürülmesini öngören yasanın çıkarıldığı dönemde ABD başkanı kimdi? A) Thomas Jefferson B) Andrew Jackson C) Abraham Lincoln D) George Washington
- (Hedef 1) Cahokia'nın büyümesini mümkün kılan, Meksika'dan kuzeye yayılan tarım ürünü hangisidir? A) Buğday B) Pirinç C) Patates D) Mısır
Açık uçlu soru
(Hedef 3) «Kuzey Amerika'nın höyüklerini kimler yaptı ve bu soru neden siyasal bir soruya dönüştü?» sorusunu tartış. Cevabında Brackenridge'in izlenimini, Squier ile Davis'in «kayıp ırk» tezini, Jackson dönemindeki sürgün politikasını ve Cyrus Thomas'ın raporunu kullan; Silverberg ile Pauketat'ın yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- A — Bu yapının adı Monks Mound'dur.
- C — Bu yazarlar Squier ve Davis'tir.
- A — Raporun yazarı Cyrus Thomas'tır.
- B — Başkan Andrew Jackson'dı.
- D — Bu ürün mısırdır.
Kapsamlı bir cevap, Brackenridge'in izlenimini, Cahokia'nın büyüklüğünün ve kalabalık bir kentin kalıntısı olduğunun erken bir tanıklığı olarak kullanır, ama onun «seyrek kabileler» ifadesinin sonraki efsaneye zemin hazırladığını not eder. Squier ile Davis'in tezini, yerli halkları höyüklerin yapımcılarından koparan ve onları istilacı olarak sunan bir anlatı olarak açıklar. Jackson dönemindeki sürgün politikasıyla bu anlatı arasındaki ilişkiyi tartışır. Güçlü bir yanıt, Thomas'ın raporunu efsaneyi bilimsel olarak çürüten bir dönüm noktası olarak değerlendirir; Silverberg'in efsanenin kendisini bir tarih konusu olarak ele alan yaklaşımını, Pauketat'ın Cahokia'yı Kuzey Amerika'nın ilk büyük kenti olarak gören yaklaşımıyla karşılaştırır.
Sonraki bölüme köprü
Cahokia'nın on ile yirmi bin kişilik nüfusu, Tenochtitlan'ın iki yüz bin kişilik nüfusu, İnka imparatorluğunun on milyonu aşkın nüfusu: bütün bu rakamlar, 1492'den önce Amerika kıtasının ne kadar kalabalık olduğu sorusunu gündeme getirir. Bu soru, yirminci yüzyıl boyunca tarihçiler ve demograflar arasında en sert tartışmalardan birine yol açtı. Bazıları, Kolomb öncesi Amerika'nın birkaç milyon kişilik seyrek bir nüfusa sahip olduğunu savundu; bazıları ise, bu nüfusun on milyonlarla, hatta yüz milyonla ölçülmesi gerektiğini ve Avrupalıların getirdiği salgınların bu nüfusu büyük ölçüde yok ettiğini ileri sürdü. Sıradaki derste bu tartışmayı inceleyeceğiz: 1491'de Amerika ne kadar kalabalıktı, bu sayıları nasıl tahmin edebiliriz, ve bu sorunun yanıtı neden bu kadar önemlidir?