İçeriğe geç

Bölüm DT-122.08 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Machu Picchu

DT-122 Amerika'nın Yerli Uygarlıkları

2.783 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
1450–2012
Bölge
Güney Amerika
Tema
Mimarlık · Tarihyazımı · Kaynaklar
Kişiler
Hiram Bingham · Melchor Arteaga · Richarte · Álvarez · Charles Wiener · Pachacuti · Agustín Lizárraga · John Rowe · Richard Burger · Lucy Salazar · Christopher Heaney
Yerler
Machu Picchu · Urubamba · Huayna Picchu · Cuzco · Vilcabamba · Espíritu Pampa · Ollantaytambo
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Machu Picchu'nun ne zaman, kimin için ve hangi amaçla inşa edildiğini, İnka mimarisi ve mühendisliğiyle birlikte açıklayabileceksin.
  • Hiram Bingham'ın 1911 «keşif» anlatısını kendi satırlarının içinden okuyarak, «kayıp kent» imgesinin nasıl kurulduğunu değerlendirebileceksin.
  • Machu Picchu'dan çıkarılan eserlerin Peru'ya iadesi üzerinden, arkeolojik mirasın kime ait olduğu sorusunu tartışabileceksin.

Okuma metni

Kanca — bir çocuğun gösterdiği yol

24 Temmuz 1911 sabahı, Yale Üniversitesi'nden Amerikalı tarihçi Hiram Bingham, Peru'nun Urubamba vadisinde, Melchor Arteaga adlı bir çiftçinin rehberliğinde, sarp bir yamacı tırmandı. Tepeye yakın bir yerde, terasları işleyen iki çiftçi ailesiyle karşılaştı. Aileler, Bingham'a su ve pişmiş tatlı patates ikram etti; sonra, onun yanına bir çocuk verdiler. Çocuk, Bingham'ı ormanın içinde, yosunla ve ağaçlarla kaplı, kusursuzca kesilmiş granit bloklardan yapılmış bir yapılar labirentine götürdü. Bingham, gördüklerini, «kayıp İnka kenti» olarak dünyaya tanıtacaktı. Ama bu yapıları bilen, onların arasında tarla süren ve ona yolu gösteren insanlar zaten oradaydı. Bu ders, Machu Picchu'nun gerçek tarihini ve onun nasıl «keşfedildiğini» anlatıyor.

Bağlam — bir imparatorun kır sarayı

Machu Picchu, Urubamba nehrinin derin bir kıvrımının üzerinde, deniz seviyesinden yaklaşık iki bin dört yüz metre yüksekteki dar bir sırtta kuruldu. Bu konum, İnka başkenti Cuzco'nun kuzeybatısında, And Dağları'nın yüksek yaylaları ile Amazon ormanlarının başladığı sıcak vadiler arasındaki geçiş bölgesindeydi.

Uzun süre, Machu Picchu'nun ne olduğu tartışıldı: bir kale mi, bir tapınak kenti mi, İnkaların son sığınağı mı? Bugün tarihçilerin çoğu, onun on beşinci yüzyılın ortasında, İnka imparatorluğunun genişlemesini başlatan Pachacuti için inşa edilmiş bir kraliyet mülkü olduğunu kabul ediyor. İnka hükümdarları, fetihlerinin ardından kendileri ve aileleri için kır sarayları yaptırıyordu; bu saraylar, hükümdarın ölümünden sonra da onun soyundan gelenlerin mülkü olarak kalıyordu. Machu Picchu, hükümdarın ve seçkin konuklarının dinlendiği, törenlerin yapıldığı ve gökyüzünün gözlendiği bir yerdi.

Gelişme — dağın üzerindeki mühendislik

Machu Picchu'nun yapıları, İnka taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir. En önemli yapılar, harç kullanılmadan, birbirine kusursuzca oturtulmuş kesme granit bloklarla inşa edildi; bu bloklar arasına bir bıçak bile sokulamaz. Bu kesme taş işçiliği, taşların yüzeylerinin daha sert taşlarla dövülerek ve sürekli denenerek birbirine uydurulmasıyla elde ediliyordu; demir aletler ya da tekerlekli araçlar kullanılmadan. Daha az önemli yapılar ise, harçla birleştirilmiş kaba taşlardan yapıldı. Yapıların ve kapıların hafifçe içe eğik biçimi, bölgedeki sık depremlere karşı dayanıklılık sağlıyordu.

Yerleşim, yaklaşık iki yüz yapıdan oluşur: tapınaklar, saraylar, konutlar, depolar ve atölyeler. Yarım daire biçimli bir kulenin, güneşin gündönümlerinde belirli pencerelerden girecek biçimde yerleştirildiği düşünülür. Yerleşimin çevresini saran dik teraslar, hem tarım alanı sağlıyor hem de yamacın kaymasını önlüyordu. Terasların altında, yağmur suyunu boşaltan katmanlı drenaj sistemleri vardı. Yakınlardaki bir kaynaktan gelen su, taş kanallarla yerleşimin içindeki bir dizi çeşmeye taşınıyordu.

Machu Picchu'da, hükümdarın gelmediği dönemlerde, birkaç yüz kişilik bir hizmetkâr topluluğu yaşıyordu. Son yıllarda yapılan araştırmalar, yerleşimde gömülen insanların imparatorluğun farklı bölgelerinden geldiğini gösterdi; yani Machu Picchu'da yaşayanlar, İnka devletinin farklı yerlerden getirdiği hizmetkârlardı.

İspanyol fethinden sonra, Machu Picchu terk edildi. İspanyollar, onu hiç bulmadı; ya da en azından hiçbir kaynakta ondan açıkça söz etmediler. Bu yüzden Machu Picchu, İspanyolların yıktığı ya da kiliseye dönüştürdüğü pek çok İnka yapısının aksine, özgün biçimini büyük ölçüde korudu; kentin bugün bu kadar etkileyici görünmesinin bir nedeni de budur. Yerleşim, yüzyıllar boyunca ormanın altında kaldı; ama çevredeki köylüler onu hiç unutmadı.

Dönüş noktası — «kayıp kentin» kuruluşu

Bingham, 1912'de Yale Üniversitesi ve National Geographic Derneği'nin desteğiyle geniş bir kazı ekibiyle Machu Picchu'ya döndü. Ekip, ormanı temizledi, yapıları haritalandırdı ve binlerce eseri, çanak çömleği, metal nesneleri ve insan kemiklerini inceleme için Yale'e gönderdi. 1913'te National Geographic dergisinin bir sayısının tamamı Machu Picchu'ya ayrıldı. Fotoğraflar, dünyanın dört bir yanında büyük ilgi uyandırdı ve dağ sırtındaki yerleşim, kısa sürede «kayıp İnka kenti» diye anılır oldu.

Bingham, Machu Picchu'nun, İnkaların İspanyollara karşı son direnişlerini sürdürdüğü efsanevi Vilcabamba kenti olduğuna ve aynı zamanda İnka hanedanının doğduğu yer olduğuna inanıyordu. Bu iki iddia da sonradan yanlış çıktı. Gerçek Vilcabamba, Bingham'ın 1911'de ziyaret edip önemsiz bulduğu, ormanın daha derinliklerindeki Espíritu Pampa'ydı. Machu Picchu ise, bir sığınak değil, bir kraliyet mülküydü.

Yaygın yanlış«Machu Picchu, 1911'de Hiram Bingham tarafından keşfedilene kadar kimsenin bilmediği kayıp bir kentti.»
Doğrusu

Bu anlatı, Bingham'ın kendi kitabındaki bilgilerle bile çelişir. Yerleşimin terasları, Bingham geldiğinde yerel çiftçiler tarafından işleniyordu; adı, 1870'lerde bir Fransız kaşifin haritasında yer alıyordu. Bingham, bir duvarın üzerinde, 1902 yılına tarihlenen, bölgeden bir çiftçi olan Agustín Lizárraga'nın adını taşıyan bir yazı gördüğünü günlüğüne kaydetmişti. Machu Picchu, dünyaya «keşfedilmedi»; yerel halkın bildiği bir yer, uluslararası bilim dünyasına tanıtıldı.

Cevap — iki farklı tarih

Machu Picchu'nun iki ayrı tarihi vardır. Birincisi, on beşinci yüzyılda, İnka hükümdarı Pachacuti için bir kraliyet mülkü olarak inşa edilen, olağanüstü bir mühendislik ve mimarlık eseri olan yerleşimin tarihidir. İkincisi ise, 1911'den sonra, bu yerleşimin «kayıp kent» olarak dünyaya nasıl tanıtıldığının tarihidir. Bu ikinci tarih, yerel halkın bilgisini görmezden gelen ve «keşif» onurunu yabancı bir bilim insanına veren bir anlatıdır. Machu Picchu'yu anlamak için, her iki tarihi de bilmek gerekir: taşların ve terasların anlattığı İnka tarihini de, fotoğrafların ve dergi sayfalarının kurduğu keşif efsanesini de.

Bugünle bağ — geri dönen eserler

Bingham'ın 1912 ve 1915'teki kazılarında Yale'e götürülen eserler, yaklaşık bir yüzyıl boyunca orada kaldı. Peru hükümeti, bu eserlerin iadesi için uzun yıllar uğraştı; 2008'de Yale'e karşı bir dava açtı. Sonunda, 2010'da varılan bir anlaşmayla, eserler 2011 ile 2012 arasında Peru'ya geri döndü ve bugün Cuzco'daki bir müzede sergileniyor. Bu eser iadesi, bir yüzyıllık bir anlaşmazlığı sona erdirdi ve Peru'da ulusal bir kutlama havasında karşılandı. 1983'te UNESCO korumasına giren yerleşim, bugün her yıl yüz binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor; bu kalabalığın yerleşime ve çevresine verdiği zarar, bugün koruma ile turizm arasında yeni bir tartışma başlatmış durumda.

Birincil kaynak

Hiram Bingham, 1922'de yayımladığı kitabında, 24 Temmuz 1911'de Machu Picchu'nun yapılarını ilk gördüğü anı şöyle anlatır:

Hardly had we rounded the promontory when the character of the stonework began to improve. A flight of beautifully constructed terraces, each two hundred yards long and ten feet high, had been recently rescued from the jungle by the Indians. […] Crossing these terraces, I entered the untouched forest beyond, and suddenly found myself in a maze of beautiful granite houses! They were covered with trees and moss and the growth of centuries, but in the dense shadow, hiding in bamboo thickets and tangled vines, could be seen, here and there, walls of white granite ashlars most carefully cut and exquisitely fitted together.

Türkçesi: Burnu döner dönmez, taş işçiliğinin niteliği yükselmeye başladı. Her biri iki yüz yarda uzunluğunda ve on ayak yüksekliğinde, çok güzel inşa edilmiş bir dizi teras, yerliler tarafından ormandan yeni kurtarılmıştı. […] Bu terasları geçerek ötedeki el değmemiş ormana girdim ve birdenbire kendimi güzel granit evlerden oluşan bir labirentin içinde buldum! Evler ağaçlarla, yosunla ve yüzyılların bitki örtüsüyle kaplıydı; ama yoğun gölgenin içinde, bambu çalılıkları ve dolaşık sarmaşıklar arasında saklanan, en özenle kesilmiş ve kusursuzca birbirine oturtulmuş beyaz granit bloklardan yapılmış duvarlar, orada burada görülebiliyordu.

Kaynak: Hiram Bingham, Inca Land: Explorations in the Highlands of Peru (Boston: Houghton Mifflin, 1922), s. 319–320; Internet Archive. Türkçesi, İngilizcesinden bizim.

  1. Bingham, terasların «yerliler tarafından ormandan yeni kurtarıldığını» söylüyor. Bu ayrıntı, onun «keşif» anlatısıyla nasıl bir gerilim içindedir?
  2. Bingham, yapıları «el değmemiş ormanda» bulduğunu yazıyor. Bu ifade, okurun zihninde nasıl bir imge yaratıyor, ve bu imge ne ölçüde doğrudur?
  3. Bingham'ı yapılara götüren, bir çocuktu. Bu bilgi, keşif hikâyelerinde kimin adının anılıp kimin adının unutulduğu hakkında ne düşündürüyor?

Tarihçiler Tartışıyor

  • John Rowe (1990) — Histórica dergisinde yayımladığı makalede, on altıncı yüzyıla ait İspanyol arşiv belgelerini inceleyerek, «Picho» adlı bir yerin Pachacuti'nin soyuna ait bir mülk olarak kaydedildiğini gösterdi. Bu belgelere dayanarak, Machu Picchu'nun Bingham'ın sandığı gibi son İnka sığınağı değil, Pachacuti'nin kraliyet mülkü olduğunu savundu.
  • Richard Burger ve Lucy Salazar (2004) — Editörlüğünü yaptıkları Machu Picchu: Unveiling the Mystery of the Incas adlı eserde, Yale'deki koleksiyonları yeniden inceleyerek, Machu Picchu'nun bir kraliyet mülkü olarak nasıl işlediğini, orada kimlerin yaşadığını ve hangi faaliyetlerin yürütüldüğünü ortaya koydular. Yerleşimi, «gizemli kayıp kent» değil, İnka devletinin işleyen bir parçası olarak anlattılar.
  • Christopher Heaney (2010) — Cradle of Gold adlı kitabında, Bingham'ın hayatını ve Machu Picchu'nun «keşfini» eleştirel bir gözle anlattı. Bingham'ın yerel bilgiyi nasıl kullandığını ama görmezden geldiğini, eserlerin Yale'e nasıl götürüldüğünü ve bu durumun Peru'da nasıl bir tepki yarattığını inceledi.
  • Richard Burger ve çalışma arkadaşları (2021) — Antiquity'de yayımladıkları makalede, Machu Picchu'da gömülen insanların kemiklerinden elde edilen yeni radyokarbon tarihlendirmelerini sundular. Yerleşimin, İspanyol kaynaklarına dayanan geleneksel kronolojinin öngördüğünden en az yirmi yıl önce kullanılmaya başladığını göstererek, İnka tarihinin tarihlendirilmesini sorguladılar.

Bu tartışmada tarihçiler ve arkeologlar, Machu Picchu'nun hem geçmişini hem de keşif hikâyesini yeniden yazar. Rowe, arşiv belgeleriyle yerleşimin gerçek işlevini ortaya koyar. Burger ve Salazar, koleksiyonları yeniden inceleyerek yerleşimin gündelik işleyişini anlatır. Heaney, keşif hikâyesinin kendisini eleştirel bir gözle ele alır. Burger ve çalışma arkadaşları ise, bilimsel tarihlendirmelerle yazılı kaynaklara dayanan kronolojiyi sınar. Hepsi, Machu Picchu'yu bir gizem olmaktan çıkarıp tarihsel bir yerleşim olarak anlamaya çalışır.

Derine İn

«Kayıp kent» anlatısının gücü, yalnızca Bingham'ın kişisel hırsından değil, dönemin genel kültüründen de geliyordu. Yirminci yüzyılın başında, Avrupa ve Amerika kamuoyu, uzak ülkelerde «kayıp uygarlıklar» keşfeden kaşiflerin hikâyelerine büyük ilgi gösteriyordu. Bu hikâyelerde kaşif, cesur bir kahraman; yerel halk ise, ya görünmez ya da yalnızca bir yardımcı olarak yer alıyordu. Bingham'ın anlatısı da bu kalıba uydu. Richarte ve Álvarez, onun kitabında adlarıyla anılır; ama hikâyenin kahramanı onlar değil, Bingham'dır.

Bingham'ın kendi kitabı, bu anlatıyı sorgulamak için gereken bilgilerin çoğunu içerir. Wiener'in haritasından, yerel söylentilerden, terasları işleyen çiftçilerden ve ona yolu gösteren çocuktan söz eder. Bu, bir kaynağın, yazarının amacını aşan bilgiler taşıyabileceğinin iyi bir örneğidir. Tarihçi, bir kaynağın ne anlatmak istediğine olduğu kadar, farkında olmadan ne ortaya koyduğuna da dikkat etmelidir.

Machu Picchu'nun işlevi hakkındaki tartışma da, bir kaynağın nasıl yeniden yorumlanabileceğini gösterir. Bingham, yerleşimi, efsanevi Vilcabamba ve İnka hanedanının doğduğu yer olarak yorumlamıştı; çünkü İspanyol kroniklerinde bu yerler hakkında okuduklarını, bulduğu kalıntılarla eşleştirmeye çalışıyordu. Rowe'un bulduğu arşiv belgeleri ise, kroniklerde değil, mülkiyet anlaşmazlıklarıyla ilgili sıradan hukuki belgelerde yer alıyordu. Bu belgeler, Machu Picchu'nun kutsal bir sığınak değil, bir mülk olduğunu gösterdi. Bazen en önemli tarihsel bilgiler, büyük anlatılarda değil, sıradan idari belgelerde saklanır.

Son olarak, Machu Picchu'dan çıkarılan eserlerin Yale'den Peru'ya iadesi, arkeolojik mirasın kime ait olduğu sorusunu gündeme getirdi. Bingham, eserleri Peru hükümetinin izniyle, ama geri verileceği anlaşmasıyla götürmüştü; Yale ise, bu eserleri yaklaşık bir yüzyıl boyunca kendi koleksiyonunda tuttu. Peru'nun ısrarı, uluslararası kamuoyunun baskısı ve hukuki süreç, sonunda eserlerin iadesini sağladı. Bu olay, sömürge döneminde ve sonrasında Batılı kurumlara götürülen kültürel mirasın iadesi konusundaki küresel tartışmanın önemli bir örneği oldu. Bir önceki kursun son dersinde, Büyük Zimbabve'nin kuşlarının geri dönüşünü görmüştük; Machu Picchu'nun eserleri de aynı yolu izledi. İki örnek, mirasın yalnızca taşta ve toprakta değil, onu kimin sakladığı ve kimin anlattığı sorusunda da yaşadığını gösterir.

Machu Picchu örneği, «keşif» kavramının kendisini sorgulamamız gerektiğini de gösterir. Tarih kitaplarında sık sık, Avrupalı ya da Amerikalı kaşiflerin uzak ülkelerde yerleri, dağları, nehirleri ve kalıntıları «keşfettiği» yazılır. Ama bu yerlerin çoğu, orada yaşayan insanlar tarafından yüzyıllardır biliniyordu. «Keşif», bu durumda, bir yerin ilk kez bulunmasını değil, belirli bir bilim ve kamuoyu dünyasına tanıtılmasını anlatır. Bu ayrımı yapmak, yerel halkların bilgisini ve varlığını tarihin dışında bırakmamak için önemlidir. Son yıllarda yazılan pek çok tarih anlatısı, Bingham'ın yanında Arteaga'nın, Richarte'nin, Álvarez'in ve ona yolu gösteren çocuğun adlarını da anıyor; Lizárraga'nın 1902'de duvara yazdığı adı da bu hikâyenin bir parçası olarak görüyor. Tarih, kimin adının anıldığıyla da değişir; ve bir kaynağın dipnotlarında kalmış adlar, bazen hikâyenin asıl kahramanlarıdır.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Hiram Bingham, «In the Wonderland of Peru», National Geographic Magazine 24 (Nisan 1913).
  • Hiram Bingham, Inca Land: Explorations in the Highlands of Peru (Boston: Houghton Mifflin, 1922).
  • John H. Rowe, «Machu Picchu a la luz de documentos del siglo XVI», Histórica 14 (1990), s. 139–154.
  • Richard L. Burger ve Lucy C. Salazar (ed.), Machu Picchu: Unveiling the Mystery of the Incas (New Haven: Yale University Press, 2004).
  • Christopher Heaney, Cradle of Gold: The Story of Hiram Bingham, a Real-Life Indiana Jones, and the Search for Machu Picchu (New York: Palgrave Macmillan, 2010).
  • Richard L. Burger ve çalışma arkadaşları, «New AMS Dates for Machu Picchu: Results and Implications», Antiquity 95 (2021), s. 1265–1279.

Arşiv ve kaynak

Machu Picchu'nun tarihinin kaynakları, yerleşimin kendisi ve kazı raporları; on altıncı yüzyıla ait İspanyol mülkiyet ve hukuk belgeleri; Bingham'ın kitapları, günlükleri ve fotoğrafları; Yale'den Peru'ya iade edilen ve bugün Cuzco'da sergilenen eserlerdir. Bingham'ın Inca Land adlı kitabı çevrimiçi arşivlerde bulunur. Bingham'ın 1912 kazısının fotoğrafları, National Geographic Derneği'nin arşivlerinde korunur.

Açık sorular

  • Machu Picchu, İspanyol fethinden sonra neden ve ne zaman terk edildi?
  • İspanyollar Machu Picchu'nun varlığından gerçekten haberdar değil miydi, yoksa kaynaklarda farklı bir adla mı geçiyor?
  • Arkeolojik mirasın korunması ile bu mirasın turizm yoluyla ekonomik bir kaynağa dönüştürülmesi arasındaki denge nasıl kurulmalı?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Bugün tarihçilerin çoğuna göre Machu Picchu hangi İnka hükümdarı için inşa edilmiş bir kraliyet mülküdür? A) Atahualpa B) Pachacuti C) Manco Inca D) Huayna Capac
  2. (Hedef 2) Bingham'ın 1911'de Machu Picchu'ya ulaştığında karşılaştığı ve terasları işleyen iki çiftçi kimlerdir? A) Richarte ve Álvarez B) Arteaga ve Carrasco C) Wiener ve Lizárraga D) Rowe ve Burger
  3. (Hedef 2) Bingham'dan önce, 1870'lerde yayımladığı haritada «Matchopicchu» adını kullanan Fransız kaşif kimdir? A) Agustín Lizárraga B) Melchor Arteaga C) Charles Wiener D) John Rowe
  4. (Hedef 3) On altıncı yüzyıl arşiv belgelerine dayanarak Machu Picchu'nun Pachacuti'nin mülkü olduğunu gösteren araştırmacı kimdir? A) Christopher Heaney B) Richard Burger C) Lucy Salazar D) John Rowe
  5. (Hedef 1) Bingham'ın Machu Picchu olduğunu sandığı, İnkaların son direniş kenti Vilcabamba'nın gerçek yeri neresidir? A) Espíritu Pampa B) Ollantaytambo C) Cuzco D) Huayna Picchu

Açık uçlu soru

(Hedef 3) «Machu Picchu gerçekten keşfedildi mi?» sorusunu tartış. Cevabında Bingham'ın kendi anlatısındaki çiftçileri ve çocuğu, Wiener'in haritasını, «kayıp kent» imgesini, Rowe'un arşiv buluşunu ve eserlerin Peru'ya iadesini kullan; Heaney ile Burger ve Salazar'ın yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. B — Machu Picchu Pachacuti için inşa edildi.
  2. A — Bu çiftçiler Richarte ve Álvarez'dir.
  3. C — Bu kaşif Charles Wiener'dir.
  4. D — Bu araştırmacı John Rowe'dur.
  5. A — Vilcabamba'nın gerçek yeri Espíritu Pampa'dır.

Kapsamlı bir cevap, Bingham'ın kendi anlatısındaki çiftçileri, çocuğu ve Wiener'in haritasını, Machu Picchu'nun 1911'den önce yerel olarak bilindiğinin kanıtları olarak kullanır. «Kayıp kent» imgesini, dönemin kaşif kültürünün ve yerel bilgiyi görmezden gelen bir anlatının ürünü olarak açıklar. Rowe'un arşiv buluşunu, yerleşimin gerçek işlevini ortaya koyan ve Bingham'ın yorumunu düzelten bir kanıt olarak tartışır. Güçlü bir yanıt, Heaney'in keşif hikâyesini eleştirel bir gözle ele alan yaklaşımını, Burger ve Salazar'ın yerleşimin kendisini İnka devletinin işleyen bir parçası olarak anlatan yaklaşımıyla karşılaştırır ve eserlerin iadesini bu tartışmanın bugünkü sonucu olarak değerlendirir.

Sonraki bölüme köprü

Machu Picchu'nun «kayıp kent» olarak anlatılması, Amerika'nın yerli uygarlıklarının yabancılara ya da kaybolmuş gizemli halklara atfedilmesinin tek örneği değildi. Kuzey Amerika'da, Mississippi nehrinin kıyılarında, 1050 ile 1250 arasındaki iki yüzyılda, dev toprak höyükleri ve geniş meydanlarıyla Cahokia adlı büyük bir yerleşim yükseldi. On dokuzuncu yüzyılda Avrupa kökenli Amerikalılar, bu höyüklerin, yerli halkların değil, sonradan yok olmuş gizemli bir «höyük kurucuları» ırkının eseri olduğunu ileri sürdü; bu iddia, yerli halkların topraklarından sürülmesini meşrulaştırmak için de kullanıldı. Sıradaki derste Cahokia'yı inceleyeceğiz: bu yerleşimi kimler kurdu, nasıl bir toplumdu, ve «kayıp höyük kurucuları» efsanesi nasıl çürütüldü?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:30 Kanca: sarp bir yamaçta tırmanan birkaç silüet; bir kulübenin önünde ikram edilen su ve yiyecek; öne düşüp yol gösteren küçük bir çocuk silüeti. Hiçbir yüz çizilmez.
  • 1:30–3:00 Bağlam: Urubamba nehrinin derin kıvrımı ve üzerindeki dar sırt; Cuzco'dan vadiye inen bir yol çizgisi.
  • 3:00–4:50 Gelişme: harçsız, kusursuzca birbirine oturtulmuş granit bloklar; yamaçta basamak basamak inen teraslar; taş kanallardan akan su.
  • 4:50–6:50 Dönüş noktası: ormanı temizleyen bir kazı ekibi; sandıklara konan eserler; bir derginin kapağında beliren yerleşim fotoğrafı.
  • 6:50–9:00 Kapanış: bir uçaktan indirilen sandıklar; bir müzede açılan vitrinler; ardından bulutların arasından görünen yerleşimin geniş bir görüntüsü.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.