İçeriğe geç

Bölüm DT-122.07 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

İnkalar yazısız bir imparatorluğu nasıl yönetti? Quipu

DT-122 Amerika'nın Yerli Uygarlıkları

2.762 kelime · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
1438–2016
Bölge
Güney Amerika
Tema
Siyaset · İmparatorluk · Kaynaklar
Kişiler
Pedro de Cieza de León · Garcilaso de la Vega · Guacarapora · Francisco Pizarro · Pachacuti · Guaman Poma · Leland Locke · Marcia Ascher · Robert Ascher · Gary Urton · Frank Salomon · Manuel Medrano
Yerler
Cuzco · Jauja · And Dağları · Tawantinsuyu · Tupicocha · Santa Vadisi · Cajamarca
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • İnka imparatorluğunun yol ağı, emek vergisi, ambarları ve yönetim hiyerarşisiyle yazı kullanmadan nasıl örgütlendiğini açıklayabileceksin.
  • Cieza de León'un ve Garcilaso de la Vega'nın quipu tanıklıklarını karşılaştırarak, düğümlü iplerin hangi bilgileri nasıl sakladığını değerlendirebileceksin.
  • Quipu'ların bir yazı sistemi sayılıp sayılamayacağı ve bugün çözülüp çözülemeyeceği üzerine süren tartışmayı değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — bir İspanyol askerin şüphesi

1540'larda Peru'da dolaşan İspanyol asker ve yazar Pedro de Cieza de León, İnkaların düğümlü iplerle hesap tuttuğunu duymuştu, ama buna inanmıyordu. Anlatılanların çoğunu masal sayıyordu. Jauja vadisindeki Marcavillca'da, yerel önder Guacarapora'dan bu sistemi kendisine açıklamasını istedi. Guacarapora hizmetkârlarına ipleri getirtti ve Cieza'ya, İspanyollar vadiye geldiğinden beri onlara verdiği her şeyin, altının, gümüşün, kumaşın, mısırın ve hayvanların, eksiksiz kaydedildiğini gösterdi. Cieza, gördüklerine şaşırdığını yazar. Bir avuç renkli ip, yıllar süren bir hesabı eksiksiz saklıyordu. Bu ders, yazıyı bilmeyen ama Amerika'nın en büyük imparatorluğunu yöneten İnkaların, bu imparatorluğu nasıl kaydettiğini ve yönettiğini anlatıyor.

Bağlam — dört yönün imparatorluğu

İnkalar, kendi imparatorluklarına Tawantinsuyu, yani «dört bölgenin birliği» adını veriyordu. İmparatorluğun merkezi, And Dağları'nın yüksek bir vadisindeki Cuzco'ydu. On beşinci yüzyılın ortasından önce, İnkalar Cuzco çevresinde küçük bir krallıktı. Geleneğe göre, Pachacuti adlı hükümdar, 1438 dolaylarında güçlü komşularını yenerek hızlı bir genişlemeyi başlattı. Onun ve ardıllarının seferleriyle, yüzyıldan kısa bir sürede, İnka imparatorluğu bugünkü Ekvador'dan Şili'nin ortasına kadar, yaklaşık dört bin kilometrelik bir alana yayıldı.

Bu imparatorluk, dünyanın en zor coğrafyalarından birini kapsıyordu: yüksek dağlar, çöl kıyıları, derin vadiler ve tropik ormanların kenarları. İmparatorluğun nüfusunun on milyonu aştığı tahmin edilir. Bu geniş ve çeşitli toprakları yönetmek için İnkalar, yazısız ama son derece örgütlü bir sistem kurdu.

Gelişme — yollar, ambarlar ve ipler

İnka yönetiminin omurgası, imparatorluğun dört bir yanına uzanan yol ağıydı. Otuz bin kilometreyi aşan bu yollar, dağ geçitlerinden, çöllerden ve vadilerden geçiyor, derin geçitlerin üzerine ot liflerinden örülmüş asma köprülerle bağlanıyordu. Yollar boyunca, belirli aralıklarla konaklama yerleri ve ambarlar vardı. Bu ambarlarda, mısır, kurutulmuş patates, kumaş ve silahlar depolanıyordu; ordular ve devlet görevlileri yolculuk ederken bunlardan besleniyordu. Haberleri, yol boyunca birbirine devreden koşucular taşıyordu; bu koşucuların bir haberi günde yüzlerce kilometre öteye ulaştırabildiği anlatılır.

İmparatorluğun halkı, ondalık sistem üzerine kurulu bir hiyerarşiyle örgütlenmişti. On hane bir birimin, yüz hane daha büyük bir birimin, bin ve on bin hane daha da büyük birimlerin başında birer yönetici vardı. Bu yöneticiler, kendi birimlerindeki nüfusu, emek gücünü, ürünleri ve ambarlardaki malları düzenli olarak kaydetmek zorundaydı. Bu kayıtlar, yazıyla değil, quipu denen düğümlü iplerle tutuluyordu.

Bir quipu, kalın bir ana ipe asılmış, farklı renklerde onlarca, bazen yüzlerce ince ipten oluşuyordu. Bu ipler üzerindeki düğümlerin türü ve yeri, sayıları gösteriyordu. Her ipin rengi, hangi tür malın ya da insan grubunun kaydedildiğini, iplerin sırası ve birbirine bağlanışı ise kayıtların düzenini gösteriyordu. Quipu'ları hazırlayan ve okuyan uzmanlara quipucamayoc, yani «quipu'nun sorumlusu» deniyordu. Her yerel birimin kendi quipucamayoc'u vardı; bunların kayıtları, daha üst düzeydeki görevlilerin quipu'larında toplanıyor, sonunda Cuzco'ya ulaşıyordu. Böylece bir köyün mısır ambarındaki çuval sayısı, kademe kademe birleşerek imparatorluğun genel hesabının parçası oluyordu.

Dönüş noktası — fetih ve iplerin kaderi

1532'de, Francisco Pizarro komutasındaki küçük bir İspanyol birliği, Cajamarca'da İnka hükümdarı Atahualpa'yı esir aldı. İmparatorluk, o sırada iki kardeş arasındaki bir iç savaşla ve önceki yıllarda yayılan salgın hastalıklarla zayıflamıştı. İspanyollar, sonraki yıllarda imparatorluğu ele geçirdi. Ama İnka yönetim sistemi bir anda ortadan kalkmadı: İspanyol yöneticiler, vergi toplamak ve nüfusu saymak için uzun süre quipucamayoc'lara ve onların iplerine başvurdu. Quipu'lar, bazen İspanyol mahkemelerinde bile kanıt olarak kullanıldı.

Cieza'nın anlattığı gibi, quipu'lar, fetihçilerin yol açtığı yıkımı da kaydediyordu. Yerel önderler, İspanyol birlikleri geçtikten sonra toplanıyor, quipu'ları karşılaştırıyor ve hangi bölgenin ne kadar zarar gördüğünü hesaplayarak kayıpları birbirleri arasında paylaştırıyordu. Yani quipu, fethin kendisine karşı da bir hayatta kalma aracına dönüşmüştü.

Yaygın yanlış«Yazısı olmayan bir toplum karmaşık bir devlet kuramaz.»
Doğrusu

İnka imparatorluğu, bu görüşün en güçlü karşı örneğidir. İnkalar, harflerle ya da işaretlerle yazılmış metinler üretmedi; ama quipu'lar, sözlü gelenek, yol ağı, ambarlar ve ondalık yönetim hiyerarşisi sayesinde, milyonlarca insanı ve dünyanın en zor coğrafyalarından birini yönetebildi. Bir devletin bilgiyi kaydetmesi ve iletmesi için yazı tek yol değildir; farklı toplumlar, bu işi farklı araçlarla yaptı.

Cevap — iplerin imparatorluğu

İnkalar, yazısız bir imparatorluğu, bilgiyi kaydetmenin ve iletmenin farklı yollarını birleştirerek yönettiler. Quipu'lar, nüfusu, vergileri, ambarlardaki malları ve emek yükümlülüklerini ondalık bir düzenle kaydediyordu. Yol ağı ve koşucular, bu bilgiyi imparatorluğun dört bir yanına taşıyordu. Quipucamayoc'lar ve sözlü gelenek, iplerin taşıyamadığı ayrıntıları hafızada saklıyordu. Bu sistem o kadar etkiliydi ki, fetihten sonra bile İspanyollar ondan yararlanmak zorunda kaldı. Ama quipu'ların bir kısmını okuyabilen son uzmanlar öldüğünde, iplerin sakladığı bilginin önemli bir bölümü de onlarla birlikte kayboldu.

Bugünle bağ — hâlâ saklanan ipler

Peru'nun dağlık bir köyü olan Tupicocha'da, köylüler, atalarından kalan quipu'ları bugün de özenle saklıyor ve yılbaşı törenlerinde onları omuzlarına alarak taşıyor. Bu ipleri artık kimse tam olarak okuyamıyor; ama onlar, topluluğun geçmişine ve kimliğine bağlılığının bir simgesi olarak yaşıyor. Köylüler, iplerin bir zamanlar köyün toprak ve su paylaşımına ilişkin kayıtları taşıdığını hatırlıyor. Dünyanın müzelerinde ise bugün binden fazla quipu korunuyor ve araştırmacılar, onları çözmek için bilgisayar veri tabanları kullanıyor.

Birincil kaynak

Pedro de Cieza de León, 1550 dolaylarında yazdığı İnka tarihinde, quipu'larla tutulan hesaplara başta nasıl inanmadığını ve sonra nasıl ikna olduğunu şöyle anlatır. Clements Markham'ın İngilizce çevirisinden:

I was incredulous respecting this system of counting […]. But when I was at Marcavillca, in the province of Xauxa, I asked the lord Guacarapora to explain it […]. He ordered his servants to bring the quipus. He told me to observe that all that he, for his part, had delivered to the Spaniards from the time that the Governor Don Francisco Pizarro arrived in the valley, was duly noted down without any fault or omission. Thus I saw the accounts for the gold, the silver, the clothes, the corn, sheep, and other things; so that in truth I was quite astonished.

Türkçesi: Bu sayma sistemine inanmıyordum […]. Ama Jauja eyaletindeki Marcavillca'dayken, bey Guacarapora'dan bunu açıklamasını rica ettim […]. Hizmetkârlarına quipu'ları getirmelerini buyurdu. Vali Don Francisco Pizarro vadiye geldiğinden beri, kendi payına İspanyollara teslim ettiği her şeyin, hiçbir hata ya da eksik olmadan, usulünce kaydedildiğine dikkat etmemi söyledi. Böylece altının, gümüşün, giysilerin, mısırın, koyunların ve öbür şeylerin hesaplarını gördüm; gerçekten de hayretler içinde kaldım.

Kaynak: Pedro de Cieza de León, Segunda parte de la crónica del Perú (y. 1550), 12. bölüm; Clements R. Markham (çev.), The Second Part of the Chronicle of Peru (Londra: Hakluyt Society, 1883), s. 34; Internet Archive. Türkçesi, İngilizcesinden bizim.

  1. Cieza, quipu sistemine neden başta inanmıyordu? Bu şüphe, bir Avrupalının yazısız bir toplumun kayıt tutma yeteneği hakkındaki önyargıları hakkında ne gösteriyor?
  2. Guacarapora'nın quipu'larında kaydedilen şey, İspanyollara teslim edilen mallardı. Bu kayıt, yerel bir önder için hangi amaçlara hizmet ediyor olabilir?
  3. Cieza, sistemi ancak yerel bir önderin açıklamasıyla anlayabildi. Bu durum, quipu'ların okunabilmesi için neyin gerekli olduğu hakkında ne düşündürüyor?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Marcia ve Robert Ascher (1981) — Code of the Quipu adlı kitaplarında, bir matematikçi ve bir antropolog olarak yüzlerce quipu'yu sistematik biçimde incelediler. Düğümlerin ondalık konumsal bir sayı sistemiyle yerleştirildiğini ve quipu'ların karmaşık matematiksel ilişkiler içeren kayıtlar olduğunu gösterdiler; quipu'yu, kendi mantığı olan bir bilgi sistemi olarak ele aldılar.
  • Gary Urton (2003) — Signs of the Inka Khipu adlı kitabında, quipu'ların yalnızca sayıları değil, iplerin bükülme yönü, düğümlerin yönü ve renkler gibi ikili tercihlerle kodlanmış başka bilgileri de taşıyabileceğini savundu. Quipu'ların, bir tür yazı sistemi olarak okunabilecek bir yapıya sahip olabileceğini ileri sürdü.
  • Frank Salomon (2004) — The Cord Keepers adlı kitabında, Tupicocha köyünde bugün de saklanan quipu'ları ve onları koruyan topluluğu inceledi. Quipu'ların, sömürge döneminde ve sonrasında köy yönetiminde nasıl kullanıldığını göstererek, onları yalnızca eski bir imparatorluğun değil, yaşayan bir topluluğun da tarihinin parçası olarak ele aldı.
  • Manuel Medrano ve Gary Urton (2018) — Ethnohistory'de yayımladıkları makalede, Peru'nun Santa Vadisi'nden gelen bir grup sömürge dönemi quipu'sunu, aynı bölgeye ait bir İspanyol nüfus sayımıyla karşılaştırdılar. Quipu'lardaki bazı özelliklerin, kişilerin adlarına ya da toplumsal gruplarına karşılık geliyor olabileceğini göstererek, çözüm için yeni bir yol açtılar.

Bu tartışmada araştırmacılar, quipu'nun ne olduğunu farklı biçimlerde tanımlar. Ascher'ler, onu matematiksel bir kayıt sistemi olarak inceler. Urton, onun yazıya yakın bir kodlama sistemi olabileceğini savunur. Salomon, quipu'yu yaşayan bir topluluğun tarihi içinde okur. Medrano ve Urton ise, sömürge belgeleriyle karşılaştırarak çözüm için somut bir yöntem önerir. Tartışma, bir yazı sisteminin ne olduğunu, ve bilginin yalnızca harflerle mi, yoksa başka araçlarla da mı kaydedilebileceğini sorgular.

Derine İn

Quipu'nun sayısal yapısı, yirminci yüzyılın başında çözüldü. Amerikalı araştırmacı Leland Locke, 1910'lardan itibaren yayımladığı çalışmalarda, quipu'lardaki düğümlerin ondalık konumsal bir sisteme göre yerleştirildiğini gösterdi: ipin ana ipe en uzak kısmındaki düğümler birlikleri, ona daha yakın olanlar onlukları, daha da yakın olanlar yüzlükleri gösteriyordu. Farklı düğüm türleri, farklı basamakları ayırt etmeye yarıyordu. Bir basamağın boş bırakılması, sıfır anlamına geliyordu. Bu keşif, Cieza'nın yüzyıllar önce yazdıklarını doğruladı: quipu'lar, gerçekten de büyük ve karmaşık sayıları kaydedebiliyordu. Sonraki araştırmalar, bazı quipu'larda alt iplerin toplamlarının üst iplerde yeniden kaydedildiğini, yani quipu'ların bir tür hesap kontrolü de içerdiğini gösterdi. Bu, Guacarapora'nın Cieza'ya gösterdiği eksiksiz hesabın nasıl mümkün olduğunu açıklar: kayıtlar, kendi içinde birbirini doğrulayan bir düzenle tutuluyordu.

Ama quipu'ların yalnızca sayılardan mı ibaret olduğu sorusu, bugün hâlâ tartışılıyor. Bugün müzelerde korunan quipu'ların büyük bölümü, sayısal kayıtlar olarak okunabiliyor. Ancak bazı quipu'lar, bu sayısal yapıya uymayan özellikler taşır. Garcilaso'nun ve başka sömürge dönemi yazarlarının anlattığına göre, quipu'lar yasaları, tarihleri ve şiirleri de saklayabiliyordu. Eğer bu doğruysa, quipu'lar yalnızca bir muhasebe aracı değil, bir tür yazı sistemi de olabilirdi.

Bu tartışma, «yazı» kavramının kendisini sorgular. Geleneksel olarak yazı, konuşulan dili seslerle ya da sözcüklerle kaydeden bir sistem olarak tanımlanır. Bu tanıma göre, quipu'lar bir yazı sistemi değildir. Ama bazı araştırmacılar, bu tanımın Avrupa ve Akdeniz dünyasının deneyimine dayandığını, bilgiyi kalıcı biçimde kaydeden başka sistemleri dışarıda bıraktığını savunur. Quipu'lar, konuşulan dili doğrudan kaydetmese bile, bir toplumun bilgisini nesilden nesile aktaran karmaşık bir sistemdi.

Quipu'ların çözülmesinin önündeki en büyük engel, «Rosetta Taşı» benzeri bir karşılaştırma metninin eksikliğidir. Mısır hiyeroglifleri, aynı metnin Yunanca çevirisiyle karşılaştırılarak çözülmüştü; quipu'lar için böyle bir metin henüz bulunamadı. Sömürge döneminde İspanyol görevlilerin quipucamayoc'ların okuduğu quipu'ları yazıya geçirdiği belgeler vardır; ama bu belgelerin hangi quipu'ya karşılık geldiği çoğu zaman bilinmez. Medrano ve Urton'un Santa Vadisi çalışması, bu eksikliği kısmen gidermeye çalışan bir girişimdir. Araştırmacılar, bir gün quipu'larla onların yazıya geçirilmiş biçimlerini eşleştirebilirlerse, İnkaların kendi sesini ilk kez doğrudan duyabileceklerini umuyor.

Son olarak, quipu'ların kaderi, bir kültürün bilgisinin nasıl kaybolabileceğini de gösterir. 1583'te toplanan bir kilise konsülünün, dinsel törenlerle ilişkilendirilen quipu'ların yok edilmesini buyurduğu aktarılır. Bu buyruk, sayısal kayıtları değil, en çok da tarihsel ve dinsel bilgileri taşıyan quipu'ları hedef almış olabilir. Bugün elimizde kalan quipu'ların çoğunun sayısal kayıtlar olması, belki de bu seçici yıkımın bir sonucudur. Bir kaynağın hayatta kalması, çoğu zaman rastlantının değil, kimin neyi korumaya ya da yok etmeye karar verdiğinin sonucudur. Tarihçi, elindeki kaynakların neden elinde olduğunu da sormak zorundadır; eksik olanın sessizliği, bazen var olanın söylediklerinden daha çok şey anlatır.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Clements R. Markham (çev.), Pedro de Cieza de León, The Second Part of the Chronicle of Peru (Londra: Hakluyt Society, 1883).
  • Clements R. Markham (çev.), Garcilaso de la Vega, First Part of the Royal Commentaries of the Yncas, 2 cilt (Londra: Hakluyt Society, 1869–1871).
  • Marcia Ascher ve Robert Ascher, Code of the Quipu: A Study in Media, Mathematics, and Culture (Ann Arbor: University of Michigan Press, 1981).
  • Gary Urton, Signs of the Inka Khipu: Binary Coding in the Andean Knotted-String Records (Austin: University of Texas Press, 2003).
  • Frank Salomon, The Cord Keepers: Khipus and Cultural Life in a Peruvian Village (Durham: Duke University Press, 2004).
  • Manuel Medrano ve Gary Urton, «Toward the Decipherment of a Set of Mid-Colonial Khipus from the Santa Valley, Coastal Peru», Ethnohistory 65 (2018), s. 1–23.

Arşiv ve kaynak

İnka tarihinin kaynakları, Cieza de León, Garcilaso de la Vega ve Guaman Poma gibi sömürge dönemi yazarlarının eserleri; İspanyol yönetiminin vergi ve nüfus kayıtları; dünyanın müzelerinde korunan binden fazla quipu; Tupicocha gibi köylerde bugün de saklanan quipu'lar ve İnka yolları, ambarları ile kentlerinin kalıntılarıdır. Cieza'nın ve Garcilaso'nun Hakluyt Society baskılarına Internet Archive üzerinden erişilebilir. Guaman Poma'nın resimli eseri, Kopenhag'daki Danimarka Kraliyet Kütüphanesi'nin sitesinde incelenebilir.

Açık sorular

  • Quipu'lar yalnızca sayıları mı kaydediyordu, yoksa adları, yasaları ve tarihsel anlatıları da saklayabiliyor muydu?
  • İnkalar, neden harflerle ya da işaretlerle yazılan bir yazı sistemi geliştirmedi?
  • Bugün müzelerde korunan quipu'lar, İnka imparatorluğunun kayıtlarının ne kadarını temsil ediyor?

Mini sınav

  1. (Hedef 2) Quipu'ları hazırlayan ve okuyan uzmanlara ne denirdi? A) Mita B) Quipucamayoc C) Chasqui D) Curaca
  2. (Hedef 1) İnka imparatorluğunda halkın devlete emekle ödediği vergiye ne denir? A) Quipu B) Tawantinsuyu C) Mita D) Ayllu
  3. (Hedef 2) Garcilaso'ya göre quipu'larda sarı ip neyi gösterirdi? A) Gümüşü B) Askerleri C) Mısırı D) Altını
  4. (Hedef 3) Quipu'lardaki düğümlerin ondalık konumsal bir sisteme göre yerleştirildiğini yirminci yüzyılın başında gösteren araştırmacı kimdir? A) Leland Locke B) Gary Urton C) Frank Salomon D) Manuel Medrano
  5. (Hedef 3) Tupicocha köyünde bugün de saklanan quipu'ları inceleyen The Cord Keepers kitabının yazarı kimdir? A) Marcia Ascher B) Gary Urton C) Frank Salomon D) Pedro de Cieza de León

Açık uçlu soru

(Hedef 3) «Quipu bir yazı sistemi miydi?» sorusunu tartış. Cevabında Cieza'nın ve Garcilaso'nun tanıklıklarını, Locke'un sayısal çözümünü, quipu'ların yönetimdeki yerini ve bugünkü çözüm çabalarını kullan; Ascher'ler ile Urton'un yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. B — Bu uzmanlara quipucamayoc denirdi.
  2. C — Bu vergiye mita denir.
  3. D — Sarı ip altını gösterirdi.
  4. A — Bu araştırmacı Leland Locke'tur.
  5. C — Bu kitabın yazarı Frank Salomon'dur.

Kapsamlı bir cevap, Cieza'nın ve Garcilaso'nun tanıklıklarını, quipu'ların nüfus, vergi ve mal kayıtlarını büyük bir doğrulukla sakladığının kanıtları olarak kullanır. Locke'un çözümünü, quipu'ların sayısal yapısının anlaşılmasındaki dönüm noktası olarak açıklar. Garcilaso'nun quipu'ların yasaları ve törenleri de hatırlattığı yönündeki anlatısını, quipu'nun sayıların ötesinde bilgi taşıyıp taşımadığı tartışmasına bağlar. Güçlü bir yanıt, Ascher'lerin quipu'yu matematiksel bir kayıt sistemi olarak inceleyen yaklaşımını, Urton'un onu yazıya yakın bir kodlama sistemi olarak gören görüşüyle karşılaştırır ve «yazı» kavramının kendisini sorgular.

Sonraki bölüme köprü

İnka imparatorluğunun en ünlü yapısı, bir başkent ya da bir tapınak değil, And Dağları'nın sarp bir sırtında, bulutların arasına kurulmuş bir yerleşimdir: Machu Picchu. İspanyol fetihçilerinin hiç ulaşmadığı bu yerleşim, dünyaya 1911'de, Amerikalı bir kaşifin ziyaretinden sonra tanıtıldı ve kısa sürede «kayıp İnka kenti» olarak ün kazandı. Ama yerel köylüler onu zaten biliyordu, ve «kayıp kent» anlatısı, yerleşimin gerçek tarihini gölgede bıraktı. Sıradaki derste Machu Picchu'yu inceleyeceğiz: bu yerleşim neden ve kimin için yapıldı, nasıl «keşfedildi», ve ondan çıkarılan eserler neden yüz yıl sonra Peru'ya geri döndü?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:30 Kanca: bir dağ köyünde, yere serilmiş renkli iplerin başında oturan iki silüet; biri iplerdeki düğümleri parmaklarıyla sayıyor, öbürü defterine yazıyor. Hiçbir yüz çizilmez.
  • 1:30–2:55 Bağlam: And Dağları boyunca uzanan dört bölgeli bir harita; Cuzco'dan dört yöne yayılan çizgiler.
  • 2:55–4:50 Gelişme: dağ geçitlerinden geçen taş döşeli bir yol; derin bir vadinin üzerindeki asma köprü; yol kenarında sıralanmış ambarlar ve bir koşucunun silüeti.
  • 4:50–6:55 Dönüş noktası: bir quipu'nun yakından görünüşü; farklı renklerde ipler ve düğümler, birlikler, onluklar ve yüzlükler olarak etiketleniyor.
  • 6:55–9:00 Kapanış: bir köy meydanında omuzlarında quipu taşıyan insanların silüetleri; ardından bir müzede cam vitrin içindeki bir quipu ve yanında bir bilgisayar ekranı.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.