Öğrenme hedefleri
- Maya yazısının sözcük ve hece işaretlerini birleştiren yapısını, Uzun Sayım takvimini ve Venüs gözlemlerini açıklayabileceksin.
- Diego de Landa'nın on altıncı yüzyıldaki tanıklığını ve John Lloyd Stephens'in on dokuzuncu yüzyıldaki izlenimini karşılaştırarak, bir yazının nasıl unutulduğunu ve yeniden keşfedildiğini değerlendirebileceksin.
- Maya yazısının çözülme sürecindeki tartışmaları, bir bilimsel görüşün nasıl onlarca yıl hâkim kalıp sonra değişebildiğini göstererek tartışabileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir meydandaki ateş
Temmuz 1562'de, Yukatan'daki Maní kasabasının meydanında büyük bir ateş yakıldı. Ateşi yaktıran, Fransisken rahip Diego de Landa'ydı. Landa, bölgedeki Maya soylularının hâlâ eski tanrılarına taptığından şüpheleniyordu; soruşturmaları sırasında toplanan kutsal nesneler ve ağaç kabuğundan yapılmış katlanır kitaplar alevlere atıldı. Bu kitaplarda, Maya yazıcılarının yüzyıllar boyunca biriktirdiği takvim hesapları, gökyüzü gözlemleri, kehanetler ve belki de tarih kayıtları vardı. Landa, bu kitapların yakılmasının Mayaları derinden üzdüğünü kendisi yazmıştır. Bugün, Mayaların binlerce kitabından yalnızca dördü ayakta kalmıştır. Ama aynı Landa, farkında olmadan, yüzyıllar sonra Maya yazısını çözecek olanlara önemli bir ipucu da bıraktı. Bu ders, Maya yazısının, takviminin ve astronomisinin hikâyesini, ve bu bilginin nasıl kaybolup yeniden bulunduğunu anlatıyor.
Bağlam — ormandaki krallıklar
Mayalar, bugünkü güney Meksika'da, Guatemala'da, Belize'de ve Honduras'ın batısında yaşayan, birbirine akraba dilleri konuşan halklardır. Maya uygarlığı hiçbir zaman tek bir imparatorluk olmadı; MS 250 ile 900 arasındaki Klasik dönemde, Tikal, Calakmul, Copán, Palenque ve Piedras Negras gibi onlarca kent devleti, kendi krallarıyla, birbirleriyle ittifak kurarak ve savaşarak yaşadı. Bu kentlerin meydanlarına dikilen taş anıtlar, yani steller, krallarının doğumlarını, tahta çıkışlarını, savaşlarını ve törenlerini yazıyla kaydediyordu.
Maya yazısının bilinen en eski örnekleri, Guatemala'daki San Bartolo'da bulunan ve MÖ üçüncü yüzyıla tarihlenen duvar resimlerindeki yazılardır. Yazı, Klasik dönemde en gelişkin biçimine ulaştı ve İspanyol fethine kadar kullanıldı. Yazıcılar, krallık ailelerinden ya da seçkin ailelerden gelen, büyük saygı gören kişilerdi.
Gelişme — sıfırla hesaplanan zaman
Mayaların takvimi, dünyanın en karmaşık takvimlerinden biriydi. Mayalar, birbirine bağlı birkaç döngü kullanıyordu: 260 günlük kutsal bir takvim ve 365 günlük bir güneş yılı takvimi. Bu iki takvimin birleşimi, ancak elli iki yılda bir aynı güne denk geliyordu. Ama Mayalar, bununla yetinmedi. Anıtlarında, «Uzun Sayım» denen bir sistemle, belirli bir başlangıç noktasından o güne kadar geçen günlerin toplamını yazdılar. Bu başlangıç noktası, bugünkü takvimle MÖ 3114 yılının ağustos ayına karşılık gelir.
Uzun Sayım'ı mümkün kılan, Mayaların yirmi tabanlı sayı sisteminde bir sıfır işareti kullanmasıydı. Sıfırı bir sayı olarak kullanmak, insanlık tarihinde çok az uygarlığın başardığı bir şeydir; Mayalar, bunu Avrupa'dan bin yıl kadar önce yapıyordu. Sıfır, onlara, basamak değeri olan bir sayı sistemiyle milyonlarca günü kolayca yazma olanağı verdi.
Maya astronomları, gökyüzünü, özellikle Venüs'ü, olağanüstü bir dikkatle izledi. Venüs, onların gözünde savaşla ve krallıkla ilişkili bir gezegendi; savaşların zamanlaması bile, kimi zaman Venüs'ün hareketlerine göre belirleniyordu. Günümüze ulaşan dört Maya kitabından biri olan Dresden Kodeksi'nde, Venüs'ün hareketlerini yüzyıllar boyunca izlemeye yarayan tablolar ve güneş ile ay tutulmalarını öngören hesaplar vardır. Mayalar, Venüs'ün döngüsünü 584 gün olarak hesapladı; gerçek ortalama değer 583,92 gündür. Maya astronomları, bu küçük farkı da düzeltmeler yaparak telafi ediyordu.
Takvim ve astronomi, Maya krallarının iktidarının ayrılmaz bir parçasıydı. Bir kral tahta çıktığında, bir savaşa girdiğinde ya da bir törene katıldığında, bu olayın tam tarihi anıtlara kazınır ve çoğu zaman geçmişteki kutsal olaylarla ya da gökyüzündeki önemli anlarla ilişkilendirilirdi. Bazı yazıtlar, bir kralın tahta çıkışını, binlerce yıl önce gerçekleştiği düşünülen efsanevi bir olaya bağlar; bazıları ise, çok uzak bir geleceğe, yüzyıllar sonrasına uzanan tarihler verir. Zamanı hesaplamak, geçmişle bugünü ve geleceği birbirine bağlamak demekti; bu bağı kuran da, yazıcılar ve astronomlarla birlikte kralın kendisiydi. Maya kentlerindeki bazı yapıların, gündönümlerinde ve ekinokslarda güneşin doğduğu noktalara göre yönlendirildiği de bilinir; bu yapılar, gökyüzü gözlemini kent mimarisinin bir parçası yapıyordu.
Dönüş noktası — unutulan ve yeniden bulunan yazı
İspanyol fethinden sonra, Maya yazısını okuyup yazabilen son kişiler, on yedinci yüzyılda ortadan kalktı. Mayalar kendi dillerini Latin harfleriyle yazmaya başladı; eski işaretlerin anlamı unutuldu. Klasik dönemin büyük kentleri ise, fetihten yüzyıllar önce terk edilmişti; anıtları ormanın bitkileri altında kalmıştı.
On dokuzuncu yüzyılın ortasında, Avrupalı ve Amerikalı gezginler bu kentleri yeniden «keşfetmeye» başladı. Onların hayranlık uyandıran tasvirleri ve çizimleri, Maya uygarlığını dünyaya tanıttı; ama yazıtlar okunamıyordu. 1862'de, Fransız rahip Brasseur de Bourbourg, Madrid'deki bir kütüphanede Landa'nın kitabının unutulmuş bir kopyasını buldu ve yayımladı. 1880'lerden itibaren, Dresden'deki kraliyet kütüphanesinin müdürü Ernst Förstemann, kütüphanesindeki Maya kitabını inceleyerek, Uzun Sayım'ın ve Venüs tablolarının mantığını çözdü. Maya takviminin sayıları böylece okunabilir hâle geldi; ama yazının geri kalanı sessiz kaldı.
Yaygın yanlış«Maya takvimi 2012'de dünyanın sonunun geleceğini öngörüyordu.»
Bu iddia, 2000'lerde çok yaygınlaştı. Oysa Uzun Sayım'ın 21 Aralık 2012'de ulaştığı tarih, yalnızca büyük bir döngünün tamamlanmasıydı; tıpkı bir kilometre sayacının sıfırlanması ya da bir yüzyılın bitmesi gibi. Maya yazıtları, 2012'den çok sonrasına, binlerce yıl ötesine uzanan tarihlerden de söz eder. Bugün yaşayan Maya toplulukları da, 2012'yi bir kıyamet tarihi olarak görmedi. Bu yanlış, Maya takviminin, onu yaratanların değil, sonraki yüzyılların hayal gücüyle yorumlanmasının bir ürünüdür.
Cevap — bir yazının dönüşü
Maya yazısı, Amerika'da tam anlamıyla gelişmiş, dilin bütün seslerini ve sözcüklerini kaydedebilen bir yazı sistemiydi. Mayalar, bu yazıyla, sıfırı kullanan bir sayı sistemiyle ve dikkatli gözlemlerle, mitolojik bir başlangıçtan uzak geleceğe uzanan bir zaman hesabı ve gökyüzünü öngörebilen tablolar oluşturdu. Bu bilgi, fetih ve kitap yakmalarla büyük ölçüde yok oldu. Ama anıtlara kazınan yazılar, birkaç kitap ve bir rahibin yanlış anladığı bir alfabe, yazının yirminci yüzyılda yeniden okunmasını mümkün kıldı. Bugün Maya yazıtlarının büyük bölümü okunabiliyor.
Bugünle bağ — atalarının yazısını okuyanlar
Bugün Guatemala'da ve Meksika'da milyonlarca insan Maya dillerini konuşuyor. Son yıllarda, Maya toplulukları için düzenlenen atölyelerde, genç Mayalar atalarının yazısını okumayı ve yazmayı öğreniyor. Beş yüzyıl önce yakılan kitapların yazısı, onu yaratan halkın torunları tarafından yeniden kullanılıyor.
Birincil kaynak
Fransisken rahip Diego de Landa, 1560'larda yazdığı Yukatan anlatısında, Mayaların kitaplarını ve kendi yaptıklarını şöyle anlatır. Brasseur de Bourbourg'un yayımladığı İspanyolca metinden:
Usavan también esta gente de ciertos carateres o letras con las quales escrivian en sus libros sus cosas antiguas, y sus sciencias, y con ellas, y figuras, y algunas señales en las figuras entendían sus cosas, y las davan a entender y enseñavan. Hallamosles grande numero de libros destas sus letras, y porque no tenian cosa en que no uviesse superstición y falsedades del demonio se les quemamos todos, lo qual a maravilla sentían, y les dava pena.
Türkçesi: Bu halk, ayrıca, kitaplarına eski şeylerini ve bilimlerini yazdıkları belirli işaretler ya da harfler kullanırdı; bunlarla, resimlerle ve resimlerdeki bazı işaretlerle kendi işlerini anlar, anlatır ve öğretirlerdi. Onların bu harflerle yazılmış çok sayıda kitabını bulduk; ve içlerinde batıl inanç ve şeytanın yalanları olmayan hiçbir şey bulunmadığı için hepsini yaktık; bu, onları çok üzdü ve onlara acı verdi.
Kaynak: Diego de Landa, Relación de las cosas de Yucatán (y. 1566); Brasseur de Bourbourg (ed. ve çev.), Relation des choses de Yucatan (Paris: Arthus Bertrand, 1864), s. 316; Internet Archive. Türkçesi, İspanyolcasından bizim.
- Landa, Maya kitaplarının içeriğini nasıl tanımlıyor? «Eski şeyler» ve «bilimler» ifadeleri, kitapların neler içerdiğine dair ne düşündürüyor?
- Landa, kitapları yakma gerekçesini açıkça yazıyor. Bu gerekçe, onun Maya kültürüne hangi gözle baktığını gösteriyor?
- Landa, yakmanın Mayaları «çok üzdüğünü» de kaydediyor. Bu ayrıntı, bir yazarın farkında olmadan tanıklık ettiği şeyler hakkında ne öğretiyor?
Tarihçiler Tartışıyor
- J. Eric S. Thompson (1950) — Maya Hieroglyphic Writing: An Introduction adlı kitabında, Maya takvim işaretlerini ve astronomik yazıtları ayrıntılı biçimde inceledi. Maya yazısının büyük ölçüde sembolik ve dinsel olduğunu, sesleri kaydeden bir sistem olmadığını savundu; Mayaları gökyüzünü izleyen barışçıl rahip-bilginler olarak gördü. Bu görüş, onlarca yıl alana hâkim oldu.
- Yuri Knorozov (1952) — Sovetskaya Etnografiya dergisinde yayımladığı makalede, Landa'nın «alfabesinin» aslında bir hece listesinin parçaları olduğunu ileri sürdü. Maya yazısının, logogramlarla hece işaretlerini birleştiren bir sistem olduğunu savundu. Soğuk Savaş koşullarında Batı'da uzun süre görmezden gelinen bu görüş, sonunda çözümün temeli oldu.
- Tatiana Proskouriakoff (1960) — American Antiquity'de yayımladığı makalede, Piedras Negras'taki anıtların üzerindeki tarihlerin, tanrıların değil, gerçek kralların hayatlarındaki olayları, doğumlarını ve tahta çıkışlarını kaydettiğini gösterdi. Bu buluş, Maya yazıtlarının tarih belgeleri olduğunu kanıtladı ve Thompson'ın «rahip-bilginler» görüşünü sarstı.
- Linda Schele ve David Freidel (1990) — A Forest of Kings adlı kitaplarında, çözülen yazıtlara dayanarak Maya krallarının siyasal tarihini geniş bir okur kitlesine anlattılar. Maya dünyasını, savaşan, ittifak kuran ve kendi meşruiyetlerini törenler ve yazıtlarla kuran kralların dünyası olarak sundular.
Bu tartışmada tarihçiler, Maya yazısının ne olduğunu ve ne anlattığını farklı biçimlerde yanıtladı. Thompson, yazıyı sembolik, Mayaları ise barışçıl gökyüzü gözlemcileri olarak gördü. Knorozov, yazının sesleri de kaydettiğini göstererek çözümün yolunu açtı. Proskouriakoff, yazıtların tarihsel olayları anlattığını kanıtladı. Schele ve Freidel ise, çözülen yazıtlardan Maya krallarının siyasal tarihini kurdu. Bu tartışma, bir bilimsel görüşün, güçlü bir otoritenin desteğiyle onlarca yıl hâkim kalıp yeni kanıtlar karşısında nasıl değişebildiğinin bir örneğidir.
Derine İn
Maya yazısının çözülmesi, bilim tarihinin en ilginç hikâyelerinden biridir; çünkü çözüm, uzun süre yanlış bir varsayım yüzünden gecikti. Thompson, yirminci yüzyılın ortasında Maya araştırmalarının en saygın ismiydi. Onun görüşüne göre, Maya yazısı dili sesleriyle kaydeden bir sistem değil, fikirleri ve kavramları gösteren sembollerden oluşan bir yazıydı. Thompson, Landa'nın «alfabesinin» bir yanılgı olduğunu düşünüyor, onu ciddiye almıyordu. Aynı zamanda, Mayaları, zamanlarını gökyüzünü izleyerek ve takvim hesaplarıyla geçiren barışçıl rahip-bilginlerin toplumu olarak görüyordu.
1952'de, Leningrad'da çalışan genç bir Sovyet dilbilimci olan Knorozov, Maya bölgesine hiç gitmeden, yalnızca yayımlanmış kodeks fotoğraflarını ve Landa'nın metnini inceleyerek farklı bir sonuca vardı. Landa'nın «alfabesindeki» işaretlerin hece değeri taşıdığını, Maya yazısının da, Mısır hiyeroglifleri ya da Japon yazısı gibi, sözcük ve hece işaretlerini birlikte kullandığını ileri sürdü. Thompson, bu görüşe sert biçimde karşı çıktı; tartışma, Soğuk Savaş'ın siyasal gerilimleriyle de iç içe geçti. Knorozov'un çalışması, Batı'da uzun süre az okundu.
Kırılma, farklı yönlerden geldi. 1960'ta Proskouriakoff, yazıtların tarihsel olayları anlattığını gösterdi; bu, yazıtların içeriğine yeni bir gözle bakılmasını sağladı. 1973'te Meksika'nın Palenque kentinde düzenlenen bir toplantıda, bir grup genç araştırmacı, birkaç gün içinde Palenque krallarının bir listesini çıkardı; bunların en ünlüsü, 615'te tahta çıkan ve yaklaşık yetmiş yıl hüküm süren Pakal'dı. Thompson'ın 1975'teki ölümünden sonra, Knorozov'un hece yaklaşımı hızla benimsendi ve 1980'lerde, yazıtların büyük bölümü okunabilir hâle geldi.
Bu hikâye, bir bilimsel alanın, bir otoritenin görüşleri etrafında nasıl kapanabileceğini gösterir. Thompson'ın yanılgısı, onun büyük bilgisini ve Maya takvimine katkısını ortadan kaldırmaz; ama yeni fikirlere karşı direncin, bir yazının çözümünü onlarca yıl geciktirebildiğini de hatırlatır. Aynı zamanda, çözümün tek bir dehanın değil, farklı ülkelerden, farklı disiplinlerden, birbirinden habersiz ya da birbirine karşı çalışan pek çok insanın emeğinin ürünü olduğunu gösterir. Bir yazının yeniden okunması, geçmişte yaşamış insanların seslerini geri getirir; Maya kralları, bin yıl sonra, kendi adlarıyla yeniden konuşmaya başladı.
Hayatta kalan kitapların kendisi de ayrı bir hikâyedir. Dresden Kodeksi, on sekizinci yüzyılda Viyana'da bir özel koleksiyondan satın alınarak Dresden'e getirildi; nasıl Avrupa'ya ulaştığı bilinmiyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında Dresden'in bombalanmasında sular altında kalan bir bodrumda zarar gördü, ama kurtarıldı. Madrid ve Paris kodeksleri de, on dokuzuncu yüzyılda Avrupa kütüphanelerinde yeniden bulundu. Dördüncü kodeks ise, 1960'larda Meksika'da ortaya çıktı ve uzun süre sahte olduğundan şüphelenildi; ancak 2016'da yapılan ayrıntılı incelemeler onun özgün olduğunu doğruladı. Bu dört kitap, yakılan binlercesinin yalnızca küçük bir kalıntısıdır; ama onlarsız, Maya astronomisi ve takvimi hakkında bildiklerimizin büyük bölümü olmayacaktı. Her biri, bir savaştan, bir koleksiyoncunun merakından ya da bir kütüphanecinin dikkatinden geçerek bize ulaşmış, şansın ve emeğin birlikte koruduğu tanıklardır.
Uzman Notu
Temel literatür
- Brasseur de Bourbourg (ed. ve çev.), Diego de Landa, Relation des choses de Yucatan (Paris: Arthus Bertrand, 1864).
- John Lloyd Stephens, Incidents of Travel in Central America, Chiapas, and Yucatan, 2 cilt (New York: Harper & Brothers, 1841).
- J. Eric S. Thompson, Maya Hieroglyphic Writing: An Introduction (Washington: Carnegie Institution, 1950).
- Tatiana Proskouriakoff, «Historical Implications of a Pattern of Dates at Piedras Negras, Guatemala», American Antiquity 25 (1960), s. 454–475.
- Linda Schele ve David Freidel, A Forest of Kings: The Untold Story of the Ancient Maya (New York: William Morrow, 1990).
- Yuri Knorozov, «Drevnyaya pis'mennost' Tsentral'noy Ameriki», Sovetskaya Etnografiya 3 (1952).
Arşiv ve kaynak
Maya yazısının kaynakları, Klasik dönem kentlerindeki steller, sunaklar, tapınak panelleri ve çanak çömlekler üzerindeki yazıtlar; günümüze ulaşan dört kodeks, yani Dresden, Madrid ve Paris kodeksleri ile Meksika'da bulunan dördüncü bir kodeks; Landa'nın Yukatan anlatısı ve fetih sonrası Latin harfleriyle yazılmış Maya metinleridir. Landa'nın metni ve Stephens'in kitabı çevrimiçi arşivlerde bulunur. Dresden Kodeksi'nin yüksek çözünürlüklü görüntüleri, Dresden'deki Saksonya Eyalet Kütüphanesi'nin sitesinde incelenebilir.
Açık sorular
- Yakılan Maya kitaplarında, bugün bilmediğimiz hangi tarih ve bilim bilgileri vardı?
- Maya yazısı, sıradan halk arasında ne ölçüde okunup yazılabiliyordu?
- Maya astronomları, Venüs ve tutulma tablolarını hangi gözlem yöntemleriyle oluşturdu?
Mini sınav
- (Hedef 1) Maya yazısı hangi işaret türlerini birlikte kullanır? A) Yalnızca harfler B) Yalnızca resimler C) Sözcük işaretleri ve hece işaretleri D) Yalnızca sayılar
- (Hedef 2) 1562'de Maní'de Maya kitaplarını yaktıran Fransisken rahip kimdir? A) Brasseur de Bourbourg B) Diego de Landa C) Bernardino de Sahagún D) Ernst Förstemann
- (Hedef 1) Mayalar, Venüs'ün döngüsünü kaç gün olarak hesaplamıştı? A) 365 B) 260 C) 520 D) 584
- (Hedef 3) Landa'nın «alfabesinin» aslında bir hece listesinin parçaları olduğunu 1952'de ileri süren araştırmacı kimdir? A) Yuri Knorozov B) J. Eric S. Thompson C) Tatiana Proskouriakoff D) Linda Schele
- (Hedef 3) Piedras Negras'taki anıtların gerçek kralların hayatlarındaki olayları kaydettiğini gösteren araştırmacı kimdir? A) John Lloyd Stephens B) David Freidel C) Tatiana Proskouriakoff D) Frederick Catherwood
Açık uçlu soru
(Hedef 3) «Bir rahibin yaktığı kitaplar ile yanlış anladığı bir alfabe, Maya yazısının kaderini nasıl belirledi?» sorusunu tartış. Cevabında Landa'nın kitap yakmasını ve «alfabesini», Stephens'in Copán izlenimini, Förstemann'ın takvim çalışmasını, Knorozov'un hece yaklaşımını ve Proskouriakoff'un buluşunu kullan; Thompson ile Knorozov'un yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- C — Maya yazısı sözcük ve hece işaretlerini birlikte kullanır.
- B — Kitapları Diego de Landa yaktırmıştır.
- D — Mayalar Venüs'ün döngüsünü 584 gün olarak hesaplamıştı.
- A — Bu araştırmacı Yuri Knorozov'dur.
- C — Bu araştırmacı Tatiana Proskouriakoff'tur.
Kapsamlı bir cevap, Landa'nın kitap yakmasını ve İspanyol fethinden sonra yazının kullanımdan düşmesini, bilginin kaybolmasının nedenleri olarak açıklar. Stephens'in Copán izlenimini, on dokuzuncu yüzyılda Maya uygarlığının yeniden tanınmasının ama yazısının okunamamasının bir belgesi olarak kullanır. Förstemann'ın takvim ve Venüs tablolarını çözmesini, yazının ilk okunan kısmı olarak tartışır. Güçlü bir yanıt, Thompson'ın yazıyı sembolik sayan görüşünü, Knorozov'un Landa'nın «alfabesini» hece listesi olarak okuyan yaklaşımıyla karşılaştırır ve Proskouriakoff'un buluşunun bu tartışmayı nasıl değiştirdiğini gösterir.
Sonraki bölüme köprü
Maya yazıtları okunmaya başlayınca, Klasik dönemin güçlü kent devletlerinin dokuzuncu yüzyılda birer birer sustuğu da daha iyi anlaşıldı. Tikal, Copán, Palenque gibi kentlerde yeni anıtlar dikilmez oldu, saraylar boşaldı, nüfus büyük ölçüde azaldı. Bu çöküşü açıklamak için kuraklıklar, savaşlar, aşırı nüfus, orman kaybı ve siyasal kriz gibi pek çok neden öne sürüldü; son yıllarda göl tortularından ve mağara oluşumlarından elde edilen iklim verileri tartışmaya yeni bir boyut kattı. Sıradaki derste bu soruyu inceleyeceğiz: Maya şehirleri neden terk edildi, ve «çöküş» sözcüğü, Mayaların hikâyesini anlatmak için doğru bir sözcük mü?