Öğrenme hedefleri
- Samuray sınıfının ortaya çıkışını, Kamakura şogunluğunun kuruluşunu ve Japonya'nın Tokugawa altında birleşmesini kronolojik olarak açıklayabileceksin.
- Heike Monogatari'deki Atsumori'nin ölümü anlatısını kullanarak, savaşçı ideallerinin edebiyatta nasıl biçimlendiğini değerlendirebileceksin.
- «Bushidō» kavramının ne zaman ve nasıl yaygınlaştığını, samurayların tarihteki gerçek davranışlarıyla karşılaştırarak tartışabileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir kıyıda bir flüt
1184'ün başında, Japonya'nın iç denizindeki Ichi-no-tani'de, Taira ailesinin ordusu yenilgiye uğramıştı. Taira soyluları, kıyıda bekleyen gemilere ulaşmak için denize doğru kaçıyordu. Minamoto tarafında savaşan Kumagai Naozane adlı doğulu bir savaşçı, atını denize sürmüş bir düşman atlısını geri çağırdı, onu attan düşürdü ve başını kesmek için miğferini çıkardı. Miğferin altından on altı ya da on yedi yaşında, yüzü pudralanmış, dişleri saray âdetine göre karartılmış bir genç çıktı; Kumagai'nin kendi oğlunun yaşındaydı.
Kumagai onu bağışlamak istedi; ama arkadan başka Minamoto atlıları geliyordu. Genci kendi eliyle öldürdü ve ağladı. Ölünün kemerinde brokar bir kese içinde bir flüt buldu. Heike Monogatari adlı savaş destanına göre, bu olaydan sonra Kumagai'nin gönlü dine döndü ve sonunda bir keşiş oldu. Bu bölümün sorusu şu: Samuraylar kimdi, nasıl olup da Japonya'nın yöneticileri oldular, ve onlara atfedilen ideallerin ne kadarı gerçek, ne kadarı sonraki yüzyılların yarattığı bir imgeydi?
Bağlam — eyaletlerin atlı okçuları
Heian döneminde, imparatorluk sarayı kendi ordusunu büyük ölçüde dağıtmıştı. Eyaletlerde düzeni korumak, soyluların ve tapınakların malikânelerini savunmak ve vergileri toplamak için silahlı adamlara ihtiyaç vardı. Bu işi, özellikle Japonya'nın doğusundaki Kantō ovasında, at üzerinden ok atmada ustalaşmış yerel savaşçı aileler üstlendi. Bu savaşçılar, «hizmet eden» anlamına gelen bir sözcükten türeyen samuray adıyla anılmaya başladı.
Onuncu yüzyılda, Taira no Masakado adlı bir savaşçı, doğuda kendini «yeni imparator» ilan edecek kadar güçlendi; ama başka savaşçı ailelerin eliyle yenildi. Bu olay, savaşçıların hem sarayın düzenini tehdit edebildiğini hem de sarayın onlara bağımlı olduğunu gösterdi. Sonraki iki yüzyılda, atalarını tahttan uzaklaştırılmış prenslere dayandıran iki soy, Taira ve Minamoto, savaşçı ailelerin en güçlü önderleri oldu.
Gelişme — Kamakura'nın savaşçı yönetimi
Önceki bölümde gördüğümüz gibi, 1185'te sona eren Genpei Savaşı'ndan Minamoto no Yoritomo galip çıktı. Yoritomo, sarayın bulunduğu Kyoto'ya yerleşmek yerine, doğudaki Kamakura'da kaldı. Burada, kendine bağlılık yemini eden savaşçılarla, yani gokenin denen «ev adamları» ile özel bir ilişki kurdu. Sarayın onayıyla, eyaletlere askerî valiler ve malikânelere kendi adamlarından kâhyalar atadı; bu kâhyalar, malikânelerin gelirinden pay alıyor ve düzeni koruyordu. 1192'de imparator, Yoritomo'ya şogun unvanını verdi.
Yoritomo'nun 1199'daki ölümünden sonra, gerçek güç eşi Hōjō Masako'nun ailesine, Hōjō ailesine geçti. Hōjō'lar, şogunluğu kukla şogunlar adına yöneten naipler oldu. 1221'de emekli imparator Go-Toba, Kamakura'ya karşı ayaklandı; ama Masako'nun savaşçılara yaptığı, Yoritomo'nun onlara sağladığı iyilikleri hatırlatan konuşmasıyla toplanan ordu, sarayın güçlerini kısa sürede yendi. Bu zaferden sonra, Kamakura'nın gücü batı Japonya'ya da yayıldı.
1232'de naip Hōjō Yasutoki, savaşçıların toprak anlaşmazlıklarını çözmek için elli bir maddelik bir yasa derlemesi yayımladı. Bu yasa, saray aristokrasisinin Çin'den alınmış eski yasalarından farklı olarak, savaşçıların kendi gelenek ve uygulamalarına dayanıyordu. Yasanın bazı maddeleri, kadınların toprak miras almasını ve mülklerini evlat edindikleri çocuklara bırakmasını düzenliyordu; Kamakura döneminde kadınlar, kâhya olarak da görev yapabiliyordu. Kamakura'da, Çin'den gelen keşişlerin de katkısıyla, Zen Budizmi savaşçı önderler arasında yaygınlaştı; sade ve disiplinli bir yaşamı öğütleyen bu öğreti, sonraki yüzyıllarda samuray kültürünün önemli bir parçası olarak anıldı.
Dönüş noktası — savaşan ülke ve birleşme
Kamakura şogunluğu, on üçüncü yüzyılın sonundaki Moğol istilalarını püskürttü; ama savaşa katılan savaşçılara yeterli ödül veremediği için zayıfladı. 1333'te İmparator Go-Daigo'nun ayaklanmasıyla yıkıldı. Kısa bir süre sonra, Ashikaga ailesi Kyoto'da yeni bir şogunluk kurdu. Ama Ashikaga şogunları, eyaletlerdeki güçlü askerî valileri denetim altında tutmakta zorlandı. 1467'de Kyoto'da başlayan ve on yıl süren bir iç savaş, başkenti büyük ölçüde yıktı ve şogunluğun otoritesini fiilen sona erdirdi. Sonraki yüzyıla Japonlar, Çin'deki Savaşan Devletler dönemine benzeterek, sengoku, yani «savaşan ülke» çağı der. Bu dönemde, daimyō denen yüzlerce yerel savaş beyi, birbirleriyle savaştı.
On altıncı yüzyılın ikinci yarısında, üç büyük önder Japonya'yı yeniden birleştirdi. Oda Nobunaga, Portekizlilerin getirdiği tüfekleri ordusunda etkili biçimde kullanarak rakiplerinin çoğunu yendi. Onun 1582'de bir komutanının ihanetiyle ölümünden sonra, alçak bir aileden gelen Toyotomi Hideyoshi birleşmeyi tamamladı. Hideyoshi, 1588'de köylülerin silahlarını toplatan bir «kılıç avı» başlattı ve savaşçılar ile köylüler arasındaki sınırı kesinleştirdi. 1592'de ve 1597'de Kore'yi işgal etti; ama bu seferler başarısız oldu. Hideyoshi'nin ölümünden sonra, Tokugawa Ieyasu, 1600'de Sekigahara Savaşı'nı kazandı ve 1603'te şogun oldu.
Yaygın yanlış«Samuraylar, her koşulda efendilerine ölümüne sadık kalan ve yazılı bir onur yasası olan bushidō'ya bağlı savaşçılardı.»
Ortaçağ samurayları, çoğu zaman toprak, ödül ve ailelerinin çıkarı için savaşıyordu; taraf değiştirmek sık görülen bir davranıştı. 1600'deki Sekigahara Savaşı'nda, bazı büyük savaş beylerinin savaşın ortasında taraf değiştirmesi, sonucu belirledi. «Bushidō» sözcüğü, on yedinci yüzyıldan önce çok az kullanıldı; bütünlüklü bir ahlak düzeni olarak yaygınlaşması ise, on dokuzuncu yüzyılın sonunda, samuray sınıfı kaldırıldıktan sonra oldu.
Cevap — savaşçıdan memura
Samuraylar, Heian döneminde eyaletlerde düzeni koruyan atlı okçular olarak ortaya çıktı; sarayın onlara bağımlılığı arttıkça güçlendiler ve 1185'ten sonra, şogunların önderliğinde, Japonya'nın fiilî yöneticileri oldular. Kamakura'dan Tokugawa'ya kadar yedi yüzyıl boyunca, savaşçı sınıf toprakları, yargıyı ve vergileri denetledi. Ama samurayların davranışları, sonraki yüzyıllarda anlatılan ideallerden çok daha karmaşıktı. Heike Monogatari gibi destanlar, onların zaferlerini ve yenilgilerini Budist bir ahlak öyküsüne dönüştürdü; Nitobe gibi modern yazarlar ise onların değerlerini, Japonya'nın yeni ulusal kimliğinin temeli olarak yeniden anlattı.
Bugünle bağ — bir imgenin yolculuğu
Bugün samuraylar, filmlerde, çizgi romanlarda ve video oyunlarında dünyanın her yerinde tanınan bir imge. Bu imgenin önemli bir kısmı, Tokugawa döneminin ve özellikle on dokuzuncu yüzyıl sonunun ürünüdür. Yirminci yüzyılın ilk yarısında, bushidō anlayışı Japon ordusunda askerlerin ölümüne sadakatini teşvik etmek için kullanıldı. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ise, samuray imgesi daha çok bireysel disiplin, onur ve ustalık gibi değerlerle ilişkilendirildi. Aynı tarihsel sınıf, farklı dönemlerde çok farklı amaçlar için yeniden yorumlandı.
Birincil kaynak
Heike Monogatari, Kumagai Naozane'nin Atsumori'yi öldürmesinden sonraki anları şöyle anlatır. A. L. Sadler'ın 1921 tarihli İngilizce çevirisinden:
"Alas!" he cried, "what life is so hard as that of a soldier? Only because I was born of a warrior family must I suffer this affliction! How lamentable it is to do such cruel deeds!" And he pressed his face to the sleeve of his armour and wept bitterly. Then, wrapping up the head, he was stripping off the young man's armour, when he discovered a flute in a brocade bag that he was carrying in his girdle.
Türkçesi: «Eyvah!» diye bağırdı, «bir askerin hayatından daha zor hangi hayat vardır? Yalnızca bir savaşçı ailesinde doğduğum için bu acıya katlanmak zorundayım! Böyle acımasız işler yapmak ne kadar yürek paralayıcı!» Yüzünü zırhının koluna bastırıp acı acı ağladı. Sonra başı sarıp gencin zırhını çıkarırken, kemerinde brokar bir kese içinde taşıdığı bir flüt buldu.
Kaynak: Heike Monogatari, dokuzuncu kitap, «Atsumori'nin Ölümü»; A. L. Sadler (çev.), «The Heike Monogatari», Transactions of the Asiatic Society of Japan 49, 1. kısım (1921), s. 158; Internet Archive. Türkçesi, Sadler'ın İngilizcesinden bizim.
- Kumagai, kendi davranışını hangi gerekçeyle açıklıyor? Bu gerekçe, savaşçı sınıfının kimliği hakkında ne söylüyor?
- Atsumori'nin flütü, doğulu savaşçılar ile başkentteki Taira soyluları arasındaki farkı nasıl simgeliyor?
- Heike Monogatari, Budist keşiş ozanların söylediği edebî bir eserdir. Bu durum, Kumagai'nin duygularının anlatılışını nasıl etkilemiş olabilir?
Tarihçiler Tartışıyor
- Jeffrey Mass (1974) — Kamakura döneminin savaşçı yönetimini, özellikle Japonya'nın doğusundaki topraklar üzerinden inceledi. Kamakura bakufusunun, sarayı ortadan kaldıran bir devrimci güç değil, saray düzeninin içinde, onun onayıyla ve eski kurumları kullanarak işleyen yeni bir yönetim olduğunu gösterdi.
- Eiko Ikegami (1995) — Samurayların şeref anlayışının tarihini, ortaçağdan Tokugawa dönemine kadar inceledi. Ortaçağ samuraylarının şerefinin, kişisel cesarete, aile adına ve toprak ödüllerine dayandığını; Tokugawa döneminde ise, barış içinde memurlaşan samurayların şeref anlayışının, devlete ve efendiye sadakat etrafında «evcilleştirildiğini» savundu.
- Karl Friday (2004) — Erken ortaçağ Japonya'sında savaşı ve savaşçıları inceledi. Savaşçıların, sonraki efsanelerde anlatıldığı gibi teke tek düellolar ve katı onur kurallarıyla değil, çoğu zaman pragmatik, baskın ve pusu gibi yöntemlerle savaştığını; onların davranışlarının dönemin siyasal ve ekonomik koşullarıyla açıklanması gerektiğini gösterdi.
- Oleg Benesch (2014) — «Bushidō» kavramının tarihini inceledi. Bu kavramın, samuray sınıfı kaldırıldıktan sonra, on dokuzuncu yüzyılın sonunda, Japonya'nın modernleşmesi ve Batı ile karşılaşması sırasında, ulusal bir kimlik ve ahlak düzeni olarak «icat edildiğini» ve yirminci yüzyılda farklı amaçlarla kullanıldığını gösterdi.
Bu tartışmada tarihçiler, samurayları farklı açılardan değerlendirir. Mass ve Friday, ortaçağ savaşçılarının gerçek siyasal ve askerî davranışlarına bakar: biri savaşçı yönetiminin sarayla ilişkisini, öteki savaşın pratik yüzünü öne çıkarır. Ikegami ve Benesch ise, samuray değerlerinin zaman içinde nasıl değiştiğini inceler: biri şeref anlayışının dönüşümünü, öteki bushidō'nun modern bir kavram olarak doğuşunu gösterir. Bu yaklaşımlar birlikte, samurayların hem tarihsel bir sınıf hem de sonradan kurulmuş bir imge olarak incelenmesi gerektiğini gösterir.
Derine İn
Tokugawa döneminde, samurayların hayatı köklü biçimde değişti. Sekigahara'dan sonra yaklaşık iki buçuk yüzyıl boyunca Japonya'da büyük bir savaş olmadı. Samuraylar, köylerden alınıp savaş beylerinin kale kentlerine yerleştirildi; toprak yerine, efendilerinden pirinç olarak ödenen maaşlar aldılar. Artık savaşmayan samurayların çoğu, yönetici, kâtip, vergi görevlisi ve öğretmen oldu. Hâlâ kılıç taşıyorlardı ve toplumun en üst sınıfıydılar; ama gerçek hayatları, bir askerden çok bir memurun hayatına benziyordu. Bu dönemde, savaşı hiç görmemiş samurayların, savaşçıların nasıl davranması gerektiğini anlatan kitaplar yazması, «ideal samuray» imgesinin biçimlenmesinde önemli bir rol oynadı.
Tokugawa şogunluğu, savaş beylerini denetim altında tutmak için dikkatli bir düzen kurdu. Daimyōlar, her iki yıldan birini şogunun başkenti Edo'da geçirmek zorundaydı; Edo'dan ayrıldıklarında aileleri orada rehine gibi kalıyordu. Bu düzen, daimyōların büyük masraflar yapmasına ve Edo'nun dünyanın en büyük kentlerinden biri hâline gelmesine yol açtı. Tokugawa, 1630'lardan sonra Hristiyanlığı yasakladı ve dış ticareti sınırlı limanlarda, Çinli ve Hollandalı tüccarlarla sınırladı.
On dokuzuncu yüzyılın ortasında, Amerikan savaş gemilerinin 1853'te Edo körfezine gelmesi, Tokugawa düzenini sarstı. Ülkeyi açmaya zorlanan şogunluğa karşı çıkan samuraylar, imparatorun gücünü yeniden kurmak için ayaklandı; 1868'de şogunluk yıkıldı ve Meiji dönemi başladı. Yeni hükümet, sınıf ayrımlarını kaldırdı; 1876'da samurayların kılıç taşıması yasaklandı ve maaşları kaldırıldı. Bir yıl sonra, eski samurayların bir kısmı, Saigō Takamori'nin önderliğinde ayaklandı; bu ayaklanma, yeni kurulan ve köylülerden oluşan ulusal ordu tarafından bastırıldı. Samuray sınıfı böylece tarihe karıştı. Ama eski samuray ailelerinden gelen pek çok kişi, yeni Japonya'nın devlet adamları, subayları, öğretmenleri ve iş adamları oldu; samurayların eğitim düzeyi ve yönetim deneyimi, Meiji döneminin hızlı modernleşmesinde önemli bir kaynak oluşturdu. Sınıf ortadan kalktı, ama ona mensup insanlar yeni devletin kurucuları arasında yer aldı.
Samuray toplumunda kadınların yeri de zamanla değişti. Kamakura döneminde, Yoritomo'nun dul eşi Masako, keşiş olduktan sonra da «keşiş şogun» diye anılacak kadar büyük bir güç kullandı; kadınlar miras alabiliyor ve topraklarını yönetebiliyordu. Ama on dördüncü yüzyıldan itibaren, savaşların artmasıyla, toprakların mirasçılar arasında bölünmesi yerine tek bir erkek mirasçıya bırakılması yaygınlaştı; bu değişiklik, kadınların mülk üzerindeki haklarını büyük ölçüde daralttı. Tokugawa döneminde ise samuray ailelerinde kadınlar, Konfüçyüsçü ahlak kitaplarının öğütlediği itaatkâr eş ve anne rolüne bağlandı.
Samuray sınıfı ortadan kalktıktan sonra, onun hatırası yeniden yorumlandı. Japonya'nın yeni devlet adamları ve yazarları, Batı ile rekabet eden bir ulus olarak, kendi geleneklerinde Batılıların saygı duyacağı değerler aradı. Nitobe'nin kitabı bu arayışın bir ürünüydü. Benesch'in gösterdiği gibi, bushidō kavramı, Rus-Japon Savaşı'ndan sonra Japonya'da da büyük bir popülerlik kazandı; okullarda ve orduda öğretildi. Bu, tarihsel bir sınıfın, yok olduktan sonra, modern bir ulusun ideolojisine nasıl dönüşebildiğinin çarpıcı bir örneğidir.
Uzman Notu
Temel literatür
- A. L. Sadler (çev.), «The Heike Monogatari», Transactions of the Asiatic Society of Japan 46, 2. kısım (1918) ve 49, 1. kısım (1921).
- Inazō Nitobe, Bushido: The Soul of Japan, gözden geçirilmiş baskı (Tokyo: Teibi, 1908).
- Jeffrey P. Mass, Warrior Government in Early Medieval Japan: A Study of the Kamakura Bakufu, Shugo, and Jitō (New Haven: Yale University Press, 1974).
- Eiko Ikegami, The Taming of the Samurai: Honorific Individualism and the Making of Modern Japan (Cambridge, Mass.: Harvard University Press, 1995).
- Karl F. Friday, Samurai, Warfare and the State in Early Medieval Japan (New York: Routledge, 2004).
- Oleg Benesch, Inventing the Way of the Samurai: Nationalism, Internationalism, and Bushidō in Modern Japan (Oxford: Oxford University Press, 2014).
Arşiv ve kaynak
Kamakura dönemi için başlıca kaynaklar, bakufunun resmî kroniği Azuma Kagami, 1232 tarihli savaşçı yasası ve malikânelerin belgeleridir. Heike Monogatari ve öteki savaş destanları, olayları edebî ve dinsel bir bakışla anlatır. Tokugawa dönemi için, bakufunun ve daimyōların arşivleri, yasaları ve samurayların yazdığı sayısız kitap ve günlük korunmuştur. Sadler'ın Heike çevirisi ve Nitobe'nin kitabı çevrimiçi arşivlerde okunabilir.
Açık sorular
- Kamakura bakufusu, Heian saray düzeninin bir devamı mıydı, yoksa ondan köklü bir kopuş mu?
- Samurayların sadakati, bir ahlak ilkesi miydi, yoksa toprak ve ödüle dayanan bir çıkar ilişkisi mi?
- Bushidō, samuray tarihinin bir özeti mi, yoksa modern Japonya'nın kendine yarattığı bir geçmiş mi?
Mini sınav
- (Hedef 1) 1192'de şogun unvanını alan ve Kamakura bakufusunu kuran önder kimdir? A) Tokugawa Ieyasu B) Minamoto no Yoritomo C) Oda Nobunaga D) Taira no Kiyomori
- (Hedef 1) 1588'de köylülerin silahlarını toplatan «kılıç avı»nı başlatan önder kimdir? A) Toyotomi Hideyoshi B) Hōjō Yasutoki C) Tokugawa Ieyasu D) Go-Daigo
- (Hedef 2) Heike Monogatari'ye göre Kumagai, öldürdüğü gencin kemerinde ne buldu? A) Bir mektup B) Bir mühür C) Bir flüt D) Bir sutra
- (Hedef 3) «Bushidō» kavramını 1900'de İngilizce bir kitapla Batılı okurlara tanıtan yazar kimdir? A) Oleg Benesch B) Eiko Ikegami C) Karl Friday D) Nitobe Inazō
- (Hedef 3) Bushidō'nun on dokuzuncu yüzyılın sonunda modern bir kavram olarak «icat edildiğini» gösteren tarihçi kimdir? A) Jeffrey Mass B) Karl Friday C) Oleg Benesch D) Eiko Ikegami
Açık uçlu soru
(Hedef 3) «Samuraylar gerçekten bushidō'ya göre mi yaşadı?» sorusunu tartış. Cevabında Heike Monogatari'deki Atsumori anlatısını, Nitobe'nin bushidō tanımını, Sekigahara'daki taraf değiştirmeleri ve Tokugawa dönemindeki samurayların hayatını kullan; Ikegami ile Benesch'in yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- B — Kamakura bakufusunu Minamoto no Yoritomo kurdu.
- A — Kılıç avını Toyotomi Hideyoshi başlattı.
- C — Kumagai bir flüt buldu.
- D — Bu yazar Nitobe Inazō'dur.
- C — Bu tarihçi Oleg Benesch'tir.
Kapsamlı bir cevap, Heike Monogatari'nin samurayları Budist bir ahlak öyküsü içinde anlattığını ve Kumagai'nin acısının edebî bir yorum olduğunu açıklar. Nitobe'nin bushidō'yu yazılmamış ama yüzyıllar boyunca biçimlenmiş bir ahlak düzeni olarak sunduğunu, ama bu tanımın 1900'deki Japonya'nın ihtiyaçlarını yansıttığını gösterir. Sekigahara'daki taraf değiştirmeleri ve ortaçağ samuraylarının toprak ve ödül için savaşmasını, idealin gerçekle çeliştiği örnekler olarak kullanır. Ikegami'nin şeref anlayışının Tokugawa döneminde dönüştüğünü gösteren yorumunu, Benesch'in bushidō'nun modern bir icat olduğunu savunan çalışmasıyla karşılaştırır.
Sonraki bölüme köprü
Kamakura şogunluğunun karşılaştığı en büyük sınav, denizin ötesinden geldi. 1268'de, Çin'i fethetmekte olan Kubilay Han, Japonya'ya bir mektup göndererek boyun eğmesini istedi. Kamakura'daki Hōjō naibi, bu isteği reddetti. 1274'te ve 1281'de, Kore ve Çin limanlarından yola çıkan Moğol filoları, Japonya'nın güneybatısındaki Kyushu kıyılarına çıktı. Sıradaki derste bu istilaları inceleyeceğiz: Japon savaşçılar Moğollara nasıl karşılık verdi, «ilahî rüzgâr» anlatısı nasıl doğdu, ve bu savaşlar Kamakura şogunluğunun sonunu neden hızlandırdı?