Öğrenme hedefleri
- Kubilay döneminden sonra batıdaki üç Moğol hanlığının, İlhanlılar, Altın Orda ve Çağatay Hanlığı'nın siyasal gelişimini karşılaştırabileceksin.
- Moğol hükümdarlarının İslam'ı kabul etmesini, İbn Battuta'nın ve Süryani bir kroniğin anlatılarını kullanarak değerlendirebileceksin.
- On dördüncü yüzyılda hanlıkların zayıflamasını ve Timur'un yükselişini, Cengizli meşruiyeti kavramıyla birlikte tartışabileceksin.
Okuma metni
Kanca — yürüyen bir kent
1330'ların başında Faslı gezgin İbn Battuta, Kafkasya'nın kuzeyindeki bozkırda, Altın Orda hükümdarı Özbek Han'ın ordugâhını beklerken şaşırtıcı bir manzarayla karşılaştı. Uzaktan yaklaşan şey, bir ordudan çok, bütün halkıyla yer değiştiren büyük bir kentti: camileri ve çarşıları vardı, mutfaklarının dumanı havaya yükseliyordu, çünkü yolda yürürken yemek pişiriliyordu. Kent konaklama yerine varınca, hafif çadırlar arabalardan indirilip yere kuruldu; camiler ve dükkânlar da aynı biçimde kuruldu.
İbn Battuta'yı en çok şaşırtan, hanın eşlerinin, yani hatunların konumuydu. Cuma günleri han, altın yaldızlı bir köşkte, dört eşi yanında, halkın gözü önünde otururdu. Müslüman bir hükümdarın, göçebe bir bozkır sarayında böyle yaşaması, Moğol hanlıklarının bu dönemde geçirdiği dönüşümü yansıtır. Bu bölüm iki şeyi soruyor: Moğolların batıda kurduğu üç hanlık, yönettikleri toprakların kültürüne nasıl uyum sağladı, ve on dördüncü yüzyılda bu devletlere ne oldu?
Bağlam — üç yol
DT-119.07'de gördüğümüz gibi, 1260'tan sonra Moğol dünyası dört büyük hanlığa ayrılmıştı. Çin'deki Yuan'ın dışında kalan üç hanlık, farklı coğrafyalarda, farklı halkları yönetiyordu. İran'da ve Irak'ta, Hülagü'nün soyundan gelen İlhanlılar, eski Pers ve İslam devlet geleneğinin mirasçısı oldu; başkentleri Tebriz'di. İdil boylarında ve Karadeniz'in kuzeyinde, Cuci'nin soyundan gelen Altın Orda hanları, Kıpçak bozkırlarını ve Rus prensliklerini yönetiyordu. Orta Asya'da, Cengiz'in ikinci oğlu Çağatay'ın soyundan gelenler, Maveraünnehir'in kentlerini ve doğudaki bozkırları elde tutuyordu.
Bu hanlıklar arasındaki ilişkiler, çoğu zaman düşmancaydı. Altın Orda ile İlhanlılar, Kafkasya'daki otlaklar için onlarca yıl savaştı. Orta Asya'da, Ögedey'in torunu Kaydu, 1260'lardan 1301'deki ölümüne kadar, Çağatay prenslerini de yanına alarak Yuan'a karşı kendi bağımsız gücünü kurdu. 1304'te hanlıklar arasında genel bir barış yapıldı; ama bu barış kısa sürdü.
Gelişme — hükümdarların ihtidası
İlk Moğol hanları, dinler arasında bir tercih yapmadı. Onlar Gök Tanrı'ya ve atalarının ruhlarına saygı gösteriyor, bir yandan da Budist rahiplere, Hristiyan papazlara, Müslüman din adamlarına ve Taocu ustalara vergi muafiyeti tanıyor, hepsinden kendileri için dua etmelerini istiyordu. Ama batıdaki hanlıklar, zamanla yönettikleri halkların çoğunluğunun dinine yöneldi.
Altın Orda'da, Batu'nun kardeşi Berke, 1250'lerde İslam'ı kabul eden ilk Moğol hükümdarlarından biriydi; ama ondan sonra gelen hanlar bu yolu hemen izlemedi. İlhanlılar ise uzun süre Budizme ve Hristiyanlara yakın durdu; Hülagü'nün baş eşi Dokuz Hatun da Nesturi kilisesine bağlıydı, Hülagü'nün oğlu Abaka bir Bizans prensesiyle evlendi. İlhanlı hükümdarı Argun'un ölümünden sonra, 1290'larda, taht için kanlı bir mücadele başladı. Bu mücadelede, ordunun büyük bölümünün ve Moğol soylularının artık Müslüman olması belirleyici bir rol oynadı.
Dönüş noktası — Gazan Han ve Özbek Han
Baydu'yu deviren, Argun'un oğlu Gazan oldu. Gazan, Budist olarak yetiştirilmişti; ama ordusunun güçlü komutanı Nevruz'un etkisiyle, 1295'te tahta çıkmadan kısa bir süre önce İslam'ı kabul etti. Tahta çıktıktan sonra «İslam padişahı» unvanını kullandı. Kaynaklara göre, ilk aylarda Nevruz'un buyruğuyla kiliseler, sinagoglar ve Budist tapınakları yıkıldı; bir süre sonra Gazan bu uygulamayı yumuşattı. Gazan, vergi sistemini, parayı ve ölçüleri düzenleyen kapsamlı reformlar yaptı. Veziri Reşîdüddin'e, Moğolların ve dünyanın tarihini anlatan büyük bir eser, Câmiü't-Tevârîh'i yazdırdı. Reşîdüddin, Yahudi kökenli bir hekim ailesinden gelmiş, genç yaşta İslam'ı kabul etmiş ve İlhanlı sarayında yükselmişti. Onun yönetiminde yazılan tarih, Çin'den Avrupa'ya kadar bilinen dünyanın halklarını anlatan ilk büyük dünya tarihlerinden biri oldu; Moğol sarayına gelen Çinli, Kaşmirli ve Avrupalı bilgilerden yararlanıyordu. Ama saraydaki rekabet, onun sonunu da getirdi: 1318'de, hükümdarı zehirlemekle suçlanarak idam edildi. Gazan'ın kardeşi Olcaytu, yeni başkent Sultaniye'yi kurdu ve orada kendisi için büyük bir türbe yaptırdı.
Altın Orda'da, 1313'te tahta çıkan Özbek Han, İslam'ı hanlığın resmî dini hâline getirdi. Özbek'in döneminde, hanlığın İdil kıyısındaki merkezi Saray, Kıpçak bozkırları ile Akdeniz, İran ve Orta Asya arasında büyük bir ticaret merkezi oldu. Hanlığın yönetici sınıfı, zamanla Moğolca yerine, yönettikleri halkların dili olan Kıpçak Türkçesini konuşmaya başladı. Rus prensleri ise Özbek Han'a vergi ödemeye ve tahtlarını ondan onaylatmaya devam etti. Özbek'in sarayında Cenevizli ve Venedikli tüccarlar, Bizans elçileri ve Mısır'dan gelen Memlük temsilcileri bir arada bulunuyordu; Özbek, Memlük sultanıyla evlilik yoluyla bir ittifak da kurmuştu. Altın Orda, böylece, İslam dünyası ile Avrupa arasında bir köprü rolü oynadı.
Yaygın yanlış«Moğollar, fethettikleri halklara kendi dinlerini zorla kabul ettirdi.»
Moğol hanlarının ilk kuşakları, dinler arasında bir tercih yapmadı ve farklı dinlerin din adamlarına ayrıcalıklar tanıdı. Batıdaki hanlıklarda gerçekleşen din değişimi, tersi yönde oldu: Moğol hükümdarları ve soyluları, yönettikleri halkların çoğunluğunun dini olan İslam'ı benimsedi. Bu değişim, kimi zaman öteki dinlerin mensuplarına karşı baskılara yol açtı; ama Moğolların kendi eski inançlarını fethedilen halklara dayatması söz konusu değildi.
Cevap — uyum ve dağılma
Batıdaki üç Moğol hanlığı, yönettikleri halkların dinini, dilini ve devlet geleneklerini giderek benimsedi. İlhanlılar İran'ın Fars ve İslam kültürünün, Altın Orda Kıpçak Türklerinin, Çağatay Hanlığı ise Maveraünnehir'in Türk ve Fars kültürünün parçası oldu. Ama bu uyum, hanlıkların içinde yeni gerilimler de yarattı: kentli ve Müslüman olanlar ile bozkır geleneklerine bağlı kalanlar arasında sık sık çatışmalar çıktı. On dördüncü yüzyılın ortasında, taht kavgaları, salgınlar ve ticaretin aksaması, üç hanlığı da zayıflattı; yerlerine, Cengizli meşruiyetini kullanan ama Cengiz soyundan olmayan yeni güçler yükseldi.
Bugünle bağ — bir adın mirası
Bugün Orta Asya'nın en kalabalık halklarından birine adını veren Özbekler, bu adı, bazı yorumlara göre, Altın Orda'nın hükümdarı Özbek Han'ın yönettiği halklardan alır. Kazan, Kırım ve Astrahan gibi Tatar hanlıkları da Altın Orda'nın dağılmasından doğdu; Kırım Hanlığı, Cengiz soyundan gelen hanlarıyla on sekizinci yüzyılın sonuna kadar varlığını sürdürdü. Moğol hanlıklarının mirası, böylece, Rusya'dan İran'a, Orta Asya'dan Karadeniz'e kadar bugünkü pek çok halkın ve devletin tarihine karışmıştır.
Birincil kaynak
İbn Battuta, Altın Orda topraklarında gördüğü ve onu en çok şaşırtan şeylerden birini şöyle anlatır. H. A. R. Gibb'in 1929 tarihli İngilizce çevirisinden:
A remarkable thing which I saw in this country was the respect shown to women by the Turks, for they hold a more dignified position than the men. […] I saw also the wives of the merchants and commonalty. One of them will sit in a waggon which is being drawn by horses, attended by three or four maidens to carry her train, and on her head she wears a conical headdress incrusted with pearls and surmounted by peacock feathers. The windows of the tent are open and her face is visible, for the Turkish women do not veil themselves.
Türkçesi: Bu ülkede gördüğüm dikkate değer şeylerden biri, Türklerin kadınlara gösterdiği saygıydı; kadınlar onların yanında erkeklerden daha itibarlı bir konumdadır. […] Tüccarların ve halkın eşlerini de gördüm. Onlardan biri atların çektiği bir arabada oturur, eteğini taşıyan üç dört hizmetçi kız ona eşlik eder; başında incilerle süslü, tepesinde tavus kuşu tüyleri bulunan konik bir başlık vardır. Çadırın pencereleri açıktır ve yüzü görünür, çünkü Türk kadınları yüzlerini örtmez.
Kaynak: İbn Battuta, Rıhle; H. A. R. Gibb (çev.), Ibn Battuta: Travels in Asia and Africa, 1325–1354 (Londra: Routledge, 1929), s. 145–146; Internet Archive. Türkçesi, Gibb'in İngilizcesinden bizim.
- İbn Battuta, Altın Orda'daki kadınların konumunu neden «dikkate değer» buluyor? Bu şaşkınlık, onun kendi toplumu hakkında ne söylüyor?
- İbn Battuta hem soylu hem sıradan kadınları gözlemliyor. Bu iki gözlem, bozkır toplumunda kadınların konumu hakkında ne gösteriyor?
- Bir gezginin «bu ülkede gördüğüm» diye başlayan genellemesi, bir toplumun bütününü ne ölçüde yansıtabilir?
Tarihçiler Tartışıyor
- Beatrice Forbes Manz (1989) — Timur'un yükselişini, Çağatay Hanlığı'nın batı kesimindeki boy ve emir siyaseti içinde inceledi. Timur'un, Cengiz soyundan olmadığı için kendine han unvanı almadığını, tahtta Cengizli kukla hanlar tuttuğunu ve Cengizli bir prensesle evlenerek «güveyi» unvanını kullandığını; gücünü ise ordusunu sürekli seferlerle meşgul ederek koruduğunu gösterdi.
- Charles Melville (1990) — Gazan Han'ın 1295'teki ihtidasını inceledi. Bu ihtidanın, derin bir dinsel dönüşümden çok, Müslüman olmuş Moğol soylularının ve ordunun desteğini kazanmaya yönelik siyasal bir karar olarak başladığını; ama zamanla Gazan'ın kendini gerçekten bir İslam hükümdarı olarak sunduğunu tartıştı.
- Devin DeWeese (1994) — Altın Orda'da İslam'ın yayılmasını, Özbek Han'ın ihtidasını anlatan sonraki efsaneler üzerinden inceledi. Bu anlatıların, ihtidayı bir dervişin mucizesiyle açıklayan ve bozkırın eski dinsel kavramlarını İslam'la kaynaştıran bir dil kullandığını; ihtidanın tek bir olay değil, uzun bir kültürel süreç olduğunu gösterdi.
- George Lane (2003) — İlhanlıların İran'daki ilk dönemini inceledi. Moğol fethinin yıkıcılığını kabul etmekle birlikte, İranlı bürokratların, bilginlerin ve sanatçıların Moğol yöneticilerle işbirliği yaparak bir kültürel canlanma yarattığını ileri sürdü.
Bu tartışmada tarihçiler, hanlıkların dönüşümünü farklı düzeylerde inceler. Melville ve DeWeese, ihtidayı konu alır: biri bir hükümdarın siyasal kararına, öteki bir toplumun uzun süreli dinsel dönüşümüne bakar. Lane, İran'da Moğollarla yerel seçkinler arasındaki işbirliğini öne çıkarır. Manz ise, hanlıkların dağılmasından sonra ortaya çıkan yeni gücü, Cengizli meşruiyetinin sürekliliği üzerinden açıklar. Bu çalışmalar birlikte, Moğol hanlıklarının fethedilen toplumlarla birlikte değiştiğini gösterir.
Derine İn
On dördüncü yüzyılın ortasında, üç hanlık da derin bir bunalıma girdi. İlhanlılarda, son güçlü hükümdar Ebu Said 1335'te bir varis bırakmadan öldü. Moğol ve İranlı emirler, tahta birbiri ardına Cengizli ya da Hülagü soyundan olduğunu ileri süren kukla hükümdarlar oturttu; birkaç yıl içinde İran, Celayirliler, Çobanlılar ve Muzafferiler gibi yerel hanedanlar arasında bölündü. İlhanlı devleti, bir savaşta yenilmeden, kendi içinden dağıldı. Ama İlhanlıların kurduğu devlet düzeni, Fars dilinin saraydaki yeri ve Tebriz'in bir kültür merkezi olarak önemi, onlardan sonra gelen hanedanlarca sürdürüldü.
Altın Orda'da da benzer bir süreç yaşandı. 1340'ların sonunda, Karadeniz ve İdil boylarından geçen büyük veba salgını, hanlığın kentlerini ve ordusunu ağır biçimde etkiledi. 1359'dan sonra yirmi yıl boyunca, Rus kroniklerinin «büyük karışıklık» diye andığı bir taht kavgası yaşandı; bu dönemde onlarca han birbiri ardına tahta çıktı. 1380'de, Moskova prensi Dmitri, Kulikovo'da, Altın Orda'nın güçlü komutanı Mamay'ın ordusunu yendi. Bu zafer, Moskova'nın yükselişinin simgesi oldu; ama iki yıl sonra yeni han Toktamış Moskova'yı yaktı ve vergi yeniden ödenmeye başladı. Altın Orda'yı asıl zayıflatan, Toktamış'ın eski koruyucusu Timur'la girdiği savaşlar oldu.
Çağatay Hanlığı ise 1340'larda ikiye bölündü: batıda, Maveraünnehir'in yerleşik ve Müslüman kentlerini yöneten kesim; doğuda, Moğolistan denen, bozkır geleneklerine daha bağlı kesim. Bu bölünmenin kökleri, 1330'larda hüküm süren Çağatay hanı Tarmaşirin'e uzanır. Tarmaşirin, İslam'ı kabul etmiş ve Moğol geleneklerinden bazılarını, özellikle hanın her yıl bozkırdaki büyük toplantılara katılma âdetini bırakmıştı. Kaynaklara göre, doğudaki bozkır emirleri bu yüzden ona karşı ayaklandı ve onu devirdi. İbn Battuta, Tarmaşirin'i tahttan inmeden kısa bir süre önce ziyaret etmiş ve onun dindarlığını övmüştü.
Maveraünnehir'deki karışıklıktan, Semerkant yakınlarındaki Keş'ten gelen Türk-Moğol bir emir, Timur yükseldi. Timur, 1370'te Maveraünnehir'in tek hâkimi oldu. Cengiz soyundan olmadığı için kendine han unvanı almadı; ama Cengiz'in mirasını yeniden kurma iddiasıyla, İran'ı, Altın Orda'yı, Hindistan'ın kuzeyini, Suriye'yi ve Anadolu'yu kapsayan seferler düzenledi. 1402'de Ankara'da Osmanlı sultanı Yıldırım Bayezid'i yendi ve Anadolu'daki beylikleri yeniden kurdu; bu yenilgi, Osmanlı Devleti'ni on yıldan uzun süren bir iç savaşa sürükledi. 1405'te Çin'e karşı bir sefere çıkarken öldü. Altın Orda ile Rus prenslikleri arasındaki ilişki de bu dönemde değişti. Hanlar, Rus prenslerinin tahtlarını onaylayan fermanlar, yani yarlıklar veriyor ve vergilerin toplanmasını çoğu zaman bir Rus prensine bırakıyordu. On dördüncü yüzyılın başında, Moskova prensleri bu görevi elde ederek öteki prensler üzerinde üstünlük kurdu. Hanlar, Rus Ortodoks Kilisesi'ne de vergi muafiyeti tanıyan yarlıklar verdi; kilise, bu korumayla güçlendi ve metropolitlik merkezi zamanla Moskova'ya taşındı. Moskova'nın yükselişi, böylece, Altın Orda'ya karşı bir direnişle değil, önce onun hizmetinde başladı.
Timur'un imparatorluğu, Moğol hanlıklarının mirasını hem sürdüren hem de yeniden biçimlendiren son büyük bozkır imparatorluğu oldu.
Uzman Notu
Temel literatür
- E. A. Wallis Budge (çev.), The Chronography of Gregory Abû'l Faraj … Commonly Known as Bar Hebraeus, cilt I (Londra: Oxford University Press, 1932).
- H. A. R. Gibb (çev.), Ibn Battuta: Travels in Asia and Africa, 1325–1354 (Londra: Routledge, 1929).
- Beatrice Forbes Manz, The Rise and Rule of Tamerlane (Cambridge: Cambridge University Press, 1989).
- Charles Melville, «Pādshāh-i Islām: The Conversion of Sultan Maḥmūd Ghāzān Khān», Pembroke Papers 1 (1990).
- Devin DeWeese, Islamization and Native Religion in the Golden Horde: Baba Tükles and Conversion to Islam in Historical and Epic Tradition (University Park: Pennsylvania State University Press, 1994).
- George Lane, Early Mongol Rule in Thirteenth-Century Iran: A Persian Renaissance (Londra: RoutledgeCurzon, 2003).
Arşiv ve kaynak
İlhanlılar için temel kaynak, Reşîdüddin'in Farsça Câmiü't-Tevârîh'idir; bu eserin resimli elyazmaları, bugün Edinburgh'da ve İstanbul'da, Topkapı Sarayı Kütüphanesi'nde korunur. Altın Orda için Rus kronikleri, Arapça Memlük kaynakları ve İbn Battuta'nın seyahatnamesi önemlidir. Çağatay Hanlığı ve Timur için, Timur'un tarihçileri Nizâmüddin Şâmî ve Şerefeddin Ali Yezdî'nin Farsça eserleri başlıca kaynaklardır. Gibb'in İbn Battuta seçmeleri ve Budge'ın Bar Hebraeus çevirisi çevrimiçi arşivlerde okunabilir.
Açık sorular
- Gazan Han'ın ihtidası, dinsel bir inançtan mı, yoksa siyasal bir hesaptan mı kaynaklanıyordu; bu ikisi birbirinden ayrılabilir mi?
- İbn Battuta'nın Altın Orda'daki kadınlar hakkındaki gözlemleri, bozkır toplumlarının geneline ne ölçüde uygulanabilir?
- Timur, Moğol hanlıklarının mirasçısı mıydı, yoksa onların yerini alan yeni bir güç mü?
Mini sınav
- (Hedef 2) 1295'te İslam'ı kabul eden ve «İslam padişahı» unvanını kullanan İlhanlı hükümdarı kimdir? A) Gazan Han B) Hülagü C) Abaka D) Argun
- (Hedef 1) İslam'ı Altın Orda'nın resmî dini hâline getiren ve İbn Battuta'nın ziyaret ettiği han kimdir? A) Batu B) Berke C) Toktamış D) Özbek Han
- (Hedef 1) Moskova prensi Dmitri, 1380'de hangi savaşta Altın Orda ordusunu yendi? A) Legnica B) Kulikovo C) Kalka D) Ankara
- (Hedef 3) Cengiz soyundan olmadığı için han unvanı almayan ve tahtta kukla hanlar tutan hükümdar kimdir? A) Kaydu B) Tarmaşirin C) Timur D) Nevruz
- (Hedef 2) Gazan Han'ın ihtidasını, Moğol soylularının desteğini kazanmaya yönelik siyasal bir karar olarak inceleyen tarihçi kimdir? A) Beatrice Forbes Manz B) Charles Melville C) Devin DeWeese D) George Lane
Açık uçlu soru
(Hedef 2) «Moğol hükümdarları neden İslam'ı kabul etti?» sorusunu tartış. Cevabında Baydu ve Gazan Han örneklerini, İbn Battuta'nın Özbek Han sarayı anlatısını ve Tarmaşirin'in devrilmesini kullan; Melville ile DeWeese'in yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- A — Bu hükümdar Gazan Han'dır.
- D — Bu han Özbek Han'dır.
- B — Dmitri, Kulikovo'da Altın Orda ordusunu yendi.
- C — Bu hükümdar Timur'dur.
- B — Bu tarihçi Charles Melville'dir.
Kapsamlı bir cevap, ilk Moğol hanlarının dinler arasında bir tercih yapmadığını, batıdaki hanlıklarda ise ordunun ve soyluların giderek Müslüman olmasının hükümdarları da etkilediğini açıklar. Baydu'nun iki yönlü siyasetini ve Gazan'ın tahta çıkmadan önceki ihtidasını, dinin bir siyasal destek aracı hâline gelmesinin örnekleri olarak kullanır. İbn Battuta'nın anlatısıyla, İslam'ı kabul eden hükümdarların bozkır geleneklerini sürdürdüğünü; Tarmaşirin örneğiyle de ihtidanın bozkır emirleriyle gerilimlere yol açabildiğini gösterir. Güçlü bir yanıt, Melville'in siyasal kararı öne çıkaran yorumunu, DeWeese'in uzun kültürel süreci vurgulayan yaklaşımıyla karşılaştırır.
Sonraki bölüme köprü
Timur'un 1405'teki ölümüyle, Cengiz'in torunlarının kurduğu büyük hanlıkların çağı sona ermişti; ama onların bıraktığı iz silinmedi. Moskova, bir zamanlar vergi ödediği hanlığın topraklarını birer birer ele geçirerek büyüdü; Çin, Yuan'ın sınırlarını ve başkentini devraldı; Orta Asya'da ve Kırım'da, Cengiz soyundan gelen hanlar yüzyıllarca hüküm sürdü. Moğol yollarının taşıdığı barut, kâğıt para, astronomi bilgisi ve salgınlar, Avrasya'nın iki ucunu birbirine bağladı. Serinin son bölümü, bütün bu dersleri bir araya getiren bir soruya ayrılıyor: Moğol çağı dünyayı kalıcı olarak nasıl değiştirdi, ve tarihçiler Moğolların mirasını neden birbirinden bu denli uzak sonuçlara varıyor?