Öğrenme hedefleri
- 1260'taki Aynicalut Savaşı'nın arka planını, Moğolların Suriye seferinden Memlüklerin Kahire'den yola çıkışına kadar açıklayabileceksin.
- Memlük ve Süryani kaynaklarının savaşı nasıl farklı anlattığını karşılaştırarak, bir zafer anlatısının nasıl kurulduğunu değerlendirebileceksin.
- Aynicalut'un sonuçlarını, «Moğolları durduran savaş» yorumunu, Moğolların iç bölünmeleri ve Suriye'nin coğrafyası gibi etkenlerle birlikte tartışabileceksin.
Okuma metni
Kanca — atılan miğfer
Eylül 1260'ın ilk günlerinden birinde, sabahın erken saatlerinde, Filistin'deki bir vadide, Mısır'dan gelen bir ordu ile Suriye'deki Moğol birliği karşılaştı. Mısırlı tarihçi Makrizî'nin iki yüzyıl sonra yazdığı anlatıya göre, savaşın başında Memlük ordusunun kanatlarından biri Moğol saldırısı karşısında dağıldı. O anda Sultan Kutuz miğferini başından çıkarıp yere attı ve bütün gücüyle «Vah İslam!» diye bağırdı; ardından çevresindekilerle birlikte düşmanın üzerine atıldı. Moğol komutanı Kitbuka savaşta öldü, ordusu dağıldı.
Bu sahne, Memlük tarih yazımında Aynicalut'un simgesi oldu. Ama Moğolların bu yenilgisi, Cengiz'in torunlarının dünyayı fethetme yürüyüşünün sonu muydu, yoksa daha büyük bir hikâyenin küçük bir bölümü mü? Bu bölümün sorusu şu: Mısır'daki genç bir askerî devlet, Bağdat'ı yıkan bir imparatorluğun ordusunu nasıl yendi, ve bu savaşın önemi, sonraki yüzyıllarda nasıl değerlendirildi?
Bağlam — kölelerin kurduğu devlet
Memlük sözcüğü Arapçada «sahip olunan», yani köle anlamına gelir. Eyyubi sultanları, tıpkı onlardan önceki pek çok Müslüman hükümdar gibi, ordularının çekirdeğini satın alınmış genç askerlerden oluşturmuştu. Bu gençlerin büyük bölümü, İdil ile Dinyeper arasındaki otlaklarda göçebe hayat süren Kıpçak Türkleriydi. Moğolların 1230'lardaki Batı seferi, pek çok Kıpçağı yurdundan etti; savaş tutsakları köle pazarlarında satıldı ve bir kısmı Mısır'a ulaştı. Böylece Moğol seferleri, yirmi yıl sonra Moğollarla savaşacak olan askerleri dolaylı yoldan Mısır'a göndermişti.
1250'de, IX. Louis'nin Mısır'daki Haçlı ordusunu yenen memlük komutanları, son Eyyubi sultanını öldürdü ve iktidarı ele geçirdi. Sonraki on yıl, sultanların birbirini devirdiği karışık bir dönem oldu. Kutuz, 1259'da, Moğol tehdidini gerekçe göstererek çocuk yaştaki sultanı tahttan indirip kendini sultan ilan etti. Baybars adlı başka bir memlük komutanı ise, Mısır'daki iç çatışmalardan kaçarak birkaç yıl Suriye'de yaşamış, 1260'ta Kutuz'la barışarak Kahire'ye dönmüştü.
Gelişme — Suriye'nin fethi ve bir mektup
Bağdat'tan sonra Hülagü, 1259'un sonlarında Suriye'ye yürüdü. Ocak 1260'ta Halep kuşatılıp alındı; Bar Hebraeus, burada Bağdat'takine benzer bir katliam yaşandığını yazar. Şam'ın Eyyubi hükümdarı Nâsır Yusuf kaçtı ve kent, Mart 1260'ta büyük bir direniş göstermeden Moğollara teslim oldu. Ama tam bu sırada, Güney Çin'de savaşan Büyük Han Möngke'nin önceki yaz öldüğü haberi Hülagü'ye ulaştı. Yeni hanın kim olacağı sorusu, Hülagü'yü Suriye'den uzaklaştırdı: askerlerinin çoğunu yanına alıp Azerbaycan'a çekildi. Suriye'de, Nesturi Hristiyan olan komutanı Kitbuka'nın yönetiminde, çok daha küçük bir birlik bıraktı.
Moğolların Suriye'deki varlığı, bölgenin Hristiyan hükümdarlarını da ikiye böldü. Kilikya Ermeni kralı I. Hetum ve Antakya prensi VI. Bohemond, Hülagü'ye boyun eğip ordusuna katılmıştı; onlar Moğolları, Müslüman komşularına karşı güçlü bir müttefik olarak görüyordu. Akka'daki Haçlılar ise Moğollara güvenmiyordu; Avrupa'dan gelen haberler, Moğolların Polonya'da ve Macaristan'da yaptıklarını hâlâ hatırlatıyordu. 1260 yazında Sayda'nın Frenk senyörü, Moğol topraklarına bir akın düzenledi; çıkan çatışmada Kitbuka'nın bir yakını öldü ve Moğollar karşılık olarak Sayda'yı yağmaladı. Bu olay, Akka Frenklerinin Moğollarla işbirliği ihtimalini büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Şam'dan kaçan Nâsır Yusuf ise Moğolların eline düştü ve Hülagü'ye gönderildi.
Kutuz, Temmuz 1260'ta ordusuyla Kahire'den yola çıktı. Makrizî, emirlerin Moğollarla savaşmaktan çekindiğini, Kutuz'un onlara «Yıllardır hazinenin servetini yiyorsunuz, şimdi düşmana yürümekten kaçınıyorsunuz» diyerek tek başına yürüyeceğini ilan ettiğini anlatır. Ordu Gazze'yi aldı, sonra kıyı boyunca kuzeye ilerledi. Akka'daki Haçlılar, Kutuz'a yardım önerdi; Kutuz ise onlardan yalnızca tarafsız kalmalarını istedi ve ordusunun kendi toprakları üzerinden geçmesine izin aldı.
Dönüş noktası — Aynicalut vadisi
3 Eylül 1260'ta, Celile'nin güneyindeki Aynicalut, yani «Calut Pınarı» yakınlarında, iki ordu karşılaştı. Makrizî'ye göre, Baybars önden giden bir birlikle Moğol öncüleriyle çarpıştı; kimi zaman ilerleyip kimi zaman geri çekilerek Moğolları ana orduya doğru çekti. Savaşın başında Moğol saldırısı Memlüklerin bir kanadını dağıttı; ama Kutuz'un kişisel müdahalesiyle ordu toparlandı. Kitbuka öldürüldü; Makrizî'ye göre başı Kahire'ye gönderildi. Kaçan Moğollar, biraz ötede yeniden toplanıp ikinci bir savaş verdi; ama yine yenildiler.
Zaferden sonra Kutuz, Şam'a girdi ve Suriye'yi Memlük yönetimine bağladı. Ama yedi hafta kadar sonra, Mısır'a dönüş yolunda, Baybars ve arkadaşları tarafından öldürüldü. Baybars, Kahire'ye girip kendini sultan ilan etti ve on yedi yıl hüküm sürdü. Bir önceki bölümde gördüğümüz gibi, 1261'de Kahire'de Abbasi halifeliğini yeniden kuran da oydu.
Yaygın yanlış«Aynicalut, Moğolların tarihteki ilk yenilgisiydi ve Moğol tehdidine kesin olarak son verdi.»
Moğollar daha önce de yenilmişti: üçüncü bölümde gördüğümüz gibi, Harezmşahların son sultanı 1221'de Hindukuş eteklerinde Cengiz'in komutanlarından birini bozguna uğratmıştı. Aynicalut'tan sonra da İlhanlılar Suriye'ye defalarca saldırdı; 1299'da Memlük ordusunu yenerek Şam'ı kısa bir süre ele geçirdiler. Memlük–İlhanlı savaşları, 1303'teki Mercüssuffer Savaşı'na kadar sürdü; iki devlet ancak 1320'lerde barış yaptı.
Cevap — bir ordunun değil, koşulların yenilgisi mi?
Memlükler Aynicalut'ta, sayıca üstün olabilecek bir orduyla, Hülagü'nün geride bıraktığı küçük bir Moğol birliğini yendi. Zaferin arkasında, memlük sisteminin yetiştirdiği disiplinli atlı askerler, Kutuz'un kararlılığı ve Baybars'ın savaş alanındaki becerisi vardı. Ama bu zaferi mümkün kılan, Möngke'nin ölümünün yol açtığı taht bunalımı ve Hülagü'nün ordusunun büyük bölümünü geri çekmesiydi. Aynicalut, Moğolların Mısır'a doğru ilerleyişini durdurdu ve Fırat'ı, iki büyük gücün arasındaki sınır hâline getirdi. Ama bu sınırın yarım yüzyıl boyunca korunmasını sağlayan, tek bir savaştan çok, Memlüklerin sonraki savaşlarda gösterdiği direnç ve Moğol dünyasının kendi içindeki bölünmelerdi.
Bugünle bağ — bir zaferin hafızası
Aynicalut, bugün Arap dünyasında, dışarıdan gelen bir istilaya karşı kazanılmış büyük bir zafer olarak anılır; okul kitaplarında, romanlarda ve televizyon dizilerinde Kutuz ve Baybars birer kahraman olarak yer alır. Bu hafıza, Makrizî gibi Memlük tarihçilerinin kurduğu anlatıya dayanır. Oysa Moğolların kendi kaynaklarında ve İlhanlı sarayına yakın yazarlarda, savaş çoğu zaman kısa bir yenilgi olarak geçer. Aynı savaşın iki taraftaki farklı yeri, bir olayın öneminin kısmen onu kimin anlattığına bağlı olduğunu gösterir.
Birincil kaynak
Makrizî, Aynicalut Savaşı'nın başındaki kritik anı şöyle anlatır. Étienne Quatremère'in 1837 tarihli Fransızca çevirisinden:
Une des ailes de l'armée du sultan fut mise en désordre et rompue. En ce moment, Melik-Modaffer, ôtant son casque de dessus sa tête, le jeta à terre, et s'écria de toute sa force : O Islamisme ! Il se précipita en personne sur l'ennemi, escorté de ceux qui l'entouraient, et combattit avec une extrême intrépidité. Dieu seconda ses efforts. Kitboga, général des Tatars, fut tué dans l'action.
Türkçesi: Sultanın ordusunun kanatlarından biri düzenini yitirip dağıldı. O anda Melikü'l-Muzaffer [Kutuz], miğferini başından çıkarıp yere attı ve bütün gücüyle «Vah İslam!» diye bağırdı. Çevresindekilerle birlikte bizzat düşmanın üzerine atıldı ve büyük bir yiğitlikle savaştı. Tanrı onun çabalarını destekledi. Tatarların komutanı Kitbuka, çarpışmada öldürüldü.
Kaynak: Makrizî, Kitâbü's-Sülûk; Étienne Quatremère (çev.), Histoire des sultans mamlouks de l'Égypte, cilt I, 1. kısım (Paris: Oriental Translation Fund, 1837), s. 104–105; Internet Archive. Türkçesi, Quatremère'in Fransızcasından bizim.
- Makrizî, zaferi hangi etkenlere bağlıyor: sultanın kişisel cesaretine mi, ordunun gücüne mi, ilahî yardıma mı?
- Makrizî bu satırları savaştan yaklaşık iki yüzyıl sonra yazdı. Bu durum, sahnenin ayrıntılarına ne ölçüde güvenebileceğimizi nasıl etkiler?
- Bu anlatıyı Bar Hebraeus'un kısa kaydıyla karşılaştır. Her iki yazar, savaşın sonucunu hangi nedenlerle açıklıyor?
Tarihçiler Tartışıyor
- John Masson Smith (1984) — «Aynicalut: Memlük başarısı mı, Moğol başarısızlığı mı?» diye sordu. Moğol ordusunun her askerin birkaç yedek atıyla hareket ettiğini, Suriye'nin otlaklarının bu büyüklükte bir orduyu uzun süre besleyemeyeceğini savundu; Hülagü'nün geri çekilmesini ve Moğolların Suriye'de kalıcı olamamasını büyük ölçüde bu ekolojik sınıra bağladı.
- Robert Irwin (1986) — Erken Memlük sultanlığını, 1250'den 1382'ye kadar bir siyasal düzen olarak inceledi. Memlük devletinin sürekli darbeler ve iç çekişmelerle yönetildiğini, ama bu yapının Moğollara karşı savaşta şaşırtıcı bir askerî dayanıklılık gösterdiğini vurguladı.
- Peter Thorau (1992) — Sultan Baybars'ın biyografisini yazdı. Baybars'ın, Aynicalut'tan sonra ordusunu ve istihbarat ağını yeniden örgütleyerek, Suriye'yi Moğollara karşı savunulabilir bir sınır bölgesine dönüştürdüğünü ve Memlük devletinin asıl kurucusu olduğunu gösterdi.
- Reuven Amitai-Preiss (1995) — Memlük–İlhanlı savaşlarının ilk dönemini, 1260–1281 yıllarını ayrıntıyla inceledi. Aynicalut'u ve sonraki savaşları Arapça ve Farsça kaynaklardan ayrıntıyla yeniden kurdu. Memlük zaferini yalnızca Moğol birliğinin küçüklüğüne bağlamanın yetersiz olduğunu, Memlüklerin askerî hazırlığının ve önderliğinin de belirleyici olduğunu ileri sürdü.
Bu tartışmada tarihçiler, zaferi farklı ölçeklerde açıklar. Smith, Moğolların Suriye'de karşılaştığı ekolojik sınırları öne çıkarır ve Moğol başarısızlığına bakar. Amitai-Preiss ise Memlük ordusunun kendi başarısını vurgular. Irwin ve Thorau, bakışı savaş alanından Memlük devletinin kuruluşuna genişletir: biri devletin yapısını, öteki Baybars'ın örgütleme gücünü inceler. Bu yaklaşımlar birlikte okunduğunda, Aynicalut'un hem bir savaşın hem de yeni bir devletin hikâyesi olduğu görülür.
Derine İn
Aynicalut'tan sonraki yıllarda, Moğol dünyasının iç bölünmeleri, Memlüklerin işini kolaylaştırdı. Möngke'nin ölümünden sonra, kardeşleri Kubilay ile Arık Böke arasında taht savaşı çıktı. Batı'da ise, Batu'nun kardeşi ve Altın Orda hanı Berke, İslam'ı kabul etmişti. Kaynaklara göre Berke, Hülagü'nün Bağdat'ı yıkıp halifeyi öldürmesine öfkelendi; ama iki han arasındaki asıl çatışma, Kafkasya'daki otlaklar ve İran'daki gelirler üzerindeydi. 1262'de Altın Orda ile İlhanlılar arasında savaş çıktı. Baybars, bu fırsatı değerlendirerek Berke'yle elçiler aracılığıyla bir ittifak kurdu. Böylece Moğol dünyasının bir parçası, Memlüklerin müttefiki oldu.
Savaşın sonrası, Suriye'deki topluluklar için de sarsıcıydı. Makrizî, zafer haberi Şam'a ulaşınca, kent halkının, Moğol yönetimi sırasında onlarla işbirliği yaptıklarını düşündüğü Hristiyanlara ve bazı başka topluluklara karşı şiddete başvurduğunu anlatır. Bu kayıt, Moğol fetihlerinin yalnızca ordular arasında değil, kentlerin içinde de derin yaralar açtığını gösterir. Moğolların bazı Hristiyan topluluklara ayrıcalık tanıması, fetih döneminde bir koruma gibi görünse de, Moğollar çekildiğinde bu toplulukları savunmasız bıraktı.
Savaşın adı bile bir hikâye taşır. Calut, Tevrat'ta ve Kur'an'da anılan dev Golyat'ın Arapçadaki adıdır; yerel gelenekler, onun yenildiği yeri bu vadiyle ilişkilendirir. Güçlü görünen bir düşmanın küçük bir güç karşısında yenilmesi imgesi, zaferin sonraki anlatılarında kolayca bu adla birleşebiliyordu. Aynicalut'un askerî ayrıntıları konusunda tarihçiler hâlâ tartışır. İki ordunun gerçek büyüklüğünü bilmiyoruz: Bar Hebraeus Kitbuka'nın on bin adamı olduğunu yazar, bazı kaynaklar daha büyük sayılar verir; Memlük ordusunun sayısı da belirsizdir. Baybars'ın öncü birliğiyle ilerleyip geri çekilerek Moğolları ana orduya doğru çekmesi, bozkır ordularının iyi bildiği sahte geri çekilme taktiğini andırır; ama kaynakların bunu önceden planlanmış bir tuzak olarak mı, yoksa öncü çarpışmalarının doğal akışı olarak mı anlattığı tartışmalıdır. Savaş alanındaki vadinin Moğol atlıları için dar olması da bazı tarihçilerce etkili bir etken olarak görülür.
Baybars, sultan olduktan sonra, Moğollarla işbirliği yapan Hristiyan hükümdarlara yöneldi. 1260'lı yıllarda Kayseriye ve Arsuf gibi Haçlı kıyı kentlerini aldı; 1268'de, Hülagü'ye boyun eğmiş olan VI. Bohemond'un kenti Antakya'yı ele geçirdi. Kilikya Ermeni Krallığı da Memlük akınlarıyla ağır kayıplar verdi. Baybars, aynı yıllarda Suriye ile Kahire arasında hızlı bir posta ve haberleşme ağı kurdu; bu ağ, Moğol akınlarının haberini birkaç gün içinde başkente ulaştırabiliyordu. Aynicalut'un asıl sonucu, böylece, Memlüklerin Suriye'yi Moğollara karşı savunulacak bir sınır bölgesi olarak örgütlemesiydi.
Memlüklerin zaferi, sonraki yüzyıllarda Mısır'ı Moğol istilasından korudu. Moğol akınlarına kapalı kalan Kahire, on üçüncü ve on dördüncü yüzyıllarda İslam dünyasının en büyük kenti ve bilim merkezlerinden biri oldu. Bağdat'tan, Şam'dan ve öteki bölgelerden kaçan pek çok âlim ve zanaatkâr Kahire'ye sığındı. Memlük sultanları, cami, medrese ve hastane yaptırarak kenti süsledi. Böylece Aynicalut, yalnızca bir savaş değil, İslam dünyasının kültürel ağırlık merkezinin Irak'tan Mısır'a kaymasının da başlangıç noktalarından biri oldu.
Uzman Notu
Temel literatür
- Étienne Quatremère (çev.), Histoire des sultans mamlouks de l'Égypte, écrite en arabe par Taki-eddin-Ahmed-Makrizi, cilt I (Paris: Oriental Translation Fund, 1837).
- E. A. Wallis Budge (çev.), The Chronography of Gregory Abû'l Faraj … Commonly Known as Bar Hebraeus, cilt I (Londra: Oxford University Press, 1932).
- John Masson Smith, Jr., «ʿAyn Jālūt: Mamlūk Success or Mongol Failure?», Harvard Journal of Asiatic Studies 44 (1984).
- Robert Irwin, The Middle East in the Middle Ages: The Early Mamluk Sultanate 1250–1382 (Londra: Croom Helm, 1986).
- Peter Thorau, The Lion of Egypt: Sultan Baybars I and the Near East in the Thirteenth Century (Londra: Longman, 1992).
- Reuven Amitai-Preiss, Mongols and Mamluks: The Mamluk–Īlkhānid War, 1260–1281 (Cambridge: Cambridge University Press, 1995).
Arşiv ve kaynak
Aynicalut'u anlatan başlıca kaynaklar, Memlük dönemi Arapça kronikleridir: Baybars'ın kâtibi İbn Abdüzzâhir'in sultanın biyografisi, Yunînî'nin ve Makrizî'nin eserleri bunlar arasındadır. İlhanlı tarafında Reşîdüddin'in Farsça tarihi, Hristiyan tarafında Bar Hebraeus'un Süryanice kroniği ve Ermeni kaynakları vardır. Quatremère'in Makrizî çevirisi, zengin dil notlarıyla birlikte, telifi dolmuş olarak çevrimiçi okunabilir.
Açık sorular
- Hülagü ordusunun tamamıyla Suriye'de kalsaydı, Memlükler Aynicalut'ta yine kazanabilir miydi?
- Smith'in ekolojik açıklaması, Moğolların Suriye'ye sonraki seferlerindeki başarısızlıkları da açıklayabilir mi?
- Makrizî'nin aktardığı Hülagü mektubu, Moğol sarayının diline mi, yoksa Memlük kâtiplerinin üslubuna mı daha yakındır?
Mini sınav
- (Hedef 1) Hülagü doğuya çekildikten sonra Suriye'deki Moğol birliğinin komutanı kimdi? A) Baycu B) Berke C) Kitbuka D) Sübetey
- (Hedef 1) Aynicalut'ta Memlük ordusunun sultanı kimdi? A) Kutuz B) Baybars C) Nâsır Yusuf D) Kalavun
- (Hedef 2) Makrizî'ye göre Kutuz, ordusunun bir kanadı dağıldığında ne yaptı? A) Geri çekilme emri verdi B) Miğferini yere atıp düşmana atıldı C) Barış istedi D) Savaş alanından kaçtı
- (Hedef 3) Aynicalut'tan sonra Memlüklerle ittifak kuran Altın Orda hanı kimdir? A) Batu B) Möngke C) Güyük D) Berke
- (Hedef 3) Moğol yenilgisini büyük ölçüde Suriye'nin otlaklarının sınırlılığıyla açıklayan tarihçi kimdir? A) Robert Irwin B) Peter Thorau C) Reuven Amitai-Preiss D) John Masson Smith
Açık uçlu soru
(Hedef 3) «Aynicalut, Moğolları gerçekten durduran savaş mıydı?» sorusunu tartış. Cevabında Makrizî'nin ve Bar Hebraeus'un anlatılarını, Hülagü'nün geri çekilmesini, Berke ile Hülagü arasındaki çatışmayı ve sonraki Memlük–İlhanlı savaşlarını kullan; Smith ile Amitai-Preiss'in yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- C — Suriye'deki birliğin komutanı Kitbuka'ydı.
- A — Memlük ordusunun sultanı Kutuz'du.
- B — Kutuz miğferini yere atıp düşmana atıldı.
- D — Memlüklerle ittifak kuran Altın Orda hanı Berke'dir.
- D — Bu tarihçi John Masson Smith'tir.
Kapsamlı bir cevap, Aynicalut'ta Memlüklerin Hülagü'nün geride bıraktığı küçük bir Moğol birliğini yendiğini ve bu durumun Möngke'nin ölümüyle ilgili olduğunu açıklar. Makrizî'nin kahramanlık sahnesini, Bar Hebraeus'un kısa ve hatalı tarihli kaydıyla karşılaştırarak, iki kaynağın zaferi farklı nedenlerle açıkladığını gösterir. Berke ile Hülagü arasındaki çatışmanın ve sonraki Memlük–İlhanlı savaşlarının, sınırın korunmasındaki rolünü tartışır. Güçlü bir yanıt, Smith'in ekolojik açıklamasını Amitai-Preiss'in Memlük başarısını vurgulayan yorumuyla karşılaştırır ve Aynicalut'u tek başına belirleyici bir savaş olarak değil, uzun bir çatışmanın ilk halkası olarak değerlendirir.
Sonraki bölüme köprü
Aynicalut, Moğolların batıdaki genişlemesine bir sınır çizdi; ama imparatorluğun içinde, Karadeniz'den Çin'e uzanan yollar, belki de tarihte hiç olmadığı kadar güvenliydi. Moğol hanlarının kurduğu posta istasyonları, tüccarlara verilen geçiş belgeleri ve imparatorluğun dört bir yanında dolaşan elçiler, uzak ülkeler arasında yeni bağlantılar yarattı. Venedikli bir tüccar ailesi, bu yollardan Kubilay'ın sarayına kadar gitti. Sıradaki derste, tarihçilerin «Moğol barışı» adını verdiği bu dönemi inceleyeceğiz: Moğol yolları nasıl işledi, bu yollarda hangi mallar, insanlar ve fikirler dolaştı, ve Marco Polo'nun anlattıklarına ne ölçüde güvenebiliriz?