Öğrenme hedefleri
- 1236–1242 Moğol Batı seferinin başlıca aşamalarını, İdil Bulgarlarından Rus prensliklerine, Polonya'dan Macaristan'a kadar sıralayabileceksin.
- Moğolların Avrupa'daki zaferlerini ve Avrupa'nın bu seferlere verdiği tepkiyi, farklı çağdaş kaynakları karşılaştırarak açıklayabileceksin.
- Moğolların 1242'de Orta Avrupa'dan geri çekilmesini açıklayan siyasal, askerî ve çevresel yorumları değerlendirebileceksin.
Okuma metni
Kanca — ucuzlayan ringa balıkları
1238 yılında, İngiltere'nin doğu kıyısındaki Yarmouth limanında tuhaf bir şey oldu. Her yıl ringa balığı mevsiminde buraya gelip gemilerini dolduran İsveç'in Gotland adasının ve Frizya'nın balıkçıları ve tüccarları, o yıl gelmedi. İngiliz keşiş ve tarihçi Matthew Paris'e göre, onlar «Tatarlar» diye anılan ve Doğu'da korkunç yıkımlar yapan yeni bir halkın saldırısından korkuyordu. Alıcısı olmayan ringa balıkları o kadar ucuzladı ki, denizden uzak yerlerde bile kırk ya da elli balık tek bir gümüş sikkeye satıldı.
Binlerce kilometre ötedeki bir savaşın, İngiltere'nin balık pazarlarını etkilemesi, Moğol seferlerinin Avrupa'da yarattığı korkunun boyutunu gösterir. Üç yıl sonra, 1241 baharında, Moğol orduları Polonya'da ve Macaristan'da iki büyük zafer kazandı; Macar kralı Adriyatik kıyısına kaçtı; Avrupa'nın kalbi savunmasız görünüyordu. Ama 1242 baharında, Moğollar beklenmedik bir biçimde geri çekildi ve bir daha Orta Avrupa'nın içlerine bu ölçüde ilerlemedi. Bu bölümün sorusu şu: Moğollar Avrupa'da nasıl bu kadar hızlı ilerledi, Avrupa onlara nasıl karşılık verdi, ve 1242'de neden geri döndüler?
Bağlam — büyük Batı seferi
Cengiz Han, ölümünden önce, fethettiği toprakları oğulları arasında paylaştırmıştı. En büyük oğlu Cuci'nin payına, İrtiş Irmağı'nın batısındaki topraklar, yani Moğol atlarının ulaşabileceği bütün batı bozkırları düşmüştü. Cengiz'in halefi Ögedey, 1235'te topladığı bir kurultayda, batıya büyük bir sefer düzenlenmesine karar verdi. Seferin başına Cuci'nin oğlu Batu getirildi; Cengiz'in en deneyimli komutanı Sübetey de ona danışman olarak verildi. Cengiz ailesinin pek çok prensi, kendi birlikleriyle bu sefere katıldı.
Sefer, 1236'da İdil Irmağı boylarındaki Bulgarlara karşı başladı; onların başkenti düştü. Ardından Moğollar, Karadeniz'in kuzeyindeki bozkırlarda yaşayan Türk kökenli Kıpçakları, yani Batı kaynaklarının Kumanlar dediği halkı yendi. 1237–1238 kışında, Rus prensliklerine yöneldiler. Donmuş ırmakları birer yol gibi kullanarak, Ryazan'ı, Vladimir'i ve Moskova gibi kentleri kısa sürede ele geçirdiler. İlkbahar geldiğinde, karların erimesiyle bataklığa dönen topraklar yüzünden kuzeydeki zengin ticaret kenti Novgorod'a ulaşmadan geri döndüler.
Moğollar bu bölgeyi ilk kez görmüyordu. 1223'te, Cengiz'in iki komutanı Cebe ve Sübetey, Harezm seferinin ardından Kafkasya'yı aşarak kuzeye çıkmış, Kalka Irmağı kıyısında Rus prenslerinin ve Kıpçakların birleşik ordusunu yenmiş, sonra doğuya dönmüştü. Rus kroniklerine göre, o zaman kimse bu yabancıların kim olduğunu ve nereden geldiğini bilmiyordu. On üç yıl sonra, aynı komutan Sübetey, çok daha büyük bir orduyla geri geldi. Moğolları batıya çeken yalnızca yağma değildi: Moğol düzenine boyun eğmeyen Kıpçakların önderi Köten, kırk bin kadar çadırla Macaristan'a kaçmış ve Kral IV. Béla'nın koruması altına girmişti. Kaynaklara göre, Moğollar Béla'dan bu kaçakları geri vermesini istedi; Béla bunu reddetti.
Gelişme — Kiev'den Legnica'ya
1240'ta Moğollar, Rus prensliklerinin en eski ve en saygın kenti Kiev'i kuşattı. Kent, Aralık 1240'ta düştü ve büyük ölçüde yıkıldı.
1241 baharında Moğollar, iki ayrı yoldan Orta Avrupa'ya girdi. Kuzeydeki ordu Polonya'ya saldırdı; Krakov'u yaktı ve 9 Nisan 1241'de, Silezya'daki Legnica yakınlarında, Polonya dükü II. Henryk'in komutasındaki Polonya ve Alman şövalyelerinden oluşan orduyu yendi; dük savaşta öldü. Ancak iki gün sonra, güneydeki ana ordu, Batu ve Sübetey'in komutasında, Macaristan'daki Mohi ovasında, Sajó Irmağı kıyısında, Macar kralı IV. Béla'nın ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı. Macar ordusu, kralın kurduğu bir araba kampının içinde sıkıştırıldı ve ok yağmuruna tutuldu; kamptan kaçmaya çalışanlar, kovalanarak öldürüldü.
Dönüş noktası — Tuna'dan Adriyatik'e ve geri dönüş
Mohi'den sonra Macaristan'ın büyük bölümü Moğolların eline geçti. Tuna'nın doğusundaki ova yağmalandı; Peşte kenti yakıldı. 1241–1242 kışında, Tuna Irmağı donunca, Moğollar ırmağı geçerek batı yakasına da girdi. Kral IV. Béla, önce Avusturya'ya, sonra Adriyatik kıyısındaki Dalmaçya'ya kaçtı; Moğol birlikleri onu kıyıya kadar kovaladı.
Bu sırada Avrupa'nın büyük güçleri, ortak bir karşılık veremedi. Papa IX. Gregorius ile Alman imparatoru II. Friedrich, birbirleriyle sert bir çatışmanın içindeydi; her ikisi de Moğollara karşı bir Haçlı seferinden söz etti, ama hiçbiri Macaristan'a gerçek bir yardım göndermedi. Macaristan'ın içinde de ciddi bir bölünme vardı: Moğollardan kaçarak birkaç yıl önce Macaristan'a sığınan Kuman önderi Köten, Moğol casusu olduğundan kuşkulanan bir kalabalık tarafından öldürülmüş, bunun üzerine Kumanlar ülkeyi yağmalayarak Balkanlar'a çekilmişti.
Ama 1242 baharında, Moğol orduları Macaristan'dan çekilmeye başladı. Sırbistan ve Bulgaristan üzerinden güneydoğuya, Karadeniz'in kuzeyindeki bozkırlara döndüler. Batu, İdil kıyısında yerleşti ve orada Altın Orda'nın merkezini kurdu. Moğollar, Rus prensliklerini yönetimleri altında tuttu; ama Orta Avrupa'ya bir daha bu ölçüde bir sefer düzenlemedi.
Yaygın yanlış«Moğollar, Avrupa şövalyelerinin direnişi karşısında yenilerek geri çekildi.»
Moğollar, Avrupa'da girdikleri büyük savaşların hepsini kazandı: Legnica'da da Mohi'de de Avrupa ordularını ağır yenilgilere uğrattılar. Geri çekilmelerinin nedeni, bir askerî yenilgi değildi. Tarihçiler, bu çekilmeyi Büyük Han Ögedey'in ölümü, Moğol prensleri arasındaki gerginlikler, Macaristan ovasının otlaklarının geniş bir orduyu besleyememesi ve 1242'deki olağanüstü yağışlı bahar gibi etkenlerle açıklar.
Cevap — birden çok neden
Moğollar Avrupa'da, bozkırda geliştirdikleri hız, örgütlenme ve disiplinle hızla ilerledi; bölünmüş Rus prenslikleri, Polonya dükleri ve Macar krallığı, onlara karşı birleşik bir güç oluşturamadı. Papalık ile imparatorluk arasındaki çatışma, Batı'nın ortak bir karşılık vermesini engelledi. Ama 1242'de Moğollar, hiçbir büyük yenilgiye uğramadan geri çekildi. Bu kararın ardında tek bir neden değil, birbirini tamamlayan birkaç neden vardı: Ögedey'in Aralık 1241'deki ölümü ve imparatorluk içindeki taht meseleleri, Batu ile öteki prensler arasındaki anlaşmazlıklar ve Macaristan ovasının koşulları. Avrupa, böylece, kendi gücünden çok, uzaktaki bir sarayın siyasetinden ve doğanın koşullarından korundu.
Bugünle bağ — iki farklı kader
Moğol seferleri, Doğu ve Orta Avrupa'nın sonraki tarihini farklı biçimlerde etkiledi. Macaristan, 1242'den sonra hızla toparlandı; Kral IV. Béla, yeni bir saldırıya karşı ülkenin dört bir yanında taş kaleler yaptırdı. 1285'te Moğollar yeniden Macaristan'a girdiğinde, bu kaleler sayesinde geri püskürtüldüler. Rus prenslikleri ise, iki yüzyılı aşkın bir süre Altın Orda'ya bağlı kaldı; Rus tarih yazımında bu dönem, «Tatar boyunduruğu» diye anılır. Bugün Kiev'deki ve Moskova'daki müzeler, bu dönemi farklı biçimlerde anlatır; Macaristan'da ise Mohi savaşı, ulusun en büyük yenilgilerinden biri olarak hatırlanır.
Birincil kaynak
Matthew Paris, 1238 yılının olaylarını anlatırken, Doğu'dan gelen haberlerin ve korkunun Avrupa'nın öbür ucundaki etkisini şöyle kaydeder. J. A. Giles'ın 1852 tarihli İngilizce çevirisinden:
These people inhabit the northern region, either the Caspian mountains, or the adjacent places, and are called "Tartars," from the river Tar; they are very numerous, and are believed to have been sent as a plague on mankind […]. The inhabitants of Gothland and Friesland, dreading their attacks, did not, as was their custom, come to Yarmouth, in England, at the time of the herring-fisheries, at which place their ships usually loaded; and, owing to this, herrings in that year were considered of no value, on account of their abundance, and about forty or fifty, although very good, were sold for one piece of silver.
Türkçesi: Bu insanlar kuzey bölgesinde, ya Hazar dağlarında ya da onlara komşu yerlerde yaşar ve Tar ırmağından ötürü «Tatarlar» diye anılırlar; çok kalabalıktırlar ve insanlığa bir bela olarak gönderildiklerine inanılır […]. Gotland ve Frizya halkı, onların saldırılarından korktukları için, âdetleri olduğu üzere ringa balığı mevsiminde, gemilerini doldurdukları İngiltere'deki Yarmouth'a gelmedi; bu yüzden o yıl ringa balıkları bolluktan ötürü değersiz sayıldı ve çok iyi olmalarına rağmen kırk ya da elli tanesi tek bir gümüş sikkeye satıldı.
Kaynak: Matthew Paris, Chronica majora, 1238 yılı; J. A. Giles (çev.), Matthew Paris's English History, from the Year 1235 to 1273, cilt I (Londra: Henry G. Bohn, 1852), s. 131–132; Internet Archive. Türkçesi, Giles'ın İngilizcesinden bizim.
- Matthew Paris, Tatarların adının kökenini nasıl açıklıyor? Bu açıklama, Batılıların Moğollar hakkındaki bilgisi hakkında ne söylüyor?
- Ringa balığı fiyatları hakkındaki ayrıntı, Moğol korkusunun Avrupa ekonomisine etkisini nasıl gösteriyor?
- Paris, bu bilgileri İngiltere'deki bir manastırda, elçilerden ve mektuplardan öğreniyordu. Bu durum, metnin güvenilirliğini nasıl etkiler?
Tarihçiler Tartışıyor
- Charles Halperin (1985) — Rus prensliklerinin Altın Orda ile ilişkisini inceledi. Rus kaynaklarının, Moğol egemenliğini dinsel bir ceza olarak anlattığını, ama gerçekte Rus prenslerinin hanlarla sürekli bir işbirliği ve pazarlık içinde olduğunu gösterdi; «Tatar boyunduruğu» kavramının sonradan biçimlendiğini vurguladı.
- Nora Berend (2001) — Orta Çağ Macaristan'ında Yahudilerin, Müslümanların ve Kumanlar gibi «pagan» toplulukların konumunu inceledi. Kumanların Moğollardan kaçarak Macaristan'a sığınmasının ve Macar soylularıyla yaşadıkları gerginliğin, 1241 felaketinde krallığın bölünmüşlüğünü nasıl derinleştirdiğini gösterdi.
- Peter Jackson (2005) — Moğollar ile Latin Batı arasındaki ilişkileri, 1221'den 1410'a kadar geniş bir çerçevede inceledi. Moğolların 1242'deki geri çekilmesini açıklarken, Ögedey'in ölümü haberinin Batu'ya ne zaman ulaştığının belirsiz olduğunu ve Batu'nun büyük kurultaya hiç gitmediğini hatırlatarak, bu geleneksel açıklamayı sorguladı.
- Ulf Büntgen ve Nicola Di Cosmo (2016) — Ağaç halkaları ve öteki iklim verileriyle, 1241–1242 yıllarının Orta Avrupa'da olağandışı bir iklim geçirdiğini gösterdiler. 1242 baharının çok yağışlı olduğunu, Macaristan ovasının bataklığa dönerek otlakları ve at yemini azalttığını ve bunun Moğolların geri çekilme kararında önemli bir rol oynamış olabileceğini ileri sürdüler.
Bu tartışmada, Moğolların Avrupa'daki seferi farklı açılardan değerlendiriliyor. Halperin ve Berend, seferin Doğu ve Orta Avrupa toplumları üzerindeki etkisine bakar: Halperin Rus prensliklerinin uzun süreli bağımlılığını, Berend ise Macaristan'ın iç bölünmüşlüğünü öne çıkarır. Jackson ile Büntgen ve Di Cosmo ise, geri çekilmenin nedenlerini tartışır: Jackson siyasal açıklamanın sınırlarını gösterir, Büntgen ve Di Cosmo da iklim ve çevre gibi yeni bir kanıt türünü tartışmaya katar. Dört çalışma birlikte, tek bir nedenin değil, birbirine bağlı pek çok etkenin belirleyici olduğunu düşündürür.
Derine İn
Ögedey'in ölümü, geri çekilmenin en sık anılan nedenidir. Büyük Han, Aralık 1241'de Moğolistan'da öldü. Geleneksel anlatıya göre, bu haber Avrupa'daki Moğol ordusuna ulaşınca, Batu ve öteki prensler, yeni hanın seçileceği kurultaya katılmak için geri döndüler. Ama bu açıklamanın zayıf yanları vardır: Moğolistan ile Macaristan arasındaki mesafe göz önüne alındığında, haberin birkaç ay içinde ulaşması gerekirdi ve geri çekilme bu haberle aşağı yukarı aynı zamanda başladı. Üstelik Batu, sonraki yıllarda kurultaya hiç gitmedi; kendi topraklarında kalmayı ve yeni hanın seçimini geciktirmeyi yeğledi. Tarihçiler, bu yüzden, Ögedey'in ölümünü tek başına belirleyici bir neden olarak değil, öteki etkenlerle birlikte değerlendirir.
Moğol prensleri arasındaki gerginlikler de önemliydi. Kaynaklara göre, Batı seferi sırasında Batu ile Ögedey'in oğlu Güyük arasında ciddi bir tartışma çıkmış, Güyük seferden erken ayrılmıştı. Güyük, sonradan Büyük Han seçildiğinde, Batu ile arasındaki düşmanlık, imparatorluğu bir iç savaşın eşiğine getirdi. Batu'nun Avrupa'dan çekilip İdil kıyısında kendi gücünü pekiştirmeyi seçmesi, bu iç siyasetin bir parçası olarak da okunabilir.
Ekolojik açıklama, son yıllarda yeniden güç kazandı. Macaristan ovası, Avrupa'nın en batıdaki geniş bozkır alanıydı; ama Moğol ordusunun on binlerce atını uzun süre besleyecek kadar büyük değildi. Önceki derste gördüğümüz gibi, tarihçi Denis Sinor, bu yüzden Moğolların Macaristan'ın ötesine kalıcı olarak ilerleyemeyeceğini savunmuştu. Büntgen ve Di Cosmo'nun iklim verileri, 1242 baharının yağışları yüzünden ovanın bataklığa dönmesinin bu sorunu daha da ağırlaştırdığını gösterir. Moğolların geri çekilirken Macaristan'ın güneyindeki kuru bölgeleri izlemesi, bu açıklamayı destekleyebilir.
Moğol seferlerinin Avrupa'daki sonuçları, Macaristan'da ve Polonya'da uzun süre hissedildi. Kaynaklar, Macaristan nüfusunun önemli bir bölümünün savaşta, kıtlıkta ve salgınlarda öldüğünü anlatır; ama bu kaynaklardaki büyük sayılar, tarihçiler tarafından temkinle karşılanır. IV. Béla, ülkeyi yeniden kurmak için Alman yerleşimcileri, Kumanları ve başka toplulukları davet etti; taş kalelerin yapımını teşvik etti. Bu kararlar, Macaristan'ın toplumsal ve etnik yapısını sonraki yüzyıllarda derinden etkiledi. Macaristan seferi hakkında bildiklerimizin büyük kısmı, iki tanığa dayanır. Nagyvárad kilisesinde görevli İtalyan din adamı Rogerius, Moğollara tutsak düştü, bir süre onların arasında yaşadı ve kaçtıktan sonra Carmen miserabile, yani «Acıklı Şarkı» adlı anlatısını yazdı. Rogerius, Macar soylularının krala duyduğu güvensizliği, Kumanlara karşı öfkeyi ve Mohi'deki düzensizliği ayrıntıyla anlatır; ama o da Macar sarayındaki kavgalarda taraf tutan bir tanıktı. Split başdiyakozu Thomas ise, Dalmaçya kıyısına kaçan kralı ve onu kovalayan Moğolları yakından gördü. Bu iki metin, felaketi yaşayanların gözünden yazılmıştır ve Matthew Paris'in uzaktan duyduklarıyla karşılaştırıldığında, çok daha somut ayrıntılar içerir.
Moğol tehdidi de 1242'de sona ermedi. Altın Orda birlikleri, 1259–1260'ta ve 1287'de Polonya'ya yeniden akınlar düzenledi; 1285–1286 kışında da Macaristan'a girdiler. Bu akınlar yağma getirdi, ama kalıcı bir fetih getirmedi. Bu da gösteriyor ki Moğollar, Orta Avrupa'yı ele geçirmek için gereken büyük birleşik gücü bir daha bir araya getirmedi.
Avrupa'da ise Moğollar hakkındaki merak, papanın ve Fransa kralının Moğol sarayına elçiler göndermesine yol açtı; Carpini ve Rubruk'un yolculukları, bu merakın ürünüydü.
Uzman Notu
Temel literatür
- C. Raymond Beazley (yay.), The Texts and Versions of John de Plano Carpini and William de Rubruquis (Londra: Hakluyt Society, 1903).
- J. A. Giles (çev.), Matthew Paris's English History, from the Year 1235 to 1273, cilt I (Londra: Henry G. Bohn, 1852).
- Charles J. Halperin, Russia and the Golden Horde: The Mongol Impact on Medieval Russian History (Bloomington: Indiana University Press, 1985).
- Nora Berend, At the Gate of Christendom: Jews, Muslims and «Pagans» in Medieval Hungary, c. 1000–c. 1300 (Cambridge: Cambridge University Press, 2001).
- Peter Jackson, The Mongols and the West, 1221–1410 (Harlow: Longman, 2005).
- Ulf Büntgen ve Nicola Di Cosmo, «Climatic and Environmental Aspects of the Mongol Withdrawal from Hungary in 1242 CE», Scientific Reports 6 (2016).
Arşiv ve kaynak
Moğolların Macaristan'daki seferini en ayrıntılı anlatan kaynaklar, Macaristan'da tutsak düşen İtalyan din adamı Rogerius'un Carmen miserabile'si ve Split başdiyakozu Thomas'ın tarihidir; ikisi de Latince yazılmıştır. Rus kroniklerinin elyazmaları, Rusya ve Ukrayna kütüphanelerinde korunur. Matthew Paris'in Chronica majora'sının kendi eliyle yazılmış ve resimlenmiş elyazmaları, Cambridge'de ve Londra'da bulunur. Beazley'in ve Giles'ın eski baskıları, telifi dolmuş olarak çevrimiçi arşivlerde yer alır.
Açık sorular
- Moğollar, 1242'de geri çekilmeseydi, Batı Avrupa'nın içlerine ilerleyebilir miydi?
- Ögedey'in ölümü, iç siyaset ve iklim açıklamaları arasında hangisi daha belirleyiciydi; bunlar birbirinden ayrılabilir mi?
- «Tatar boyunduruğu» kavramı, Rus prensliklerinin Altın Orda ile ilişkisini doğru biçimde anlatıyor mu?
Mini sınav
- (Hedef 1) Moğolların Batı seferinin başına getirilen, Cuci'nin oğlu olan prens kimdir? A) Güyük B) Ögedey C) Batu D) Möngke
- (Hedef 1) Polonya dükü II. Henryk, 1241'de hangi savaşta öldü? A) Legnica B) Mohi C) Kalka D) Kiev
- (Hedef 2) Matthew Paris'e göre 1238'de Gotland ve Frizya halkı neden Yarmouth'a gelmedi? A) Fırtınalar yüzünden B) Tatarların saldırısından korktukları için C) Salgın yüzünden D) Kralla anlaşmazlıkları yüzünden
- (Hedef 1) Macar kralı IV. Béla, Mohi yenilgisinden sonra nereye kaçtı? A) Kiev'e B) Roma'ya C) Novgorod'a D) Dalmaçya'ya
- (Hedef 3) Moğolların 1242'de geri çekilmesinde iklimin rolünü ağaç halkası verileriyle inceleyen araştırmacılar kimlerdir? A) Ulf Büntgen ve Nicola Di Cosmo B) Nora Berend ve Peter Jackson C) Charles Halperin ve Denis Sinor D) Michal Biran ve Thomas Allsen
Açık uçlu soru
(Hedef 3) «Moğollar 1242'de Avrupa'dan neden geri çekildi?» sorusunu tartış. Cevabında Carpini'nin ve Matthew Paris'in anlatılarını, Legnica ve Mohi savaşlarını, Ögedey'in ölümünü ve iklim verilerini kullan; Jackson ile Büntgen ve Di Cosmo'nun yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- C — Seferin başına Batu getirildi.
- A — II. Henryk Legnica savaşında öldü.
- B — Tatarların saldırısından korktukları için gelmediler.
- D — IV. Béla Dalmaçya'ya kaçtı.
- A — Bu araştırmacılar Ulf Büntgen ve Nicola Di Cosmo'dur.
Kapsamlı bir cevap, Moğolların Batı seferinde Rus prensliklerini, Polonya'yı ve Macaristan'ı nasıl hızla yendiğini ve Avrupa'nın bölünmüşlüğünün onlara nasıl fırsat verdiğini açıklar. Carpini'nin Kiev betimlemesini ve Matthew Paris'in ringa balığı ayrıntısını, seferin yıkımını ve yarattığı korkuyu gösteren kanıtlar olarak kullanır. Geri çekilmenin bir askerî yenilginin sonucu olmadığını belirtir. Güçlü bir yanıt, Ögedey'in ölümü açıklamasının sınırlarını gösteren Jackson'ın yaklaşımını, 1242 baharının iklim koşullarını öne çıkaran Büntgen ve Di Cosmo'nun çalışmasıyla karşılaştırır ve birden çok etkenin birlikte etkili olduğunu tartışır.
Sonraki bölüme köprü
Moğollar Avrupa'dan çekilirken, imparatorluğun güneybatı sınırında başka bir büyük sefer hazırlanıyordu. 1251'de Büyük Han seçilen Möngke, kardeşi Hülagü'yü İran'a ve Irak'a gönderdi. Hülagü, önce İran'daki İsmaililerin kalelerini ele geçirdi, ardından Abbasi halifeliğinin başkenti Bağdat'a yöneldi. Bir sonraki bölümün soruları bunlar: 1258'de Bağdat nasıl düştü, son Abbasi halifesinin ve kentin halkının başına neler geldi, ve bu olay İslam dünyasında nasıl bir iz bıraktı?