Öğrenme hedefleri
- Üçüncü Haçlı Seferi'nden 1291'de Akka'nın düşüşüne kadar Doğu'ya yönelik başlıca seferleri ve sonuçlarını sıralayabileceksin.
- Doğu'daki Latin varlığının neden sona erdiğini; para, ticaret, bölgesel güçler ve mesafe gibi etkenleri tartarak kaynaklarla açıklayabileceksin.
- «Başarısızlık» kavramının kendisini sorgulayan ve Haçlı hareketinin uzun ömrünü vurgulayan tarihçi yorumlarını karşılaştırabileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir kralın fidyesi
Nisan 1250'de, Nil deltasındaki Mansura yakınlarında, Fransa kralı IX. Louis ve ordusunun büyük bölümü Mısır sultanının askerlerine tutsak düştü. Kralın yanında bulunan ve sonradan onun hayatını yazan Joinville'li Jean'a göre, sultanın danışmanları krala, özgürlüğü için ne kadar para ödeyebileceğini sordu. Kral, bir milyon altın bizantin fidyeyi kraliçenin ödeyeceğini, kendi özgürlüğü için ise ele geçirdiği Dimyat kentini geri vereceğini söyledi: bir kralın kendini para karşılığında satması yakışık almazdı.
Louis, yedi yıl önce Avrupa'nın en zengin krallığının bütün olanaklarını seferine seferber etmişti. Dindarlığı, ordusunun büyüklüğü ve hazırlığının titizliği, onu Haçlı seferleri tarihinin en iyi donatılmış önderlerinden biri yapıyordu. Buna rağmen seferi, Nil'in kanalları arasında bir felaketle sonuçlandı. Bu yenilgiden kırk yıl sonra, 1291'de, Haçlıların Doğu'daki son büyük kenti Akka da düştü. Bu bölümün sorusu şu: iki yüzyıl boyunca Avrupa'nın sayısız insanını, parasını ve inancını seferber eden Haçlı seferleri, neden Doğu'da kalıcı bir sonuç bırakamadı?
Bağlam — Üçüncü seferden sonra
Üçüncü Haçlı Seferi'nden sonra da, Avrupa'dan Doğu'ya yeni ordular gönderildi. Papa III. Innocentius'un 1198'de çağrısını yaptığı Dördüncü Haçlı Seferi, 1204'te Kudüs'e değil, Konstantinopolis'e yöneldi ve Hıristiyan bir kenti yağmaladı; Bizans dersinde bu olayı ayrıntılı biçimde görmüştük. 1217'de başlayan Beşinci Haçlı Seferi, Mısır'daki Dimyat'ı aldı; Eyyubi sultanı el-Kâmil, Dimyat'ın geri verilmesi karşılığında Kudüs'ü teklif etti. Ama papalık elçisi Pelagius bu öneriyi reddetti ve Kahire'ye yürüyen ordu, Nil'in taşkını sırasında sulara gömüldü. 1229'da ise, aforozlu bir imparator olan II. Friedrich, tek bir savaş yapmadan, el-Kâmil'le yaptığı bir antlaşmayla Kudüs'ü on yıllığına geri aldı.
Bu seferlerin hiçbiri, Haçlı devletlerinin durumunu kalıcı olarak düzeltemedi. Frenkler kıyıdaki birkaç kenti ellerinde tuttu; ama iç bölgeler, Eyyubi hükümdarlarının elindeydi. 1244'te, Moğolların önünden kaçan Harezmli askerlerin saldırısıyla, Kudüs yeniden ve bu kez kalıcı olarak Müslümanların eline geçti.
Gelişme — yemin, para ve ticaret
On üçüncü yüzyılda Haçlı seferleri, giderek daha çok para ve örgütlenme gerektiren işlere dönüştü. Papalık, seferleri finanse etmek için din adamlarının gelirlerinden vergi toplamaya başladı; krallar, uyruklarından özel bir Haçlı vergisi aldı. Ama bu çaba, çoğu zaman beklenen sonucu vermedi: haçı alıp bir adak, yani Tanrı'ya verilmiş bağlayıcı bir söz niteliğinde yemin eden pek çok kişi, sonradan yola çıkmaktan kaçındı; zenginler, kendileri yerine asker göndermekte isteksizdi.
Haçlı seferlerinin amacı da zamanla genişledi. Papalık, haçı yalnızca Doğu'daki Müslümanlara karşı değil, Güney Fransa'daki Katharlara, Baltık'taki pagan halklara ve hatta papalıkla çatışan Hıristiyan hükümdarlara karşı da ilan etti. Engizisyon dersinde gördüğümüz Languedoc seferi ve II. Friedrich'e karşı ilan edilen seferler, bunun örnekleriydi. Bu genişleme, Kutsal Topraklar'a gidecek insan ve paranın başka yönlere akmasına yol açtı ve pek çok çağdaşın gözünde Haçlı idealini yıprattı; on üçüncü yüzyılda şairlerin ve vaizlerin dile getirdiği Haçlı eleştirisi, bu yıpranmanın izlerini taşır.
Dönüş noktası — Memlüklerin yükselişi
IX. Louis'nin 1250'deki yenilgisi, Doğu'daki dengeyi değiştiren bir olayla aynı anda yaşandı. Louis'yi yenen Eyyubi ordusunun Memlük komutanları, aynı yıl kendi sultanlarını öldürerek Mısır'da yönetimi ele geçirdi. Memlükler, disiplinli ve deneyimli bir askerî sınıftı. Louis ise, fidyesini ödeyip serbest bırakıldıktan sonra Mısır'dan Akka'ya geçti ve dört yıl boyunca Haçlı devletlerinin kalelerini onarmak için orada kaldı. Yirmi yıl sonra, 1270'te, yeni bir sefere çıktı; bu kez Tunus'a yöneldi. Ama ordu Tunus'un önünde salgına yakalandı ve kral orada öldü. Avrupa'nın en dindar kralının iki seferinin de böyle sonuçlanması, çağdaşlarının gözünde Haçlı idealine derin bir darbe oldu. 1260'ta, Filistin'deki Aynicalut'ta, Ortadoğu'yu kasıp kavuran Moğol ordusunu yendiler; bu zafer, onlara Suriye'nin yönetimini ve büyük bir saygınlık kazandırdı.
Memlük sultanı Baybars, 1260'lardan itibaren Haçlı devletlerinin kalelerini ve kentlerini sistemli biçimde ele geçirdi: Kayseriye, Arsuf, Safed ve 1268'de Antakya düştü. Frenklerin ellerinde yalnızca Akka, Sur, Trablus ve birkaç kıyı kalesi kaldı. Bu kentler de birbirleriyle ve kendi içlerinde çekişiyordu: Akka'da Venedikliler ile Cenevizliler, kentin sokaklarında birbirleriyle savaştı. 1291'de, Sultan el-Eşref Halil'in ordusu Akka'yı kuşattı ve kent altı hafta sonra düştü. Birkaç hafta içinde öteki kıyı kentleri de boşaltıldı. Haçlı devletlerinin iki yüzyıllık tarihi böylece sona erdi.
Yaygın yanlış«Haçlı seferleri, Müslüman orduları Avrupa ordularından daha güçlü olduğu için başarısız oldu.»
Haçlı ordularının yenilgilerinde Müslüman ordularının gücü önemliydi; ama başarısızlığın nedenleri çok daha karmaşıktı. Avrupa'dan Doğu'ya ordu, at ve erzak taşımak son derece pahalıydı. Doğu'ya yerleşen Frenklerin sayısı, kaleleri ve kentleri savunmaya yetmiyordu. Avrupa'daki krallar ve papalık, kendi çatışmalarıyla meşguldü; İtalyan kentleri, Müslüman limanlarıyla ticareti savaşa tercih ediyordu. Doğu'da ise Eyyubiler ve özellikle Memlükler, Suriye ile Mısır'ı tek bir yönetimde birleştirdi.
Cevap — pahalı, uzak ve bölünmüş
Haçlı seferleri, Doğu'da kalıcı bir sonuç bırakamadı; çünkü Haçlı devletlerinin ayakta kalması, Avrupa'dan sürekli ve büyük bir destek gerektiriyordu ve bu destek hiçbir zaman yeterince düzenli gelmedi. Seferler pahalı ve tehlikeliydi; haçı alanların çoğu yola çıkmadı ya da yolda geri döndü. Papalık, Haçlı idealini başka hedeflere de yöneltti; İtalyan kentleri ticareti, krallar kendi krallıklarını öncelikli gördü. Doğu'da ise, önce Selahaddin'in, sonra Memlüklerin birleştirdiği güçlü bir devlet, dağınık Frenk kentlerini birer birer ele geçirdi. Coğrafya da Frenklerin aleyhineydi: onlar uzak bir kıyı şeridinde, Müslüman dünyasının içlerine dayanan geniş bir toprağa karşı savaşıyordu.
Bugünle bağ — bir başarısızlık mı?
«Başarısızlık» sözcüğü, Haçlı seferlerini değerlendirmek için tek ölçü değildir. Doğu'da Haçlı devletleri yok oldu; ama İber Yarımadası'nda ve Baltık kıyılarında, Haçlı düşüncesiyle yürütülen savaşlar kalıcı toprak değişikliklerine yol açtı. Haçlı seferleri, Avrupa'da vergi sistemlerinin, deniz ticaretinin ve papalığın gücünün gelişimini de etkiledi. Bugün tarihçiler, bir olayın «başarısını» ya da «başarısızlığını» kimin hedeflerine göre ölçtüğümüzü sormanın önemini vurgular: Haçlılar açısından bir yenilgi, Memlükler açısından bir zaferdi; aynı olay, farklı toplumların belleğinde farklı yerlerde durur.
Birincil kaynak
1215'teki Dördüncü Lateran kurulu, Papa III. Innocentius'un önderliğinde yeni bir Haçlı seferini örgütlemeye çalıştı. Kurulun kararından, Thatcher ve McNeal'ın 1905 tarihli İngilizce çevirisiyle:
4. In order that this holy undertaking may not be prevented or delayed, we earnestly command all prelates, each in his own locality, to urge and insist that all who have taken the cross fulfil their vows to the Lord. And, if necessary, they may compel them to do so, in spite of all their subterfuges, by putting their persons under excommunication and their lands under the interdict. […] 5. […] that those who do not go in person to aid the holy land may, in proportion to their wealth, furnish a suitable number of fighting men and provide for their necessary expenses for three years.
Türkçesi: 4. Bu kutsal girişimin engellenmemesi ya da gecikmemesi için, bütün yüksek din adamlarına, her birinin kendi bölgesinde, haçı almış olan herkesin Tanrı'ya verdiği yemini yerine getirmesi için ısrar etmelerini kesinlikle buyuruyoruz. Gerekirse, bütün bahanelerine rağmen, onları kişi olarak aforoz ederek ve topraklarını dinsel yasak altına alarak buna zorlayabilirler. […] 5. […] kutsal toprakların yardımına kendileri gitmeyenler, servetleri oranında uygun sayıda savaşçı sağlayacak ve onların üç yıllık gerekli giderlerini karşılayacaklardır.
Kaynak: Dördüncü Lateran kurulunun Haçlı seferi kararı, 1215, maddeler 4 ve 5; Oliver J. Thatcher ve Edgar H. McNeal (yay. ve çev.), A Source Book for Mediaeval History (New York: Charles Scribner's Sons, 1905), no. 288, s. 539–540; Internet Archive. Türkçesi, Thatcher ve McNeal'ın İngilizcesinden bizim.
- Dördüncü madde, haçı alan kişilerin nasıl davrandığını ima ediyor? Papa neden onları zorlama yollarını düşünmek zorunda kaldı?
- Beşinci madde, sefere kendileri katılmayanlardan ne istiyor? Bu istek, Haçlı seferlerinin nasıl bir örgütlenmeye dönüştüğünü gösteriyor?
- Bu karar, Haçlı seferlerinin başarısızlığının nedenleri hakkında hangi ipuçlarını veriyor?
Tarihçiler Tartışıyor
- Elizabeth Siberry (1985) — 1095–1274 arasında Haçlı seferlerine yöneltilen eleştirileri inceledi. Eleştirilerin, seferlerin kendisinden çok başarısızlıklarının nedenlerine, Haçlıların günahlarına ve papalığın vergilerine yöneldiğini; Haçlı idealinin kendisinin büyük ölçüde sorgulanmadığını gösterdi.
- Reuven Amitai-Preiss (1995) — Memlükler ile Moğollar arasındaki savaşları inceledi. Memlüklerin Moğol tehdidine karşı kurduğu güçlü askerî örgütlenmenin, Haçlı devletlerinin sonunu da hazırladığını ve Frenk kıyı kentlerinin bu büyük çatışmanın bir yan cephesi hâline geldiğini gösterdi.
- Sylvia Schein (1991) — 1274–1314 arasında papalığın ve Batı'nın Kutsal Topraklar'ı geri alma planlarını inceledi. Akka'nın 1291'de düşmesinden sonra da Batı'da pek çok sefer planı hazırlandığını, ama bu planların Avrupa'nın iç çatışmaları yüzünden gerçekleşmediğini gösterdi.
- Norman Housley (1992) — Haçlı seferlerinin 1291'de sona ermediğini, on altıncı yüzyıla kadar Osmanlılara, Baltık'taki pagan halklara ve Avrupa'daki sapkınlara karşı sürdüğünü savundu. Haçlı hareketini bir «başarısızlık» öyküsü olarak değil, uzun ömürlü ve değişken bir kurum olarak incelemeyi önerdi.
Bu tartışmada, «başarısızlık» sorusu farklı açılardan ele alınıyor. Siberry ve Schein, Batı'nın iç dünyasına bakar: Siberry çağdaşların başarısızlığı nasıl açıkladığını, Schein ise 1291'den sonra neden yeni bir seferin örgütlenemediğini inceler. Amitai-Preiss, bakışı Doğu'daki büyük güç çatışmasına çevirir. Housley ise, sorunun kendisini sorgular: Haçlı seferleri yalnızca Kudüs'e göre ölçülürse bir başarısızlık gibi görünür; ama daha geniş bir çerçevede uzun ömürlü bir hareketti.
Derine İn
Haçlı seferlerinin en ağır sorunlarından biri, lojistikti. Bir şövalyenin savaş atıyla, silahlarıyla ve hizmetkârlarıyla birlikte Doğu'ya gidip dönmesi, onun birkaç yıllık gelirine eşit bir masraf gerektiriyordu. On üçüncü yüzyılda seferlerin çoğu deniz yoluyla yapıldı; bu, İtalyan kentlerinin gemilerine bağımlılık anlamına geliyordu. Dördüncü Haçlı Seferi'nin Konstantinopolis'e sapmasında da, Haçlıların Venedik'e olan gemi borcu belirleyici bir rol oynamıştı.
Beşinci Haçlı Seferi'nin Mısır'daki sonu, coğrafyanın gücünü çarpıcı biçimde gösterir. 1221 yazında, Dimyat'tan Kahire'ye yürüyen Haçlı ordusu, Nil'in yıllık taşkını başladığında, Müslüman askerlerin açtığı setlerden boşalan sular arasında kaldı. Erzağı tükenen ordu, savaşmadan teslim oldu ve Dimyat'ı geri vermek zorunda kaldı. Bir kuşak sonra IX. Louis'nin ordusu da, aynı deltanın kanalları arasında, Mansura'da sıkıştı. Nil deltası, Avrupalı ordular için tekrar tekrar bir tuzağa dönüştü.
Haçlı devletlerinin nüfus sorunu da hiçbir zaman çözülemedi. Doğu'ya yerleşen Frenklerin sayısı, kaleleri ve kentleri savunmaya yetmiyordu; krallık, her yıl gelen hacılara ve askerî tarikatlara bağımlıydı. Tarikatlar, Doğu'daki kalelerin çoğunu savundu; ama onların da kaynakları, Avrupa'daki gelirlerine ve bağışlara dayanıyordu. On üçüncü yüzyılın ortasından itibaren, Avrupa'daki bağışlar azaldı ve tarikatlar arasındaki rekabet arttı.
Akka'nın 1291'deki düşüşü, dönemin insanlarını derinden sarstı. Kentin kuşatması sırasında, Tapınak Şövalyeleri'nin Büyük Üstadı savaşarak öldü; kentin halkının bir bölümü gemilerle Kıbrıs'a kaçmayı başardı, geri kalanlar öldürüldü ya da tutsak alındı. Avrupa'da, bu yenilgiden kimin sorumlu olduğu tartışıldı: kimileri askerî tarikatları, kimileri İtalyan tüccarları, kimileri de Hıristiyan krallarının birbiriyle kavgalarını suçladı. Bu tartışmalar, Tapınakçılar dersinde gördüğümüz gibi, tarikatlara yönelik eleştirileri artırdı ve 1307'deki tutuklamalara giden yolu hazırladı.
Son olarak, Haçlı seferleri Avrupa'da da derin izler bıraktı. Seferleri finanse etmek için geliştirilen vergi düzenleri, sonraki yüzyıllarda kralların ve papalığın düzenli vergi toplama olanaklarını genişletti. Seferlere katılanlar için geliştirilen günah bağışı düzeni, zamanla para karşılığında verilen bağış belgelerine dönüştü; bu uygulama, on altıncı yüzyılda Reform hareketinin başlıca eleştiri konularından biri olacaktı. Haçlı seferlerinin mirası, böylece Doğu'da değil, Batı'nın kendi kurumlarında yaşamaya devam etti.
Moğolların Ortadoğu'ya gelişi, Haçlılara bir süre yeni bir umut verdi. Kimi Avrupalı hükümdarlar ve papalar, Moğolların Müslümanlara karşı bir müttefik olabileceğini düşündü; elçiler Moğol hanlarının sarayına gönderildi, İlhanlı hükümdarları da Batı'ya mektuplar yazdı. Ama bu görüşmeler somut bir ittifaka dönüşmedi: Moğollar Frenklerden boyun eğmelerini bekliyor, Frenkler ise onlara güvenmiyordu. Akka'daki Frenkler, 1260'ta Memlüklerin Aynicalut'a yürüyen ordusunun kendi topraklarından geçmesine izin verdiler. Bu karar, Memlüklerin zaferine dolaylı bir katkı yaptı ve iki yüzyıllık Haçlı varlığının sonunu hızlandıran bir güç dengesini doğurdu. Haçlı devletleri, böylece, kendileri üzerinde çok az denetimleri olan büyük bir Moğol–Memlük çatışmasının kıyısında yok oldular.
Uzman Notu
Temel literatür
- Oliver J. Thatcher ve Edgar H. McNeal (yay. ve çev.), A Source Book for Mediaeval History (New York: Charles Scribner's Sons, 1905).
- Ethel Wedgwood (çev.), The Memoirs of the Lord of Joinville: A New English Version (Londra: John Murray, 1906).
- Elizabeth Siberry, Criticism of Crusading, 1095–1274 (Oxford: Clarendon Press, 1985).
- Sylvia Schein, Fideles Crucis: The Papacy, the West, and the Recovery of the Holy Land, 1274–1314 (Oxford: Clarendon Press, 1991).
- Norman Housley, The Later Crusades, 1274–1580: From Lyons to Alcazar (Oxford: Oxford University Press, 1992).
- Reuven Amitai-Preiss, Mongols and Mamluks: The Mamluk–Ilkhanid War, 1260–1281 (Cambridge: Cambridge University Press, 1995).
Arşiv ve kaynak
Papalığın Haçlı seferleriyle ilgili yazışmaları, Vatikan'ın papalık mektup kayıtlarında korunur; III. Innocentius'un mektupları on dokuzuncu yüzyılda Migne dizisinde yayımlandı. Joinville'in eseri, on dördüncü yüzyılın başında yazılmış birkaç elyazmasıyla bugüne ulaştı. Memlük tarafında, Baybars'ın biyografileri ve on beşinci yüzyıl Mısır tarihçilerinin eserleri, Akka'nın düşüşünü ayrıntılı biçimde anlatır. Thatcher ile McNeal'ın kaynak kitabı ve Wedgwood'un çevirisi, telifi dolmuş eski baskılar olarak çevrimiçi arşivlerde yer alır.
Açık sorular
- Beşinci Haçlı Seferi'nde el-Kâmil'in Kudüs önerisi kabul edilseydi, Haçlı devletlerinin geleceği değişir miydi?
- Haçlı seferlerinin başarısızlığında Avrupa'nın iç sorunları mı, yoksa Memlüklerin gücü mü daha belirleyiciydi?
- Haçlı seferlerini bir «başarısızlık» olarak adlandırmak, hangi bakış açısını varsayar?
Mini sınav
- (Hedef 1) Beşinci Haçlı Seferi sırasında el-Kâmil'in Kudüs önerisini reddeden papalık elçisi kimdir? A) Pelagius B) Le Puy'lu Adhémar C) Clairvaux'lu Bernard D) Joinville'li Jean
- (Hedef 1) Memlükler, 1260'ta Moğol ordusunu nerede yendi? A) Mansura'da B) Akka'da C) Hıttin'de D) Aynicalut'ta
- (Hedef 2) Joinville'e göre IX. Louis, kendi özgürlüğü için ne vermeyi kabul etti? A) Bir milyon bizantin B) Dimyat'ı C) Akka'yı D) Kudüs'ü
- (Hedef 2) Haçlı devletlerinin son büyük kenti Akka hangi yıl düştü? A) 1244 B) 1250 C) 1291 D) 1268
- (Hedef 3) Haçlı seferlerinin 1291'den sonra on altıncı yüzyıla kadar sürdüğünü savunan tarihçi kimdir? A) Elizabeth Siberry B) Norman Housley C) Sylvia Schein D) Reuven Amitai-Preiss
Açık uçlu soru
(Hedef 3) «Haçlı seferleri neden başarısız oldu, ve bu soru doğru sorulmuş bir soru mu?» sorusunu tartış. Cevabında III. Innocentius'un Venedik mektubunu, 1215 Lateran kararını, Joinville'in fidye anlatısını ve Memlüklerin yükselişini kullan; Amitai-Preiss ile Housley'nin yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- A — Öneriyi papalık elçisi Pelagius reddetti.
- D — Memlükler Moğolları Aynicalut'ta yendi.
- B — Louis kendi özgürlüğü için Dimyat'ı vermeyi kabul etti.
- C — Akka 1291'de düştü.
- B — Bu görüş Norman Housley'ye aittir.
Kapsamlı bir cevap, Haçlı devletlerinin ayakta kalmasının Avrupa'dan sürekli destek gerektirdiğini ve bu desteğin yetersiz kaldığını açıklar. Innocentius'un Venedik mektubunun ticaret ile Haçlı ideali arasındaki gerilimi, Lateran kararının ise yemin edenlerin yola çıkmakta isteksiz olduğunu gösterdiğini belirtir. Joinville'in anlatısını, en iyi hazırlanmış seferin bile Mısır'da nasıl bir felaketle sonuçlandığının örneği olarak kullanır. Memlüklerin Suriye ile Mısır'ı birleştiren güçlü devletini anlatır. Güçlü bir yanıt, Amitai-Preiss'in Memlük–Moğol çatışmasını öne çıkaran yaklaşımını, Housley'nin «başarısızlık» sorusunun kendisini sorgulayan yorumuyla karşılaştırır.
Sonraki bölüme köprü
Akka'nın düşüşüyle Haçlı devletleri sona erdi; ama Haçlı seferlerinin belleği, iki yüzyıl boyunca savaşan toplumlarda yaşamaya devam etti. Avrupa'da bu seferler, kimi zaman şövalyelik romanslarının, kimi zaman sömürgeci projelerin, kimi zaman da eleştirinin konusu oldu. Müslüman dünyasında ise, uzun süre sınırlı bir ilgi gördü; on dokuzuncu yüzyılda yeniden keşfedildi. Sıradaki derste, kursun son dersinde, bu belleğe bakacağız: Haçlı seferleri Doğu'da ve Batı'da nasıl hatırlandı, ve bu hatıralar bugünün siyasetinde nasıl kullanılıyor?