İçeriğe geç

Bölüm DT-118.08 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Aslan Yürekli Richard ile Selahaddin

DT-118 Haçlı Seferleri

2.657 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
1187–1193
Bölge
Levant · Akdeniz
Tema
Savaş · Diplomasi · Din
Kişiler
Aslan Yürekli Richard · Selahaddin Eyyubi · el-Âdil · Friedrich Barbarossa · II. Philippe · Montferrat'lı Conrad · Bahâeddin İbn Şeddâd · Jeanne · John Gillingham · Hannes Möhring · Michael Markowski · Jonathan Phillips
Yerler
Akka · Arsuf · Yafa · Askalan · Kudüs · Kıbrıs
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Üçüncü Haçlı Seferi'nin 1189'dan 1192'ye kadar başlıca olaylarını, Akka kuşatmasından Yafa barışına kadar sıralayabileceksin.
  • Richard ile Selahaddin arasındaki savaşı ve diplomasiyi, Müslüman ve Hıristiyan kaynaklarını karşılaştırarak açıklayabileceksin.
  • İki hükümdarın efsaneleşmiş imgelerini, onları yeniden değerlendiren tarihçilerin görüşleriyle karşılaştırabileceksin.

Okuma metni

Kanca — bir evlilik önerisi

Ekim 1191'de, Filistin kıyısında birbirine karşı savaşan iki ordunun arasında, şaşırtıcı bir öneri dolaştı. Selahaddin'in kadısı ve danışmanı Bahâeddin İbn Şeddâd'ın anlattığına göre, İngiltere kralı Aslan Yürekli Richard, sultanın kardeşi el-Âdil'e şunu önerdi: el-Âdil, Richard'ın Sicilya'dan beraberinde getirdiği dul kız kardeşi Jeanne ile evlenecekti. Çift, Kudüs'te yaşayacak; Richard kıyıdaki kentleri kız kardeşine, Selahaddin de kendi kıyı kentlerini kardeşine verecek, ikisi birlikte bu toprakların hükümdarı olacaktı. Gerçek Haç Frenklere geri verilecek, bütün tutsaklar serbest bırakılacak ve Richard yurduna dönecekti.

Öneri hiçbir zaman gerçekleşmedi. Bahâeddin'e göre, Richard sonradan, Hıristiyanların kız kardeşini papadan izin almadan bir Müslümanla evlendirmeye kalkıştığı için ona karşı bağırdığını söyledi. İngiliz vakanüvisler bu öneriden hiç söz etmez; kimi tarihçiler, bunun ciddi bir teklif değil, bir pazarlık oyunu olduğunu düşünür. Ama böyle bir önerinin konuşulabilmesi bile, iki hükümdarın ilişkisinin yalnızca savaştan ibaret olmadığını gösterir. Bu bölümün sorusu şu: Akka'dan Yafa'ya uzanan iki yıllık mücadelede, kutsal kent neden yeniden el değiştirmedi, iki önder kılıç ile elçiyi nasıl birlikte kullandı, ve sonraki yüzyıllar bu çatışmadan nasıl bir dostluk masalı çıkardı?

Bağlam — üç kralın seferi

Hıttin'in haberiyle haç alan hükümdarların ilki, yaşlı imparator Friedrich Barbarossa oldu. O, büyük bir orduyla kara yolundan yola çıktı ve Anadolu'yu geçti; ama Haziran 1190'da, bugünkü Silifke yakınlarında, Göksu Irmağı'nda boğuldu. Ordusunun büyük bölümü dağıldı. Fransa kralı II. Philippe ve İngiltere kralı Richard ise deniz yolunu seçti. Richard, yolda Kıbrıs adasını ele geçirdi; bu ada, sonraki yüzyıllarda Haçlı devletlerinin önemli bir desteği olacaktı.

Bu sırada Doğu'da, Hıttin'den sonra serbest bırakılan kral Guy, 1189'da küçük bir orduyla Akka'yı kuşatmıştı. Selahaddin de kuşatanları kuşattı; iki yıl boyunca Akka'nın önünde, kuşatma ve karşı kuşatma birbirini izledi. Salgın hastalıklar ve kıtlık, her iki tarafta da binlerce can aldı. Philippe'in 1191 baharında, Richard'ın Haziran'da gelmesiyle Haçlıların gücü arttı ve Temmuz 1191'de Akka teslim oldu.

Gelişme — Akka'dan Arsuf'a

Akka'nın teslim koşullarına göre, Selahaddin bir fidye ödeyecek, Hıristiyan tutsakları serbest bırakacak ve Gerçek Haç'ı geri verecekti; buna karşılık kentteki Müslüman askerlerin canı bağışlanacaktı. Bu, bir esir takası ve fidye anlaşmasıydı. Ama koşulların yerine getirilmesi gecikti; iki taraf da ötekini oyalamakla suçladı. Selahaddin, istenen parayı ve tutsakları bir defada toplayamadı; Richard ise, ilk taksitin teslim edilmesinden önce Müslüman tutsakların güvenliği konusunda güvence vermekten kaçındı. Philippe, Akka'nın alınmasından kısa süre sonra Fransa'ya döndü; Richard, seferin tek önderi olarak kaldı.

Akka'dan sonra Richard, ordusunu kıyı boyunca güneye, Yafa'ya doğru yürüttü. Ordu, sağ yanını denize, gemilerine dayayarak ilerledi; Selahaddin'in atlı okçuları, yol boyunca orduyu sürekli taciz etti. 7 Eylül 1191'de, Arsuf yakınlarında, Selahaddin büyük bir saldırı düzenledi; Richard'ın şövalyeleri karşı saldırıya geçerek Müslüman ordusunu geri çekilmeye zorladı. Arsuf, Hıttin'den sonra Selahaddin'in yenilmez olmadığını gösteren ilk büyük savaştı; ama onun ordusunu yok etmedi.

Dönüş noktası — Kudüs'e iki yaklaşma

Yafa'yı ele geçiren Richard, iki kez Kudüs'e doğru yürüdü: önce 1191–1192 kışında, sonra 1192 yazında. İki seferinde de, Kudüs'e birkaç saatlik uzaklıktaki Beytünuba'ya kadar geldi ve iki seferinde de geri döndü. Tapınak ve Hastane şövalyeleri, ona kenti alsalar bile elde tutamayacaklarını söylediler: Batılı Haçlıların çoğu, Kudüs'teki haclarını tamamlar tamamlamaz yurtlarına dönecekti; kent, Selahaddin'in çevredeki ordusu karşısında savunmasız kalacaktı. Richard, kendisinin de uzun süre Doğu'da kalamayacağını biliyordu: kardeşi John ve Fransa kralı Philippe, onun yokluğunda Avrupa'daki topraklarını tehdit ediyordu.

Savaş sürerken, iki taraf arasındaki görüşmeler hiç kesilmedi. Richard ile Selahaddin hiçbir zaman yüz yüze görüşmedi; ama Richard, el-Âdil'le birkaç kez buluştu. Elçiler sürekli gidip geldi; iki taraf, armağanlar ve nezaket sözleri alıp verdi. Kaynaklara göre, Richard hastalandığında Selahaddin'in ona meyve ve dağlardan getirilmiş kar gönderdiği anlatılır; bu tür jestler, savaşın sertliğini ortadan kaldırmadı, ama iki önder arasında bir tür saygı dili kurdu.

Ağustos 1192'de, Selahaddin Yafa'ya ani bir saldırı düzenledi ve kenti neredeyse ele geçirdi; Richard, küçük bir kuvvetle denizden gelerek kenti kurtardı. Bu son çatışmadan sonra, iki taraf da barışa hazırdı. Eylül 1192'de imzalanan Yafa antlaşmasıyla, Sur'dan Yafa'ya kadar uzanan kıyı şeridi Frenklerde kaldı; Askalan'ın surları yıkıldı; Kudüs Müslümanların elinde kaldı, ama Hıristiyan hacılar kente serbestçe girebilecekti. Bu hac izni, antlaşmanın Hıristiyanlar için en önemli kazanımıydı. Ateşkes, üç yıldan biraz uzun bir süre için yapıldı.

Yaygın yanlış«Richard ile Selahaddin sık sık yüz yüze görüşen, birbirine hayran iki dosttu.»
Doğrusu

İki hükümdar hiçbir zaman yüz yüze görüşmedi. Aralarındaki ilişki, elçiler, armağanlar ve özellikle Richard ile el-Âdil'in görüşmeleri aracılığıyla yürüdü. İki taraf birbirinin askerî yeteneğine saygı gösterdi; ama bu saygı, Akka'daki tutsakların öldürülmesi gibi acımasız olaylarla ve sert bir savaşla iç içe geçti. İki kralın dostluğu imgesi, büyük ölçüde sonraki yüzyılların romanslarında ve romanlarında biçimlendi.

Cevap — ne zafer ne yenilgi

Üçüncü Haçlı Seferi Kudüs'ü geri alamadı; çünkü Richard, kenti alsa bile elde tutacak bir ordusu ve zamanı olmadığını biliyordu. Selahaddin ise, Hıttin'den sonraki gücünü koruyamadı: Akka'yı kaybetti, Arsuf'ta yenildi ve ordusu yıllar süren savaşlardan yorgun düştü. İki taraf da kesin bir zafer kazanamadı. Yafa antlaşması, bu dengeyi yansıtıyordu: Frenkler kıyıyı, Müslümanlar Kudüs'ü ve iç bölgeleri elinde tuttu; hacılar ise kutsal yerlere gidebildi. Richard ile Selahaddin arasındaki ilişki, savaşın ve diplomasinin iç içe geçtiği bir ilişkiydi; sonraki kuşaklar, bu ilişkiyi iki şövalye kralın karşılıklı hayranlığı olarak yeniden anlattı.

Bugünle bağ — iki heykel, iki bellek

Bugün Londra'da, parlamento binasının önünde, atının üzerinde kılıcını kaldırmış bir Richard heykeli durur. Şam'da ise, eski kalenin önünde, atının üzerindeki Selahaddin'i ve onun ayaklarının dibinde tutsak düşmüş Frenk önderlerini gösteren büyük bir heykel vardır. İki heykel, iki kentin ve iki toplumun, aynı savaşı nasıl farklı biçimlerde hatırladığını gösterir. Romanlar, filmler ve okul kitapları, bu iki hükümdarı kuşaktan kuşağa yeniden yorumlamaya devam ediyor; tarihçilerin görevi ise, bu imgelerin arkasındaki karmaşık ilişkiyi kaynaklarla yeniden kurmaktır.

Birincil kaynak

Bahâeddin İbn Şeddâd, el-Âdil'in kendisini Selahaddin'e gönderdiği görevi anlatırken, Richard'ın önerisini aktarır. Palestine Pilgrims' Text Society'nin 1897 tarihli İngilizce çevirisinden:

He informed us of the proposition made by the king of England to his messenger, which was as follows: that el-Melek el-'Adel should marry the prince's sister, whom he had brought with him from Sicily, on his way to Palestine, after the death of her husband, king of that island; she was to live in Jerusalem, and her brother would give up to him those cities of the Sâhel (coast) which belonged to him, to wit, Acre, Jaffa and Ascalon and their dependencies; the Sultan, on his side, was to grant el-Melek el-'Adel all the cities he possessed in the Sâhel, and proclaim him king of those districts.

Türkçesi: Bize, İngiltere kralının kendi elçisine yaptığı öneriyi bildirdi. Öneri şuydu: el-Melikü'l-Âdil, kralın, o adanın kralı olan kocasının ölümünden sonra Filistin'e gelirken Sicilya'dan yanında getirdiği kız kardeşiyle evlenecekti; kadın Kudüs'te yaşayacak, kardeşi de ona sahil bölgesinde kendisine ait olan kentleri, yani Akka'yı, Yafa'yı ve Askalan'ı çevreleriyle birlikte verecekti; sultan da kendi payına, sahilde elinde bulunan bütün kentleri el-Melikü'l-Âdil'e verecek ve onu bu bölgelerin kralı ilan edecekti.

Kaynak: Bahâeddin İbn Şeddâd, en-Nevâdirü's-sultâniyye; The Life of Saladin, by Behâ ed-Dîn (1137–1193 A.D.), Palestine Pilgrims' Text Society, cilt XIII (Londra, 1897), s. 310–311; Internet Archive. Türkçesi, İngilizcesinden bizim.

  1. Önerinin koşullarına göre, Kudüs ve kıyı kentleri kimin yönetimine geçecekti? Bu düzenleme, iki tarafın hangi çıkarlarını gözetiyordu?
  2. Richard, sonradan bu evlilik için papanın iznine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Bu, Haçlı seferinin dinsel çerçevesi hakkında ne söylüyor?
  3. İngiliz kaynaklarının bu öneriden hiç söz etmemesi, onun gerçekliği hakkında ne düşündürür?

Tarihçiler Tartışıyor

  • John Gillingham (1978) — Richard'ı, sonraki İngiliz tarihçilerinin onu «ülkesini ihmal eden bir maceracı» olarak gören yargılarına karşı savundu. Onun yetenekli bir asker ve akıllı bir diplomat olduğunu, Kudüs'e yürümeme kararının stratejik olarak doğru olduğunu savundu.
  • Hannes Möhring (1980) — Üçüncü Haçlı Seferi'ni Selahaddin'in bakış açısından inceledi. Sultanın, ordusunun yorgunluğu, emirlerinin baskısı ve Mısır'ın kaynaklarının sınırlılığı nedeniyle barışa yöneldiğini ve Yafa antlaşmasının onun için gerçekçi bir kazanım olduğunu gösterdi.
  • Michael Markowski (1997) — Richard'ın Haçlı önderi olarak başarısını sorguladı. Onun Kıbrıs'ı alması, Akka'daki tutsakları öldürmesi ve Kudüs'e yürümemesi gibi kararlarını eleştirel bir gözle değerlendirerek, efsaneleşmiş imgesinin kaynaklarla desteklenmediğini ileri sürdü.
  • Jonathan Phillips (2019) — Selahaddin'in hayatını ve efsanesini birlikte inceledi. Onun Avrupa'daki şövalye imgesinin ve Müslüman dünyasındaki kahraman imgesinin, yüzyıllar içinde nasıl oluştuğunu ve farklı siyasal amaçlarla nasıl kullanıldığını gösterdi.

Bu tartışmada, iki hükümdar farklı açılardan değerlendiriliyor. Gillingham ve Markowski, Richard üzerinde tartışır: biri onun askerî ve diplomatik yeteneğini savunur, öteki efsanenin gerçeği aştığını ileri sürer. Möhring ve Phillips ise Selahaddin'e bakar: Möhring onun barışa yönelmesinin nedenlerini, Phillips ise onun sonraki yüzyıllardaki imgesini inceler. Dört çalışma birlikte, efsanenin ardındaki sınırlı ve zorlu seçenekleri görünür kılar: iki hükümdar da, kendi ordularının derin yorgunluğu, uzaktaki topraklarının güvenliği ve müttefiklerinin baskısı arasında sıkışmıştı.

Derine İn

Akka'daki tutsakların öldürülmesi, Üçüncü Haçlı Seferi'nin en çok tartışılan olayıdır. Latin kaynakları, olayı çoğu zaman Selahaddin'in anlaşmanın koşullarını yerine getirmekte geciktiğini ve Hıristiyan tutsakları öldürdüğünü söyleyerek açıklar. Bahâeddin ise, olayı bir ihanet olarak anlatır. Tarihçiler, Richard'ın bu kararı, Askalan'a yürüyüşünü hızlandırmak ve arkasında büyük bir tutsak kitlesi bırakmamak için aldığını düşünür; ama bu açıklama, olayın acımasızlığını ortadan kaldırmaz. Olay, Selahaddin'in Kudüs'teki fidye düzeniyle karşılaştırıldığında, iki tarafın savaş hukukunu nasıl farklı uyguladığını gösterir.

Richard'ın Doğu'daki ünü, onun ölümünden sonra da sürdü. On üçüncü yüzyılda Fransız vakanüvis Joinville, Müslümanların, huysuz çocukları «Kral Richard geliyor» diyerek susturduğunu yazar; bu anlatının ne kadar yaygın bir gerçeği yansıttığı belirsizdir, ama Richard'ın adının Doğu'da bir korku imgesine dönüştüğünü gösterir. Aynı dönemde Avrupa'da, Richard ile Selahaddin'in karşılaşmaları üzerine romanslar yazıldı; bu romanslarda iki kral, düello yapan ve birbirine hediyeler gönderen iki şövalye olarak çizildi.

Seferin sonu, iki hükümdar için de hızlı geldi. Richard, Ekim 1192'de Doğu'dan ayrıldı; dönüş yolunda, Akka'da onunla anlaşmazlığa düşmüş olan Avusturya dükü tarafından yakalandı ve Alman imparatoruna teslim edildi. İngiltere, onu kurtarmak için büyük bir fidye ödedi; bu fidye, krallığın bütün halkından toplanan ağır vergilerle karşılandı. Richard, 1199'da Fransa'da bir kuşatma sırasında aldığı bir ok yarasından öldü. Selahaddin ise, Mart 1193'te, Yafa barışından yalnızca altı ay sonra, Şam'da hastalanarak öldü. Bahâeddin, onun ölüm döşeğindeki son günlerini ve öldüğünde hazinesinde cenazesini karşılayacak kadar bile para bulunmadığını anlatır. Bu ayrıntı, Selahaddin'in cömertliğinin kanıtı olarak sık sık anılır; ama aynı zamanda, yıllar süren savaşların Eyyubi hazinesini nasıl tükettiğini de gösterir. Sultanın ölümünden sonra, oğulları arasındaki taht kavgaları, onun kurduğu birliği kısa sürede sarstı.

Yafa antlaşmasının hacılar için önemi, çoğu zaman gözden kaçar. Antlaşmadan sonra, Richard'ın ordusundaki pek çok Haçlı, silahsız hacılar olarak Kudüs'e gitti ve Kutsal Kabir'i ziyaret etti; Selahaddin, onları güvenle karşıladı. Richard ise, kendisi kazanamadığı bir kenti hacı olarak ziyaret etmeyi reddetti. Sonraki yüzyılda, Kudüs'ün kaderi, savaşlardan çok, bu tür anlaşmalarla ve pazarlıklarla belirlendi.

Selahaddin'in ölümünden sonra, onun kurduğu devlet oğulları ve kardeşi arasında bölündü; sonunda el-Âdil, kardeşinin mirasının büyük bölümünü kendi yönetiminde topladı. El-Âdil ve oğulları, Frenklerle çoğu zaman ateşkesler ve ticaret anlaşmaları yaparak yaşamayı yeğledi. 1229'da, Alman imparatoru II. Friedrich, el-Âdil'in oğlu el-Kâmil'le yaptığı bir antlaşmayla, savaşmadan Kudüs'ü on yıllığına Frenklere geri aldı. Bu olay, Üçüncü Haçlı Seferi'nde denenen diplomasinin, bir kuşak sonra nasıl daha ileri götürüldüğünü gösterir; ama bu antlaşma, her iki tarafın dindar çevrelerinde de sert tepkilerle karşılandı. Kudüs, 1244'te Harezmli askerlerin saldırısıyla yeniden ve kesin olarak Müslümanların eline geçti.

Uzman Notu

Temel literatür

  • The Life of Saladin, by Behâ ed-Dîn (1137–1193 A.D.), Palestine Pilgrims' Text Society, cilt XIII (Londra, 1897).
  • Chronicles of the Crusades: Contemporary Narratives of the Crusade of Richard Coeur de Lion (Londra: Henry G. Bohn, 1848).
  • John Gillingham, Richard the Lionheart (Londra: Weidenfeld and Nicolson, 1978).
  • Hannes Möhring, Saladin und der dritte Kreuzzug (Wiesbaden: Franz Steiner, 1980).
  • Michael Markowski, «Richard Lionheart: Bad King, Bad Crusader?», Journal of Medieval History 23 (1997), s. 351–365.
  • Jonathan Phillips, The Life and Legend of the Sultan Saladin (Londra: Bodley Head, 2019).

Arşiv ve kaynak

Itinerarium peregrinorum, uzun süre Geoffrey de Vinsauf adlı bir yazara bağlandı; bugün tarihçilerin çoğu, onun Londra'daki Kutsal Üçlü manastırının bir kanonu tarafından derlendiğini düşünür. Aynı olayları Eski Fransızca manzum olarak anlatan Ambroise'ın eseri, seferde bulunmuş bir tanığın anlatısıdır. Müslüman tarafta, Bahâeddin'in yanı sıra İmâdeddin el-İsfahânî'nin eserleri ve Selahaddin'in yazışmaları başlıca kaynaklardır. Bahâeddin'in ve Itinerarium'un eski İngilizce çevirileri, telifi dolmuş baskılar olarak çevrimiçi arşivlerde yer alır.

Açık sorular

  • Richard, Kudüs'ü alıp elde tutabilir miydi, yoksa geri dönme kararı kaçınılmaz mıydı?
  • Akka'daki tutsakların öldürülmesi, dönemin savaş hukukunun sınırları içinde mi kaldı, yoksa çağdaşları tarafından da bir ihlal olarak mı görüldü?
  • Richard ile Selahaddin arasındaki karşılıklı saygı imgesi, çağdaş kaynaklarda ne ölçüde vardı, ne ölçüde sonradan kuruldu?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Alman imparatoru Friedrich Barbarossa, Üçüncü Haçlı Seferi sırasında nerede öldü? A) Akka önünde B) Kıbrıs'ta C) Göksu Irmağı'nda D) Konstantinopolis'te
  2. (Hedef 1) Richard'ın Filistin'e giderken yolda ele geçirdiği ada hangisidir? A) Kıbrıs B) Rodos C) Girit D) Sicilya
  3. (Hedef 2) Bahâeddin'e göre Richard, el-Âdil'e kiminle evlenmesini önerdi? A) Kendi kızıyla B) Kız kardeşi Jeanne ile C) Fransa kralının kız kardeşiyle D) Kıbrıs kraliçesiyle
  4. (Hedef 2) 1192 Yafa antlaşmasına göre Kudüs'ün durumu ne oldu? A) Frenklere geri verildi B) İki taraf arasında bölündü C) Surları yıkıldı D) Müslümanlarda kaldı, ama Hıristiyan hacılara açıldı
  5. (Hedef 3) Richard'ı «ülkesini ihmal eden bir maceracı» yargısına karşı savunan tarihçi kimdir? A) John Gillingham B) Michael Markowski C) Hannes Möhring D) Jonathan Phillips

Açık uçlu soru

(Hedef 3) «Richard ile Selahaddin arasındaki ilişki, bir şövalyelik efsanesi mi, yoksa bir savaş ve pazarlık ilişkisi miydi?» sorusunu tartış. Cevabında Bahâeddin'in Akka tutsakları ve evlilik önerisi anlatılarını, Itinerarium'daki el-Âdil'in övgüsünü ve Yafa antlaşmasını kullan; Gillingham ile Markowski'nin yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. C — Barbarossa Göksu Irmağı'nda boğuldu.
  2. A — Richard yolda Kıbrıs'ı ele geçirdi.
  3. B — Richard, kız kardeşi Jeanne ile evlenmesini önerdi.
  4. D — Kudüs Müslümanlarda kaldı, ama hacılara açıldı.
  5. A — Bu görüş John Gillingham'a aittir.

Kapsamlı bir cevap, Üçüncü Haçlı Seferi'nin Akka kuşatmasından Yafa barışına uzanan gidişatını açıklar. Bahâeddin'in Akka tutsaklarının öldürülmesini bir ihanet olarak anlattığını, evlilik önerisinin ise iki tarafın savaşın yanında yaratıcı diplomatik çözümler aradığını gösterdiğini belirtir. Itinerarium'daki el-Âdil'in övgüsünün, karşılıklı saygı imgesinin erken bir örneği olduğunu, ama bir Hıristiyan kroniğinin kendi kralını yüceltme amacını taşıdığını da not eder. Güçlü bir yanıt, Gillingham'ın Richard'ı yetenekli bir asker ve diplomat olarak savunan yaklaşımını, Markowski'nin efsanenin kaynaklarla desteklenmediğini ileri süren eleştirisiyle karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Üçüncü Haçlı Seferi'nden sonra da Haçlı seferleri sürdü: 1204'te Konstantinopolis'in yağmalanması, Mısır'a yönelik seferler, Fransa kralı IX. Louis'nin seferleri ve 1291'de Akka'nın düşüşü. İki yüzyıl boyunca Avrupa'dan Doğu'ya sayısız ordu gönderildi; ama Kudüs, 1229–1244 arasındaki kısa bir dönem dışında, Müslümanların elinde kaldı. Sıradaki derste bu uzun süreci bir bütün olarak değerlendireceğiz: Haçlı seferleri neden sonunda başarısız oldu, bu başarısızlıkta Avrupa'nın iç sorunları, Doğu'daki dengeler ve coğrafya nasıl bir rol oynadı?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:40 Kanca: iki ordugâh arasındaki boş bir ova; ovada birbirine doğru ilerleyen iki elçi silüeti. Hiçbir yüz çizilmez.
  • 1:40–3:20 Bağlam: Avrupa'dan Doğu'ya uzanan üç yol; birinin Anadolu'da bir ırmakta kesilmesi, ötekilerin denizden Kıbrıs'a ve Akka'ya ulaşması.
  • 3:20–5:40 Gelişme: Akka'nın surları ve çevresinde iç içe iki ordugâh; ardından kıyı boyunca güneye uzanan bir yürüyüş çizgisi ve Arsuf.
  • 5:40–7:30 Dönüş noktası: tepelerin ardında uzaktan görünen Kudüs ve geri dönen bir ordu çizgisi; ardından bir masada imzalanan bir antlaşma.
  • 7:30–9:00 Kapanış: biri Londra'da, biri Şam'da duran iki atlı heykelin silüetleri.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; tutsakların öldürülmesi ve savaş sahneleri gösterilmez.