Öğrenme hedefleri
- Tapınak Şövalyeleri'nin 1120'lerde Kudüs'te nasıl kurulduğunu ve kısa sürede Avrupa'ya yayılan büyük bir kuruma nasıl dönüştüğünü açıklayabileceksin.
- Tarikatın Doğu'daki askerî rolünü, Avrupa'daki ekonomik gücünü ve komşu topluluklarla ilişkilerini kaynaklarla gösterebileceksin.
- 1307'deki tutuklamalar ile tarikatın kaldırılmasını, suçlamaların gerçekliğini tartışan tarihçilerin görüşleri üzerinden değerlendirebileceksin.
Okuma metni
Kanca — Aksa'da bir namaz
On ikinci yüzyılın ortasında, Suriyeli emir Usâme b. Münkız, Kudüs'e her gidişinde Mescid-i Aksa'yı ziyaret ederdi. Bu yapı, artık bir cami değildi: Frenkler onu, bir Hıristiyan şövalye tarikatına, Tapınak Şövalyeleri'ne karargâh olarak vermişti. Usâme'nin anlattığına göre, Tapınakçılar onun dostuydu ve yanındaki küçük mescidi, orada namaz kılabilsin diye ona boşaltırlardı. Bir gün, Usâme namaza durduğunda, bir Frenk üzerine atıldı, yüzünü zorla doğuya çevirdi ve «Böyle dua edilir!» diye bağırdı. Tapınakçılar koşup adamı uzaklaştırdılar ve Usâme'den özür dilediler: bu adam, Frenk ülkelerinden yeni gelmiş bir yabancıydı.
Bu öykü, Tapınak Şövalyeleri'nin tuhaf konumunu özetler. Onlar, Müslümanlarla savaşmak için kurulmuş bir tarikattı; ama Doğu'da yaşayan tarikat üyeleri, düşmanlarını tanıyor, onlarla anlaşmalar yapıyor, kimi zaman dost oluyordu. İki yüzyıl sonra ise, bu tarikatın önderleri Paris'te sapkınlıkla suçlanarak yakılacaktı. Bu bölümün sorusu şu: keşişliği ve şövalyeliği aynı kişide birleştiren bu tarikat nasıl doğdu, nasıl bu kadar güçlendi, ve neden bu kadar hızlı ve sert bir biçimde yıkıldı?
Bağlam — hacı yollarında
Birinci Haçlı Seferi'nden sonra, Kudüs'e gelen hacıların sayısı arttı. Ama kıyıdaki limanlardan Kudüs'e ve oradan Ürdün Nehri'ne uzanan yollar tehlikeliydi; hacılar, yol kesiciler ve baskıncılar tarafından sık sık saldırıya uğruyordu. Genç krallığın ise bu yolları koruyacak yeterli askeri yoktu.
1120 dolaylarında, Kuzey Fransalı bir şövalye olan Payns'lı Hugues ve birkaç arkadaşı, Kudüs patriğinin önünde keşişler gibi yoksulluk, iffet ve itaat yemini ettiler ve hacı yollarını korumayı üstlendiler. Kudüs kralı II. Baudouin, bu küçük topluluğu, kendi sarayı olarak kullandığı Mescid-i Aksa'ya yerleştirdi. Haçlılar bu yapıyı, İncil'deki Süleyman Tapınağı'yla özdeşleştiriyordu; bu yüzden tarikatın üyeleri «Tapınak'ın şövalyeleri» diye anılmaya başladı.
Gelişme — dokuz şövalyeden bir kuruma
Troyes kurulunda tarikat için hazırlanan kural, Clairvaux'lu Bernard'ın etkisini taşıyordu. Şövalyelik dersinde gördüğümüz gibi, Bernard, bu «yeni şövalyelik» için yazdığı bir övgüde, Tapınakçıları dünyevi şövalyelerin kibrine karşı bir örnek olarak göstermişti. Bernard'ın desteği, tarikatın Avrupa'da tanınmasını ve bağış toplamasını büyük ölçüde kolaylaştırdı. 1139'da papa, bir fermanla tarikatı yerel piskoposların denetiminden bağışık tuttu ve yalnızca papaya bağladı.
On ikinci yüzyıl boyunca, Avrupa'nın dört bir yanındaki soylular ve kentliler, tarikata topraklar, köyler, değirmenler ve paralar bağışladı. Tarikat, bu mülkleri, komutanlık denen yerel merkezler aracılığıyla yönetti. Bu komutanlıklardan elde edilen gelir, Doğu'daki kalelerin, şövalyelerin ve atların masraflarını karşılamak için Akdeniz'in öbür yakasına aktarılıyordu. Böylece tarikat, Batı'dan Doğu'ya para, insan ve malzeme taşıyan uluslararası bir ağ kurdu. Bu ağ, zamanla bir tür bankacılık hizmetine de dönüştü: hacılar ve krallar, paralarını tarikatın evlerine emanet edebiliyor, Avrupa'da yatırdıkları parayı Doğu'da çekebiliyordu. Paris'teki Tapınak evi, Fransız krallarının hazinesinin bir bölümünü de saklıyordu.
Dönüş noktası — Akka'nın düşüşünden Paris'e
Doğu'da Tapınak Şövalyeleri, Haçlı devletlerinin en önemli askerî güçlerinden biri oldu. Kaleler inşa ettiler, sınırları savundular ve büyük savaşlarda Haçlı ordularının öncü ve artçı birliklerini oluşturdular. Aynı zamanda, Müslüman komşularla ateşkesler ve anlaşmalar yaptılar; kimi zaman Haçlı krallarının siyasetine karşı kendi çıkarlarını izlediler. 1291'de Akka'nın düşüşüyle Haçlı devletleri sona erince, tarikat merkezini Kıbrıs'a taşıdı. Ama varlık nedeni olan Kutsal Topraklar'ın savunması artık ortadan kalkmıştı.
13 Ekim 1307 sabahı, Fransa kralı IV. Philippe'in buyruğuyla, krallıktaki bütün Tapınak Şövalyeleri aynı anda tutuklandı. Tarikat, bir sapkınlık suçlaması ile karşılaştı ve bu suçlama korkunç ayrıntılarla dolduruldu: yeni üyelerin kabul töreninde İsa'yı inkâr etmek, haça tükürmek, bir puta tapmak ve ahlaka aykırı davranışlar. Tutuklananlar, işkence altında sorgulandı ve pek çoğu suçlamaları itiraf etti. Kralın bu adımı atmasının birkaç nedeni vardı. Fransız monarşisi, uzun savaşlar yüzünden ağır borç içindeydi ve kral daha önce Yahudileri sürüp mallarına el koymuş, İtalyan bankerlerin paralarını da almıştı. Tarikatın büyük serveti ve Paris'teki hazinesi, bu yüzden çekici bir hedefti. Ayrıca kral, birkaç yıl önce papa VIII. Bonifatius'la sert bir çatışma yaşamıştı; yalnızca papaya bağlı, zengin ve silahlı bir tarikat, onun krallığındaki otoritesine bir meydan okuma olarak görülebilirdi.
Yaygın yanlış«Tapınak Şövalyeleri gizli bir hazineyi ya da kutsal bir sırrı koruyordu; uğursuz sayılan 13 Cuma inancı da onların tutuklanmasından doğdu.»
Tapınakçıların gizli bir hazine ya da sır sakladığına dair hiçbir güvenilir kanıt yoktur; bu öyküler, çoğunlukla on sekizinci yüzyıldan sonra gizli dernekler ve romancılar tarafından üretildi. 1307'deki tutuklamalar gerçekten bir cuma gününe denk geldi; ama 13 Cuma'yı uğursuz sayan inancın bu olaydan doğduğunu gösteren Orta Çağ'a ait bir belge bulunmaz. Bu bağlantı, çok sonraki dönemlerin popüler yazınında kuruldu.
Cevap — güçlü, zengin ve korunmasız
Tapınak Şövalyeleri, hacı yollarını korumak için kurulan küçük bir topluluk olarak doğdu; Clairvaux'lu Bernard'ın ve papalığın desteğiyle, Avrupa'nın dört bir yanından gelen bağışlarla zenginleşti ve Doğu'daki savaşları finanse eden uluslararası bir kuruma dönüştü. Gücünün kaynağı, keşişlik ile şövalyeliği birleştiren kimliği, papaya doğrudan bağlılığı ve yaygın mülk ağıydı. Ama Akka'nın 1291'de düşmesi, tarikatı varlık nedeninden yoksun bıraktı. Borçlu ve güçlü bir kral, zengin ve artık amacını yitirmiş görünen bir tarikatı, engizisyon usulünü kullanarak kısa sürede yıktı. Tarikatın hızlı çöküşü, suçlamaların gerçekliğinden çok, siyasal koşulların ve kralın hırsının bir sonucuydu.
Bugünle bağ — bir tarikatın ikinci hayatı
Tapınak Şövalyeleri'nin tarihi, 1314'te sona ermedi. On sekizinci yüzyıldan itibaren, bazı Avrupa gizli dernekleri kendilerini Tapınakçıların mirasçısı olarak tanıttı. On dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda romanlar, belgeseller ve bilgisayar oyunları, Tapınakçıları gizli hazinelerin, kutsal emanetlerin ve dünya çapındaki komploların koruyucuları olarak anlattı. Bu anlatılar, tarikatın gerçek tarihinden çok, sonraki kuşakların gizem ve güç hakkındaki hayallerini yansıtır. Londra'daki Temple Kilisesi ve bugün de «Temple» adını taşıyan hukuk okulları, tarikatın Avrupa'daki gerçek izlerinden biridir.
Birincil kaynak
Sur'lu William, tarikatın ilk yıllarını anlattıktan sonra, onun sonraki büyümesini ve değişen tutumunu şöyle değerlendirir. Thatcher ve McNeal'ın 1905 tarihli İngilizce çevirisinden:
Their order grew with great rapidity, and now [about 1180] they have 300 knights in their house, clothed in white mantles, besides the serving men, whose number is almost infinite. They are said to have immense possessions both here [in Palestine] and beyond the sea [in Europe]. There is not a province in the whole Christian world which has not given property to this order, so that they may be said to have possessions equal to those of kings. […] Then they forgot their humility, which is the guardian of all virtues, and rebelled against the patriarch of Jerusalem.
Türkçesi: Tarikatları büyük bir hızla büyüdü; şimdi [1180 dolayları] evlerinde, beyaz pelerinler giymiş üç yüz şövalye var; bunun yanında sayısı neredeyse sonsuz olan hizmetliler de bulunuyor. Hem burada [Filistin'de] hem de denizin öte yanında [Avrupa'da] büyük mülklere sahip oldukları söyleniyor. Bütün Hıristiyan dünyasında bu tarikata mülk bağışlamamış bir bölge yok; öyle ki, mülklerinin kralların mülklerine eşit olduğu söylenebilir. […] Sonra bütün erdemlerin koruyucusu olan alçakgönüllülüklerini unuttular ve Kudüs patriğine karşı ayaklandılar.
Kaynak: Sur'lu William, Historia rerum in partibus transmarinis gestarum, XII.7; Oliver J. Thatcher ve Edgar H. McNeal (yay. ve çev.), A Source Book for Mediaeval History (New York: Charles Scribner's Sons, 1905), no. 265a, s. 493–494; Internet Archive. Türkçesi, Thatcher ve McNeal'ın İngilizcesinden bizim.
- William, tarikatın zenginliğini neyle karşılaştırıyor? Bu karşılaştırma, bir başpiskoposun gözünde neden kaygı vericiydi?
- William, tarikatın patriğe karşı «ayaklandığını» söylüyor. Tarikatın papaya doğrudan bağlı olması, bu gerginliği nasıl açıklayabilir?
- Bu satırlar, tarikatın yıkılışından yüz yıldan fazla önce yazıldı. Yine de sonraki suçlamaları anlamak için bize ne söyleyebilir?
Tarihçiler Tartışıyor
- Malcolm Barber (1978) — Tapınakçıların yargılanmasını ayrıntılı biçimde inceledi. Suçlamaların, IV. Philippe'in mali sıkıntılarından ve Fransız monarşisinin kilise üzerindeki denetimini güçlendirme çabasından doğduğunu, itirafların ise işkence ve baskı altında elde edildiğini savundu.
- Alain Demurger (1985) — Tarikatın bütün tarihini, kuruluşundan yıkılışına kadar anlattı. Tapınakçıları, Doğu'daki askerî rolleri ile Batı'daki ekonomik ve dinsel hayatları arasında denge kurmaya çalışan bir kurum olarak inceledi.
- Helen Nicholson (2001) — Tapınakçıların gündelik hayatını, askerî etkinliklerini ve Avrupa toplumundaki yerini yeniden değerlendirdi. Tarikatın yıkılışından önce de eleştirildiğini, ama bu eleştirilerin onun sapkın olduğunu göstermediğini vurguladı.
- Barbara Frale (2003) — Vatikan Gizli Arşivi'nde, 1308'de Chinon'da tarikatın önderlerinin papa adına sorgulanmasını kaydeden bir belgeyi yeniden ortaya çıkardı. Belgeye göre papanın temsilcileri, önderleri bağışlamıştı; Frale, papanın tarikatı yok etmek değil, reform etmek istediğini savundu.
Bu tartışmada, tarikatın yıkılışı farklı açılardan açıklanıyor. Barber ve Frale, yargılamanın kendisine odaklanır: Barber kralın siyasal ve mali çıkarlarını, Frale ise papanın kralın baskısı karşısındaki çekingen tutumunu öne çıkarır. Demurger ve Nicholson ise, tarikatın bütün tarihine bakarak, onun yıkılışını uzun vadeli değişimler ve Akka'nın düşüşünden sonra kaybolan amaç bağlamında değerlendirir. Dört tarihçinin hiçbiri, suçlamaların gerçek olduğunu kabul etmez; tartışma, kimin neden ve ne ölçüde sorumlu olduğu, papanın elinde gerçekten başka bir seçenek bulunup bulunmadığı sorusu üzerinde yoğunlaşır.
Derine İn
Tarikatın iç yapısı, bir manastırın ve bir ordunun özelliklerini birleştiriyordu. En üstte, genel kurul tarafından seçilen Büyük Üstat bulunuyordu. Üyeler, soylu kökenli ve beyaz pelerin giyen şövalyeler, soylu olmayan ve koyu renkli giysiler giyen çavuşlar ve dinsel törenleri yöneten papazlar olarak üç gruba ayrılıyordu. Kural, üyelerin nasıl yemek yiyeceğini, nasıl uyuyacağını, kaç at besleyebileceğini ve savaşta nasıl davranacağını ayrıntılı biçimde düzenliyordu. Örneğin, bir Tapınakçı, savaş alanında düşman sayısı üçe birden fazla olmadıkça geri çekilemezdi.
Tapınakçılar, Doğu'daki savaşlarda ağır kayıplar verdi. 1187'deki Hıttin savaşında, Selahaddin Eyyubi, esir alınan Tapınak ve Hastane şövalyelerini idam ettirdi; çünkü onları, Haçlı devletlerinin en tehlikeli savaşçıları olarak görüyordu. Bu olay, sonraki derslerde Selahaddin'in Kudüs'ü alışını incelerken yeniden karşımıza çıkacak. Tarikatlar, bu kayıplara rağmen, Avrupa'dan gelen yeni üyeler ve gelirler sayesinde her seferinde yeniden toparlandı.
Tapınakçıların Hastane Şövalyeleri'yle ilişkisi, dostluktan çok rekabete dayanıyordu. İki tarikat, Doğu'da kaleler, topraklar ve etki alanları için yarıştı; kimi zaman Haçlı devletlerinin iç çatışmalarında karşı taraflarda yer aldı. On üçüncü yüzyılda, Akka'daki iç savaşlarda, iki tarikatın şövalyeleri birbirleriyle çatıştı. Bu rekabet, Avrupa'da tarikatlara yönelik eleştirileri artırdı: pek çok yazar, tarikatların Kutsal Topraklar'ı savunmak yerine kendi çıkarlarını gözettiğini ve iki tarikatın birleştirilmesi gerektiğini ileri sürdü. 1291'den sonra bu birleştirme önerisi yeniden gündeme geldi; Jacques de Molay, papaya yazdığı bir mektupta buna karşı çıkmıştı.
Tutuklamalardan sonraki yargılama, yedi yıl sürdü. Papa V. Clemens, başlangıçta kralın tutuklamaları kendisine danışmadan yapmasına öfkelendi; ama sonunda kralın baskısına boyun eğdi ve bütün Avrupa'da Tapınakçıların sorgulanmasını buyurdu. İngiltere'de, Kastilya'da, Aragon'da ve Portekiz'de yapılan soruşturmalarda Tapınakçıların çoğu suçsuz bulundu ya da suçlamaları itiraf etmedi. 1310'da, Paris'te tarikatı savunmaya kalkışan elli dört Tapınakçı, itiraflarını geri aldıkları için «yeniden sapkınlığa düşmüş» sayılarak yakıldı. 1312'de Vienne kurulunda papa, tarikatı suçlu ilan etmeden, bir yönetim kararıyla kaldırdı ve mülklerini Hastane Şövalyeleri'ne devretti.
Mart 1314'te, Paris'teki Notre-Dame katedralinin önünde, Jacques de Molay ve Normandiya üstadı Geoffroi de Charney, ömür boyu hapis cezasının okunmasını beklerken ayağa kalktılar. Lea'nın aktardığına göre, suçlu olduklarını, ama suçlandıkları şeylerden değil, kendi canlarını kurtarmak için tarikatlarına ihanet etmekten suçlu olduklarını söylediler; tarikatlarının temiz ve kutsal olduğunu ilan ettiler. Kral, aynı gün, onları Seine Nehri'ndeki küçük bir adada yaktırdı. Lea'ya göre halk, onların külünü kutsal emanet gibi topladı. İki önderin son anlardaki bu tutumu, tarikatın sonraki efsanesinin en güçlü kaynaklarından biri oldu. Sonraki yüzyıllarda, Molay'ın ölürken kralı ve papayı bir yıl içinde Tanrı'nın huzuruna çağırdığı anlatıldı; gerçekten de papa birkaç hafta, kral birkaç ay sonra öldü. Bu «lanet» öyküsü, çağdaş kaynaklarda değil, sonraki anlatılarda biçimlendi.
Uzman Notu
Temel literatür
- Oliver J. Thatcher ve Edgar H. McNeal (yay. ve çev.), A Source Book for Mediaeval History (New York: Charles Scribner's Sons, 1905).
- Henry Charles Lea, A History of the Inquisition of the Middle Ages, cilt III (New York: Harper & Brothers, 1888).
- Malcolm Barber, The Trial of the Templars (Cambridge: Cambridge University Press, 1978).
- Alain Demurger, Vie et mort de l'ordre du Temple (Paris: Seuil, 1985).
- Helen Nicholson, The Knights Templar: A New History (Stroud: Sutton, 2001).
- Barbara Frale, Il papato e il processo ai Templari (Roma: Viella, 2003).
Arşiv ve kaynak
Tapınakçıların yargılanmasına ait tutanakların önemli bir bölümü, Paris'teki Fransız Ulusal Arşivleri'nde ve Vatikan'ın arşivlerinde korunur. 1308 tarihli Chinon belgesi, Vatikan Gizli Arşivi'ndedir. Tarikatın merkez arşivi, Akka'dan Kıbrıs'a taşındıktan sonra kayboldu; bu yüzden tarikatın kendi iç belgelerinin çoğu bugüne ulaşmadı. Usâme b. Münkız'ın anılarının Hitti çevirisi ve Thatcher ile McNeal'ın kaynak kitabı, telifi dolmuş eski baskılar olarak çevrimiçi arşivlerde yer alır.
Açık sorular
- Tapınakçılara yöneltilen suçlamaların herhangi bir gerçek temeli var mıydı, yoksa bütünüyle uydurma mıydı?
- Papa V. Clemens, tarikatı korumak için ne kadar çaba gösterdi; Chinon belgesi bu soruya ne ölçüde cevap verir?
- Tapınakçıların Müslüman komşularla kurduğu ilişkiler, Batı'da onlara duyulan güvensizliği artırdı mı?
Mini sınav
- (Hedef 1) Tapınak Şövalyeleri'ne Kudüs'te karargâh olarak verilen yapı hangisidir? A) Kutsal Kabir Kilisesi B) Davut Kulesi C) Mescid-i Aksa D) Kubbetü's-Sahra
- (Hedef 1) Tapınakçılar için bir kuralın hazırlandığı kurul nerede toplandı? A) Troyes'da B) Clermont'da C) Vienne'de D) Piacenza'da
- (Hedef 2) Akka'nın 1291'de düşmesinden sonra tarikat merkezini nereye taşıdı? A) Rodos'a B) Kıbrıs'a C) Malta'ya D) Paris'e
- (Hedef 2) 13 Ekim 1307'de Tapınakçıların tutuklanmasını buyuran hükümdar kimdir? A) V. Clemens B) IX. Louis C) I. Edward D) IV. Philippe
- (Hedef 3) Vatikan arşivinde 1308 tarihli Chinon belgesini yeniden ortaya çıkaran tarihçi kimdir? A) Barbara Frale B) Malcolm Barber C) Alain Demurger D) Helen Nicholson
Açık uçlu soru
(Hedef 3) «Tapınak Şövalyeleri neden bu kadar hızlı yıkıldı?» sorusunu tartış. Cevabında Sur'lu William'ın tarikatın zenginliği hakkındaki sözlerini, Akka'nın düşüşünü, 1307 tutuklamalarını ve Jacques de Molay'ın son sözlerini kullan; Barber ile Frale'nin yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- C — Tapınakçılara Mescid-i Aksa'nın bir bölümü verildi.
- A — Kural Troyes kurulunda hazırlandı.
- B — Tarikat merkezini Kıbrıs'a taşıdı.
- D — Tutuklamaları IV. Philippe buyurdu.
- A — Chinon belgesini Barbara Frale yeniden ortaya çıkardı.
Kapsamlı bir cevap, Tapınakçıların hacı yollarını korumak için kurulan küçük bir topluluktan, bağışlarla zenginleşen uluslararası bir kuruma dönüştüğünü açıklar. Sur'lu William'ın, tarikatın zenginliğinin ve bağımsızlığının daha on ikinci yüzyılda kilise çevrelerinde kaygı uyandırdığını gösterdiğini belirtir. Akka'nın düşüşüyle tarikatın varlık nedenini yitirdiğini, IV. Philippe'in mali ve siyasal çıkarlarla engizisyon usulünü kullanarak tarikatı yıktığını anlatır. Molay'ın son sözlerini, itirafların baskı altında alındığının bir kanıtı olarak tartışır. Güçlü bir yanıt, Barber'ın kralın rolünü vurgulayan yaklaşımını, Frale'nin papanın tarikatı reform etmek istediğini savunan yorumuyla karşılaştırır.
Sonraki bölüme köprü
Tapınakçılar ve öteki Frenk savaşçılar, on ikinci yüzyılın ilk yarısında, bölünmüş bir Müslüman dünyasının karşısında sınırlarını genişletebilmişti. Ama 1120'lerden itibaren, Musul'da ve Halep'te yeni bir güç yükseldi: Türk komutan İmâdüddin Zengi ve oğlu Nûreddin Mahmud, Suriye'nin kentlerini birleştirmeye ve Frenklere karşı «cihat» çağrısını yeniden canlandırmaya başladı. 1144'te Zengi, Haçlı devletlerinin ilki olan Urfa'yı aldı. Sıradaki derste bu dönüşüme bakacağız: Zengiler kimdi, cihat düşüncesi nasıl yeniden güç kazandı, ve Müslüman dünyası Haçlılara karşı nasıl birleşmeye başladı?