Öğrenme hedefleri
- İngiltere ile Fransa arasındaki uzun savaşın nedenlerini ve 1337'den 1453'e kadar uzanan başlıca evrelerini sıralayabileceksin.
- Uzun yaylı okçuların ve topların savaşın biçimini nasıl değiştirdiğini ve Jeanne d'Arc'ın savaşın gidişatındaki rolünü kaynaklarla açıklayabileceksin.
- Jeanne d'Arc'ı bir askerî önder olarak inceleyen ve onun sonraki yüzyıllarda bir simgeye dönüşmesini inceleyen tarihçileri karşılaştırabileceksin.
Okuma metni
Kanca — sorgu odasında on dokuz yaşında bir köylü kızı
24 Şubat 1431 cumartesi günü, Kuzey Fransa'daki Rouen kentinde, bir şatonun salonunda, onlarca din adamı ve hukukçu toplanmıştı. Karşılarında, on dokuz yaşlarında, okuma yazma bilmeyen bir köylü kızı oturuyordu. Adı Jeanne'dı; iki yıl önce Fransa'nın en umutsuz günlerinde ortaya çıkmış, bir orduyla birlikte kuşatılmış bir kenti kurtarmış, ardından tahtın mirasçısının taç giymesini sağlamıştı. Şimdi ise İngilizlerin elinde bir tutsaktı ve sapkınlıkla yargılanıyordu.
Yargıçlardan biri, ona tuzak dolu bir soru sordu: Tanrı'nın lütfu içinde olup olmadığını biliyor muydu? «Evet» dese, kibirle suçlanacaktı; «hayır» dese, kendi suçunu kabul etmiş olacaktı. Tutanağa göre Jeanne şöyle cevap verdi: «Değilsem, Tanrı beni oraya koysun; eğer öyleysem, Tanrı beni orada tutsun.» Bu cevap, yüzyıllardır aktarılır. Bu bölümün sorusu şu: iki krallık arasında bir yüzyılı aşkın süren bu savaş neden bu kadar uzadı, savaş alanında neler değişti, ve bir köylü kızı nasıl olup da bu savaşın en tanınmış adına dönüştü?
Bağlam — bir tahtın iki mirasçısı
1328'de Fransa kralı IV. Charles, erkek mirasçı bırakmadan öldü. Fransız soyluları tahta, ölen kralın kuzeni VI. Philippe'i çıkardı. Ama İngiltere kralı III. Edward, annesi aracılığıyla ölen kralın yeğeniydi ve kendisinin daha yakın bir mirasçı olduğunu ileri sürdü. Bu hak iddiası tek başına bir savaş nedeni değildi. İngiltere kralları, Fransa'nın güneybatısındaki Gaskonya'yı, Fransa kralının vasalı olarak yönetiyordu; bu durum iki kral arasında sürekli bir gerilim kaynağıydı. Kuzeydeki Flandr kentleri ise, İngiliz yününe bağımlı dokuma sanayileriyle İngiltere'nin yanında durma eğilimindeydi.
1337'de VI. Philippe, Gaskonya'ya el koyduğunu ilan etti; III. Edward da kısa süre sonra kendini Fransa kralı ilan etti. Böylece tarihçilerin sonradan Yüz Yıl Savaşları adını verdiği uzun çatışma başladı. Bu savaş, aralıksız bir yüz yıllık savaş değildi; uzun ateşkeslerle kesilen bir dizi seferden, kuşatmadan ve akından oluşuyordu. İki krallık, 1337 ile 1453 arasında, bu savaşın farklı evrelerinden geçti.
Gelişme — okçular, akınlar ve tutsak krallar
Savaşın ilk evresinde İngilizler, sayıca üstün Fransız ordularını ardı ardına yendi. Bunun en önemli nedeni, uzun yaylı okçulardı. Uzun yay, yıllarca eğitim gerektiren, ama çok hızlı ve uzağa atış yapan bir silahtı. İngiliz orduları, atından inmiş şövalyeleri ve okçuları, savunmaya uygun bir tepenin üzerine yerleştirip, saldıran düşmanı ok yağmuruna tutuyordu.
Crécy'den sonra İngilizler Calais limanını aldı. 1356'da, Poitiers savaşında, III. Edward'ın oğlu Fransız kralı II. Jean'ı tutsak etti. Şövalyelik dersinde andığımız Geoffroi de Charny, bu savaşta ölmüştü. İngiliz orduları, büyük meydan savaşlarından çok, akın denen yıkıcı seferlere dayanıyordu: köyleri yakıyor, ürünleri yağmalıyor ve düşman kralın, uyruklarını koruyamayacak kadar güçsüz olduğunu göstermeye çalışıyordu. Fransızlar, 1360'ların sonundan itibaren, meydan savaşından kaçınıp kaleleri tek tek geri alarak toprak kazandı.
Savaşın ikinci büyük evresi, 1415'te İngiltere kralı V. Henry'nin Fransa'ya çıkmasıyla başladı. Henry, Azincourt'da, sayıca çok daha kalabalık bir Fransız ordusunu yendi. Fransa, bu sırada iki soylu hizip arasında bir iç savaşın içindeydi; Burgonya dükü İngilizlerle anlaştı. 1420'deki Troyes Antlaşması, V. Henry'yi Fransa tahtının mirasçısı ilan etti ve Fransız kralının oğlu Charles'ı mirastan dışladı. Henry iki yıl sonra öldü; ama Kuzey Fransa ve Paris, İngilizlerin ve Burgonyalıların elindeydi. Mirastan dışlanan Charles, Loire Nehri'nin güneyine çekilmişti. 1428'de İngilizler, Loire üzerindeki en önemli kent olan Orléans'ı kuşattı.
Dönüş noktası — Orléans'dan Reims'e
1429'un başında, Lorraine sınırındaki Domrémy köyünden gelen on yedi yaşlarında bir kız, Charles'ın Chinon'daki sarayına ulaştı. Jeanne, çocukluğundan beri kendisine sesler geldiğini ve bu seslerin ona Orléans'ı kurtarmasını ve Charles'ı Reims'de taç giydirmesini buyurduğunu söylüyordu. Charles, onu din adamlarına sorgulatarak haftalarca sınadı; sonra onu, Orléans'a erzak götüren bir orduyla birlikte gönderdi.
Mayıs 1429'da, Jeanne'ın katıldığı saldırılarla İngilizlerin Orléans çevresindeki kaleleri birer birer düştü ve kuşatma kaldırıldı. Ardından Fransız ordusu, İngilizlerin elindeki toprakların içinden geçerek Reims'e yürüdü. 17 Temmuz 1429'da Charles, Fransız krallarının geleneksel taç giyme yeri olan Reims katedralinde VII. Charles olarak taç giydi. Bu tören, Troyes Antlaşması'nın dışladığı Charles'ı, meşru bir kral olarak kabul ettirmenin güçlü bir yoluydu.
Jeanne'ın askerî başarıları kısa sürdü. 1430'da Compiègne yakınlarında Burgonyalılar tarafından yakalandı ve İngilizlere satıldı. Beauvais piskoposu Pierre Cauchon'un başkanlığındaki bir kilise mahkemesi, onu Rouen'da aylarca yargıladı. 30 Mayıs 1431'de, yeniden sapkınlığa döndüğü gerekçesiyle, Rouen'un pazar meydanında yakıldı.
Yaygın yanlış«Jeanne d'Arc, Yüz Yıl Savaşları'nı tek başına kazandırdı; o ölünce savaş da bitti.»
Jeanne'ın ölümünden sonra savaş yirmi iki yıl daha sürdü. Fransa'nın zaferinde, 1435'te Burgonya dükünün İngilizlerle ittifakını bozması, VII. Charles'ın düzenli ve maaşlı bir ordu kurması ve topçuluğun gelişmesi belirleyici oldu. Jeanne'ın katkısı, Orléans'ın kurtarılmasına ve Reims'deki taç giymeye moral ve siyasal bir ivme kazandırmasıydı; ama savaşı bitiren, sonraki yirmi yılın askerî ve diplomatik gelişmeleriydi.
Cevap — uzun bir savaşın çok nedeni
Yüz Yıl Savaşları, bir taht iddiası, Gaskonya üzerindeki feodal anlaşmazlık ve Flandr'ın ticari çıkarlarının iç içe geçmesiyle başladı; iki krallığın iç çatışmaları ve uzun ateşkeslerle kesilerek bir yüzyılı aşkın sürdü. Savaşın ilk evresinde İngiliz uzun yaylı okçuları, atlı şövalyelerin savaş alanındaki üstünlüğünü sarstı; son evresinde ise Fransız topları, İngiliz kalelerini düşürdü. Jeanne d'Arc, 1429'da Orléans'ın kurtarılmasında ve VII. Charles'ın taç giymesinde önemli bir rol oynadı; yakalanıp yakıldıktan sonra ise, adı savaşın kendisinden de uzun yaşayan bir simgeye dönüştü. 1453'te Castillon'da Fransız toplarının İngiliz ordusunu dağıtmasıyla, İngiltere Calais dışında Fransa'daki bütün topraklarını yitirdi.
Bugünle bağ — bir simgenin çok sahibi
Jeanne d'Arc'ın mahkûmiyeti, 1456'da, papanın izniyle yürütülen ikinci bir davada geçersiz ilan edildi. On dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda, Fransa'da birbirine karşıt siyasal akımlar, Jeanne'ı kendi simgeleri olarak benimsedi: kimileri onu halktan gelen bir yurtsever, kimileri kilisenin sadık bir kızı, kimileri de yabancı düşmana karşı ulusun direnişinin simgesi olarak gördü. 1920'de Katolik Kilisesi onu azizeler arasına kattı. Bugün de, farklı görüşteki pek çok topluluk onun adına başvurur. Onun hikâyesi, bir tarihsel kişinin, sonraki kuşakların ihtiyaçlarına göre yeniden biçimlenebileceğini gösterir.
Birincil kaynak
24 Şubat 1431'deki oturumda, sorgucu Jean Beaupère, Jeanne'a seslerini ve Tanrı'nın lütfu içinde olup olmadığını sordu. Mahkemenin Latince tutanağının, T. Douglas Murray'nin 1902 tarihli İngilizce çevirisinden:
"Do you know if you are in the grace of God?"
"If I am not, may God place me there; if I am, may God so keep me. I should be the saddest in all the world if I knew that I were not in the grace of God. But if I were in a state of sin, do you think the Voice would come to me? I would that every one could hear the Voice as I hear it. I think I was about thirteen when it came to me for the first time."
Türkçesi: «Tanrı'nın lütfu içinde olup olmadığını biliyor musun?» «Değilsem, Tanrı beni oraya koysun; eğer öyleysem, Tanrı beni orada tutsun. Tanrı'nın lütfu içinde olmadığımı bilseydim, dünyanın en kederli insanı olurdum. Ama günah içinde olsaydım, sizce Ses bana gelir miydi? Keşke herkes Sesi benim duyduğum gibi duyabilseydi. Sanırım Ses bana ilk kez geldiğinde on üç yaşlarındaydım.»
Kaynak: Jeanne d'Arc'ın yargılanması, üçüncü açık oturum, 24 Şubat 1431; T. Douglas Murray (yay. ve çev.), Jeanne d'Arc, Maid of Orleans, Deliverer of France (New York: McClure, Phillips & Co., 1902), s. 17–18; Internet Archive. Türkçesi, Murray'nin İngilizcesinden bizim.
- Soru neden bir tuzak olarak kurulmuştu? Jeanne'ın cevabı bu tuzaktan nasıl kaçıyor?
- Tutanak, Jeanne'ın sözlerini yargıçların tuttuğu bir kayıt aracılığıyla aktarıyor. Bu durum, metni bir kaynak olarak okurken neye dikkat etmemizi gerektirir?
- Jeanne, seslerin kendisine ilk kez on üç yaşlarında geldiğini söylüyor. Bu bilgi, onun kendi hayatını nasıl anlattığına dair ne söylüyor?
Tarihçiler Tartışıyor
- Édouard Perroy (1945) — İkinci Dünya Savaşı sırasında, kaynaklarından uzakta yazdığı kitabında, savaşı iki krallığın yapısal gerilimleri, feodal hukuk ve ekonomik çıkarlar üzerinden açıkladı. Savaşın, iki devletin ve iki ulusun oluşumunda belirleyici bir evre olduğunu vurguladı.
- Marina Warner (1981) — Jeanne d'Arc'ı, yüzyıllar içinde ona yüklenen imgeler üzerinden inceledi: savaşçı, peygamber, cadı, yurtsever, aziz. Onun hikâyesinin, her dönemin kadın kahramanlığına dair düşüncelerini yansıtan bir aynaya dönüştüğünü gösterdi.
- Clifford Rogers (1993) — The Journal of Military History'deki makalesinde, Yüz Yıl Savaşları'nın art arda iki askerî devrim içerdiğini savundu: ilkinde okçular ve atından inmiş askerlerle yaya savaşının, ikincisinde ise topçuluğun üstünlük kazandığını ileri sürdü.
- Kelly DeVries (1999) — Jeanne'ı, dinsel bir simgeden çok, bir askerî önder olarak inceledi. Onun kuşatma savaşındaki kararlarını ve ordunun moraline etkisini kaynaklarla değerlendirerek, askerî katkısının ciddiye alınması gerektiğini savundu.
Bu tartışmada, savaş ve Jeanne d'Arc farklı ölçeklerde inceleniyor. Perroy ve Rogers, savaşın geniş yapısına bakar: Perroy siyasal ve ekonomik nedenleri, Rogers ise savaş alanındaki teknik ve taktik dönüşümleri öne çıkarır. Warner ve DeVries ise Jeanne'a yönelir, ama iki farklı yönden: Warner onun sonraki yüzyıllarda nasıl bir imgeye dönüştüğünü, DeVries ise 1429–1430'da bir komutan olarak neler yaptığını inceler. Bu iki bakış birbirini dışlamaz: bir kişinin sağlığında ne yaptığı ile ölümünden sonra nasıl hatırlandığı, ayrı kaynaklarla yanıtlanması gereken ayrı sorulardır.
Derine İn
Jeanne d'Arc'ın yargılanması, Orta Çağ'ın en iyi belgelenmiş davalarından biridir. Mahkeme, her oturumu noterlere kaydettirdi; bu kayıtlar sonradan Latinceye çevrildi ve birkaç nüsha hâlinde korundu. Yargıçlar, Jeanne'ı yalnızca seslerle ilgili iddiaları yüzünden değil, erkek giysisi giymesi yüzünden de suçladı. Jeanne, bir ara, baskı altında bir geri dönüş belgesi imzaladı ve kadın giysisi giymeyi kabul etti; ama birkaç gün sonra yeniden erkek giysisi giydi. Mahkeme, bunu yeniden sapkınlığa dönüş sayarak onu dünyevi yargıya teslim etti. Neden yeniden erkek giysisi giydiği, hâlâ tartışılır: kimi tanıklar, hapiste korunmak için bunu yaptığını söyledi.
Jeanne, yaşarken de bir tartışma konusuydu. Temmuz 1429'da, Reims'deki taç giymeden kısa bir süre sonra, sarayda yetişmiş şair ve yazar Christine de Pizan, onu öven uzun bir şiir yazdı; bu, Jeanne hakkında yazılmış en erken edebî metinlerden biridir. Öte yandan, İngilizlerin ve Burgonyalıların elindeki Paris'te tutulan bir günlükte, ona kuşkuyla ve düşmanca bakılıyordu. Böylece Jeanne'ın imgesi, daha kendisi hayattayken birbirine karşıt biçimlerde kurulmaya başlamıştı.
Aklanma davası, 1450'lerde, VII. Charles'ın isteğiyle başladı. Kral için Jeanne'ın sapkın olarak yakılmış olması, kendi tacının meşruluğuna gölge düşürüyordu: onu Reims'e götüren kişi bir sapkın mıydı? Dava sırasında, Domrémy köylülerinden Orléans'ın savunucularına kadar yüzden fazla tanık dinlendi. 1456'da mahkeme, ilk yargılamanın usulsüz olduğunu ve kararın geçersiz sayılması gerektiğini ilan etti. Bu iki dava, aynı kişi hakkında birbirine karşıt amaçlarla toplanmış iki büyük tanıklık bütünü bıraktı; tarihçiler Jeanne'ı bu iki taraflı kaynağın arasından okumak zorundadır.
Savaşın son evresinde, teknoloji belirleyici oldu. Fransız kralının topçuluğunu, Bureau kardeşler diye anılan iki usta düzenledi. Topların, kale surlarını birkaç gün içinde yıkabilmesi, İngilizlerin Normandiya'daki kalelerini hızla kaybetmesine yol açtı. 1450'de Formigny'de ve 1453'te Castillon'da, Fransız topları, İngiliz ordularına ağır kayıplar verdirdi. Castillon, top ateşinin bir meydan savaşının sonucunu belirlediği ilk savaşlardan biri olarak anılır.
Savaşın bedelini en çok sıradan insanlar ödedi. Akınlar köyleri yaktı; barış dönemlerinde işsiz kalan paralı asker çeteleri, kırsalı yağmaladı. Savaşın finansmanı için her iki krallıkta da yeni vergiler kondu; bu vergiler, sonraki derste göreceğimiz toplumsal gerilimlerin nedenlerinden biri oldu. Savaş, aynı zamanda, iki krallığın yönetim yapılarını da değiştirdi: VII. Charles, 1440'larda sürekli ve maaşlı bir ordu kurdu ve bunun için düzenli bir vergi toplamaya başladı. İngiltere'de ise, savaş masraflarını karşılamak için sık sık toplanan parlamento, kralın karşısında güç kazandı.
Son olarak, savaş, iki ülkenin kendini algılayışını da etkiledi. Savaşın başında İngiliz sarayında Fransızca konuşuluyordu; savaşın sonunda İngilizce, sarayda ve yönetimde güçlenmişti. Fransa'da ise, İngilizlere karşı savaş, farklı bölgelerin insanlarını ortak bir kral etrafında birleştiren bir deneyime dönüştü. Bu değişimleri ulusçuluk olarak adlandırmak, sonraki yüzyılların kavramlarını geçmişe taşımak olur; ama tarihçiler, iki krallığın bu savaştan daha belirgin kimliklerle çıktığında büyük ölçüde birleşir.
Uzman Notu
Temel literatür
- G. C. Macaulay (yay.), The Chronicles of Froissart, Lord Berners çevirisi (Londra: Macmillan, 1895).
- T. Douglas Murray (yay. ve çev.), Jeanne d'Arc, Maid of Orleans, Deliverer of France (New York: McClure, Phillips & Co., 1902).
- Édouard Perroy, La guerre de Cent Ans (Paris: Gallimard, 1945).
- Marina Warner, Joan of Arc: The Image of Female Heroism (Londra: Weidenfeld and Nicolson, 1981).
- Clifford J. Rogers, «The Military Revolutions of the Hundred Years' War», The Journal of Military History 57 (1993), s. 241–278.
- Kelly DeVries, Joan of Arc: A Military Leader (Stroud: Sutton, 1999).
Arşiv ve kaynak
Jeanne d'Arc'ın yargılanmasının ve aklanma davasının tutanakları, Fransa Ulusal Kütüphanesi'nde ve Fransız Ulusal Arşivleri'nde korunur; on dokuzuncu yüzyılda Jules Quicherat tarafından beş cilt hâlinde yayımlandı. Froissart'ın kroniği, yüzlerce elyazmasıyla dönemin en çok kopyalanan tarih kitaplarından biridir. Murray'nin çevirisi ve Berners'ın Froissart çevirisi, telifi dolmuş eski baskılar olarak çevrimiçi arşivlerde yer alır.
Açık sorular
- Jeanne d'Arc, Orléans'ın kurtarılmasında komutanların kararlarını gerçekten etkiledi mi, yoksa katkısı büyük ölçüde moral düzeyinde mi kaldı?
- Uzun yay ve top, savaşın gidişatını ne ölçüde belirledi; bu teknik açıklamalar siyasal ve diplomatik etkenleri gözden kaçırıyor mu?
- Yüz Yıl Savaşları, İngiliz ve Fransız ulusal kimliklerinin oluşumunda ne kadar belirleyiciydi?
Mini sınav
- (Hedef 1) 1420'de V. Henry'yi Fransa tahtının mirasçısı ilan eden antlaşma hangisidir? A) Brétigny Antlaşması B) Troyes Antlaşması C) Verdun Antlaşması D) Paris Antlaşması
- (Hedef 2) Froissart'a göre Crécy savaşında Fransız ordusunun öncüsü olarak savaşa başlayan birlik hangisiydi? A) Cenevizli arbaletçiler B) İskoç okçular C) Burgonya şövalyeleri D) Paralı topçular
- (Hedef 2) VII. Charles, Temmuz 1429'da hangi kentin katedralinde taç giydi? A) Rouen B) Orléans C) Paris D) Reims
- (Hedef 1) İngiltere, 1453'ten sonra Fransa'da hangi limanı elinde tutmaya devam etti? A) Bordeaux B) Rouen C) Calais D) Orléans
- (Hedef 3) Jeanne d'Arc'ı, yüzyıllar içinde ona yüklenen savaşçı, cadı, yurtsever ve aziz imgeleri üzerinden inceleyen tarihçi kimdir? A) Kelly DeVries B) Clifford Rogers C) Édouard Perroy D) Marina Warner
Açık uçlu soru
(Hedef 3) «Jeanne d'Arc bir askerî önder miydi, yoksa sonraki kuşakların yarattığı bir simge mi?» sorusunu tartış. Cevabında Dunois'nın tanıklığını, 24 Şubat 1431 tarihli sorgu tutanağını, aklanma davasını ve Jeanne'ın ölümünden sonra savaşın nasıl bittiğini kullan; Warner ile DeVries'in yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- B — V. Henry'yi mirasçı ilan eden Troyes Antlaşması'dır.
- A — Froissart'a göre savaşa Cenevizli arbaletçiler başladı.
- D — VII. Charles Reims katedralinde taç giydi.
- C — İngiltere Calais'yi elinde tutmaya devam etti.
- D — Bu çalışma Marina Warner'a aittir.
Kapsamlı bir cevap, Jeanne'ın 1429'da Orléans'ın kurtarılmasına ve VII. Charles'ın Reims'de taç giymesine katıldığını, Dunois'nın tanıklığının onun komutanlarla tartışan etkin bir rol oynadığını gösterdiğini açıklar. Bu tanıklığın aklanma davasında, yıllar sonra ve taraflı bir amaçla verildiğini de not eder. 24 Şubat 1431 tutanağının, Jeanne'ın kendi sesini yargıçların kaydı aracılığıyla aktardığını belirtir. Savaşın Jeanne'ın ölümünden sonra yirmi iki yıl sürdüğünü ve Burgonya ittifakının bozulması ile topçuluğun belirleyici olduğunu hatırlatır. Güçlü bir yanıt, DeVries'in Jeanne'ı bir askerî önder olarak ciddiye alan yaklaşımını, Warner'ın onun simgesel dönüşümlerini inceleyen yaklaşımıyla karşılaştırır ve iki yaklaşımın birbirini dışlamadığını tartışır.
Sonraki bölüme köprü
Savaşın bedelini ödeyenler, yalnızca askerler değildi. 1358'de, Poitiers yenilgisinin ardından, Paris'in kuzeyindeki köylüler soylulara karşı ayaklandı; 1381'de ise İngiltere'de, savaş için konan kişi başı vergisine karşı binlerce köylü ve zanaatkâr Londra'ya yürüdü. Sıradaki derste bu ayaklanmalara bakacağız: köylüler neden silaha sarıldı, ne istiyorlardı, ve toprak sahipleri ile krallar onlara nasıl karşılık verdi?