Öğrenme hedefleri
- 1215'te İngiltere kralı John ile baronları arasındaki çatışmayı ve Magna Carta'nın mühürlenmesine giden olayları sıralayabileceksin.
- Magna Carta'nın başlıca maddelerinin kimleri, hangi haklarla koruduğunu ve kimleri dışarıda bıraktığını kaynaklarla açıklayabileceksin.
- Magna Carta'yı bir özgürlük tarihinin başlangıcı olarak gören ve onu 1215'in koşulları içinde okuyan tarihçileri birbirleriyle karşılaştırabileceksin.
Okuma metni
Kanca — Thames kıyısında bir çayır
15 Haziran 1215'te, Londra'nın batısında, Thames Nehri'nin kıyısındaki Runnymede adlı bir çayırda, İngiltere kralı John, kendisine karşı ayaklanmış baronlarıyla buluştu. Baronlar, birkaç hafta önce Londra'yı ele geçirmişti; kral ise, yakındaki Windsor kalesinde kalıyordu. Buluşmanın sonunda, kral, baronlarının hazırladığı uzun bir belgeyi mühürledi. Bu belge, kralın vergi koyma, yargılama ve miras konusundaki yetkilerini sınırlayan, altmışı aşkın maddeden oluşan bir şarttı.
Wendover'lı Roger adlı bir keşişin kroniğine göre, baronlar toplantıdan ayrıldıktan sonra, kralın yanında neredeyse hiç şövalye kalmamıştı. O gece Windsor'da uyuyamayan kral, şafak sökmeden gizlice Wight Adası'na çekildi ve orada baronlardan nasıl intikam alacağını düşündü. Birkaç ay içinde, papa bu şartı geçersiz ilan etti ve İngiltere bir iç savaşa sürüklendi. Yani bu belge, kısa vadede başarısız oldu. Ama sonraki yüzyıllarda, adı «Büyük Şart», yani Magna Carta olarak, özgürlüğün ve hukukun üstünlüğünün en ünlü simgelerinden birine dönüşecekti. Bu bölümün sorusu şu: baronların krala zorla kabul ettirdiği bu uzun metin neyi amaçlıyordu, kimleri koruyordu, ve nasıl oldu da kısa ömürlü bir barış antlaşması, yüzyıllar sonra bir özgürlük bildirgesi gibi okunmaya başladı?
Bağlam — pahalı bir krallık
John, 1199'da, ağabeyi Aslan Yürekli Richard'ın ölümünden sonra İngiltere tahtına çıktı. Onun krallığı, yalnızca İngiltere'yi değil, Fransa'nın batısındaki geniş toprakları, Normandiya'yı, Anjou'yu ve Akitanya'nın bir bölümünü de kapsıyordu. Ama 1204'te, Fransa kralı II. Philippe Auguste, Normandiya'yı ele geçirdi. John, sonraki on yılını, bu toprakları geri almak için para toplamaya ve savaş hazırlığına adadı.
Bu çaba, İngiltere'nin soyluları için ağır bir yük oldu. Kral, baronlarından, askerlik hizmeti yerine ödenen «kalkan parası» diye bilinen vergiyi sık sık ve yüksek miktarlarda istedi. Bir baron öldüğünde, mirasçısından yüksek miras ücretleri talep etti; dul kadınları, istedikleri kişiyle evlenmek ya da evlenmemek için kraliyet hazinesine para ödemeye zorladı. Kralın mahkemeleri, adaleti para karşılığında satıyor ya da geciktiriyordu. John aynı zamanda, Canterbury başpiskoposunun seçimi yüzünden Papa III. Innocentius ile de uzun bir çatışmaya girmişti.
1214'te, John'un Fransa'yı geri alma umudu, müttefiklerinin Bouvines'de Fransa kralına yenilmesiyle sona erdi. Eli boş dönen kral, baronlarının öfkesiyle karşılaştı. 1215 baharında, bir grup baron krala olan bağlılık yeminlerini geri aldı ve Mayıs'ta Londra'yı ele geçirdi.
Gelişme — altmış üç madde
Magna Carta'nın maddelerinin çoğu, bugün bize oldukça teknik görünür. Belge, miras ücretlerini, vesayet haklarını, dul kadınların haklarını, borçların ödenmesini, ormanların kullanımını, ağırlık ve ölçü birimlerini ve kralın görevlilerinin davranışlarını düzenler. Bu maddeler, baronların John'a karşı en çok yakındıkları konuları yansıtıyordu.
Bazı maddeler ise, çok daha genel ilkeler ortaya koyar. 12. maddeye göre, kral, belirli istisnalar dışında, «krallığın ortak danışması» olmadan kalkan parası ya da yardım adı altında vergi koyamayacaktı. 13. madde, Londra kentinin ve öteki kentlerin eski özgürlüklerini güvenceye alıyordu. 39. ve 40. maddeler ise, sonraki yüzyıllarda belgenin en ünlü maddeleri olacaktı: hiçbir özgür insan, eşitlerinin yasal yargısı ya da ülkenin yasası olmadan tutuklanamayacak, mülkünden yoksun bırakılamayacak ya da sürgün edilemeyecek; kral, adaleti kimseye satmayacak, kimseden esirgemeyecek ve geciktirmeyecekti.
Belge, yalnızca baronların değil, kilisenin de çıkarlarını gözetiyordu. İlk madde, İngiliz kilisesinin «özgür» olacağını, kilise seçimlerinin serbestçe yapılacağını ilan ediyordu. Canterbury başpiskoposu Stephen Langton, kral ile baronlar arasında arabuluculuk yaptı ve belgenin hazırlanmasında önemli bir rol oynadı. Paris'te yıllarca teoloji okutmuş olan Langton, bir kralın da Tanrı'nın yasasına ve adalete bağlı olduğu düşüncesini, Runnymede'deki pazarlıklara taşıyan kişilerden biriydi; bir önceki derste gördüğümüz üniversite dünyası, böylece kraliyet siyasetinin içine de uzanıyordu.
Dönüş noktası — iptal, savaş ve yeniden doğuş
Runnymede'deki barış uzun sürmedi. John, belgenin kendisine zorla kabul ettirildiğini ileri sürerek, papaya başvurdu. John, birkaç yıl önce papayla uzlaşmış ve İngiltere'yi papanın koruması altına almıştı; bu yüzden Innocentius, onun yanında yer aldı.
Papanın kararı, iç savaşı başlattı. Baronlar, Fransa kralının oğlu Louis'yi İngiltere tahtına çağırdı ve Louis, 1216'da Londra'ya girdi. Ama aynı yılın ekim ayında John öldü. Tahta, dokuz yaşındaki oğlu III. Henry çıktı. Genç kralın danışmanları, baronları yeniden krala bağlamak için, Magna Carta'yı değiştirilmiş biçimde yeniden yayımladı. Şart, 1216'da, 1217'de ve 1225'te yeniden yayımlandı; bu yeni metinlerden 61. madde gibi kralı zorlayan maddeler çıkarıldı. 1225 metni, sonraki yüzyıllarda İngiliz hukukunun bir parçası olarak kabul edildi.
Yaygın yanlış«Magna Carta, bütün İngilizlere özgürlük ve eşitlik getirdi ve demokrasinin başlangıcıydı.»
Magna Carta'nın koruduğu «özgür insan», dönemin İngiltere'sinde nüfusun yalnızca bir bölümünü oluşturuyordu; toprağa bağlı köylüler, yani nüfusun büyük bir kesimi, bu korumanın dışında kaldı. Belge, bir parlamentodan ya da seçimlerden söz etmez; baronların, kralın keyfî yetkisine karşı kendi haklarını koruma çabasıydı. Onun demokrasiyle ilişkisi, belgenin kendisinden çok, sonraki yüzyıllarda nasıl okunduğuyla ilgilidir.
Cevap — bir barış belgesinden bir simgeye
1215'te Magna Carta, bir kralın ayaklanan baronlarıyla barış yapmak için kabul ettiği, somut şikâyetlere cevap veren bir anlaşmaydı. Amacı, kralın vergi koyma, yargılama ve miras konularındaki keyfî uygulamalarını sınırlamak ve bu sınırlamaları bir güvence düzenine bağlamaktı. Koruduğu kişiler, başta baronlar olmak üzere, kilise, kentler ve «özgür insanlardı». Belge, birkaç ay içinde papa tarafından iptal edildi ve bir iç savaş çıktı. Ama III. Henry döneminde değiştirilerek yeniden yayımlanması, onu İngiliz hukukunun kalıcı bir parçası yaptı. Asıl önemini ise, sonraki yüzyıllarda, kralın yetkisinin yasayla sınırlı olduğu ilkesinin simgesi olarak kazandı.
Bugünle bağ — bir maddenin uzun yolculuğu
Magna Carta'nın 39. maddesi, sonraki yüzyıllarda pek çok belgeye ilham verdi. On yedinci yüzyılda İngiliz hukukçu Edward Coke, bu maddeyi, kralın keyfî tutuklamalarına karşı bir güvence olarak yorumladı. Amerika Birleşik Devletleri Anayasası'nın «yasal süreç olmadan kimse hayatından, özgürlüğünden ya da mülkünden yoksun bırakılamaz» diyen maddesi, bu geleneğin mirasıdır. 1948'de Birleşmiş Milletler'in İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi kabul edilirken, bu metin «bütün insanlığın Magna Carta'sı» diye anıldı. Osmanlı tarihinde ise, 1808'de padişah ile ayanlar arasında imzalanan Sened-i İttifak, sık sık Magna Carta ile karşılaştırılır; ama iki belgenin koşulları ve sonuçları birbirinden oldukça farklıdır. 1215 metninin dört özgün nüshası bugün de ayakta: ikisi İngiltere'nin ulusal kütüphanesinde, birer tanesi Lincoln ile Salisbury katedrallerinin arşivlerinde.
Birincil kaynak
Magna Carta'nın 39. ve 40. maddeleri, belgenin sonraki yüzyıllarda en çok anılan bölümü oldu. Edward P. Cheyney'in 1894 tarihli İngilizce çevirisinden:
12. No scutage or aid shall be imposed in our kingdom except by the common council of our kingdom, except for the ransoming of our body, for the making of our oldest son a knight, and for once marrying our oldest daughter […].
39. No free man shall be taken or imprisoned or dispossessed, or outlawed, or banished, or in any way destroyed, nor will we go upon him, nor send upon him, except by the legal judgment of his peers or by the law of the land.
40. To no one will we sell, to no one will we deny, or delay right or justice.
Türkçesi: 12. Krallığımızda, bizim bedenimizin fidye ile kurtarılması, en büyük oğlumuzun şövalye yapılması ve en büyük kızımızın bir kez evlendirilmesi dışında, krallığımızın ortak danışması olmadan hiçbir kalkan parası ya da yardım konmayacaktır […]. 39. Hiçbir özgür insan, eşitlerinin yasal yargısı ya da ülkenin yasası olmadan tutuklanmayacak, hapsedilmeyecek, mülkünden yoksun bırakılmayacak, kanun dışı ilan edilmeyecek, sürgün edilmeyecek ya da herhangi bir biçimde yok edilmeyecek; biz de ona karşı yürümeyecek, ona karşı adam göndermeyeceğiz. 40. Hiç kimseye hakkı ve adaleti satmayacağız, hiç kimseden esirgemeyeceğiz ya da geciktirmeyeceğiz.
Kaynak: Magna Carta, 1215, maddeler 12, 39 ve 40; Edward P. Cheyney (yay. ve çev.), English Constitutional Documents, Translations and Reprints I.6 (Philadelphia: University of Pennsylvania, 1894), s. 9 ve 12; Internet Archive. Türkçesi, Cheyney'in İngilizcesinden bizim.
- 12. madde, kralın vergi koyma yetkisini nasıl sınırlıyor? «Krallığın ortak danışması» ifadesi, 1215'te kimleri kapsıyor olabilirdi?
- 39. madde, yalnızca «özgür insan»dan söz ediyor. Bu sınırlama, belgenin koruduğu kişiler hakkında ne söylüyor?
- 40. madde, kralın adaleti «satmasını» yasaklıyor. Bu yasak, John döneminde mahkemelerin nasıl işlediğine dair ne ima ediyor?
Tarihçiler Tartışıyor
- William Stubbs (1874) — İngiltere'nin anayasa tarihini, özgürlüklerin yüzyıllar boyunca adım adım genişlediği bir süreç olarak anlattı. Magna Carta'yı, bu sürecin temel taşlarından biri, İngiliz ulusunun krala karşı ortak haklarını ilk kez yazıya geçiren belge olarak gördü.
- Faith Thompson (1948) — Magna Carta'nın on dördüncü yüzyıldan on yedinci yüzyıla kadar nasıl okunduğunu ve kullanıldığını inceledi. Belgenin, farklı dönemlerde farklı siyasal amaçlarla yeniden yorumlanarak bir simgeye dönüştüğünü gösterdi.
- J. C. Holt (1965) — Magna Carta'yı, 1215'in somut siyasal koşulları içinde, baronların kendi çıkarlarını koruma çabası olarak inceledi. Aynı zamanda, belgenin Avrupa'nın başka yerlerindeki benzer şartlarla karşılaştırılması gerektiğini ve onun asıl öneminin, kralın da yasaya bağlı olduğu ilkesini ifade etmesinde yattığını vurguladı.
- David Carpenter (2015) — Magna Carta'nın sekiz yüzüncü yıldönümünde, metnin her maddesini ayrıntılı biçimde yorumladı. Belgenin, baronlar kadar kadınların, kentlilerin ve daha alt sınıfların şikâyetlerine de değinen, dönemin geniş toplumsal gerginliklerini yansıtan bir metin olduğunu gösterdi.
Bu tartışmada, Magna Carta'ya iki farklı yönden bakılıyor. Stubbs, belgeyi uzun bir özgürlük tarihinin başlangıcı olarak görür; bu yaklaşım, sonraki tarihçiler tarafından geçmişe bugünün değerlerini yansıtmakla eleştirildi. Holt ve Carpenter, belgeyi kendi döneminin koşulları içinde inceleyerek, onun baronların somut çıkarlarını ve dönemin toplumsal gerginliklerini yansıttığını gösterir. Thompson ise, bu iki bakış arasında bir köprü kurar: belgenin anlamının, onun sonraki kullanımlarıyla birlikte değiştiğini hatırlatır.
Derine İn
Magna Carta'nın kadınlarla ilgili maddeleri, çoğu zaman gözden kaçar. 7. ve 8. maddeler, bir dul kadının, kocasının ölümünden sonra mirasını ve çeyizini zorluk çıkarılmadan alabileceğini ve kendi isteği dışında yeniden evlenmeye zorlanamayacağını güvence altına alıyordu. Bu maddeler, John'un dul kadınlardan evlilik izni karşılığında büyük paralar talep etmesine karşı bir tepkiydi. Öte yandan, 54. madde, bir kadının, kocasının ölümü dışında hiçbir kişinin ölümü için dava açamayacağını belirtiyordu. Belge, kadınları hem koruyor hem de sınırlıyordu.
Belgenin bazı maddeleri, dönemin azınlıklarıyla da ilgiliydi. 10. ve 11. maddeler, Yahudi tefecilere olan borçların mirasçılara nasıl geçeceğini düzenliyordu. Orta Çağ İngiltere'sinde Yahudi topluluklar, kralın doğrudan koruması altındaydı ve kral, onların alacaklarından yüksek vergiler alıyordu. Bu maddeler, baronların kraliyet maliyesine olan şikâyetlerinin bir parçasıydı; ama aynı zamanda, dönemin Yahudi topluluklarının ne kadar kırılgan bir konumda olduğunu da gösterir.
Magna Carta, Avrupa'da benzersiz bir belge değildi. Bu dönemde Avrupa'nın başka köşelerinde de pek çok hükümdar, soylularına ya da kentlerine benzer şartlar verdi. 1222'de Macaristan kralı II. Andreas'ın yayımladığı «Altın Boğa», soyluların haklarını güvence altına alıyor ve kralın bu hakları çiğnemesi durumunda onlara direnme hakkı tanıyordu. Bu karşılaştırmalar, Magna Carta'nın, dönemin Avrupa'sında krallar ile soylular arasındaki ortak bir gerilimin ürünü olduğunu gösterir. Magna Carta'yı ötekilerden ayıran, onun kendisi değil, İngiltere'de sonraki yüzyıllarda sürekli olarak yeniden yayımlanması, onaylanması ve yorumlanmasıydı.
Magna Carta'nın ünü, kralların onu tekrar tekrar onaylamasıyla büyüdü. 1225 metni, sonraki iki yüzyıl boyunca krallar tarafından onlarca kez yeniden onaylandı. 1297'de I. Edward, ağır savaş vergileri yüzünden çıkan bir krizin ardından, Magna Carta'yı ve ormanlarla ilgili şartı yeniden onayladı ve bu şartlara aykırı kararların geçersiz sayılacağını ilan etti. Magna Carta'nın metni, İngiliz hukuk kitaplarının başına yerleştirildi; kilise kapılarında ve kent meydanlarında halka okunması buyruldu. Onunla birlikte yayımlanan orman şartı ise, kraliyet ormanlarındaki köylülerin odun toplama, hayvan otlatma gibi geleneksel haklarını güvenceye aldı; bu şart, sıradan insanların gündelik hayatını, Büyük Şart'tan belki de daha doğrudan etkiledi. Bu tekrarlar, belgenin, somut içeriğinden bağımsız olarak, kralın yetkisinin sınırlandığı fikrinin bir simgesine dönüşmesini sağladı.
Son olarak, belgenin «özgür insan» kavramı da zamanla değişti. 1215'te bu kavram, nüfusun yalnızca bir bölümünü kapsıyordu. Ama sonraki yüzyıllarda, toprağa bağlı köylülüğün ortadan kalkmasıyla birlikte, «özgür insan» ifadesi, giderek bütün İngilizleri kapsayacak biçimde okundu. Bir metnin sözcükleri aynı kalırken, anlamı, onu okuyan toplumun değişmesiyle birlikte genişleyebiliyordu. On yedinci yüzyılda kral ile parlamento arasındaki çatışmalarda, her iki taraf da Magna Carta'yı kendi haklarının kanıtı olarak gösterdi. Magna Carta'nın tarihi, bu açıdan, bir belgenin kendi yazarlarının niyetinin çok ötesine geçebileceğinin güçlü bir örneğidir.
Uzman Notu
Temel literatür
- Edward P. Cheyney (yay. ve çev.), English Constitutional Documents, Translations and Reprints from the Original Sources of European History I.6 (Philadelphia: University of Pennsylvania, 1894).
- J. A. Giles (çev.), Roger of Wendover's Flowers of History, cilt II (Londra: Henry G. Bohn, 1849).
- William Stubbs, The Constitutional History of England, cilt I (Oxford: Clarendon Press, 1874).
- Faith Thompson, Magna Carta: Its Role in the Making of the English Constitution, 1300–1629 (Minneapolis: University of Minnesota Press, 1948).
- J. C. Holt, Magna Carta (Cambridge: Cambridge University Press, 1965).
- David Carpenter, Magna Carta (Londra: Penguin Classics, 2015).
Arşiv ve kaynak
1215 tarihli Magna Carta'nın dört özgün nüshasının ikisi Londra'daki British Library'de, birer tanesi Lincoln ve Salisbury katedrallerinde korunur. Cheyney'in İngiliz anayasal belgeleri çevirisi ve Giles'ın Wendover çevirisi, telifi dolmuş eski baskılar olarak çevrimiçi arşivlerde yer alır. Runnymede çayırı, bugün İngiltere'nin ulusal miras kurumunun koruması altında bir anma alanıdır.
Açık sorular
- Magna Carta'yı hazırlayan baronlar, belgenin yalnızca kendi çıkarlarını mı, yoksa daha geniş bir topluluğun çıkarlarını mı koruduğunu düşünüyordu?
- 61. maddenin kralı zorlama düzeni, uygulanabilir bir güvence miydi, yoksa iç savaşı kaçınılmaz kılan bir düzen mi?
- Magna Carta'nın sonraki yüzyıllardaki ünü, onun 1215'teki içeriğinden mi, yoksa sonraki kullanımlarından mı kaynaklanır?
Mini sınav
- (Hedef 1) Magna Carta 1215'te nerede mühürlendi? A) Windsor kalesinde B) Westminster'da C) Runnymede çayırında D) Canterbury'de
- (Hedef 2) Magna Carta'nın 12. maddesine göre kral, kalkan parası ya da yardımı neyin onayı olmadan koyamazdı? A) Papanın B) Krallığın ortak danışmasının C) Londra kentinin D) Canterbury başpiskoposunun
- (Hedef 1) 1215'te Magna Carta'yı geçersiz ilan eden papa kimdir? A) VII. Gregorius B) IX. Gregorius C) II. Calixtus D) III. Innocentius
- (Hedef 2) Magna Carta'nın 61. maddesi, şartın uygulanmasını güvenceye almak için kaç baronun seçilmesini öngörüyordu? A) Dört B) On iki C) Yirmi beş D) Kırk
- (Hedef 3) Magna Carta'nın on dördüncü yüzyıldan on yedinci yüzyıla nasıl yeniden yorumlanarak bir simgeye dönüştüğünü inceleyen tarihçi kimdir? A) William Stubbs B) Faith Thompson C) J. C. Holt D) David Carpenter
Açık uçlu soru
(Hedef 3) «Kısa ömürlü bir barış antlaşması, nasıl yüzyıllar sonra bir özgürlük bildirgesi gibi okunmaya başladı?» sorusunu tartış. Cevabında Magna Carta'nın 12., 39. ve 61. maddelerini, papanın iptal kararını, III. Henry döneminde yeniden yayımlanmasını ve Edward Coke'un yorumunu kullan; Stubbs ile Holt'un yaklaşımlarını karşılaştır.
Cevaplar
- C — Magna Carta Runnymede çayırında mühürlendi.
- B — Kral, krallığın ortak danışması olmadan bu vergileri koyamazdı.
- D — Şartı III. Innocentius iptal etti.
- C — 61. madde yirmi beş baronun seçilmesini öngörüyordu.
- B — Bu çalışma Faith Thompson'a aittir.
Kapsamlı bir cevap, Magna Carta'nın 1215'te John'un vergi, yargı ve miras konularındaki keyfî uygulamalarına karşı baronların hazırladığı somut bir barış anlaşması olduğunu açıklar. 12. maddenin vergi için ortak danışmayı, 39. maddenin yasal yargılamayı güvence altına aldığını, 61. maddenin ise kralı zorlayan olağanüstü bir düzen kurduğunu belirtir. Papanın iptal kararının belgeyi kısa vadede geçersiz kıldığını, ama III. Henry döneminde değiştirilerek yeniden yayımlanmasının onu kalıcı kıldığını anlatır. Güçlü bir yanıt, Stubbs'ın belgeyi bir özgürlük tarihinin başlangıcı olarak gören yaklaşımını, Holt'un onu 1215'in somut koşulları içinde inceleyen yaklaşımıyla karşılaştırır ve Edward Coke gibi sonraki yorumcuların rolünü tartışır.
Sonraki bölüme köprü
Runnymede'de kralın karşısında duran baronlar, aynı zamanda zırhlı savaşçılardı: atlı, kılıçlı, kendi şatoları ve maiyetleri olan şövalyeler. On ikinci ve on üçüncü yüzyıllarda, bu savaşçı sınıf, kendini yalnızca silah gücüyle değil, bir davranış kuralları bütünüyle de tanımlamaya başladı: cesaret, sadakat, cömertlik, kiliseyi ve zayıfları koruma. Sıradaki derste bu ideale bakacağız: şövalyeler kimdi, şövalyelik ideali nasıl doğdu, ve bu ideal gerçek savaş alanlarında ne ölçüde uygulandı?