İçeriğe geç

Bölüm DT-116.09 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Slavların Hıristiyanlaşması ve Kiril alfabesi

DT-116 Erken Orta Çağ Avrupası

2.669 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
862–988
Bölge
Orta Avrupa · Balkanlar · Doğu Avrupa
Kişiler
Kiril · Metodios · Rostislav · III. Mikhail · II. Hadrianus · VIII. Ioannes · I. Boris · Ohrili Kliment · Francis Dvornik · Dimitri Obolensky · Ihor Ševčenko · Florin Curta
Yerler
Selanik · Konstantinopolis · Büyük Moravya · Pannonia · Roma · Preslav · Ohri · Kiev
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Dokuzuncu ve onuncu yüzyıllarda Orta ve Doğu Avrupa'daki Slav toplumlarının Hıristiyanlığı nasıl benimsediğini, Moravya misyonundan Bulgaristan'a ve Kiev'e uzanan olaylarla sıralayabileceksin.
  • Konstantinos ile Metodios'un yarattığı Slav yazısının ve ayin dilinin, papalık ile Bizans kilisesi arasındaki çekişmede nasıl bir anlam taşıdığını kaynaklarla açıklayabileceksin.
  • Glagolitik ve Kiril alfabelerinin kökenine ve Slav misyonunun anlamına dair tarihçilerin farklı yorumlarını karşılaştırabileceksin.

Okuma metni

Kanca — sunağa konan kitaplar

868 yılında Roma'da, Papa II. Hadrianus, kentin büyük kiliselerinden birinde alışılmadık bir tören düzenledi. Sunağın üzerine, Latince ya da Yunanca değil, hiç kimsenin daha önce kilisede görmediği bir yazıyla, Slav dilinde yazılmış kitaplar konuldu. Papa, bu kitapları kutsadı ve onlarla ayin yapılmasına izin verdi.

Kitapları Roma'ya getiren, Selanikli iki kardeşti: Konstantinos ve Metodios. Beş yıl önce, Bizans imparatorunun isteğiyle Orta Avrupa'daki Moravya'ya gitmişler, orada Slavlar için yeni harfler tasarlamış, İncil'i ve ayin kitaplarını onların konuştuğu dile aktarmışlardı. Bu iş, Moravya'daki Frank din adamlarının sert tepkisine yol açmıştı. Roma'ya gelişleri, bu tartışmada papanın desteğini almak içindi. Konstantinos, ertesi yıl Roma'da, bir manastırda Kiril adını alarak öldü; bugün Rusça, Bulgarca ve Sırpça gibi dillerin yazıldığı alfabe, onun bu son adıyla anılır. Bu bölümün sorusu şu: Moravya'dan Kiev'e uzanan Slav hükümdarları vaftizi hangi hesaplarla kabul etti, ve kendi dillerinde yazılmış kitaplar, onları Latin Batı ile Bizans arasında nereye yerleştirdi?

Bağlam — iki kilise arasında Slavlar

Altıncı ve yedinci yüzyıllarda Slav topluluklar, Baltık'tan Balkanlar'a, Elbe'den Dinyeper'e uzanan geniş bir alana yayıldı. Dokuzuncu yüzyılda bu toplulukların bir kısmı, kendi hükümdarlarının yönetiminde krallıklar ve beylikler kurmaya başladı. Bugünkü Çekya ve Slovakya'nın bir bölümünü kapsayan Büyük Moravya bunlardan biriydi. Güneyde, Balkanlar'da, bozkırdan gelen Bulgarlar ile yerel Slavların birleşmesinden doğan Bulgar Hanlığı, Bizans'ın güçlü bir komşusuydu.

Bu devletlerin önderleri, Hıristiyanlığı benimsemenin siyasal bir anlamı olduğunu biliyordu. Hıristiyanlık, onları Avrupa'nın öteki hükümdarlarıyla eşit bir konuma getirebilirdi; ama hangi kiliseden geleceği de önemliydi. Batıda, Frank krallığının piskoposları, Latince ayin ve Frank siyasal etkisiyle birlikte geliyordu. Doğuda ise, Konstantinopolis'in kilisesi ve imparatoru vardı. Moravya hükümdarı Rostislav, Frankların baskısından kurtulmak için, 862'de Bizans imparatoru III. Mikhail'e elçiler gönderdi.

Gelişme — Moravya'daki misyon

Rostislav'ın isteğine cevap olarak, Bizans imparatoru, Selanikli iki kardeşi seçti. Konstantinos, Konstantinopolis'te eğitim görmüş, felsefesi ve dil yeteneğiyle tanınan bir bilgindi; daha önce Abbasi halifesinin sarayına ve Hazarlara gönderilen elçiliklerde bulunmuştu. Ağabeyi Metodios ise, bir süre Bizans eyaletlerinden birinde yönetici olarak çalışmış, sonra keşiş olmuştu. İkisi de, Selanik çevresinde yaşayan Slavların dilini çocukluklarından beri biliyordu.

Konstantinos, Moravya'ya gitmeden önce, Slav dilinin seslerine uygun yeni bir alfabe hazırladı. Bu alfabe, bugün Glagolitik diye anılır. Kardeşler, 863'te Moravya'ya vardıklarında, bu alfabeyle yazılmış İncil ve ayin metinlerini de yanlarında getirdiler. Slav dilinde ayin yapılması, Moravya'da büyük bir ilgi gördü; ama bölgede Latince ayin yapan Frank din adamları, buna şiddetle karşı çıktı.

Kardeşler, 867'de, Frank din adamlarına karşı papanın desteğini almak için Roma'ya gitti. Papa II. Hadrianus onları iyi karşıladı. Konstantinos, 869'da Roma'da öldü. Metodios, papa tarafından Pannonia ve Moravya'nın başpiskoposu yapıldı. Ama Frank piskoposları, onu kendi bölgelerine müdahale etmekle suçladı; Metodios, birkaç yıl bir manastırda tutuklu kaldı ve ancak papanın araya girmesiyle serbest bırakıldı. 880'de Papa VIII. Ioannes, Slav dilinde ayin yapılmasını açıkça onayladı.

Dönüş noktası — Moravya'dan Bulgaristan'a

Metodios, Moravya'daki son yıllarını Kutsal Kitap'ın geri kalanını çevirmeye adadı ve 885'te öldü. Hemen ardından, Moravya'daki Latin yanlısı çevre üstünlük kazandı; yeni papa, Slav dilinde ayini yasakladı. Metodios'un öğrencileri Moravya'dan kovuldu, bazıları köle olarak satıldı. Ama bu sürgün, Slav yazısının sonu olmadı; tersine, onun yeni bir yurda taşınmasına yol açtı.

Kovulan öğrencilerin bir kısmı, güneye, Bulgaristan'a sığındı. Bulgar hükümdarı I. Boris, 864'te Bizans'tan Hıristiyanlığı kabul etmişti; ama Yunanca konuşan din adamlarının etkisinin artmasından kaygı duyuyordu. Metodios'un öğrencileri, ona Slav dilinde bir kilise kurma olanağı sundu. Öğrencilerden Kliment, Makedonya'daki Ohri'de bir okul kurdu; onun hayat anlatısına göre, burada binlerce öğrenci yetişti. Başkent Preslav çevresinde de, önemli bir çeviri ve yazı merkezi gelişti. Onuncu yüzyılın başında, bu Bulgar çevrelerinde, Yunan alfabesine daha çok dayanan ve yazması daha kolay yeni bir alfabe biçimlendi. Bu yeni alfabeye, sonradan Kiril'in anısına, Kiril alfabesi dendi. Ohrili Kliment ve arkadaşları, bu yeni yazıyla ve eski Glagolitik harflerle yüzlerce metin çevirip kopyaladı; Bulgaristan, kısa süre içinde Slav dünyasının kitap merkezi oldu.

Yaygın yanlış«Kiril alfabesini Aziz Kiril icat etti.»
Doğrusu

Kiril, yani Konstantinos, Moravya misyonu için Glagolitik alfabeyi hazırladı. Bugün Kiril alfabesi diye bilinen yazı ise, ondan birkaç on yıl sonra, büyük olasılıkla Bulgaristan'daki öğrencilerinin çevresinde, Yunan alfabesini temel alarak geliştirildi. Alfabe, kurucusunun değil, onun anısının adını taşır.

Bulgaristan'dan sonra, Slav dilindeki kilise kitapları ve Kiril alfabesi, Sırbistan'a ve 988'de Hıristiyanlığı benimseyen Kiev Rus'una ulaştı. Batıda ise, Polonya, Bohemya ve Hırvatistan'ın büyük bölümü, Latince ayini ve Latin alfabesini izleyen Roma kilisesine bağlandı. Böylece Slav dünyası, iki kilise ve iki alfabe arasında bölündü. Bu bölünme, 1054'te Roma ile Konstantinopolis kiliselerinin kesin olarak ayrılmasıyla daha da derinleşti.

Cevap — bir yazı, iki yol

Slav halklarının Hıristiyanlaşması, Roma ile Konstantinopolis arasındaki bir rekabetin içinde gerçekleşti. Slav hükümdarları, Hıristiyanlığı benimserken, hangi kiliseden ve hangi dilde geleceğini seçmek zorundaydı. Konstantinos ile Metodios'un Moravya misyonu, Slavlara kendi dillerinde yazı ve ayin sundu; bu, dönemin din adamlarının çoğunun kabul etmediği bir yenilikti. Misyon Moravya'da kısa sürede yenildi; ama öğrencileri, bu yeniliği Bulgaristan'a taşıdı ve orada Kiril alfabesiyle birlikte kalıcı bir biçime kavuşturdu. Buradan Sırbistan'a ve Rusya'ya yayılan Slav yazısı, bu halkların kendi dillerinde yazılı bir kültür geliştirmesinin temeli oldu.

Bugünle bağ — 24 Mayıs ve Kiril harfleri

Bugün Kiril alfabesi, Rusça, Ukraynaca, Belarusça, Bulgarca, Sırpça ve Makedonca gibi dilleri yazmak için kullanılıyor. Yirminci yüzyılda Sovyetler Birliği döneminde, Kazakça ve Kırgızca gibi pek çok Türk dili de Kiril harfleriyle yazılmaya başlandı; bu dillerin bazıları, bağımsızlıktan sonra Latin alfabesine geçme kararı aldı. Bulgaristan'da 24 Mayıs, Kiril ile Metodios'un anısına, alfabe ve Slav yazısı günü olarak kutlanır. 1980'de Papa II. Ioannes Paulus, iki kardeşi Avrupa'nın koruyucu azizleri arasında saydı. Bir Bizans misyonunun ürünü, bugün hem Doğu hem de Batı kiliselerinin ortak mirası sayılıyor.

Birincil kaynak

1110'lar dolayında Kiev'deki Mağaralar Manastırı çevresinde derlendiği düşünülen Rus İlk Kroniği, Moravya hükümdarlarının Bizans imparatoruna başvurusunu şöyle anlatır. Samuel H. Cross'un 1930 tarihli İngilizce çevirisinden:

[...] the Princes Rostislav, Svyatopolk, and Kotzel sent messengers to the Emperor Michael, saying, "Our nation is baptized, and yet we have no teacher to direct and instruct us and interpret the sacred scriptures. We understand neither Greek nor Latin. Some teach us one thing and some another. Furthermore, we do not understand written characters nor their meaning. Therefore send us teachers who can make known to us the words of the scriptures and their sense."

Türkçesi: [...] Rostislav, Svyatopolk ve Kotzel prensleri, İmparator Mikhail'e elçiler gönderip şöyle dediler: «Halkımız vaftiz edildi, ama bizi yönlendirecek, eğitecek ve kutsal yazıları yorumlayacak bir öğretmenimiz yok. Ne Yunancayı ne de Latinceyi anlıyoruz. Kimi bize bir şey öğretiyor, kimi başka bir şey. Üstelik yazılı harfleri ve anlamlarını da anlamıyoruz. Bu yüzden, bize kutsal yazıların sözlerini ve anlamını bildirecek öğretmenler gönder.»

Kaynak: Rus İlk Kroniği, 888–898 yılları; Samuel H. Cross (çev.), The Russian Primary Chronicle, Harvard Studies and Notes in Philology and Literature 12 (Cambridge, MA: Harvard University Press, 1930), s. 147–148; Internet Archive. Türkçesi, Cross'un İngilizcesinden bizim.

  1. Kronikteki Moravyalılar, neden hem Yunancayı hem de Latinceyi anlamadıklarını vurguluyor? Bu vurgu, Latin ve Yunan kiliselerinin Moravya üzerindeki çekişmesi hakkında ne söylüyor?
  2. «Kimi bize bir şey öğretiyor, kimi başka bir şey» sözü, Moravya'daki dinsel durumu nasıl anlatıyor?
  3. Bu kronik, olaylardan yaklaşık iki buçuk yüzyıl sonra Kiev'de derlendi. Kiev'deki bir yazarın, Moravya misyonunu kendi tarihinin başlangıcına bağlamak istemesinin nedeni ne olabilir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Ihor Ševčenko (1964) — Kiril ile Metodios misyonunu, «paradokslar» başlığı altında, ilk bakışta çelişkili görünen yönleriyle inceledi. Yunancayı kültürün dili sayan bir imparatorluğun, Slavlara kendi dillerinde yazı sunmasının ve bu Bizans girişiminin sonuçlarının Bizans'ın beklentilerini aşmasının nasıl açıklanabileceğini sordu.
  • Francis Dvornik (1970) — Bizans'ın Slavlar arasındaki misyonlarını ayrıntılı biçimde inceledi. Kiril ile Metodios'u, Bizans kültürünün Slav dünyasına aktarılmasının öncüleri olarak gördü ve Moravya misyonunun bir Bizans diplomasi girişimi olduğunu vurguladı.
  • Dimitri Obolensky (1971) — Bizans'ın etkisi altındaki Doğu Avrupa ülkelerini bir «Bizans topluluğu» olarak tanımladı. Ona göre, ortak din, Eski Kilise Slavcası ve Bizans'tan alınan kurumlar, siyasal olarak bağımsız olan bu toplumları kültürel olarak birbirine bağladı.
  • Florin Curta (2006) — Güneydoğu Avrupa'nın Orta Çağ tarihini, Bizans merkezli bir bakışın ötesine geçerek, yerel hükümdarların kendi siyasal hesaplarını ve arkeolojik kanıtları öne çıkararak anlattı. Slav hükümdarlarının Hıristiyanlığı, dışarıdan gelen bir armağan olarak değil, kendi güçlerini pekiştirmek için bilinçli olarak seçtiklerini vurguladı.

Bu tartışma, Slav Hıristiyanlaşmasına hangi merkezden baktığımızı sorguluyor. Dvornik ve Obolensky, Bizans'ın kültürel etkisini ve onun yarattığı ortak dünyayı öne çıkarır. Ševčenko, bu misyonun Bizans'ın kendi dünya görüşüyle bile çelişen yönlerini gösterir. Curta ise, Slav ve Bulgar hükümdarlarını bu öyküde edilgen alıcılar değil, kendi çıkarlarını gözeten etkin seçiciler olarak görür. Bu farklı bakışlar, aynı olayı kimin başlattığı sorusuna farklı cevaplar verir.

Derine İn

Kiril ile Metodios hakkındaki bilgilerimizin çoğu, onların ölümünden kısa süre sonra öğrencileri tarafından Eski Kilise Slavcasıyla yazılmış iki hayat anlatısından gelir. Rus İlk Kroniği de, bu anlatılardan yararlanmıştır. Ama kronik, onları kendi amaçları doğrultusunda yeniden düzenler.

Kroniğin bu hataları rastlantı değildir. Kiev'de on ikinci yüzyılda yazan derleyici, Rusların tarihini Slav yazısının kökenine bağlamak istiyordu. Kronik, Havari Pavlus'un Slavların öğretmeni olduğunu, «Slavlar ile Rusların tek bir halk» olduğunu ileri sürer. Bu, Kiev'in kendi Hıristiyanlığını ve yazısını, olabildiğince eski ve saygın bir geçmişe dayandırma çabasıdır. Bir kaynak, anlattığı dönemden çok, yazıldığı dönemin kaygılarını yansıtabilir. Kroniğin Moravyalı prenslerin ağzına koyduğu sözler de, belki Rostislav'ın gerçek mektubundan çok, on ikinci yüzyıl Kiev'inin bir Slav kilisesine neden ihtiyaç duyduğuna dair kendi açıklamasıdır. Bu yüzden tarihçiler, kroniği, Moravya'nın değil, Kiev'in düşünce dünyasına açılan bir pencere olarak da okur.

Glagolitik harflerin kökeni de tartışmalıdır. Harflerin bir kısmı, dokuzuncu yüzyıl Yunan el yazısından türetilmiş görünür; bazı harfler ise, İbrani ya da başka Doğu alfabelerinden etkilenmiş olabilir. Bazı araştırmacılar, harflerde haç, daire ve üçgen gibi Hıristiyan simgelerinin bilinçli olarak kullanıldığını ileri sürer. Konstantinos, yeni bir alfabeyi sıfırdan kurarken, Slav dilinin Yunancada bulunmayan seslerini karşılamak zorundaydı; bu yüzden Glagolitik alfabe, Yunan alfabesinden daha fazla harf içerir.

Onuncu yüzyılın başında Bulgar hükümdarı Simeon'un sarayı, Slav yazısının ilk büyük edebiyat merkezi oldu. Bu dönemde, Hrabar adlı bir keşişe atfedilen Harfler Üzerine başlıklı kısa bir inceleme, Slav harflerini Yunan harflerinin üstünlüğünü savunanlara karşı korudu. İnceleme, Yunan harflerinin de bir zamanlar putperestler tarafından yaratıldığını, Slav harflerinin ise bir aziz tarafından hazırlandığını ileri sürer. Bu tartışma, bir alfabenin yalnızca teknik bir araç değil, bir halkın kültürel onurunun da simgesi olabileceğini gösterir.

Batı Slavları arasında da Slav ayini bir süre yaşadı. Bohemya'daki Sázava manastırında, on birinci yüzyılın sonuna kadar Slav dilinde ayin yapıldı; ama sonunda buradaki keşişler de Latin geleneğine bağlı keşişlerle değiştirildi. Polonya, 966'da hükümdarı Mieszko'nun vaftiziyle doğrudan Latin kilisesine bağlandı. Bu farklı yollar, bugünkü Slav halklarının hangi alfabeyi kullandığını da belirledi.

Glagolitik alfabe, Kiril alfabesiyle birlikte, bazı bölgelerde yüzyıllarca yaşamayı sürdürdü. Hırvatistan'ın Dalmaçya kıyılarında, Roma kilisesine bağlı rahipler, Latince yerine Glagolitik harflerle yazılmış Slav dilinde ayin yapmayı yirminci yüzyıla kadar sürdürdü. Bu, Roma ile Konstantinopolis arasındaki bölünmenin, alfabe ve dil konusunda her zaman keskin olmadığını gösterir. Tersine, Sırplar ve Hırvatlar gibi birbirine çok yakın dilleri konuşan halklar, farklı kiliselere bağlandıkları için, zamanla aynı dili iki farklı alfabeyle yazar hâle geldi. Bir alfabenin seçimi, çoğu zaman dilden çok, bir halkın hangi kilise ve hangi siyasal dünya ile bağ kurduğunu gösterdi.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Samuel H. Cross (çev.), The Russian Primary Chronicle, Harvard Studies and Notes in Philology and Literature 12 (Cambridge, MA: Harvard University Press, 1930).
  • Ihor Ševčenko, «Three Paradoxes of the Cyrillo-Methodian Mission», Slavic Review 23, no. 2 (1964): 220–236.
  • Francis Dvornik, Byzantine Missions among the Slavs: SS. Constantine-Cyril and Methodius (New Brunswick: Rutgers University Press, 1970).
  • Dimitri Obolensky, The Byzantine Commonwealth: Eastern Europe, 500–1453 (Londra: Weidenfeld and Nicolson, 1971).
  • Florin Curta, Southeastern Europe in the Middle Ages, 500–1250 (Cambridge: Cambridge University Press, 2006).
  • Vatroslav Jagić, Zur Entstehungsgeschichte der altkirchenslavischen Sprache, 2. baskı (Berlin, 1913).

Arşiv ve kaynak

Cross'un 1930 tarihli çevirisi, Harvard'ın dil ve edebiyat dizisinin on ikinci cildinde yer alır ve çevrimiçi arşivlerde bulunabilir. Glagolitik alfabeyle yazılmış en eski el yazmalarından bazıları, Sina'daki eski bir manastır kütüphanesinde ve Rusya, Bulgaristan ve Hırvatistan'daki kütüphanelerde korunur. Konstantinos'un Roma'daki mezarı, San Clemente Bazilikası'nda ziyaret edilebilir.

Açık sorular

  • Konstantinos, Glagolitik alfabeyi hazırlarken hangi yazılardan yararlandı?
  • Kiril alfabesi tam olarak ne zaman ve kimin çevresinde geliştirildi?
  • Moravya misyonunun başarısızlığında, Frank din adamlarının muhalefeti mi, yoksa Moravya'nın iç siyaseti mi daha belirleyiciydi?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Moravya hükümdarı Rostislav, 862'de Slavlar için öğretmen istemek üzere hangi hükümdara elçi gönderdi? A) Şarlman B) Bizans imparatoru III. Mikhail C) Papa II. Hadrianus D) Bulgar hükümdarı I. Boris
  2. (Hedef 2) Konstantinos'un Moravya misyonu için hazırladığı alfabe hangisidir? A) Glagolitik alfabe B) Kiril alfabesi C) Latin alfabesi D) Run alfabesi
  3. (Hedef 1) Metodios'un öğrencilerinden Kliment, hangi kentte önemli bir okul kurdu? A) Kiev B) Selanik C) Ohri D) Roma
  4. (Hedef 2) Kroniğe göre Slav kitaplarına karşı çıkanlar, hangi üç dil dışında hiçbir halkın kendi alfabesine sahip olmaması gerektiğini ileri sürdü? A) Slavca, Yunanca, Latince B) Arapça, Yunanca, Latince C) Gotça, Yunanca, Latince D) İbranice, Yunanca, Latince
  5. (Hedef 3) Doğu Avrupa ülkelerini ortak din ve kültürle birbirine bağlanan bir «Bizans topluluğu» olarak tanımlayan tarihçi kimdir? A) Dimitri Obolensky B) Florin Curta C) Ihor Ševčenko D) Francis Dvornik

Açık uçlu soru

(Hedef 3) «Slav hükümdarları vaftizi hangi hesaplarla kabul etti, ve kendi dillerinde yazılmış kitaplar onları Latin Batı ile Bizans arasında nereye yerleştirdi?» sorusunu tartış. Cevabında Rostislav'ın başvurusunu, üç dil tartışmasını, Moravya'dan Bulgaristan'a geçişi ve Glagolitik ile Kiril alfabelerinin farkını kullan; Obolensky ile Curta'nın yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. B — Rostislav, Bizans imparatoru III. Mikhail'e elçi gönderdi.
  2. A — Konstantinos Glagolitik alfabeyi hazırladı.
  3. C — Kliment, Ohri'de bir okul kurdu.
  4. D — Karşı çıkanlar İbranice, Yunanca ve Latinceyi saydı.
  5. A — Bu kavram Dimitri Obolensky'ye aittir.

Kapsamlı bir cevap, Slav hükümdarlarının Hıristiyanlığı benimserken Roma ile Konstantinopolis arasında bir seçim yapmak zorunda kaldığını açıklar. Rostislav'ın başvurusunu, Frank etkisinden kurtulma çabası olarak yorumlar. Üç dil tartışmasının, Slav yazısının meşruiyetinin ne kadar tartışmalı olduğunu gösterdiğini belirtir. Misyonun Moravya'da başarısız olmasına rağmen, öğrencilerin Bulgaristan'da onu kalıcı kıldığını ve Kiril alfabesinin orada geliştirildiğini anlatır. Güçlü bir yanıt, Obolensky'nin Bizans merkezli «topluluk» yaklaşımını, Curta'nın Slav hükümdarlarını etkin seçiciler olarak gören yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Onuncu yüzyılın sonunda, Kiev Rus'unun Hıristiyanlığı benimsemesiyle, Avrupa'nın büyük bölümü artık Hıristiyan hükümdarların yönetimindeydi. Bu Hıristiyan dünyası, İsa'nın doğumundan bu yana geçen bininci yıla yaklaşıyordu. Bazı yazarlar, bu yılın dünyanın sonunu ya da büyük bir değişimi getireceğini düşündü; sonraki yüzyıllarda ise, bin yılında bütün Avrupa'nın korku içinde beklediğine dair bir efsane doğdu. Sıradaki derste bu beklentiyi sorgulayacağız: bininci yılı yaşayanlar gerçekten kıyametin gelmesini mi bekledi, ve bu korkunun ne kadarı kaynaklarda, ne kadarı onları okuyanların hayal gücünde?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:45 Kanca: Roma'da bir kilisenin sunağı; üzerinde açık duran, tanıdık olmayan harflerle yazılmış kitaplar. Hiçbir yüz çizilmez.
  • 1:45–3:10 Bağlam: haritada Konstantinopolis'ten ve Frank krallığından Slav topraklarına uzanan iki farklı renkte ok.
  • 3:10–5:50 Gelişme: bir sayfada Glagolitik harflerin birer birer belirmesi; Selanik'ten Moravya'ya uzanan yol.
  • 5:50–7:35 Dönüş noktası: haritada Moravya'dan Ohri'ye ve Preslav'a uzanan bir göç çizgisi; aynı sözcüğün Glagolitik ve Kiril harfleriyle yan yana yazılması.
  • 7:35–9:00 Kapanış: bugünkü Avrupa haritasında Kiril ve Latin alfabelerinin kullanıldığı bölgeler.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.