İçeriğe geç

Bölüm DT-116.05 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Vikingler kimdi ve neden bu kadar uzağa gitti?

DT-116 Erken Orta Çağ Avrupası

2.670 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
793–1066
Bölge
İskandinavya · Britanya ve İrlanda · Doğu Avrupa · Batı Avrupa
Tema
Deniz · Göç · Ekonomi
Kişiler
Alcuin · Æthelred · Anskar · Rimbert · Björn · Herigar · Tola · Ingvar · T. D. Kendrick · Søren Sindbæk · James H. Barrett · Anders Winroth
Yerler
Lindisfarne · Ribe · Birka · Hedeby · Dublin · Novgorod · Kiev · İzlanda · Normandiya
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Sekizinci yüzyılın sonundan on birinci yüzyılın ortasına İskandinav denizcilerinin batıda, doğuda ve Kuzey Atlantik'te izlediği yolları ve kurdukları yerleşimleri sıralayabileceksin.
  • «Viking» sözcüğünün bir halkı değil bir etkinliği anlattığını, yağma ile ticaretin aynı insanların hayatında nasıl iç içe geçtiğini kaynaklarla açıklayabileceksin.
  • Viking Çağı'nın nedenlerine dair nüfus, ticaret, siyaset ve toplum temelli açıklamaları karşılaştırabileceksin.

Okuma metni

Kanca — sarayda gelen bir haber

793 yazında, Frank kralı Şarlman'ın sarayında yaşayan Northumbrialı bilgin Alcuin, memleketinden korkunç bir haber aldı. Kuzey İngiltere kıyısındaki Lindisfarne manastırı, denizden gelen yabancılar tarafından yağmalanmıştı. Lindisfarne, Northumbria'nın en saygın kutsal yeriydi; Aziz Cuthbert'in mezarı oradaydı ve bir önceki derste gördüğümüz süslemeli İnciller orada hazırlanmıştı.

Alcuin, hemen Northumbria kralı Æthelred'e ve Lindisfarne'ın keşişlerine mektuplar yazdı. Krala yazdığı mektupta, İngilizlerin bu adada üç buçuk yüzyıldır yaşadığını ve daha önce hiç böyle bir dehşetin yaşanmadığını söyledi; kimsenin denizden böyle bir saldırı yapılabileceğini düşünmediğini ekledi. Alcuin'in dehşeti, bir çağın başlangıcını haber veriyordu. Sonraki iki buçuk yüzyıl boyunca İskandinavya'dan gelen denizciler, Dublin'den Volga kıyılarına, Grönland'dan Boğaziçi'ne uzanan geniş bir coğrafyada görünecekti. Bu bölümün sorusu şu: Alcuin'in «putperest halk» dediği denizciler kimdi, ve kuzeyin küçük çiftlik toplulukları, neden bu kadar uzaklara yöneldi?

Bağlam — çiftlikler, önderler, gemiler

Sekizinci yüzyılda İskandinavya, bugünkü Danimarka, Norveç ve İsveç'in topraklarında, çoğunluğu çiftçilik, balıkçılık ve hayvancılıkla geçinen toplulukların yaşadığı bir bölgeydi. Bu toplulukların başında, çevresindeki savaşçıları armağanlar ve şölenlerle kendine bağlayan yerel önderler vardı. Bir önderin gücü, dağıtabildiği zenginliğe bağlıydı: gümüş, silah, değerli kumaşlar ve itibar.

Bu dünyanın en önemli teknolojisi, gemiydi. Sekizinci yüzyıla gelindiğinde İskandinav gemi yapımcıları, bindirme tahtalı, sığ suda ilerleyebilen, hem kürekle hem yelkenle yol alabilen hafif gemiler yapıyordu. Bu gemiler açık denizi geçebiliyor, ama aynı zamanda ırmaklardan yukarı çıkabiliyor ve kumsala çekilebiliyordu. Norveç'te bulunan Oseberg ve Gokstad gemi mezarları, bu gemilerin ustalığını bugün de gösterir.

Aynı dönemde İskandinavya'da ilk ticaret kasabaları doğdu. Danimarka'da Ribe, sekizinci yüzyılın başında; İsveç'te Mälaren Gölü'ndeki Birka ve Danimarka–Almanya sınırındaki Hedeby, sekizinci yüzyılın sonu ile dokuzuncu yüzyılın başında önemli pazar yerleri hâline geldi. Araştırmacılar, kıyıda kurulan ve uzak bölgelerden gelen tüccarları bir araya getiren bu tür pazar kasabalarına Latince bir sözcükle emporium der. Bu yerlere Frank kılıçları, Ren şarabı, Baltık kehribarı, kürkler ve köleler geliyordu. Zanaatkârlar, boncuk, tarak ve metal eşya üreterek bu mallarla değiş tokuş ediyordu.

Gelişme — batıya, doğuya, kuzeye

Batıda, Lindisfarne'dan sonra baskınlar hızla yayıldı. 795'te Iona, sonraki yıllarda İrlanda'nın manastırları hedef oldu. Dokuzuncu yüzyılın ortasında akıncılar, kışı yabancı topraklarda geçirmeye başladı; İrlanda'da Dublin, böyle bir kışlık üs olarak doğdu. 845'te bir İskandinav filosu Seine'den yukarı çıkarak Paris'e ulaştı ve Frank kralından büyük bir fidye aldı. 865'te İngiltere'ye çıkan büyük bir ordu, birkaç yıl içinde Northumbria'yı ve Doğu Anglia'yı ele geçirdi; İngiltere'nin kuzeydoğusundaki geniş bir bölge, İskandinav hukukunun geçerli olduğu Danelaw'a dönüştü. 911'de Frank kralı, Seine'in ağzındaki bir bölgeyi İskandinav önder Rollo'ya bıraktı; bu bölge, sonraki yüzyıllarda Normandiya adıyla anılacaktı.

Doğuda, özellikle bugünkü İsveç'ten gelen topluluklar, Baltık'tan Rusya'nın ırmaklarına yöneldi. Volga boyunca Hazar Denizi'ne, Dinyeper boyunca Karadeniz'e uzanan yollar, onları İslam dünyasının ve Bizans'ın pazarlarına bağladı. İskandinavya'da bulunan on binlerce Abbasi ve Samani gümüş dirhemi, bu ticaretin büyüklüğünü gösterir. Novgorod ve Kiev çevresinde, yerel Slav ve Fin topluluklarıyla birlikte, kaynakların «Rus» diye andığı yeni bir siyasal yapı ortaya çıktı. 860'ta Rus gemileri Konstantinopolis'in önünde göründü; sonraki yüzyılda İskandinav savaşçılar, Bizans imparatorunun muhafız birliğine asker olarak girdi.

Kuzeyde ve batıda ise, İskandinav denizciler Kuzey Atlantik'in adalarına yerleşti. Orkney, Shetland ve Faroe adalarından sonra, dokuzuncu yüzyılın sonlarında İzlanda'ya yerleşim başladı. İzlanda'da, 930 dolaylarında, adanın önderlerinin ve özgür erkeklerinin her yaz bir araya geldiği bir meclis, Althing, toplanmaya başladı. Onuncu yüzyılın sonunda, İzlanda'dan gelenler Grönland'ın güneybatı kıyılarına da yerleşti.

Dönüş noktası — neden bu kadar uzağa?

Viking Çağı'nın neden başladığı sorusu, uzun zamandır tartışılıyor. Eski bir açıklama, İskandinavya'da nüfusun, sınırlı tarım topraklarının besleyebileceğinden hızlı arttığını ve fazla nüfusun dışarıya taştığını ileri sürüyordu. Ama arkeolojik kanıtlar, bu dönemde genel bir toprak kıtlığını açıkça göstermez.

Bugün araştırmacılar, birkaç etkenin bir araya geldiğini düşünüyor. Etkenlerden biri ticaret ağlarıydı: Ribe ve Birka gibi pazar yerleri, İskandinav önderlerini Frank dünyasının ve İslam dünyasının zenginliğiyle tanıştırdı ve gümüşe olan talebi artırdı. Bu ağlar, aynı zamanda denizcilere nereye gidileceğini, hangi manastırların ve kentlerin zengin olduğunu da öğretti. Bir başka etken, İskandinavya'nın kendi siyasal dönüşümüydü: güçlü krallar ortaya çıktıkça, rekabeti kaybeden önderler ve genç savaşçılar, zenginliği ve itibarı dışarıda aramaya yöneldi. Batı'nın durumu da önemliydi: Şarlman'ın ölümünden sonra Frank krallığındaki iç savaşlar, kıyıların savunmasını zayıflattı. Gemiler ise, bütün bu fırsatları kullanmayı mümkün kılan araçtı. Bu etkenlerin ağırlığı bölgeden bölgeye değişiyordu: Danimarka'dan gelenler daha çok Frank kıyılarına ve İngiltere'ye, İsveç'ten gelenler doğunun ırmaklarına, Norveç'ten gelenler ise adalara ve İrlanda'ya yöneldi.

Yaygın yanlış«Vikingler bir halkın adıydı; bütün İskandinavlar yağmacı savaşçılardı.»
Doğrusu

«Viking», bir halkın değil, bir etkinliğin, deniz seferinin adıydı. Viking Çağı'nda yaşayan İskandinavların büyük çoğunluğu, hayatını çiftliğinde geçiren çiftçiler, balıkçılar ve zanaatkârlardı. Sefere çıkanların çoğu da, aynı zamanda ticaret yapıyor, yerleşiyor ya da yabancı hükümdarların hizmetine giriyordu. Yağma, bu dünyanın gerçek bir parçasıydı; ama tek yüzü değildi.

Cevap — gümüş, gemi ve itibar

Vikingler, ayrı bir halk değil, Viking Çağı'nda deniz seferlerine çıkan İskandinavlardı: kimi zaman akıncı, kimi zaman tüccar, kimi zaman yerleşimci ya da paralı asker. Onları bu kadar uzağa götüren, tek bir neden değil, birbirini besleyen etkenlerdi. Ticaret ağları onlara zenginliğin yerini gösterdi; iç siyasal rekabet, önderleri ve genç savaşçıları dışarıda itibar ve gümüş aramaya itti; Frank dünyasının iç savaşları, kıyıları savunmasız bıraktı; gemileri ise, hem açık denizi hem de ırmakları aşabilmelerini sağladı. Bu yüzden Viking Çağı, bir istila çağı olduğu kadar, İskandinavya'yı Avrupa'nın ve İslam dünyasının ekonomik ve siyasal ağlarına bağlayan bir karşılaşma çağıydı.

Bugünle bağ — kelimeler ve yer adları

Viking Çağı'nın izleri, bugün de gündelik dilde yaşıyor. İngilizcedeki sky, egg, knife ve window gibi kelimeler, İskandinav dilinden geldi. Kuzey İngiltere'de «-by» ile biten yüzlerce yer adı, İskandinav yerleşimlerinin izini taşır. Fransa'nın Normandiya bölgesinin adı, «Kuzeyliler»den gelir. İzlanda'nın Althing'i, dünyanın en eski meclislerinden biri olarak hâlâ toplanıyor. Bir çağın mirası, yalnızca kılıçlarda ve gemilerde değil, konuştuğumuz kelimelerde de saklı.

Birincil kaynak

Alcuin, 793'te Lindisfarne baskınından sonra Northumbria kralı Æthelred'e yazdığı mektupta şöyle der. Jaffé, Wattenbach ve Dümmler'in 1873 tarihli Latince edisyonundan:

Ecce trecentis et quinquaginta ferme annis, quod nos nostrique patres huius pulcherrime patrie incole fuimus, et numquam talis terror prius apparuit in Brittannia, veluti modo a pagana gente perpessi sumus. Nec eiusmodi navigium fieri posse putabatur. Ecce ecclesia sancti Cudberhti […] omnibus spoliata ornamentis, locus cunctis in Brittannia venerabilior, paganis gentibus datur ad depredandum. […] Attentius considerate, fratres, et diligentissime perspicite: ne forte hoc inconsuetum et inauditum malum aliqua inauditi mali consuetudine promereretur.

Türkçesi: İşte, biz ve atalarımız bu çok güzel yurdun sakinleri olalı neredeyse üç yüz elli yıl oldu, ve Britanya'da, şimdi putperest bir halktan çektiğimiz gibi bir dehşet daha önce hiç görülmedi. Böyle bir deniz yolculuğunun yapılabileceği de düşünülmüyordu. İşte, Britanya'daki bütün yerlerden daha saygın olan Aziz Cuthbert'in kilisesi […] bütün süslerinden soyulmuş, putperest halklara yağma için verilmiş. […] Dikkatle düşünün, kardeşler, ve özenle inceleyin: bu alışılmadık ve duyulmamış kötülük, belki de duyulmamış bir kötü alışkanlıkla hak edilmiş olmasın?

Kaynak: Alcuin, Mektuplar, 22 (Æthelred'e); Philipp Jaffé, Wilhelm Wattenbach ve Ernst Dümmler (yay.), Monumenta Alcuiniana, Bibliotheca rerum Germanicarum VI (Berlin: Weidmann, 1873), s. 181; Internet Archive. Türkçesi, Latinceden bizim.

  1. Alcuin, baskını neden «daha önce hiç görülmemiş» bir olay olarak anlatıyor? Bu vurgunun, bir mektubun okurları üzerinde nasıl bir etkisi olabilirdi?
  2. Alcuin, felaketin nedenini akıncılarda değil, Northumbria halkının günahlarında arıyor. Bu yorum, bir din adamının dünyayı nasıl okuduğu hakkında ne söylüyor?
  3. «Böyle bir deniz yolculuğunun yapılabileceği düşünülmüyordu» cümlesi, İskandinav gemilerinin yarattığı değişim hakkında neyi ima ediyor?

Tarihçiler Tartışıyor

  • T. D. Kendrick (1930) — Viking Çağı'nın ilk kapsamlı İngilizce tarihlerinden birini yazdı. Onun anlatısında Vikingler, her şeyden önce Hıristiyan Avrupa'yı sarsan akıncılar ve fatihlerdi; bu tablo, yazılı kaynakların, özellikle baskınlara uğrayan din adamlarının anlatımına dayanıyordu.
  • Søren Sindbæk (2007) — Ribe, Birka ve Hedeby gibi pazar yerlerini, arkeolojik buluntuların dağılımıyla inceledi. Bu kasabaların, uzak bölgeleri birbirine bağlayan bir ağın düğüm noktaları olduğunu ve Viking Çağı'nın, bu ağların kurulmasıyla yakından ilişkili olduğunu savundu.
  • James H. Barrett (2008) — Viking Çağı'nın nedenlerine dair açıklamaları gözden geçirdi. Nüfus baskısı gibi tek bir nedenin yetersiz kaldığını, siyasal rekabet, zenginlik ve itibar arayışı, evlilik için gereken servet ve gemi teknolojisi gibi etkenlerin birlikte düşünülmesi gerektiğini ileri sürdü.
  • Anders Winroth (2014) — Vikingleri, çağdaş Avrupa'nın öteki savaşçı seçkinlerinden çok da farklı olmayan, armağan ve sadakat ilişkileriyle örgütlenmiş bir toplumun üyeleri olarak anlattı. Viking şiddetinin, Frank ya da Anglo-Sakson kralların şiddetinden özünde ayrı olmadığını hatırlattı.

Bu tartışma, Vikinglere hangi gözle baktığımızı sorguluyor. Kendrick'in akıncı tablosu, kurbanların yazdığı kaynaklara dayanıyordu. Sindbæk ve Barrett, arkeolojiyi ve toplumsal açıklamaları öne çıkararak, baskınları daha geniş bir ekonomik ve siyasal dönüşümün parçası olarak görür. Winroth ise, Vikingleri Avrupa tarihinin dışında duran bir «öteki» olarak değil, onun içinde, çağdaşlarına benzeyen aktörler olarak ele alır.

Derine İn

Viking Çağı'nın yazılı kaynakları, büyük ölçüde onların hedef aldığı ya da onlarla karşılaşan toplumlardan gelir; buna, doğuda onlarla ticaret yapan Müslüman coğrafyacıların ve elçilerin kısa ama canlı tasvirleri de dahildir. Frank yıllıkları, Anglo-Sakson kronikleri ve İrlanda yıllıkları, baskınları çoğunlukla manastırlarda yaşayan ve bu baskınlardan doğrudan etkilenen din adamlarının gözünden anlatır. Bu yüzden bu kaynaklar, şiddeti ve putperestliği öne çıkarır. Alcuin'in mektubu da bir tanıklık olduğu kadar, bir ahlak dersidir. Kaynakların tarih bilgisi de dikkatle ele alınmalıdır: Lindisfarne baskını, Lindisfarne'ın kendi yıllıklarında haziran ayına yerleştirilir; Anglo-Sakson Kroniği ise aynı baskını ocak ayına tarihler. Alcuin'in mektuplarını yayımlayan editörler, bu farkı bir yazım hatası olarak açıklar.

İskandinavların kendi sesleri ise, iki tür kaynaktan gelir. Birincisi, run taşlarıdır: on birinci yüzyılda özellikle İsveç'te dikilen binlerce taş, ölen akrabaların adlarını, seferlerini ve bazen de mirası kaydeder. Bu taşlar kısa ama çağdaş tanıklıklardır ve çoğu zaman bir kadının, bir annenin ya da eşin adını taşır. İkincisi, İzlanda sagalarıdır; ama bu uzun anlatılar, olaylardan iki ya da üç yüzyıl sonra, on üçüncü yüzyılda yazıya geçirildi. Sagalar, Viking Çağı'nın nasıl hatırlandığını gösterir; ama olayların kendisi için dikkatle kullanılmalıdır.

Kadınların Viking Çağı'ndaki yeri de, son yıllarda yeniden tartışılıyor. Mezar buluntuları, kadınların çiftliklerin yönetiminde, ticarette ve yeni topraklara yerleşimde önemli bir rol oynadığını gösterir; Kuzey Atlantik adalarına giden gemilerde aileler birlikte yolculuk ediyordu. 2017'de yayımlanan genetik bir çalışma, Birka'da bulunan ve uzun süre bir erkek savaşçıya ait sayılan zengin silahlı bir mezarın bir kadına ait olduğunu gösterdi. Bu sonucun nasıl yorumlanacağı, yani mezardaki kişinin gerçekten bir savaşçı olup olmadığı, hâlâ tartışılıyor. Tartışma, arkeolojik kanıtların, onları yorumlayanların beklentilerinden ne kadar etkilenebileceğini de gösteriyor.

Doğu yolu, ayrıca bir tartışmanın konusudur. On dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda, Kiev Rus devletinin kuruluşunda İskandinavların mı, yoksa yerel Slav toplulukların mı belirleyici olduğu sorusu, siyasal ve ulusal duyguların da karıştığı uzun bir tartışmaya yol açtı. Bugün araştırmacıların çoğu, bu soruyu bir ya da öteki olarak değil, İskandinav, Slav, Fin ve bozkır topluluklarının karşılaşmasından doğan yeni bir yapı olarak ele alır. Arkeolojik buluntular, bu karşılaşmanın ticaret, evlilik ve ortak yerleşimlerle nasıl gerçekleştiğini gösterir.

Son olarak, Viking Çağı, İskandinavya'nın kendisini de değiştirdi. Dışarıdan gelen gümüş, önderlerin elinde toplandı ve güçlü krallıkların kurulmasına yardım etti. Anskar gibi misyonerlerin açtığı yol, on ve on birinci yüzyıllarda kralların Hıristiyanlığı benimsemesiyle sonuçlandı. On birinci yüzyılın ortasında, Danimarka, Norveç ve İsveç, Hıristiyan krallıklar olarak Avrupa'nın siyasal haritasına katılmıştı. Akıncıları doğuran dünya, onların seferleri sonucunda dönüşerek ortadan kalktı. 1066'da, Norveç kralı Harald Hardrada'nın İngiltere'de yenilmesi, çoğu tarihçi tarafından bu çağın simgesel sonu olarak görülür.

Uzman Notu

Temel literatür

  • Philipp Jaffé, Wilhelm Wattenbach ve Ernst Dümmler (yay.), Monumenta Alcuiniana (Berlin: Weidmann, 1873).
  • Charles H. Robinson (çev.), Anskar, the Apostle of the North, 801–865 (Londra: Society for the Propagation of the Gospel in Foreign Parts, 1921).
  • T. D. Kendrick, A History of the Vikings (Londra: Methuen, 1930).
  • Søren M. Sindbæk, «Networks and Nodal Points: The Emergence of Towns in Early Viking Age Scandinavia», Antiquity 81 (2007): 119–132.
  • James H. Barrett, «What Caused the Viking Age?», Antiquity 82 (2008): 671–685.
  • Anders Winroth, The Age of the Vikings (Princeton: Princeton University Press, 2014).

Arşiv ve kaynak

Alcuin'in mektuplarının 1873 edisyonu ile Robinson'ın Anskar çevirisinin taranmış baskıları Internet Archive'dan indirilebilir. İskandinav run taşlarının metinleri, okumaları ve çevirileri, Uppsala Üniversitesi'nin Samnordisk runtextdatabas adlı çevrimiçi veritabanında taranabilir. Oslo'da korunan Oseberg ve Gokstad gemileri, Viking Çağı gemi yapımının en iyi korunmuş örnekleridir.

Açık sorular

  • Viking Çağı'nın başlangıcında, ticaretin mi, siyasal rekabetin mi, yoksa başka etkenlerin mi belirleyici olduğu nasıl ölçülebilir?
  • Baskınların kurbanı olan din adamlarının yazdığı kaynaklar, Viking şiddetinin boyutunu ne ölçüde abartmış olabilir?
  • Kiev Rus devletinin kuruluşunda farklı toplulukların katkısı, arkeolojik kanıtlarla nasıl ayırt edilebilir?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Alcuin'in 793'teki mektubunda anlattığı ve Viking Çağı'nın başlangıcı sayılan baskın hangi manastıra yapıldı? A) Iona B) Jarrow C) Lindisfarne D) Birka
  2. (Hedef 2) Eski İskandinav dilinde «víkingr» sözcüğü neyi anlatırdı? A) Denizden yağma ya da sefer için yola çıkan kişiyi B) Bir halkın adını C) Bir krallığın adını D) Bir gemi türünü
  3. (Hedef 1) İngiltere'nin kuzeydoğusunda İskandinav hukukunun geçerli olduğu bölgeye ne ad verilir? A) Normandiya B) Serkland C) Althing D) Danelaw
  4. (Hedef 2) Rimbert'e göre Anskar'ın İsveç yolculuğunda karşılaştığı ilk büyük güçlük neydi? A) Kralın onu kabul etmemesi B) Tüccarlarla birlikte yolculuk ederken korsanların saldırısına uğraması C) Denizde fırtınaya yakalanması D) Dil bilmemesi
  5. (Hedef 3) Viking Çağı'nın nedenlerini tek bir etkenle değil, siyasal rekabet, itibar arayışı ve gemi teknolojisi gibi etkenlerin bileşimiyle açıklayan araştırmacı kimdir? A) T. D. Kendrick B) James H. Barrett C) Søren Sindbæk D) Anders Winroth

Açık uçlu soru

(Hedef 3) «İskandinavya'nın küçük çiftlik toplulukları neden bu kadar uzaklara yöneldi?» sorusunu tartış. Cevabında Alcuin'in mektubunu, Rimbert'in Birka anlatısını, Gripsholm run taşını ve pazar yerlerinin rolünü kullan; Kendrick ile Winroth'un ya da Sindbæk ile Barrett'ın yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. C — Baskın Lindisfarne'a yapıldı.
  2. A — Sözcük, deniz seferine çıkan kişiyi anlatırdı.
  3. D — Bu bölgeye Danelaw denir.
  4. B — Anskar'ın kafilesi korsanların saldırısına uğradı.
  5. B — Bu yaklaşım James H. Barrett'a aittir.

Kapsamlı bir cevap, «Viking» sözcüğünün bir halkı değil bir etkinliği anlattığını ve İskandinavların çoğunun çiftçi olduğunu açıklar. Alcuin'in mektubunu, baskınların Batı'da yarattığı şaşkınlığın ve din adamlarının bakış açısının kanıtı olarak kullanır. Rimbert'in anlatısıyla, aynı denizlerde korsanların ve tüccarların birlikte dolaştığını; Gripsholm taşıyla, uzak seferlerin evde kalanlar için anlamını gösterir. Pazar yerlerinin, iç siyasal rekabetin, Frank dünyasının zayıflığının ve gemilerin birlikte rol oynadığını belirtir. Güçlü bir yanıt, Kendrick'in akıncı tablosunu Winroth'un «çağdaşlarına benzeyen savaşçılar» yaklaşımıyla ya da Sindbæk'in ağ vurgusunu Barrett'ın çok etkenli açıklamasıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

İzlanda'dan Grönland'a uzanan Kuzey Atlantik yolculukları, İskandinav denizcileri Avrupa'nın bilinen dünyasının en batı ucuna taşıdı. İzlanda sagaları, Grönland'dan daha da batıya, «Vinland» denen ormanlık ve üzümlü bir ülkeye yapılan yolculuklardan söz eder. Sıradaki derste bu anlatıların izini süreceğiz: sagalar ne ölçüde güvenilirdir, ve Kanada'nın Newfoundland adasındaki L'Anse aux Meadows kazıları, İskandinavların Amerika'ya ulaştığını gerçekten kanıtlar mı?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:45 Kanca: Frank sarayında bir masa; mühürlü bir mektup ve yanında Kuzey Denizi'nin haritası. Kişiler yalnızca silüet olarak görünür.
  • 1:45–3:25 Bağlam: İskandinav bir çiftlik evi; ardından bindirme tahtalı bir geminin yapım aşamaları ve Ribe'deki bir pazar yeri.
  • 3:25–6:10 Gelişme: haritada üç yön: batıya Britanya, İrlanda ve Frank kıyıları; doğuya Volga ve Dinyeper; kuzeybatıya adalar ve İzlanda; ırmak boyunca ilerleyen gemi silüetleri.
  • 6:10–7:50 Dönüş noktası: haritada gümüş dirhemlerin Bağdat'tan İskandinavya'ya akışı; Gripsholm run taşının yakın çekimi.
  • 7:50–9:00 Kapanış: İzlanda'da Althing'in toplandığı vadi, kişisiz.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; baskın, savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.