İçeriğe geç

Bölüm DT-115.03 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Talas Savaşı ve kağıdın batıya yolculuğu

DT-115 İslam Tarihi II: Emevilerden Fatımîlere

2.624 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
700–1300
Bölge
Orta Asya · Mezopotamya · İber Yarımadası · Doğu Asya
Kişiler
Cai Lun · Du Huan · Harun Reşid · Fazl b. Yahya · İbn Haldun · Seâlibî · Ebu Ubeyd · Josef von Karabacek · Johannes Pedersen · Tsuen-hsuin Tsien · Jonathan Bloom · Yakubi
Yerler
Talas · Semerkant · Bağdat · Kufe · Şatıbe · Fabriano · Dunhuang · Kanton
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Kâğıdın Çin'deki doğuşundan İslam dünyasına ve oradan Avrupa'ya yayılışına kadar başlıca aşamaları sıralayabileceksin.
  • Kâğıdın Abbasi yönetimi, kitap üretimi ve bilim üzerindeki etkilerini kaynaklardan örneklerle açıklayabileceksin.
  • Kâğıdın yayılışını tek bir savaşa bağlayan anlatının nasıl oluştuğunu ve araştırmacıların bu anlatıya getirdiği eleştirileri değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — Leiden'deki eski bir kitap

Hollanda'daki Leiden Üniversitesi Kütüphanesi'nde, dokuzuncu yüzyılda yaşamış bilgin Ebu Ubeyd'in hadislerdeki az bilinen kelimeleri açıklayan eserinin eski bir nüshası korunur. Nüshanın sonundaki kayda göre kitap, hicri 252 yılında, yani 866'da yazılmıştır. Bu kitabı özel kılan, içeriğinden çok, üzerine yazıldığı malzemedir: sayfaları parşömen ya da papirüs değil, kâğıttır. Bugün bu nüsha, tarihi kesin olarak bilinen en eski Arapça kâğıt kitaplardan biri sayılır.

Bir yüzyıl önce bu malzeme, İslam dünyasında neredeyse hiç kullanılmıyordu. İki yüzyıl sonra ise, Bağdat'tan Kurtuba'ya kadar kitapların, mektupların ve devlet kayıtlarının büyük bölümü kâğıda yazılıyordu. Bu bölümün sorusu şu: Çin'de doğan bu malzeme İslam dünyasına nasıl geldi, orada neyi değiştirdi, ve onun yolculuğunu tek bir savaşla anlatmak neden yanıltıcıdır?

Bağlam — kâğıttan önce

Kâğıt ortaya çıkmadan önce, farklı toplumlar farklı yazı malzemeleri kullanıyordu. Mısır'da binlerce yıldır Nil kıyısındaki bir bitkiden yapılan papirüs kullanılıyordu; Emevi yönetimi de Mısır'da papirüs üzerine yazılmış pek çok belge bıraktı. Akdeniz dünyasında ve Orta Doğu'da, hayvan derisinden hazırlanan parşömen, değerli kitaplar ve resmî belgeler için tercih ediliyordu. İlk Kur'an yazmalarının büyük bölümü de parşömen üzerine yazılmıştı.

Çin'de ise yazı uzun süre bambu şeritlerine ve ipeğe yazılıyordu. Çin geleneği, kâğıdın icadını, MS 105'te Han sarayında görevli bir memur olan Cai Lun'a bağlar. Ama arkeolojik buluntular, Çin'de kâğıdın Cai Lun'dan önce de bilindiğini gösterir; Cai Lun, belki de tekniği iyileştiren ve saraya tanıtan kişiydi. Kâğıt, ağaç kabuğu, kenevir, eski kumaş ve balık ağı gibi liflerin suda ezilip bir elek üzerinde ince bir tabaka hâline getirilmesiyle yapılıyordu.

Kâğıt, Çin'den Orta Asya'ya da yayıldı. Çin'in batısındaki Dunhuang yakınlarında bulunan ve dördüncü yüzyılın başına tarihlenen Soğdça mektuplar, kâğıt üzerine yazılmıştır. Bu mektuplar, Soğdlu tüccarların, Talas'tan dört yüz yıldan fazla önce kâğıdı kullandığını gösterir.

Gelişme — Talas'tan Bağdat'a

Türk tarihine ayrılan bir derste ayrıntılı olarak ele alındığı üzere, 751'de Fergana'nın kuzeyindeki Talas vadisinde Abbasiler ile Tang hanedanı savaştı. Sonraki yüzyıllarda anlatılan bir hikâyeye göre, bu savaşta tutsak alınan Çinliler Semerkant'a götürülmüş ve kâğıt yapımını orada öğretmişti. Bu hikâyenin bilinen en eski anlatımı, on birinci yüzyılda yazan Seâlibî'ye aittir; yani olaydan yaklaşık üç yüz yıl sonraya. Seâlibî, Semerkant kâğıdının ünlü olduğunu da not eder. Hikâye, sonraki yüzyıllarda pek çok yazar tarafından tekrarlandı ve on dokuzuncu yüzyılda Avrupalı araştırmacılar tarafından da benimsendi. Böylece bir savaş, bir teknolojinin yolculuğunun sembolü hâline geldi; oysa hikâyeyi destekleyen olaylara yakın bir tanıklık yoktur.

Kaynaklarda Talas'ta tutsak düştüğü anlatılan Çinlilerden biri, Du Huan adlı genç bir memurdu. Onun yazdıkları, bize kâğıt hikâyesine dair beklenmedik bir tanıklık sunar.

Kâğıdın İslam dünyasındaki asıl yükselişi, Abbasi başkenti Bağdat'ta başladı. Sekizinci yüzyılın sonunda, halife Harun Reşid döneminde, Bermekî ailesinden vezirlerin yönetimi sırasında, Bağdat'ta kâğıt üretimi başladı. İbn Haldun, bu dersin birincil kaynağında, bu değişikliği vezir Fazl b. Yahya'nın önerisine bağlar. Devlet dairelerinde kâğıdın kullanılması, onun yaygınlaşmasının en önemli adımlarından biri oldu. Kâğıt, parşömenden çok daha ucuzdu; üstelik mürekkep kâğıdın liflerine işlediği için, üzerine yazılanın kazınıp değiştirilmesi zordu, bu da onu resmî belgeler için güvenilir kılıyordu. Parşömen için büyük sürülerin derisine ihtiyaç vardı; kâğıt ise kentlerde biriken eski kumaşlardan yapılabiliyordu. Bu fark, yazılı belge üretiminin maliyetini kökten değiştirdi ve bir devlet dairesinin, bir kadı mahkemesinin ya da bir tüccarın tutabileceği kayıt sayısını çoğalttı.

Dönüş noktası — bir kitaplar dünyası

Kâğıt, Bağdat'ta bir kitap kültürünün doğmasını sağladı. Dokuzuncu yüzyılda yazan coğrafyacı Yakubi, Bağdat'ta yüzden fazla kitapçı dükkânı bulunduğunu aktarır. «Varrak» denen kitap kopyacıları ve satıcıları, bilginlerin eserlerini çoğaltıyor, ciltliyor ve satıyordu. Kâğıt sayesinde, bir bilgin artık kendi kütüphanesini kurabiliyor, bir öğrenci hocasının derslerini kendi defterine yazabiliyordu. Kitap, yalnızca sarayların ve zengin ailelerin değil, orta hâlli kent insanlarının da ulaşabileceği bir eşyaya dönüşmeye başladı. Yunancadan, Farsçadan ve Süryaniceden yapılan çevirilerin, sonraki bölümlerde göreceğimiz gibi, geniş bir okur kitlesine ulaşabilmesi de bu ucuz malzemeye bağlıydı.

Kâğıt, İslam dünyası boyunca batıya doğru yayıldı. Onuncu ve on birinci yüzyıllarda Mısır'da kâğıt, binlerce yıldır kullanılan papirüsün yerini aldı. İber Yarımadası'nda, bugünkü Valensiya yakınlarındaki Şatıbe, on ikinci yüzyılda kâğıt üretimiyle ünlü bir merkez hâline geldi. Hıristiyan Avrupa, kâğıdı büyük ölçüde İber Yarımadası ve Sicilya aracılığıyla tanıdı. On üçüncü yüzyılın sonunda İtalya'daki Fabriano'da kurulan kâğıt atölyeleri, su gücüyle çalışan dövme çekiçleri ve kâğıdın içine işlenen filigranlarla, Avrupa kâğıt üretiminin ilk büyük merkezlerinden biri oldu.

Yaygın yanlış«Kâğıt, Talas Savaşı'nda tutsak alınan Çinliler sayesinde İslam dünyasına bir anda geldi.»
Doğrusu

Bu hikâye, olaylardan yaklaşık üç yüz yıl sonra yazılmış bir kaynağa dayanır. Kâğıt, Soğdlu tüccarlar aracılığıyla Orta Asya'da yüzyıllar önce biliniyordu; Talas tutsaklarından biri olan Du Huan'ın notlarında da kâğıtçılardan söz edilmez. Kâğıdın İslam dünyasına yayılışı, tek bir savaşın değil, ticaret yolları boyunca yüzyıllar süren bir sürecin ürünüdür.

Cevap — bir malzemenin yavaş yolculuğu

Kâğıt, İslam dünyasına bir savaşla değil, tüccarların yükleri arasında, ticaretle ve yavaş yavaş geldi. Soğdlu tüccarlar onu yüzyıllar önce Orta Asya'da kullanıyordu; Semerkant, Talas'tan önce ya da sonra, kâğıt üretiminin önemli bir merkezi oldu. Talas hikâyesi, bu yavaş süreci tek bir çarpıcı olaya bağlama isteğinin ürünüdür.

Ama kâğıdın İslam dünyasında yarattığı değişiklik, gerçekten büyüktü. Abbasi yönetimi onu devlet dairelerinde kullanmaya başladığında, bürokrasi büyüdü ve kayıtlar çoğaldı. Kâğıt, kitapları ucuzlattı, kitapçılık diye yeni bir meslek doğurdu ve bilginin kentten kente dolaşmasını hızlandırdı. Beş yüz yıl sonra, bu malzeme Avrupa'ya ulaştığında, orada da benzer bir dönüşümün, sonunda matbaanın da yolunu açacaktı.

Bugünle bağ — kâğıdın izleri

Bugün kullandığımız pek çok kâğıtla ilgili kelime, bu yolculuğun izlerini taşır. Türkçedeki «kâğıt» kelimesi Farsça «kâğaz»dan gelir; bu kelimenin de Soğdça aracılığıyla Doğu Asya'daki bir kökene uzandığı düşünülür. Kâğıt destesi anlamındaki Arapça «rizme» kelimesi, İspanyolcaya «resma», İngilizceye «ream» olarak geçmiştir; bugün bir paket fotokopi kâğıdına verilen ad, Endülüs'teki kâğıtçıların dilinden gelir. Fabriano'da ise bugün de kâğıt üretilmektedir; kentteki kâğıt müzesi, yüzyıllar önce Akdeniz'in öbür kıyısından gelen bir tekniğin nasıl yerel bir zanaata dönüştüğünü anlatır.

Birincil kaynak

On dördüncü yüzyılda yaşamış Tunuslu tarihçi İbn Haldun, Mukaddime'de kâğıdın Abbasi yönetiminde nasıl yaygınlaştığını anlatır. William MacGuckin de Slane'ın 1865 tarihli Fransızca çevirisinden:

Dans les premiers temps, le parchemin fait avec des peaux préparées s'employait pour les livres dans lesquels on inscrivait les connaissances scientifiques et pour les écrits émanant du sultan, tels que dépêches, titres de concessions et actes officiels. […] Plus tard, il y eut un tel débordement d'ouvrages originaux, de compilations, de dépêches et de pièces officielles, que le parchemin n'était pas en assez grande quantité pour y suffire. Ce fut alors que, d'après les conseils d'El-Fadl Ibn Yahya, on fabriqua du papier, et ce fut sur cette substance qu'il fit écrire les dépêches du sultan et les actes officiels.

Türkçesi: İlk zamanlarda, işlenmiş derilerden yapılan parşömen, bilimsel bilgilerin yazıldığı kitaplar ve mektuplar, ferman ve resmî belgeler gibi hükümdardan çıkan yazılar için kullanılıyordu. […] Sonra, özgün eserler, derlemeler, mektuplar ve resmî belgeler öyle çoğaldı ki, parşömen bunlara yetecek miktarda bulunamaz oldu. İşte o zaman, Fazl b. Yahya'nın öğüdüyle kâğıt üretildi ve o, hükümdarın mektuplarının ve resmî belgelerin bu malzemeye yazılmasını sağladı.

Kaynak: İbn Haldun, Mukaddime, «Kitapçılık üzerine» bölümü; William MacGuckin de Slane (çev.), Les Prolégomènes d'Ibn Khaldoun, cilt II (Paris: Imprimerie impériale, 1865), s. 407; Internet Archive. Türkçesi, de Slane'ın Fransızcasından bizim. De Slane'ın notuna göre Fazl b. Yahya, halife Harun Reşid'in Bermekî veziriydi.

  1. İbn Haldun, kâğıdın yaygınlaşmasını hangi ihtiyaca bağlıyor? Bu açıklama, yeni bir teknolojinin neden benimsendiği hakkında ne söylüyor?
  2. Metin, kâğıdın ilk olarak devlet belgeleri için kullanıldığını vurguluyor. Yönetimin bir malzemeyi benimsemesi, o malzemenin topluma yayılmasını nasıl etkileyebilir?
  3. İbn Haldun, olaylardan beş yüz yıl kadar sonra yazıyor ve kâğıdın Çin'den geldiğinden hiç söz etmiyor. Bu sessizliği nasıl yorumlamalıyız?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Josef von Karabacek (1887) — Mısır'da bulunan erken Arapça kâğıtları inceledi; Arapların kâğıdı Semerkant'ta Çinli tutsaklardan öğrendiği hikâyesini kabul etti, ama Arap kâğıtçıların, ağaç kabuğu yerine eski keten ve kenevir kumaşları kullanarak yeni bir üretim yöntemi geliştirdiğini gösterdi.
  • Johannes Pedersen (1946) — İslam dünyasında kitabın tarihini yazdı; kâğıdın, sözlü aktarıma dayanan bir bilgi kültürünü, yazılı kitaplara ve kütüphanelere dayanan bir kültüre dönüştürmedeki rolünü ve varrakların bu süreçteki yerini vurguladı.
  • Tsuen-hsuin Tsien (1962) — Çin'de yazı malzemelerinin tarihini inceledi; arkeolojik buluntulara dayanarak kâğıdın Cai Lun'dan önce de bilindiğini ve onun icadının, tek bir kişinin buluşu değil, uzun bir gelişmenin sonucu olduğunu gösterdi.
  • Jonathan Bloom (2001) — İslam dünyasında kâğıdın tarihini yazdı; Talas hikâyesinin geç bir kaynağa dayandığını, kâğıdın Orta Asya'da daha önce bilindiğini ve onun İslam dünyasındaki asıl yükselişinin Bağdat'taki yönetim ve kitap kültürüyle ilişkili olduğunu savundu.

Bu tartışma, bir teknolojinin tarihini yazmanın farklı katmanlarını gösteriyor. Karabacek, Talas hikâyesini kabul etmekle birlikte, Arap kâğıtçıların kendi yeniliklerine dikkat çekiyor. Tsien, kâğıdın Çin'deki başlangıcının da tek bir ana indirgenemeyeceğini gösteriyor. Bloom, aynı eleştiriyi kâğıdın batıya yolculuğuna uyguluyor. Pedersen ise, malzemenin kendisinden çok, onun bir kültürü nasıl dönüştürdüğüne bakıyor. Birlikte okunduklarında, bu yaklaşımlar, büyük değişimlerin nadiren tek bir güne, tek bir kişiye ya da tek bir savaşa bağlanabileceğini hatırlatır.

Derine İn

Kâğıdın tarihini yazmak, tarihçiye alışık olmadığı bir kaynak türüyle çalışmayı gerektirir: malzemenin kendisiyle. Bir kâğıt parçası, üzerindeki yazıdan bağımsız olarak, nasıl yapıldığına dair ipuçları taşır. Liflerin türü, kâğıdın kalınlığı, yüzeyindeki elek izleri ve Avrupa kâğıtlarında görülen filigranlar, bir kâğıdın nerede ve ne zaman üretildiğini belirlemeye yardım eder. Karabacek'in on dokuzuncu yüzyılın sonunda yaptığı çalışmalar, Mısır'da bulunan binlerce kâğıt parçasının bu yöntemlerle incelenmesine dayanıyordu.

Çin ve İslam dünyasında kâğıt yapımı arasında önemli farklar vardı. Çinli kâğıtçılar, dut ağacının kabuğu gibi taze bitki liflerini kullanabiliyordu. Orta Asya ve Orta Doğu'da bu bitkiler bol olmadığı için, kâğıtçılar eski keten ve kenevir kumaşları, yani paçavraları kullandı. Bu kumaşlar dövülerek lif hamuruna dönüştürülüyordu. Bu yöntem, kâğıt yapımını kentlerdeki eski kumaş birikimine ve su kaynaklarına bağladı; Bağdat, Şam, Kahire ve Şatıbe gibi kentlerin kâğıt üretim merkezleri olmasının bir nedeni de buydu.

Kâğıdın Mısır'daki yayılışı, bu açıdan iyi bir örnektir. Mısır, binlerce yıldır papirüs üreten bir ülkeydi; papirüs, hem yerel olarak hem de Akdeniz'e ihraç edilmek üzere üretiliyordu. Ama dokuzuncu ve onuncu yüzyıllarda, Mısır'da bulunan belgelerde kâğıdın oranı giderek arttı; on birinci yüzyıla gelindiğinde papirüs neredeyse tamamen ortadan kalkmıştı. Kahire'deki bir sinagogun eski belgelerin saklandığı odasında, Kahire Genizası'nda bulunan binlerce mektup ve belge, bu değişikliği ve kâğıdın gündelik hayattaki yerini ayrıntılı biçimde gösterir. Bu belgelerde tüccarlar, kâğıdın fiyatından ve farklı kentlerden gelen kâğıtların niteliğinden de söz eder; kâğıt, artık sıradan bir ticaret malı olmuştu.

Kâğıdın yayılışı, Avrupa'da çok daha yavaş oldu. Hıristiyan Avrupa'da uzun süre parşömen, özellikle kutsal metinler ve resmî belgeler için tercih edildi; kâğıt, kimi zaman dayanıksız ve güvenilmez bir malzeme olarak görüldü. On üçüncü yüzyılda bazı Avrupa yöneticilerinin, resmî belgelerin kâğıda yazılmasını yasakladığı bilinir. Kâğıdın Avrupa'da asıl yaygınlaşması, on dördüncü ve on beşinci yüzyıllarda, özellikle on beşinci yüzyılın ortasında matbaanın ortaya çıkmasıyla gerçekleşti. Matbaa, parşömenle değil, ucuz ve bol kâğıtla ekonomik olabilirdi.

İslam dünyasında ise Arap harfli kitap basımı ancak on sekizinci yüzyılda yaygınlaşmaya başladı. Bunun nedenleri, tarihçiler arasında tartışılır: kimileri, el yazması kültürünün saygınlığına ve hattatların toplumsal konumuna, kimileri ise dinsel metinlerin basımına dair kaygılara dikkat çeker. İstanbul'da İbrahim Müteferrika'nın 1720'lerde kurduğu matbaa, Osmanlı dünyasında Arap harfli kitap basımının ilk büyük girişimlerinden biri oldu. Bu matbaada basılan ilk kitaplar arasında sözlükler, tarih ve coğrafya eserleri vardı; dinsel metinlerin basımı ise daha sonraya kaldı. Bu tercih, yeni teknolojinin toplumdaki yerinin nasıl dikkatle ve adım adım belirlendiğini gösterir. Böylece kâğıt, İslam dünyasında sekiz yüzyıl boyunca, bir baskı makinesiyle değil, kopyacıların kalemiyle çoğaltılan kitapların malzemesi olarak kaldı.

Uzman Notu

Temel literatür

  • William MacGuckin de Slane (çev.), Les Prolégomènes d'Ibn Khaldoun, cilt II (Paris: Imprimerie impériale, 1865).
  • Josef von Karabacek, Das arabische Papier (Viyana: Kaiserlich-königliche Hof- und Staatsdruckerei, 1887).
  • Friedrich Hirth ve W. W. Rockhill (çev.), Chau Ju-kua (St. Petersburg: Imperial Academy of Sciences, 1911).
  • Tsuen-hsuin Tsien, Written on Bamboo and Silk: The Beginnings of Chinese Books and Inscriptions (Chicago: University of Chicago Press, 1962).
  • Johannes Pedersen, The Arabic Book (Princeton: Princeton University Press, 1984); Danca ilk basım 1946.
  • Jonathan M. Bloom, Paper Before Print: The History and Impact of Paper in the Islamic World (New Haven: Yale University Press, 2001).

Arşiv ve kaynak

De Slane'ın İbn Haldun çevirisi, Karabacek'in çalışması ve Hirth ile Rockhill'in çevirisi Internet Archive'da taranmış basımlarıyla bulunuyor. Ebu Ubeyd'in 866 tarihli kâğıt nüshası, Leiden Üniversitesi Kütüphanesi'nin koleksiyonundadır. Dunhuang'da bulunan Soğdça mektuplar, British Library'nin koleksiyonlarında korunur. Fabriano'da bir kâğıt ve filigran müzesi bulunur.

Açık sorular

  • Semerkant'ta kâğıt üretimi Talas'tan önce mi, yoksa sonra mı başladı?
  • Abbasi yönetiminin kâğıda geçişi, bürokrasinin büyümesinin bir nedeni miydi, yoksa sonucu mu?
  • İslam dünyasında matbaanın geç yaygınlaşmasının asıl nedenleri nelerdi?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Çin geleneği, kâğıdın icadını kime bağlar? A) Du Huan B) Cai Lun C) Fazl b. Yahya D) Seâlibî
  2. (Hedef 1) Talas'tan dört yüz yıl önce kâğıt kullanıldığını gösteren Dunhuang buluntuları hangi dilde yazılmış mektuplardır? A) Arapça B) Farsça C) Soğdça D) Yunanca
  3. (Hedef 2) İbn Haldun'a göre Bağdat'ta kâğıt üretimi kimin öğüdüyle başladı? A) Harun Reşid B) Yakubi C) Ebu Ubeyd D) Fazl b. Yahya
  4. (Hedef 2) Abbasi Bağdat'ında kitapları kopyalayan, ciltleyen ve satan kişilere ne denirdi? A) Varrak B) Kadı C) Vezir D) Hattat
  5. (Hedef 3) Talas hikâyesinin geç bir kaynağa dayandığını ve kâğıdın Orta Asya'da daha önce bilindiğini savunan tarihçi kimdir? A) Josef von Karabacek B) Jonathan Bloom C) Johannes Pedersen D) Tsuen-hsuin Tsien

Açık uçlu soru

(Hedef 3) «Kâğıt İslam dünyasına Talas Savaşı'yla mı geldi?» sorusunu tartış. Cevabında Soğdça mektupları, Seâlibî'nin anlatısını, Du Huan'ın notlarını ve İbn Haldun'un Bağdat açıklamasını kullan; Karabacek ile Bloom'un yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. B — Çin geleneği kâğıdı Cai Lun'a bağlar.
  2. C — Dunhuang mektupları Soğdça yazılmıştır.
  3. D — İbn Haldun, Fazl b. Yahya'nın öğüdünü anar.
  4. A — Bu kişilere varrak denirdi.
  5. B — Bu görüş Jonathan Bloom'a aittir.

Kapsamlı bir cevap, Dunhuang'daki Soğdça mektupların kâğıdın Orta Asya'da Talas'tan yüzyıllar önce bilindiğini gösterdiğini, Talas hikâyesinin ise olaylardan yaklaşık üç yüz yıl sonra yazan Seâlibî'ye dayandığını açıklar. Talas'ta tutsak düşen Du Huan'ın notlarında kâğıtçılardan söz edilmemesini, hikâyeye karşı bir kanıt olarak değerlendirir. İbn Haldun'un, kâğıdın Bağdat'ta devlet yönetimindeki ihtiyaç yüzünden yaygınlaştığını anlatan açıklamasını kullanır. İyi bir cevap, Karabacek'in Talas hikâyesini kabul eden ama Arap kâğıtçıların yeniliklerini vurgulayan yaklaşımını, Bloom'un hikâyeyi sorgulayan yaklaşımıyla karşılaştırır.

Sonraki bölüme köprü

Talas'ta savaşan Abbasi ordusu, yalnızca bir yıl önce iktidara gelmiş yeni bir hanedanın ordusuydu. 747'de, Emevi yönetiminin en uzak eyaletlerinden birinde, Horasan'da, siyah bayraklar altında başlayan bir ayaklanma, üç yıl içinde Emevi hanedanını yıkmış ve Peygamber'in amcası Abbas'ın soyundan gelen bir aileyi iktidara getirmişti. Sonraki bölüm bu ayaklanmayı ele alıyor: Abbasi devrimi nasıl örgütlendi, kimlerin desteğini aldı, ve neden bir hanedan değişikliğinden fazlası sayılır?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:25 Kanca: bir kütüphane okuma salonunda, cam altında açık duran eski bir Arapça kâğıt kitap; sayfaların lifli dokusu yakından. Hiçbir kişi gösterilmez.
  • 1:25–3:00 Bağlam: yan yana üç malzeme: bir papirüs parçası, bir parşömen yaprağı ve bir kâğıt tabakası; ardından bir elek üzerinde incelen lif hamuru.
  • 3:00–5:45 Gelişme: Orta Asya'dan Bağdat'a uzanan ticaret yolları; Bağdat'ta raflarla dolu bir kitapçı çarşısı, kişisiz.
  • 5:45–7:25 Dönüş noktası: haritada Bağdat'tan Kahire'ye, Şatıbe'ye ve Fabriano'ya uzanan bir çizgi; ışığa tutulan bir kâğıtta beliren filigran.
  • 7:25–9:00 Kapanış: bir dut ağacının yaprakları arasından süzülen ışık ve üst üste yığılmış yeni kâğıt tabakaları.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; peygamber hiçbir biçimde tasvir edilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.