İçeriğe geç

Bölüm DT-114.10 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Hz. Osman ve Kur'an'ın derlenmesi

DT-114 İslam Tarihi I: Doğuş ve İlk Halifelik

2.624 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
644–656
Bölge
Arabistan · Mezopotamya · Levant · Kafkasya
Tema
Din · Dil ve yazı · Siyaset
Kişiler
Hz. Osman · Huzeyfe b. Yeman · Zeyd b. Sâbit · Hafsa · Abdullah b. Mesud · Hz. Ali · Buhârî · Theodor Nöldeke · John Wansbrough · Harald Motzki · Behnam Sadeghi · Mohsen Goudarzi
Yerler
Medine · Kufe · Basra · Şam · Ermenistan · Azerbaycan · Sana · Topkapı Sarayı
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • İslam kaynaklarının anlatımıyla Hz. Osman'ın seçilmesinden 656'daki ölümüne kadar olayları ve Kur'an nüshalarının çoğaltılma sürecini sıralayabileceksin.
  • Resmî nüshaların neden hazırlandığını ve bu kararın hangi tepkilere yol açtığını, kaynaklardan örneklerle açıklayabileceksin.
  • Kur'an metninin tarihine dair farklı araştırma yaklaşımlarını ve el yazmalarından gelen kanıtları değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — bir seferde duyulan farklı okuyuşlar

650'li yıllarda, Müslüman orduları Kafkasya'da, Ermenistan ve Azerbaycan topraklarında sefer yürütüyordu. Bu birlikler, halifeliğin farklı köşelerinden gelmişti: bir kısmı Suriye'den, bir kısmı Irak'tan. İslam geleneğine göre, sefere katılan Peygamber'in arkadaşlarından Huzeyfe b. Yeman, Suriyeli ve Iraklı birliklerin aynı sureleri başka başka sözcüklerle okuduğunu, her grubun kendi okuyuşunu doğru sayıp öbürünü yanlışladığını gördü. Medine'ye döndüğünde halife Hz. Osman'a gitti ve onu uyardı: Müslümanlar, kendi kitapları üzerinde Yahudiler ve Hıristiyanlar gibi ayrılığa düşmeden önce bu işe bir çare bulunmalıydı.

Bu uyarı, İslam tarihinin en önemli kararlarından birine yol açtı: kutsal metnin Medine'de onaylanmış bir biçiminin yazdırılması ve kopyalarının halifeliğin büyük kentlerine gönderilmesi. Bu bölümün sorusu şu: halife bu işi neden üstlendi, kopyalar hangi ilkelerle hazırlandı, ve eski nüshalarından vazgeçmesi istenen okuyucular buna nasıl karşılık verdi?

Bağlam — altı kişilik bir kurul

Hz. Ömer, 644'te bir suikast sonucu yaralandığında, halefini doğrudan belirlemedi. Kaynaklara göre, altı kişilik bir kurul, bir şûra oluşturdu: Hz. Osman, Hz. Ali, Abdurrahman b. Avf, Talha, Zübeyr ve Sa'd b. Ebi Vakkas. Kurulun kendi aralarından birini seçmesini istedi. Uzun görüşmelerden sonra Abdurrahman b. Avf, seçimin hakemliğini üstlendi ve Osman'a biat edildi.

Hz. Osman, Kureyş'in Ümeyyeoğulları boyundandı; İslam'ı erken kabul edenlerdendi ve Peygamber'in iki kızıyla evlenmişti. Onun on iki yıllık halifeliğinin ilk yıllarında fetihler sürdü. Kuzey Afrika'ya seferler düzenlendi, İran'ın doğu bölgeleri ele geçirildi. Suriye valisi Muaviye'nin kurduğu donanma, Kıbrıs'a çıkarma yaptı; Araplar ilk kez denizde de bir güç olarak ortaya çıktı.

Bu hızlı genişleme, Kur'an'ın okunuşuna dair yeni bir sorun da yarattı. Peygamber'in hayatında Kur'an, büyük ölçüde ezberle ve sözlü olarak aktarılıyordu; ayetlerin bir kısmı hurma yapraklarına, deri parçalarına ve kemiklere yazılmıştı. Önceki bir derste anlatıldığı üzere, geleneğin aktarımında Ebubekir döneminde ayetler sayfalar hâlinde bir araya getirilmiş ve bu sayfalar sonunda Hz. Ömer'in kızı Hafsa'nın yanında kalmıştı. Ama bu sayfalar resmî bir nüsha olarak çoğaltılmamıştı. Farklı kentlerde, farklı sahabeler kendi nüshalarını tutuyor ve öğrencilerine kendi okuyuşlarını aktarıyordu.

Gelişme — bir kurul ve dört nüsha

Kaynaklara göre Hz. Osman, Huzeyfe'nin uyarısı üzerine Hafsa'dan elindeki sayfaları istedi. Sonra, Ebubekir döneminde de bu işi yapmış olan Zeyd b. Sâbit'i ve Kureyş'ten üç kişiyi, sayfalardan nüshalar yazmakla görevlendirdi. Rivayete göre Osman, kurula şu ilkeyi verdi: bir kelimenin yazılışında anlaşamazlarsa, onu Kureyş lehçesine göre yazacaklardı; çünkü Kur'an bu lehçeyle inmişti.

Hazırlanan nüshalar, rivayetlere göre Kufe'ye, Basra'ya, Şam'a ve belki Mekke'ye gönderildi; bir nüsha Medine'de kaldı. Kaynaklar, gönderilen nüsha sayısını dört ile yedi arasında farklı biçimlerde verir. Rivayete göre Osman, bu resmî nüshalarla uyuşmayan öbür sayfaların ve nüshaların yakılmasını da buyurdu. Hafsa'nın sayfaları ise ona geri verildi.

Kurulun bileşimi de dikkat çekicidir. Zeyd b. Sâbit Medineliydi, yani ensardandı; öbür üç üye ise Kureyş'tendi. Bu denge, işin hem Peygamber'in vahiy kâtiplerinden birinin deneyimine hem de Kur'an'ın indiği kentin dilini bilenlerin bilgisine dayandırılmak istendiğini düşündürür. Kaynaklar, kurulun çalışmasının ne kadar sürdüğünü ve tam olarak hangi yıl bittiğini kesin biçimde vermez; tarihçiler bu işi çoğunlukla 650 ile 656 arasına yerleştirir.

Osman'ın kararı, sonraki yüzyıllarda Müslüman toplumların büyük çoğunluğu tarafından benimsendi. Sünni gelenek, Osman'ın hazırlattığı nüshayı, sahabenin ortak onayıyla kabul edilmiş metin olarak görür. Şii bilginlerin büyük çoğunluğu da bugünkü mushafı Kur'an'ın metni olarak kabul eder; Şii kaynaklar, Hz. Ali'nin elindeki nüshanın ayetleri iniş sırasına göre dizdiğini de aktarır. Bu, iki büyük geleneğin, aralarındaki pek çok ayrılığa rağmen, aynı yazılı metin etrafında birleştiği önemli bir noktadır.

Dönüş noktası — genişlemenin bedeli

Osman'ın halifeliğinin ikinci yarısında hoşnutsuzluk büyüdü. Eleştirilerin başında, Osman'ın kendi boyu Ümeyyeoğullarından pek çok kişiyi önemli valiliklere ataması geliyordu. Önceki bölümde gördüğümüz ordugâh kentlerinde, fetihlerin yavaşlamasıyla birlikte ganimet ve maaş gelirleri azalmıştı; eski askerler, yeni valilerin yönetiminden yakınıyordu. Resmî nüshaların hazırlanması ve öbür nüshaların yakılması da, İbn Mesud'un Kufe'deki öğrencileri gibi kimi çevrelerde bir yakınma konusu oldu.

Kaynaklar, Osman'ın bu eleştirilere karşı kendini savunduğunu, valilerinden bazılarını değiştirdiğini ve Medine'de halkla görüşmeler yaptığını da aktarır. Ama gerilim azalmadı. 656'da, Mısır'dan, Kufe'den ve Basra'dan gelen hoşnut olmayan gruplar Medine'ye geldi ve Osman'ın evini kuşattı. Kaynaklara göre Osman, kan dökülmesini istemediği için kendisini savunmak isteyenleri geri çevirdi. Kuşatmanın sonunda Osman, evinde öldürüldü. İslam geleneği, onun ölüm anında Kur'an okuduğunu anlatır. Bu olay, İslam tarihinde bir halifenin kendi topluluğunun üyelerince öldürüldüğü ilk olaydı ve sonraki bölümün konusu olan iç çatışmaların başlangıcı oldu.

Yaygın yanlış«Kur'an, Hz. Osman döneminde ilk kez yazıya geçirildi.»
Doğrusu

İslam geleneğine göre, ayetlerin bir kısmı Peygamber'in hayatında vahiy kâtiplerince yazılıyordu; Ebubekir döneminde ise bu yazılı parçalar sayfalar hâlinde bir araya getirildi. Osman'ın yaptığı, var olan yazılı sayfalara dayanarak tek bir resmî nüsha hazırlatmak ve bu nüshayı çoğaltarak halifeliğin büyük kentlerine göndermekti. Yani Osman, Kur'an'ı ilk kez yazdırmadı; yazılı metni tek bir biçimde birleştirip yaygınlaştırdı.

Cevap — bir metnin birliği

Osman'ın resmî nüsha hazırlatması, genişleyen bir topluluğun ortak bir metne duyduğu ihtiyacın ürünüydü. Farklı kentlerde farklı sahabelerden öğrenilen okuyuşlar, uzak cephelerde bir araya gelen askerler arasında tartışmalara yol açıyordu. Tek bir resmî nüsha, bu tartışmaları çözmenin ve topluluğun kutsal metni üzerinde birliği korumanın bir yolu olarak görüldü. Halifenin bu işi üstlenmesi, aynı zamanda, dinsel bir metnin korunmasının da artık topluluğun önderine düşen bir görev sayıldığını gösteriyordu. Bu anlayış, sonraki yüzyıllarda halifelerin dinsel otoritesi üzerine süren tartışmaların da bir parçası olacaktı. Ama bu otoritenin sınırları henüz belirsizdi ve Osman'a yöneltilen eleştiriler, bu belirsizliğin ne kadar kolay bir çatışmaya dönüşebildiğini gösterdi.

Kararın kendisi, var olan sayfalara, Zeyd b. Sâbit gibi deneyimli bir kâtibin çalışmasına ve Kureyş lehçesini ölçüt alan bir ilkeye dayanıyordu. Ama öbür nüshaların kaldırılması, kendi okuyuşlarına bağlı olan kimi sahabeleri kırdı. Sonuçta resmî nüsha, hem Sünni hem Şii geleneklerde Kur'an'ın metni olarak benimsendi; ama bu birlik, Osman döneminin siyasal gerilimlerini yatıştırmaya yetmedi.

Bugünle bağ — Topkapı'daki mushaf

Topkapı Sarayı'ndaki Kutsal Emanetler Dairesi'nde bugün, gelenekte Hz. Osman'a nispet edilen büyük bir Kur'an yazması korunuyor. Benzer bir gelenek, Özbekistan'ın Taşkent kentindeki bir yazma için de anlatılır. Yazmalar üzerine yapılan incelemeler, bunların Osman'ın gönderdiği nüshaların kendisi değil, onları örnek alan erken dönem kopyaları olabileceğini gösteriyor. Bu yazmalar, bugün de hem inananlar için değerli emanetler hem de Kur'an metninin tarihini inceleyen araştırmacılar için önemli belgeler olarak yaşıyor.

Birincil kaynak

Dokuzuncu yüzyılda derlenen ve Sünni gelenekte en güvenilir hadis derlemelerinden biri sayılan Buhârî'nin Sahîh'i, Osman'ın kararını Enes b. Mâlik'ten gelen bir rivayetle anlatır. O. Houdas'ın 1908 tarihli Fransızca çevirisinde rivayet şöyledir:

Hodzaïfa fut effrayé de la diversité qu'ils apportaient dans la récitation du Coran. «Ô prince des Croyants, dit-il à 'Otsmân, arrête les musulmans avant qu'ils ne soient, sur leur Livre, dans un désaccord pareil à celui des Juifs et des Chrétiens.» […] S'adressant aux trois de ces personnages qui étaient de la tribu de Qoraich, 'Otsmân leur dit : «Si vous êtes en désaccord avec Zeïd-ben-Tsâbit sur un mot du Coran, écrivez-le d'après le dialecte de Qoraich. C'est dans ce dialecte que le Coran a été révélé.»

Türkçesi: Huzeyfe, onların Kur'an'ı okuyuşlarındaki farklılıktan korktu. Osman'a «Ey inananların emiri, Müslümanlar kendi kitapları üzerinde Yahudiler ve Hıristiyanlar gibi ayrılığa düşmeden önce onları durdur» dedi. […] Osman, Kureyş'ten olan üç kişiye şöyle dedi: «Kur'an'ın bir kelimesi konusunda Zeyd b. Sâbit'le anlaşamazsanız, onu Kureyş lehçesine göre yazın; çünkü Kur'an bu lehçeyle indi.»

Kaynak: Buhârî, es-Sahîh, «Kur'an'ın faziletleri» kitabı, üçüncü bölüm; O. Houdas (çev.), El-Bokhâri: Les traditions islamiques, cilt III (Paris: Imprimerie nationale ve Ernest Leroux, 1908), s. 522–523; Internet Archive. Türkçesi, Houdas'ın Fransızcasından bizim.

  1. Huzeyfe'nin kaygısı neydi? Onun Yahudiler ve Hıristiyanlarla yaptığı karşılaştırma, erken Müslümanların kutsal kitap ile topluluk birliği arasında nasıl bir bağ kurduğunu gösteriyor?
  2. Osman'ın kurula verdiği lehçe ilkesi, anlaşmazlıkların nasıl çözüleceği hakkında ne söylüyor?
  3. Rivayet, olaylardan yaklaşık iki yüzyıl sonra derlenen bir hadis kitabında yer alıyor. Tarihçiler böyle bir rivayetin ne kadar erkene götürülebileceğini hangi yöntemlerle sınayabilir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Theodor Nöldeke (1860) — Kur'an'ın tarihine dair ilk kapsamlı Batı çalışmasını yazdı; Osman döneminde hazırlanan nüshanın, var olan malzemeye sadık kalınarak hazırlandığını kabul etti ve surelerin iniş sırasını belirlemeye çalıştı.
  • John Wansbrough (1977) — Kur'an metninin kesin biçimini, geleneğin anlattığından çok daha geç bir dönemde, sekizinci yüzyılın sonlarına doğru Irak'taki dinsel tartışmalar içinde aldığını ileri sürdü; bu görüş, sonraki araştırmalarda büyük ölçüde eleştirildi.
  • Harald Motzki (2001) — Osman'ın derlemesine dair rivayetleri, aktarım zincirleri ile metinleri birlikte karşılaştırarak inceledi; rivayetin, sekizinci yüzyılın başında ölen Zührî'ye kadar geri götürülebileceğini ve Wansbrough'nun geç tarihlemesinin kaynaklarca desteklenmediğini savundu.
  • Behnam Sadeghi ve Mohsen Goudarzi (2012) — Sana'da bulunan eski bir Kur'an yazmasının silinip üzerine yeniden yazılmış alt katmanını inceledi; bu alt metnin, Osman mushafından farklı, ama ona çok yakın bir başka sahabe nüshasını yansıttığını ve bu durumun, Osman'ın standart metninin erken bir dönemde oluştuğu yolundaki geleneksel anlatıyı desteklediğini gösterdi.

Bu tartışma, bir kutsal metnin tarihini incelemenin farklı yollarını gösteriyor. Nöldeke, geleneğin anlatısına büyük ölçüde güvenerek çalıştı. Wansbrough, bu anlatıyı kökten sorguladı ve çok geç bir tarih önerdi. Motzki, rivayetlerin kendilerini yöntemli biçimde tarihleyerek bu sorgulamaya cevap verdi. Sadeghi ve Goudarzi ise, tartışmaya el yazmalarının fiziksel kanıtını ekledi. Bugün araştırmacıların büyük çoğunluğu, Kur'an'ın standart metninin yedinci yüzyılın ortasında oluştuğunu kabul eder; bu da, geleneğin Osman'a dair anlatısıyla uyumludur.

Derine İn

Osman döneminde hazırlanan nüshaların yazısı, bugün okuduğumuz Kur'an'ın yazısından farklıydı. Erken Arap yazısında birbirine benzeyen harfleri ayıran noktalar çoğu zaman kullanılmıyor, kısa ünlüleri gösteren işaretler ise hiç yazılmıyordu. Yani resmî nüsha, harflerin iskeletini, araştırmacıların deyişiyle «resm»ini sabitliyordu; ama bu iskeletin bazı yerlerde birden fazla biçimde seslendirilmesine olanak veriyordu. Noktalar ve hareke işaretleri, sonraki kuşaklarda, özellikle Emevi döneminde yavaş yavaş eklendi.

Bu durum, kıraatlerin, yani farklı okuyuşların tarihini de açıklar. Aynı resmî yazı iskeletini paylaşan farklı okuyuş gelenekleri, farklı kentlerde yaşayan okuyucular aracılığıyla sürdü. Onuncu yüzyılda Bağdatlı bilgin İbn Mücahid, bu okuyuşlardan yedisini meşru kıraatler olarak belirledi; sonraki bilginler bu sayıyı ona çıkardı. Bugün dünyada en yaygın kullanılan okuyuş, Hafs'ın Âsım'dan rivayetidir; Kuzey ve Batı Afrika'nın bazı bölgelerinde ise Verş'in Nâfi'den rivayeti yaygındır.

El yazmalarından gelen kanıtlar, son yıllarda bu tartışmaya önemli katkılar yaptı. Sana'daki Büyük Cami'de 1972'de bulunan yazmalar arasında, üstü silinip yeniden yazılmış, yani bir palimpsest olan bir Kur'an yazması vardır. Bu yazmanın alt katmanı, Osman mushafından küçük ama anlamlı farklar taşır. Birmingham Üniversitesi'nde korunan iki Kur'an sayfası üzerinde 2015'te yapılan radyokarbon tarihlemesi ise, parşömenin yedinci yüzyılın ilk yarısına ait olabileceğini gösterdi. Radyokarbon, yazının değil parşömenin yaşını ölçer; ama bu sonuçlar, geleneğin ayetlerin Peygamber'e yakın bir kuşakta parşömene geçtiği yolundaki anlatısıyla çelişmez.

Resmî nüshanın hazırlanışı, siyasal bir karar olarak da okunabilir. Kutsal metnin tek bir biçimde sabitlenmesi, halifenin dinsel otoritesini güçlendiriyor, farklı kentlerdeki okuyucuların bağımsız etkisini sınırlıyordu. İbn Mesud'un Kufe'deki itirazı, bu yüzden yalnızca bir okuyuş farkı değil, Kufe'nin kendi dinsel geleneğini koruma çabası olarak da yorumlanmıştır. Bu itirazın, sonraki yıllarda Kufe'nin Osman'a karşı hoşnutsuzluğunda bir rol oynayıp oynamadığı tarihçiler arasında tartışılır.

Kur'an metninin tarihi üzerine Batı'daki araştırmaların seyri de ayrıca ilginçtir. Nöldeke'nin 1860'ta yayımladığı eser, yirminci yüzyılın başında öğrencisi Friedrich Schwally ve ardından başka araştırmacılar tarafından genişletilerek yeniden basıldı ve uzun süre bu alanın temel başvuru kitabı oldu. 1970'lerde Wansbrough'nun ve onu izleyen kimi araştırmacıların kuşkucu yaklaşımı, geleneğin anlatısını kökten sorgulayan bir dönem açtı. Son otuz yılda ise, rivayetlerin yöntemli biçimde tarihlenmesi ve el yazmalarının ayrıntılı incelenmesi, tartışmayı yeniden kanıtların zeminine taşıdı. Bu seyir, bir alanda tartışmanın nasıl hem sorularla hem de yeni kanıtlarla ilerlediğini gösteren iyi bir örnektir. Türkiye'de de Tayyar Altıkulaç'ın Topkapı Sarayı'ndaki ve Türk ve İslam Eserleri Müzesi'ndeki erken dönem mushafları üzerine yayımladığı tıpkıbasımlar ve karşılaştırmalı incelemeler, bu tartışmaya önemli katkılar yapmıştır; bu incelemeler, yazmaların imla özelliklerini tek tek kayda geçirerek araştırmacıların kullanımına sunmuştur. Bu araştırmaların hiçbiri, Kur'an'ın inananlar için taşıdığı anlamı ölçmeye çalışmaz; tarihçinin sorusu, metnin hangi süreçle bugünkü biçimine ulaştığıdır.

Uzman Notu

Temel literatür

  • O. Houdas (çev.), El-Bokhâri: Les traditions islamiques, cilt III (Paris: Imprimerie nationale ve Ernest Leroux, 1908).
  • Theodor Nöldeke, Geschichte des Qorâns (Göttingen: Dieterich, 1860).
  • John Wansbrough, Quranic Studies: Sources and Methods of Scriptural Interpretation (Oxford: Oxford University Press, 1977).
  • Harald Motzki, «The Collection of the Qur'ān: A Reconsideration of Western Views in Light of Recent Methodological Developments», Der Islam 78 (2001), 1–34.
  • Behnam Sadeghi ve Mohsen Goudarzi, «Ṣan'ā' 1 and the Origins of the Qur'ān», Der Islam 87 (2012), 1–129.
  • J. M. Rodwell (çev.), The Koran (Londra: Williams and Norgate, 1861).

Arşiv ve kaynak

Houdas'ın Buhârî çevirisine ve Nöldeke'nin 1860 basımına Internet Archive üzerinden ulaşılabiliyor. Topkapı Sarayı'ndaki mushafın tıpkıbasımı ve üzerine yapılmış incelemeler Türkiye'de yayımlanmıştır. Sana yazmalarının ve Birmingham sayfalarının görüntüleri, onları koruyan kurumların dijital arşivlerinde incelenebilir.

Açık sorular

  • Osman'dan önce farklı sahabelerin tuttuğu nüshalar arasındaki farklar ne kadar büyüktü?
  • Resmî nüshaların hazırlanması, Osman'a karşı büyüyen hoşnutsuzlukta ne ölçüde rol oynadı?
  • El yazmalarının radyokarbon tarihlemeleri, metnin yazılış tarihi hakkında ne kadar kesin bilgi verebilir?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Rivayete göre Osman'ı farklı okuyuşlar konusunda uyaran sahabe kimdir? A) Zeyd b. Sâbit B) Abdullah b. Mesud C) Huzeyfe b. Yeman D) Abdurrahman b. Avf
  2. (Hedef 1) Osman'ın nüshaları hazırlatırken kullandığı sayfalar kimin yanında korunuyordu? A) Hafsa B) Hz. Ali C) Abdullah b. Mesud D) Muaviye
  3. (Hedef 2) Rivayete göre kurul bir kelimenin yazılışında anlaşamazsa hangi ölçüte başvuracaktı? A) Medine lehçesi B) Kureyş lehçesi C) Kufe okuyuşu D) En eski nüsha
  4. (Hedef 2) Resmî nüshaya itiraz ettiği aktarılan ve Kufe'de kendi nüshasını öğreten sahabe kimdir? A) Huzeyfe b. Yeman B) Zeyd b. Sâbit C) Talha D) Abdullah b. Mesud
  5. (Hedef 3) Kur'an metninin kesin biçimini çok geç bir tarihe, sekizinci yüzyılın sonlarına yerleştiren tarihçi kimdir? A) John Wansbrough B) Theodor Nöldeke C) Harald Motzki D) Behnam Sadeghi

Açık uçlu soru

(Hedef 3) «Medine'de onaylanan nüshaların kentlere gönderilmesi hangi ihtiyaçtan doğdu ve nasıl karşılandı?» sorusunu tartış. Cevabında Huzeyfe'nin uyarısını, kurulun lehçe ilkesini, İbn Mesud'un itirazını ve el yazmalarından gelen kanıtları kullan; Wansbrough ile Motzki'nin ya da Nöldeke ile Sadeghi–Goudarzi'nin yaklaşımlarını karşılaştır.

Cevaplar

  1. C — Uyaran sahabe Huzeyfe b. Yeman'dır.
  2. A — Sayfalar Hafsa'nın yanında korunuyordu.
  3. B — Kurul Kureyş lehçesine başvuracaktı.
  4. D — İtiraz eden Abdullah b. Mesud'dur.
  5. A — Bu görüş John Wansbrough'ya aittir.

Kapsamlı bir cevap, genişleyen halifelikte farklı kentlerde farklı okuyuşların yayıldığını ve Huzeyfe'nin uyarısının bu farkların yarattığı kaygıyı yansıttığını açıklar. Osman'ın, Ebubekir döneminde toplanan sayfalara dayanarak ve Kureyş lehçesini ölçüt alarak tek bir resmî nüsha hazırlattığını, öbür nüshaları ise kaldırttığını belirtir. İbn Mesud'un itirazına da değinir ve bu itirazın kararın herkesçe hemen benimsenmediğini gösterdiğini belirtir. İyi bir cevap, Wansbrough'nun geç tarihlemesini ve Motzki ile Sadeghi–Goudarzi'nin bu görüşe karşı getirdiği kanıtları değerlendirir ve el yazmalarının tartışmaya kattığı fiziksel kanıtı tartışır.

Sonraki bölüme köprü

Osman'ın 656'da Medine'de öldürülmesinin ardından, Medine'deki topluluk Hz. Ali'ye biat etti. Ama Suriye valisi Muaviye, Osman'ın kanının hesabı sorulmadan bu biatı tanımadı; Peygamber'in eşi Hz. Ayşe, Talha ve Zübeyr ise Basra'ya giderek Ali'ye karşı bir hareket başlattı. Sonraki bölüm, Müslümanların ilk kez birbirine karşı savaştığı bu yılları ele alıyor: Cemel ve Sıffin savaşları nasıl çıktı, ve hakem olayı topluluğu neden üçe böldü?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:40 Kanca: karlı Kafkas dağlarının eteğinde bir ordugâh; çadırların arasında sönmekte olan ateşler. Hiçbir kişi gösterilmez.
  • 1:40–3:20 Bağlam: hurma yaprakları, deri parçaları ve kemik üzerine yazılmış soyut Arapça harf izleri.
  • 3:20–5:55 Gelişme: bir masanın üstünde yan yana açık duran birkaç parşömen sayfası; bir haritada Medine'den Kufe'ye, Basra'ya ve Şam'a giden çizgiler.
  • 5:55–7:50 Dönüş noktası: Medine'de kapıları kapalı sade bir evin dış görünüşü, akşam ışığında.
  • 7:50–9:00 Kapanış: bir müze vitrininde duran büyük, eski bir Kur'an yazmasının kapalı cildi.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; peygamber hiçbir biçimde tasvir edilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.