İçeriğe geç

Bölüm DT-113.13 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Paleologoslar: küçülen imparatorluk

DT-113 Bizans

2.663 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
1261–1402
Bölge
Anadolu · Balkanlar · Karadeniz · Akdeniz
Tema
Siyaset · İmparatorluk · Fikirler
Kişiler
VIII. Mikhael Palaiologos · II. Andronikos · III. Andronikos · VI. Ioannes Kantakuzenos · V. Ioannes · II. Manuel · Theodoros Metokhites · Roger de Flor · İbn Battuta · Ihor Ševčenko · Angeliki Laiou · Donald Nicol
Yerler
Konstantinopolis · Galata · Alaşehir · Gelibolu · Mistra · Kariye
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • 1261'de Konstantinopolis'in geri alınmasından 1402'deki Ankara Savaşı'na kadar Paleologos hanedanı döneminin başlıca olaylarını sıralayabileceksin.
  • İmparatorluğun bu dönemde neden küçüldüğünü, yani iç savaşları, paralı askerlere ve İtalyan kent devletlerine bağımlılığı, Anadolu'daki beylikleri ve Osmanlıların yükselişini kaynaklara dayanarak açıklayabileceksin.
  • Siyasal çöküş ile kültürel canlanmanın aynı dönemde nasıl bir arada var olabildiğini değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — keşiş olmuş bir imparator

1330'ların başında, Kuzey Afrika'dan yola çıkıp dünyayı dolaşan Faslı gezgin İbn Battuta, Konstantinopolis'e geldi. Onu kente getiren, Altın Orda hükümdarı Özbek Han'ın eşlerinden biri olan bir Bizans prensesiydi; prenses, babasını ziyarete gidiyordu. İbn Battuta'nın anlatısına göre, bir gün rehberiyle kentte dolaşırken, sırtında kıl bir giysi, başında keçe bir külah, uzun beyaz sakallı yaşlı bir keşişle karşılaştı. Keşişin önünde ve arkasında başka keşişler yürüyordu. Rehberi hemen atından indi: bu yaşlı adam, eski imparatordu.

İbn Battuta'ya göre yaşlı imparator, onun Kudüs'e gittiğini öğrenince elini tuttu ve Kudüs'e girmiş olan eli, Kubbetüssahra'nın ve Kutsal Kabir Kilisesi'nin içinde yürümüş olan ayağı tuttuğunu söyledi. Sonra elini gezginin ayaklarına sürüp yüzüne götürdü. İbn Battuta, kendi dinlerinden olmadığı hâlde bu yerlere girmiş birine gösterilen bu saygıya şaştığını yazar.

Bu sahne, küçülen bir imparatorluğun tuhaf bir portresini çizer. Bir zamanlar Akdeniz'in en güçlü devletinin imparatoru, tahtını torunuyla savaşarak yitirmiş ve bir manastıra çekilmişti. Kentte ise, bir Müslüman gezgin, bir Moğol hanının Bizanslı eşinin konuğu olarak dolaşıyordu. Bu bölümün sorusu şu: 1261'de başkentini geri alan imparatorluk, nasıl oldu da iki yüzyıl içinde bir kentten biraz daha büyük bir devlete dönüştü?

Bağlam — bir gece baskınıyla geri alınan kent

1204'ten sonra Batı Anadolu'da kurulan İznik İmparatorluğu, Laskaris hanedanının yönetiminde yarım yüzyıl boyunca Konstantinopolis'e dönmenin hazırlığını yaptı. 1261 yazında, bu imparatorluğun küçük bir birliği, Latin garnizonunun ve Venedik donanmasının kentten uzakta olduğu bir gece, Konstantinopolis'e girdi. Latin imparatoru kaçtı. Birkaç hafta sonra, İznik imparatoru VIII. Mikhael Palaiologos, kente görkemli bir törenle girdi. Onun soyundan gelenler, kentin son gününe kadar tahtta kalacaktı.

Ama geri alınan kent, 1204 öncesinin zengin başkenti değildi. Yarım yüzyıllık Latin yönetimi, kenti yoksullaştırmış, pek çok mahalleyi boşaltmıştı. İmparatorluğun toprakları da eskisinin küçük bir parçasıydı: Batı Anadolu'nun bir bölümü, Trakya, Makedonya'nın bir kısmı ve Mora'nın bazı bölgeleri. Yunanistan'ın büyük bölümü ve Ege adaları, Latin prenslerinin ve Venedik'in elindeydi. Trabzon'da ve Epir'de ise başka Bizans devletleri vardı.

VIII. Mikhael, kenti geri almak için Venedik'in rakibi Ceneviz'le bir ittifak yapmıştı. Karşılığında Cenevizlilere, Haliç'in karşı yakasındaki Galata'yı verdi. Bu karar, sonraki iki yüzyılda derin sonuçlar doğurdu: Galata, zengin ve surlarla çevrili bir Ceneviz kentine dönüştü; Karadeniz ticaretinin büyük bölümü, Bizans'ın değil, Cenevizlilerin eline geçti.

Gelişme — paralı askerler ve Anadolu

VIII. Mikhael'in oğlu II. Andronikos, 1282'de tahta çıktı ve yaklaşık yarım yüzyıl hüküm sürdü. Onun saltanatı, imparatorluğun küçülmesinin en açık görüldüğü dönem oldu. Mali sıkıntılar yüzünden donanmayı dağıttı ve deniz savunmasını Ceneviz'e bıraktı. Anadolu'da ise, Selçuklu devletinin zayıflamasıyla ortaya çıkan Türk beylikleri, Bizans'ın Batı Anadolu'daki kentlerine giderek daha çok baskı yapıyordu. Bu beyliklerden biri, Osman'ın önderliğindeki küçük bir uç beyliğiydi; onun 1302'deki ilk zaferi, bir Bizans tarihçisinin kaydında adıyla birlikte geçer.

Andronikos, Anadolu'yu savunmak için 1303'te Batı'dan paralı askerler getirdi: Roger de Flor önderliğindeki Katalan Kumpanyası. Bu deneyimli savaşçılar, Anadolu'da Türklere karşı zaferler kazandı; ama kısa süre sonra korudukları halkı da yağmalamaya başladılar. Roger de Flor, 1305'te bir saray entrikasıyla öldürüldü. Kumpanya bunun üzerine imparatorluğa karşı döndü, Trakya'yı yıllarca yağmaladı ve sonunda Yunanistan'a geçerek orada kendi devletini kurdu.

Dönüş noktası — iç savaşlar ve Gelibolu

İmparatorluğu asıl tüketen, iç savaşlar oldu. 1321'de, yaşlı II. Andronikos ile torunu III. Andronikos arasında bir taht kavgası başladı; yedi yıl süren savaşın sonunda yaşlı imparator tahttan indirildi ve bir manastıra çekildi. İbn Battuta'nın karşılaştığı keşiş-imparator oydu.

Daha yıkıcı bir iç savaş, 1341'de patlak verdi. Genç V. Ioannes'in naipleri ile güçlü devlet adamı VI. Ioannes Kantakuzenos arasındaki bu savaş, altı yıl sürdü. Her iki taraf da Türk beyliklerinden yardım istedi. Kantakuzenos, Aydınoğulları'ndan ve Osmanlı beyi Orhan'dan asker aldı; kızı Theodora'yı Orhan'la evlendirdi. Savaş, kentlerde de toplumsal çatışmalara yol açtı: Selanik'te, kendilerine Zealotlar diyen bir grup, kentin yönetimini ele geçirip zengin soylulara karşı ayaklandı. 1347'de ise Karadeniz'den gelen gemilerle veba kente ulaştı ve nüfusun büyük bir bölümünü yok etti. İç savaş sona erdiğinde, Kantakuzenos tahtı ele geçirmişti; ama yönetebileceği bir imparatorluk neredeyse kalmamıştı. Hazine boştu; kaynaklara göre imparatoriçenin taç törenindeki mücevherler bile camdan ve yaldızlı deriden yapılmıştı.

1354'te, Trakya'yı sarsan bir depremde Gelibolu'nun surları yıkıldı. Kantakuzenos'un müttefiki olarak Trakya'ya geçmiş olan Osmanlı birlikleri, boşaltılan kente yerleşti. Bu, Osmanlıların Avrupa'da kalıcı olarak yer edinmesinin başlangıcı oldu. Sonraki on yıllarda Osmanlılar Edirne'yi ve Balkanlar'ın büyük bölümünü aldı; imparatorluk, Osmanlı sultanına vergi ödeyen bir vasal devlete dönüştü. Bu vasallık, imparatorların Osmanlı seferlerine asker göndermesini ve kimi zaman bizzat bu seferlere katılmasını da gerektiriyordu.

Yaygın yanlış«Paleologos döneminde imparatorluk yalnızca bir çöküş yaşadı.»
Doğrusu

Bu dönem, siyasal ve askerî açıdan bir küçülme dönemiydi; ama sanat, felsefe ve bilim açısından bir canlanma dönemi de oldu. Kariye Kilisesi'nin mozaikleri ve freskleri, eski Yunan yazarlarına yönelik yeni ilgi, Mistra'daki felsefe okulu ve İtalya'ya giden Bizanslı bilginlerin Yunanca öğretimi, bu canlanmanın örnekleridir. Aynı dönemde bir devlet küçülürken, onun kültürü uzak ülkeleri etkileyebilir.

Cevap — iç kavgalarla küçülen bir devlet

Paleologos imparatorluğu, dışarıdan gelen tek bir büyük darbeyle değil, uzun bir iç tükenmişlikle küçüldü. 1204'ün yıkımından hiçbir zaman tam olarak kurtulamamıştı. Ticaretini ve deniz gücünü İtalyan kent devletlerine bırakmıştı. Ordusu, pahalı ve güvenilmez paralı askerlere dayanıyordu. En önemlisi, taht için yapılan iç savaşlar, imparatorluğun son kaynaklarını tüketti ve her iki tarafı da dışarıdan, çoğu zaman Türk beyliklerinden yardım istemeye zorladı. Bu yardım, beyliklerin, özellikle de Osmanlıların, Bizans topraklarına yerleşmesinin yolunu açtı.

Bu küçülme, 1402'de beklenmedik biçimde durdu. Osmanlı sultanı Yıldırım Bayezid, yıllardır Konstantinopolis'i kuşatıyordu; ama Timur'un ordusu karşısında Ankara'da yenildi. İmparatorluk, yarım yüzyıllık bir soluklanma kazandı. Ama bu soluklanma, onun kaderini değiştirmedi. Osmanlı devleti, Ankara yenilgisinin ardından yaşadığı iç karışıklıktan on yıl içinde sıyrıldı ve yeniden güçlendi. Bizans ise, bu fırsatı kalıcı bir güce dönüştürecek kaynaklardan yoksundu.

Bugünle bağ — Kariye'nin mozaikleri

İstanbul'un Edirnekapı semtindeki Kariye Camii, bu dönemin en ünlü sanat eserlerinden birini barındırır. Yapı, II. Andronikos'un bakanı, bilgin ve devlet adamı Theodoros Metokhites tarafından 1310'larda yeniden düzenlendi. Duvarlarını ve kubbelerini kaplayan mozaikler ve freskler, Bizans sanatının son büyük parlayışının örnekleri olarak kabul edilir. Metokhites, bu eserleri yaptırdıktan birkaç yıl sonra, II. Andronikos'un düşüşüyle birlikte gözden düştü ve son yıllarını aynı manastırda geçirdi. Bir imparatorluğun siyasal gücü azalırken, onun sanatının nasıl olağanüstü bir düzeye ulaşabildiğini, bu yapı bugün hâlâ gösteriyor.

Birincil kaynak

İbn Battuta, Konstantinopolis'te eski imparatorla karşılaşmasını şöyle anlatır:

I was out one day with my Greek guide, when we met the former king George who had become a monk. [...] When the Greek saw him he dismounted and said to me "Dismount, for this is the king's father." [...] He took my hand and said to the Greek (who knew the Arabic tongue) "Say to this Saracen (meaning Muslim) 'I clasp the hand which has entered Jerusalem and the foot which has walked within the Dome of the Rock and the great church of the Holy Sepulchre and Bethlehem,'" and he laid his hand upon my feet and passed it over his face. I was astonished at their good opinion of one who, though not of their religion, had entered these places.

Türkçesi: Bir gün Rum rehberimle dışarıdaydım, keşiş olmuş eski kral Corc'la karşılaştık. [...] Rum onu görünce atından indi ve bana: «İn, bu kralın babasıdır» dedi. [...] Elimi tuttu ve Arapça bilen Ruma dedi ki: «Bu Sarazene (yani Müslümana) söyle: Kudüs'e girmiş olan eli ve Kubbetüssahra'nın, Kutsal Kabir'in büyük kilisesinin ve Beytüllahm'ın içinde yürümüş olan ayağı tutuyorum.» Sonra elini ayaklarıma koydu ve yüzüne sürdü. Kendi dinlerinden olmadığı hâlde bu yerlere girmiş birine gösterdikleri bu iyi düşünceye şaştım.

Kaynak: İbn Battuta, Rıhle; H. A. R. Gibb'in İngilizce çevirisi, Ibn Battuta: Travels in Asia and Africa, 1325–1354 (Londra: Routledge, 1929), s. 160–161; archive.org. Türkçesi bizim.

  1. İbn Battuta, eski imparatoru nasıl tasvir ediyor? Bu tasvir, bir imparatorun tahttan indikten sonraki hayatı hakkında ne söylüyor?
  2. Yaşlı imparatorun bir Müslüman gezgine gösterdiği saygı, bu dönemde farklı dinlerden insanların Kudüs'e ve kutsal yerlere bakışı hakkında ne düşündürüyor?
  3. Kimi tarihçiler, İbn Battuta'nın Konstantinopolis ziyaretinin bazı ayrıntılarının güvenilirliğini sorgular. Bir gezginin anlatısını bir kaynak olarak kullanırken nelere dikkat etmek gerekir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Ihor Ševčenko (1961) — Paleologos dönemi Bizans aydınlarının kendi çağlarının çöküşünü nasıl algıladığını inceledi; bu yazarların, imparatorluğun gerilediğinin farkında olduklarını, ama bu farkındalığı eski Yunan kültürüne ve kendi entelektüel mirasına daha sıkı sarılarak karşıladıklarını gösterdi.
  • Steven Runciman (1970) — Paleologos dönemini «son Bizans rönesansı» olarak nitelendirdi; siyasal gücün yitirildiği bir çağda sanatın, felsefenin ve bilimin nasıl canlandığını ve bu canlanmanın İtalya'daki Rönesans'ı nasıl etkilediğini anlattı.
  • Angeliki Laiou (1972) — II. Andronikos'un dış politikasını inceledi; imparatorun donanmayı dağıtma ve paralı askerlere, özellikle Katalanlara ve Cenevizlilere dayanma kararlarının, mali zorunluluklardan doğduğunu, ama uzun vadede imparatorluğun bağımsızlığını zayıflattığını gösterdi.
  • Donald Nicol (1993) — 1261–1453 arasındaki dönemin kapsamlı bir siyasal tarihini yazdı; imparatorluğun küçülmesinde dış düşmanlardan çok iç savaşların, özellikle 1341–1347 savaşının belirleyici olduğunu vurguladı.

Bu tartışma, bir çöküş döneminin iki yüzünü birlikte okumayı öneriyor. Laiou ve Nicol, imparatorluğun siyasal küçülmesinin nedenlerini, yöneticilerin kararlarında ve iç çatışmalarda arıyor. Ševčenko ve Runciman ise aynı dönemin entelektüel ve sanatsal hayatına bakıyor ve siyasal gerilemenin kültürel bir canlanmayla nasıl bir arada var olabildiğini gösteriyor. Birlikte okunduklarında, bu yaklaşımlar, bir devletin gücü ile bir kültürün canlılığının her zaman aynı yönde hareket etmediğini hatırlatır. Tartışmanın açık sorusu, bu iki yönün birbirini nasıl etkilediğidir: siyasal gerileme, aydınları geçmişe mi yöneltti, yoksa kültürel canlanma devletin çöküşünü mi yavaşlattı?

Derine İn

Bu dönemin din tartışmaları da imparatorluğu böldü. VIII. Mikhael, Batı'dan gelebilecek bir saldırıyı önlemek için papalıkla bir birlik anlaşması yaptı ve 1274'te Lyon'da Doğu kilisesinin Roma'ya bağlandığı ilan edildi. Ama bu birlik, imparatorluğun din adamlarının ve halkının büyük bölümü tarafından reddedildi; Mikhael, kendi kilisesiyle ve halkıyla büyük bir çatışmaya girdi. Ölümünden sonra bu kilise birliği geçersiz sayıldı. On dördüncü yüzyılın ortasında ise, keşişlerin sessiz dua yoluyla Tanrı'nın ışığını görebileceklerini savunan bir öğreti üzerine derin bir teolojik tartışma yaşandı; bu tartışma, iç savaşın siyasal çekişmeleriyle iç içe geçti.

Paleologos döneminin kültürel canlanması, imparatorluğun sınırlarının ötesine de uzandı. Mora'daki Mistra kenti, bu dönemde önemli bir kültür merkezi oldu; filozof Georgios Gemistos Plethon, burada eski Yunan felsefesini yeniden yorumlayan bir okul kurdu. On dördüncü yüzyılın sonunda, Bizanslı bilgin Manuel Khrysoloras, Floransa'ya davet edildi ve orada İtalyan hümanistlerine Yunanca öğretti. Bu öğretim, Batı Avrupa'da antik Yunan edebiyatına ve felsefesine yönelik ilginin güçlenmesinde önemli bir rol oynadı. Bizanslı bilginlerin Batı'ya getirdiği el yazmaları, Platon'un ve öbür antik yazarların eserlerinin Latinceye çevrilmesine ve İtalyan kentlerinde okunmasına yol açtı. Siyasal olarak son nefeslerini veren bir imparatorluk, böylece Batı'nın kültürel hayatına beklenmedik bir katkıda bulundu; bu katkı, 1453'ten sonra İtalya'ya kaçan bilginlerle daha da arttı.

İmparatorlar da Batı'dan yardım aramayı sürdürdü. İmparator II. Manuel, 1399'da Batı Avrupa'ya uzun bir yolculuğa çıktı; Venedik'i, Paris'i ve Londra'yı ziyaret ederek Osmanlılara karşı destek istedi. Gittiği her yerde saygıyla karşılandı, ama somut bir askerî yardım alamadı. Onun yokluğunda Konstantinopolis, Osmanlı kuşatması altındaydı. Kurtuluş, Batı'dan değil, Doğu'dan geldi: 1402'de Timur'un Ankara'da Osmanlıları yenmesi, kuşatmayı kaldırdı.

Son olarak, bu dönemin Bizans'ının Osmanlılarla ilişkisi, yalnızca bir düşmanlık öyküsü değildi. Kantakuzenos'un kızının Orhan'la evliliği, Bizans soylularının Osmanlı hizmetine girmesi, iki toplum arasındaki ticaret ve kültürel alışveriş, sınırların kalın duvarlarla ayrılmadığını gösterir. Bizans imparatorları bir süre Osmanlı sultanlarının vasalları olarak onların seferlerine asker gönderdi; Osmanlı şehzadeleri de zaman zaman Bizans sarayına sığındı. İki devletin tarihi, bu yüzyılda birbirine sıkı sıkıya bağlıydı.

Bu dönemin tarih yazımı da ayrıca dikkat çekicidir. İmparator VI. Ioannes Kantakuzenos, tahttan çekilip keşiş olduktan sonra, kendi saltanatının ve iç savaşın tarihini yazdı. Bu, bir imparatorun kendi eylemlerini savunmak için kaleme aldığı nadir bir anlatıdır. Aynı dönemde yaşayan Nikephoros Gregoras ise, Kantakuzenos'un dinsel politikalarına karşı çıktığı için, olayları çok farklı bir biçimde anlattı. Aynı iç savaşı, onun baş aktörlerinden birinin ve onun eleştirmeninin kaleminden okuyabiliyor olmamız, tarihçiye ender bir karşılaştırma olanağı sunar. İki anlatı arasındaki farklar, olayların kendisi kadar, onları yaşayanların kendilerini nasıl haklı göstermeye çalıştığını da ortaya koyar.

Uzman Notu

Temel literatür

  • H. A. R. Gibb (çev.), Ibn Battuta: Travels in Asia and Africa, 1325–1354 (Londra: Routledge, 1929).
  • Ihor Ševčenko, «The Decline of Byzantium Seen Through the Eyes of Its Intellectuals», Dumbarton Oaks Papers 15 (1961), s. 167–186.
  • Steven Runciman, The Last Byzantine Renaissance (Cambridge: Cambridge University Press, 1970).
  • Angeliki E. Laiou, Constantinople and the Latins: The Foreign Policy of Andronicus II, 1282–1328 (Cambridge, MA: Harvard University Press, 1972).
  • Donald M. Nicol, The Last Centuries of Byzantium, 1261–1453, 2. baskı (Cambridge: Cambridge University Press, 1993).
  • Paul A. Underwood, The Kariye Djami, 3 cilt (New York: Pantheon Books, 1966).

Arşiv ve kaynak

İbn Battuta'nın seyahatnamesinden Gibb'in 1929'da yaptığı seçmeler dijital arşivlerde; Katalanlarla ilgili Gibbon bölümü de Gutenberg'in elektronik kitapları arasında. Paleologos dönemi Bizans tarihçilerinin, Pakhymeres'in, Gregoras'ın ve Kantakuzenos'un eserlerinin modern çevirileri kısmen yayımlanmıştır. İstanbul'daki Kariye Camii'nin mozaikleri ve freskleri bugün görülebiliyor.

Açık sorular

  • Paleologos imparatorluğunun küçülmesinde en belirleyici etken iç savaşlar mıydı, yoksa Osmanlıların yükselişi mi?
  • II. Andronikos'un donanmayı dağıtma kararı, gerçekten bir zorunluluk muydu?
  • Siyasal olarak zayıflayan bir imparatorlukta kültürel canlanma nasıl mümkün oldu?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Konstantinopolis'i 1261'de geri alan ve Paleologos hanedanını kuran imparator kimdir? A) II. Andronikos B) VIII. Mikhael Palaiologos C) VI. Ioannes Kantakuzenos D) II. Manuel
  2. (Hedef 1) Osmanlıların Avrupa'da kalıcı olarak yer edinmesinin başlangıcı sayılan, 1354'te bir depremden sonra ele geçirdikleri kent hangisidir? A) Edirne B) Selanik C) Gelibolu D) Mistra
  3. (Hedef 2) II. Andronikos'un 1303'te Anadolu'yu savunmak için getirdiği paralı asker birliğinin adı nedir? A) Varang Muhafızları B) Zealotlar C) Katalan Kumpanyası D) Ceneviz donanması
  4. (Hedef 2) VIII. Mikhael, Ceneviz'le ittifakı karşılığında Cenevizlilere hangi yeri verdi? A) Galata B) Mistra C) Trabzon D) Alaşehir
  5. (Hedef 3) Paleologos dönemini «son Bizans rönesansı» olarak nitelendiren tarihçi kimdir? A) Ihor Ševčenko B) Angeliki Laiou C) Donald Nicol D) Steven Runciman

Açık uçlu soru

(Hedef 3) «Paleologos dönemi bir çöküş mü, yoksa bir canlanma mı?» sorusunu tartış. Cevabında 1261'deki geri alışı, Galata'nın Cenevizlilere verilmesini, Katalan Kumpanyası'nı, 1341–1347 iç savaşını ve Gelibolu'yu, İbn Battuta'nın anlatısını ve Kariye'nin mozaiklerini kullan; Ševčenko, Runciman, Laiou ve Nicol'den ikisinin görüşlerini karşılaştır.

Cevaplar

  1. B — Hanedanı VIII. Mikhael Palaiologos kurdu.
  2. C — Bu kent Gelibolu'dur.
  3. C — Bu birlik Katalan Kumpanyası'dır.
  4. A — Cenevizlilere Galata verildi.
  5. D — Bu görüş Steven Runciman'a aittir.

Kapsamlı bir cevap, Paleologos döneminin siyasal bir küçülme dönemi olduğunu gösterir: 1204'ün yıkımından tam olarak kurtulamayan imparatorluk, deniz gücünü ve ticaretini Galata'daki Cenevizlilere bıraktı, pahalı ve güvenilmez paralı askerlere dayandı ve iç savaşlarda Türk beyliklerinden yardım isteyerek Osmanlıların Avrupa'ya geçişinin yolunu açtı. Ama iyi bir cevap, aynı dönemin kültürel canlılığını da tartışır: Kariye'nin mozaikleri, Mistra'daki felsefe, İtalya'ya giden bilginler. Laiou ya da Nicol'ün siyasal açıklamaları, Runciman ya da Ševčenko'nun kültürel bakışıyla karşılaştırılarak, bir devletin gücü ile bir kültürün canlılığının farklı yönlerde hareket edebileceği gösterilebilir.

Sonraki bölüme köprü

Kentin 1453'teki fethi, bu okulun Türk tarihi dizisinde, II. Mehmed'in kuşatmasını gün gün izleyen bölümde anlatıldı. Ama bir imparatorluğun sonu, onun mirasının sonu değildi. Moskova'nın hükümdarları kendilerini Konstantinopolis'in mirasçısı saymaya başladı; Osmanlı sultanları da kentin eski imparatorluk geleneğinin bir bölümünü sahiplendi. Kursun son bölümü bu soruyu soruyor: Bizans'ın mirası, Rusya'dan Osmanlı'ya kadar kimlere, nasıl ulaştı?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:10 Kanca: bir kent sokağında yaya yürüyen keşiş kılıklı yaşlı bir siluet; atından inen bir rehber.
  • 1:10–2:55 Bağlam: gece karanlığında bir kent kapısından giren küçük bir birlik; Haliç'in karşı yakasında surlarla çevrili bir kentin genel görünüşü.
  • 2:55–5:10 Gelişme: Anadolu haritasında beliren beylikler; kıyıya çıkan yabancı savaşçılar.
  • 5:10–7:15 Dönüş noktası: bir haritada ikiye bölünen imparatorluk; Çanakkale Boğazı'nı geçen gemiler.
  • 7:15–9:00 Kapanış: Kariye'nin kubbesindeki mozaiklerin genel görünüşü.

Kişiler yüzsüz silüet; kutsal kişiler resmedilmez; savaş ve şiddet sahneleri gösterilmez.