Öğrenme hedefleri
- Çin'in kuzey sınırlarında inşa edilen surların Savaşan Devletler döneminden Ming hanedanına kadar geçirdiği aşamaları ve Qin'in bu süreçteki yerini anlatabileceksin.
- Surların kime karşı, hangi amaçla yapıldığını, tarım toplumları ile bozkır göçebeleri arasındaki ilişki üzerinden açıklayabileceksin.
- «Tek bir büyük duvar» ve «uzaydan görülen sur» gibi yaygın imgelerin nasıl oluştuğunu, tarihçilerin eleştirileri ışığında değerlendirebileceksin.
Okuma metni
Kanca — bir kehanet kitabı
Sima Qian bir gün saraya dönen bir büyücüden söz eder. İlk İmparator Qin Shi Huang, onu ölümsüz kılacak iksiri bulsun diye denize göndermişti; büyücü yanında bir kehanet kitabıyla geri geldi. Kitapta tek bir cümle imparatorun dikkatini çekti: «Qin'i yıkacak olan Hu'dur.» Çinliler, kuzeydeki bozkırlarda yaşayan göçebe halklara genel olarak «Hu» diyordu. İmparator hemen harekete geçti: Meng Tian komutasındaki üç yüz bin askeri kuzeye, bu göçebelerin üzerine yolladı.
Sonraki kuşaklar, bu kehanetin acı bir ironi taşıdığını fark etti. İlk İmparator'un tahtına geçen ve hanedanın çöküşüne tanıklık eden oğlunun adı, Huhai'ydi. Kehanet, belki de sonradan kurulmuş bir öyküydü; ama Qin'in kuzeydeki göçebelere karşı duyduğu kaygı gerçekti. Meng Tian'ın seferi, Çin tarihinin en ünlü yapılarından birinin, sonradan «Çin Seddi» adıyla anılacak surların hikâyesinin bir parçası oldu. Bu bölümün sorusu, bu surlarla ilgili: bozkıra çekilen bu hatların ardında hangi korku, hangi hesap vardı ve o hesap tuttu mu?
Bağlam — iki dünyanın sınırı
Çin'in kuzeyinde, tarım toplumlarının dünyası ile bozkırın dünyası birbirine değiyordu. Güneyde, Sarı Nehir havzasının verimli topraklarında, köylüler darı, buğday ve pirinç yetiştiriyor, kentler kuruyor, vergi ödüyordu. Kuzeyde ise, yağmurun azaldığı geniş otlaklarda, at, koyun ve sığır sürüleriyle mevsimden mevsime göç eden göçebe topluluklar yaşıyordu.
Bu iki dünya birbirine muhtaçtı. Göçebeler, tarım toplumlarından tahıl, ipek, metal ve el sanatları ürünleri istiyordu; tarım toplumları da göçebelerden at, deri ve yün alıyordu. Bu alışveriş bazen ticaretle, bazen haraçla, bazen de baskınlar ve savaşlarla gerçekleşiyordu.
Gelişme — surların kısa tarihi
Surlar, Qin'den önce de vardı. Önceki bölümlerde gördüğümüz gibi, Savaşan Devletler döneminde devletler, komşularına da kuzeydeki atlılara da set çekmek için toprak duvarlar yükseltmişti. Kuzeydeki Zhao, Yan ve Qin devletleri, bozkır sınırı boyunca kendi surlarını yapmıştı.
Qin, Çin'i birleştirdikten sonra, eski devletlerin birbirine karşı yaptığı iç duvarları yıktırdı; kuzeydeki surları ise birleştirip uzattı.
Sima Qian'ın «ırmağın güneyindeki topraklar» diye andığı bölge, bugün Ordos adıyla bilinen, Sarı Nehir'in kuzeye doğru yaptığı büyük kıvrımın içindeki topraklardı; bu topraklar, göçebelerin otlaklarıydı. Qin'in surları, göçebeleri tarım topraklarından uzak tutmaktan çok, onların topraklarını ele geçirip çevrelemek için inşa edilmişti.
Qin'in yıkılmasından sonra, kuzeyde, Modu adlı bir önderin çevresinde, Xiongnu adıyla bilinen güçlü bir göçebe konfederasyonu ortaya çıktı.
Sonraki hanedanlar da, sınırın farklı bölümlerinde, farklı zamanlarda surlar yaptı, onardı ya da terk etti. Bugün turistlerin ziyaret ettiği, Pekin yakınındaki Badaling gibi tuğla ve taştan yapılmış surların çoğu ise, on beşinci ve on altıncı yüzyıllarda, Ming hanedanı döneminde, Moğollara karşı inşa edildi. Qin'in surları ile bugün görülen surlar arasında, bin yedi yüz yıldan uzun bir zaman farkı vardır.
Dönüş noktası — sur işe yaradı mı?
Surların gerçekten göçebeleri durdurup durduramadığı, uzun bir tartışmanın konusudur. Qin yıkıldıktan birkaç yıl sonra Xiongnu'nun büyük bir gücü birleştirmesi, surların, göçebeleri bir araya gelmeye iterek belki de tam tersi bir sonuç doğurduğunu düşündürür. Han hanedanı, Xiongnu'yla barış için, ona düzenli olarak ipek, tahıl ve şarap gönderdi; bazı dönemlerde, Han prensesleri Xiongnu önderleriyle evlendirildi.
Bu barış politikası, Han sarayında sürekli tartışıldı. Bazı bakanlar, göçebelere hediye göndermenin utanç verici olduğunu, onlarla savaşmak gerektiğini savundu; başkaları, savaşın maliyetinin barışın maliyetinden çok daha yüksek olacağını hatırlattı. MÖ ikinci yüzyılın sonlarında, Han imparatoru Wu, büyük seferlerle Xiongnu'ya saldırdı ve surları batıya, Orta Asya'ya doğru uzattı. Bu seferler başarılar kazandı, ama imparatorluğun hazinesini de tüketti. Sur, savaş ve barış arasındaki bu gidip gelmenin somut bir aracıydı.
Ming dönemi de benzer bir tablo gösterir. Ming surları, on altıncı yüzyılda, Moğol baskınlarına karşı büyük bir çabayla inşa edildi; ama Moğol akınları sürdü. Bu büyük inşaat çabası, 1449'da yaşanan bir felaketin ardından hız kazanmıştı: o yıl bir Ming imparatoru, Moğol kökenli Oyratlara karşı düzenlediği bir seferde yenilip esir düşmüştü. Saray, bu aşağılanmadan sonra, açık savaş yerine giderek daha çok surlara güvenmeyi seçti. Sonunda, 1644'te, Ming'i deviren Mançular, surları aşarak değil, surların kapılarından biri, Shanhai geçidi, onlara açılarak içeri girdi.
Yaygın yanlış«Çin Seddi, iki bin yıldan uzun süredir var olan, tek parça, kesintisiz bir duvardır; hatta uzaydan çıplak gözle görülebilir.»
Çin Seddi, tek bir duvar değil, farklı dönemlerde, farklı hanedanlarca, farklı malzemelerle yapılmış, çoğu birbirine bağlı olmayan pek çok sur hattının toplamıdır. Bugün görülen tuğla surların çoğu Ming dönemine aittir. Uzaydan çıplak gözle görülebildiği iddiası da yanlıştır: sur, uzunluğuna karşın çok dardır ve çevresindeki arazinin rengine benzer; uzaya çıkan astronotlar da onu çıplak gözle göremediklerini söylemiştir.
Cevap — bir sınır, bir efsane
Çin Seddi, kimi durdurmak içindi? Tek bir cevap yoktur, çünkü tek bir sur yoktur. Savaşan Devletler dönemindeki surlar, hem komşu devletlere hem de göçebelere karşıydı. Qin'in surları, göçebelerin otlaklarını ele geçirip yeni toprakları devletin denetimine almanın aracıydı. Ming'in taş ve tuğla surları ise, Moğol akınlarına karşı savunma amacı taşıyordu. Bu surlar, göçebeleri tümüyle durduramadı; ama tarım toplumu ile bozkır arasındaki ilişkiyi düzenlemeye, ticareti ve göçü denetlemeye, sınır boyunca askerleri konuşlandırmaya yaradı. Kısacası sur, bir engelden çok, iki dünya arasındaki ilişkiyi yönetmenin pahalı ve sürekli yenilenmesi gereken bir aracıydı.
Bugünle bağ — bir yapının imgesi
Bugün Çin Seddi, dünyanın en ünlü anıtlarından biri ve Çin'in ulusal simgelerinden biri. Ama bu imge, büyük ölçüde son iki yüzyılın ürünüdür. Avrupalı gezginler, tek parça, dev bir sur imgesini yaydı; yirminci yüzyılda da sur, Çin'in dayanıklılığının ve birliğinin simgesi olarak sunuldu. Bir anıtın bugün taşıdığı anlam, onu yapanların amacından çok farklı olabilir; tarihçinin işi, bu iki anlamı birbirinden ayırmaktır.
Birincil kaynak
Han döneminin başında Jia Yi, Qin'in kuzeydeki başarılarını ve bu başarıların ardından gelen hataları şöyle anlatır:
Puis (Ts'in) envoya Mong T'ien construire au nord la Grande Muraille et défendre la barrière : il repoussa les Hiong-nou à une distance de plus de sept cents li ; les barbares Hou n'osèrent plus descendre vers le sud pour y faire paître leurs chevaux ; leurs hommes vaillants n'osèrent plus bander leurs arcs pour venger leur ressentiment. Ce fut alors que (Ts'in) négligea de suivre la ligne de conduite des anciens rois ; il brûla les enseignements des cent écoles afin de rendre stupides les têtes-noires ; il détruisit les villes célèbres ; il tua les hommes éminents.
Türkçesi: Sonra Qin, Meng Tian'ı kuzeyde Büyük Sur'u inşa etmesi ve sınır geçidini savunması için gönderdi: o, Xiongnu'yu yedi yüz li'den daha uzağa sürdü; Hu barbarları, atlarını otlatmak için artık güneye inmeye cesaret edemedi; yiğitleri, öfkelerinin öcünü almak için artık yaylarını germeye cesaret edemedi. İşte o zaman Qin, eski kralların yolunu izlemeyi ihmal etti; siyah başlı halkı aptallaştırmak için yüz okulun öğretilerini yaktı; ünlü kentleri yıktı; seçkin insanları öldürdü.
Kaynak: Jia Yi, «Qin'in hataları», Sima Qian, Shiji, VI; Édouard Chavannes'ın Fransızca çevirisi, Les Mémoires historiques de Se-ma Ts'ien, cilt II (Paris: Ernest Leroux, 1897), Vikikaynak. Türkçesi bizim.
- Jia Yi, Meng Tian'ın kuzeydeki seferini nasıl değerlendiriyor? Surun ve seferin sonuçlarını hangi sözcüklerle anlatıyor?
- Metin, kuzeydeki başarıyı hemen ardından Qin'in hatalarıyla birlikte anlatıyor. Bu yan yana koyuş, Jia Yi'nin Qin hakkındaki genel yargısı hakkında ne söylüyor?
- Jia Yi, Qin'i deviren Han hanedanının ilk yıllarında yazıyordu. Yeni hanedanın bakış açısı, Jia Yi'nin Qin'e yönelttiği eleştirilerin tonuna nasıl yansımış olabilir?
Tarihçiler Tartışıyor
- Owen Lattimore (1940) — Çin'in iç Asya sınırlarını inceledi; surları, tarım ile bozkır arasında kesin bir çizgi değil, iki yaşam biçiminin karıştığı geniş bir geçiş bölgesini denetlemeye çalışan yapılar olarak gördü; surların Çinlileri içeride tutmaya da hizmet ettiğini ileri sürdü.
- Arthur Waldron (1990) — Çin Seddi'nin iki bin yıldır var olan tek parça bir yapı olduğu fikrinin bir efsane olduğunu gösterdi; bugün görülen surların büyük bölümünün, Ming döneminde, Moğollarla ilgili belirli siyasal tartışmaların sonucunda yapıldığını ve «Büyük Sur» imgesinin sonradan kurulduğunu savundu.
- Nicola Di Cosmo (2002) — Erken Çin ile kuzeydeki göçebeler arasındaki ilişkileri inceledi; Savaşan Devletler ve Qin dönemindeki surların, savunma yapıları olmaktan çok, göçebelerin topraklarını ele geçiren ve çevreleyen yayılmacı yapılar olduğunu, Xiongnu konfederasyonunun da kısmen bu baskıya bir cevap olarak ortaya çıktığını savundu.
- Julia Lovell (2006) — Surların üç bin yıllık tarihini, Çin'in dış dünyayla ilişkisinin simgesi olarak ele aldı; surların askerî açıdan sık sık başarısız olduğunu, ama Çin'in «uygar içeri» ile «barbar dışarı» arasındaki ayrımı düşünme biçiminin güçlü bir ifadesi olduğunu vurguladı.
Bu tartışma, surları nasıl yorumlayacağımızı belirleyen farklı bakış açılarını gösteriyor. Lattimore, sınır bölgesinin kendisine bakıyor ve surların iki yönlü işlevini vurguluyor. Waldron, tek parça sur imgesinin bir efsane olduğunu gösteriyor. Di Cosmo, surların savunma değil, yayılma aracı olabileceğini ileri sürüyor. Lovell ise surların bir düşünce biçiminin simgesi olarak taşıdığı anlamı öne çıkarıyor.
Derine İn
Surların uzunluğu da, uzun süre tartışma konusu oldu. Çince'de surlar, «on bin li'lik uzun sur» adıyla anılır; ama «on bin» burada kesin bir sayıdan çok, «sayısız» anlamında kullanılır. 2012'de, Çin'in kültürel miras kurumu, yıllar süren bir araştırmanın sonucunda, farklı dönemlere ait bütün sur parçalarının toplam uzunluğunu yirmi bir bin kilometreyi aşkın olarak açıkladı. Bu rakam, tek bir duvarın değil, iki bin yıldan uzun bir süre içinde yapılmış, birbirine paralel uzanan, kesişen ya da tümüyle ayrı duran pek çok sur hattının, hendeğin ve gözetleme kulesinin toplamıdır.
Surların inşaatının insan bedeli, Çin halk kültüründe derin izler bıraktı. En ünlü halk anlatılarından birine göre, Meng Jiangnü adlı bir kadının kocası, Qin döneminde sur inşaatına zorla götürüldü. Kış gelince, Meng Jiangnü ona kışlık giysiler götürmek için uzun bir yolculuğa çıktı; ama vardığında, kocasının ağır çalışmadan ölüp surun içine gömüldüğünü öğrendi. Öyle acı bir ağlayışla ağladı ki, surun bir bölümü yıkıldı ve kocasının kemikleri ortaya çıktı. Bu anlatı, tarihsel bir olay değil, yüzyıllar içinde biçimlenen bir halk efsanesidir; ama surların sıradan insanlar için ne anlama geldiğini, resmî kaynakların söylemediği bir biçimde dile getirir.
Surların bir başka işlevi, ticareti ve insan hareketini denetlemekti. Surların üzerindeki kapılar, yalnızca askerî geçitler değil, aynı zamanda gümrük noktalarıydı. Ming döneminde, belirli kapılarda at pazarları kuruldu; Moğollar buralarda atlarını Çin'in ipeği, çayı ve tahılıyla değiştirdi. Sınırın kapanması ya da açılması, çoğu zaman barışın ya da savaşın nedeni oldu: pazarlar kapatıldığında akınlar artıyor, açıldığında azalıyordu. Bu, surların göçebeleri tümüyle dışarıda tutmak için değil, onlarla ilişkiyi belirli kurallara bağlamak için kullanıldığını gösterir.
Son olarak, Çin Seddi'nin uzaydan görülebildiği efsanesi, yirminci yüzyılın başında, insanın uzaya çıkmasından çok önce, bazı Batılı yazarların abartılı iddialarıyla yayılmaya başladı. 2003'te, Çin'in ilk astronotu Yang Liwei, uzaydan döndükten sonra, surları çıplak gözle göremediğini söyledi. Bu açıklama, Çin'de de tartışma yarattı; çünkü efsane, ders kitaplarına bile girmişti. Bir efsanenin ne kadar köklü olabileceğini ve onu düzeltmenin ne kadar zor olduğunu gösteren bir örnektir.
Surların gündelik hayatına dair en canlı kanıtlar, Han döneminden kalma ahşap şeritlerden gelir. 1930'da, bugünkü İç Moğolistan'da, batıdaki sınır hattının kalıntıları arasında, Han garnizonlarının binlerce yazılı ahşap şeridi bulundu. Bu şeritler, gözetleme kulelerinde görev yapan askerlerin nöbet çizelgelerini, erzak listelerini, işaret ateşlerinin kurallarını, hatta hastalık izinlerini kaydeder. Onlardan öğrendiğimize göre, sınırın büyük bölümünde görev, savaşmaktan çok beklemek, gözetlemek ve kayıt tutmaktı. Surun gerçek yüzü, destansı savaşlardan çok, bu sıkıcı ve yorucu gündelik nöbetlerdi. Aralarındaki kişisel mektuplar da, uzaktaki ailelerinin hâlini soran, giysi ve erzak isteyen, sınırın soğuğunda ve kumunda yaşamaya çalışan sıradan insanların sesini bugüne taşır.
Uzman Notu
Temel literatür
- Édouard Chavannes (çev.), Les Mémoires historiques de Se-ma Ts'ien, cilt II (Paris: Ernest Leroux, 1897).
- Owen Lattimore, Inner Asian Frontiers of China (New York: American Geographical Society, 1940).
- Arthur Waldron, The Great Wall of China: From History to Myth (Cambridge: Cambridge University Press, 1990).
- Thomas J. Barfield, The Perilous Frontier: Nomadic Empires and China (Oxford: Blackwell, 1989).
- Nicola Di Cosmo, Ancient China and Its Enemies: The Rise of Nomadic Power in East Asian History (Cambridge: Cambridge University Press, 2002).
- Julia Lovell, The Great Wall: China Against the World, 1000 BC–AD 2000 (Londra: Atlantic Books, 2006).
Arşiv ve kaynak
Jia Yi'nin «Qin'in hataları» yazısı, Chavannes'ın Shiji VI çevirisinin sonunda yer alıyor ve Fransızca Vikikaynak'ta erişilebilir. Çin Seddi, UNESCO'nun koruma listesine 1987'de alındı; Badaling, Mutianyu ve Shanhai geçidi gibi bölümler ziyarete açık.
Açık sorular
- Qin'in surları, savunma yapıları mıydı, yoksa göçebe topraklarını ele geçirmenin araçları mı?
- Surlar, Xiongnu konfederasyonunun ortaya çıkmasına katkıda bulundu mu?
- Tek parça ve kesintisiz bir «Büyük Sur» imgesi, ne zaman ve nasıl ortaya çıktı?
Mini sınav
- (Hedef 1) Bugün turistlerin ziyaret ettiği, Pekin yakınındaki tuğla ve taştan yapılmış surların çoğu hangi dönemde inşa edildi? A) Qin B) Han C) Ming D) Shang
- (Hedef 1) Çin'in erken surlarının büyük bölümü hangi teknikle yapıldı? A) Pişmiş tuğla B) Kesme taş C) Sıkıştırılmış toprak D) Ahşap
- (Hedef 2) Qin'in çöküşünden sonra, Modu'nun önderliğinde kuzeyde kurulan güçlü göçebe konfederasyonu hangisidir? A) Moğollar B) Xiongnu C) Mançular D) Hu
- (Hedef 2) Sima Qian'a göre İlk İmparator, kuzeydeki göçebelere karşı hangi generali gönderdi? A) Meng Tian B) Li Si C) Zhao Gao D) Jia Yi
- (Hedef 3) Çin Seddi'nin iki bin yıldır var olan tek parça bir yapı olduğu fikrinin bir efsane olduğunu gösteren tarihçi kimdir? A) Owen Lattimore B) Nicola Di Cosmo C) Julia Lovell D) Arthur Waldron
Açık uçlu soru
(Hedef 3) «Çin Seddi kimi durdurmak içindi, ve durdurabildi mi?» sorusunu tartış. Cevabında Meng Tian'ın seferini, Ordos'un göçebelerin otlakları olduğunu, Xiongnu'nun ortaya çıkışını, Ming surlarını ve 1644'te Mançuların içeri girişini, Waldron ile Di Cosmo'nun görüşlerini kullan. Surların askerî başarısızlıklarına karşın neden bu kadar güçlü bir simge hâline geldiğini de açıkla.
Cevaplar
- C — Bu surların çoğu Ming döneminde inşa edildi.
- C — Erken surlar sıkıştırılmış toprakla yapıldı.
- B — Bu konfederasyon Xiongnu'dur.
- A — İlk İmparator, Meng Tian'ı gönderdi.
- D — Bu görüş Arthur Waldron'a aittir.
Kapsamlı bir cevap, Qin'in surlarının Meng Tian'ın seferiyle ele geçirilen göçebe otlaklarını çevrelediğini, bu yüzden Di Cosmo'nun savunduğu gibi yayılmacı bir işlev taşıdığını belirtir. Xiongnu'nun kısa süre sonra güçlü bir konfederasyon kurduğunu, Ming'in taş surlarının da Moğol akınlarını tümüyle durduramadığını ve Mançuların 1644'te bir sur kapısının açılmasıyla içeri girdiğini açıklar. Waldron'un gösterdiği gibi tek parça sur imgesinin sonradan kurulduğunu, surların askerî olarak sık sık başarısız olsa da, «içeri» ile «dışarı» arasındaki ayrımın ve sonra ulusal birliğin güçlü bir simgesine dönüştüğünü tartışır.
Sonraki bölüme köprü
Jia Yi, Qin'in fethetmeyi bildiğini ama elde tutmayı bilmediğini yazmıştı; demir surlar, içeriden gelen öfkeye karşı işe yaramamıştı. Qin'in yıkıntıları üzerinde tahta çıkan yeni hanedan, bu dersi kendi kurumlarına işlemeye çalıştı. Sonraki bölüm o hanedana bakıyor: sıradan bir köylü ailesinden gelen Liu Bang'ın kurduğu Han, görevlilerini nasıl seçti, halkını nasıl saydı, ve dört yüz yıl ayakta kalmayı nasıl başardı?