İçeriğe geç

Bölüm DT-110.07 · Seviye 1 — Dünya Tarihi OmurgasıSeviye 1

Gupta altın çağı

DT-110 Antik Hindistan

2.681 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 8 dk

Dönem
320–550
Bölge
Güney Asya
Tema
Siyaset · Kaynaklar · Toplum
Kişiler
Samudragupta · Faxian · Harişena · Kalidasa · Aryabhata · Vincent Smith · R. S. Sharma · Romila Thapar · Upinder Singh
Yerler
Pataliputra · Allahabad · Mathura · Delhi · Nalanda
Sınav
YKS konusu

Yapay zekâ desteğiyle yazıldı; tarih, rakam ve alıntılar kaynağından doğrulandı. Alan uzmanı denetimi henüz yapılmadı. Bir hata görürsen metnin ilgili yerini işaretleyip bildir.

Öğrenme hedefleri

  • Gupta hanedanının dördüncü yüzyılda Ganj ovasında nasıl yükseldiğini, başlıca hükümdarlarını ve imparatorluğun beşinci ve altıncı yüzyıllarda nasıl zayıfladığını anlatabileceksin.
  • Gupta döneminin kültürel ve bilimsel başarılarını, yani edebiyat, sanat, astronomi ve matematikteki gelişmeleri, dönemin kaynakları ışığında tanıtabileceksin.
  • «Altın çağ» kavramının bu dönem için nasıl ortaya çıktığını ve tarihçilerin onu neden sorguladığını, özellikle toprak bağışları ve toplumsal değişim üzerine tartışmaları değerlendirebileceksin.

Okuma metni

Kanca — bir keşişin gözünden bir ülke

MS 399'da, Çin'in eski başkenti Chang'an'dan, altmış yaşını geçmiş bir Budist keşiş yola çıktı. Adı Faxian'dı. Amacı, Çin'de eksik olan Budist keşiş kurallarının metinlerini bulmak için Hindistan'a gitmekti. Orta Asya'nın çöllerini ve dağlarını aşarak yıllar süren bir yolculuktan sonra Hindistan'a vardı, Ganj ovasının kentlerini ve Budist kutsal yerlerini dolaştı, sonra deniz yoluyla Sri Lanka ve Güneydoğu Asya üzerinden Çin'e döndü.

Faxian, yolculuğunu anlatan bir kitap yazdı. Bu kitapta, Yamuna ırmağı kıyısındaki Mathura kentinden güneye uzanan ve Ganj ovasını kapsayan ülkeyi, «Orta Ülke» adıyla, parlak renklerle anlatır: halkın kalabalık ve mutlu olduğunu, hanelerin kaydedilmediğini, kralın ölüm cezası vermediğini, insanların canlı öldürmediğini, şarap içmediğini yazar. Kentlerde zengin ailelerin, yoksullara ve hastalara ücretsiz ilaç ve bakım sağlayan evler kurduğunu anlatır.

Faxian'ın Hindistan'da bulunduğu yıllar, Gupta hanedanının en güçlü dönemiydi. Bu dönem, yirminci yüzyılın başından beri, Hindistan tarihinin «altın çağı» olarak anılır. Bu bölümün sorusu, bu adla ilgili: Gupta dönemi gerçekten bir altın çağ mıydı, ve bu adı ona kim verdi?

Bağlam — Mauryalardan Guptalara

Maurya İmparatorluğu'nun MÖ ikinci yüzyılda sona ermesinden sonra, Güney Asya yüzyıllar boyunca tek bir büyük devlet tarafından yönetilmedi. Kuzeybatıda, Orta Asya'dan gelen hanedanlar, özellikle Kuşanlar, geniş bir krallık kurdu; güneyde ise başka krallıklar yükseldi. Bu dönemde ticaret yolları genişledi, Roma ile deniz ticareti gelişti, Budist ve Hindu sanatı yeni biçimler aldı.

MS dördüncü yüzyılın başında, Ganj ovasında, Magadha bölgesinde, yeni bir hanedan güç kazandı: Guptalar. Hanedanın ilk büyük hükümdarı, adını ünlü Maurya kurucusundan alan I. Çandragupta'ydı. Onun oğlu Samudragupta, dördüncü yüzyılın ortalarında, ovanın batıdan doğuya hemen tamamını kendine bağladı ve güneye uzanan seferler düzenledi.

Samudragupta'nın zaferlerini anlatan yazıt, şaşırtıcı bir yere kazınmıştı: Allahabad'da, altı yüzyıl önce Aşoka'nın fermanlarını taşıyan bir taş sütunun üzerine.

Gelişme — Faxian'ın gördüğü ülke

Samudragupta'nın oğlu II. Çandragupta, dördüncü yüzyılın sonunda ve beşinci yüzyılın başında hüküm sürdü. Onun döneminde Gupta devleti, batıda Gujarat'a kadar genişledi ve Arap Denizi kıyısındaki limanlara ulaştı. Faxian'ın Hindistan'ı gezdiği yıllar, onun hükümdarlığına denk gelir. Gupta hükümdarları, Vişnu'ya bağlı olduklarını yazıtlarında ve sikkelerinde vurgulasalar da, Budist manastırlarına ve Cayn topluluklarına da bağışlar yaptı; Faxian'ın dolaştığı manastırların pek çoğu, bu desteğin sayesinde ayaktaydı.

Faxian'ın anlatısında ilginç bir boşluk vardır: kitabında Gupta hükümdarının adını hiç anmaz. Faxian bir keşişti; onu ilgilendiren, krallar değil, manastırlar, kutsal yerler ve Budist metinlerdi. Onun gözlemleri, bu yüzden, bir devletin resmî tarihinden çok, bir yolcunun gözüne çarpan gündelik hayata dair değerli ipuçları verir.

Bu dönemde bilim ve edebiyat da gelişti. Sanskritçe, saray edebiyatının dili olarak yükseldi. Geleneğe göre II. Çandragupta'nın sarayında yaşayan şair Kalidasa, Sanskrit edebiyatının en ünlü oyunlarından biri olan Şakuntala'yı yazdı. Beşinci yüzyılın sonunda, astronom ve matematikçi Aryabhata, dünyanın kendi ekseni etrafında döndüğünü öne süren ve gelişmiş hesaplama yöntemleri içeren bir eser yazdı. Nalanda'da, sonraki yüzyıllarda Asya'nın dört bir yanından öğrenci çekecek büyük bir Budist eğitim merkezi kuruldu.

Sanat da bu dönemde yeni biçimler aldı. Mathura ve Sarnath'taki heykel atölyeleri, Buda'yı ve Hindu tanrılarını, yarı kapalı gözleri, sakin yüzleri ve bedene yapışan ince giysileriyle, sonraki yüzyıllarda Asya'nın büyük bölümünde örnek alınacak bir üslupla tasvir etti. Bu üslup, Hindistan'dan Java'ya, Afganistan'ın vadilerine ve Çin'in mağara tapınaklarına giden keşişler ve tüccarlarla birlikte yayıldı. Gupta döneminin heykelleri, bugün dünyanın büyük müzelerinde, Hindistan sanatının «klasik» örnekleri olarak sergileniyor.

Dönüş noktası — altın çağın bedeli

Ama bu parlak tablonun başka bir yüzü de vardı. Faxian'ın kendisi, bu toplumun en alt kesimini oluşturan çandalalardan söz eder: şehre ya da pazara girerken, insanlar onlardan uzak dursun diye bir tahta parçasına vurarak geldiklerini haber vermek zorundaydılar. Kast düzeni ve dışlanma, bu dönemde daha da katılaşmış görünüyor; hem de bir yabancının bile gözüne çarpacak kadar.

Gupta döneminin bir başka önemli değişimi, toprak bağışlarının giderek yaygınlaşmasıydı.

Faxian da, kralların ve zengin tüccarların keşişlere tarlalar, evler, bahçeler ve üzerlerinde yaşayan halkla birlikte köyler bağışladığını, bu bağışların metal levhalara kazındığını anlatır. Bu bağışlar, zamanla devletin vergi gelirlerinin ve yerel yönetim yetkisinin önemli bir bölümünün, dinsel kurumların ve yerel seçkinlerin eline geçmesine yol açtı.

Yaygın yanlış«Gupta dönemi, bütün Hindistan'ın refah içinde yaşadığı, sorunsuz bir altın çağdı.»
Doğrusu

Gupta dönemi, sanatta, edebiyatta ve bilimde önemli başarılara sahne oldu; ama bu başarıların büyük bölümü, sarayın ve zengin seçkinlerin dünyasına aitti. Aynı dönemde kast düzeni katılaştı, dışlanmış topluluklar ağır kurallar altında yaşadı ve toprak bağışları, köylülerin yeni efendilere bağlanmasına yol açtı. «Altın çağ» adı, bu dönemi yaşayanların değil, çok sonraki tarihçilerin verdiği bir addır.

Cevap — kimin altın çağı?

Gupta dönemi, Maurya'lardan sonra Kuzey Hindistan'ın büyük bölümünü bir kez daha birleştiren, sanatta, edebiyatta ve bilimde parlak başarılara sahne olan bir dönemdi. Ama beşinci yüzyılın ortasından itibaren, Orta Asya'dan gelen Hunlar olarak bilinen toplulukların saldırıları, imparatorluğu zayıflattı; altıncı yüzyılın ortalarında Gupta devleti dağıldı.

Bu dönemin «altın çağ» olarak anılması, tarihsel bir değerlendirme kadar, modern dönemin bir ihtiyacının da ürünüydü. Sömürge yönetiminin son elli yılında ise, hem İngiliz sömürge tarihçileri hem de Hindistan'ın bağımsızlığını savunan milliyetçi tarihçiler, Hindistan'ın parlak bir geçmişini bu dönemde buldu. Sömürge yönetimine karşı, Hindistan'ın kendi büyük uygarlığını kanıtlamak isteyen milliyetçiler için Gupta dönemi, özellikle değerli bir örnekti.

Bugünle bağ — geçmişi adlandırmak

Bugün pek çok ülkenin tarih anlatısında bir «altın çağ» vardır: bir ulusun en parlak döneminin, ona dönülmesi gereken bir ideal olarak sunulduğu bir zaman. Gupta döneminin öyküsü, bu tür adlandırmaların nasıl ortaya çıktığını ve kimin işine yaradığını sormanın önemini gösteriyor. Bir dönemi «altın» olarak adlandırmak, o dönemin kimin için altın olduğunu, kimin bu parıltının dışında kaldığını gözden kaçırmamıza yol açabilir. Tarihçinin işi, bir dönemin parlaklığını da, gölgelerini de birlikte görmektir.

Birincil kaynak

Faxian, Ganj ovasındaki «Orta Ülke»yi şöyle anlatır:

The people are numerous and happy; they have not to register their households, or attend to any magistrates and their rules; only those who cultivate the royal land have to pay (a portion of) the grain from it. The king governs without decapitation or (other) corporal punishments. [...] Throughout the whole country the people do not kill any living creature, nor drink intoxicating liquor, nor eat onions or garlic. The only exception is that of the Chandalas. That is the name for those who are (held to be) wicked men, and live apart from others. When they enter the gate of a city or a market-place, they strike a piece of wood to make themselves known, so that men know and avoid them.

Türkçesi: Halk kalabalık ve mutludur; hanelerini kaydettirmek ya da yöneticilere ve onların kurallarına uymak zorunda değillerdir; yalnızca kralın topraklarını işleyenler, oradan elde ettikleri tahılın bir bölümünü öderler. Kral, baş kesme ya da başka bedensel cezalar olmadan yönetir. […] Bütün ülkede insanlar hiçbir canlıyı öldürmez, sarhoş edici içki içmez, soğan ya da sarımsak yemez. Tek istisna çandalalardır. Bu ad, kötü sayılan ve ötekilerden ayrı yaşayan insanlara verilir. Bir kentin kapısından ya da bir pazar yerine girerken, bir tahta parçasına vurarak geldiklerini duyururlar; böylece insanlar onları tanır ve onlardan uzak durur.

Kaynak: Faxian, Budist Krallıkların Kaydı, XVI; James Legge'nin İngilizce çevirisi, A Record of Buddhistic Kingdoms (Oxford: Clarendon Press, 1886), Project Gutenberg. Türkçesi bizim.

  1. Faxian'a göre «Orta Ülke»deki yönetim nasıldı? Vergi ve cezalar hakkında ne söylüyor?
  2. Faxian'ın çandalalar hakkında yazdıkları, onun çizdiği mutlu tabloyla nasıl bir gerilim oluşturuyor?
  3. Faxian, Hindistan'a Budist metinleri aramak için gelmiş bir Çinli keşişti. Bu durum, onun gördüklerini anlatış biçimini nasıl etkilemiş olabilir?

Tarihçiler Tartışıyor

  • Vincent Smith (1904) — Erken Hindistan tarihini anlattığı eserinde, Gupta dönemini Hindistan'ın en parlak dönemlerinden biri olarak tanıttı; bu dönemin edebiyat, sanat ve bilimdeki başarılarını vurgulayarak, «altın çağ» imgesinin yaygınlaşmasına katkıda bulundu.
  • R. S. Sharma (1965) — Gupta döneminde yaygınlaşan toprak bağışlarının, merkezî devletin zayıflamasına, yerel seçkinlerin güçlenmesine ve köylülerin bağımlı hâle gelmesine yol açtığını savundu; bu süreci bir tür «Hint feodalizmi» olarak yorumladı ve altın çağ imgesine karşı çıktı.
  • Romila Thapar (2002) — Gupta dönemini, tek yönlü bir altın çağ ya da çöküş olarak değil, bölgesel güçlerin yükseldiği, toplumsal yapıların dönüştüğü ve farklı toplulukların farklı deneyimler yaşadığı karmaşık bir dönem olarak yorumladı.
  • Upinder Singh (2008) — Gupta dönemini, yazıtlar, sikkeler, metinler ve arkeolojik kanıtlar üzerinden kapsamlı biçimde inceledi; «altın çağ» adının sömürge ve milliyetçi tarih yazımının bir ürünü olduğunu hatırlatarak, dönemin başarılarını ve eşitsizliklerini birlikte değerlendirdi.

Bu tartışma, bir dönemi değerlendirmenin, hangi kaynaklara ve hangi toplumsal gruplara bakıldığına bağlı olduğunu gösteriyor. Smith, sarayın ve seçkinlerin başarılarına bakarak bir altın çağ görüyor. Sharma, köylülerin ve toprak ilişkilerinin değişimine bakarak bir feodalleşme süreci görüyor. Thapar ve Singh ise, bu iki bakışı birleştirerek, dönemin hem parlak hem de sorunlu yönlerini ortaya koyuyor.

Derine İn

Gupta döneminin en çarpıcı maddi kanıtlarından biri, Delhi'deki demir sütundur. Bugün Delhi'nin güneyinde, sonradan yapılan bir cami avlusunda duran bu sütun, yaklaşık yedi metre yüksekliğindedir ve saf demire yakın bir malzemeden dövülerek yapılmıştır. Üzerindeki Sanskritçe yazıt, onu «Çandra» adlı bir kralın anısına diktirildiğini söyler; bu kralın büyük olasılıkla II. Çandragupta olduğu düşünülür. Sütunun on altı yüzyıldır neredeyse hiç paslanmaması, metalbilimcilerin uzun süre ilgisini çekti; araştırmalar, bunun demirin içindeki yüksek fosfor oranından ve yüzeyinde oluşan koruyucu bir tabakadan kaynaklandığını gösterdi. Sütun, Gupta döneminin metal işçiliğindeki ustalığının somut bir kanıtıdır.

Gupta sikkeleri de bu dönemin önemli kaynaklarındandır. Gupta hükümdarları, çok sayıda altın sikke bastırdı. Bu sikkeler, hükümdarları farklı biçimlerde gösterir: kimi okçu, kimi aslan avcısı, kimi at kurban töreni yapan bir kral olarak; Samudragupta'nın bazı sikkelerinde ise onu bir çalgı çalarken gösteren bir tasvir vardır. Bu sikkeler, yazıtlarla birlikte, hükümdarların kendilerini hem savaşçı hem de kültürlü, hem dinsel geleneklere bağlı hem de sanat sever olarak sunmak istediklerini gösterir.

Gupta döneminin sonu da tartışmalıdır. Beşinci yüzyılın ortalarında, II. Çandragupta'nın torunu Skandagupta, Orta Asya'dan gelen Hunlar olarak bilinen toplulukları geri püskürttüğünü yazıtlarında anlatır. Ama sonraki onlarca yılda, bu toplulukların saldırıları sürdü ve kuzeybatı Hindistan'ın bir bölümü onların denetimine geçti. Aynı dönemde, Gupta devletine bağlı yerel yöneticiler giderek bağımsızlaştı. İmparatorluğun sonu, tek bir yenilgiden çok, dış baskı ile iç parçalanmanın birlikte yarattığı bir süreçti. Bu, Roma İmparatorluğu'nun batı yarısının aynı yüzyıllarda yaşadığı dağılmayı hatırlatan bir paralelliktir. İki imparatorluk da, birbirinden habersiz, benzer bir baskıyla karşılaşmıştı.

Son olarak, Gupta döneminde Hinduizmin biçimlenmesi de önemli bir gelişmeydi. Bu dönemde, Vişnu ve Şiva gibi tanrılara adanmış taştan yapılmış ilk tapınaklar ortaya çıktı; büyük destanların ve dinsel metinlerin son biçimlerini aldığı düşünülür. Budizm ise hâlâ güçlüydü, ama sonraki yüzyıllarda Hindistan'da giderek zayıflayacaktı. Gupta dönemi, bu yüzden, Hindistan'ın dinsel haritasının yeniden çizildiği bir geçiş dönemi olarak da görülür.

Altın çağ imgesini sorgulatan bir başka kanıt, Orta Hindistan'daki Eran'da bulunan ve MS 510 yılına tarihlenen kısa bir yazıttır. Bu yazıt, bir savaşta ölen Goparaja adlı bir komutanın anısına dikilmiştir ve karısının, onu izleyerek cenaze ateşine girdiğini kaydeder. Bu, dul bir kadının kocasının cenaze ateşinde yanması uygulamasının, yani satinin, tarihi kesin olarak bilinen en eski yazılı kaydı olarak kabul edilir. Uygulamanın ne kadar yaygın olduğu tartışmalıdır; ama bu yazıt, sarayın ve kentlerin parlak kültürüyle anılan bir dönemde, kadınların yaşadığı başka bir gerçekliği hatırlatır. Bir dönemin «altın» olup olmadığını sorarken, bu tür kanıtlar da hesaba katılmalıdır; bir yazıtın birkaç satırı, bir saray şiirinin sayfalarından daha çok şey anlatabilir.

Uzman Notu

Temel literatür

  • James Legge (çev.), A Record of Buddhistic Kingdoms: Being an Account by the Chinese Monk Fâ-Hien of His Travels in India and Ceylon (Oxford: Clarendon Press, 1886).
  • J. F. Fleet, Inscriptions of the Early Gupta Kings and Their Successors, Corpus Inscriptionum Indicarum, cilt III (Kalküta, 1888).
  • Vincent A. Smith, The Early History of India (Oxford: Clarendon Press, 1904).
  • R. S. Sharma, Indian Feudalism: c. 300–1200 (Kalküta: University of Calcutta, 1965).
  • Romila Thapar, Early India: From the Origins to AD 1300 (Londra: Penguin, 2002).
  • Upinder Singh, A History of Ancient and Early Medieval India: From the Stone Age to the 12th Century (Delhi: Pearson Longman, 2008).

Arşiv ve kaynak

Faxian'ın yolculuk anlatısı, Legge çevirisiyle Project Gutenberg'de; Fleet'in Gupta yazıtları derlemesi, taranmış nüshasıyla archive.org'da bulunuyor. Allahabad'daki Aşoka ve Samudragupta sütunu, Delhi'deki demir sütun ve Gupta dönemine ait heykeller ile sikkeler, Hindistan'ın büyük müzelerinde ve ören yerlerinde görülebiliyor.

Açık sorular

  • Gupta dönemi, Hindistan'ın büyük bölümü için gerçekten bir refah dönemi miydi, yoksa yalnızca saray ve seçkinler için mi?
  • Toprak bağışları, Hindistan'da Avrupa'dakine benzer bir feodalleşmeye mi yol açtı?
  • Faxian'ın anlatısı, bir yabancının idealleştirmesi mi, yoksa güvenilir bir gözlem mi?

Mini sınav

  1. (Hedef 1) Zaferlerini anlatan övgü yazıtı Allahabad'daki bir Aşoka sütununun üzerine kazınan Gupta hükümdarı kimdir? A) I. Çandragupta B) Skandagupta C) II. Çandragupta D) Samudragupta
  2. (Hedef 2) Gupta döneminde Hindistan'ı gezip gördüklerini bir kitapta anlatan Çinli Budist keşiş kimdir? A) Faxian B) Xuanzang C) Kalidasa D) Aryabhata
  3. (Hedef 2) Bir hükümdarın soyunu ve zaferlerini süslü bir şiir diliyle anlatan yazıt türüne ne ad verilir? A) Ferman B) Prasasti C) Sutra D) Veda
  4. (Hedef 3) Faxian'a göre kente girerken bir tahta parçasına vurarak geldiklerini duyurmak zorunda olan topluluk hangisidir? A) Brahmanlar B) Tüccarlar C) Çandalalar D) Keşişler
  5. (Hedef 3) Gupta döneminde yaygınlaşan toprak bağışlarının bir tür «Hint feodalizmi»ne yol açtığını savunan tarihçi kimdir? A) Vincent Smith B) R. S. Sharma C) Romila Thapar D) Upinder Singh

Açık uçlu soru

(Hedef 3) Gupta döneminin «altın çağ» olarak adlandırılmasını değerlendir. Cevabında Faxian'ın mutlu ve adil bir ülke tablosunu, aynı anlatıdaki çandalaların durumunu, Samudragupta'nın Aşoka'nın sütununa kazınan fetih yazıtını ve Sharma'nın toprak bağışları üzerine görüşünü kullan. Bu dönem kimin için, hangi anlamda bir altın çağdı?

Cevaplar

  1. D — Bu hükümdar Samudragupta'dır.
  2. A — Bu keşiş Faxian'dır.
  3. B — Bu yazıt türüne prasasti denir.
  4. C — Bu topluluk çandalalardır.
  5. B — Bu görüş R. S. Sharma'ya aittir.

Kapsamlı bir cevap, Faxian'ın tablosunun bir Budist keşişin iyimser gözlemi olduğunu ama aynı metnin dışlanmış toplulukları da gösterdiğini belirtir. Samudragupta'nın yazıtının bir fatih imgesi sunduğunu, Sharma'nın toprak bağışlarının köylüleri bağımlı hâle getirdiğini savunduğunu; bu dönemin saray, seçkinler ve kentli tüccarlar için bir altın çağ, ama dışlanmış topluluklar ve köylüler için çok daha karmaşık bir dönem olduğunu, «altın çağ» adının da sonraki tarihçilerin bir yorumu olduğunu tartışır.

Sonraki bölüme köprü

Gupta döneminin kentlerinde, bağışlar bakır levhalara ve taşa kazınıyor, astronomlar gökyüzünü hesaplıyordu. Bu bağış kayıtlarından biri, birkaç yüzyıl sonra Gwalior'da bir tapınak duvarına yazılacak ve içindeki sayılarda küçük bir daire taşıyacaktı. Sonraki bölüm o dairenin peşine düşüyor: boş bir basamağı gösteren işaret, Aryabhata'dan Brahmagupta'ya, nasıl kuralları olan bir sayıya dönüştü, ve sıfırı gerçekten kim buldu?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Görsel plan ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel plan

  • 0:00–1:15 Kanca: çölü ve dağları aşan yaşlı bir keşişin silüeti; bir harita üzerinde Çin'den Hindistan'a uzanan yol.
  • 1:15–3:10 Bağlam: Aşoka'nın sütununun yanına yeni satırların kazınması; genişleyen bir krallık.
  • 3:10–5:05 Gelişme — Faxian'ın gördüğü ülke: kentte hastalara bakılan bir ev; bir saray sahnesinde oynanan bir oyun; gökyüzünü hesaplayan bir astronom.
  • 5:05–7:20 Dönüş noktası — altın çağın bedeli: bir kentin kapısında bir tahta parçasına vuran bir silüet; bakır levhalara kazınan bağış kayıtları.
  • 7:20–9:30 Kapanış: parlayan bir altın sikkenin iki yüzü; bir yüzünde saray, öbür yüzünde köy.

Kişiler yüzsüz silüet; dışlanma ve aşağılanma sahneleri doğrudan gösterilmez, soyut biçimlerle simgesel olarak verilir.